<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
    <title>Antalya Haber | Son Dakika Antalya Haberleri &amp; Orange Haber &amp; : Sağlık</title>
    <link>https://orangemedya.com.tr/rss/category/antalya-saglik-haberleri</link>
    <description>Antalya Haber | Son Dakika Antalya Haberleri &amp; Orange Haber &amp; : Sağlık</description>
    <dc:language>tr</dc:language>
    <dc:creator></dc:creator>
    <dc:rights>Orange Haber &amp; Antalya Yerel Dijital Gazetesi | Son Dakika ve Güncel Haberler</dc:rights>
    <item>
        <title>Uzmanlar Uyarıyor: Otizmin İlk 3 Belirtisini Tanıyın, Vakit Kaybetmeyin</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlar-uyariyor-otizmin-ilk-3-belirtisini-taniyin-vakit-kaybetmeyin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlar-uyariyor-otizmin-ilk-3-belirtisini-taniyin-vakit-kaybetmeyin</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>2 Nisan Otizm Farkındalık Günü, otizmin erken tanınmasının ve doğru destek mekanizmalarının hayati rolünü gündeme taşıyor. İletişim, sosyal etkileşim ve davranış alanlarında ortaya çıkan farklılıklar, erken dönemde fark edildiğinde bireyin gelişim süreci doğrudan etkileniyor. Bu süreçte ailelerin ve eğitim sisteminin rolü belirleyici hale geliyor.</h2>
</div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>Otizm, yaşam boyu süren nörogelişimsel bir farklılık olarak erken belirtilerle kendini gösterir ve erken müdahale süreci doğrudan değiştirir. 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü, yalnızca tanı koymayı değil; eğitim, sosyal uyum ve eşit fırsatlar açısından bireylerin yaşam kalitesini artıracak adımların önemini ortaya koyar. Bu yaklaşım, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir dönüşümü zorunlu kılar.</p>
<h2><strong>OTİZM NEDİR?</strong></h2>
<p>Dünya Sağlık Örgütü'ne göre; dünya çapında yaklaşık her 127 kişiden 1'i otizm tanısı alıyor. Otizm; sosyal etkileşim, iletişim ve davranış alanlarını etkileyen, yaşam boyu devam eden bir nörogelişimsel farklılık olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde sağlık kaybına neden olan ilk 10 beyin sağlığı sorunu arasında yer alıyor.</p>
<h2><strong>OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ TARİHÇESİ VE ÖNEMİ</strong></h2>
<p>Otizm; iletişim, davranış ve sosyal etkileşim alanlarını farklı düzeylerde etkileyen, yaşam boyu devam eden nörogelişimsel bir farklılık olarak tanımlanır. Aralık 2007'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen karar, Otizm Spektrum Bozukluğu bulunan bireylerin yaşam koşullarının iyileştirilmesini küresel bir öncelik haline getirdi. Süreç içinde farkındalık çalışmaları yalnızca bilgilendirme düzeyinde kalmadı; toplumsal önyargıların kırılmasında ve kabul kültürünün güçlenmesinde önemli bir rol oynadı.</p>
<p>Odak artık kabul, erişilebilirlik ve eşit fırsatlar üzerinde yoğunlaşıyor. Eğitimden iş hayatına kadar uzanan bu dönüşüm, destekleyici ortamların yaygınlaşmasını ve kapsayıcı politikaların güçlenmesini gerektiriyor. Böylece otizmli bireylerin toplumsal yaşama tam katılımı mümkün hale gelirken, ortaya çıkan fayda tüm topluma yayılıyor.</p>
<h2><strong>ÇOCUKLARDA OTİZMİN 3 ERKEN BELİRTİSİ</strong></h2>
<p>Otizm spektrum bozukluğu, çocukluk döneminde sosyal etkileşim, iletişim ve davranış alanlarında farklı gelişimle kendini gösterir. İlk belirtiler genellikle 12-24 ay arasında ortaya çıkar. Erken fark edilen işaretler, tanı ve müdahale sürecini hızlandırır. Bu da çocuğun dil, sosyal beceri ve öğrenme kapasitesinde belirgin iyileşme sağlar. İşte Healthy Children makalesine göre çocuklarda otizmin 3 erken belirtisi…</p>
<h3><strong>Ortak Dikkat Eksikliği Erken Sinyal Verir</strong></h3>
<p>Ortak dikkat, çocuğun bir nesneye ya da olaya bakarken aynı anda başka bir kişiyle bağlantı kurabilmesidir. Bebekler 12 aydan itibaren işaret edilen nesneye bakar, ardından ebeveynine dönerek tepki verir. 15-18 ay arasında ise dikkat çekmek için işaret etme davranışı güçlenir.</p>
<p>Otizm spektrumundaki çocuklarda bu süreç farklı ilerler. Çocuk, işaret edilen nesneye bakmayabilir, göz teması kurmayabilir veya iletişim kurmak yerine ebeveynin elini kullanarak ihtiyacını karşılamaya çalışabilir. Bu durum, erken dönemde en kritik ayrım noktalarından biridir.</p>
<h3><strong>Dil Gelişiminde Gecikme ve Farklı Kullanım</strong></h3>
<p>Otizmde dil gelişimi sadece gecikmez; aynı zamanda farklı bir kullanım biçimi gösterir. Çocuk kelimeleri öğrenebilir ancak iletişim kurmak için kullanmayabilir. Örneğin bazı çocuklar nesnelerin adlarını söyleyebilir ancak bir şey istemek için kelime kullanmaz. Ayrıca duyduklarını uzun süre aynı şekilde tekrar etme eğilimi görülebilir. Bu durum "ekolali" olarak tanımlanır.</p>
<p>Bazı vakalarda ise çocuk erken yaşta konuşmaya başlar gibi görünür. Ancak konuşma biçimi yaşına uygun olmayabilir; yetişkin dili gibi kalıplaşmış ifadeler kullanabilir.</p>
<h3><strong>Gelişimde Gerileme Kritik Eşik Oluşturur</strong></h3>
<p><strong><span>Otizmli çocukların yaklaşık dörtte birinde gelişimsel gerileme görülür. Çocuk daha önce kazandığı kelimeleri, sosyal tepkileri veya iletişim becerilerini kaybedebilir. Bu gerileme çoğunlukla 15-24 ay arasında ortaya çıkar. Çocuk daha içine kapanık hale gelebilir, ismine tepki vermeyebilir ve sosyal etkileşimden uzaklaşabilir.</span></strong></p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202604/image_870x580_69cf51b183166.jpg" length="66495" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 08:35:49 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıkta Kritik Eşik Geçildi: Kanser Taramalarında 7,7 Milyon Hedefi Aşıldı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikta-kritik-esik-gecildi-kanser-taramalarinda-77-milyon-hedefi-asildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikta-kritik-esik-gecildi-kanser-taramalarinda-77-milyon-hedefi-asildi</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 2025 yılında milyonlarca vatandaşa ücretsiz kanser taraması yapıldığını açıkladı. Taramalar sonucunda binlerce kişiye teşhis konularak tedavi süreci başlatıldığını belirten Memişoğlu, erken teşhisin hayat kurtardığını vurguladı.</h2>
</div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-pages article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<div class="article-paging flex flex-col gap-6" data-index="1" data-paging="paging">
<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, 2025 yılı boyunca yürütülen kanser tarama çalışmalarına ilişkin verileri paylaştı. Milyonlarca vatandaşa ulaşılan taramalar sayesinde erken teşhis oranlarının arttığını belirten Memişoğlu, sağlıkta önleyici yaklaşımın önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>ERKEN TEŞHİSLE BİNLERCE HAYAT KURTULDU</strong></p>
<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 2025 yılında<span> </span><strong>"Erken teşhis hayat kurtarır"</strong><span> </span>anlayışıyla 7 milyon 700 bin vatandaşa ücretsiz kanser taraması yapıldığını açıklayarak şu ifadeleri kullandı:</p>
<p><strong>"Sağlıkta hedefimiz net: Hastalık ortaya çıkmadan önlemek, erken yakalamak ve tedavi etmek. 2025 yılında 'Erken teşhis hayat kurtarır' şiarıyla; 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser tarama hizmeti sunduk. 276 bin vatandaşımızda riskli bulgu saptadık ve ileri tetkik için üst basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirdik. Yapılan değerlendirmeler neticesinde, yaklaşık 28 bin vatandaşımıza kanser tanısı koyarak tedavi süreçlerini başlattık. Erken teşhis sayesinde bu hastalarımızın büyük bir kısmı sadece küçük cerrahi müdahalelerle sağlığına kavuştu.</strong></p>
<p><strong>SMS HATIRLATMALARIYLA BAŞVURULAR ARTTI</strong></p>
<p><strong>2025 yılında başlattığımız uygulamayla 15,4 milyon vatandaşımıza gönderdiğimiz toplam 39 milyon hatırlatıcı SMS ile kanser tarama başvurularında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştık. Taramalarımızla hayatı koruyor, tedavi süreçlerini basitleştiriyoruz. Hiçbir şikayeti olmasa bile, ücretsiz kanser taramalarımızdan yararlanmak üzere; Aile Sağlığı Merkezlerimize, KETEM'lerimize, Sağlıklı Hayat Merkezlerimize başvurabileceklerini sevdiklerimize hatırlatalım"</strong></p>
<p><strong></strong></p>
</div>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202604/image_870x580_69ce02f59ece0.jpg" length="39770" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 08:47:39 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Saniyeler Hayat Kurtarır! Uzmanlardan Kalp Krizi ve Durması Hakkında Kritik Uyarı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saniyeler-hayat-kurtarir-uzmanlardan-kalp-krizi-ve-durmasi-hakkinda-kritik-uyari</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saniyeler-hayat-kurtarir-uzmanlardan-kalp-krizi-ve-durmasi-hakkinda-kritik-uyari</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Başakşehir’de yaşanan ve kalbi duran bir polis memurunun yapılan müdahaleyle yeniden hayata döndürülmesi, kalp masajı ve yeniden canlandırma uygulamalarının önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlar, bu tür kritik anlarda saniyelerin bile belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.</h2>
</div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-pages article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<div class="article-paging flex flex-col gap-6" data-index="1" data-paging="paging">
<p>Başakşehir'deki trafik kazasının ardından kalbinin durduğu belirtilen genç polis memuru için önce "şehit oldu" haberleri yayıldı. Ancak olay yerinde yapılan doğru ve zamanında kalp masajı (CPR) müdahalesi, hayatla ölüm arasındaki çizgiyi değiştirdi. Bu kritik olay, ilk yardımın ne kadar belirleyici olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p>
<p><strong>SANİYELER HAYATI BELİRLİYOR</strong></p>
<p>Ani kalp durmalarında en kritik unsurun zaman olduğuna dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, erken müdahalenin hayatta kalma ihtimalini ciddi şekilde artırdığını vurguladı. Kalp masajı ve solunum desteğinin gecikmeden uygulanmasının yalnızca kalbi değil, beyin fonksiyonlarını da koruduğunu belirten Boztosun, özellikle genç hastalarda olumlu sonuçların daha sık görüldüğünü ifade etti.</p>
<p><span>Uzman isim, bazı vakalarda yeniden canlandırma süresinin 1 saati aşabildiğini, ancak doğru teknikle yapılan müdahalelerin hastayı yeniden hayata döndürebildiğini söyledi.</span></p>
<p><strong>DOĞRU TEKNİK, DOĞRU KİŞİ</strong></p>
<p>Kalp masajı ve CPR uygulamalarının herkes tarafından bilinmesi gerektiği düşünülse de, bilinçsiz müdahalenin ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çekiliyor. Prof. Dr. Boztosun'a göre, bu tür durumlarda eğitimli kişiler tarafından yapılan müdahaleler başarı şansını belirgin şekilde artırıyor.</p>
<p>Yanlış teknikle yapılan kalp masajının hem zaman kaybına yol açabileceği hem de hastaya zarar verebileceği ifade ediliyor.</p>
<p></p>
</div>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202604/image_870x580_69ccbb7b97198.jpg" length="42924" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 09:30:22 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Mantar Mevsimi Geldi, Tehlike Kapıda: Yabani Mantara Karşı Kritik Uyarı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/mantar-mevsimi-geldi-tehlike-kapida-yabani-mantara-karsi-kritik-uyari</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/mantar-mevsimi-geldi-tehlike-kapida-yabani-mantara-karsi-kritik-uyari</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Erzincan’da baharın gelmesiyle birlikte doğada kendiliğinden yetişen mantarlara ilgi artarken, uzmanlar bilinçsiz tüketimin ciddi zehirlenmelere ve ölüme yol açabileceği uyarısında bulundu.</h2>
</div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>Doğal alanlarda yetişen mantarların kontrolsüz şekilde tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, vatandaşların yalnızca denetimli ve onaylı kültür mantarlarını tercih etmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Türkiye'de doğada yetişen yaklaşık 40 yenilebilir mantar türü bulunduğunu, buna karşılık yaklaşık 100 türün ise zehirli olduğunu ifade eden uzmanlar, bazı türlerin ölümcül etkilere sahip olabildiğine dikkat çekti.</p>
<p>Zehirli ve zehirsiz mantarların dış görünüşle ayırt edilemeyeceğini belirten uzmanlar, "Birbirine çok benzeyen mantar çeşitlerinden biri zehirliyken diğeri yenilebilir olabilir. Bu nedenle doğadan toplanan mantarların tüketilmesi ciddi risk taşır." uyarısında bulundu.</p>
<p>Mantar zehirlenmelerinin özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde arttığını kaydeden uzmanlar, yabani mantarların tüketilmesi halinde başta sindirim sistemi olmak üzere merkezi sinir sistemi, karaciğer ve böbreklerde ciddi hasar oluşabileceğini bildirdi.</p>
<p>Zehirlenmelerin önlenmesinin en etkili yolunun doğada yetişen mantarların tüketilmemesi olduğunu vurgulayan uzmanlar, bunun yerine kültür mantarlarının tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Uzmanlar, mantar tüketimi sonrası sersemlik, mide bulantısı, kusma, ishal, terleme, bulanık görme, tansiyon düşüklüğü ve nabız artışı gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Zehirlenme belirtilerinin bazı durumlarda mantar tüketiminden saatler sonra ortaya çıkabileceğine işaret eden uzmanlar, ağır vakalarda karaciğer ve böbrek yetmezliği, koma ve ölüm riskinin bulunduğunu kaydetti.</p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69ca0d44355ac.jpg" length="66212" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 08:42:33 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Migrende Ezber Bozan Keşif: Beyindeki &amp;apos;Gerçek&amp;apos; Neden Ortaya Çıktı!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/migrende-ezber-bozan-kesif-beyindeki-gercek-neden-ortaya-cikti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/migrende-ezber-bozan-kesif-beyindeki-gercek-neden-ortaya-cikti</guid>
        <description><![CDATA[ <h2>Türkiye'de yürütülen nörogörüntüleme araştırması migrenin yalnızca baş ağrısından ibaret olmadığını ortaya koydu. Migrenli bireylerin beyni tekrarlayan görsel uyaranları filtreleyemiyor ve bu sinyaller ağrı mekanizmalarıyla ilişkilendiriliyor.</h2>
<p><span>Migrenin sadece baş ağrısı olmadığı, beynin bazı bölgelerindeki işleyişle yakından ilişkili olabileceği yeni bir bilimsel araştırmayla ortaya kondu. Nörobilim ve Nöroteknoloji Mükemmeliyet Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi (NÖROM) tarafından yürütülen ve Ankara Üniversitesi araştırmacılarının katkı sunduğu çalışma, migrenli bireylerin görsel uyaranlara farklı beyin tepkileri verdiğini gösterdi.</span></p>
<p><strong><span> </span>MİGRENLİ BEYİN GÖRSELLERİ FARKLI ALGILIYOR</strong></p>
<p>Araştırmaya göre migren hastalarının beyni tekrarlayan görsel uyaranlara alışma tepkisi geliştiremiyor. Normal bir beyinde aynı uyarı tekrarlandığında beynin verdiği tepki giderek azalıyor. Migrenli bireylerde ise bunun tam tersi görülüyor. Beyin, tekrar eden uyaranları önemsiz olarak görmüyor ve tepkiyi artırarak algılamaya devam ediyor.</p>
<p>Bilim insanlarına göre bu durum, görsel uyaranların doğrudan ağrı mekanizmalarıyla ilişkilendirilmesine yol açabiliyor.</p>
<p><strong>ARAŞTIRMANIN ÖNE ÇIKAN SONUÇLARI</strong></p>
<p>Çalışma kapsamında 30'u migren hastası, 29'u sağlıklı olmak üzere toplam 59 kadın katılımcı incelendi. Araştırmaya katılan migren hastalarının deney sırasında migren atağı geçirmiyor olmalarına rağmen görsel uyaranlara karşı farklı beyin tepkileri verdiği tespit edildi. Bu durum migrenli beynin duyusal bilgiyi işleme biçiminin farklı olabileceğini gösterdi.</p>
<p><strong>TEPKİ BEYNİN KONTROL MERKEZİNDE ORTAYA ÇIKIYOR</strong></p>
<p>Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri tepkinin beynin arka görsel merkezinde değil, ön kısmında ortaya çıkması oldu. NÖROM Müdürü Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay Belen'e göre migrenli beyinde tekrarlayan uyaranlara verilen tepki giderek artıyor. Bu artışın beynin<span> </span><strong>orbitofrontal korteks</strong><span> </span>adı verilen ve üst düzey kontrol merkezi olarak bilinen bölümünde gerçekleştiği tespit edildi. Bu bölge, gelen uyarıları değerlendirerek onların zararlı mı faydalı mı olduğuna karar veriyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69c76eee95053.jpg" length="44906" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 09:02:34 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya’da Kritik Zirve: Solunum Hastalıkları Dünyanın Bir Numaralı Ölüm Nedeni.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-kritik-zirve-solunum-hastaliklari-dunyanin-bir-numarali-olum-nedeni</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-kritik-zirve-solunum-hastaliklari-dunyanin-bir-numarali-olum-nedeni</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span> Antalya'da düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi'nde, solunum hastalıklarının dünyada ve Türkiye'de artan yükü, KOAH, akciğer kanseri, enfeksiyonlar ve hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı. Kongrede konuşan Prof. Dr. Gülistan Karadeniz, "Solunum hastalıkları hem ülkemizde hem dünyada çok sık görülmekte ve başlıca hastalık ve ölüm nedeni olmaktadır" derken, Prof. Dr. Tevfik Özlü ise küresel ısınmanın hava kalitesini bozduğunu, polen yoğunluğunu artırarak alerjik hastalıkları tetikleyebildiğini dile getirdi.</span><br><span>Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi, Antalya'da başladı. Belek turizm merkezindeki bir otelde gerçekleştirilen kongrenin basın toplantısında, akciğer sağlığına ilişkin güncel literatür, bilimsel çalışmalar ve son rehberler ışığında solunum sistemi hastalıkları tüm yönleriyle ele alındı. Kongrede, hem hekimlerin bilgi ve becerilerinin güncellenmesi hem de toplum sağlığının geliştirilmesine katkı sunacak başlıklar gündeme taşındı.</span><br><br><span>"Göğüs hastalıkları hekimlerine binen yük her zamankinden daha da fazladır"</span><br><span>Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi 2026 Kongre Başkanı Prof. Dr. Gülistan Karadeniz, kongrenin hem mesleki gelişim hem de toplum sağlığı açısından önemli bir misyon üstlendiğini belirterek, "Bu yıl 11.'sini düzenlemenin büyük gururu ve heyecanıyla göğüs hastalıkları hekimlerimize yönelik bilgi paylaşımı, yenilikçi yaklaşımların güncellenmesi, pratik uygulamalar ile meslektaşlarımıza destek olmaya ve ülkemizdeki insanların akciğer sağlığını geliştirmeye gayret ediyor ve bunun mutluluğu ve sevincini yaşıyoruz. Solunum hastalıkları hem ülkemizde hem dünyada çok sık görülmekte ve başlıca morbidite ve mortalite nedeni olmaktadır" sözleriyle hastalık yükünün boyutuna işaret etti.</span><br><span>Solunum hastalıklarının yaygınlığı nedeniyle göğüs hastalıkları uzmanlarının sorumluluğunun arttığını vurgulayan Karadeniz, "Bu nedenle göğüs hastalıkları hekimlerine binen yük her zamankinden daha da fazladır. Bu nedenle kongremizde göğüs hastalıkları hekimlerimizin bilimsel yenilikleri, tecrübelerini ve pratiklerini geliştirmeleri ve multidisipliner etkileşim ile bilgilerini güncellemeleri, toplumumuzdaki insanların akciğer sağlığının geliştirilmesi açısından çok önemli ve kıymetlidir" ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>"Kronik obstrüktif akciğer hastalığı tüm dünyada yaklaşık yüzde 10 gibi sıklıkla görülmekte"</span><br><span>Karadeniz, kongrede ele alınan başlıklara da değinerek, "Kronik obstrüktif akciğer hastalığı tüm dünyada yaklaşık yüzde 10 gibi sıklıkla görülmekte. Yani 10 kişiden birinde görülmekte ve dünya genelinde ve ülkemizde önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olmaktadır" dedi.</span><br><span>Akciğer kanserinin de hem kadınlarda hem erkeklerde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan kanser türlerinden biri olduğunu belirten Karadeniz, "Akciğer enfeksiyonları hem kış aylarında artmakta, COVID'de gördüğümüz gibi her zaman akciğerleri tutarak mortaliteyi arttıran bir enfeksiyondur. Bu nedenle hem akciğer enfeksiyonlarındaki hem KOAH'taki hem akciğer kanserindeki tedavi yaklaşımlarının meslektaşlarımıza iletilmesi çok kıymetlidir" dedi. Karadeniz, kongreye 15 uluslararası bilim insanının çevrim içi ve yüz yüze katkı sunduğunu, Türkiye'den de 200'e yakın bilim insanının toplantılarda yer aldığını da sözlerine ekledi.</span><br><br><span>"Bu sadece bilimsel bir kongre değil"</span><br><span>Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği'nin ilk kadın genel başkanı Prof. Dr. Gamze Kırkıl ise kongrede hem göğüs hastalıkları hem de göğüs cerrahisine ilişkin kapsamlı oturumların yer aldığını söyledi. Kırkıl, "Biz kongremizde hem göğüs hastalıkları hem de göğüs cerrahisi ile ilgili oturumlara yer veriyoruz ve toplumda çok sık karşılaşılan astım, KOAH, akciğer kanseri ya da akciğer sertleşmesi gibi hastalıkların özellikle tanıları, tedavileri, takipleri nasıl yapılacak, bunlarla ilgili bilgiler vereceğiz" dedi.</span><br><span>Kongrenin eğitim yönünün de güçlü olduğunu vurgulayan Kırkıl, "Bu sadece aslında bir kongre değil, bilimsel bir kongre değil. Aynı zamanda vereceğimiz eğitimle aslında asistanlarımız, uzmanlarımız sahaya döndükleri zaman topluma çok daha iyi bir hizmet verecekler. Dolayısıyla bizim için aynı zamanda bir vizyon kongresi olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.</span><br><br><span>113 oturum, 190 sözlü bildiri, 322 poster bildiri</span><br><span>Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi 2026 Bilimsel Komite Başkanı Prof. Dr. Özlem Erçen Diken de kongrenin bilimsel programına ilişkin bilgi verdi. Diken, "Göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi alanında tanı, tedavi ve günlük pratiğe yönelik bilgi birikiminin arttırılması, güncel gelişmelerin paylaşılması ve mesleki etkileşimin güçlendirilmesi amacıyla son derece zengin ve kapsamlı bir bilimsel programa ev sahipliği yapıyoruz" dedi.</span><br><span>Diken, kongrenin ilk gününde teorik bilgilerin güncellenmesi ve pratik becerilerin geliştirilmesine yönelik 11 farklı konuda kurs gerçekleştirildiğini belirterek, "İzlenen günlerde ise bilimsel program, konferanslar, uydu oturumları, olgu konseyleri, yuvarlak masa, atölye çalışmaları ve asistan odaları ile çok yönlü bir biçimde sürecektir" diye konuştu. Kongre boyunca toplam 113 oturum planlandığını kaydeden Diken, 32 sözlü bildiri oturumunda 190 sözlü bildiri, 16 elektronik poster oturumunda ise 322 poster bildirinin bilim dünyasıyla paylaşılacağını söyledi.</span><br><br><span>Hava kirliliği, solunum hastalıklarına zemin hazırlıyor</span><br><span>Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü ise konuşmasında hava kirliliğinin akciğer sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Temiz hava solumanın temel bir hak olduğunu vurgulayan Özlü, "Nefes almanın da temiz bir hava solumak amaçlı olduğunu biliyoruz. Temiz hava soluma özgürlüğü her insanın doğuştan gelen bir hakkıdır ve bu hakkımızı korumak zorundayız. Akciğerlerimiz dışa açık organımız, her dakika hepimiz, tüm insanlık ortalama 10 litre havayı akciğerine alır ve tekrar geri verir" ifadelerini kullandı.</span><br><span>Özlü, dış ortam hava kirliliğinin kentleşme, sanayileşme, motorlu taşıtlar, endüstriyel faaliyetler, inşaatlar ve orman yangınları gibi pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıktığını belirterek, bu kirli havanın içinde bulunan zararlı gazların ve ince partiküllerin solunum sistemi başta olmak üzere tüm vücut üzerinde olumsuz etkiler meydana getirdiğini anlattı. Özlü, hava kirliliğinin kısa vadede burun tıkanıklığı, hapşırık, geniz akıntısı, boğazda ve gözlerde yanma, öksürük, nefes darlığı ve hırıltı gibi şikâyetlere yol açabildiğini, uzun vadede ise KOAH, astım ve alerjik hastalıkların gelişimine zemin hazırlayabildiğini kaydetti. Özlü, bu yönüyle hava kirliliğinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda doğrudan bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti.</span><br><br><span>"Görünmez tehdit"</span><br><span>Kapalı alanlardaki iç ortam hava kirliliğinin de en az dış ortam kadar önemli olduğunu vurgulayan Özlü, evlerde kullanılan yakıtlar, sigara dumanı, sentetik malzemeler, küf, rutubet ve ev tozu akarlarının ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Özlü, "O açıdan bu hava kirliliği görünmez bir tehdittir. Çoğu zaman farkına varmadığımız, önemsemediğimiz bir durumdur" diyerek, özellikle kapalı ortamların düzenli olarak havalandırılması gerektiğini dile getirdi.</span><br><br><span>Küresel ısınmanın hava kalitesine etkisi</span><br><span>Prof. Dr. Tevfik Özlü, küresel ısınmanın da akciğer sağlığı açısından göz ardı edilmemesi gereken bir başlık olduğunu belirterek, "Biliyorsunuz insanoğlunun ortaya çıkardığı sera gazları dediğimiz bir takım gazlar karbonmonoksit gibi, metan gibi bazı gazlar küresel ısınmaya yol açıyor ve bu küresel ısınma da hava kalitemizi bozuyor. Küresel ısınma, hem susuzluğa, kuraklığa hem tarım sektöründe bozulmalara da yol açar. Birçok alerjinin yoğunluğunu arttırabilir. Özellikle polen mevsiminin uzamasına ve havadaki polen yoğunluğunun artmasına neden olabilir. Bazı hava kirleticilerin yoğunluğunda artışa neden olarak yine de soluduğumuz havanın kalitesini bozabilir. Hava kalitemizin korunması için dış atmosfer havasının kalitesinin korunması için hepimizin duyarlı olması gerektiğini ifade ederek sözlerimi tamamlamak istiyorum" şeklinde konuştu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69c630e7a56df.jpg" length="69882" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 10:25:55 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>&amp;quot;Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Bir İlk: İleri Cerrahi Yöntemle Kansere Dur Dediler!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-bir-ilk-ileri-cerrahi-yoentemle-kansere-dur-dediler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-bir-ilk-ileri-cerrahi-yoentemle-kansere-dur-dediler</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde önemli bir başarıya imza atıldı. Hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay ve ekibi, hastanede ilk kez uygulanan Ultra Low Anterior Rezeksiyon (ULAR) operasyonuyla anal kanala çok yakın tümörlerde dahi bağırsak devamlılığını korumayı başardı.</span><br><span>Alanya'da yaşayan 65 yaşındaki Şaban Görgülü, makatta ağrı şikâyetiyle Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu. Hastanede görevli Hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay tarafından yapılan fizik muayene ve görüntüleme sonucunda anal kanala yalnızca 2 cm mesafede tümöral kitle tespit edildi. Görgülü, multidisipliner bir yaklaşımla, farklı branşlardaki hekimlerin görüş ve önerileri doğrultusunda tedavi altına alındı. Onkoloji uzmanları tarafından uygulanan neoadjuvan tedavi sayesinde tümör geriletildi ve anal kanala olan mesafe 4 cm'ye kadar çıkarıldı. Bu kritik sürecin ardından hastanın onayı alınarak Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay ve hastanede görevli Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ramazan Serdar Arslan tarafından Ultra Low Anterior Rezeksiyon (ULAR) operasyonu gerçekleştirildi. Söz konusu operasyon; kalın bağırsağın makata yakın son bölümünde yerleşen kanserlerin tedavisinde kullanılan, bağırsak devamlılığını koruyan ve stoma (torba) ihtiyacını en aza indirmeyi amaçlayan ileri bir cerrahi yöntem olarak öne çıkıyor.</span><br><br><span>Tür ameliyatları hastanemizde başarıyla gerçekleştiriyoruz</span><br><span>Hastanede ilk kez uygulanan ve başarıyla tamamlanan operasyon hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay, "Hekim arkadaşım Dr. Öğretim Üyesi Arslan ile birlikte yaptığımız ULAR yöntemi; özellikle rektumun alt kısmında, son 5-6 cm'de yerleşen ve dış sfinkter kaslarına yayılmamış tümörlerde uygulanır. Bu teknik sayesinde anüs ve dış sfinkter kasları korunabilmekte, hastaların bağırsak kontrolü büyük ölçüde devam etmektedir. Bu tür zorlu vakalarda en önemli hedef yalnızca kanserli dokunun tamamen çıkarılması değil aynı zamanda hastanın yaşam kalitesinin korunmasıdır. Özellikle anal kanala çok yakın tümörlerde; doğru hasta seçimi, uygun cerrahi teknik ve multidisipliner yaklaşım sayesinde kalıcı kolostomiye gerek kalmadan hastanın yaşam kalitesi korunarak başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" diye konuştu. İleri cerrahi teknikler ve ekip çalışmasının kanser tedavisinde kritik rol oynadığını vurgulayan Akay, "Ekibimizle birlikte bu tür ameliyatları hastanemizde başarıyla gerçekleştiriyoruz. Hastamız Şaban Görgülü‘nün ameliyatı da başarılı geçti. Takipleri hastanemiz tarafından sürdürülecektir" ifadesini kullandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69c3c6c125c03.jpg" length="74789" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 14:28:31 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&amp;apos;nde Bayram Bilançosu: 3 Bin 768 Hastaya Hizmet</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-bayram-bilancosu-3-bin-768-hastaya-hizmet</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-bayram-bilancosu-3-bin-768-hastaya-hizmet</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, Ramazan Bayramı tatili süresince Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunulduğunu açıkladı.</span><br><span>Bayram tatili süresince hastanede verilen sağlık hizmetlerini değerlendiren Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Arife günü de dâhil olmak üzere bayram tatili boyunca bin 221 sağlık personelimizle birlikte; Acil Servis, ameliyathane, yoğun bakım, doğumhane, diyaliz ve tüm yataklı servislerimizde kesintisiz sağlık hizmeti sunduk’’ dedi.</span><br><br><span>3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildi</span><br><span>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bayram tatili boyunca 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildiğini aktaran Karakuş ‘’Bayram tatilinde Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verirken, 81 hastamızın ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Ayrıca 121 hastamızın yatışı yapılarak tedavilerine yataklı servislerimizde devam edildi. Bu süreçte 4 bebeğimiz hastanemizde dünyaya gözlerini açtı ve ailelerinin mutluluğuna ortak olduk. 86 hastamıza diyaliz hizmeti verilirken, 5 hastamıza da anjiyo işlemi uygulandı. Yönetim ekibimiz, bayram süresince görev yapan sağlık personelimizle koordineli bir şekilde çalışarak hasta yoğunluğuna göre gerekli planlamaları ve takviyeleri gerçekleştirdi. Sağlık tesisimiz ve birimlerimiz yerinde incelenerek hizmetlerin aksamaması sağlandı. Bu yoğun süreçte büyük bir özveri ve ekip ruhuyla çalışan, Ramazan Bayramı’nı hastalarımızla birlikte geçirerek kesintisiz sağlık hizmeti sunan tüm meslektaşlarıma ve sağlık çalışanlarımıza şahsım ve vatandaşlarımız adına teşekkür ediyorum. Tedavisi devam eden hastalarımıza da acil şifalar diliyorum" ifadesini kullandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69c14b14d2239.jpg" length="90498" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 17:16:33 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Diyarbakır&amp;apos;da Tıp Dünyasını Şaşırtan Teşhis: Dünyanın 61. Vakası mı?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/diyarbakirda-tip-dunyasini-sasirtan-teshis-dunyanin-61-vakasi-mi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/diyarbakirda-tip-dunyasini-sasirtan-teshis-dunyanin-61-vakasi-mi</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Tıp literatüründe bugüne kadar sadece 60 kayıtla sınırlı kalan nadir bir vaka, Diyarbakır'da kolon kanseri tedavisi gören bir hastada tespit edildi. Yanmış et tüketimi ve geç teşhisin "uzuv kaybına" kadar varan sarsıcı sonuçlarını belgeleyen bu tablo, uzmanları 40 yaş üstü için hayati bir uyarı yapmaya sevk etti.</h2>
</div>
<div class="layout-slot-square md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>Diyarbakır'da yaşayan 38 yaşındaki bir hastada, kolon kanseri tedavisi sürerken tıp dünyasını hayrete düşüren bir komplikasyon gelişti. Literatürde yalnızca 60 kişide rastlanan kanserin bu özel yayılımının 10 tanesinin Türkiye'de görülmesi, dikkatleri bölgedeki genetik faktörlere ve beslenme alışkanlıklarına çevirdi.</p>
<p><strong>AĞRILAR NEDENİYLE 10 AYDIR UYUYAMIYORDU</strong></p>
<p>Üç yıl önce teşhis konulan hastanın tedavisi sürerken, penis bölgesinde beklenmedik bir kitle filizlendi. Şiddetli ağrılar nedeniyle 10 aydır günde 2 saat bile kesintisiz uyuyamayan ve yaşam kalitesi tamamen çöken hasta için doktorlar, "uzuv kaybı" içeren zorlu bir kararın eşiğine geldi.</p>
