Antalyalı Prof. Dr. Ömer Özkan'dan tıp dünyasına kritik mesaj: Kendi ilacımızı ve teknolojimizi üretmeliyiz
Prof. Dr. Ömer Özkan, OMÜ akademik yıl açılışında yerli ilaç üretimi, organ nakli, yapay zekâ ve genetik teknolojilerinin Türkiye için önemini anlattı.
Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Samsun'da düzenlenen Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde tıp dünyasının geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Organ nakli, yapay zekâ, genetik araştırmalar ve biyoteknoloji alanındaki gelişmeleri değerlendiren Özkan, Türkiye'nin sağlık teknolojilerinde dışa bağımlılığını azaltması gerektiğini vurguladı. Özkan, "Ne yaparsanız yapın, kendi adresinizle, kendi ülkenizde yapın; teknoloji ve adres size ait olsun" sözleriyle yerli bilimsel üretimin önemine dikkat çekti.
PROF. DR. ÖMER ÖZKAN OMÜ'DE AÇILIŞ DERSİ VERDİ
Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nin 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni, Samsun'daki Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.
Törene Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan katıldı.
Programda Samsun Valisi Orhan Tavlı, OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Samsun Milletvekili Ersan Aksu, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çakmak, Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, Adalet Komisyonu Başkanı Nahit Köseoğlu, akademisyenler ve öğrenciler de yer aldı.
Törenin açılış dersini gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan, tıp tarihinden geleceğin sağlık teknolojilerine uzanan kapsamlı bir sunum yaptı.
"SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ BAŞARILARI TIP ALANINDA DA YAPMALIYIZ"
Prof. Dr. Ömer Özkan, konuşmasında Türkiye'nin sağlık alanındaki bilimsel üretim kapasitesini artırması gerektiğine dikkat çekti.
Özellikle kanser tedavisinde kullanılan immünoterapi ilaçları ve spinal müsküler atrofi (SMA) gibi yüksek maliyetli tedaviler üzerinden değerlendirmelerde bulunan Özkan, ilaç ve biyoteknoloji alanında dışa bağımlılığın önemli riskler taşıdığını belirtti.
Türkiye'de çok sayıda klinik araştırma yürütüldüğünü ancak bilimsel geliştirme ve üretim haklarının başka ülkelerde bulunabildiğini ifade eden Özkan, yalnızca araştırmalara katılmanın yeterli olmadığını söyledi.
Türkiye'nin kendi moleküllerini geliştiren, ilaç üreten ve bilimsel ürünlerinin haklarına sahip olan bir ülke haline gelmesi gerektiğini vurguladı.
Savunma sanayisinde elde edilen başarıların sağlık alanında da örnek alınabileceğini belirten Özkan, moleküler biyoloji, genetik, biyoteknoloji ve ilaç geliştirme çalışmalarının stratejik önem taşıdığını ifade etti.
TIPTA YENİ DÖNEM: MOLEKÜLER VE NANOTEKNOLOJİK GELİŞMELER
"İnsanlığın Kadim Hayalinden Günümüzün Gerçeğine: Organ, Doku Nakilleri ve Ötesi" başlıklı sunumunda tıbbın geçirdiği dönüşümü anlatan Prof. Dr. Ömer Özkan, sağlık teknolojilerinin giderek daha küçük ölçeklerde çalışmaya yöneldiğini belirtti.
Özkan, "Makro düzeyden biz mikroyu bıraktık, artık nano düzeye geçen, moleküler düzeye geçen tıpta çok güzel gelişmeler var arkadaşlar. Hepinizin ilgi duymasını istiyorum" dedi.
Moleküler düzeyde yürütülen araştırmaların ve nanoteknolojik uygulamaların geleceğin sağlık hizmetleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Özkan, gençlerin bu alanlara yönelmesini istedi.
"AMAÇ SADECE UZUN YAŞAMAK DEĞİL, SAĞLIKLI YAŞAMAK"
Konuşmasında insanlığın tarih boyunca uzun ve sağlıklı yaşam arayışına değinen Prof. Dr. Ömer Özkan, geçmişte simyacıların ölümsüzlük arayışlarından günümüzün modern tıp araştırmalarına kadar uzanan süreci değerlendirdi.