<p><strong>UZUV KAYBIYLA GELEN YENİ BİR NEFES</strong></p>
<p>Hastana hekimleri, bütün tedavi seçeneklerinin tükenmesinin ardından operasyon kararı aldı. Uzuv kaybı yaşamasına rağmen şiddetli acılarından kurtulan hastanın,<span> </span><strong>"Hocam artık uyuyabiliyorum, psikolojim düzeldi"</strong><span> </span>sözleri ileri evre hastalıkların yaşam kalitesi üzerindeki ağır baskısını bir kez daha kanıtladı.</p>
<p><strong>"YANMIŞ ET" VE BESLENME ALIŞKANLIĞI RİSKİ</strong></p>
<p>Vakayı inceleyen Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, özellikle bölgedeki beslenme kültürüne dikkat çekiyor. İşlenmiş, yanmış ve kızartılmış et tüketiminin kolon kanseri riskini doğrudan tetiklediğini belirten uzmanlar, Güneydoğu Anadolu'daki yüksek vaka sayılarını bu alışkanlıklara bağlıyor.</p>
<p><strong>40 YAŞ ÜSTÜ VE AİLE ÖYKÜSÜ OLANLARA KRİTİK UYARI</strong></p>
<p>Kolon kanserinin artık genç yaşlarda da görüldüğünü hatırlatan uzmanlar, erken tanının hayati önemini vurguluyor. Özellikle aile öyküsü olan ve 40 yaşını geçen bireylerin gastroenteroloji veya dahiliye bölümlerine başvurarak yılda en az bir kez tarama testinden geçmesi "hayat borcu" olarak nitelendiriliyor.</p>
<p><strong>DÜNYADA 60 KİŞİDE OLAN O HASTALIK</strong></p>
<p><strong>1. Bu vaka neden bu kadar istisnai kabul ediliyor?</strong><span> </span>Hastalığın alışılagelmiş sınırlarını aşarak belirli bir organı (penis) hedef alması, tıp tarihinde çok az rastlanan yapısal bir durumdur. Dünya genelindeki 60 vaka, bu durumun nadideliğini tescilleyen somut kayıtlardır.</p>
<p><strong>2. Erken teşhis bu akıbeti değiştirebilir miydi?</strong><span> </span>Evet. Uzmanlar, kolon kanserinin henüz ilk evrelerinde yakalanmasının hastalığın diğer organlara sızma (metastaz) ihtimalini ortadan kaldırdığını ve bu tür ağır sonuçları önlediğini belirtiyor.</p>
<p><strong>3. Kimler riskli grupta yer alıyor?</strong><span> </span>Beslenme alışkanlıkları işlenmiş gıdalara dayananlar, genetik mirasında kanser öyküsü taşıyanlar ve 40 yaş eşiğini geçenler düzenli takibin en asli özneleridir.</p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69c0d64dc5df9.jpg" length="32723" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 08:57:40 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>SGK Geri Ödeme Listesi Genişledi: 36 Yeni İlaç Kapsama Alındı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sgk-geri-odeme-listesi-genisledi-36-yeni-ilac-kapsama-alindi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sgk-geri-odeme-listesi-genisledi-36-yeni-ilac-kapsama-alindi</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 27’si yerli üretim toplam 36 ilacın Sosyal Güvenlik Kurumu geri ödeme listesine alındığını açıkladı. Yeni ilaçlar; hemofili, diyabet, enfeksiyon, alerji ve bağışıklık hastalıkları gibi farklı alanlardaki tedavileri kapsıyor.</h2>
</div>
<div class="layout-slot-square md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 27'si yerli üretim olmak üzere 36 ilacı daha Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) geri ödeme listesine dahil edildiğini duyurdu.</p>
<p><strong>36 İLAÇ DAHA GERİ ÖDEME LİSTESİNDE</strong></p>
<p>Bakan Işıkhan, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, SGK aracılığıyla vatandaşların ilaca ve tedaviye erişimini kesintisiz şekilde güçlendirmeye devam ettiklerini belirtti. Işıkhan,<span> </span><strong>"Bu kapsamda; hemofili, kan ürünü ve alerji aşısı başta olmak üzere, diyabet, enfeksiyon, enzim eksikliği ve bağışıklık hastalıklarını kapsayan, farklı tedavi alanlarına yönelik 27 tanesi yerli üretim olmak üzere toplam 36 ilacı daha geri ödeme listemize dahil ettik. Hastalarımıza şifa olmasını diliyor, tüm vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür temenni ediyor, hayırlı bayramlar diliyorum"<span> </span></strong>dedi.</p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69bf9ce29c9a9.jpg" length="80793" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 10:40:30 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Fıstık Kabuğundaki Mucize Dokunuş! Sağlıklı Yaşam İçin Yeni Keşif.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/fistik-kabugundaki-mucize-dokunus-saglikli-yasam-icin-yeni-kesif</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/fistik-kabugundaki-mucize-dokunus-saglikli-yasam-icin-yeni-kesif</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Ülkemiz başta olmak üzere dünyada yaygın şekilde tüketilen yer fıstığının kabuğunun, çelikten 200 kat daha güçlü olan grafen üretimi sağladığı açıklandı. Yapılan bilimsel çalışmalar ile bilinen en güçlü malzeme olan grafen üretiminin insanlık tarihi ve endüstride büyük bir devrime yol açacağı kaydediliyor. Bu sayede yer fıstığı kabuğunun yakıldığı zaman çevreye verdiği zarardan korunmak da mümkün hâle gelecek.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69be438057943.jpg" length="156470" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 10:06:49 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Vücudunuz Alarm Veriyor Olabilir: Şekerin 6 Olumsuz Etkisi.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/vucudunuz-alarm-veriyor-olabilir-sekerin-6-olumsuz-etkisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/vucudunuz-alarm-veriyor-olabilir-sekerin-6-olumsuz-etkisi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>Ramazan Bayramı denildiğinde akla şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde 'yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş' diye geri çevirilemeyen , sonrasında da 'Bir taneden zarar gelmez' diyerek yenilen tatlıları ya da günlük yaşamdaki şekerli yiyecekleri tüketmeden önce bir kez daha düşünmek gerekiyor.</p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, "Şeker ve tatlı tüketimi yalnızca diyabeti olan ya da yüksek kilolu kişilerin kaçınması gereken zararlı bir şey gibi düşünülse de yaygın inanışın aksine, tanı almış bir hastalığı olmayanların dahi günlük beslenme rutinlerinde yer almaması gereken bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü, günlük enerji gereksiniminizin ortalama yaklaşık 10'unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin; enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama 1 küçük porsiyon tatlıya eşittir" dedi.</p>
<h3 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">Kalp ve damar hastalıklarına yol açar</h3>
<p>Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir.</p>
<h3 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">İnsülin direnci ve Tip 2 diyabet riskini artırır</h3>
<p>Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği yanıt bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.</p>
<h3 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">Karaciğer yağlanmasına neden olur</h3>
<p>Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor. Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir.</p>
<h3 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">Obeziteye zemin hazırlar</h3>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, "Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin- minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen bir kısır- döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar" diye konuştu.</p>
<h3 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">Diş çürüklerini artırır</h3>
<p>Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Ağızda pH dengesinin bozulmasıyla birlikte ağız içindeki bakteri çeşitliliği değişir ve ağız kokusu ile ilgili problemler artabilir. Sık aralıklarla şeker tüketmek, gazlı şekerli içecekler içmek ve yetersiz ağız hijyeni olumsuz sonuçları belirginleştirir. Aşırı tatlı tüketiminden uzak durmak, xekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir.</p>
<h3 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">Bağımlılık yaratır</h3>
<p>Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69bce0a1bd477.jpg" length="65505" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 08:52:45 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Alanya’da Bayram Mesaisi: 1.221 Personel Kesintisiz Hizmet İçin Görev Başında</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alanyada-bayram-mesaisi-1221-personel-kesintisiz-hizmet-icin-goerev-basinda</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alanyada-bayram-mesaisi-1221-personel-kesintisiz-hizmet-icin-goerev-basinda</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bayram tatili süresince sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam etmesi için tüm hazırlıklarını tamamladı.</span><br><span>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, bayramdan bir gün öncesi de dahil olmak üzere bayram boyunca toplam bin 221 sağlık personelinin görev başında olacağını açıkladı. Bayram süresince acil servis başta olmak üzere yoğun bakım, ameliyathane, doğumhane, diyaliz ve tüm yataklı servislerde sağlık hizmetlerinin aralıksız sürdürüleceğini belirten Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, gerekli tüm planlamaların yapıldığını söyledi.</span><br><br><span>"Tüm önlemlerimizi aldık"</span><br><span>Bayram tatili boyunca sağlık hizmetlerinde herhangi bir aksama yaşanmaması için kapsamlı bir planlama gerçekleştirdiklerini ifade eden Başhekim Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, "Bayram süresince hizmet verecek tüm birimlerimizde insan gücü ve tıbbi donanım açısından gerekli düzenlemeleri yaparak tedbir ve önlemlerimizi aldık. Personel planlamalarımızı tamamlayarak ihtiyaç duyulan birimlerde takviye görevlendirmeler gerçekleştirdik. Bayramdan bir gün öncesi de dahil olmak üzere toplam dört gün boyunca 207 hekim, 428 hemşire ve sağlık çalışanı, 349 temizlik personeli, 45 tıbbi sekreter, 8 danışma görevlisi, 122 güvenlik personeli, 10 santral görevlisi, 18 şoför, 16 sağlık memuru ve 18 teknik servis çalışanı olmak üzere toplam bin 221 sağlık personelimiz hasta ve hasta yakınlarına hizmet vermek için görev başında olacaktır" dedi.</span><br><br><span>Bayramda beslenmeye dikkat</span><br><span>Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzenine de dikkat çeken Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Bayramda aşırı ve dengesiz beslenmeden kaçınılması gerekmektedir. Bayramda sindirim sorunları yaşamamak için normal beslenme düzenine geçerken karbonhidrat ve şekerden zengin gıdaların tüketimine dikkat edilmelidir. Bol sıvı tüketilmeli, mümkün olduğunca hafif tatlılar tercih edilmeli ya da tatlı tüketimi sınırlandırılmalıdır. Bayramın hepimize başta sağlık olmak üzere huzur, mutluluk ve esenlik getirmesini diliyorum" diye sözlerine ekledi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69ba8a32b523c.jpg" length="163874" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 14:19:18 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Alanya&amp;apos;da Kalp Tedavisinde Yeni Dönem: Göğüs Kafesi Açılmadan Kapak Değişimi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alanyada-kalp-tedavisinde-yeni-doenem-goegus-kafesi-acilmadan-kapak-degisimi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alanyada-kalp-tedavisinde-yeni-doenem-goegus-kafesi-acilmadan-kapak-degisimi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span> Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) işlemini hastalarına başarıyla uygulamaya devam ediyor. Açık kalp ameliyatı için yüksek risk taşıyan hastalar için önemli bir alternatif olan bu yöntem sayesinde bölge halkı ileri düzey kalp tedavilerine kendi şehirlerinde ulaşabiliyor.</span><br><span>Kasıktan girilerek kapalı yöntemle gerçekleştirilen TAVI işlemi sayesinde aort kapak hastalığı bulunan hastalarda göğüs kafesi açılmadan ve kalp durdurulmadan kapak değişimi yapılabiliyor. Böylece hastalar daha kısa sürede iyileşirken, komplikasyon riski de önemli ölçüde azalıyor. Uygulama hakkında bilgi veren Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Cemal Köseoğlu, "TAVI yöntemi özellikle ameliyat riski yüksek olan hastalar için büyük avantaj sağlamaktadır. İleri yaşta olan veya ek sağlık sorunları bulunan hastalar için güvenli ve etkili bir tedavi seçeneği olarak öne çıkmaktadır. Akciğer, karaciğer veya böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalar ya da daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş kişiler için bu yöntem önemli bir alternatif sunar. İşlem sırasında aort kapağı, göğüs açılmadan ve kalp durdurulmadan, genellikle kasıktan girilerek özel bir kateter yardımıyla değiştirilir. Bu sayede hastalar daha kısa sürede iyileşmekte ve açık kalp ameliyatına göre daha düşük komplikasyon riski ile tedavi edilmektedir" dedi.</span><br><span>TAVI işleminin invaziv kardiyolojinin en ileri ve en zorlu girişimleri arasında yer aldığını vurgulayan Köseoğlu, "Bu uygulama yüksek teknoloji, özel eğitim ve deneyimli bir ekip gerektirir. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği olarak güçlü hekim kadromuz ve gelişmiş teknolojik altyapımız sayesinde TAVI işlemini başarıyla uyguluyoruz. Hastalarımıza ileri düzey kalp tedavilerini kendi şehirlerinde alma imkânı sunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz" diye konuştu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69ba844be3404.jpg" length="87877" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 13:54:07 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kanser Tedavisinde Devrim: Akdeniz Üniversitesi’nde CAR&amp;T Hücre Merkezi Açıldı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kanser-tedavisinde-devrim-akdeniz-universitesinde-car-t-hucre-merkezi-acildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kanser-tedavisinde-devrim-akdeniz-universitesinde-car-t-hucre-merkezi-acildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretiminin yapılabileceği Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi, Akdeniz Üniversitesi'nde açıldı. Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde dirençli vakalar için umut olması beklenen merkezde ilk tedavinin 15 Nisan'da uygulanması planlanıyor.</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi, kanser tedavisinde dünya genelinde en ileri yöntemler arasında gösterilen CAR-T hücre tedavilerinin Türkiye'de üniversite temelli olarak üretilmesi ve klinik uygulamaya alınmasını mümkün kılacak altyapıyı tamamladı. Üniversite bünyesinde kurulan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi'nin, teknik validasyon ve kalite süreçlerinin tamamlanmasının ardından klinik araştırmaların yürütülmesine hazır hale getirildiği bildirildi.</span><br><span>Merkezde, hematolojik kanserlerin tedavisinde geliştirilen ve yeni nesil CAR-T tedavi yaklaşımları içinde ileri teknolojik altyapısıyla öne çıkan CD19 hedefli Nespe-cel (AT101) programı kapsamında faaliyet yürütülmesi planlanıyor. Bu gelişmeyle birlikte CAR-T tedavisinin yerli üretimine geçilmesi hedeflenirken, ileri hücresel immünoterapiler alanında dışa bağımlılığın azaltılması yönünde adım atıldı.</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi İleri Sağlık Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezin yalnızca bugünün değil, Türkiye'nin sağlıkta ileri biyoteknoloji kapasitesi açısından yeni bir dönemin kapısını aralayacağını söyledi.</span><br><br><span>"Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an"</span><br><span>14 Mart Tıp Bayramı arifesinde önemli bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, büyük heyecan duyduklarını söyledi. Özkan, "14 Mart Tıp Bayramı arifesinde birçok kanser hastasının ve kanser hastası yakınının dört gözle beklediği bir haberi müjdelemek üzere bir aradayız. Ben bu anlamda hakikaten çok heyecanlıyım. Çünkü şu anda Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an, tarihli bir gün olduğunu düşünüyorum" dedi.</span><br><span>Göreve geldikleri ilk dönemde transplantasyon ve kanser alanında birçok araştırma planladıklarını anlatan Özkan, "5 yıl önce göreve başladık. Göreve başladığımız zaman Ömer Hoca'yla merak ve ilgi alanımız olan transplantasyon ve kanser ile ilgili birçok araştırmaya yönelik planımız vardı. Biz bu planı Cumhurbaşkanımıza açtığımız zaman kendileri destek verdi. Şu anda bulunduğumuz bina da Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın destek verdiği projenin binası. Akdeniz Üniversitesi olarak her zaman önemli işlere imza atmak için çok büyük bir gayret gösterdik" diye konuştu.</span><br><br><span>"Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde yeni bir tedavi yöntemi var"</span><br><span>Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde özellikle başarısız tedavilerin ardından yeni bir yöntemin devreye girdiğini belirten Özkan, "Lösemi, lenfoma, kemik iliği kanserlerinde artık özellikle başarısız olan tedavilerde yeni bir tedavi yöntemi var. Dünyada 7 merkez bu yöntemi kullanıyor. Çok yeni bir metot bu. Türkiye de Akdeniz Üniversitesi ile 8. ülke olma şerefine nail olacak. Bu tedavide hastaların kanları alınarak güçlendirilecek, tekrar kendilerine çeşitli metotlarla iade edilecek ve yüzde 95 oranında başarıdan bahsediliyor. Bu anlamda da çok heyecanlıyız. Bir başka heyecanımız da şu; bu metodun yalnızca kan kanserleri için değil, yürüttüğümüz araştırmalarla başka tedavilere de uygulanmasını planlıyoruz" dedi.</span><br><br><span>"Yüz binlerce dolarlık tedaviyi Türkiye'de yerli ve milli olarak uygulayacağız"</span><br><span>Merkezin en önemli yönlerinden birinin yerli üretim altyapısı olduğuna işaret eden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:</span><br><span>"Burada önemli olan şey 8. ülke olmamız ve yüz binlerce dolarlık bir tedavi olması. Bu tedaviyi Türkiye'de yerli, milli olarak uyguluyor olmamız son derece önemli. Türkiye için bunun tarihi bir an olduğunu düşünüyorum. Çünkü kan kanserleriyle başlayıp daha sonra başka kanserlere de evrilecek. Birçok umutsuz hastaya umut olacak. Yüzde 95 başarı oranı, çok büyük bir oran gerçekten."</span><br><span>Tedavinin yalnızca hastadan alınan kan örneğinin yurt dışına gönderilmesi şeklinde anlaşılmaması gerektiğini vurgulayan Özkan, Türkiye'de yapılacak işlemin kapsamına dikkat çekti. Özkan, "Bu kan tamamen burada işleme alınacak. Türkiye'de yaptık denilen yerlerde böyle bir şey gerçekleşmiyor. Onlar kanı alıp yurt dışına göndermişler. Ama tedavi bu değil; o zaman tedaviyi yapmış olmuyorsun. Kanı alacağız, tamamen burada işleme alınacak, çeşitli metotlarla değiştirilecek, güçlendirilecek ve yine burada o kan hastaya verilecek. Bence en kıymetli kısım bu, yerli ve milli olması burada önemli. Hem hastaların başarı oranları çok yükseliyor, aynı yerde yaptığımız için. Hem de çok daha uygun fiyatlara mal oluyor. Dünyada sadece 7 yerde yapılıyor. İnsanların kalkıp da Amerika'ya gitmesine gerek kalmayacak. Çok ciddi şeyler bunlar, bütçeler çok ciddi. Artık bunlara gerek kalmayacak" dedi.</span><br><br><span>"Bugün itibariyle tüm altyapı, ekipman ve teknoloji transferi tamamlandı"</span><br><span>Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise basın toplantısında merkezin altyapı hazırlıklarının tamamlandığını duyurdu. Özkan, "Aslına bakarsanız 5 yıl önce başladığımız ve hepinizin belki de ismini basından duyduğunuz CAR-T tedavisinin merkezi bu binada artık hizmete başlamış olacak. Bugün itibariyle tüm altyapısı, ekipmanları tamamlanmış, teknoloji transferi tamamlanmış ve AR-GE için tüm altyapısını tamamlamış bulunuyoruz" diye konuştu.</span><br><span>CAR-T'nin bir immünoterapi yöntemi olduğunu vurgulayan Özkan, "Kısa bir şekilde bahsedersek bu bir immünoterapi tedavisi. Şu ana kadar ülkemizde yapılmayıp daha çok hastaların dışarıya gönderildiği veya hastaların kanlarının gönderilip getirildiği bir tedavi yöntemiydi. Bu aşamada hastaların kanları alınacak, laboratuvarda savaşan akıllı hücreler dönüştürülecek, genetik olarak programlanacak, eklemeler yapılacak, çoğaltılacak ve hastaya verilmesi sağlanacak. Bu bir süreç. Yaklaşık 8-10 gün kadar süren bir süreç sonunda hastaya tedavisi planlanacak. Bu kısım mutfak kısmı olacak. Diğer tarafta klinik kısmında da arkadaşlarımız tedaviyi uygulayacak" ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>"1 Nisan itibariyle validasyon ve ruhsatlandırmanın tamamlanmasını, 15 Nisan'da ilk tedaviyi planlıyoruz"</span><br><span>Merkezin en önemli yönünün son teknolojiye sahip laboratuvar altyapısı olduğunu belirten Özkan, başarı oranına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Özkan, "En önemli kısmı, son teknolojiyle olan proteinin bu laboratuvarda bulunması. Başarı oranının yüzde 95'in üzerinde olmasını bekliyoruz. Bu ne demek? Tedavinin zaten başarısız olduğu insanlarda bile yüzde 95'in üzerinde bir oran bekleniyor. CAR-T diye bilinen son dönemlerin en güncel tedavisinin bu laboratuvarda uygulanacak olması çok önemli" dedi.</span><br><span>Laboratuvarın mevcut binadaki kullanım oranına ilişkin bilgi veren Özkan, "Bu gördüğünüz binadaki laboratuvar, binanın yaklaşık yüzde 25'ini içerecek. Diğer kısımlarda neler olacak? İleriki dönemde inşallah çok iyi bilinen, maalesef prognozu yani seyri çok kötü olan beyin kanseri gibi tümörler için de kısa zaman içerisinde o proteinlerin transferini, Ar-Ge'sini yapmış olacağız. Bu laboratuvarları daha da geliştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu.</span><br><span>İlk uygulama takvimini de açıklayan Özkan, "Aslına bakarsanız çok önemli ve anlamlı bir günde bu müjdeyi vermiş oluyoruz. 5 yıllık emeğin inşallah meyvesini alacağız. Bugün itibariyle tüm ekipmanlar yerleşti. 1 Nisan itibariyle validasyonu ve ruhsatlandırmasının inşallah tamamlanmasını bekliyoruz. 15 Nisan itibariyle de ilk tedavimizi almayı planlıyoruz" dedi.</span><br><br><span>"Kaybettiğimiz hastalar için kurtuluş yolu olacak"</span><br><span>Bazı hastalarda mevcut tedavilere rağmen istenen sonucun alınamadığını belirten Özkan, CAR-T tedavisinin özellikle bu hasta grubu açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Özkan, "Tedavide aslına bakarsanız maalesef bazı hastalarda ne yaparsanız yapın hem komplikasyonlar hem de tedavinin yetersizliğinden kaybettiğimiz hastalar var. Bu tabii ki acı bir olay. Hem tedavisi olan bir hastalık diyoruz ama maalesef bu yüzden de kaybettiğimiz hastalar var. Onlar için önemli bir tedavi yöntemi olacak, kurtuluş yolu olacak inşallah" diye konuştu.</span><br><span>Yalnızca Türkiye'den değil, yurt dışından da hasta kabulünün mümkün hale gelebileceğini vurgulayan Özkan, "Hem ülkemizdeki hastalara hem de yurt dışından gelecek hastalara kapı açılmış olacak. Özellikle bugüne kadar hastalarımızı yurt dışına gönderirken, artık yurt dışından da hastaları kabul etme imkanımız olacak. Burada bize en yakın merkez İsrail'de. Ancak Orta Doğu'da ve çevre coğrafyada birçok ülkeden bu hastaların gelme imkanı olacak" ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>"Vücudun savaşan hücreleri laboratuvarda güçlendirilip yeniden hastaya verilecek"</span><br><span>Tedavinin bilimsel mekanizmasını da anlatan Özkan, bağışıklık sisteminin kanserle savaşan hücrelerinin laboratuvar ortamında dönüştürülerek yeniden hastaya verileceğini ifade etti. Özkan, "Vücutta aslına bakarsanız kanserde savaşan hücreler var. Ama bu hücreler bazen yetişemiyor; ya miktar olarak yeterli olmuyor ya da güçlü olamıyor. Anlaşılacak şekilde anlatayım; savaşan hücreler alınacak. Bu hücreler laboratuvarda genetik olarak değiştirilip o kanser türüne karşı savaşabilecek eklerle donatılacak. Bunlara reseptörler, antijenler deniyor, yeterli miktara geldikten sonra çoğaltılması sağlanacak. Bunun için reaktörler var. Her makinenin ayrı bir reaktörü olacak. Bu makineden bize şu an için 4 tane olacak. Şimdilik yeterli olduğunu düşünüyoruz, gerekirse artırılacak" dedi.</span><br><span>Bu hücrelerin milyonlarca kez çoğaltılacağını dile getiren Özkan, "Daha sonra bu hücreler milyonlarca kez çoğaltılacak. Yeterli sayıya ulaştıktan sonra uygun şartlarda, mümkün olan en kısa sürede hastalara verilecek. Bunun özelliği ve güzelliği de burada. Taze olarak hastalara, hiçbir şekilde dondurma işlemi olmadan verilecek. Bu kişiselleştirilmiş bir tedavi olacak. Çok az bir kemoterapi gerekecek. Bunun dışında çoğunlukla bir immünoterapi türü, yani kişiye özel bir kanser tedavisi olacak" şeklinde konuştu.</span><br><br><span>"Amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak"</span><br><span>Akıllı ilaçlar ve immünoterapilerin son yıllarda kemoterapinin yan etkilerini azaltmak amacıyla öne çıktığını belirten Özkan, yeni yöntemin temel hedefini şu sözlerle anlattı:</span><br><span>"Aslında son yıllarda bildiğimiz akıllı ilaçlar, immünoterapi diye bilinen şeyler, kemoterapilerin yan etkilerini azaltmak için ön plana çıktı. Kemoterapi güzel bir şey ama maalesef sağlıklı hücreleri de etkiliyor. Bundaki amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak. Tabii bunun da az miktarda olsa etkileri var. Onlar için de önlemleri almamız gerekiyor. Çünkü çok kuvvetli askerler veriyorsunuz. O askerlerin sağlıklı yerlere, yani vücudun diğer organlarına saldırmaması için önlem almak gerekiyor."</span><br><br><span>"İlk hedef yıllık 100 hasta, kapasite 150'ye çıkabilecek"</span><br><span>Merkezin yıllık hasta kapasitesine ilişkin de bilgi veren Özkan, "Şu andaki hedefimiz yıllık minimum 100 hasta. Bu sayı mevcut teçhizatla 150'ye kadar çıkarılabilir. Hücrenin reaktörlerde çoğaltılması ve işlemin tamamlanması, aldığımız sistemde yaklaşık 7 gün gibi planlanıyor. Bazı hastalarda bu süre 9-10 güne kadar çıkabilir. Bizim aylık 10-12 hasta alma potansiyelimiz var. Ama bunu 4 katına kadar artırma potansiyelimiz de bulunuyor. Bu tamamen talebe göre şekillenecek" dedi.</span><br><span>Tedavinin maliyet boyutuna da değinen Özkan, "Bu pahalı bir tedavi. Biz bunu yurt dışına göre çok daha düşük maliyetle yapmayı planlıyoruz. Hesaplarımız bunu gösteriyor. Çünkü yerli tüm imkanlarımızla, devlet imkanlarıyla kurulmuş bir laboratuvar ve üniversitenin imkanlarıyla oluşturulmuş bir tedavi yöntemi olacak. Bu teçhizat ve teknoloji transferi tamamen bilimsel araştırma projelerinin altyapısıyla oluşturuldu. Laboratuvar tamamen devlet imkanlarıyla yapıldı. Diğer kısım ise tamamen üniversite imkanlarıyla hayata geçirildi" diye konuştu.</span><br><br><span>"Çocuk hastalara da ulaşacak, sıradaki hedef beyin kanseri"</span><br><span>CAR-T uygulamasında yaş gruplarına göre farklılıklar bulunduğunu aktaran Özkan, "Yaş skalası var. Bazı tedavilerde 25 yaş altı, diğerlerinde daha çok erişkin hastalar olacak şu an için. Ama ileriki dönemde yaş aralığı değişecek. Bunlar tamamen araştırmayla ilgili. Mutlaka çocuk kısmına da gelmesi sağlanacak. Çocuklarda zaten daha çok lösemi görülüyor ve onların tedavisi başarılı şekilde yapılıyor. Ancak erişkin hastalarda büyük sorun var. Onlar inşallah bu yöntemle çözülecek" dedi.</span><br><span>Merkezin gelecekte başka kanser türlerine yönelik çalışmalara da ev sahipliği yapacağını belirten Özkan, "Diğer kanser türleri için de bu merkez bir umut ve çalışma ortamı sağlayacak. En kısa hedefimiz beyin kanseri olan kısım. Teknoloji transferini Kore ve Amerikan firmalarından yaptık. Bilinen firmalar bunlar. Şu anda kullandığımız teknoloji transferi bu altyapı üzerinden ilerliyor" ifadelerini kullandı.</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi'nde hizmete açılan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi'nin, yalnızca CAR-T tedavisinin uygulanacağı bir alan değil; araştırma, eğitim ve klinik uygulamayı aynı çatı altında buluşturan ileri biyoteknoloji üssü olması hedefleniyor. Merkezde önümüzdeki süreçte solid tümörlere yönelik yeni nesil milli CAR-T platformlarının geliştirilmesi, kişiselleştirilmiş hücresel tedavi yaklaşımlarının tasarlanması ve gen düzenleme temelli terapilere yönelik araştırmaların yürütülmesi planlanıyor.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69b40808e3007.jpg" length="77172" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 15:50:45 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bilinçsiz Vitamin Kullanımı Böbrekleri İflas Ettiriyor!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bilincsiz-vitamin-kullanimi-boebrekleri-iflas-ettiriyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bilincsiz-vitamin-kullanimi-boebrekleri-iflas-ettiriyor</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Üst solumun yolu vakalarının artması sonucu hastalıklardan korunmak isteyen vatandaşlar vitamin takviyelerine başvururken, uzmanlar bilinçsiz kullanımlarda böbrek rahatsızlığına kadar uzanabilecek sorunlara dikkat çekiyor.</h2>
</div>
<div class="layout-slot-square md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>Hava sıcaklıklarındaki mevsimsel değişiklikler ve salgın hastalıkların artış göstermesiyle vatandaşlar doktora gitmeden hastalıklardan korunmak için vitamin takviyelerine başvurabiliyor. Uzmanlar bilinçsiz vitamin kullanımının böbrek rahatsızlığına kadar uzanabilecek sorunlara sebep olabileceğini vurguladı.</p>
<p>"Hiçbir sıkıntınız yokken bir böbrek hastalığınız olabilirsiniz"</p>
<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Uğurcan, "Bulaşıcı hastalıklar özellikle damlacık yoluyla bulaşan viral enfeksiyonların arttığı sonbahar, eylül, ekim gibi dönemlerde başlayıp bütün kış boyunca kendimizi bu enfeksiyonlara karşı korumamız gerekiyor. Bunun için değişik yollar var ancak tabii halkımız bu ara çok fazla besin takviyesi, gıda takviyelerini kullanmaya başladı. Bunların bir kısmının faydası olmasına rağmen çoğu ya gereksiz olabiliyor ya da bazen bizim vücudumuza zararı olabiliyor. Değişik C vitamini, B vitamini, D vitamini türleri olabilir, kalsiyum takviyeleri şu an piyasaya baktığımızda reçetesiz olarak satılan çok fazla takviye var.</p>
<p>Eğer siz önce bir doktora başvurup, bir tahlil yaptırıp hangi eksiklikleriniz var, belki de bir demir eksikliğiniz var, belki sadece D vitamini eksikliğiniz var ona yönelik gıda takviyeleri kullanmanız sizin faydanıza olacaktır. Ancak hiçbir eksikliğiniz olmadığı halde, gereksiz C vitamini kullanımı olursa, örneğin böbreklere zarar verebilirsiniz. Hiçbir sıkıntınız yokken bir böbrek hastalığınız olabilirsiniz. Örneğin demir kullanımı, yani benim kan değerlerim düşük demir kullanmalıyım derseniz bu sefer karaciğerinize zarar edebilirsiniz. Böyle durumlarda mutlaka bu takviyelere başlamadan önce hangi yönde eksiklikleriniz var, acaba kansızlık durumumuz mu var, yoksa sadece kalsiyum eksikliğimiz mi var, sadece D vitamininiz mi düşük o yönde takviyeler almanız, ileride vücudunuza gereksiz yere zarar vermenize engel olacaktır. O yüzden öncelikle mutlaka bir hekime başvurmanızda, gerekli tahlillerin yapılmasının faydalı olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.</p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69b10217edc3b.jpg" length="41211" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 08:48:31 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Bakanlığı&amp;apos;ndan Toplum Sağlığı İçin Kritik Mesaj: &amp;quot;Harekete Geçin&amp;quot;</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-toplum-sagligi-icin-kritik-mesaj-harekete-gecin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-toplum-sagligi-icin-kritik-mesaj-harekete-gecin</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot">Sağlık Bakanlığı, kolorektal kanser taramasının önemine dikkati çekmek amacıyla bir paylaşım yaptı.</h2>
<p>Sağlık Bakanlığının Sosyal hesabından yapılan paylaşımda, sanatçı Hülya Koçyiğit'in mesajına yer verildi.</p>