Geçmiş dönemlerde salgın hastalıklar, savaşlar ve enfeksiyonların yaşam süresi üzerindeki etkilerine dikkat çeken Özkan, modern tıbbın insan ömrüne ilişkin araştırmalarda önemli ilerlemeler sağladığını belirtti.
Telomerler ve yaşlanma araştırmaları üzerinden insan yaşam süresinin üst sınırına ilişkin bilimsel modellerin geliştirildiğini aktardı.
Özkan, uzun yaşamın tek başına yeterli olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Hiç kimseye muhtaç olmadan iyi şekilde, huzurlu şekilde, sıhhatli bir şekilde yaşamanın lüksünü nasıl yaşayabiliriz diye düşünmemiz gerekiyor."
Özkan, sağlık teknolojilerindeki ilerlemelerin yalnızca yaşam süresini uzatmayı değil, bireylerin yaşam kalitesini artırmayı da hedeflemesi gerektiğini vurguladı.
ORGAN NAKLİNDE TÜRKİYE'NİN BAŞARILARINI ANLATTI
Prof. Dr. Ömer Özkan, açılış dersinde organ ve doku nakli cerrahisinin tarihsel gelişimine de geniş yer ayırdı.
İlk böbrek ve kalp nakillerinden günümüzdeki ileri cerrahi tekniklere kadar önemli dönüm noktalarını değerlendiren Özkan, bağışıklık sistemi ve doku reddi konularındaki bilimsel gelişmeleri anlattı.
Burun rekonstrüksiyonu, estetik cerrahi ve mikrocerrahi uygulamalarının tarihsel süreçte nasıl geliştiğine değinen Özkan, farklı kültürlerde ortaya çıkan cerrahi yöntemlerin modern tıp üzerindeki etkilerini aktardı.
KOL VE RAHİM NAKLİ OPERASYONLARINI ÖĞRENCİLERLE PAYLAŞTI
Akdeniz Üniversitesi'nde ekibiyle birlikte gerçekleştirdiği öncü kol ve rahim nakli operasyonlarına değinen Prof. Dr. Ömer Özkan, bu süreçlerde karşılaşılan bilimsel, hukuki ve operasyonel zorlukları öğrencilerle paylaştı.
Özkan, rahim nakli sonrasında doğum gerçekleştirilmesinin tıp literatürüne önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
Organ ve doku nakillerinde elde edilen deneyimin Türkiye'nin uluslararası sağlık alanındaki konumunu güçlendirdiğini belirten Özkan, bu başarıların sağlık turizmine de katkı sağladığını söyledi.
GELECEĞİN TIP TEKNOLOJİSİ: LABORATUVARDA ORGAN ÜRETİMİ
Prof. Dr. Ömer Özkan'ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de geleceğin organ üretimi teknolojileri oldu.
Rejeneratif tıp, hücresel tedaviler, kök hücre araştırmaları ve üç boyutlu biyoyazıcılar üzerinde durdu.
Bu teknolojilerin doku onarımı ve organ üretimi çalışmalarında önemli bir araştırma alanı oluşturduğunu belirten Özkan, gelecekte nakil cerrahisinin yeni yöntemlerle gelişebileceğini ifade etti.
Organ nakillerinde bağışıklık sisteminin nakledilen dokuyu reddetmesini önlemeye yönelik tolerans mekanizmalarını da ele aldı.
Özkan ayrıca, hayvanlardan insanlara organ veya doku naklini ifade eden ksenotransplantasyon çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.
Bu alanlardaki çalışmaların önemli bir bölümünün hâlen araştırma ve geliştirme aşamasında olduğu biliniyor.
GENETİK HASTALIKLARIN TEDAVİSİNDE YENİ ARAŞTIRMALAR
Genetik araştırmaların tıp dünyasında yeni olanaklar oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Özkan, genlerin değiştirilmesine yönelik teknolojilere değindi.