<p>Koçyiğit, "50-70 yaş arasındaysanız kolorektal kanser taraması yaptırmak için Sağlıklı Hayat Merkezlerine gidin. Sağlığınızı ihmal etmeyin. Erken teşhis hayat kurtarır." ifadelerini kullandı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69afb01fd69ea.jpg" length="57033" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 08:46:12 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Çocuklarda Kalp Sağlığı İçin 5 Önemli Uyarı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/cocuklarda-kalp-sagligi-icin-5-onemli-uyari</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/cocuklarda-kalp-sagligi-icin-5-onemli-uyari</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nuri Cömert, dünya genelinde her 100 doğumdan birinde, Türkiye'de ise her bin doğumun 8-10'unda görülen doğumsal kalp hastalıklarına karşı erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının büyük önem taşıdığını belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu. </span><br><span>Dünya Sağlık Örgütü verileri ve ülkedeki istatistikler, çocukluk çağı kalp hastalıklarının sanılanın aksine yaygın bir sağlık sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Dünya genelinde her 100 canlı doğumdan birinde kalp anomalisi tespit edilirken Türkiye'de ise her bin doğumun 8 ila 10'unda doğumsal kalp hastalığı görülüyor. Bu oranlar, Türkiye'de her yıl yaklaşık 10-15 bin çocuğun kalp hastalığı ile dünyaya geldiğini gösterirken gecikmiş tanı ve tedavi eksikliği, bu hastalıkları çocukluk döneminin ciddi sağlık problemlerinden biri haline getirdiği kaydedildi. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Nuri Cömert çocukluk çağında görülen kalp hastalıkları hakkında bilgi verdi.</span><br><br><span>"Doğumsal ya da sonradan gelişen bir kalp hastalığı olabilir"</span><br><span>Çocuklarda görülen kalp rahatsızlıklarının temel olarak iki ana grupta incelendiğini belirten Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Doğumsal (Konjenital) kalp hastalıkları, yapısal bozukluklar: Kalbin odacıkları veya büyük damarlar arasında deliklerin ya da anormal bağlantıların bulunmasıdır. Bu hastalıklar riskli gebeliklerde anne karnında ekokardiyografi (Fetal EKO) ile teşhis edilebilir. Doğum sonrası ise fiziksel muayene, kalp ultrasonu ve kalp kateterizasyonu ile tanı kesinleştirilip tedavi süreci başlanabilir. Edinilmiş (sonradan kazanılmış) kalp hastalıkları: İnfeksiyon kaynaklı 5-15 yaş arasında görülen akut romatizmal ateş veya enfeksiyonlara bağlı gelişen kalp tutulumlarıdır. Pandemi sonrası artan obezite ve hareketsiz yaşam, edinilmiş kalp hastalıklarını tetiklemektedir" dedi.</span><br><span>Ebeveynlerin özellikle bebeğin ilk aylarında dikkat etmesi gereken "alarm" niteliğindeki semptomları sıralayan Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Siyanoz: Ağız çevresi ve tırnak diplerinde görülen morarmalar. Solunum güçlüğü: Sık nefes alma veya nefes alırken zorlanma. Gelişim geriliği: Beslenme bozukluğu, yeterli kilo alamama ve aşırı terleme" şeklinde konuştu.</span><br><br><span>"Spor sırasında harcanan efor, altta yatan gizli bir hastalığı tetikleyebilir"</span><br><span>Ergenlik sürecinin ise artan stres faktörleri nedeniyle kalp sağlığı açısından hassas bir dönem olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Bu dönemde görülen çarpıntıların birçoğu zararsız olsa da, nadiren ilaç tedavisi gerekebilir. Bu dönemde spor öncesi tarama önerilmektedir. Spor sırasında harcanan efor, altta yatan gizli bir hastalığı tetikleyebilir. Bu nedenle spora başlayacak çocuklarda elektrokardiyografi (EKG) ve ekokardiyografi ile detaylı kontrol yapılması hayati önem taşır" diye konuştu.</span><br><br><span>"Okul çağındaki çocuklar günde 9-11 saat uyumalıdır"</span><br><span>Çocuklarda kalp sağlığını korumak için 5 temel stratejinin olduğunu belirten Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Düzenli sağlık kontrolleri: Ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü varsa erken tarama kritiktir. Sağlıklı beslenme ve egzersiz: Obeziteyi önlemek için tam tahıl ve taze besin odaklı diyet uygulanmalıdır. Çocuklar haftada en az 150 dakika fiziksel aktiviteye yönlendirilmelidir. Sigara ve pasif içicilikten kaçınma: Evde sigara içilmemelidir; pasif içicilik çocukların damar yapısını doğrudan olumsuz etkiler. Enfeksiyon yönetimi ve tedavisi: Aşı takvimine uyulmalı ve el hijyenine dikkat edilmelidir. Çünkü romatizmal ateş gibi enfeksiyonlar kalp kapakçıklarını etkileyebilir. Stres yönetimi ve uyku: Okul çağındaki çocuklar günde 9-11 saat uyumalıdır. Aile içi stresin azaltılması kalp ritmini olumlu yönde etkiler" ifadelerini kullandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69ad2ec5be41a.jpg" length="44334" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 11:10:11 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangemedya25</dc:creator>
        <media:keywords>çocuk kalp sağlığı, çocuklarda kalp hastalığı, çocuk sağlığı önerileri, kalp sağlığı, sağlıklı çocuk</media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Korkuteli Devlet Hastanesi’nde Kapalı Böbrek Taşı Ameliyatları Başladı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/korkuteli-devlet-hastanesinde-kapali-boebrek-tasi-ameliyatlari-basladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/korkuteli-devlet-hastanesinde-kapali-boebrek-tasi-ameliyatlari-basladi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span> Korkuteli Devlet Hastanesi Üroloji Kliniği'nde böbrek taşı tedavisinde kullanılan fleksibl URS (kapalı böbrek taşı ameliyatı) yöntemi uygulanmaya başladı.</span><br><span>Korkuteli Devlet Hastanesi Üroloji Kliniği'nde kapalı böbrek taşı ameliyatı uygulanmaya başladı. Kapalı böbrek taşı ameliyatında idrar yolundan ilerletilen ince ve esnek bir kamera yardımıyla böbreğe ulaşılarak, böbrek içerisindeki taşlar lazer teknolojisiyle kırılıp temizleniyor. İşlem sırasında vücutta herhangi bir kesi yapılmazken, daha az ağrı görülüyor. Hastanede kalış süresini de kısaltan yöntem, hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilmesini sağlıyor.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69aac41307eb4.jpg" length="65681" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 15:09:59 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez’de 32 Bin Öğrenciye Göz Taraması: Başkan Kocagöz Miniklerle Bir Araya Geldi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepezde-32-bin-ogrenciye-goez-taramasi-baskan-kocagoez-miniklerle-bir-araya-geldi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepezde-32-bin-ogrenciye-goez-taramasi-baskan-kocagoez-miniklerle-bir-araya-geldi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, okul ziyaretinde öğrencilerle birlikte göz taramasına katıldı.</span><br><span>Kepez Belediyesi, çocukların göz sağlığını korumak ve geleceğe daha sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sağlamak amacıyla okullarda öğrencilere yönelik göz sağlığı taramaları gerçekleştiriyor. İlçedeki okullarda yürütülen göz sağlığı taramaları kapsamında bugüne kadar Kepez genelinde 159 okulda 32 bin 383 öğrencinin göz muayenesi gerçekleştirildi. Yapılan taramalarda 3 bin 341 öğrencide çeşitli görme problemleri tespit edildi. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, ilçedeki okullarda sürdürülen göz sağlığı taramaları kapsamında tarama çalışmalarının gerçekleştirildiği Mehmet Kemal Dedeman İlkokulu'nu ziyaret etti. Öğrencilerle bir araya gelen Başkan Kocagöz, taramalar hakkında bilgi verdi. Başkan Kocagöz, göz taraması yapılan alanda öğrencilerle birlikte göz ölçümü yaptırdı. Göz ölçümleri, göz numarasını hızlı şekilde belirleyen otorefraktometre cihazı ile gerçekleştirildi.</span><br><br><span>159 okulda göz taraması</span><br><span>Okullarda yürütülen göz sağlığı taramaları hakkında bilgi veren Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Dünyanın en güzel şeyi çocuklar. Biz de onlar için çalışıyoruz. Bugüne kadar 159 okulumuzda 32 bin 383 öğrencimize göz taraması yaptık. Çocuklarımızın yaklaşık yüzde 10'unda göz problemi tespit edildi. Görme sorunu çıkan öğrencilerimize de hayırseverlerimiz ve belediyemizin iş birliğiyle gözlüklerini temin ederek dağıtıyoruz" dedi. Mehmet Kemal Dedeman İlkokulu'nda gerçekleştirilen taramalarda ise 260 öğrencinin göz muayenesi yapılırken, 19 öğrencide görme sorunu belirlendi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69a94d0fe239b.jpg" length="117971" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:30:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Küresel Sağlık Alarmı: Dünyada Her 8 Kişiden 1&amp;apos;i Obeziteyle Mücadele Ediyor!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kuresel-saglik-alarmi-dunyada-her-8-kisiden-1i-obeziteyle-mucadele-ediyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kuresel-saglik-alarmi-dunyada-her-8-kisiden-1i-obeziteyle-mucadele-ediyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p>4 Mart Dünya<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/obezite/" target="_blank" rel="noopener">Obezite</a><span> </span>Günü dolayısıyla obeziteye ilişkin verileri derledi.</p>
<p>Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunlarından biri olarak bilinen obezite, genel manada "bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkması" olarak tanımlanıyor.</p>
<p>DSÖ, aşırı kiloyu "vücutta aşırı yağ birikmesi durumu" olarak tanımlıyor.</p>
<p>Obezite ise aşırı yağ birikimiyle tanımlanan kronik ve karmaşık sağlık problemi olarak ifade ediliyor, aşırı kilo ve<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/enerji/" target="_blank" rel="noopener">enerji</a><span> </span>alımı ile harcanması arasındaki dengesizlikten kaynaklandığı belirtiliyor.</p>
<p>DSÖ, vücut kitle endeksine göre 25'in üstünü aşırı kilolu, 30'un üstünü ise obezite olarak kabul ediyor.</p>
<p>Obezite, tip 2<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/diyabet/" target="_blank" rel="noopener">diyabet</a><span> </span>ve kalp hastalığı riskini artırırken kemik sağlığını ve üremeyi de olumsuz etkileyebiliyor, bazı<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/kanser/" target="_blank" rel="noopener">kanser</a><span> </span>türlerinin riskini çoğaltırken<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/uyku/" target="_blank" rel="noopener">uyku</a><span> </span>bozukluğuna veya hareket kabiliyetinde azalmaya neden olup yaşam kalitesine olumsuz tesir ediyor.</p>
<p>Aşırı kilo ve obezite, enerji alımı (beslenme) ve enerji harcaması (fiziksel aktivite) arasındaki dengesizlikten kaynaklanırken, çoğu durumda obezitenin çevresel ve psikososyal faktörler ile<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/genetik/" target="_blank" rel="noopener">genetik</a><span> </span>varyantlardan kaynaklanan çok faktörlü bir hastalık olduğu kaydediliyor.</p>
<h2>2,5 milyar yetişkin aşırı kilolu, 890 milyondan fazlası ise obez olarak yaşıyor</h2>
<p>DSÖ'nün son olarak yayımladığı ve 2022 verilerinin yer aldığı rapora göre, dünyada her 8 kişiden 1'i obezite ile yaşıyor.</p>
<p>Dünya genelinde yetişkinlerde obezite 1990'dan bu yana 2 kattan fazla artarken, ergenlerde obezite oranı 4 katına çıktı.</p>
<p>Dünyada 18 yaş ve üzeri 2,5 milyar yetişkin aşırı kilolu, 890 milyondan fazlası ise obez olarak yaşıyor.</p>
<p>18 yaş ve üzeri yetişkinlerin yüzde 43'ünün fazla kilolu, yüzde 16'sının ise obezite sorunu yaşadığı biliniyor. 5-19 yaş arası 390 milyondan fazla çocuk ve ergen fazla kiloluyken, bunların 160 milyonu obezite sorunuyla karşı karşıya.</p>
<p>1990'da 5-19 yaş arası çocuk ve ergenlerin sadece yüzde 2'si (31 milyon kişi) obezite ile yaşarken, 2022'de gelindiğinde bu oran yüzde 8'e (160 milyondan fazla genç) yükseldi.</p>
<h2>Obezite artık düşük ve orta gelirli ülkelerin de sorunu</h2>
<p>DSÖ'ye göre, bir zamanlar yüksek gelirli ülkelerin sorunu olarak kabul edilen aşırı kilo, düşük ve orta gelirli ülkelerde de artış gösteriyor.</p>
<p>Afrika'da, 5 yaşın altındaki aşırı kilolu çocuk sayısı 2000'den bu yana yaklaşık yüzde 12,1 artarken, 2024'te aşırı kilolu veya obezite ile yaşayan 5 yaşın altındaki çocukların neredeyse yarısı Asya'da görüldü.</p>
<p>Aşırı kilo ve obezite ile bunlarla ilişkili bulaşıcı olmayan hastalıklar büyük ölçüde önlenebilir ve yönetilebilir durumda.</p>
<p>Bireysel düzeyde, insanlar<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/gebelik/" target="_blank" rel="noopener">gebelik</a><span> </span>öncesinden başlayarak erken çocukluk dönemine kadar yaşam döngüsünün her aşamasında önleyici müdahaleler benimseyerek obezite risklerini azaltabilir.</p>
<h2>DSÖ'den obeziteye karşı küresel eylem çağrısı</h2>
<p>Bu müdahaleler arasında hamilelik sırasında uygun kilo alımını sağlamak, doğumdan sonraki ilk 6 ay boyunca sadece<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/anne/" target="_blank" rel="noopener">anne</a><span> </span>sütüyle beslenmek, ekran süresini sınırlamak yer alıyor.</p>
<p>Şekerli içeceklerin ve yüksek enerjili gıdaların tüketiminin sınırlanması, diğer sağlıklı beslenme alışkanlıklarının<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/tesvik/" target="_blank" rel="noopener">teşvik</a><span> </span>edilmesi ve düzenli fiziksel aktivitelerin de obeziteyle ilgili mücadelede etkili olduğu biliniyor.</p>
<p>Küresel obezite kriziyle acil bir şekilde mücadele edilmesi gerektiğinin farkında olan DSÖ, bu duruma yıllardır dikkati çekiyor.</p>
<p>DSÖ üye ülkelerince 2012'de onaylanan ve 2025'te DSÖ Genel Kurulunda 2030'a kadar uzatılan, çocukluk çağı obezitesinde artış olmamasını sağlamayı amaçlayan küresel beslenme hedefleri ve diyabet ile obezitenin 2025'e kadar durdurulması hedefi, yetersiz beslenmenin yaygın ve yıkıcı yükü sorununa çözüm bulmak için hızlandırılmış küresel eyleme ihtiyaç duyulduğunu kabul ediyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202603/image_870x580_69a7c53f7c2ad.jpg" length="60764" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 08:38:13 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kolajenin Vücuttaki Yolculuğu: Düzenli Kullanım Organlarımızı Nasıl Etkiliyor?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kolajenin-vucuttaki-yolculugu-duzenli-kullanim-organlarimizi-nasil-etkiliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kolajenin-vucuttaki-yolculugu-duzenli-kullanim-organlarimizi-nasil-etkiliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Araştırmaya göre, düzenli kolajen takviyesinin ciltteki elastikiyeti artırdığı, kas yapısını iyileştirdiği, eklem kireçlenmesine bağlı durumlarda olumlu sonuç verdiği tespit edildi.</h2>
<p>Uluslararası araştırmacılar, ölü cilt hücrelerini yenileme, organları koruma ve kanın pıhtılaşmasında temel rol oynayan kolajen proteinin günlük alımının cilt sağlığı üzerindeki etkilerini inceledi. 113 vakanın incelendiği araştırma, 7 bin 983 katılımcıyla yürütüldü.</p>
<p>Düzenli kolajen alımının ciltteki elastikiyeti artırdığını, kas yapısını iyileştirdiğini, kas-iskelet sistemi ve eklem kireçlenmesine bağlı durumlarda olumlu sonuç verdiğini tespit eden araştırmacılar, bu proteinin, eklemlerde görülen romatizmanın neden olduğu ağrıyı ve sertliği hafiflettiğini belirledi.</p>
<p>Öte yandan araştırmacılar, kolajen alımının ağız sağlığı ile kardiyometabolik açılardan "karışık sonuçlar" verdiğini belirtti.</p>
<p>Vücutta doğal olarak üretilen ve yaşla azalan protein türü olan kolajen, cilt, tırnak, kemik, tendon ve kıkırdak gibi bağ dokularını destekliyor ve güçlendiriyor.</p>
<p>Araştırmanın sonuçları "Aesthetic Surgery Journal Open Forum"da yayımlandı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_69a282f4a228d.jpg" length="34377" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 08:54:01 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Anne Karnındaki Mucize: Kalp Sağlığı Burada Başlıyor!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/anne-karnindaki-mucize-kalp-sagligi-burada-basliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/anne-karnindaki-mucize-kalp-sagligi-burada-basliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Kalp ve damar sağlığının temellerinin anne karnında atıldığını belirten uzmanlar, düzenli ve rutin sağlık kontrollerinin hayat kurtardığını vurguluyor.</h2>
</div>
<div class="layout-slot-square md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Ümit Yener,</p>
<p>kalp ve damar sağlığının anne karnında başlayıp, ölüme kadar devam eden bir süreç olduğunu ifade etti.</p>
<p>Kalp sağlığını bazı faktörlerin etkilediğini vurgulayan Yener, "Yaş, cinsiyet, en önemlisi genetik faktörlerdir. Annemizden, anneannemizden, dedemizden aldığımız gen faktörünü değiştiremiyoruz. Genetik faktörün üzerine vücudumuza çeşitli kötülükler yapıyoruz. Mesela sigara, alkol, diyabet, tansiyon ve kolesterole dikkat etmeyerek, kalp hastalıkları riskini daha da hızlandırıyoruz." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Bir tane de içse bir paket de içse hemen hemen aynı etkiyi görüyor"</strong></p>
<p>Kalp krizlerinden korunabilmek için bazı önerilerde bulunan Yener, kalp krizlerine neden olan en önemli faktörlerden birinin sigara içmek olduğunu vurguladı.</p>
<p>Yener, çağın vebası olarak nitelendirdiği sigaranın mutlaka bırakılması gerektiğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: </p>
<p>"Sigara, ailemizden aldığımız iyi veya kötü genetik mirasın üstüne en büyük kötülüğü yapıyor. Hasta, 'Hocam ben bir tane sigara içiyorum.' diyor. Bir tane de içse bir paket de içse hemen hemen aynı etkiyi görüyor. Hastalarımıza kontrollerine çok sık gelmelerini, özellikle tansiyonlarına, şekerlerine ve kolesterol değerlerine baktırarak, en az üç ayda bir mutlaka doktor kontrolüne gitmelerini öneriyoruz."</p>
<p><strong>Yeni tedavi yöntemleri uygulanıyor</strong></p>
<p>Kalp krizinde en önemli belirtinin ciddi şekilde göğüs ağrısı olduğuna değinen Yener, özellikle iman tahtası bölgesinde, avuç içi kadar baskı şeklindeki ağrı yarım saat, 40 dakika sürerse hastaların mutlaka acil servislere başvurmaları gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>Koroner arter için ilaç, anjiyo veya ameliyatlarla tedavi edebildiklerini anlatan Yener, "Ameliyat tedavisi geniş yelpazede değerlendiriliyor. Çeşitli semptomlar olduktan sonra koroner anjiyodan sonra çeşitli bypass tekniklerimiz var. Yeni bypass tekniklerimizi yaklaşık üç dört santimlik kesilerden girerek, bazen kalbi durdurarak, bazen kalbi durdurmadan bypasslarını yapıyoruz." ifadelerini kullandı. </p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_69a12f2990c6e.jpg" length="70206" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 08:44:23 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Bakanı Memişoğlu&amp;apos;ndan Organ Bağışı Açıklaması: Dijital Vasiyet Sayısı Artıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakani-memisoglundan-organ-bagisi-aciklamasi-dijital-vasiyet-sayisi-artiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakani-memisoglundan-organ-bagisi-aciklamasi-dijital-vasiyet-sayisi-artiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 4 ay önce hayata geçirilen kanun değişikliğiyle organ bağışı süreçlerini dijitalleştirerek çok daha kolay bir hale getirdiklerini belirterek,"O günden bugüne 64 bin 195 vatandaşımız, e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijital vasiyetlerini oluşturarak organ bağışçısı oldu." ifadesini kullandı.</h2>
<p>Bakan Kemal Memişoğlu, her bağışın yeni bir hayat olduğunu belirtti.</p>
<p>Dört ay önce hayata geçirilen kanun değişikliğiyle<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/organ-bagisi/" target="_blank" rel="noopener">organ bağışı</a><span> </span>süreçlerini dijitalleştirerek çok daha kolay bir hale getirdiklerini anımsatan Memişoğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"O günden bugüne, 64 bin 195 vatandaşımız,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/e-devlet/" target="_blank" rel="noopener">e-Devlet</a><span> </span>ve<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/e-nabiz/" target="_blank" rel="noopener">e-Nabız</a><span> </span>üzerinden dijital vasiyetlerini oluşturarak organ bağışçısı oldu. 186 bin 445 doku ve organ, gelecek için umuda dönüştü. Paylaşmanın ve bir olmanın manevi iklimini yaşadığımız mübarek ramazan ayında, iyiliği birlikte büyütelim. Vasiyetiniz bir cana şifa, bir aileye umut olsun"</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_699fe447723e8.jpg" length="59436" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 09:12:27 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Ramazan’da Sıvı Dengesi: Üroloji Uzmanından Böbrek Sağlığı Rehberi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/ramazanda-sivi-dengesi-uroloji-uzmanindan-boebrek-sagligi-rehberi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/ramazanda-sivi-dengesi-uroloji-uzmanindan-boebrek-sagligi-rehberi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2>Ramazan'da gün boyu süren susuzluk, özellikle yanlış içecek tercihleriyle birleştiğinde böbrek taşı oluşumunu hızlandırabiliyor. Üroloji uzmanı, iftar ile sahur arasında su tüketiminin dengeli şekilde artırılması gerektiğini belirtti. Asitli ve şekerli içeceklerin sıvı ihtiyacını karşılamadığına ve risk grubundakilerin ekstra dikkatli olması gerektiğine dikkat çekti.</h2>
<p><span>Ramazan'da gün boyu sıvı alınamaması, idrarın koyulaşmasına ve böbreklerde kristal oluşumuna yol açabiliyor. Bu durum özellikle daha önce böbrek taşı düşürenler, ailesinde taş öyküsü bulunanlar ve taş ameliyatı geçiren kişiler için risk oluşturuyor. İftar sonrasında su yerine asitli içecekler, şekerli meyve suları ya da aşırı çay ve kahve tüketimi vücudun gerçek sıvı ihtiyacını karşılamıyor.</span></p>
<p><strong>RAMAZAN'DA SIVI TÜKETİMİNE DİKKAT</strong></p>
<p>Ramazan'da gün boyunca sıvı alınamaması, bazı kişilerde böbrek taşı şikayetlerinin artmasına yol açabiliyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Cevper Ersöz, yeterli sıvı tüketilmemesinin idrarın koyulaşmasına ve kristal oluşumuna zemin hazırladığını belirtti. Ersöz, iftar ile sahur arasında zamana yayılarak en az 2-2,5 litre su içilmesi gerektiği konusunda uyardı.</p>
<p><span>İftar sonrası susuzluğu bilinçsiz içecek tercihleriyle gidermeye çalışmak ise böbrek sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Su yerine tüketilen asitli içecekler, şeker oranı yüksek meyve suları ve aşırı çay-kahve, vücudun gerçek sıvı ihtiyacını karşılamadığı gibi taş oluşumu riskini de artırabiliyor.</span></p>
<p><span>Doç. Dr. Cevper Ersöz, idrar yoğunluğunun artmasının böbrek taşı oluşumunu tetikleyebileceğini belirterek, özellikle risk grubundaki kişilere önemli uyarılarda bulundu.</span></p>
<p><strong>YANLIŞ SIVI TERCİHİ BÖBREK TAŞINI TETİKLİYOR</strong></p>
<p>Doç. Ersöz, daha önce böbrek taşı ameliyatı geçirenler, ailesinde taş öyküsü bulunanlar ve daha önce taş düşüren hastaların risk grubunda olduğunu belirtti.</p>
<p><span>Açıklamasında </span><strong>"Böbrek taşı öyküsü bulunan kişiler özellikle dikkatli olmalı. İftar ile sahur arasında en az 2-2,5 litre su tüketilmesi gerekir. Suyun zamana yayılarak içilmesi Ramazan'da büyük bir öneme sahip. Asitli ve şekerli içecekler suyun yerine geçmiyor. İşlenmiş, tuzlu ve aşırı proteinli gıdalardan da kaçınılması gerekiyor"</strong><span> dedi.</span></p>
<p><span></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_699e8bdb72eb6.jpg" length="77382" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 08:43:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Horlama Değil, Kalp Krizi Provası! Uyku Apnesindeki Büyük Tehlike</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/horlama-degil-kalp-krizi-provasi-uyku-apnesindeki-buyuk-tehlike</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/horlama-degil-kalp-krizi-provasi-uyku-apnesindeki-buyuk-tehlike</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot">Birçok kişinin sıradan bir gece gürültüsü sandığı horlama, aslında ciddi bir sağlık krizinin habercisi olabilir. Uyku sırasında nefesin kesilmesiyle kendini gösteren uyku apnesi, kilo ve yaş faktörüyle birleştiğinde adeta bir "sağlık tuzağına" dönüşüyor. Prof. Dr. Erdoğan Kunter, bu karanlık tablonun çözüm yollarını ve hayati önem taşıyan tedavi yöntemlerini açıkladı.</h2>
<p><span>Uyku sırasında nefesin durmasıyla karakterize edilen uyku apnesi, toplumda genellikle sıradan bir horlama problemi olarak görülüp ihmal ediliyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Kunter, hastalığın tedavi edilmediğinde vücutta oluşturduğu tahribata dikkat çekti.</span></p>
<p><span>"Çok yorgunum ondan", "Yastığımdan dolayı böyle oluyor" gibi sayısız bahaneyle geçiştirdiğimiz horlama, sandığınız gibi sadece masum bir gece gürültüsü değil, vücudunuzun çaldığı hayati bir alarm zili olabilir. Görmezden gelinen bu durumun altında uyku apnesi tehlikesi yatıyor olabilir. Prof. Dr. Erdoğan Kunter, uyku apnesinin kalp ve beyin sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, erken teşhis ve doğru tedaviyle hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi.</span></p>
<p><strong>HORLAMA VE UYKU APNESİ ARASINDAKİ FARK</strong></p>
<p>Horlamanın sosyal bir problem olarak görüldüğünü, ancak uyku apnesinin horlamadan çok daha ciddi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kunter, "Horlamak bir gürültü sorunu olabilir ama uyku apnesi doğrudan kişinin hayatını etkileyen, kalp ve beyin üzerinde ciddi sorunlara yol açabilen bir durumdur. Horlama her zaman uyku apnesi anlamına gelmez, ancak horlayanların bir kısmında hastalık gelişebilir. Horlama varsa ve kişi sürekli yorgun uyanıyorsa, bunun altında uyku apnesi olabilir. Bu yüzden dikkatli olmak gerekiyor" dedi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_699d399e9235e.jpg" length="53126" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 08:39:48 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Şifa Niyetine İçerken Sağlığınızdan Olmayın</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sifa-niyetine-icerken-sagliginizdan-olmayin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sifa-niyetine-icerken-sagliginizdan-olmayin</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-path-to-node="4">Havaların soğumasıyla birlikte aktarların yolu daha sık aşınmaya başladı. Ihlamur, adaçayı, zencefil ve kuşburnu gibi bitkiler bağışıklık sistemine destek sağlasa da, bu çayların hazırlama aşamasında ve tüketim miktarında yapılan hatalar ciddi riskler barındırıyor.</p>
<h3 data-path-to-node="5">Gelişigüzel Karışımlardan Kaçının</h3>
<p data-path-to-node="6">Pek çok kişi, "ne kadar çok çeşit karıştırırsam o kadar etkili olur" düşüncesiyle onlarca bitkiyi aynı demliğe atıyor. Ancak bitkilerin içindeki etken maddeler birbirleriyle etkileşime girerek toksik (zehirli) etkiler yaratabilir. Uzmanlar, aynı anda <b data-path-to-node="6" data-index-in-node="251">en fazla 2 veya 3 çeşit</b> bitkinin karıştırılmasını öneriyor.</p>
<h3 data-path-to-node="7">Kaynatmayın, Demleyin!</h3>
<p data-path-to-node="8">Bitki çaylarıyla ilgili yapılan en büyük yanlış, bitkileri suyla birlikte dakikalarca kaynatmaktır. Özellikle narin yapraklı bitkiler (ıhlamur, adaçayı vb.) kaynatıldığında içindeki yararlı uçucu yağlar kaybolurken, sağlığa zararlı maddeler açığa çıkabilir.</p>
<ul data-path-to-node="9">
<li>
<p data-path-to-node="9,0,0"><b data-path-to-node="9,0,0" data-index-in-node="0">Doğru Yöntem:</b> Suyu kaynatıp ocaktan alın, ardından bitkileri ekleyerek ağzı kapalı bir şekilde 5-10 dakika demlenmeye bırakın.</p>
</li>
</ul> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_699be69f5deb2.jpg" length="81884" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 08:33:36 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bakan Memişoğlu Müjdeyi Verdi: Sigarayı Bırakma Başvurularında Rekor Artış!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-sigarayi-birakma-basvurularinda-rekor-artis</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-sigarayi-birakma-basvurularinda-rekor-artis</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sigara bırakma polikliniklerine yapılan başvurularda çarpıcı bir artış olduğunu duyurdu. 2025 yılının ilk 1,5 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 60 oranında artış kaydedildi.</h2>
</div>
<div class="layout-slot-square md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-pages article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<div class="article-paging flex flex-col gap-6" data-index="1" data-paging="paging">
<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sanal medya hesabından 'Birlikte bırakıyoruz! Birlikte başaracağız' başlığı ile Türkiye'de Sigara Bırakma Polikliniklerine yapılan başvuruların, geçen yılın ilk 1,5 ayına göre yüzde 60 arttığını açıkladı.</p>
<p>Memişoğlu paylaşımında, 2025 yılında 30 bin 675 başvuru, 2026 yılında 48 bin 841 başvuru yapıldığını belirterek,<strong><span> </span>"Bu tablo açıkça gösteriyor ki, milletimiz sağlığını seçiyor. Dumansız bir Türkiye için şimdi tam zamanı"</strong><span> </span>ifadelerini kullandı.</p>
<p></p>
</div>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_69994743b3a97.jpg" length="39570" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 08:48:56 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Tüp Bebek Mucizesi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-tup-bebek-mucizesi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-tup-bebek-mucizesi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya'da yaşayan 32 yaşındaki Ecem Türkdoğan, henüz evliliğinin ilk yılında 3. evre meme kanseri teşhisi aldı. Zorlu geçen üç buçuk yıllık tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşan Türkdoğan, kanser tedavisi öncesinde dondurduğu embriyolardan sonuç alamadı. Umudunu kaybetmeyen genç kadın, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Merkezi'nde uygulanan tedaviyle anne olma hayalini gerçekleştirdi. Mastektomi ameliyatı nedeniyle süt veremediğini belirten Türkdoğan, "Önemli olan süt değil, önce iyileşmek. Kanser tedavisine odaklandım, bugün oğlum kucağımda" sözleriyle sürecini anlattı.</span><br><span>2020 yılında, 27 yaşındayken meme kanserine yakalandığını öğrenen Ecem Türkdoğan, teşhisin ardından vakit kaybetmeden onkoloji servisine başvurdu. Memorial Göztepe Hastanesi Onkoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan ve ekibi tarafından tedaviye alınan Türkdoğan, 8 kür kemoterapi ve radyoterapi gördü. Tedavi sürecinin ardından her iki göğsünün alındığı mastektomi ameliyatı geçiren genç kadın, kanseri yenmeyi başardı.</span><br><span>Türkdoğan, yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:"2020 yılında 27 yaşındayken meme kanser teşhisi aldım. Henüz bir yıllık evliydim. Hemen onkoloji servisine başvurdum. Kemoterapi gördüm, radyoterapi gördüm. Ardından mastektomi ameliyatı yani iki memenin birden alınması operasyonunu geçirdim."</span><br><br><span>Tedavi öncesi embriyo dondurdu, transferden sonuç alamadı</span><br><span>Kanser tedavisinin doğurganlık üzerindeki etkileri nedeniyle tedaviye başlamadan önce embriyo dondurma işlemi yaptırdığını belirten Türkdoğan, tedavisine üç buçuk yıl sonra ara verildiğini ancak dondurulan embriyoların transferinden gebelik elde edilemediğini söyledi. Türkdoğan, "Kanser tedavisinden sonra kadınlar çocuk sahibi olamayabiliyor. Bu nedenle embriyolarımızı dondurmuştuk. Tedavime ara verildiğinde transfer denedik ama gebelik oluşmadı. Farklı doktorlara başvurdum, ihtimalin çok düşük olduğu söylendi."</span><br><br><span>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi "Umudun adresi" oldu</span><br><span>Olumsuz görüşlere rağmen Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Merkezi'ne başvuran Türkdoğan, Merkez Sorumlusu Prof. Dr. Burak Karadağ ve ekibi tarafından tedaviye alındı. Yapılan değerlendirmelerde yumurtalık rezervinin belirgin düşük olduğu tespit edildi. Uygulanan kişiye özel tedaviyle az sayıda embriyo elde edildi. Türkdoğan, o dönemi şöyle anlattı: "Buraya geldiğimde Burak Hoca bana ‘korkma, halledeceğiz' dedi. Tedaviye başladık. Az sayıda embriyom oluştu. Bir embriyom tuttu. Şu an oğlum Can kucağımda."</span><br><br><span>"Öncelik kanser tedavisi olmalı"</span><br><span>Kanserle mücadele eden ve anne olmayı hayal eden hastalara seslenen Türkdoğan, önceliğin tedavi süreci olması gerektiğini vurguladı ve şöyle devam etti: "Kanser tedavisi gibi zorlu bir süreçten çıkınca olumsuzlukları normalleştiriyorsunuz. Ben de olacak diye düşündüm ama kendime küçük bir ihtimal verdim. Doktorumun her sözünü dinledim. Öncelik kanser tedavisi olmalı. Sürece güvenmek gerekiyor. Ben süt veremeyen bir anne oldum ama bunu problem etmedim. Önemli olan önce iyileşmek."</span><br><br><span>"Süt veremeyecek bir anne olma düşüncesi beni çok ürküttü"</span><br><span>Mastektomi ameliyatını başlangıçta istemediğini ifade eden Türkdoğan, karar sürecindeki duygusal zorluğu da şu şekilde paylaştı: "Süt veremeyecek bir anne olma düşüncesi beni çok ürküttü. Ancak onkoloji doktorum ‘Önemli olan süt değil, önce iyileşmen gerekiyor' dedi ve direkt kanser sürecine odaklandım."</span><br><br><span>"Tedavi başlamadan başvurun"</span><br><span>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Burak Karadağ ise kanser hastalarında fertilitenin korunmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Karadağ, "Ecem Hanım bize başvurduğunda daha önce embriyo dondurma işlemi yaptırmıştı. Ancak transferlerden gebelik elde edilemeyince merkezimize geldi. Değerlendirmelerde yumurtalık rezervinin belirgin azaldığını gördük. Kemoterapi ve radyoterapi sonrası bu tabloyla sık karşılaşıyoruz. Gerekli tedavi planlamasını yaptık ve mevcut sınırlı sayıda yumurtayla gebelik elde ettik" dedi.</span><br><span>Karadağ, üreme çağındaki hastalar için şu uyarıda bulundu: "Kanser hastaları için en kritik adım, tedavi başlamadan önce başvurmaktır. Yumurtalık rezervi etkilenmeden yumurta, sperm ya da embriyo dondurma işlemleri yapılabilir. Bu yaklaşım yalnızca meme kanseri için değil, tüm kanser türleri için geçerlidir."</span><br><br><span>Kamu hastanesinde ‘fiyat avantajı'</span><br><span>Merkezde uygulanan işlemlerin uluslararası standartlarda sürdürüldüğünü belirten Karadağ, kamu hastanelerinin sağladığı avantajlara da şu şekilde değindi: "Merkezimizde fertilite koruyucu işlemleri başarıyla uyguluyoruz. Kamu kurumu olmamız nedeniyle hastalar açısından maliyet avantajı söz konusu. Uygun endikasyonlarda rapor düzenlenmesi de devletin sunduğu önemli bir destek. Merkez açıldığından bu yana hasta sayımız artıyor, başarı oranlarımız uluslararası standartlarda."</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_6998204019ff7.jpg" length="61211" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 11:50:14 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Görünmez Tehlike Büyüyor: İyot Eksikliği Sağlığımızı Nasıl Tehdit Ediyor?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/goerunmez-tehlike-buyuyor-iyot-eksikligi-sagligimizi-nasil-tehdit-ediyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/goerunmez-tehlike-buyuyor-iyot-eksikligi-sagligimizi-nasil-tehdit-ediyor</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>İyot eksikliği, fark edilmeden ilerleyen ama ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen küresel bir problem olarak dikkat çekiyor.</h2>
</div>
<div class="layout-slot-square md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>İyot eksikliği, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve çoğu zaman fark edilmeyen önemli bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Endokrinoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, "21 Ekim Küresel İyot Eksikliği Bozukluklarını Önleme Günü" kapsamında yaptığı açıklamada, iyotun vücut için hayati önem taşıdığını belirtti.<br><br>"DÜNYA NÜFUSUNUN 3'TE 1'İ RİSK ALTINDA"<br>Uzm. Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, iyotun tiroid hormonlarının üretimi için vazgeçilmez bir mineral olduğunu belirterek, "Tiroid bezi iyot sayesinde T3 ve T4 hormonlarını sentezler. Bu hormonlar, metabolizma, büyüme ve beyin gelişimi gibi hayati süreçleri düzenler. Ancak dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri iyot eksikliği riski altında yaşamaktadır" dedi. Yazıcıoğlu, Türkiye'de de bazı kırsal bölgelerde bu sorunun görüldüğünü, ancak tuz iyotlama programları sayesinde büyük oranda kontrol altına alındığını kaydetti.<br><br>"BELİRTİLER SİNSİ İLERLER"<br>İyot eksikliğinin genellikle fark edilmeden ilerlediğini belirten Yazıcıoğlu, "Yorgunluk, saç dökülmesi, kilo artışı, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtiler başka rahatsızlıklarla karıştırılabilir. Ancak uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" ifadelerini kullandı.<br><br>"FAZLASI DA ZARAR"<br>İyotun eksikliğinin olduğu kadar fazlasının da zararlı olabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Yazıcıoğlu, "İyot ihtiyacı yaş, cinsiyet ve yaşam evresine göre değişir. Günlük üst sınır yetişkinlerde bin 100 mikrogramdır. Fazla iyot, hipertiroidizm veya alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle takviye kullanılmadan önce mutlaka uzmana danışılmalıdır" şeklinde konuştu.<br><br>"HER YAŞ GRUBUNUN İHTİYACI FARKLI"<br>Dünya Sağlık Örgütü ve Türk Endokrinoloji Derneği'nin rehberlerine göre önerilen günlük iyot miktarlarını paylaşan Yazıcıoğlu, "Yetişkinlerde günlük 150 mikrogram iyot yeterlidir. Hamile kadınlarda bu miktar 220 mikrograma, emziren annelerde 290 mikrograma çıkar. Çocuklarda 90-120, ergenlerde ise 120 mikrogram iyot alınması gerekir" dedi.<br><br>"İYOT EKSİKLİĞİ CİDDİ HASTALIKLARA YOL AÇAR"<br>İyot eksikliğinin en çok tiroid bezini etkilediğini ifade eden Uzm. Dr. Yazıcıoğlu, "İyot eksikliği guatr, hipotiroidizm ve gelişim bozuklukları gibi hastalıklara neden olabilir. Gebelikte iyot eksikliği, bebekte zihinsel ve fiziksel gelişim geriliğine yol açabilir. Ayrıca bağışıklık sistemini zayıflatabilir, enfeksiyonlara yatkınlığı artırabilir" ifadelerini kullandı.<br><br>"İYOT EKSİKLİĞİNİ ÖNLEMEK MÜMKÜN"<br>İyot eksikliğinin önlenebilir bir sorun olduğunu vurgulayan Yazıcıoğlu, "İyotlu tuz kullanmak, haftada birkaç kez balık ve süt ürünleri tüketmek, gebelikte iyot seviyelerini kontrol ettirmek çok önemlidir. Dağlık bölgelerde yaşayanlar, veganlar ve tiroid hastaları düzenli olarak tarama yaptırmalıdır. Basit bir idrar testiyle iyot düzeyi kolayca ölçülebilir" sözleriyle önerilerde bulundu.<br><br>"TİROİD SESSİZ BİR KAHRAMANDIR"<br>Açıklamasının sonunda Yazıcıoğlu, "Tiroid, vücudumuzun sessiz kahramanıdır. Ona iyotla destek olmak sağlığımız için büyük önem taşır. İyot eksikliği önlenebilir bir sorundur; önemli olan farkındalık oluşturmaktadır" dedi.</p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_69969fbbc107f.jpg" length="63523" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 08:29:55 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kumluca’da Sağlık Yatırımları Hız Kesmiyor: Yeni Birimler Yolda</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kumlucada-saglik-yatirimlari-hiz-kesmiyor-yeni-birimler-yolda</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kumlucada-saglik-yatirimlari-hiz-kesmiyor-yeni-birimler-yolda</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya'nın Kumluca ilçesinde İlçe Kaymakamı Bahadır Güneş, devlet hastanesini ziyaret ederek hastane yönetiminden çalışmalarla ilgili bilgi aldı.</span><br><span>Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, daire amirleriyle birlikte Kumluca Devlet Hastanesi'ni ziyaret ederek yöneticilerden çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Kaymakam Bahadır Güneş, hastaneye gelişinde ilk olarak diyaliz ünitesini gezdi, ardından poliklinikleri dolaşarak hastalarla sohbet etti. Hastane kapalı oto parkı, acil servis, yoğun bakım üniteleri ve yapımı devam eden kroner yoğun bakım servisini de gezen Güneş, toplantı salonuna geçti. Hastane Başhekimi Fatih Aladağ ve idareciler tarafından Kaymakam Bahadır Güneş'e hastanedeki çalışmalar ve yeni gelişmeler hakkında bilgi verildi.</span><br><span>160 dönümlük arazi üzerinde 33 dönümlük kapalı alanda kurulan hastanenin, 163 araçlık kapalı otoparkı bulunduğunu, 150 yatak kapasitesine sahip olduğunu belirten Başhekim Fatih Aladağ, "Toplam personel sayımız 546, 38 uzman hekim, 17 pratisyen hekim, 343 sağlık personeli ve diğer alanlardaki 137 kişi ile hizmet vermekteyiz" dedi.</span><br><span>Başhekim Fatih Aladağ, "Hastanemizde yıllık muayene ettiğimiz hasta sayısı 424 bin 651, Acil bölümünde yıllık muayene ettiğimiz hasta sayısı 136 bin 775, Diş Hastanemizde yıllık muayene ettiğimiz hasta sayımız 25 bin 348, hastanemiz bünyesinde yıllık yatan hasta sayımız 9 bin 906 kişi, Yoğun Bakım ünitemizde yıllık yatan hasta sayımız 861 kişi, yıllık yeni doğan yoğun bakım sayımız ise 355 kişidir" dedi.</span><br><span>Aladağ, "Hastanemizde yıllık 6 bin 169 kişi ameliyat oldu. ABC Grubu ameliyatlarında ise 2 bin 365 hastamız ameliyat oldu. Hastanemizde Gastroskopi olan hasta sayımız 263 kişi ve kolonoskopi olan hasta sayımız ise 260 kişidir. Birinci seviye yoğun bakım sayımız 6 ve ikinci seviye yoğun bakım yatağımız ise 6 kişi olup toplam 12 yoğun bakım yatağımız bulunmaktadır" dedi.</span><br><br><span>Başhekim Aladağ son olarak, "Batı Antalya Bölgesinde ilk olacak olan kroner anjiyo bakım merkezimizdeki çalışmalar aralıksız sürüyor. En kısa zamanda da o merkezimizi hizmete açmayı hedefliyoruz dedi.</span><br><span>Hastane yönetimi tarafından 112 acil merkezinin Temel Eğitim Mahallesi'nde yapılması planlanan yeni bir binaya taşınacağını, yetersiz olan ortopedi başta olmak üzere bazı branşlarda yeni doktorların geleceğinin bilgisi verilen Kaymakam Bahadır Güneş hastaneden ayrıldı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_69956acce8666.jpg" length="66183" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 10:31:46 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Alanya’da Tıpta Bir İlk: Prostat Tedavisinde ‘HoLEP’ Dönemi Başladı!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alanyada-tipta-bir-ilk-prostat-tedavisinde-holep-doenemi-basladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alanyada-tipta-bir-ilk-prostat-tedavisinde-holep-doenemi-basladi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, iyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde kullanılan en ileri tekniklerden biri olan HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostat) cerrahisi, Alanya’da ilk kez başarıyla gerçekleştirildi.</span><br><span>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, gelişen teknolojiyi yakından takip ederek insan sağlığı adına en güncel yöntemleri uygulamaya devam ediyor. Bu kapsamda hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Üroloji Kliniği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Akkoç ve klinik ekibi, iyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde kullanılan en ileri tekniklerden biri olan HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostat) cerrahisini Alanya’da ilk kez başarıyla gerçekleştirdi. İdrar yapmada zorlanma şikâyetiyle takip edilen 68 yaşındaki A.A. isimli hastaya yapılan tetkiklerin ardından HoLEP ameliyatı önerildi. Hastanın onayının alınması sonrasında operasyon, kapalı yöntemle ve yüksek enerjili holmium lazer teknolojisi kullanılarak başarıyla tamamlandı.</span><br><br><span>Güncel ve bilimsel gelişmeler yakından takip ediliyor</span><br><span>Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Ali Akkoç, "Üroloji kliniği olarak güncel ve bilimsel gelişmeleri yakından takip ediyor, hastalarımıza en uygun ve etkin tedavi seçeneklerini sunmayı önemsiyoruz. HoLEP cerrahisi; prostat dokusunun lazer yardımıyla kapsül seviyesinden tamamen ayrılarak çıkarılmasına imkan tanıyan, her boyuttaki prostata uygulanabilen ve etkili sonuçlar sunan modern bir yöntemdir. Bu yöntemin uygulanabilmesi; ileri düzey cerrahi deneyimin yanı sıra güçlü bir teknolojik altyapı ve özellikli cerrahi ekipmanlar gerektirmektedir. Daha az kanama, kısa kateter süresi ve hızlı iyileşme gibi avantajları sayesinde doğru hasta grubunda yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Bu yöntemin artık hastanemizde uygulanabiliyor olması bizler için gurur vericidir." ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>Tedavi seçenekleri genişletildi</span><br><span>Prof. Dr. Akkoç ayrıca, "Bu cerrahi yöntemin uygulanabilmesi için gerekli teknolojik altyapının hastanemize kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Sağlanan bu imkân, kliniğimizin tedavi seçeneklerini daha da genişletmiştir" dedi. Üroloji kliniği hekimleri, anestezi ekibi ve ameliyathane çalışanlarının koordineli çalışmasıyla gerçekleştirilen operasyon, Alanya’da prostat büyümesi tedavisinde uygulanan cerrahi yöntemlere önemli bir yenilik kazandırmış oldu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_699305cea3374.jpg" length="65812" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 14:56:24 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Tansiyon ve Böbrek Hastalığı: Birbirini Besleyen Tehlikeli Döngü</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/tansiyon-ve-boebrek-hastaligi-birbirini-besleyen-tehlikeli-doengu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/tansiyon-ve-boebrek-hastaligi-birbirini-besleyen-tehlikeli-doengu</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Uzm. Dr. Orhan Özdemir, tansiyon ve böbrek hastalığının birbirini etkileyen ve ciddiye alınması gereken sağlık sorunu olduğunu söyledi.</h2>
</div>
<div class="layout-slot-square md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı'nda görev yapan Uzm. Dr. Orhan Özdemir, tansiyon ve böbrek hastalığının birbirini etkileyen ve ciddiye alınması gereken sağlık sorunu olduğunu söyledi.</p>
<p>"Böbreklerimiz, vücudumuzun sessiz çalışan kahramanları gibidir" diyen Uzm. Dr. Özdemir, şöyle devam etti:</p>
<p>"Sadece idrar üretmekle kalmaz, vücudun kimya laboratuvarı ve denge merkezi olarak da görev yapar. Aynı zamanda kan basıncının (Tansiyonun) düzenlenmesi açısından da önemli rol oynar. Bu sebeple tansiyon ve böbrek sağlığı birbiriyle yakından ilişkilidir."</p>
<p>Böbrekler tansiyonu nasıl etkiler</p>
<p>Böbreklerin vücuttaki fazla suyu ve tuzu atarak, kan basıncını düzenleyen bazı hormonları salgıladığını kaydeden Uzm. Dr. Özdemir, "Böbrekler iyi çalışmadığında vücutta su ve tuz birikir. Bu durum damar içi basıncı artırır ve tansiyon yükselir" dedi.</p>
<p>"Yüksek tansiyon böbreklere zarar verir mi"</p>
<p>Uzun süre kontrolsüz seyreden yüksek tansiyonun, böbreklerin içindeki küçük damarları zamanla zedelediğini belirten Uzm. Dr. Özdemir, bu hasara yönelik şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Böbreklerin kanı süzme gücünü azaltır. İdrarda protein kaçağına yol açabilir. Zamanla böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilir."</p>
<p>Bu sürecin çoğu zaman belirti vermediğini söyleyen Uzm. Dr. Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Kişi kendini iyi hissederken böbrekler sessizce zarar görebilir ve bir kısır döngü oluşur. Yüksek tansiyon böbrek hasarına neden olurken, böbrek hasarı da tansiyonun daha da yükselmesine sebep olacağından, tansiyon ve böbrek sağlığı birlikte takip edilmelidir."</p>
<p>"Kimler daha dikkatli olmalı"</p>
<p>Uzm. Dr. Özdemir, böbrek ve tansiyon kontrollerinin özellikle önemli olduğu kişileri şöyle sıraladı:</p>
<p>"Hipertansiyon hastaları, diyabet hastaları, 40 yaş üzerindeki kişiler, ailesinde böbrek hastalığı olanlar, uzun süre ve sık ağrı kesici (Özellikle NSAİİ) kullananlar."</p>
<p>"Böbrekleri ve tansiyonu korumak için neler yapabilirsiniz"</p>
<p>Uzm. Dr. Özdemir, böbrekleri ve tansiyonu korumak için yapılabilecekleri şu şekilde özetledi:</p>
<p>"Tansiyonunuzu düzenli ölçün, tuz tüketimini azaltın, doktorunuzun verdiği tansiyon ilaçlarını düzenli kullanın, gereksiz ağrı kesici kullanımından kaçının, sigara kullanmayın, sağlıklı kiloda kalın ve düzenli hareket edin, yılda en az bir kez kan ve idrar tahlili yaptırın."</p>
<p>"Yüksek tansiyon böbrekleri de sessizce etkiliyor"</p>
<p>Yüksek tansiyonun sadece kalbi değil, böbrekleri de sessizce etkilediğini hatırlatan Uzm. Dr. Özdemir, "Böbreklerdeki sorunlar tansiyon kontrolünü zorlaştırabilir. Ancak erken fark edilirse önlem almak mümkündür. Düzenli kontrol, sağlıklı yaşam ve hekim takibi böbrek sağlığının korunmasında büyük önem taşır" diye konuştu.</p>
<p></p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_6992ad7b747da.jpg" length="42864" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 08:39:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sevgililer Günü’nün en gerçek, en kalbe dokunan hikayesi Antalya’dan!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sevgililer-gununun-en-gercek-en-kalbe-dokunan-hikayesi-antalyadan</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sevgililer-gununun-en-gercek-en-kalbe-dokunan-hikayesi-antalyadan</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya'da yıllarca diyaliz tedavisi gören Fatma Aydın Dönmez, Sevgililer Günü'ne eşinin bağışladığı böbrekle giriyor. Dönmez, nakil sürecini anlatırken 8 yaşındaki kızlarının ameliyat öncesi kendisine, "Anne bir gün iyileşeceksin değil mi?" diye sorduğunu belirterek, "Eşimin bana karşı olan sevgisi, fedakârlığı, saygısı hayatımın devam etmesini sağladı" dedi.</span><br><span>Antalya'da yaşayan Fatma Aydın Dönmez'in yaşamını değiştiren süreç, bacak ağrısıyla başladı. Hastaneye başvuran Dönmez'e yapılan tahlillerde böbreklerinde rahatsızlık olduğu belirlendi. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bölümü'nde yapılan ileri tetkiklerin ardından Dönmez'e yüksek tansiyona bağlı böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Tedavi süreci devam ederken hamile kalan Dönmez'in böbrek fonksiyonları hamilelik döneminde daha da geriledi. Doğumun ardından diyaliz tedavisine başlanan Dönmez, uzun yıllar makineye bağlı bir yaşam sürdürdü.</span><br><br><span>Yıllarca umutla organ bağışı bekledi</span><br><span>Nakil için geçen yılları anlatan Fatma Aydın Dönmez, diyalizle geçen sürecin hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu söyledi. Organ bağışının önemine dikkat çeken Dönmez, yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi: "44 yaşındayım. Yaklaşık 9 yıllık evliyiz. İlk önce bacağımdaki ağrı nedeniyle hastaneye başvurdum. Ayağım uyuşmaya başlamıştı. Yapılan tahlillerde böbreklerde ciddi sıkıntı olduğu söylendi. Acil nefrolojiye yönlendirildik. O bölüme girdikten sonra bir daha çıkamadım. Biopsiler, tahliller derken yüksek tansiyona bağlı böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Tedavi altına alındım. Ardından hamilelik süreci başladı. Doğumla birlikte böbreklerim tamamen iflas etti. Diyaliz süreci başladı. Beş yıl boyunca organ bağışı bekledik ama ne yazık ki uygun organ bulunamadı."</span><br><br><span>"Keşke bu fedakârlık gerekmeseydi"</span><br><span>Uzun süre organ bağışı beklemelerine rağmen sonuç alamadıklarını belirten Dönmez, eşinden yapılan naklin ardından sağlığına kavuştuğunu ancak yaşadığı duyguyu buruk bir sevinçle anlattı. Dönmez, "Eşim bu konuda hep çok ısrarcıydı. Biraz daha bekleyelim, belki organ bağışından bir haber gelir diyordum. Ama gelmeyince başka çaremiz kalmadı. Eşimin bana karşı olan sevgisi, fedakârlığı ve saygısı hayatımın devam etmesini sağladı. Ona minnettarım. Ama keşke bu fedakârlık gerekmeseydi. Keşke bir organ bağışıyla gerçekleşseydi. Ameliyata girerken beni uğurlaması bile benim için yeterliydi. Toprağa gidecek bir organın, başka bir bedende hayat bulması elbette çok daha anlamlı olurdu. Toplumda organ bağışı bilincinin artmasıyla bu farkındalığın güçleneceğine inanıyorum. Sevgi ise her şeyin en büyük gücü. Sevgi ve saygı, hayatın önünde gelen en kıymetli değerler. Eşim organını verse de vermese de ben onu her şeyden önce çok seven ve değer veren biriydim. Benim için o, rüyalarımın insanıydı" şeklinde konuştu.</span><br><br><span>"Anne bir gün iyileşeceksin değil mi?"</span><br><span>Nakil sürecinin aile üzerindeki en ağır yükünün 8 yaşındaki kızları olduğunu ifade eden Dönmez, ameliyat öncesi yaşadıkları duygusal anları da şöyle paylaştı: "En zor olan çocuğumdu. Ameliyat öncesinde bana ‘Anne bir gün iyileşeceksin değil mi?' diye soruyordu. Benim için dua ediyordu. Ameliyatın ardından kızımın ‘Anne, artık iyileştin, sağlıklısın değil mi?' dediğini duydum ve gözlerindeki sevincin ışığını gördüm. Onunla birlikte ben de mutlu oldum."</span><br><br><span>"Hayatımı paylaştığım kişiyle organımı da paylaşırım"</span><br><span>Eşinin sağlık mücadelesine tanıklık etmenin kendisi için çok zor olduğunu belirten Deniz Dönmez ise süreci şu sözlerle anlattı: "9 yıllık evliyiz. Aynı yerde çalışıyoruz, kendi emlak ofisimiz var. Süreç bizim için gerçekten çok zordu. Sevdiğiniz bir insanın gözünüzün önünde erimesi çok ağır bir duygu. Uzun süre organ naklini bekledik. Sonunda doktorlarımız ‘Sen verici olabilirsin' dedi. Hayatımı paylaştığım kişiyle organımı da paylaşmam benim için çok doğal. Ancak herkes bu sürece aynı duyarlılıkla yaklaşmıyor. Oysa organ nakli, bir hayatı kurtarmak demek. Bir çocuğun annesine, bir eşin sevdiğine, bir ailenin babasına yeniden kavuşması İnsanlar bunun ne anlama geldiğini bilse, organ bağışına çok daha fazla destek verir diye düşünüyorum."</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_699026c13ced8.jpg" length="109150" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 10:39:54 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Turizminde Dev İş Birliği: Bakanlık ve Üniversiteler Güçlerini Birleştirdi!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-turizminde-dev-is-birligi-bakanlik-ve-universiteler-guclerini-birlestirdi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-turizminde-dev-is-birligi-bakanlik-ve-universiteler-guclerini-birlestirdi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2>Sağlık Bakanlığı, Türkiye'nin uluslararası sağlık turizminde rekabet gücünü artırmak için "Uluslararası Sağlık Hizmetlerinde İş Birliği Yönetmeliği"ni yürürlüğe koydu. Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik, Bakanlık ve üniversite hastaneleri arasındaki iş birliğini yeniden düzenleyerek, nitelikli sağlık personeli ve kaynakların etkin kullanımını amaçlıyor.</h2>
<p><span>Sağlık Bakanlığı, Türkiye'nin uluslararası sağlık turizmindeki konumunu güçlendirecek stratejik bir adımı hayata geçirdi. Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Uluslararası Sağlık Hizmetlerinde İş Birliği Yönetmeliği" ile Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastaneleri arasındaki iş birliği süreçleri yeniden tanımlandı.</span><span></span></p>
<p><span>Sağlık Bakanlığı, Türkiye'nin sağlık alanındaki küresel rekabet gücünü artırmak amacıyla önemli bir yönetmeliği yürürlüğe koydu. Yeni düzenleme, uluslararası sağlık turizmi yetki belgesine sahip Sağlık Bakanlığı tesisleri ile üniversite hastaneleri arasında köprü kurarak, nitelikli sağlık personelinin ve kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını hedefliyor.</span></p>
<p><span></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_69901d0047c16.jpg" length="79061" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 09:58:12 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıkta Dijital Dönüşümün Karanlık Yüzü: Yanıltıcı Teşhis Riski!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikta-dijital-doenusumun-karanlik-yuzu-yaniltici-teshis-riski</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikta-dijital-doenusumun-karanlik-yuzu-yaniltici-teshis-riski</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Prof. Dr. Recep Öztürk, sağlıkta yapay zekanın bir "ön değerlendirme aracı" olarak görülebileceğini, en büyük tehlikenin ise yapay zekanın sunduğu bilgilerin "kesin doğru" kabul edilmesi ve profesyonel yardımın ertelenmesi olduğunu söyledi.</h2>
</div>
<div class="layout-slot-square md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>İstanbul Medipol Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk</p>
<p>"Bu davranış, sağlık sistemindeki yoğunluk, randevu sürelerinin kısalığı (randevu sürelerinin uzunluğu ve muayene sürelerinin kısalığı) ve anlık bilgi ihtiyacının artmasıyla yakından ilişkilidir. Üstelik yalnızca hastalar değil, hekimler de bu teknolojileri kullanıyor. ABD'de 2024 yılında hekimlerin yüzde 66'sı yapay zeka kullandığını bildirdi. Bu oran 2023'te yüzde 38'di. Yani bir yılda yüzde 28 puan artış oldu, yaklaşık yüzde 74'lük artış yaşandı."</p>
<p>"Yapay zeka bir 'ön değerlendirme aracı' olarak görülebilir"</p>
<p>İnsanların artık USG, BT, MR raporları ya da semptomlarıyla bir arama motorunda karmaşık sonuçlar arasında kaybolmak yerine, bilgiyi anlamlandıran sistemlere yöneldiğini anlatan Öztürk, sadece ChatGPT üzerinden günde yaklaşık 40 milyon sağlık sorgusu yapılmasının, bu refleksin ne kadar yaygınlaştığını gösterdiğini belirtti.</p>
<p>Öztürk, yapay zekanın tıbbi terminolojiyi sadeleştiren, hastanın belirsizlik kaynaklı paniğini azaltan bir "ön değerlendirme aracı" olarak görülebileceğini belirterek, ancak yapay zekanın asla bir teşhis makinesi değil yalnızca bir bilgi işleme aracı olarak hekimin işini kolaylaştıran bir yardımcı olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Yapay zekanın sunduğu bilgilerin "kesin doğru" kabul edilmesi en büyük risk</p>
<p>Yapay zekada genel tanısal doğruluk oranının günümüzde uzman hekim performansının gerisinde kaldığına vurgu yapan Öztürk, şunları kaydetti:</p>
<p>"Radyoloji, dermatoloji ve patoloji gibi standart protokollerin uygulandığı alanlarda insan gözünün kaçırabileceği ayrıntıları yakalayabilir. Fakat klinik bağlamı kavrama, anamnez değerlendirme ve fizik muayene gibi hekimliğin temel unsurları algoritmaların dışında kalır. En büyük risk, sunulan bilgilerin 'kesin doğru' kabul edilmesi ve profesyonel yardımın ertelenmesidir. 'Halüsinasyon' olarak adlandırılan, gerçek dışı bilgilerin ikna edici bir dille sunulması hastada sahte bir sükunet ya da yersiz panik oluşturabilir. Klinik karar destek sistemlerinde yüzde 8-20 oranında halüsinasyon riski bildirilmiştir. Radyoloji araçlarında vakaların yüzde 5-10'unda yanlış teşhis, bir çalışmada ise benign (selim) nodüllerin yüzde 12'sinin malign (habis) olarak işaretlenmesi dikkati çekicidir."</p>
<p>"Telafisi imkansız sonuçlara neden olabilir"</p>
<p>yapay zeka sisteminin sağlıkta kullanımıyla ilgili bilgiler verdi.</p>
<p>Sağlıkta yapay zekanın artık geleceğe ait bir öngörü olmadığını belirten Öztürk, küresel ölçekte, her hafta yaklaşık 230 milyon kişinin sağlıklı yaşam ve iyi hissetme konularında dijital yapay zeka sistemlerine başvurduğunun bildirildiğini aktardı.</p>
<p>Bazı raporlara göre, yalnızca ChatGPT'ye günlük düzeyde sağlıkla ilgili soru yönelten kullanıcı sayısının 40 milyonun üzerinde olduğuna işaret eden Öztürk, "Diğer yapay zeka sistemleri de hesaba katıldığında, bu ilginin ne denli geniş bir insan topluluğunu etkilediği dikkati çekici boyuttadır. Bu veriler, bireylerin sağlık bilgisini arama ve anlamlandırma biçiminde yaşanan sessiz fakat köklü dönüşümün dikkat çekici bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir." dedi.</p>
<p>Öztürk, bugün insanların tahlil sonuçlarını, semptomlarını ve sağlıkla ilgili endişelerini doğrudan yapay zekaya yöneltmeye başladığına dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_698ebc801cf77.jpg" length="106325" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:54:12 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Göz Tansiyonunda Erken Teşhis: Körlüğü Engelleyen En Önemli Adım</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/goez-tansiyonunda-erken-teshis-koerlugu-engelleyen-en-onemli-adim</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/goez-tansiyonunda-erken-teshis-koerlugu-engelleyen-en-onemli-adim</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, sinsice ilerleyip kalıcı körlüğe yol açabilen glokomun (göz tansiyonu) erken teşhisle önlenebileceğini belirterek, "Rutin kontroller yaptırarak erken tanı almak çok önemli." dedi.</h2>
</div>
<div class="adZoneSquare md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>Aynı zamanda Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Kliniğinde çalışan Güngör, derneklerinin "59. Ulusal Kongresi" için geldiği Antalya'da,glokomda göz içi sıvısındaki problemler nedeniyle gözün doku basıncının arttığını ve bunun da göz tansiyonu olarak değerlendirildiğini söyledi.Kan basıncı olarak da ifade edilen tansiyon ile göz tansiyonun farklı olduğuna dikkati çeken Güngör, "Göz içi basıncında insanların yanlışa düştüğü bir durum var. Diğer vücut basıncımız gibi değil, göz içi basıncı, 10 ila 21 milimetre civa arası normal değerler." diye konuştu.Güngör, göz tansiyonunun çok sinsi bir hastalık olduğunu ve 40 yaşın üzerinde dünyada glokom sıklığının yüzde 2, Türkiye'de ise nüfusun yüzde 3-3,5'unu etkilediğini dile getirdi."60 yaşın üzeri kesin risk faktörü"Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, dünyada 70 milyon insanın glokomdan etkilendiğini anlatan Güngör, şöyle konuştu: </p>
<p>"Bunun 6,5-7 milyonu körlükle sonuçlanıyor. Bütün körlükler içerisinde neredeyse yüzde 15'e tekabül ediyor. Yani dünyada körlük meydana gelen her 6-7 kişiden biri glokomdan kör olabiliyor. Bu nedenle rutin kontroller yaptırarak, erken tanı almak çok önemli. Glokom her yaşta görülebiliyor. 60 yaşın üzeri kesin risk faktörü, 40 yaşın üzerindekilerin mutlaka düzenli muayene yaptırması gerekiyor. Yenidoğanlarda da glokom görülebiliyor. Ailelerin bu konuda uyanık olması gerekiyor. Gözlerde çapaklanma, kızarıklık, sulanma, gözün boyutlarında değişiklik veya ödem varsa aileler ve hekimler tarafından dikkatle takip edilmesi gerekiyor. Sağlık Bakanlığının bu konuda takdir edilecek çok yoğun çalışmaları var. İlk 3 ay, ilk 6 ay taramaları var."</p>
<p>Güngör, bebeklerde glokomun genellikle çift taraflı ancak yüzde 25'inin tek taraflı olabildiğine dikkati çekti.</p>
<p>Bebeklerde glokomun erken teşhis edilmemesi durumunda körlüğe kadar ilerleyebileceğine işaret eden Güngör, "Göz içi basıncının yüksekliği, göz sinirlerinde ciddi hasara yol açabiliyor. Bebeklerde glokomun tedavisi cerrahi yöntemlerle gerçekleştiriliyor ve başarılı sonuçlar alınabiliyor." diye konuştu.</p>
<p>Güngör, dünyada tıp alanında tedavi olanaklarının geliştiğine değinerek, rutin göz muayenelerinin erken müdahaleyle tedavi olanağı sağladığını dile getirdi. </p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_698c1382353da.jpg" length="68438" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:28:38 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Temiz Hava, Güçlü Bağışıklık: Kışın Havalandırma Rutini Nasıl Olmalı?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/temiz-hava-guclu-bagisiklik-kisin-havalandirma-rutini-nasil-olmali</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/temiz-hava-guclu-bagisiklik-kisin-havalandirma-rutini-nasil-olmali</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Hastanesi Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Şevketoğlu, kışın evlerin ve kapalı alanların düzenli havalandırılmasının birçok solunum yolu hastalığından korunmada önemli bir rol oynadığını bildirdi.</h2>
</div>
<div class="adZoneSquare md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Hastanesi Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Esra Şevketoğlu yaptığı açıklamada, özellikle kış aylarında soğuk hava nedeniyle pencerelerin açılmasından kaçınıldığını söyledi.</p>
<p>Kışın yoğun olarak soğuk algınlığı ve grip vakalarıyla mücadele edildiğini ifade eden Şevketoğlu, bu dönemde en önemli korunma yöntemlerinden birinin havalandırma olduğunu kaydetti.</p>
<p>Şevketoğlu, soğuk algınlığı ve gribe yol açan virüslerin havada asılı kalabildiğine dikkati çekerek, düzenli havalandırmanın bulaş riskini azalttığını vurguladı.</p>
<p>Havalandırmanın kısa süreli pencere açmak şeklinde yapılmasının yeterli olmadığının altını çizen Şevketoğlu, "Karşılıklı pencerelerin açılarak 10-15 dakika boyunca yoğun hava akımı sağlanması, ortamın temizlenmesi açısından daha etkili görülmektedir. Kış aylarında zamanın büyük bölümü kapalı alanlarda geçiriliyor. Kışın evlerin ve kapalı alanların düzenli havalandırılması başta grip ve soğuk algınlığı olmak üzere birçok solunum yolu hastalığından korunmada önemli bir rol oynuyor." diye konuştu.</p>
<p>Hastalıklardan korunmada el hijyeninin de büyük önem taşıdığına işaret eden Şevketoğlu, özellikle evde hasta bir kişi bulunması durumunda ellerin en az 20 saniye boyunca sabunla yıkanmasının virüslerin elimine edilmesini sağladığını anlattı.</p>
<p>Prof. Dr. Şevketoğlu, evde hasta bireylerin mümkün olduğunca izole edilmesi gerektiğini aktararak, özellikle çocuklar ve yaşlı erişkinlerle temasın azaltılmasının salgının yayılmasını önleyeceğini kaydetti.</p>
<p>Ev içinde yemek pişirilmesi, tekstil ürünleri, çeşitli cihazlar ile bitkilerin ortamın nemini ve karbondioksit miktarını artırabildiğine dikkati çeken Şevketoğlu, bunun sağlıklı bireylerde bile baş ağrısı ve dalgınlık gibi şikayetlere neden olabileceğini vurguladı.</p>
<p>Yetersiz havalandırma bulaştırma riskini artırıyor</p>
<p>Yetersiz havalandırmanın ortamda bulunan hastalardan diğerlerine hastalık bulaşmasına yol açabileceğinin altını çizen Şevketoğlu, karbondioksit birikimi ve yoğun nemin astım, bronşiolit gibi solunum yolu hastalıklarının şiddetlenmesine neden olabileceğine işaret etti.</p>