Özkan, Down sendromu gibi genetik durumlara yönelik anne karnında müdahale olasılıklarının geleceğin araştırma başlıkları arasında değerlendirildiğini anlattı.
Bu tür uygulamaların henüz yerleşik bir tedavi yöntemi olmadığı, bilimsel araştırmaların uzun vadeli potansiyeli kapsamında ele alındığı önem taşıyor.
Genetik ve moleküler düzeydeki gelişmelerin gelecekte sağlık hizmetlerini dönüştürebileceğini belirten Özkan, araştırmaların önemini vurguladı.
YAPAY ZEKÂ HEKİMLERİN YERİNİ ALACAK MI?
Prof. Dr. Ömer Özkan, yapay zekâ ve yazılım teknolojilerinin sağlık alanındaki kullanımını da değerlendirdi.
Yapay zekâ uygulamalarının tıbbi süreçlerde hekimlere yardımcı olabileceğini belirten Özkan, teknolojinin gelişmesine rağmen uzmanlık ve anatomi bilgisinin önemini koruyacağını söyledi.
Tıp alanında dijital teknolojilerin yaygınlaşmasının yeni fırsatlar oluşturduğunu ifade eden Özkan, hekimlik bilgisinin ve mesleki deneyimin belirleyici olmaya devam edeceğine dikkat çekti.
GENÇLERE TIP, MÜHENDİSLİK VE BİLİŞİM ÇAĞRISI
Üniversite öğrencilerinin meslek tercihlerine de değinen Prof. Dr. Ömer Özkan, Türkiye'nin yalnızca sağlık alanında değil, mühendislik, bilişim ve temel bilimlerde de nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Tıp fakültelerine yönelik yoğun ilginin yanında teknoloji geliştiren ve bilimsel üretime katkı sunan diğer meslek alanlarının da önemsenmesi gerektiğini söyledi.
Özkan, gençlere kendi ülkelerinde bilimsel üretim yapmaları ve geliştirdikleri teknolojilerin fikrî haklarına sahip çıkmaları çağrısında bulundu.
OMÜ REKTÖRÜ AYDIN: "GENÇLERİMİZİN UFKUNA IŞIK TUTUYOR"
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, açılış töreninde üniversitenin akademik çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.
OMÜ'nün yaklaşık 48 bin öğrencisi bulunduğunu belirten Aydın, bilimsel ilerlemede örnek alınabilecek başarı hikâyelerinin önemine değindi.
Prof. Dr. Ömer Özkan'ın mikrocerrahi ve organ nakli alanındaki çalışmalarının gençler için önemli bir örnek oluşturduğunu ifade eden Aydın, "Bilimsel ilerlemenin en önemli motivasyon kaynağı 'yapabilirim' duygusudur" dedi.
Aydın, programa katılan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan'a da teşekkür etti.
VALİ TAVLI'DAN YENİ AKADEMİK YIL MESAJI
Samsun Valisi Orhan Tavlı, Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nin kuruluşundan bu yana Türkiye'nin bilim ve eğitim hayatına önemli katkılar sunduğunu belirtti.
Vali Tavlı, Prof. Dr. Ömer Özkan'ın açılış dersiyle başlayan 2026-2027 Akademik Yılı'nın verimli ve başarılı geçmesini diledi.
"TEKNOLOJİ VE ADRES SİZE AİT OLSUN"
Prof. Dr. Ömer Özkan, konuşmasının sonunda Türkiye'nin bilimsel üretimde bağımsızlığını güçlendirmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı.
Genç akademisyenlere ve öğrencilere seslenen Özkan, "Ne yaparsanız yapın, kendi adresinizle, kendi ülkenizde yapın; teknoloji ve adres size ait olsun" mesajını verdi.
Katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bölümün ardından OMÜ Akademi Ödülleri takdim edildi.
Tören, aile fotoğrafının çekilmesiyle sona erdi.
Tepkiniz ne oldu?