<p>Virüslerin damlacık yoluyla bulaştığını ve havada asılı kalabildiğini belirten Şevketoğlu, bu durumun enfeksiyonların daha hızlı ve yoğun yayılmasına zemin hazırladığını ifade etti. </p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_698ac59cb6d6e.jpg" length="48321" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 08:44:12 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yaşlılıkta Susama Hissinin Azalması Demansa Davetiye Çıkarıyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yaslilikta-susama-hissinin-azalmasi-demansa-davetiye-cikariyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yaslilikta-susama-hissinin-azalmasi-demansa-davetiye-cikariyor</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demirel, yaşlılarda susuzluk hissinin azalması sonucu oluşabilen kronik susuzluğun unutkanlık ve demansa (bunama) sebep olabileceğini belirtti.</h2>
</div>
<div class="adZoneSquare md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, yaklaşık yüzde 75'i sudan oluşan beynin susuz kalması durumunda beyin hücreleri arasında iletişimin yavaşladığını söyledi.</p>
<p>Bunun da dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü ve kısa süreli bellek bozukluğuna sebep olabileceğini dile getiren Demirel, bazı zamanlar hafif düzeydeki susuzlukların unutkanlığa yol açabileceğini kaydetti.</p>
<p>Susuz kalındığında beyin kan hacminin azaldığına dikkati çeken Demirel, "Beyin kan hacmi azaldığında beyne giden oksijen ve besin değeri düşer. Aynı zamanda elektrolit dengesizliği olur." dedi.</p>
<p>Demirel, bu durumda kişilerin eşyaları koyduğu yeri unutabildiğini, kelime bulmakta zorlanabildiğini, bazı zamanlar yaptıkları işi yarım bırakabildiğini ancak su içme ve sıvı alımıyla bu unutkanlıkların düzelebileceğini anlattı.</p>
<p>"Yaşlıların sıvı alımı desteklenmeli"</p>
<p>Yaşlılarda susuzluk ve unutkanlık ilişkisinin daha kuvvetli olduğuna işaret eden Demirel, şöyle devam etti:</p>
<p>"Yaşlılarda susuzluk hissi azalır. Bu da yaşlılarda farkında olmadan kronik susuzluğa sebep olabilir. Dikkat dağınıklığı, hafıza bozuklukları, yine bilişsel etkinliklerde bozulma bu hastalarda görülebilir. O yüzden yaşlılarda sıvı alımına dikkat etmek gerekir. Susuzluk doğrudan Alzheimer'e neden olmaz ancak beynin bilişsel fonksiyonlarını bozabilir, olan bilişsel bozuklukları kötüleştirebilir. Yetersiz sıvı alımı, kronik susuzluk beynin fonksiyonlarını bozarak ilerleyen dönemlerde unutkanlığa ve demansa (bunama) sebep olabilir."</p>
<p>Demirel, susuzluğun önemsenmesi gereken bir durum olduğunu vurgulayarak, yaşlıların sıvı alımının, su tüketimi desteklenmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Günde 2-2,5 litre sıvı tüketiminin önerildiğini ancak bu durumun kişinin yaşına, cinsiyetine, sağlığına, hava koşullarına göre değişebildiğini belirten Demirel, idrar renginin açık sarı renkte olmasının yeterli sıvı alımının en önemli göstergesi olduğunu anlattı.</p>
<p>Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, çay ve kahvenin suyun yerini tutmayacağını, bunların idrar söktürücü etkisini olduğunu dile getirerek, bu nedenle düzenli sıvı alımı için suyu önerdiklerini kaydetti.</p>
<p>Hareketli yapıları gereği çocuklarda da yeterli sıvı alımının önemli olduğunu vurgulayan Demirel, "Ders ve aktive sırasında sıvı alımını unutabilirler. Bu da dikkat eksikliği, odaklanma güçlüğüne sebep olabilir. Bu nedenle çocukların da sıvı alımının desteklenmesi gerekmektedir." ifadelerini kullandı.</p>
<p></p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_6989701001306.jpg" length="59990" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 08:26:56 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Dijital Çağın Hastalığı: Ekran Yorgunluğuyla Nasıl Baş Çıkılır?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dijital-cagin-hastaligi-ekran-yorgunluguyla-nasil-bas-cikilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dijital-cagin-hastaligi-ekran-yorgunluguyla-nasil-bas-cikilir</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">Teknolojinin gelişmesiyle birlikte günün büyük bölümünü ekran karşısında geçiren modern insan, "Dijital Göz Yorgunluğu" ve "Hareketsiz Yaşam" nedeniyle ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya. Uzmanlar, basit önlemlerle bu risklerin minimize edilebileceğini belirtiyor.</b></p>
<h3 data-path-to-node="4">Göz Sağlığında "20-20-20" Kuralı Şart</h3>
<p data-path-to-node="5">Bilgisayar, tablet ve akıllı telefon ekranlarına uzun süre bakmak; göz kuruluğu, baş ağrısı ve bulanık görmeye neden oluyor. Göz hastalıkları uzmanları, göz kaslarını dinlendirmek için dünya genelinde kabul görmüş <b data-path-to-node="5" data-index-in-node="214">"20-20-20"</b> kuralının hayati önem taşıdığını vurguluyor: <b data-path-to-node="5" data-index-in-node="270">"Her 20 dakikada bir, 20 fit (yaklaşık 6 metre) uzağa, en az 20 saniye boyunca bakın."</b> Bu basit yöntem, gözün odaklanma kaslarını rahatlatarak yorgunluğu önemli ölçüde azaltıyor.</p>
<h3 data-path-to-node="6">Hareketsizlik "Yeni Sigara" Olarak Tanımlanıyor</h3>
<p data-path-to-node="7">Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, fiziksel hareketsizlik dünya genelindeki ölümlerin önde gelen risk faktörlerinden biri haline geldi. Uzun süre oturarak çalışmanın kalp damar hastalıkları, tip 2 diyabet ve obezite riskini artırdığını belirten uzmanlar, hareketsizliği <b data-path-to-node="7" data-index-in-node="278">"çağımızın yeni sigara salgını"</b> olarak adlandırıyor. Saat başı yapılacak 5 dakikalık kısa yürüyüşlerin bile kan dolaşımını düzenlediği ve metabolizmayı canlandırdığı ifade ediliyor.</p>
<h3 data-path-to-node="8">Duruş Bozuklukları ve "Text Neck" (Mesaj Boynu) Sendromu</h3>
<p data-path-to-node="9">Telefon ekranına bakarken boynun öne doğru eğilmesi, omurgaya yaklaşık 27 kilogramlık ek bir yük binmesine neden oluyor. <b data-path-to-node="9" data-index-in-node="121">"Mesaj Boynu"</b> olarak bilinen bu durum; kronik boyun fıtığına ve duruş bozukluklarına (kifoz) yol açıyor. Uzmanlar, ekranın göz hizasında tutulması ve omuzların dik pozisyonda korunması gerektiği konusunda uyarıyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_6986ce0820dec.jpg" length="91041" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 08:31:42 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya’da Bir İlk: Akdeniz Üniversitesi’nde Lazerle Göz Tedavisi Dönemi Başladı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-bir-ilk-akdeniz-universitesinde-lazerle-goez-tedavisi-doenemi-basladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-bir-ilk-akdeniz-universitesinde-lazerle-goez-tedavisi-doenemi-basladi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde Refraktif Cerrahi Merkezi açılışı Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan tarafından yapıldı. Merkezde miyop, astigmat, hipermetrop gibi göz hastalıkları lazer ile tedavi edilecek.</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde Refraktif Cerrahi Merkezi açılışı yapıldı. Açılış töreninde konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Bugün hastanemiz için yine gurur verici bir an yaşıyoruz. Refraktif Cerrahi Merkezimizin açılışıyla, Antalya'mız ve bölgemiz için bir ilki daha hep beraber hayata geçireceğiz. Göz sağlığı bu anlamda daha güçlü, daha erişilebilir ve daha modern bir hizmeti sunacak hastalarımıza" ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>"2025 yılında 80 bine yakın ameliyat yaptık"</span><br><span>Üniversitede son 5 yılda alt yapıya yönelik kapsamlı çalışmalar yapıldığının altını çizen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Akdeniz Üniversitesi bu 5 yılda bence iyi bir yol kat etti. Hep beraber katettik bu yolu. Geçen yıl 80 bine yakın ameliyat yaptık hep beraber. Birçok insanın sağlık sorununu çözdük, insanlara şifa olma görevini hep beraber üstlendik doktorlar olarak ve destek personelimiz olarak" şeklinde konuştu.</span><br><br><span>"İnsanların hayatlarına dokunuyoruz"</span><br><span>İnsanlara umut olmanın ve onlara dokunmanın çok kıymetli olduğunu söyleyen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Biliyorsunuz çok vahim bir kazayla biz pazar sabahına uyandık ve maalesef 10 vatandaşımızı kaybettik. Üçü de maalesef gencecik Akdeniz Üniversitesi öğrencisiydi. Allah'tan rahmet diliyorum. Bu haberi aldığım zaman çok üzülecek vaktimiz bile olmadı. Çünkü 5 hasta Akdeniz Üniversitesi'ne sevk edildi. 3 hastanın durumu bir hayli ağırdı ve Ömer Özkan hocam ve ekibimizle beraber ameliyata aldık. Orada şunu gördüm; ameliyattan dışarıya çıktığımız anda yaklaşık 50-60 hasta yakınının sizin gözlerinizden, ağzınızdan çıkacak şeyleri umut etmesi o kadar farklı bir şey ki yaptığımız iş çok kıymetli hocalarım, çalışma arkadaşlarım" ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>"İnsan kaynağımızı en üst seviyeye taşımak için uğraşıyoruz"</span><br><span>Daha fazla insana umut olmak için hem insan kaynağı hem de altyapının gerekliliğine değinen Rektör Prof. Dr. Özkan, "Akdeniz Üniversitesi olarak da hem altyapısıyla hem insan kaynağımızla bunu en üst seviyeye taşımak için uğraşıyoruz. Hatta biz ilk geldiğimiz dönemde tomografimiz bile yoktu. Hep beraber el ele vererek altyapıyı güçlendirmeye çalıştık." dedi. Rektör Özkan altyapıyı güçlendirmek için çalışmaya devam ettiklerini bu merkezin de bu kapsam da önemli bir adım olduğunu kaydetti.</span><br><br><span>"Kornea hastalıklarının tedavisinde de kullanılacak"</span><br><span>Açılan merkezle ilgili bilgi veren Rektör Özkan, "Bu merkezimiz de hipermetrop, miyop ve astigmat için çok güncel tedaviler sunacak bize. Sadece tedavi değil ben buradan araştırma da istiyorum hocalarım. Bunu da buradan belirtmek istiyorum. Çünkü çok güzel bir alet anladığım kadarıyla. Sadece gözlükten kurtulmayacak hastalarımız, aynı zamanda kornea naklinde ve kornea hastalıklarında da bu elimiz ayağımız olacak bu alet" dedi.</span><br><br><span>"Bölgemiz için referans merkezi haline gelecek"</span><br><span>Merkezin bölge için bir referans merkezi olacağını kaydeden Rektör Özkan, "Halkımıza yüksek teknoloji ve akademik güvence ile tedavi imkanı sunacak olan Lazer Merkezimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnanıyorum ki Refraktif Cerrahi Merkezimiz kısa sürede bölgemiz için yine olduğu gibi bir referans merkezi haline gelecek. Üniversitemizin sağlık alanında da önemli bir güç olacak. Emeği geçen herkese, herkese ama hem alımında hem bundan sonraki hizmetinde çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, sağ olun, var olun" şeklinde konuştu.</span><br><span>Konuşmanın ardından Rektör Özkan ve beraberindeki heyet açılış kurdelesini keserek Antalya ilinde kamu kurumları arasında tek olma özelliğini taşımakta olan merkezi gezdi ve bilgi aldı.</span><br><span>Törene Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, başhekim yardımcıları, akademisyenler ve hastane çalışanları katıldı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_69846f4ff153b.jpg" length="75011" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 13:22:12 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Prostat Kanserinde Sevindiren Veri: Ölüm Vakalarında Artış Görülmedi.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/prostat-kanserinde-sevindiren-veri-olum-vakalarinda-artis-goerulmedi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/prostat-kanserinde-sevindiren-veri-olum-vakalarinda-artis-goerulmedi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="text-base mb-4 text-red-600 dark:text-inherit">Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cenk Murat Yazıcı, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye'de her yıl 700 bin yeni prostat kanseri vakası tanısı alındığını belirterek, "Bu 700 bin yeni vakanın yaklaşık 10'da 2'sini, yani 140 bin civarını da bu hastalığa maalesef kaybediyoruz. Bu yüzden hastalarımızın bizle yakın teması çok önemli. Kötü olmayan tarafı şu; ölüm vakalarımızda bir artış yok. Yaklaşık 100 binde 7, 100 binde 8 aralığında gidip geliyor. Bu da şu demek; biz daha fazla hasta tanıyoruz ama bu hastalıktan dolayı çok fazla hasta kaybetmemeye çalışıyoruz. Bunu da başarıyoruz gibi gözüküyor" dedi.</h2>
<p>NKÜ Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cenk Murat Yazıcı, erkeklerde görülen en ölümcül kanser türlerinden prostat kanserinde, erken teşhisin önemine vurgu yaptı. Hastalığın geç tespit edilmesiyle birlikte başka organlara yayılması durumunda hayatta kalma oranının azaldığını dile getiren Yazıcı, Prostat Spesifit Antijen (PSA) testi ve rektal muayenenin de önemine dikkat çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Yazıcı, "İlk önce prostat kanserinin ne kadar önemli olduğunu anlamamız lazım. Prostat kanseri, erkeklerde en sık gözüken kanser. Genel anlamda baktığımızda, tüm erkeklerde görülen kanserlerin yüzde 30'unu prostat kanseri oluşturuyor. Diğer kanserleri işin içerisine koyarsanız dünyada en sık görülen ikinci kanser. Maalesef ülkemizde ölüm neden olabilecek dördüncü sırada bir kanser. Yani öyle bir hastalıkla karşı karşıyayız ki hem sık gözüküyor hem de öldürücü etkiye sahip olabiliyor. Burada en önemli şeylerden bir tanesi, hastaların bize hangi aşamada geldiği. Bir hastalıkta, özellikle bir kanserden ölümün en önemli nedeni maalesef bizim bu hastaları biraz geç tespit etmemiz. Eğer hastalar bize geç gelirse ve maalesef biz bu hastaların metastatik dediğimiz artık vücudun başka yerlerine sıçramış şekilde yakalarsak, bu dakikadan sonra işimiz biraz zorlaşmaya başlıyor. Ama eğer biz bu hastalığı erken dönemde yakalayabilirsek, yani hastalık henüz prostatın içerisindeyken bir şekilde hastalığı yakalayabilirsek, farklı tedavi yöntemleriyle hastamızı bu hastalıktan kurtarabilme ve hayatını tekrardan ona geri verebilme imkanımız oluyor" dedi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_6982dde7db544.jpg" length="63376" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:49:32 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Dijital Dünyanın Sınırı Ne Olmalı? İşte Yaş Gruplarına Göre İdeal Ekran Süreleri</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dijital-dunyanin-siniri-ne-olmali-iste-yas-gruplarina-goere-ideal-ekran-sureleri</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dijital-dunyanin-siniri-ne-olmali-iste-yas-gruplarina-goere-ideal-ekran-sureleri</guid>
        <description><![CDATA[ <p>Teknolojinin hayatımızın merkezine yerleştiği günümüzde, çocukların ekran başında geçirdiği süre hem fiziksel hem de zihinsel gelişimlerini doğrudan etkiliyor. Uzmanlar uyarıyor: Kontrolsüz ekran kullanımı sadece göz sağlığını değil, sosyal becerileri ve uyku düzenini de tehdit ediyor. </p>
<p data-path-to-node="4">Akıllı telefonlar, tabletler ve televizyonlar artık çocukların oyun dünyasının vazgeçilmez bir parçası. Ancak "ne kadar sürenin güvenli olduğu" sorusu, modern ebeveynliğin en kritik başlığı haline geldi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve çocuk sağlığı uzmanları, çocukların gelişim aşamalarına göre "altın kuralları" belirledi.</p>
<h3 data-path-to-node="5">Yaş Gruplarına Göre Ekran Karnesi</h3>
<p data-path-to-node="6">Uzmanlar, çocukların beyin gelişiminin en hızlı olduğu ilk yıllarda ekranla tanışma süresinin oldukça kısıtlı tutulması gerektiğini vurguluyor:</p>
<ul data-path-to-node="7">
<li>
<p data-path-to-node="7,0,0"><b data-path-to-node="7,0,0" data-index-in-node="0">0-2 Yaş Arası:</b> Bu dönemde çocukların ekranla hiç tanışmaması öneriliyor. İstisna olarak sadece uzak aile bireyleriyle yapılan kısa görüntülü görüşmelere izin veriliyor.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,1,0"><b data-path-to-node="7,1,0" data-index-in-node="0">3-5 Yaş Arası:</b> Günde en fazla <b data-path-to-node="7,1,0" data-index-in-node="30">1 saat</b>. Bu sürenin de eğitici içeriklerden oluşması ve bir yetişkin eşliğinde izlenmesi kritik önem taşıyor.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,2,0"><b data-path-to-node="7,2,0" data-index-in-node="0">6-12 Yaş Arası:</b> Günde ortalama <b data-path-to-node="7,2,0" data-index-in-node="31">1.5 - 2 saat</b>. Ancak bu süre; ödevler, fiziksel aktivite ve uyku zamanından çalmamalıdır.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="7,3,0"><b data-path-to-node="7,3,0" data-index-in-node="0">13 Yaş ve Üzeri:</b> Süre esnetilse de "ekran bağımlılığına" karşı dikkatli olunmalı. Gençlerin ekran başında geçirdiği zaman ile gerçek sosyal yaşamı arasındaki denge gözlemlenmeli.</p>
</li>
</ul>
<h3 data-path-to-node="8">"Mavi Işık" Tehlikesine Dikkat!</h3>
<p data-path-to-node="9">Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanları, özellikle uyumadan en az bir saat önce ekranla bağın kesilmesi gerektiğini belirtiyor. Ekranlardan yayılan mavi ışık, uyku hormonu olan melatonin salgılanmasını baskılayarak çocuklarda dikkat dağınıklığı, sinirlilik ve öğrenme güçlüğüne yol açabiliyor. </p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_69818e5f6e886.jpg" length="53254" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:58:03 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Nörolojide Yeni Milat: Türkiye İnme Tedavisinde Dünya Devleriyle Yarışıyor!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/noerolojide-yeni-milat-turkiye-inme-tedavisinde-dunya-devleriyle-yarisiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/noerolojide-yeni-milat-turkiye-inme-tedavisinde-dunya-devleriyle-yarisiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p class="MsoNormal"><span>İnme (felç), dünyada ve ülkemizde kalıcı sakatlıkların en büyük nedenlerinden biri olmaya devam ederken, Türkiye’nin dört bir yanından gelen uzmanlar bu sağlık sorunuyla mücadeleyi güçlendirmek için masaya oturdu. Toplantıda, Türkiye’nin hastane ve teknoloji altyapısı açısından oldukça güçlü olduğu, ancak sistemin daha hızlı ve verimli işlemesi için yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span>Hedef: "En İyi Tedaviye Herkesin Hızla Ulaşması"</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span>Toplantının ana gündemi, bir hasta inme geçirdiği andan itibaren ambulansla hastaneye ulaşması, acil müdahalenin yapılması ve sonrasındaki fizik tedavi süreçlerinin bir bütün olarak iyileştirilmesiydi. Uzmanlar, uluslararası kabul görmüş en yüksek standartları Türkiye genelinde yaygınlaştırmak için mevcut durumdaki eksiklikleri belirledi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span>Toplantıda Öne Çıkan Başlıklar:</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span>Zamanla Yarış: İnme tedavisinde her dakikanın hayati önem taşıdığı belirtilerek, 112 Acil Servis ekipleri ile hastaneler arasındaki iletişimin dijital teknolojilerle hızlandırılması gerektiği konuşuldu.</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span>Damar Açıcı Tedavilere Erişim: Felce neden olan pıhtıyı eriten veya çıkaran tedavilerin, bürokratik engellere takılmadan, hastanın hastaneye girdiği anda en hızlı şekilde uygulanması için çözüm önerileri geliştirildi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span>Tedavi Sonrası Bakım: İnmenin sadece hastanede biten bir süreç olmadığı; hastaların taburcu olduktan sonra evde bakım, fizik tedavi, psikolojik destek ve sosyal hayata dönüş süreçlerinin de devlet ve sivil toplum iş birliğiyle desteklenmesi gerektiği vurgulandı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span>Yatak Kapasitesi Sorunu: Acil müdahalesi biten hastaların, bakım merkezlerine veya evlerine güvenle geçiş yapabilmesi için yeni modeller tartışıldı. Böylece acil servis ve yoğun bakımlarda, yeni hastalar için yer açılmasının önemi üzerinde duruldu.</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span>Mart 2026’da Yol Haritası Açıklanacak</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span>Toplantı sonucunda, Türkiye’nin inme ile mücadelesini bir devlet politikası haline getirecek olan "Ulusal Politika Belgesi"nin hazırlıklarına başlandı. Hazırlanacak olan bu stratejik planın ve çözüm önerilerinin, Mart 2026’da kamuoyu ve ilgili devlet kurumlarıyla paylaşılması hedefleniyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: #000000; font-family: Aptos, sans-serif;"><span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal"></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202602/image_870x580_69803c96b9e87.jpg" length="95555" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 08:57:32 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sinsi Tehlike Gizli Şeker: Diyabete Yakalanmadan Önleminizi Alın</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sinsi-tehlike-gizli-seker-diyabete-yakalanmadan-onleminizi-alin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sinsi-tehlike-gizli-seker-diyabete-yakalanmadan-onleminizi-alin</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre bugün dünyada yaklaşık 540 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Uzmanlar bu sayının 2045 yılına kadar 780 milyonu aşmasını beklerken, Türkiye’de de diyabetli birey sayısının son 20 yılda hızla artarak 9 milyona ulaştığı tahmin ediliyor.</h2>
</div>
<div class="adZoneSquare md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>Uzm. Dr. Konul Faramarzi, diyabetten korunma yöntemleri hakkında bilgi vererek, gıda ürünlerinde yer alan gizli şekerleri tanımanın önemine değindi.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre bugün dünyada yaklaşık 540 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Uzmanlar bu sayının 2045 yılına kadar 780 milyonu aşmasını beklerken, Türkiye'de de diyabetli birey sayısının son 20 yılda hızla artarak 9 milyona ulaştığı tahmin ediliyor.</p>
<p>Diyabetin her geçen gün daha yaygın hale geldiğini söyleyen Endokrinoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Konul Faramarzi, özellikle gizli şekerlerin fark edilmesinin diyabetten korunmada önemli bir adım olduğunu belirtti.</p>
<p>Şekerin (glikoz) vücudun temel enerji kaynağı olduğunu belirten Uzm. Dr. Faramarzi, modern beslenme alışkanlıklarının gereksinimin çok üzerinde şeker tüketimine yol açtığını kaydetti.</p>
<p>Günümüzde birçok bireyin günde 90–100 gramdan fazla serbest şeker tükettiğine dikkat çeken Faramarzi, "DSÖ günlük serbest şeker miktarının toplam enerjinin yüzde 10'unu, yani yaklaşık 25–30 gramı geçmemesini öneriyor. Oysa birçok kişi sadece bir kahvaltıda bu miktarı aşmış oluyor" dedi.</p>
<p>"Gıda etiketi okumak gizli şekerleri ortaya çıkarıyor"</p>
<p>"Şeker tüketmiyorum" diyen birçok kişinin farkında olmadan yüksek miktarda şeker aldığını söyleyen Faramarzi, şekerin tatlıların dışında hazır gıdalarda "gizli" şekilde bulunduğunu hatırlattı. Kahvaltılık gevrekler, aromalı yoğurtlar, soslar, paketli atıştırmalıklar, hazır meyve suları ve soğuk çayların yüksek miktarda gizli şeker içerdiğini ifade eden Faramarzi, "Etiketlerde glikoz şurubu, fruktoz, dekstroz, maltoz, sakkaroz, invert şeker şurubu gibi farklı isimlerle karşımıza çıkar. Bu nedenle gıda etiketi okumak birinci adımdır" diye konuştu.</p>
<p>Günlük alınan şekeri fark ettirmeden artıran alışkanlıklar</p>
<p>Gün içerisinde zararsız gibi görünen alışkanlıkların şeker tüketimini üç-dört kat artırabileceğini dile getiren Faramarzi, "Kahveye eklenen şeker ve aromalı şuruplar, sık tüketilen meyve suları, hazır tatlılar, küçük kaçamakların sık tekrarı ve yemek sonrası tatlı isteğiyle yapılan atıştırmalar, günlük şekeri kolayca 100 gramın üzerine çıkarır" dedi.</p>
<p>"Bu 8 belirti diyabetin habercisi olabilir"</p>
<p>Diyabet riskinin bazı belirtilerle kendini gösterebildiğini belirten Faramarzi, şu belirtilere dikkat çekti:</p>
<p>"Sık idrara çıkma, aşırı susama, açlık hissi, yorgunluk ve halsizlik, görmede bulanıklık, kilo değişiklikleri, ciltte yaraların geç iyileşmesi, mantar veya enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma ya da karıncalanma."</p>
<p>Belirtilerden bir veya birkaçının aynı anda görülebileceğini söyleyen Faramarzi, erken tanı ve doktor takibinin önem taşıdığını vurguladı.</p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_697d9aeca94da.jpg" length="48995" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 09:02:25 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Reçetesiz Tehlike! Bilinçsiz Kullanım Kapıdaki Felaketi Çağırıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/recetesiz-tehlike-bilincsiz-kullanim-kapidaki-felaketi-cagiriyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/recetesiz-tehlike-bilincsiz-kullanim-kapidaki-felaketi-cagiriyor</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="article-detail-content-spot text-2xl font-bold leading-normal" data-size-level="2">
<h2>Antibiyotikler, bakterilerin neden olduğu hastalıkları iyileştiren çok önemli ilaçlardır. Ancak, sadece doğru zamanda ve doğru hastalıkta kullanıldığında faydalıdır. İşte uzmanından konuya ilişkin uyarılar...</h2>
</div>
<div class="adZoneSquare md:p-0 malker"></div>
<div data-section-name="ArticleDetailContentBody" class="cntTp-description article-detail-content-body flex flex-col gap-6 text-xl" data-size-level="2">
<p>Toplumda antibiyotik direnci tehlikesinin giderek arttığını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, dikkat edilmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Antibiyotik direncinin tanımını yapan Liv Hospital Samsun'dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, "Antibiyotikleri gereksiz kullandığımızda bakteriler bu ilaçlara alışabiliyor ve artık etkilenmemeye başlıyor. Buna 'antibiyotik direnci' denir. Böyle durumlarda basit bir hastalık bile daha uzun sürebilir ve tedavisi zorlaşabilir. Yani antibiyotikleri gereksiz kullanmak, sadece bugünümüzü değil geleceğimizi de etkiler" diye konuştu.</p>
<p>"Gereksiz antibiyotik yerine vücudunuza destek olun"</p>
<p>Çocukların en çok karşılaştığı hastalıkların çoğu virüs kaynaklı olduğunu ve vücudumuzun savunma sisteminin zamanla bu mikroplarla savaşmayı öğrendiğinin altını çizen Uzm. Dr. Çebi, "Bol su içmek, iyi beslenmek, uyku düzenine dikkat etmek ve doktorun önerdiği doğru tedaviyi uygulamak çoğu zaman iyileşmek için yeterlidir. Gereksiz antibiyotik almak yerine vücudumuza destek olmak en doğru yoldur" ifadelerini kullandı.</p>
<p>"Anne babalar doktor önerisi olmadan çocuklarına antibiyotik vermemeli"</p>
<p>Anne babaların doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanmaması çok önemli olduğunu işaret eden Uzm. Dr. Çebi, "Her ateş, her öksürük antibiyotik gerektirmez. Hep birlikte bilinçli davranarak çocuklarımızın sağlığını koruyabilir, gelecekte güçlü ve etkili tedavi seçeneklerine sahip olmaya devam edebiliriz" şeklinde konuştu.</p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_697c42109cd5e.jpg" length="52382" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 08:31:08 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Çölyak Hastalığında Nörolojik Risk: Beyin Sağlığı İçin Erken Tanı Şart</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/coelyak-hastaliginda-noerolojik-risk-beyin-sagligi-icin-erken-tani-sart</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/coelyak-hastaliginda-noerolojik-risk-beyin-sagligi-icin-erken-tani-sart</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı gelişen Arnold-Chiari malformasyonu vakası tanımlanarak tıp literatürüne kazandırıldı.</h2>
<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/giresun/" target="_blank" rel="noopener">Giresun</a><span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/egitim/" target="_blank" rel="noopener">Eğitim</a><span> </span>ve<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/arastirma/" target="_blank" rel="noopener">Araştırma</a><span> </span>Hastanesi Gastroenteroloji Ana Bilim Dalı tarafından yürütülen bilimsel çalışmalar, uluslararası alanda ses getirdi.</p>
<p>Gastroenteroloji<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/abd/" target="_blank" rel="noopener">ABD</a><span> </span>Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, çölyak hastalığına ilişkin yürüttükleri çalışmalar neticesinde, dünyada bir ilke imza attıklarını belirtti.</p>
<p>Prof. Dr. Dülger, "Çölyak hastalığına bağlı olarak beyin sapındaki kemik dokunun erimesi ve beynin omurilik kanalına doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan Arnold-Chiari malformasyonunu dünyada ilk kez Giresun'da saptadık. Bu vaka, Uluslararası Beyin Cerrahisi Dergisi'nde bu ay yayımlandı ve dünya literatürüne ‘ilk’ olarak girdi." diye konuştu.</p>
<h2>"Karadeniz'de çölyak görülme sıklığı daha fazla"</h2>
<p>Doğu Karadeniz Bölgesi'nde inflamatuar<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/bagirsak/" target="_blank" rel="noopener">bağırsak</a><span> </span>hastalıklarının Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde olduğuna dikkati çeken Dülger, şu bilgileri verdi:</p>
<p>"Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı bölgemizde Anadolu'nun diğer kesimlerine kıyasla katbekat fazla.<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/colyak/" target="_blank" rel="noopener">Çölyak</a><span> </span>hastalığının Karadeniz Bölgesi'nde sık görülmesi tarihsel beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili bir tespittir. Yüz yıl öncesine kadar bölgemizde<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/misir/" target="_blank" rel="noopener">mısır</a><span> </span>ağırlıklı beslenme hakimdi. Daha sonra<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/bugday/" target="_blank" rel="noopener">buğday</a><span> </span>ekmeğine geçişle birlikte çölyak hastalığında belirgin bir artış yaşandı. Bu durum, bölgemiz için adeta bir ‘mısırdan buğdaya geçiş fenomeni'dir."</p>
<h2>Hastalar için beslenme kılavuzu hazırlandı</h2>
<p>Hastaların en çok ihtiyaç duyduğu konulardan birinin beslenme olduğunu ifade eden Dülger, bu doğrultuda bir hasta kılavuzu hazırladıklarını söyledi.</p>
<p>"İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarında Beslenme" adlı kitapçığın Giresun İl Sağlık Müdürlüğü'nün katkılarıyla Türkiye genelindeki hastanelere ulaştırılmasının planlandığını aktaran Dülger, "Hastalarımızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında beslenme geliyor. Bu ihtiyacı bilimsel ve pratik bir rehberle karşılamak istedik." dedi.</p>
<h2>"Erken tanı hayati önem taşıyor"</h2>
<p>Prof. Dr. Dülger, çölyak hastalığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı kalmadığını ve erken tanının büyük önem taşıdığını vurguladı. Tedavinin tamamen diyetle mümkün olduğunu ancak erken tanının şart olduğunu belirten Dülger, şunları kaydetti:</p>
<p>"Çölyak, boy kısalığı, nedeni bilinmeyen kansızlık, D vitamini eksikliği ve erken yaşta kemik erimesine yol açabilir. Çocukluk çağında yapılacak taramalarla, çocukların boyu 10-12 santimetreye kadar daha fazla uzayabilir. Anadolu, buğdayın anavatanıdır. Çölyak hastalığı bir anlamda Anadolu'nun hastalığıdır. Bu alanda ne kadar çok bilimsel çalışma yapılırsa o kadar faydalıdır. Türkiye'de, hatta dünya çapında ses getirecek bir Çölyak Enstitüsü'nün kurulması en büyük temennimizdir."</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_697af4b993831.jpg" length="64911" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 08:48:47 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yapay Zeka ve Ruh Sağlığı: Sosyal Etkileşimde Dijital Dönüşümün Psikolojik Analizi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yapay-zeka-ve-ruh-sagligi-sosyal-etkilesimde-dijital-doenusumun-psikolojik-analizi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yapay-zeka-ve-ruh-sagligi-sosyal-etkilesimde-dijital-doenusumun-psikolojik-analizi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Yeni bir araştırma, sosyal etkileşim veya duygusal destek için sohbet botlarıyla daha fazla vakit geçiren kişilerin, ruh sağlığı problemleri belirtileri bildirme olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koydu. JAMA Network Open dergisinde yayımlanan çalışma, yapay zekanın özellikle kişisel tavsiye ve destek amaçlı kullanımının altını çiziyor.</h2>
<p>Mass General Brigham'dan araştırmacılar, ABD'de 20 binden fazla katılımcıyla yaptıkları ankette<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/yapay-zeka/" target="_blank" rel="noopener">yapay zeka</a><span> </span>kullanım alışkanlıklarını ve<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/ruh-sagligi/" target="_blank" rel="noopener">ruh sağlığı</a><span> </span>semptomlarını inceledi.</p>
<p>Araştırmanın öne çıkan verileri şöyle:</p>
<p>Katılımcıların yüzde 10,3'ü yapay zekayı "en az günde bir kez", yüzde 5'i ise "günde birden fazla kez" kullandığını belirtti.</p>
<p>Günlük kullanıcıların yüzde 87,1'i yapay zekayı öneri, tavsiye veya duygusal destek gibi kişisel nedenlerle kullandığını bildirdi.</p>
<p>Kişisel amaçlarla günlük sohbet botu kullananların, kullanmayanlara kıyasla en az orta düzeyde depresyon,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/kaygi/" target="_blank" rel="noopener">kaygı</a><span> </span>ve sinirlilik belirtileri gösterme olasılığının daha yüksek olduğu görüldü.</p>
<h2>"Doz-tepki" ilişkisi ve riskli gruplar</h2>
<p>Çalışmanın başyazarı Dr. Roy Perlis, yapay zeka kullanım sıklığı arttıkça semptomların da şiddetlendiği bir "doz-tepki" ilişkisi gözlemlediklerini belirtti.</p>
<p>Özellikle 45-64 yaş arası kullanıcıların, yapay zeka kullanımıyla birlikte depresif belirtiler bildirme oranının daha yüksek olduğu kaydedildi.</p>
<p>İş veya okul projeleri için yapay zeka kullanımı ile depresyon belirtileri arasında ise herhangi bir ilişki saptanmadı.</p>
<h2>Terapi yerine geçmemeli</h2>
<p>Amerikan<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/psikoloji/" target="_blank" rel="noopener">Psikoloji</a><span> </span>Derneği (APA), yapay zekanın profesyonel terapi ve psikolojik tedavinin yerini tutamayacağı konusunda uyarıda bulunuyor. Dr. Perlis, genel amaçlı sohbet botlarının sosyal veya ruhsal destek sağlamak üzere tasarlanmadığını, bu amaçla kullanıldıklarında risk oluşturabileceğini vurguladı.</p>
<p>Araştırmacılar, bu durumun "kısır bir döngü" olabileceğine de dikkat çekiyor:</p>
<p><em>"Depresif hisseden kişilerin arkadaşlık veya destek arayışıyla yapay zekaya yönelmesi oldukça makul bir ihtimaldir. Ancak bu etkileşim, bazı kişilerde ruh halinin daha da kötüleşmesine neden olabilir."</em></p>
<h2>Araştırmanın kısıtlamaları</h2>
<p>Anket verileri yapay zeka ile ruh sağlığı sorunları arasında bir ilişki olduğunu gösterse de, bir sebep-sonuç ilişkisi kanıtlamıyor.</p>
<p>Yani yapay zekanın mı depresyona yol açtığı, yoksa depresif kişilerin mi yapay zekaya yöneldiği henüz netlik kazanmış değil.</p>
<p>Uzmanlar, kullanıcıların sohbet botlarıyla etkileşime girdikten sonra kendilerini nasıl hissettikleri konusunda dikkatli olmalarını öneriyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_6979a2058b6ba.jpg" length="89115" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 08:43:38 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Grip ve Soğuk Algınlığına Karşı En Güçlü Kalkanınız: Güçlü Bir Bağışıklık</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/grip-ve-soguk-alginligina-karsi-en-guclu-kalkaniniz-guclu-bir-bagisiklik</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/grip-ve-soguk-alginligina-karsi-en-guclu-kalkaniniz-guclu-bir-bagisiklik</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Orzax Medikal Grup Müdürü Dr. Göktuğ Göktaş, kış aylarında bağışıklık sisteminin daha hassas hale gelmesinin birçok çevresel faktörün aynı anda devreye girmesinden kaynaklandığını belirtiyor. Soğuk hava koşulları, güneş ışığına daha az maruz kalınmasına bağlı olarak D vitamini düzeylerinde yaşanan düşüş ve kapalı alanlarda artan temasın, bağışıklık yanıtı üzerinde doğal bir baskı oluşturduğunu ifade eden Göktaş; bu dönemde bağışıklığı aşırı uyarmaya çalışmak yerine, onu dengede tutacak doğru günlük yaşam alışkanlıkları odaklanılmasının daha sağlıklı bir yaklaşım olacağını vurguluyor.</span></p>
<p>Bilimsel araştırmalar, kış aylarında bağışıklık sisteminin hem çevresel koşullar hem de kişisel alışkanlıklar nedeniyle daha hassas hâle gelebildiğini gösteriyor. Soğuk ve kuru hava, üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor; bazı virüslerin bu koşullarda daha uzun süre canlı kalabilmesi ise enfeksiyon riskini artırıyor Güneş ışığının azalmasıyla birlikte düşen D vitamini seviyeleri de bağışıklık dengesini etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor </p>
<h3><span><strong>Kışın beslenme alışkanlıkları da değişiyor</strong></span></h3>
<p>Bağışıklık sisteminin güçlü kalabilmesi; yeterli uyku, dengeli beslenme ve genel yaşam dengesinin korunmasıyla yakından ilişkili. Ancak kış aylarında besin çeşitliliğinin azalması, C vitamini, D vitamini, çinko ve selenyum gibi bağışıklık için önemli mikro besinlerin yeterince alınamamasına yol açabiliyor </p>
<p>Araştırmalar, bu mikro besinlerin bağışıklık hücrelerinin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynadığını; eksiklik durumunda vücudun enfeksiyonlarla mücadelesinin zorlaşabildiğini ortaya koyuyor . Özellikle C vitamini ve çinkonun, bağışıklık sisteminin doğal savunma mekanizmalarını desteklediğine dair bilimsel veriler bulunuyor Ekinezya ve beta glukan gibi doğal bileşenlerin de bağışıklık sisteminin ilk savunma hattını destekleyebildiği; D vitamininin ise bağışıklık yanıtının dengelenmesinde özel bir role sahip olduğu belirtiliyor <span><strong>“Bağışıklığı uyarmak değil, dengelemek gerekiyor”</strong></span></p>
<p>Dr. Göktuğ Göktaş, bağışıklık konusuna yaklaşırken ölçünün önemine de dikkat çekerek: “Bağışıklık söz konusu olduğunda amaç, sistemi sürekli uyarmak değil; vücudun ihtiyaç duyduğu mikro besinleri doğru şekilde destekleyerek bağışıklık yanıtını dengede tutmak olmalı. Dengeli beslenme, yeterli D vitamini ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, kış aylarını daha rahat geçirmek için güçlü bir zemin oluşturur.” dedi</p>
<p><a href="https://www.haber7.com/dunya" title="Dünya Haberleri" target="_blank" class="link_keywords" rel="noopener">Dünya</a><span> </span>Sağlık Örgütü de bağışıklık fonksiyonlarının korunmasında mikro besin yeterliliğinin halk sağlığı açısından önemine dikkat çekiyor . Uzmanlar, özellikle yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin kış aylarında beslenme düzenlerine ve mikro besin alımlarına daha fazla özen göstermesi gerektiğini vurguluyor </p>
<p>Kış aylarında bağışıklığı tek bir yöntemle “güçlendirmeye” çalışmak yerine; beslenme, yaşam alışkanlıkları ve bilimsel temelli desteklerin birlikte ele alındığı dengeli bir yaklaşım hem bağışıklık sisteminin hem de günlük yaşamın ritmini korumaya yardımcı oluyor </p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_697852e02559f.jpg" length="58405" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 08:54:03 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıkta Yeni Dönem: Bulunamayan Her İlaç Takip Edilecek</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikta-yeni-doenem-bulunamayan-her-ilac-takip-edilecek</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikta-yeni-doenem-bulunamayan-her-ilac-takip-edilecek</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, ilaca erişimde yaşanabilecek sorunların daha hızlı tespit edilmesi ve vatandaşların mağduriyetinin önlenmesi amacıyla tedarik sorununu çözüme kavuşturacak çağrı merkezini devreye aldı.</h2>
<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/saglik-bakanligi/" target="_blank" rel="noopener">Sağlık Bakanlığı</a><span> </span>Türkiye<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/ilac/" target="_blank" rel="noopener">İlaç</a><span> </span>ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, ilaç tedarikinin kesintisiz sürdürülebilmesi amacıyla başlattıkları uygulamayı anlattı.</p>
<p>Ayar, tüm dünyada zaman zaman ilaca erişim sorununun yaşanabildiğini vurgulayarak, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu olarak bu konunun öncelikleri arasında yer aldığını söyledi.</p>
<p>Türkiye'de ilaçların uzun yıllardır dijital sistemlerle takip edildiğine dikkati çeken Ayar, "Türkiye'de uzun yıllardır ilaçlar dijital olarak takip ediliyor ve alarm düzeyinde azlık-yokluk durumu gerçekleşmeden önce gerekli tedbirler alınıyor." dedi.</p>
<p>İlaç yokluğunun dünya genelinde, ham madde temininde yaşanan sorunlar nedeniyle de oluşabildiğini kaydeden Ayar, bunun yanında aşırı tüketim ile beraber bölgeler arasındaki dağılımın değişmesi gibi nedenlerle sorunlar yaşanabildiğini aktardı.</p>
<p>Ayar, Türkiye'nin yaklaşık 8 bin 500 ilacı devlet desteğiyle vatandaşlarına sunduğunu belirterek, "Bu, dünya için çok önemli bir başarıdır. 8 bin 500 ilaçtan sadece 150'si eşdeğeri olmayan ilaçlar grubundadır. İlaç azaldığı, bulunmada, teminde zorluk yaşandığı zaman özellikle bu 150 ilaç için Sağlık Bakanlığı ve kurumumuz gerekli müdahalelerde bulunmaktadır." diye konuştu.</p>
<p>Bu kapsamda geçen yıl imalatçıların, tedarikle ilgili yaşayabilecekleri sorunları öngördükleri anda en az 3 ay önceden bu durumu TİTCK'ye bildirmelerini zorunlu hale getirdiklerini aktaran Ayar, bu sayede ilaçlar kritik düzeyde yokluğa girmeden önce alternatif çözümler üretilebildiğini söyledi.</p>
<h2>"İlacını bulamayanlar 444 4 680'i arasın"</h2>
<p>Ayar, 80 milyon vatandaşın tamamının elektronik posta ya da veri tabanları üzerinden ilaç yokluğunu kuruma etkin biçimde bildirmesinin fiilen mümkün olmadığını belirterek, bu nedenle süreci daha proaktif yönetebilmek, olası tedarik sorunlarını etkili şekilde izleyebilmek amacıyla çağrı merkezini aktif hale getirdiklerini anlattı.</p>
<p>Bu kapsamda vatandaşlara Kuruma doğrudan başvuru imkanı sunulduğunu belirten Ayar, şunları söyledi:</p>
<p>"Vatandaşlarımız gittikleri bir eczanede ilacını bulamadıysa, 444 4 680 hattı üzerinden bize bunu lütfen rapor etsinler. 'İlacımı bulamıyorum' dedikleri zaman<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/egitim/" target="_blank" rel="noopener">eğitim</a><span> </span>verdiğimiz uzman iletişimcilerimiz kendilerine yardımcı olacaklar. Hem o ilacın en yakın nerede bulunabileceği konusunda yönlendirme sağlayacaklar daha da önemlisi ilaç tedarikiyle alakalı sorumlularımızın harekete geçmesine ve tedarik sorununun çözümüne katkı sunacaklar."</p>
<h2>"İlaç yokluğunun önlenmesinde akılcı ilaç kullanımı önemli rol oynuyor"</h2>
<p>Eczanelerin ilaç depolarını dijital sistem üzerinden görebildiğini anımsatan Ayar, "Başta çok kıymetli eczacılarımız olmak üzere tüm paydaşlarımızın bu konuda hassasiyet göstermeye devam edeceklerine, ilave tedbire gerek kalmayacağına inanıyorum." ifadesini kullandı.</p>
<p>İlaç tedarikinin kesintisiz sürdürülebilmesinde akılcı ilaç kullanımının önemli rol oynadığına dikkati çeken Ayar, vatandaşların ilaçlarını hekim reçetesiyle almasının ve gereksiz temine yönelmemesinin, israfı önleyerek planlı üretim dengesinin korunmasına katkı sağlayacağını söyledi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_6976ff83614dc.jpg" length="58028" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 08:45:45 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kanserle Mücadelede Büyük Başarı: Kepez’den 6 Bin 577 Vatandaşa Ücretsiz Tarama</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kanserle-mucadelede-buyuk-basari-kepezden-6-bin-577-vatandasa-ucretsiz-tarama</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kanserle-mucadelede-buyuk-basari-kepezden-6-bin-577-vatandasa-ucretsiz-tarama</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi'nin mobil sağlık tırı, 2025 yılında mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşarak gerçekleştirdiği kanser taramalarıyla 6 bin 577 kişiye HPV, mamografi(MG) ve kolorektal(KL) tarama hizmeti ulaştırdı.</span><br><span>Antalya Kepez Belediyesi , ‘Kanserde erken tanı hayat kurtarır' anlayışıyla sosyal belediyecilik hizmetlerini sağlık alanında da vatandaşların ayağına taşıyor. Bu kapsamda Belediye Sağlık Merkezi'ne bağlı mobil sağlık tırı, 2025 yılı boyunca il genelinde yürütülen kanser taramalarıyla binlerce vatandaşa ulaştı. Sağlık merkezleri önü, mahalleler, ilçeler ve kamu kurumlarında gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde HPV, mamografi ve kolorektal kanser taramalarında önemli başarı elde edildi. Kepez ilçe sınırları ve komşu ilçeleri kapsayan taramalara toplam 6 bin 577 kişi katıldı. Bin 953 kişiye HPV taraması, 2 bin 969 kişiye mamografi ve bin 655 kişiye kolorektal kanser taraması yapıldı.</span><br><br><span>Farkındalık çalışmaları</span><br><span>Yıl boyunca en fazla yapılan tarama mamografi oldu. Kadınlara yönelik farkındalık çalışmalarının etkisiyle mamografi taramaları toplam taramaların neredeyse yarısını oluşturdu. HPV taramaları özellikle merkez ilçeler ve kadın nüfusun yoğun olduğu bölgelerde öne çıkarken, kolorektal taramalar kırsal ilçelerde ve ileri yaş grubunda yüksek katılım gördü. Antalya'nın her ilçesine ulaştırılan mobil kanser taramalarına en çok katılım Elmalı ilçesinden oldu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği taramaları Muratpaşa ve Korkuteli ilçeleri takip etti. Ayrıca Akseki, Gündoğmuş ve Kumluca gibi ilçelerde nüfusa oranla yüksek katılım dikkat çekti.</span><br><br><span>Kanserle mücadelede farkındalığı artırmak</span><br><span>Sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmet çalışmalarını yürüttüklerini belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Kanserde erken tanı hayat kurtarır. Mobil sağlık tırımızla 2025 yılı boyunca mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşarak HPV, mamografi ve kolorektal kanser taramaları yaptık. Toplamda 6 bin 577 vatandaşımız taramalara katılarak kendi sağlığı için önemli bir adım attı. Amacımız, her vatandaşımıza erken teşhis imkanını sunmak ve kanserle mücadelede farkındalığı artırmaktır" dedi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_69732c49277ee.jpg" length="87245" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 11:08:13 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yenidoğan Bebeklere Yapay Zeka Kalkanı: İstanbul’da Dijital Dönüşüm Başladı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yenidogan-bebeklere-yapay-zeka-kalkani-istanbulda-dijital-doenusum-basladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yenidogan-bebeklere-yapay-zeka-kalkani-istanbulda-dijital-doenusum-basladi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün hayata geçirdiği yapay zeka destekli sistemle yenidoğan bebeklerin tarama, tanı, tedavi ve izlem süreçleri dijital olarak takip ediliyor. Sistem, kent genelindeki tüm hastanelerde uygulanmaya başlandı.</h2>
<p>Yapay zekanın sağlık alanındaki kullanımı her geçen gün daha da yaygınlaşıyor. Hastalıkların erken teşhisinden tedavi planlamasına kadar pek çok aşamada hekimlere destek sunan bu teknolojiler, artık yenidoğan bebeklerin sağlık takibinde de aktif rol üstleniyor.</p>
<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/istanbul/" target="_blank" rel="noopener">İstanbul</a><span> </span>İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen projeyle, yenidoğan bebeklerin tanı, tedavi ve izlem süreçlerinde<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/yapay-zeka/" target="_blank" rel="noopener">yapay zeka</a><span> </span>devreye giriyor. İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle yürütülen ve yaklaşık bir yıl süren çalışmanın ardından geliştirilen proje, İstanbul genelindeki tüm hastanelerde uygulamaya alındı.</p>
<h2>Yenidoğan bebeklere “yapay zeka” desteği</h2>
<p>Yapay zeka destekli projeyi anlatan İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, çalışmanın yalnızca yenidoğan bebeklerle sınırlı olmadığını vurguluyor. Projenin temel amacını ve sağlık hizmetleri içindeki yerini şu sözlerle anlatıyor:</p>
<p>“Biz mevcut birinci, ikinci, üçüncü, hatta rehabilitasyon dediğimiz dördüncü basamak sağlık hizmetinin arasındaki organizasyonu sağlamak için bir yapay zeka projesi geliştirdik. Bunun da ilk basamağını yenidoğanlarda yapıyoruz. İsteğimiz şu: doğumdan ölüme kadar hekimlerimiz, hemşirelerimiz, memurlarımız marifetiyle yürüttüğümüz koordinasyonu artık yapay zekayla yürüteceğiz.” </p>
<h2>Sistem çok geniş bir hasta grubunu kapsıyor</h2>
<p>Sistemin ilk uygulama alanı yenidoğanlar olsa da hedef kitle bununla sınırlı değil… Doç. Dr. Güner, sistemin halihazırda farklı hasta grupları için kullanılabilecek altyapıya sahip olduğunu belirtiyor. Önceki uygulamalardan yola çıkılarak geliştirilen yeni sistemin, teknolojik imkanlarla daha bütüncül bir yapıya kavuştuğunu şöyle ifade ediyor:</p>
<p>“Sayın Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, İstanbul İl Sağlık Müdürü olduğu zamanlarda bir uygulama başlatmıştık. Riskli bulduğumuz bir çocuğun randevusunu kendimiz alıyorduk. Artık teknoloji gelişti... Biz çocuklarımızın sevkini, otizm taramasında riskli çıkan çocuğumuzun çocuk psikiyatrisinin muayenesini, ondan sonraki rapor ve rehabilitasyon sürecini artık İstanbul Valiliğimiz, İstanbul Kalkınma Ajansı destekli bu projeyle yapıyoruz.” </p>
<h2>Erken teşhis ve hızlı planlama amacı</h2>
<p>Yapay zeka destekli sistemin sahadaki somut sonuçları da dikkat çekici. Erken teşhis ve doğru yönlendirme sayesinde binlerce hastanın sağlık hizmetlerine daha hızlı eriştiği belirtiliyor. Doç. Dr. Güner, sistemin farklı yaş gruplarında ve farklı sağlık alanlarında aktif olarak kullanıldığını söylüyor:</p>
<p>“3 bin tane çocuğumuzda 18-36 ay arasında otizm taramasını yakalamış durumdayız. Bununla beraber yine binden fazla<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/kanser/" target="_blank" rel="noopener">kanser</a><span> </span>tanısını koyup erken teşhisle hayatlarını kurtarmaya vesile olduğumuz hastalarımız var. Bu erişkinde, çocukta, okul çağında ve yaşlılarda her türlü noktada kullandığımız bir program… İstanbul’un kendi yerelinde olan bu uygulamanın tüm Türkiye'de yaygınlaşacağından eminiz.”</p>
<p>Hedefin, Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin temel yaklaşımıyla örtüştüğünü vurgulayan Doç. Dr. Güner, “İsteğimiz vatandaşımız bir kere sağlık sistemine başvurduğunda herhangi bir başka bir noktada herhangi bir başka başvuruya ihtiyaç duymasın” diyor ve devam ediyor:</p>
<p>“Sayın Cumhurbaşkanımızın başlattığı Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile beraber 2002’den itibaren isteğimiz, doğumundan son nefesine kadar vatandaşımızın neye ihtiyacı olursa, devlet olarak çözüm bulmaktı. Vatandaşımıza daha hızlı, daha doğru tedavi uygulamak için elimizden geleni mesai kavramı olmaksızın yapmaya devam edeceğiz.”</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_69730c2a33027.jpg" length="62200" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:50:41 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanından Kritik Detoks Uyarısı: Şişkinliği Gidereyim Derken Sağlığınızdan Olmayın!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanindan-kritik-detoks-uyarisi-siskinligi-gidereyim-derken-sagliginizdan-olmayin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanindan-kritik-detoks-uyarisi-siskinligi-gidereyim-derken-sagliginizdan-olmayin</guid>
        <description><![CDATA[ <h2>Karın şişkinliği ve kabızlık gibi sindirim sorunları yaşayan birçok kişi, çözümü sosyal medyada yayılan bağırsak detoksu uygulamalarında arıyor. Ancak uzmanlar, hekim kontrolü olmadan yapılan bu yöntemlerin faydadan çok zarar getirebileceği konusunda uyarıyor.</h2>
<p><span>Sosyal medyada </span><strong>"bağırsakları temizlediği"</strong><span> iddiasıyla hızla yayılan bağırsak detoksu uygulamaları, uzmanlara göre sağlığı tehdit eden bir moda haline geldi. Bilinçsizce yapılan bu uygulamaların, beklenen faydanın aksine karaciğer hasarı ve damar tıkanıklığı gibi ciddi sorunlara yol açabileceği belirtiliyor.</span></p>
<p><span>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç, kontrolsüz detoks yöntemlerine karşı uyarılarda bulundu.</span></p>
<p><strong>ŞİŞKİNLİK VE KABIZLIKTA DETOKS ÇÖZÜM DEĞİL</strong></p>
<p>Karın şişkinliği, kabızlık ve hazımsızlık gibi şikayetlerle çözüm arayan birçok kişi, son dönemde sosyal medyada öne çıkan bağırsak detoksu uygulamalarına yöneliyor.</p>
<p><span>Ancak uzmanlar, bu tür yöntemlerin hekim kontrolü olmadan uygulanmasının ciddi sağlık riskleri barındırdığını vurguluyor. Prof. Dr. Bilgiç, bu tür yakınmaların detoksla değil, altta yatan nedenlerin araştırılmasıyla ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.</span></p>
<p><strong>"KONTROLSÜZ UYGULAMALAR AĞIR SONUÇLAR DOĞURABİLİR"</strong></p>
<p>Bağırsak detoksu adı altında yapılan işlemlerin kontrolsüz şekilde yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç,<span> </span><strong>"Sosyal medyada bu uygulamalar çok ön plana çıkarılıyor. Ancak uzman kontrolü olmadan yapılan detokslar, karaciğer problemlerinden damar tıkanıklıklarına kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabiliyor.<span> Karın şişkinliği ya da kabızlık şikayeti olan bir kişinin ilk yapması gereken detoks uygulamak değil, bir gastroenteroloji ya da iç hastalıkları uzmanına başvurarak sorunun kaynağını araştırmaktır</span>"<span> </span></strong>dedi.</p>
<p><strong>PROBİYOTİK KULLANIMI KİŞİYE ÖZEL OLMALI</strong></p>
<p>Bağırsak sağlığında probiyotiklerin yeri olduğuna da değinen Prof. Dr. Bilgiç, bu ürünlerin herkes için aynı etkiyi göstermediğini vurguladı<strong>. "Probiyotikler bazı hastalarda destek tedavisi olarak kullanılabilir ve biz de uygun gördüğümüz durumlarda öneriyoruz. Ancak her bireyin bağırsak yapısı ve ihtiyacı farklıdır. Herkese aynı tedavi protokolünü uygulamak doğru değildir"<span> </span></strong>ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"SOSYAL MEDYA TAVSİYELERİNE TEMKİNLİ YAKLAŞIN"</strong></p>
<p>Sosyal medyada paylaşılan bağırsak sağlığına yönelik önerilere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç,<span> </span><strong>"Kesinlikle bilinçsiz bir şekilde bağırsak detoksu yapılmasını önermiyoruz. Tedavi kişiye özel planlanmalı ve mutlaka hekim kontrolünde yürütülmelidir"<span> </span></strong>diyerek önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_6971bdf6ee0b3.jpg" length="60323" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 09:04:47 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Türkiye’nin İlk Ebe Destek Merkezi Açıldı: Doğum Süreçlerinde Yeni Dönem</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/turkiyenin-ilk-ebe-destek-merkezi-acildi-dogum-sureclerinde-yeni-doenem</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/turkiyenin-ilk-ebe-destek-merkezi-acildi-dogum-sureclerinde-yeni-doenem</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Normal Doğum Eylem Planı ve 'Her Gebeye Bir Ebe' yaklaşımı kapsamında, Ankara Etlik Şehir Hastanesi Kadın Doğum Hastanesi bünyesinde Türkiye'nin ilk 'Doğum Dostu Ebe Destek Merkezi' hizmete açıldı.</h2>
<p>Gebelikten doğum sonrasına kadar<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/anne/" target="_blank" rel="noopener">anne</a><span> </span>adaylarına bire bir ebe refakati sunan merkezde, 10 ebe polikliniği ile gebe okulu bir arada hizmet veriyor.</p>
<p>Merkez sayesinde anne adayları doğuma hem fiziksel hem de psikolojik olarak hazırlanırken, merak ettikleri konularda doğrudan ve sürekli danışmanlık alabiliyor. Uygulama, bütüncül yapısıyla Türkiye için örnek bir model olarak değerlendiriliyor. Merkezde anne adaylarına; beslenme, egzersiz, doğumda uygulanan ilaç dışı yöntemler, hidroterapi, epidural uygulamalar, aromaterapi, ılık duş, emzirme danışmanlığı ve doğum sonrası süreçlere ilişkin pek çok konuda bire bir rehberlik sağlanıyor.</p>
<h2>Anne adaylarının güvende hissetmeleri hedefleniyor</h2>
<p>Doğum Dostu Ebe Destek Merkezi'nin fiziki imkanları, ebelere özel ve onları destekleyecek şekilde tasarlandı. Danışmanlık alanları,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/egitim/" target="_blank" rel="noopener">eğitim</a><span> </span>salonları ve bire bir görüşme odalarıyla anne adaylarının kendilerini rahat, güvende ve değerli hissetmeleri hedefleniyor. Merkez, yalnızca sağlık hizmeti sunmakla kalmayıp, destekleyici bir doğum kültürü oluşturmayı amaçlıyor. Anne ve<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/bebek/" target="_blank" rel="noopener">bebek</a><span> </span>sağlığını merkeze alan modelin, Türkiye genelinde yaygınlaştırılması hedefleniyor.</p>
<h2>"Hepsi de bu hizmetten çok fazla memnunlar"</h2>
<p>Açılış töreninde konuşan<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/ankara/" target="_blank" rel="noopener">Ankara</a><span> </span>İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, merkezin gebelerin birçok hizmeti tek noktadan alacakları bir yapısının olduğunu belirterek, "Biraz önce de gebelerimizle birlikte olduk. Doğum yapan gebelerimizle, bebeklerimizle birlikte olduk. Hepsi de bu hizmetten çok fazla memnunlar. Doğum süreçlerinin tamamını bu merkezlerimizde geçirdiler ve sonrasında da sağlıklı şekilde çocuklarını dünyaya getirmiş oldular. Bu merkezlerin sayısını da hem Ankara'da hem Türkiye'de çok daha fazla şekilde arttırmak istiyoruz" dedi.</p>
<h2>Eş ve refakatçiler de eğitimlere dahil ediliyor</h2>
<p>Kurtcebe, merkezlerde yalnızca anne adaylarının değil, eş ve refakatçilerin de eğitimlere dahil edildiğini vurgulayarak, "Doğum süreçleri hakkında bilgi veriyoruz. Onların doğumlarda nelerle karşılaşabileceğini anlatıyor arkadaşlarımız. Sonrasında da doğum odalarımızı, doğumhanelerimizde gösteriyoruz. Hiçbir bilinmezliğe girmeden, herhangi bir endişeye kapılmadan doğum sürecinin nasıl kolaylıkla yürütülebileceğini arkadaşlarımız burada detaylarıyla hem görsel olarak hem de yerinde göstererek bunları dile getiriyor. Eğitimlerin sonucunda çok mutlu bir şekilde ailelerimiz buradan ayrılıyor" diye konuştu.</p>
<h2>1725 gebeye bire bir destek verildi</h2>
<p>Etlik Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi Başhekimi Çağanay Soysal ise merkezin 'Her Gebeye Bir Ebe' yaklaşımının sahadaki karşılığı olduğunu belirterek, "Biz 10 adet ebe polikliniği açtık. 10 adet ebe polikliniğinin 6 tanesi gördüğünüz bu merkezin içerisinde gebe okuluyla yan yana. Diğer 4 ebe polikliniğimiz de 1'i gebe okullarının gebe polikliniklerinin içinde, 2'si yüksek riskli<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/gebelik/" target="_blank" rel="noopener">gebelik</a><span> </span>perinatoloji polikliniklerinin içerisinde. 1 tanesi de yeniden polikliniklerinin yanında doğumdan sonraki lohusalarımızda hizmet vermek üzere devam ediyor. Biz burayı açalı henüz daha 2 ay olmamasına rağmen, aylık 1725 gebemize bire bir ebe desteği verdik" dedi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696dc5ff75902.jpg" length="72799" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 08:49:59 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Bakanlığı’ndan Velilere Tatil Rehberi: Sağlıklı Yarıyıl İçin 3 Kritik Kural</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-velilere-tatil-rehberi-saglikli-yariyil-icin-3-kritik-kural</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-velilere-tatil-rehberi-saglikli-yariyil-icin-3-kritik-kural</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot view20">Birinci dönemin sona ermesiyle, öğrenciler için sömestr tatili başladı. Sağlık Bakanlığı, yarıyıl tatilinde öğrenciler için uyku düzeninin korunmasını, düzenli beslenmenin sürdürülmesini, fiziksel aktivitenin artırılmasını ve ekran-sosyal medya süresinin aile kontrolünde sınırlandırılmasını önerdi.</h2>
<p><span>2025-2026 eğitim öğretim yılının ilk dönemi tamamlandı, yaklaşık 18 milyon öğrenci karnesini alarak yarıyıl tatiline başladı. Sağlık Bakanlığı, tatil döneminde günlük rutinden kopmadan uyku ve öğün düzeninin devam ettirilmesi gerektiğini belirtti.</span></p>
<p><span>Bakanlık ayrıca çocukların hareketli kalmasının ve ekran kullanımının kontrollü olmasının okul başarısı açısından önemli olduğunu vurguladı.</span></p>
<p><strong>Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları Okul Çağında Şekilleniyor</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı açıklamasında okul çağının hızlı öğrenme ve gelişim dönemi olduğuna dikkat çekti. Bu süreçte kazanılan alışkanlıkların ilerleyen yaşlarda genel sağlık üzerinde etkili olabileceği belirtilirken, tatil dönemlerinde temel düzenin korunmasının hem sağlık hem de okul başarısı açısından önemli olduğu ifade edildi.</p>
<p><span>Bakanlık, 2025-2026 eğitim öğretim yılı yarıyıl tatiline giren öğrenciler için sağlıklı tatil önerilerinde bulundu. Yazılı açıklamada; tatil sürecinde uyku düzenine, düzenli ve dengeli beslenme alışkanlıklarına değinildi. Rehberde ayrıca çocukların günlük fiziksel aktiviteye yönlendirilmesi, ekran süresinin bilinçli şekilde planlanması ve dijital kullanımın ebeveyn kontrolünde takip edilmesi önerildi.</span></p>
<p><span></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696b1e4911fa5.jpg" length="81479" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 08:29:49 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Gazipaşa İlçe Sağlık’tan Okullarda Diş Taraması ve Eğitimi.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/gazipasa-ilce-sagliktan-okullarda-dis-taramasi-ve-egitimi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/gazipasa-ilce-sagliktan-okullarda-dis-taramasi-ve-egitimi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde, İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında ilkokul öğrencilerine yönelik ağız ve diş sağlığı eğitimi gerçekleştirildi. Program kapsamında Diş Hekimi Erdal Er, Ekmel Şehit Mesut Yılmaz İlkokulu'nda öğrencilerle bir araya geldi.</span><br><span>Eğitimde öğrencilere; ağız ve diş sağlığının genel sağlık üzerindeki etkileri, diş çürüklerinin nedenleri, doğru diş fırçalama teknikleri ve düzenli diş hekimi kontrolünün önemi anlatıldı. Uygulamalı anlatımlarla desteklenen eğitim, öğrencilerin ilgisini çekti.</span><br><br><span>Erken yaşta bilinçlendirme</span><br><span>Diş Hekimi Erdal Er, ağız ve diş sağlığı alışkanlıklarının küçük yaşlarda kazanılmasının, ilerleyen dönemlerde oluşabilecek sağlık sorunlarının önüne geçilmesinde büyük rol oynadığını vurguladı.</span><br><span>Yetkililer, okul çağındaki çocuklara yönelik ağız ve diş sağlığı eğitimlerinin ilçe genelinde belirli periyotlarla sürdürüleceğini belirterek, programın öğrenciler ve eğitimciler tarafından memnuniyetle karşılandığını ifade etti.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_6968c7b1678a4.jpg" length="99149" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 13:56:27 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlardan &amp;quot;Antibiyotik&amp;quot; Alarmı: Öksürüğü Kesmek İçin Yanlış Yola Başvurmayın.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-antibiyotik-alarmi-oksurugu-kesmek-icin-yanlis-yola-basvurmayin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-antibiyotik-alarmi-oksurugu-kesmek-icin-yanlis-yola-basvurmayin</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Uzmanlar, solunum yolu enfeksiyonlarının birçoğunun sebebinin viral enfeksiyonlar olduğunu, viral enfeksiyonlarda da antibiyotiğin yeri bulunmadığını söyledi.</h2>
<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/karadeniz-teknik-universitesi/" target="_blank" rel="noopener">Karadeniz Teknik Üniversitesi</a><span> </span>(KTÜ) Tıp Fakültesi<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/cocuk/" target="_blank" rel="noopener">Çocuk</a><span> </span>Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Merve Kişioğlu, kış döneminin gelmesiyle çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü söyledi.</p>
<p>Okul, kreş, kafe ve restoran gibi kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirildiğini dile getiren Kişioğlu, "Kapalı ortamların havalandırma oranları da<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/tabii/" target="_blank" rel="noopener">tabii</a><span> </span>ki soğuk hava nedeniyle daha az olmakta. Bu da enfeksiyonlara davetiye çıkarmakta." ifadesini kullandı.</p>
<p>Kişioğlu, hasta çocukların evde dinlendirilmesinin önemli olduğuna işaret ederek, "Hasta çocuklarımızı iyileşene kadar birkaç gün süreyle okula göndermemek uygun olacak ve diğer çocuklara hastalığın bulaşmasını engelleyecektir." dedi.</p>
<p>Solunum yolu enfeksiyonlarının burun akıntısı, öksürük, ateş, halsizlik ve beslenme bozukluğu gibi şikayetlerle kendisini gösterdiğini anlatan Kişioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Bunun yanında çocukta 38 ve üzerinde vücut sıcaklığının ölçülmüş olması, beslenememesi, emme probleminin olması,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/uyku/" target="_blank" rel="noopener">uyku</a><span> </span>hali, halsizlik, yorgunluk belirtilerinin olması, gece onu uykudan uyandıran öksürüklerinin olması, özellikle sıvı alımının azalması, bunun yanında idrar çıkışının azalması da yine beslenme bozukluğu ve sıvı alımı azaldığını gösterecektir. Bu durumda ailelerin çocuklarını bir çocuk hekimi tarafından muayene ettirmesi uygun olacaktır."</p>
<p>Kişioğlu, hafif burun akıntısı, öksürük ve yeterli beslenen bir bebeğin evde ailesi tarafından 24-48 saat süreyle izlenebileceğini belirterek, "Okul çağı çocuklarında daha fazla görüyoruz. Abla, ağabey okula gidiyorsa bunların küçük kardeşlerinde, bebeklerde biraz daha ağır seyrettiğini görüyoruz. Özellikle grip, soğuk algınlığı, kulak iltihapları, bronşiolit ve pnömoni,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/akciger/" target="_blank" rel="noopener">akciğer</a><span> </span>enfeksiyonlarının daha fazla olduğunu bu dönemde görmekteyiz." diye konuştu.</p>
<h2>"Viral enfeksiyonlarda antibiyotiğin yeri yok"</h2>
<p>En önemli tavsiyelerinin beslenme ve uyku düzenine önem verilmesi gerektiğini belirten Kişioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>"Bunun yanında el temizliği, yıkama hijyeni,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/maske/" target="_blank" rel="noopener">maske</a><span> </span>takılması korunma yöntemlerinde önemli. Sınıfların belirli aralıklarla havalandırılması da oldukça önemli. Bir de şu duruma değinmek istiyorum. Solunum yolu enfeksiyonlarının birçoğunun sebebi viral enfeksiyonlardır. Viral enfeksiyonlarda antibiyotiğin yeri yok. O yüzden her geçirilen enfeksiyonda antibiyotik kullanımına dikkat edilmesi, doktor kontrolü olmaksızın antibiyotik başlanmaması gerektiğini tavsiye ediyoruz."</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_69687e8cae88a.jpg" length="51772" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 08:44:08 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Değişken Havalarda Bel Sağlığınıza Dikkat: Isı Farkı Ağrıyı Artırıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/degisken-havalarda-bel-sagliginiza-dikkat-isi-farki-agriyi-artiriyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/degisken-havalarda-bel-sagliginiza-dikkat-isi-farki-agriyi-artiriyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Op. Dr. Yaşar Karataş, mevsim geçişlerinde yaşanan sıcaklık farkları ve hava akımlarının kas-iskelet sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu belirterek, bu durumun bel ağrılarının daha sık görülmesine neden olduğunu vurguladı.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Toplumun yaklaşık yüzde 80'i yaşamlarının bir döneminde bel ağrısı sorunuyla karşılaşıyor.</p>
<div class="teads-adCall"></div>
<p>Günümüzde hareketsiz yaşam tarzı, kilo fazlalığı ve dengesiz beslenme alışkanlıklar omurga sağlığını olumsuz yönde etkileyerek birçok kişide omurga yıpranmasına neden oluyor.</p>
<p>Yıpranmış omurgada yapılan ani hareketlerin kas ve eklem zorlanmalarına bağlı ağrılara yol açabileceğini kaydeden Beyin ve Sinir Cerrahı Op. Dr. Yaşar Karataş, özellikle sonbahardan kışa geçiş döneminde bel sağlığına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p>"D vitamini, kalsiyumla birlikte kemik gücünü artırır"</p>
<p>Mevsim geçişlerindeki sıcaklık farklılıkları kaslarda ani kasılmalara ve dolaşım bozukluklarına yol açarak omurga çevresindeki kas dokusunun gerginleşmesine neden oluyor. Bu durumun özellikle yıpranmış omurgalarda ağrılara sebep olduğunu söyleyen Op. Dr. Yaşar Karataş, "Isı düşmesi kaslardaki kan akımını azaltır. Bu da iyileşme sürecini yavaşlatarak ağrıların uzamasına da neden olur" dedi.</p>
</div>
<p>Soğuyan havalarla birlikte güneş ışığından daha az yararlanıldığını belirten Op. Dr. Yaşar Karataş, D vitamininin kemik sağlığı açısından önemine dikkat çekerek, "D vitamini, kalsiyumla birlikte kemik gücünü artırır. Güneş ışığı azaldığında D vitamini üretimi de düşer. Bu durum osteoporoza zemin hazırlayabilir ve iskelet sistemi ağrılarına yol açabilir. Uygun saatlerde güneşten faydalanmak ve dengeli beslenmek bu açıdan çok önemlidir" dedi.</p>
<p>Kıyafet seçimi ve egzersiz önemli</p>
<p>Soğuk havalarda mevsime uygun giyinmenin kas spazmlarını önlemede önemli rol oynadığını belirten Op. Dr. Yaşar Karataş, "İnce kıyafetler, araç kullanırken camı açık bırakmak veya terleme sonrası aniden soğuk havaya çıkmak kas spazmlarına ve tutulmalara yol açabilir" uyarısında bulundu.</p>
<p>Bel sağlığını korumanın en etkili yollarından birinin düzenli egzersiz yapmak olduğunu vurgulayan Op. Dr. Karataş, "Egzersiz omurga kaslarını güçlendirir, eklem hareket açıklığını korur ve esnekliği artırır. Bu sayede ani hareketlerde sakatlanma riski azalır" dedi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_6965d58ef15bc.jpg" length="50758" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 13 Jan 2026 08:18:20 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sessizce İlerliyor, Geleceği Tehdit Ediyor: Çocuklarda Demir Eksikliğine Dikkat!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sessizce-ilerliyor-gelecegi-tehdit-ediyor-cocuklarda-demir-eksikligine-dikkat</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sessizce-ilerliyor-gelecegi-tehdit-ediyor-cocuklarda-demir-eksikligine-dikkat</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Prof. Dr. Meryem Albayrak, beyin gelişiminin ilk 2 yılında oluşan demir eksikliğinin, gelecekte çocukların akademik başarısını, davranış şekillerini, motor gelişimini ve bilişsel fonksiyonlarını olumsuz etkilediğini belirtti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Meryem Albayrak, "26 Kasım Dünya Demir Eksikliği Günü" dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, demir eksikliğinin önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu söyledi.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, dünya genelinde 2 milyar kişinin demir eksikliğinden muzdarip olduğunu dile getiren Albayrak, şöyle konuştu:</p>
<p>"Demir eksikliği ülkemizde de sık görülen problemlerden biri. Çocukluk çağı ve kadınlarda sık görülüyor. Özellikle çocukluk çağında beyin gelişiminin ilk 2 yılında oluşan demir eksikliği, gelecekte çocukların akademik başarısını, davranış şekillerini, motor gelişimini ve bilişsel fonksiyonlarını olumsuz etkiliyor. Bu nedenle demir eksikliğinden korunmak, tedavi etmek ve farkına varmak bizim görevimiz."</p>
<p>Albayrak, kadınlarda gebelik döneminde demir eksikliğini çok fazla gördüklerini vurguladı.</p>
</div>
<p>Demir eksikliğinin gebelerde erken doğum veya doğum sırasında başka sorunlara yol açtığını anlatan Albayrak, "Gebelikteki demir eksikliğine bağlı olarak otizm, hiperaktivite, gelişme geriliği, akademik performansta düşüklük ve davranış bozuklukları gibi sorunların ileride çocuklarda karşımıza çıkma olasılığı artıyor. Bu durumda otizm görülme sıklığını şu anda söylemek doğru değil ama bu konuyla ilgili Japonya ve ABD'de çalışmalar var. Bu çalışmalarla en azından sıklığın arttığı gösterilmiş." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Albayrak, aynı zamanda, demir eksikliğinin kadınlarda da iş performansını azaltan, hayat kalitesini düşüren ve bilişsel fonksiyonları etkileyen bir sorun olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Demir eksikliğinin erkeklerde de sık görüldüğünü belirten Albayrak, "Özellikle ülkemizde beslenme bozukluğu çok fazla. Buna bağlı olarak erkeklerde de hayat kalitesini düşüren, özellikle yaşlılarda bilişsel gerilemeye neden olan bir durumdur. Çocuklarımızı daha fazla etkiliyor ama aslında bütün canlıların demire ihtiyacı var. Bu nedenle demir eksikliği oluşmadan korunması gerekiyor. Bunu demir eksikliği ve demir eksikliği anemisi olarak iki şekilde görebiliyoruz." dedi.</p>
<p>Çocuklarda aşırı süt, erişkinlerde çay ve kahve tüketimi demir eksikliğini tetikliyor</p>
<p>Prof. Dr. Meryem Albayrak, demir eksikliği tedavisinin Türkiye'de başarıyla uygulandığına dikkati çekerek, öncelikle beslenmenin düzeltilmesi gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>Yumurta, kırmızı et ve sakatatlarda yoğun demir bulunduğunu anlatan Albayrak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Beslenmeyi düzelttikten sonra takviye ilaçlarla bunu düzeltebiliyoruz. Demir eksikliği konusunda ailelerin sorumluluğu çok fazla. Ülkemizde 'Demir Gibi Türkiye Projesi' var. Bu kapsamda çocuklara 4 aylıktan 1 yaşına kadar demir takviyesini devletimiz ücretsiz karşılamaktadır. Bunu çocuklarımıza düzenli vermeliyiz. Takviyelerini ve tahlillerini düzenli yaptırmalıyız. Erişkinler için de özellikle adetleri fazla olan kadınlar ve mide rahatsızlığı olan erkeklerin dikkatli olması gerekiyor. Burada da koruyucu tedaviler olabilir. Beslenme konusunda da özellikle küçük çocukların aşırı süt, erişkinlerin de aşırı çay ve kahve tüketiminden uzak durmaları gerekiyor."</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696092793eedd.jpg" length="39405" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 09 Jan 2026 08:30:41 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Türkiye Organ Naklinde Dünya Markası: 2025 Yılında 5 Bin 95 Kişi Yeni Hayata &amp;apos;Merhaba&amp;apos; Dedi!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/turkiye-organ-naklinde-dunya-markasi-2025-yilinda-5-bin-95-kisi-yeni-hayata-merhaba-dedi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/turkiye-organ-naklinde-dunya-markasi-2025-yilinda-5-bin-95-kisi-yeni-hayata-merhaba-dedi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot">Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde 5 bin 95 organ nakli yapıldı. En fazla nakil böbrek ve karaciğerde gerçekleşirken, canlı vericiden yapılan nakiller istatistiklerde ön plana çıktı.</h2>
<p>Türkiye genelinde faaliyet gösteren organ nakli merkezleri, hastane türlerine ve nakil alanlarına göre çeşitlilik gösteriyor.</p>
<p>Eğitim ve araştırma hastanelerinde 2 akciğer, 19 böbrek, 4 kalp, 2 kalp-akciğer, 9 karaciğer ve 2 pankreas olmak üzere 38 organ nakli merkezi bulunuyor.</p>
<p>Özel hastanelerde ise 13 böbrek, 7 karaciğer ve 2 pankreas nakli merkezi faaliyet gösteriyor.</p>
<h3><span>TÜRKİYE GENELİNDE 149 MERKEZ HİZMET VERİYOR</span></h3>
<p>Devlet üniversitesi hastanelerinde 1 akciğer, 21 böbrek, 6 kalp, 18 karaciğer ve 2 pankreas nakli merkezi olmak üzere 48 merkez hizmet veriyor.</p>
<p>Vakıf üniversitesi hastanelerinde de 21 böbrek, 4 kalp, 12 karaciğer ve 4 pankreas nakli merkezi bulunuyor. Bu kapsamda 41 merkez faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Türkiye genelinde 3 akciğer, 74 böbrek, 14 kalp, 2 kalp-akciğer, 46 karaciğer ve 10 pankreas nakli merkezi olmak üzere 149 organ nakli merkezi bulunuyor.</p>
<h3><span>SAĞKALIM ORANLARINDA TÜRKİYE EN BAŞARILI ÜLKELER ARASINDA</span></h3>
<p>Organ nakli sonrası sağkalım oranları açısından Türkiye, dünyada en başarılı ülkeler arasında yer alıyor.</p>
<p>2025 yılında en fazla nakil böbrek alanında gerçekleştirildi. Bunların 2 bin 821'i canlıdan, 478'i kadavradan olmak üzere toplam 3 bin 299 böbrek nakli yapıldı.</p>
<p>Karaciğer nakilleri ise 2025'te 1728 olarak kayıtlara geçti. Bu nakillerin 1463'ü canlıdan, 265'i kadavradan gerçekleştirildi.</p>
<p>Geçen yıl ayrıca 46 kalp, 20 akciğer ve 2 ince bağırsak nakli yapıldı.</p>
<h3><span>BAĞIŞ İŞLEMLERİ DİJİTAL ORTAMA TAŞINDI</span></h3>
<p>Sağlık Bakanlığı, 2025 yılında organ bağışına yönelik farkındalık çalışmalarını sürdürdü. Bu kapsamda, mevzuatta yapılan değişiklikle organ bağışı işlemleri dijital ortama taşındı.</p>
<p>Vatandaşlar, e-Devlet ve e-Nabız sistemleri üzerinden organ bağışı beyanında bulunabiliyor.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_695deeeb8f0ef.jpg" length="46326" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 08:28:16 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Soğuk Havalarda Bağışıklığı Düşürmeyen Beslenme Sırları</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/soguk-havalarda-bagisikligi-dusurmeyen-beslenme-sirlari</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/soguk-havalarda-bagisikligi-dusurmeyen-beslenme-sirlari</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Soğuk havalarla birlikte bağışıklık sistemi zayıflıyor ve vücut hastalıklara karşı daha savunmasız hale geliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nazlı Aydın, özellikle sonbahar ve kış aylarında beslenmenin önemine dikkat çekti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nazlı Aydın, bu dönemde bağışıklığı güçlendirmenin yolunun sadece portakal veya mandalina gibi meyvelerle sınırlı olmadığını belirtti. Diyetisyen Aydın, ayrıca protein kaynaklarının çeşitlendirilmesi, fermente gıdalar ve günde 6-8 bardak su tüketiminin yanı sıra düzenli uyku ve hareketin de bu dönemde bağışıklığın korunmasında büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p>
<p><strong>ZEYTİNYAĞI, BROKOLİ, ZENCEFİL ÖNERİSİ</strong></p>
<p>Proteinin hem bitkisel hem hayvansal kaynaklardan çeşitlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Aydın, "İnsanlar genellikle C vitamini kaynaklarına, portakal, mandalina veya limon gibi meyvelere yöneliyor. Ancak kırmızı biber, kivi gibi besinler de bağışıklık için oldukça faydalı. Öğlen yemeklerinde zeytinyağlı brokoli, akşamları sebze çeşitleri ve zencefil, zerdeçal gibi anti-inflamatuvargıdalar tüketmek bağışıklık sistemini destekler" diye konuştu.</p>
<p><strong>FERMENTE GIDALAR VE SU TÜKETİMİ KRİTİK</strong></p>
<p>Ev yapımı turşu ve yoğurt gibi fermente gıdalar bağışıklığı güçlendiren önemli besinler arasında yer aldığını dile getiren Aydın, "Aynı zamanda havalar soğuduğunda su tüketimi azalıyor. Günde 6-8 bardak su içmek, mukozaların nemli kalması ve bağışıklık sisteminin güçlü olması için oldukça önemli. Beslenmenin yanı sıra uyku düzeni ve hareket de bağışıklık sistemini etkiliyor. Sadece bir gün uykusuz kalmak bile bağışıklığımıza zarar veriyor. Önce tabağımıza, sonra yaşam tarzımıza odaklanmalıyız. Vitamin ve mineral takviyelerine hemen yönelmek yerine, dengeli beslenme ve düzenli yaşam tarzına güvenmek en etkili yöntemdir" ifadelerini kullandı.</p>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_695c9fa22ad27.jpg" length="71187" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 08:38:13 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Büyükşehir’den Dar Gelirliye Nefes: Ücretsiz Diş Polikliniği Yoğun İlgi Görüyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/buyuksehirden-dar-gelirliye-nefes-ucretsiz-dis-poliklinigi-yogun-ilgi-goeruyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/buyuksehirden-dar-gelirliye-nefes-ucretsiz-dis-poliklinigi-yogun-ilgi-goeruyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p>ANTALYA Büyükşehir Belediyesi’nin 2021 yılında hizmete açtığı sağlık merkezi, ücretsiz diş muayenesi ve tedavi hizmetleriyle 2025 yılında da kent sakinlerinden yoğun ilgi gördü. Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde yıl boyunca 7 bin 100 hastaya hizmet verilirken, 28 bin işlem gerçekleştirdi. Hizmet, hem çocuklar hem yetişkinler tarafından yoğun ilgi ve memnuniyetle karşılanıyor.</p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, sağlık hizmetlerine erişimde fırsat eşitliği sağlamak amacıyla hayata geçirdiği ücretsiz diş sağlığı uygulamasıyla vatandaşların yüzünü güldürüyor. Hizmete açıldığı günden bu yana binlerce vatandaşı ağırlayan sağlık merkezi, özellikle dar gelirli ve dezavantajlı gruplar için önemli bir ihtiyacı karşılıyor.</p>
<p>ÇOCUKLARDAN YETİŞKİNLERE GENİŞ KAPSAMLI HİZMET</p>
<p>Merkezde, 7 yaş ve üzeri çocuklar ile yetişkinler için sosyal güvence aranmaksızın ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmeti sunuluyor. Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde; ağız- diş muayenesi, panoramik röntgen, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi ve diş taşı temizliği gibi işlemler uzman hekimler tarafından titizlikle gerçekleştiriliyor.</p>
<p>'TAMAMEN ÜCRETSİZ HİZMET VERİYORUZ'</p>
<p>Herkesin eşit ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşmasını hedeflediklerini belirten Antalya Büyükşehir Belediyesi Kepez Sağlık Merkezi Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Sorumlusu Diş Hekimi Özge Öncül Kerpiççi, "Kliniğimizde vatandaşlarımıza herhangi bir sağlık güvencesi aranmadan, tamamen ücretsiz olarak hizmet vermekteyiz" ifadelerini kullandı.</p>
<p>RANDEVU İLE KOLAY ERİŞİM</p>
<p>Ücretsiz diş sağlığı hizmetlerinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, mesai saatleri içerisinde '0242 361 39 18' numaralı telefonu arayarak veya direkt merkeze uğrayarak randevu oluşturabiliyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_695b90f75426c.jpg" length="66002" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 13:22:55 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kış Kapıda, Tehlike Kapıda: Soğuk Isırığına Karşı Uzmanlardan Hayati Uyarılar</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kis-kapida-tehlike-kapida-soguk-isirigina-karsi-uzmanlardan-hayati-uyarilar</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kis-kapida-tehlike-kapida-soguk-isirigina-karsi-uzmanlardan-hayati-uyarilar</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-path-to-node="4"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Hava sıcaklıklarının sıfırın altına düşmesiyle birlikte sağlık riskleri de arttı. Uzmanlar, özellikle açık havada çalışanları ve uzun süre dışarıda vakit geçirenleri "soğuk ısırığı" tehlikesine karşı uyarıyor. Tedavi edilmediğinde doku kaybına yol açabilen bu duruma karşı erken müdahale büyük önem taşıyor.</b></p>
<h3 data-path-to-node="5">Soğuk Isırığı Nedir?</h3>
<p data-path-to-node="6">Soğuk ısırığı, vücut dokularının (genellikle parmaklar, burun, kulaklar ve yanaklar) aşırı soğuğa maruz kalması sonucu donmasıdır. Kan akışının azalmasıyla başlayan bu süreç, deri ve deri altı dokularında kalıcı hasarlara neden olabilir.</p>
<h3 data-path-to-node="7">Belirtilere Dikkat: Nasıl Anlaşılır?</h3>
<p data-path-to-node="8">Soğuk ısırığı aniden değil, aşama aşama gelişir. Şu belirtileri fark ettiğinizde derhal önlem almalısınız:</p>
<ul data-path-to-node="9">
<li>
<p data-path-to-node="9,0,0"><b data-path-to-node="9,0,0" data-index-in-node="0">İlk Aşama:</b> Deride kızarıklık ve aşırı soğukluk hissi.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="9,1,0"><b data-path-to-node="9,1,0" data-index-in-node="0">İkinci Aşama:</b> Etkilenen bölgede uyuşma, karıncalanma ve beyaz/soluk bir renk değişimi.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="9,2,0"><b data-path-to-node="9,2,0" data-index-in-node="0">İleri Aşama:</b> Derinin sertleşmesi, his kaybı ve bölgenin balmumu gibi bir görünüm alması.</p>
</li>
</ul>
<h3 data-path-to-node="10">İlk Müdahalede "Asla Yapılmaması Gerekenler"</h3>
<p data-path-to-node="11">Vatandaşların en sık yaptığı hata, donan bölgeyi hızlıca ısıtmaya çalışmaktır. Uzmanlar uyarıyor:</p>
<ol start="1" data-path-to-node="12">
<li>
<p data-path-to-node="12,0,0"><b data-path-to-node="12,0,0" data-index-in-node="0">Ovmayın:</b> Donan bölgeyi karla veya elle ovalamak doku hasarını artırır.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="12,1,0"><b data-path-to-node="12,1,0" data-index-in-node="0">Sıcak Suya Sokmayın:</b> Etkilenen bölgeyi direkt kaynar suya sokmak veya soba/radyatör gibi ısıtıcılara dayamak yanıklara yol açar. Isıtma işlemi <b data-path-to-node="12,1,0" data-index-in-node="143">ılık suyla (yaklaşık 37-40 derece)</b> yavaşça yapılmalıdır.</p>
</li>
</ol>
<h3 data-path-to-node="13">Korunmak İçin Altın Kurallar</h3>
<ul data-path-to-node="14">
<li>
<p data-path-to-node="14,0,0"><b data-path-to-node="14,0,0" data-index-in-node="0">Kat Kat Giyinin:</b> Tek bir kalın kazak yerine, aralarında hava tabakası oluşturacak birkaç kat ince kıyafet tercih edin.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,1,0"><b data-path-to-node="14,1,0" data-index-in-node="0">Uç Noktaları Koruyun:</b> Su geçirmeyen eldivenler, kulakları kapatan bereler ve yün çoraplar kullanın.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,2,0"><b data-path-to-node="14,2,0" data-index-in-node="0">Hareketsiz Kalmayın:</b> Dışarıda beklemek zorundaysanız parmaklarınızı ve kollarınızı hareket ettirerek kan dolaşımını canlı tutun.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,3,0"><b data-path-to-node="14,3,0" data-index-in-node="0">Islak Kıyafetleri Değiştirin:</b> Islak giysi, vücut ısısını normalden çok daha hızlı kaybettirir.</p>
</li>
</ul> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_6958ac49cf61f.jpg" length="58647" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 08:42:44 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıkta Yeni Dönem: Türkiye Ulusal İş Birliği Ağını Genişletiyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikta-yeni-doenem-turkiye-ulusal-is-birligi-agini-genisletiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikta-yeni-doenem-turkiye-ulusal-is-birligi-agini-genisletiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Sağlık Bakanlığı Avrupa Birliği (AB) ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Aziz Alper Biten, "2025 yılında, 3 farklı kıtadan 11 ayrı ülkeyle toplam 18 anlaşma imzaladık. Bu anlaşmalar birçok başlığı içermektedir" dedi.,</h2>
<p> </p>
<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/ab/" target="_blank" rel="noopener">AB</a><span> </span>ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Biten, Türkiye'nin sağlık diplomasisi alanında yürüttüğü çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Sağlıkta dönüşüm süreciyle bugünkü sağlık sisteminin temellerinin atıldığını belirten Biten, Türkiye'nin güçlü sağlık altyapısı, modern hastaneleri ve ileri teknolojileriyle sağlık alanında hizmet, bilgi ve teknoloji ihraç eden küresel bir aktör haline geldiğini, edindiği tecrübeler sayesinde de küresel sağlık yönetiminde proaktif ve söz sahibi bir ülke konumuna ulaştığını dile getirdi.</p>
<p>Türkiye'nin,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/dunya-saglik-orgutu-dso/" target="_blank" rel="noopener">Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)</a><span> </span>ve<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/birlesmis-milletler/" target="_blank" rel="noopener">Birleşmiş Milletler</a><span> </span>(BM) başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşla yakın iş birliği yürüttüğünü aktaran Biten, bugüne kadar 152 uluslararası metne katkı sağlandığını ve 26 uluslararası anket ve çalışma için veri paylaşımı yapıldığını kaydetti.</p>
<p>Biten, son yıllarda Türkiye'nin bu kuruluşlarla ilişkilerde yalnızca katılımcı değil söz sahibi bir ülke olduğunu vurgulayarak, Türk ve İslam dünyasındaki çeşitli örgütlerle de kapsayıcı ve birleştirici bir anlayışla iş birliklerini sürdürdüklerini ifade etti.</p>
<h2>"Uluslararası diplomasinin en kritik unsurlarından biri"</h2>
<p>Sağlığın artık uluslararası diplomasinin en kritik unsurlarından biri haline geldiğine dikkati çeken Biten, sağlık sistemini yönetebilme kapasitesine sahip olmanın, devletlerin uluslararası itibarını, nüfusunu, güvenliğini, ekonomik dayanıklılığını etkiler hale geldiğini söyledi.</p>
<p>Biten, Türkiye'nin, sağlık alanındaki tecrübelerini uluslararası alanda paylaşarak ülkelerin sağlık sistemlerinin kapasitesinin artırılmasına katkı sunduğunu belirterek, "Bugüne kadar 100 ülke ile 309 anlaşma ve mutabakat imzaladık ve yeni vizyonumuz çerçevesinde ülkelerle işbirliklerimizi destekleyen anlaşma ve protokollerle ortak çalışmalarımızı artırmaya gayret ediyoruz. 2025 yılında, 3 farklı kıtadan 11 ayrı ülkeyle toplam 18 anlaşma imzaladık. Bu anlaşmalar, sağlık teknolojileri,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/ar-ge/" target="_blank" rel="noopener">Ar-Ge</a><span> </span>çalışmaları, sağlık bilgi sistemleri, tıbbi cihaz ve ilaç temini sağlık yatırımları, sağlık politikaları geliştirilmesi, sağlık turizmi, yabancı sağılık personeli eğitimi, yabancı hasta tedavileri, acil ve afet müdahaleleri gibi birçok başlığı içermektedir" diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_69575f9ea740b.jpg" length="43000" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 02 Jan 2026 09:03:26 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Beyanlı Aldatmacaya Dev Ceza: 185 Milyon Lira!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-beyanli-aldatmacaya-dev-ceza-185-milyon-lira</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-beyanli-aldatmacaya-dev-ceza-185-milyon-lira</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Sağlık Bakanlığı, 2025 yılında internet ve sosyal medya üzerinden "hastalıklara iyi gelir", "kansere çare", "hızlı kilo verdirme" gibi yanıltıcı sağlık beyanlarıyla tüketiciyi aldatanlara yönelik denetimleri sonucu 185 milyon lira idari para cezası uyguladı.</h2>
<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/saglik-bakanligi/" target="_blank" rel="noopener">Sağlık Bakanlığı</a><span> </span>ilaç, tıbbi cihaz, kozmetik ve biyosidal ürünler ile sağlık beyanıyla yapılan satış ve tanıtımlara ilişkin denetimlerini bu yıl da aralıksız sürdürdü.</p>
<p>Sağlık Bakanlığına bağlı Türkiye<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/ilac/" target="_blank" rel="noopener">İlaç</a><span> </span>ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) verilerine göre, internet mecralarında ilaç satışı veya tanıtımı yaptığı belirlenen 1418 internet sitesine erişim engellenirken, 1599 site hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.</p>
<p>İnternet,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/televizyon/" target="_blank" rel="noopener">televizyon</a><span> </span>ve sosyal<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/medya/" target="_blank" rel="noopener">medya</a><span> </span>gibi mecralarda, "hastalıklara iyi gelir", "kansere çare", "hızlı kilo verdirme" gibi tüketiciyi aldatıcı beyanlar kullanan 3 bin 407 site, Erişim Sağlayıcıları Birliğine bildirilerek kapatıldı. Bu sitelerden 818'i hakkında aldatıcı nitelikleri nedeniyle<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/ticaret/" target="_blank" rel="noopener">Ticaret</a><span> </span>Bakanlığına bilgi verildi.</p>
<p>Mevzuata aykırı tanıtım ve satış yapanlara 185 milyon lira para cezası uygulandı. Ayrıca 22 kişi ve kuruluş hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunuldu.</p>
<h2>Kozmetik ürünleri de denetlendi</h2>
<p>TİTCK, yanıltıcı sağlık beyanlarına yönelik denetimlerin yanı sıra kozmetik ürünlerin güvenliğini de mercek altına aldı. Bu yıl toplam 1079 kozmetik ürün denetlendi. Risk esaslı denetimler sonucu, 764 ürünün uygunsuz, 35'inin riskli olduğu belirlendi. Firmalara, teknik düzenlemelere aykırılık ve güvensizlik gerekçesiyle toplam 12 milyon 309 bin 610 lira idari para cezası uygulandı. Ayrıca mahkemeler, savcılıklar ve kolluk kuvvetleri tarafından ele geçirilen toplam 158 bin 566 sahte ve kaçak kozmetik ürünün imhası sağlandı.</p>
<p>TİTCK'nin tıbbi cihaz piyasası gözetimi ve denetimi faaliyetleri kapsamında ise yıl boyunca toplam 5 bin 821 tıbbi cihaz denetlendi. Yapılan incelemeler sonucu 883 ürünün uygunsuz, 18 ürünün ise güvensiz olduğu tespit edilerek, firmalara 34 milyon 213 bin 620 lira ceza uygulandı.</p>
<p>Antimikrobiyal el spreyleri, antibakteriyel sabunlar gibi vücutla temas eden Tip-1 ve Tip-19 biyosidal ürünlere yönelik olarak 68<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/denetim/" target="_blank" rel="noopener">denetim</a><span> </span>gerçekleştirildi. Bu denetimlerde, 3 ürünün uygunsuz, 13 ürünün ise riskli olduğu belirlendi. Uygunsuz ve risk taşıyan ürünlere yönelik toplam 4 milyon 450 bin 272 lira idari para cezası uygulandı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_694f73a7ac775.jpg" length="69505" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 27 Dec 2025 08:50:41 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne Dijital Anjiyografi Müjdesi!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesi-hastanesine-dijital-anjiyografi-mujdesi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesi-hastanesine-dijital-anjiyografi-mujdesi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne, Antalya Üniversite Destekleme Vakfı tarafından anjiyografi cihazı bağışlandı. Akdeniz Üniversitesi ile Antalya Üniversite Destekleme Vakfı arasında bağış protokolü imzalandı.</span><br><span>Protokol kapsamında Antalya Üniversite Destekleme Vakfı tarafından Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümü'ne bir adet Flat Panel Dedektörlü Monoplan Dijital Anjiyografi Sistemi kazandırılacak. Bağış protokolü için Akdeniz Üniversitesi Yönetim Kurulu Salonu'nda imza töreni düzenlendi.</span><br><br><span>Anjiyografi cihazı desteğine ihtiyacımızı vakfımız karşıladı</span><br><span>Törende konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, üniversitenin önemli bir ihtiyacının karşılandığını belirterek, "Destekleme Vakfımızla uzun süredir üniversitemize en yüksek katkıyı nasıl sağlayabileceğimizi değerlendiriyorduk. Kardiyoloji alanında ciddi bir anjiyografi cihazı ihtiyacımız vardı. Vakfımızın desteğiyle bu cihazı en kısa sürede hastanemize kazandıracağız. Katkılarından dolayı teşekkür ediyorum" dedi.</span><br><span>Antalya Üniversite Destekleme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Uluç ise vakfın 1973 yılında kurulduğunu hatırlatarak, bugüne kadar yaklaşık 200 öğrenciye burs verdiklerini, bunun yanı sıra eğitim kurumlarına laboratuvar ve çeşitli destekler sağladıklarını ifade etti. Uluç, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde hastalara şifa olacak bir cihazın bağışlanmasından büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Konuşmaların ardından bağış protokolü, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Antalya Üniversite Destekleme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Uluç tarafından imzalandı.</span><br><span>Tören, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.</span><br><span>Törene Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, Antalya Üniversite Destekleme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Uluç, Başkan Yardımcısı Fatma Gül Hesapcıoğlu ve yönetim kurulu üyeleri katıldı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_694e6ef66bcfd.jpg" length="72406" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 14:18:24 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıkta Dijital Dönüşüm Dönemi: &amp;quot;Amacımız Hızlı Müdahale&amp;quot;</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikta-dijital-doenusum-doenemi-amacimiz-hizli-mudahale</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikta-dijital-doenusum-doenemi-amacimiz-hizli-mudahale</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 856 Ambulansın Sağlık Hizmetine Alım Töreni'nde önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Memişoğlu, "Elektronik Vaka Sistemi (EVS) ve Akıllı Bileklik gibi dijital dönüşüm hamlelerimizle her saniyeyi kayıt altına alıyor, müdahaleyi hızlandırıyoruz" dedi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>856 Ambulansın Sağlık Hizmetine Alım Töreni, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
</div>
<p>Sağlık Bakanlığında düzenlenen törende konuşan Bakan Memişoğlu,<span> </span><strong>"2002 yılında, tüm Türkiye'de yalnızca 481 Acil Yardım İstasyonumuz ve 618 ambulansımız vardı. O günün şartlarında yılda ancak 380 bin vakaya müdahale edilebiliyordu. Vatandaşımız, en zor anında 'Acaba ambulans gelir mi?' endişesi taşıyordu. 2025 yılı itibariyle bugün ise; Acil Yardım İstasyonumuzu 3 bin 574'e çıkardık. Bu yıl hizmete aldığımız 856 yeni ambulansımızla birlikte toplam filomuzu 6 bin 308'e ulaştırdık. Yaptığımız bu yatırımlarla, ambulans başına düşen nüfus yoğunluğunu yüzde 10 azaltırken, istasyon başına düşen ambulans sayımızı yüzde 8 artırmayı başardık. Sonuç ortadadır: 2002'de 380 bin olan yıllık vaka müdahale kapasitemiz, bugün 7 milyona ulaşmıştır"</strong><span> </span>ifadelerini kullandı.</p>
<p><br>Artık Türkiye'de saniyelerle yarışan güçlü bir sistemin kararlılıkla işlediğini aktaran Memişoğlu,<span> </span><strong>"Bizim hizmet anlayışımızda coğrafi engel yoktur. Bugün envanterimizdeki özel donanımlı araçlarımızla dünyanın en modern filolarından birine sahibiz"</strong><span> </span>diye konuştu.<br><br><strong>"2026 YILI SONU İTİBARİYLE BU GÜCÜ YERLİ VE MİLLİ GÖKBEY HELİKOPTER AMBULANSLARIMIZ İLE PERÇİNLEYECEĞİZ"</strong><br>Bakan Memişoğlu, hava ambulansı hizmetlerinde de çitayı yükselttiklerini dile getirerek,<span> </span><strong>"2008 yılında 5 araçla başladığımız bu yolculukta, bugün 17 hava ambulansımızla hizmet veriyoruz. Bugüne kadar 70 binden fazla vatandaşımızı gökyüzünden şifayla taşıdık. 2026 yılı sonu itibariyle bu gücü yerli ve milli GÖKBEY helikopter ambulanslarımız ile perçinleyeceğiz. Şifayı kendi kanatlarımızla, kendi mühendisliğimizle taşıyacağız"</strong><span> </span>açıklamasında bulundu.<br><br><strong>"DİJİTAL DÖNÜŞÜM HAMLELERİMİZLE HER SANİYEYİ KAYIT ALTINA ALIYOR, MÜDAHALEYİ HIZLANDIRIYORUZ"</strong><br>Sağlık hizmetlerinde dijital alanda attıkları adımlara bir yenisini daha eklediklerini söyleyen Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı:<br><strong>"Elektronik Vaka Sistemi (EVS) ve Akıllı Bileklik gibi dijital dönüşüm hamlelerimizle her saniyeyi kayıt altına alıyor, müdahaleyi hızlandırıyoruz. Çağrı anından hastaneden taburculuğa kadar bütün süreç artık sistem üzerinden yapılmakta, ambulansın konumundan; hastanın hayati bulguları, yapılan tıbbi müdahalelerin, kullanılan ilaçlara kadar tüm veriler anlık takip edebiliyoruz. Vatandaşımıza hızlı ve etkin hizmet verebilmek adına, canlı trafik verilerinin kullanılarak en yakın ve en uygun sağlık tesisi seçilebiliyor. Ambulans içerisinde bulunan kameralar ile özellikle çoklu trafik kazalarında olay yeri anlık izlenebilmekte, bu sayede vakaların durumuna uygun ambulans ve personel yönlendirilmektedir. Acil ve afet durumlarında yaralının alındığı konum, nakledildiği sağlık tesisi ve sürecin takibinin yapılabildiği, özellikle kimliksiz hastalarda karekodla hasta tanımlamaya yardımcı olmak adına Akıllı Bileklik projesini devreye alıyoruz."</strong><br>Bakan Memişoğlu, konuşmasının ardından kurdele kesimi sonrası ambulansta deneme sürüşü gerçekleştirdi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_694e25d2bdab1.jpg" length="71905" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 09:06:20 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Hava Kirliliğine Karşı &amp;quot;Vitamin&amp;quot; Kalkanı: Akciğerlerinizi Bu Şekilde Koruyun!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/hava-kirliligine-karsi-vitamin-kalkani-akcigerlerinizi-bu-sekilde-koruyun</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/hava-kirliligine-karsi-vitamin-kalkani-akcigerlerinizi-bu-sekilde-koruyun</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Yüksek dozda C vitamini alımının, havadaki ince partiküllerin zararlı etkilerine karşı akciğerlere belirli bir koruma sağlayabileceği belirlendi. PM2.5 olarak adlandırılan ve mikrometre boyutundaki bu kirleticilerin, astım ve akciğer kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarıyla bağlantılı olduğu biliniyor.</h2>
<p>Sidney Teknoloji Üniversitesi (UTS) liderliğindeki araştırmacılar, C vitamininin ince partiküllere maruz kalan dokular üzerindeki etkilerini test etmek amacıyla fareler ve laboratuvar ortamında yetiştirilen insan dokuları üzerinde bir dizi deney gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/arastirma/" target="_blank" rel="noopener">Araştırma</a><span> </span>sonucunda, vitaminin hava kirliliğinin akciğerlerde neden olduğu temel hücre hasarlarına karşı koruma sağladığı saptandı.</p>
<p>C vitamininin özellikle hücrelerin<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/enerji/" target="_blank" rel="noopener">enerji</a><span> </span>merkezi olan mitokondrilerin kaybını azalttığı, zararlı iltihaplanmayı dindirdiği ve hücrelerin oksidatif stres nedeniyle zarar görmesini engellediği gözlemlendi.</p>
<h2>Antioksidan etkisi kirleticilere karşı etkili</h2>
<p>C vitamininin bilinen bir antioksidan olması, araştırmacıları bu maddenin hava kirleticilerine karşı koruyucu etkilerini test etmeye yöneltti. UTS lisansüstü öğrencisi Xu Bai ve meslektaşları, yayımladıkları makalede, "Antioksidan C vitamini takviyesi, düşük seviyeli PM2.5 maruziyetinin olumsuz etkilerini azaltmada etkili olmuştur; bu durum risk altındaki bireylere önerilebilir" ifadelerine yer verdi.</p>
<p>Çalışmanın sonuçları umut verici olsa da, laboratuvar ortamı dışındaki canlı insanlarda bu korumanın ne ölçüde sağlanacağını belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Deneylerde kullanılan kirlilik seviyeleri ve vitamin dozajlarının laboratuvar ortamına göre ayarlandığı, bu nedenle çoğu insanın gerçek dünyadaki maruziyetini tam olarak yansıtmayabileceği vurgulandı.</p>
<h2>Uzmanlardan doğru dozaj uyarısı</h2>
<p>Moleküler biyolog Brian Oliver, çalışmanın izin verilen en yüksek dozda C vitamini almanın potansiyel olarak fayda sağlayabileceğine işaret ettiğini belirtti. Ancak Oliver, doğru takviye türü ve miktarının belirlenmesi ve aşırı doz riskinden kaçınılması için mutlaka bir doktora danışılması gerektiğini hatırlattı.</p>
<p>PM2.5 kirleticileri genellikle yoğun trafik,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/orman/" target="_blank" rel="noopener">orman</a><span> </span>yangınları ve toz fırtınaları nedeniyle oluşuyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar, bu minik parçacıkların insan sağlığına ne kadar büyük zararlar verebileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Bu çalışma, hava kirliliğinin düşük seviyelerde bile hücre düzeyinde ciddi bozulmalara yol açabileceğini gösterdi. Araştırmacılar, her ne kadar C vitamini bir korunma yöntemi olarak öne çıksa da, asıl çözümün solunan hava kalitesini artırmak için gösterilecek çabalar olduğunu vurguladı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_694cd0afa4403.jpg" length="40250" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 08:50:49 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yenidoğan Bebekler Yapay Zekaya Emanet: İstanbul’da Dijital Sağlık Devrimi!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yenidogan-bebekler-yapay-zekaya-emanet-istanbulda-dijital-saglik-devrimi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yenidogan-bebekler-yapay-zekaya-emanet-istanbulda-dijital-saglik-devrimi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>İl Sağlık Müdürlüğünce yenidoğan bebeklerin tanı ve tedavilerinin yapay zekayla takip edilmesi için 1 yıl önce çalışma başlatıldı.</p>
<p>Bu kapsamda, yenidoğan bebeklerin tanı ve tedavilerini belirleyen ve yönlendiren<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/yapay-zeka/" target="_blank" rel="noopener">yapay zeka</a><span> </span>destekli<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/yazilim/" target="_blank" rel="noopener">yazılım</a><span> </span>geliştirildi.</p>
<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/istanbul/" target="_blank" rel="noopener">İstanbul</a><span> </span>Kalkınma Ajansınca desteklenen proje, İstanbul genelindeki bütün hastanelerde uygulanmaya başlandı.</p>
<p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, İstanbul'un dünyanın sağlık başkenti olduğunu, sağlık hizmetini sadece Türkiye'ye değil tüm dünyaya sunduğunu söyledi.</p>
<p>Sağlık sisteminin yalnızca fiziki yatırımlarla değil, dijital altyapı çalışmalarıyla da güçlendirildiğini belirten Güner, "Bizim dijital altyapımızı yenileyip sağlıkta<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/dijital-donusum/" target="_blank" rel="noopener">dijital dönüşüm</a><span> </span>dediğimiz<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/e-nabiz/" target="_blank" rel="noopener">e-nabız</a><span> </span>projesinin başlangıcı ile beraber devam eden bir çalışma sistematiğimizle dünyanın sağlık başkenti olduğumuzu iddia ediyoruz." dedi.</p>
<h2>"Birinci, ikinci ve üçüncü basamağın entegrasyonu bizim için çok önemli"</h2>
<p>Güner, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun çizdiği misyonla koruyan, üreten ve geliştiren sağlık modeliyle sağlık hizmetinin verildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Biz her doğan çocuğu doğumundan yaşam süresince ve ölümüne kadar sağlığını takip etmek, önce korumak, mevcut bir şey varsa da tedavisini sağlamakla mükellefiz. Birinci, ikinci ve üçüncü basamağın entegrasyonu bizim için çok önemli. Birinci basamakta taramalar yapıyoruz, topuk kanından başlayan, yenidoğanlara yaptığımız fenilketonüri olsun, biyotinidaz eksikliği olsun, gelişimsel kalça displazisi olsun, daha çok birçok tarama programımızla beraber biz hastalıkları ve risklileri tespit ediyoruz."</p>
<p>Bu kapsamda İstanbul'da yeni bir proje başlattıklarının altını çizen Güner, şöyle devam etti:</p>
<p>"İstanbul Kalkınma Ajansımız ve İstanbul Valiliğimiz uhdesinde yeni geliştirilen projeyle beraber birinci, ikinci, üçüncü basamaktaki sağlık hizmetinin tarama, teşhis ve tedavi süreçlerini biz artık bir yapay zekayla takip edeceğiz. Kişiyi taramakla bırakmıyoruz, onun sağlık hizmetini almasını, uzman doktora ulaşmasını ve onun takibini, tedavisi ve rehabilitasyonunu biz yapay zekayla takip eden bir program yazdık. Bu sadece İstanbul'a özel bir proje. Bunun önemi, bir çocuğun taraması yapıldığında, risk tespit edildiğinde gitmesi gereken hastaneyi, evine en yakın, en hızlı ulaşabileceği, tedavi en uygun olan ikinci ve üçüncü basamaktaki hizmetini biz otomatize bir şekilde, yapay zekayı kullanarak, sağlık koçlarımızın yardımıyla kişiyi tedavisine ulaştıracağız."</p>
<p>Doç. Dr. Güner, tarama, teşhis ve tedavi süreçlerinin bütüncül şekilde takip edilmesiyle Türkiye'nin artık kendi sağlık istatistiklerini kullandığını kaydetti.</p>
<h2>"İstanbul’da her yıl yaklaşık 150 bin yenidoğan topuk kanı tarama takipleri yapılıyor"</h2>
<p>İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Strateji Başkan Yardımcısı ve Proje Koordinatörü Dr. Kemal Kural ise Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun himayelerinde ve İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner’in vizyonerliğiyle tarama sistematiğin hayata geçirildiğini söyledi.</p>
<p>Kural, 2024 yılında İstanbul Kalkınma Ajansının yapay zeka destekli proje çağrısına istinaden, halihazırda çalışılıp olgunlaştırılan tarama sonrası takip sistematiğine dair bir proje geliştirildiğini ifade etti.</p>
<p>Projenin ana temasının, vatandaşların tarama sonrası bütün süreçlerin, kendilerinin herhangi bir randevu alma, süreç takibine gerek kalmaksızın dijital altyapı kullanılarak ilk randevusundan nihai tedavisinin sonuçlandığı ana kadar tüm süreç ve safahatının tam otomatik ve entegre bir sistematikle yürütülmesi olduğunu vurgulayan Kural, sağlık hizmet sunumunda güçlü bir dijital sağlık altyapısının mevcut olduğunu belirtti.</p>
<p>Projede hedef grubun yenidoğanlar olarak belirlendiğini aktaran Kural, "İstanbul'da her yıl yaklaşık 150 bin yenidoğan topuk kanı tarama takipleri yapılıyor. Ayrıca konjenital ve metabolik hastalıklar takibinde erken teşhis ve tanı hayati bir fonksiyona sahip." dedi.</p>
<p>Dr. Kural, "Yapay zeka destekli geliştirilen programın esas maksadı, yenidoğanda tarama sonucu pozitif çıktığı andan itibaren ikametine en yakın ve ilgili branşın uzman hekiminin bulunduğu hastaneden randevusunun alınması, tüm tıbbi kayıt ve süreçlerinin bu sistematik üzerinden takip edilmesidir. Ortaya çıkacak veri tabanı dünyada eşsiz bir seri olacak." ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Çalışma yalnızca yenidoğanlarla sınırlı kalmayacak</h2>
<p>Her yıl doğan 150 bin çocuğun sisteme ekleneceği bir veri tabanı olacağını vurgulayan Kural, bu veri tabanı üzerinden yapay zeka sistemlerinin düzenleyeceği algoritmalarla, hem preanalitik hem postanalitik safhada önermeler sunulacağını, tedavi protokollerinde hem akademik olarak hem de tıbbi hizmet sunumunda kullanımının açılacağını kaydetti.</p>
<p>Kural, projenin tarama sonrası sistematiğe dünya genelinde yeni bir ivme kazandıracağını vurgulayarak, çalışmanın yalnızca yenidoğanlarla sınırlı kalmayacağını ifade etti.</p>
<p>Koruyan ve üreten sağlık modeli çerçevesinde koruyucu sağlık hizmetlerine odaklanıldığını belirten Kural, sağlık taramalarının halk sağlığının temel koruyucu sağlık stratejisinin bir çıktısı olduğunu, doğumdan ölüme kadar tüm yaş gruplarına sağlık tarama hizmeti sunulduğunu aktardı.</p>
<p>Dr. Kural, oluşturulacak yapay zeka destekli yazılım platformunun, mevcut tüm tarama programlarını ihtiva edeceğini, 18 ve 36 aylık çocuklarda otizm spektrum bozukluğu taramaları, kolorektal, servikal ve meme kanseri taramaları ile işitme, görme ve gelişimsel kalça displazisi tarama sonrası süreçlerin bu platform içinde yer alacağını sözlerine ekledi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_694a2c7f22a99.jpg" length="53768" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 08:45:43 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Beynimiz Uykusuzluğa Direnemiyor: Nörolojik Hastalıklara Davetiye!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/beynimiz-uykusuzluga-direnemiyor-noerolojik-hastaliklara-davetiye</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/beynimiz-uykusuzluga-direnemiyor-noerolojik-hastaliklara-davetiye</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Türk Nöroloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Öztura, tedavi edilmeyen uyku bozukluklarının beyin fonksiyonlarını olumsuz etkilediğini, özellikle uyku apnesinin ilerleyen yaşlarda nörolojik hastalıklar için risk oluşturduğunu bildirdi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Türk Nöroloji Derneği Başkan Yardımcısı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Öztura, Antalya'da katıldığı sağlık kongresinde, AA muhabirine, uykunun yaşamın temel bir parçası olduğunu, insan ömrünün yaklaşık üçte birinin uykuda geçtiğini ve bu sürenin beyin ile bedensel sağlık açısından önem taşıdığını söyledi.</p>
</div>
<p>Uykuda beynin ve vücudun bakım-onarım sürecine girdiğini belirten Öztura, bu süreden tasarruf etmenin uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade etti.</p>
<p>Özellikle büyükşehirlerde yoğun iş temposu ve sosyal alışkanlıkların uyku düzenini olumsuz etkilediğini vurgulayan Öztura, "İnsanlar yoğun iş temposunda ve yolda çok zaman harcıyor. Eve geldiklerinde kendilerine zaman ayırmak istiyorlar. Bu süre yetmeyince uykudan kısmaya başlıyorlar. Gereğinden geç yatılmasıyla birlikte, ortalama 7–7,5 saatlik uyku ihtiyacı karşılanamıyor ve düzensiz, yetersiz bir uyku ortaya çıkıyor. Bu da uyku hijyen bozukluğuna sebep oluyor." dedi.</p>
<p>Uyku hijyeninin bozulmasının, geç saatlerde yatma ve yetersiz uyuma şeklinde kendini gösterdiğini belirten Öztura, bunun çocuklarda okul başarısını, yetişkinlerde ise iş verimini düşürdüğünü kaydetti.</p>
<p>Kronik uykusuzluk tedavi edilmesi gereken bir hastalık</p>
<p>Uykusuzluğun toplumda yaygın görülmesine rağmen yeterince ciddiye alınmadığına işaret eden Öztura, kronik uykusuzluğun gerçek bir hastalık olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Öztura, "İnsanlara sorduğunuzda her iki kişiden biri uykusuzluk yaşadığını söylüyor. Ancak gerçekten doktora başvuran ve 'uyuyamıyorum' diyen hasta oranı yüzde 5-6 civarında. Bu hastalar ya uykuyu başlatamıyor ya sürdüremiyor ya da uyandığında dinlenmiş hissetmiyor. Saatlerce yatakta uyku bekliyorlar. Sabah ise yorgun, gergin ve mutsuz uyanıyorlar. Gerçekten önemli bir sorun. Bu sorunu çözmek üzere hastaların muhakkak bir hekime başvurması gerekiyor. Uykuyla ilgili bir sorun varsa bunun saptanması ve bunun tedavi edilmesi şart." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bazı uyku bozuklukları nörolojik hastalıkların habercisi olabilir</p>
<p>Prof. Dr. Öztura, uyku apnesi sendromunun yalnızca horlama olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizerek, bunun beyin sağlığı üzerinde de önemli etkileri olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Uyku apnesinin tedavi edilmemesi durumunda zihinsel kapasitede azalma riskinin arttığını bildiren Öztura, bu durumun ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek nörolojik hastalıklara davetiye çıkarabileceğini söyledi.</p>
<p>Uyku apnesi sendromunun önemini anlatan Öztura, gece horlama, nefes daralması ve gündüz aşırı uyku hali olan bireylerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Öztura, uyku apnesi olan hastalarda gece boyunca oksijen seviyesinin düştüğünü aktararak, "Bu durum sadece bedensel sağlığı değil, bilişsel fonksiyonları da etkiliyor. Dokuz Eylül Üniversitesinde yapılan çalışmalar sonucu testlerde uyku apnesi olan hastalarda beyin fonksiyonlarında etkilenme saptandığı belirlendi. Eğer kişi sabah dinlenmiş uyanamıyor, gün içinde işlevlerini yerine getiremiyor, aşırı uykululuk ya da uyuyamama yaşıyorsa mutlaka bir hekime ve uyku hastalıkları birimine başvurmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Uyku sorunlarında bilinçsiz ilaç kullanımına karşı da uyarıda bulunan Öztura, ilaçların uzun vadede ciddi yan etkilere yol açabileceğini bildirdi.</p>
<p>Uyku bozukluklarında ilk hedefin ilaçsız tedavi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öztura, "Davranışsal tedavi dediğimiz yöntemle, hastanın yanlış öğrenilmiş uyku alışkanlıklarını düzelterek çoğu zaman başarılı sonuçlar alıyoruz." diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_6948d9ddce431.jpg" length="40398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 08:40:53 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya’da Bağışlanan Organlar 3 Hastaya Umut Oldu</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-bagislanan-organlar-3-hastaya-umut-oldu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-bagislanan-organlar-3-hastaya-umut-oldu</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya'da beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın ailesi tarafından bağışlanan karaciğer ve iki böbrek, nakil bekleyen hastalara umut oldu. Böbrek nakli yapılan 47 yaşındaki Eşe Çalışkan, "Organ nakli yapılacağını duyduğumda yeniden doğdum. Telefonum çaldığında kızım açtı ve 'Anne hemen gidiyoruz' dedi. O an yeniden doğdum. Bir kızım, bir oğlum var. Çocuklarım için yaşamak istedim. Allah'ıma binlerce şükür bugünü gördüm" dedi.</span><br><span>Antalya'nın Manavgat ilçesinde 67 yaşındaki erkek hasta, beyin kanaması şüphesiyle yaklaşık 15 gün önce Manavgat Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren hastanın beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından Manavgat Devlet Hastanesi Organ Nakli Koordinatörlüğü, hasta yakınlarıyla temasa geçti. Ailenin organ bağışını kabul etmesi üzerine, 14 Aralık Pazar günü akşam saatlerinde hayatını kaybeden hastanın karaciğeri ve iki böbreği, Antalya'dan gelen uzman ekip tarafından alındı. Alınan organlardan karaciğer ve bir böbrek Antalya'ya, diğer böbrek ise Konya'ya gönderildi.</span><br><span>Organ bağışının ardından, polikistik böbrek hastalığı nedeniyle yaklaşık 1 yıldır nakil bekleyen evli ve iki çocuk annesi Eşe Çalışkan'a, Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi'nde sol böbrek nakli gerçekleştirildi. Operasyon, Genel Cerrahi Uzmanı Uzm. Dr. Eyüp Mehmet Kılınç ve ekibi tarafından başarıyla tamamlandı.</span><br><br><span>"Nakil için kadavra listesinde bekliyordu"</span><br><span>Operasyonu gerçekleştiren Uzm. Dr. Eyüp Mehmet Kılınç, hastanın uzun süredir böbrek yetmezliğiyle mücadele ettiğini belirterek, süreci şu sözlerle anlattı: "</span><br><span>Eşe hanımda polikistik böbrek hastalığına bağlı böbrek yetmezliği tanısı yaklaşık 10 yıldır mevcuttu. Bir yıl önce merkezimize organ nakli için başvurdu. Yakın çevresinde uygun verici bulunamadığı için kadavra listesine kaydedilmişti. Pazar günü bir hastamızın organlarının bağışlanması üzerine, bu böbreğin Eşe hanıma uygun olduğunu tespit ettik ve kendisini merkeze çağırdık. Pazartesi sabah ameliyattan çıktığında yeni böbreği gayet iyi çalışıyordu. Böbrek, bekleme listesinde yalnızca Eşe hanımla uyumluydu. Bu nedenle tek bir hastayı çağırdık."</span><br><span>Ameliyat sürecine de değinen Kılınç, "Ameliyat öncesinde hastamızda doğal olarak stres ve korku vardı. Ancak ameliyat sonrası süreci oldukça olumlu geçiyor. Kendisi pozitif bir hasta, iyileşme süreci de gayet iyi. Şu an hem hastamız mutlu hem biz mutluyuz" ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>"Her 10 nakilden biri kadavra bağışıyla"</span><br><span>Organ bağışının önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Kılınç, Türkiye'de kadavra bağışıyla yapılan nakillerin halen yetersiz olduğunu vurgulayarak, "Ülkemizde kadavra bağışıyla yapılan organ nakilleri ne yazık ki çok az. Bizim merkezimizde de her 10 nakilden yalnızca biri kadavra bağışıyla gerçekleşiyor. Türkiye genelinde de tablo bu şekilde. Organ bağışının artması, bekleme listesindeki hastalar için hayati önem taşıyor" dedi.</span><br><br><span>"Çocuklarım her gün soluğumu dinliyordu"</span><br><span>Nakil sonrası duygularını paylaşan Eşe Çalışkan ise yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:</span><br><span>"Polikistik böbrek hastalığı annemden irsi olarak bana geçti, yaklaşık 10-12 yıldır bu hastalıkla yaşıyorum. Son bir yıldır nakil bekliyordum ve çok umutsuzdum. Nakil beklerken halsizdim, ayaklarımda ağrılar bitmiyordu, uykularım kaçıyordu. Sıkıntılarım başlamıştı. Çocuklarım gözüme bakıyordu, her gün benim soluğumu dinliyorlardı."</span><br><span>Bağışçı aileye teşekkür eden Çalışkan, "Allah bağışlayan aileden razı olsun, mekanı Cennet olsun. Organ bağışı çok önemli, çünkü bu gerçekten çok çaresiz bir durum. Telefonum çaldığında kızım açtı ve 'Anne hemen gidiyoruz' dedi. O an yeniden doğdum. Bir kızım, bir oğlum var. Çocuklarım için yaşamak istedim. Allah'ıma binlerce şükür bugünü gördüm. Doktorlarımızdan Allah bin kere razı olsun. Haber geldiğinde biz gelene kadar bütün ekip her şeyi hazırlamışlar" diye konuştu.</span><br><br><span>"Bir telefon her şeyi değiştirdi"</span><br><span>Eşe Çalışkan'a refakat eden kızı Nazlı Balık da yaşadıkları duyguları, "Açıkçası umutsuzduk. Ama o telefon geldikten sonra her şey değişti. Bizim için büyük bir şans oldu. Herkes organlarını bağışlamalı. Organlarını bağışlayan aileden Allah razı olsun, mekanı Cennet olsun" sözleriyle dile getirdi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_694287edd42ba.jpg" length="69779" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 13:37:49 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yeni Grip Tehdidi: H3N2 Nedir? Maske ve Mesafe Geri mi Dönüyor?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yeni-grip-tehdidi-h3n2-nedir-maske-ve-mesafe-geri-mi-doenuyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yeni-grip-tehdidi-h3n2-nedir-maske-ve-mesafe-geri-mi-doenuyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-path-to-node="3">Kış aylarının gelmesiyle birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında ciddi bir artış gözlemleniyor. Uzmanlar, bu yıl özellikle <b>İnfluenza A</b> ailesinin bir alt tipi olan <b>H3N2</b> varyantının baskın hale geldiği konusunda uyarılarda bulunuyor. Peki, diğer grip türlerinden daha ağır seyredebilen H3N2 nedir, korunmak için neler yapılmalıdır?</p>
<h3 data-path-to-node="4">H3N2 Nedir?</h3>
<p data-path-to-node="5">H3N2, İnfluenza A virüsünün bir alt tipidir. Mevsimsel grip virüsleri arasında yer alan bu varyant, diğer grip türlerine göre (örneğin H1N1 veya İnfluenza B) genellikle <b>daha ağır klinik tablolara</b> yol açmasıyla bilinir. Virüs, yüzeyindeki protein yapılarını sürekli değiştirdiği için bağışıklık sistemimiz tarafından tanınması zorlaşabilmektedir.</p>
<h3 data-path-to-node="6">Belirtileri Nelerdir?</h3>
<p data-path-to-node="7">H3N2 varyantı, bulaştıktan sonraki ilk 1-3 gün içinde aniden ortaya çıkar. En belirgin semptomlar şunlardır:</p>
<ul data-path-to-node="8">
<li>
<p data-path-to-node="8,0,0"><b>Yüksek Ateş:</b> 39°C ve üzerine çıkan, düşürülmesi zor ateş.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,1,0"><b>Şiddetli Kas ve Eklem Ağrıları:</b> Hastaların "vücudum kırılıyor" şeklinde tarif ettiği ağrılar.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,2,0"><b>Kuru Öksürük:</b> Boğazda tahrişle birlikte gelen inatçı öksürük.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,3,0"><b>Aşırı Halsizlik:</b> Günlük aktiviteleri engelleyecek düzeyde yorgunluk.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="8,4,0"><b>Baş Ağrısı ve Boğaz Yanması.</b></p>
</li>
</ul>
<h3 data-path-to-node="9">Nasıl Bulaşır?</h3>
<p data-path-to-node="10">H3N2 oldukça bulaşıcı bir virüstür ve temel olarak şu yollarla yayılır:</p>
<ol start="1" data-path-to-node="11">
<li>
<p data-path-to-node="11,0,0"><b>Damlacık Yolu:</b> Enfekte kişinin öksürmesi, hapşırması veya konuşması sırasında havaya yayılan damlacıkların solunması.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="11,1,0"><b>Temas Yolu:</b> Virüslü damlacıkların bulaştığı kapı kolu, masa gibi yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin ağıza, burna veya göze sürülmesi.</p>
</li>
</ol>
<h3 data-path-to-node="12">Kimler Risk Altında?</h3>
<p data-path-to-node="13">Uzmanlar; <b>65 yaş üstü bireyler, 5 yaş altı çocuklar, hamileler</b> ve <b>kronik hastalığı</b> (şeker, tansiyon, astım) olan kişilerin bu varyantı daha ağır geçirebileceğini belirterek "risk grubu" uyarısı yapıyor.</p>
<h3 data-path-to-node="14">Uzmanından Korunma Rehberi</h3>
<p data-path-to-node="15">Enfeksiyon hastalıkları uzmanları, H3N2’den korunmak için şu temel önlemleri öneriyor:</p>
<ul data-path-to-node="16">
<li>
<p data-path-to-node="16,0,0"><b>Aşılanma:</b> Mevsimsel grip aşıları, H3N2 varyantına karşı da koruma sağlar veya hastalığın hafif atlatılmasına yardımcı olur.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="16,1,0"><b>El Hijyeni:</b> Eller gün içinde sık sık sabunla en az 20 saniye yıkanmalıdır.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="16,2,0"><b>Havalandırma:</b> Kapalı ve kalabalık ortamlar düzenli olarak havalandırılmalıdır.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="16,3,0"><b>Maske Kullanımı:</b> Özellikle toplu taşıma gibi kalabalık alanlarda maske takmak, virüs yükünü ciddi oranda azaltır.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="16,4,0"><b>İstirahat:</b> Belirti gösteren kişilerin toplum içine karışmaması, hastalığın yayılımını durdurmak için kritiktir.</p>
</li>
</ul>
<blockquote data-path-to-node="17">
<p data-path-to-node="17,0"><b>Önemli Not:</b> Grip tedavisinde antibiyotiklerin virüsler üzerinde etkisi yoktur. Doktor kontrolü dışında ilaç (özellikle antibiyotik) kullanılmamalıdır.</p>
</blockquote> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_69424368dd151.jpg" length="70652" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 08:45:53 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kemik Erimesine Karşı En Güçlü Kalkan: Bu İkiliyi Ayırmayın!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kemik-erimesine-karsi-en-guclu-kalkan-bu-ikiliyi-ayirmayin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kemik-erimesine-karsi-en-guclu-kalkan-bu-ikiliyi-ayirmayin</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kalsiyum, kemiklere yapı ve dayanıklılık kazandıran temel mineral olarak öne çıkıyor. D vitamini ise kemik büyümesini destekleyen ve kalsiyumun vücutta doğru kullanılmasına yardımcı olan bir hormon olarak tanımlanıyor.</span></p>
<p><span>Teksas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi Halk Sağlığı Okulu'nda toplum sağlığı eğitimi uzmanı Diana Guevara (MPH, RD), kalsiyumun yalnızca kemikler için değil vücudun diğer bölgeleri için de kullanıldığını vurguluyor.</span></p>
<p><span>Guevara'ya göre yeterli kalsiyum alınmadığında, vücut ihtiyacı karşılamak için kemiklerden kalsiyum çekmek zorunda kalabiliyor. Bu durumun ise osteoporoz ve kırık riskinde artış ile ilişkili olabileceği belirtiliyor.</span></p>
<p><strong>ASIL KİLİT NOKTA: EMİLİM</strong></p>
<p>Kemik sağlığı açısından D vitamininin en kritik görevlerinden biri, bağırsaklarda kalsiyum emilimini sağlamak. Bu yüzden yalnızca kalsiyum almak her zaman beklenen sonucu vermeyebiliyor.</p>
<p><span>Missouri State Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde beslenme ve diyetetik alanında klinik doçent olan Natalie Allen (RD), bu ilişkiyi net bir cümleyle özetliyor: Yeterli D vitamini olmadan kalsiyumun görevini tam olarak yerine getirmesi zorlaşıyor. Allen'a göre ikisini birlikte almak, kalsiyumdan "kemik güçlendirici" faydayı gerçekten elde etmeyi sağlıyor.</span></p>
<p><strong>ARAŞTIRMALAR NE SÖYLÜYOR?</strong></p>
<p>Verilen bilgilere göre araştırmalar, özellikle yaşlı yetişkinlerde ve menopoz sonrası kadınlarda, D vitamini ve kalsiyum takviyelerini birlikte almanın, tek başına alınmasına kıyasla kemik mineral yoğunluğunu daha fazla artırabildiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>GÜNLÜK İHTİYAÇ ARALIĞI</strong></p>
<p><em><span>Yetişkinlerin genellikle günlük ihtiyacının:</span></em></p>
<p>⚫1.000–1.200 mg kalsiyum</p>
<p>⚫600–800 IU D vitamini</p>
<p>aralığında olduğu ifade ediliyor.</p>
<p>Bununla birlikte yaş, cilt rengi ve bazı sağlık durumlarına bağlı olarak bazı kişilerin daha fazla D vitaminine ihtiyaç duyabileceği not ediliyor.</p>
<p><strong>BESİNLERDEN ALMAK NEDEN ÖNEMLİ?</strong></p>
<p>Diana Guevara, mümkün olduğunca vitamin ve mineralin besinlerden alınmasını öneriyor. Gerekçe ise besinlerde bulunan öğelerin vücut tarafından daha kolay emilip kullanılabilmesi.</p>
<p><span><strong>Kalsiyum açısından öne çıkan kaynaklar:</strong></span></p>
<p>⚫Süt ve süt ürünleri</p>
<p>⚫Yeşil yapraklı sebzeler</p>
<p>⚫Kılçığıyla yenebilen balıklar (ör. sardalya, konserve somon)</p>
<p><span><strong>D vitamini açısından belirtilen kaynaklar:</strong></span></p>
<p>⚫Yağlı balıklar</p>
<p>⚫Yumurta</p>
<p>⚫Mantar</p>
<p>⚫D vitamini ile zenginleştirilmiş süt</p>
<p><strong>D VİTAMİNİ İÇİN NEDEN TAKVİYE GÜNDEME GELİYOR?</strong></p>
<p>Natalie Allen'a göre D vitamini içeren besin kaynakları sınırlı ve bu besinler genellikle yalnızca küçük miktarlarda D vitamini sağlayabiliyor. Bu nedenle birçok kişinin yeterli alımı yakalamak için takviyeye ihtiyaç duyabileceği ifade ediliyor.</p>
<p><strong>GÜNEŞ IŞIĞI: FAYDA VAR, RİSK DE VAR</strong></p>
<p>Güneş ışığı vücudun doğal olarak D vitamini üretmesine katkı sağlayabiliyor. Ancak aşırı güneşe maruz kalmanın cilt kanseri gibi riskler doğurabileceği hatırlatılıyor.</p>
<p>Allen, bulunulan yer ve mevsime bağlı olarak haftada birkaç kez 10–30 dakikalık güneşlenmenin bazı kişiler için yeterli olabileceğini; daha koyu cilt tonuna sahip kişilerin aynı miktarda D vitamini üretmek için daha uzun süre güneşte kalmak zorunda kalabileceğini söylüyor.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_693f9dc2df671.jpg" length="64898" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 08:36:32 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sosyal Medya Akımlarına Kanmayın! Kontrolsüz Diş Beyazlatma Kalıcı Hasar Bırakıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sosyal-medya-akimlarina-kanmayin-kontrolsuz-dis-beyazlatma-kalici-hasar-birakiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sosyal-medya-akimlarina-kanmayin-kontrolsuz-dis-beyazlatma-kalici-hasar-birakiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Diş beyazlatma işlemlerine yönelik ilginin arttığı son dönemde, özellikle sosyal medya üzerinden satılan markasız ürünlerin kontrolsüz şekilde yayılması uzmanları endişelendiriyor</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Son dönemde sosyal medya üzerinden satılan markasız diş beyazlatma ürünleri ciddi sağlık riski oluşturabiliyor.</p>
<p>Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde görev yapan Diş Hekimi Doç. Dr. Gülhan Ünal, bu ürünlerin içerik belirsizliği nedeniyle ağız ve diş sağlığında ciddi tahribata yol açabileceğini söyledi. Ünal, hem ofis tipi hem ev tipi beyazlatma uygulamalarında yalnızca profesyonel ve onaylı ürünlerin kullanılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p>"Dokulara zarar verme ihtimali yüksektir"</p>
<p>Ünal, sosyal medyada pazarlanan ürünlerin içeriğinde hangi kimyasalların hangi konsantrasyonda olduğunun bilinmediğini ifade ederek, şöyle konuştu:</p>
</div>
<p>"Bu nedenle ciddi risk taşır. Bu ürünler ya yüksek tahriş oluşturur ya da sadece diş yüzeyini geçici olarak boyar. Kalıcı bir beyazlık sağlamadığı gibi dokulara zarar verme ihtimali yüksektir. Profesyonel ürünlerin CE ve FDA gibi sağlık sertifikalarına sahip olması gerekir. Bu belgeler olmadan kullanılan hiçbir ürün güvenli değildir. Eğer ürün aşındırıcıysa, uygulama sonrasında şiddetli sıcak-soğuk hassasiyetine, nefes alırken bile dişlerde ağrıya ve diş eti çekilmelerine sebep olabilir. Sosyal medya kaynaklı markasız diş beyazlatma ürünleri ciddi sağlık riski taşıyor. Bu ürünler ne içerdiği bilinmeyen kimyasallar barındırıyor. Mine yüzeyini aşındırıyor, diş etinde yaralanma ve şiddetli hassasiyet oluşturuyor. Vatandaşlarımızın sağlığını tehdit ediyor. Tüm beyazlatma işlemlerinin yalnızca profesyonel ürünlerle ve diş hekimi kontrolünde yapılması gerekir."</p>
<p>"Kısa süreli 'beyazmış gibi' gösterir"</p>
<p>Piyasada "uygun fiyat-yüksek performans" veya "anında beyazlık" gibi iddialarla satılan ürünlere karşı vatandaşları uyaran Ünal, durumu "Kolay peynir fare kapanında olur" sözüyle özetledi. Doç. Dr. Ünal, "Çok kısa sürede beyazlatma vaat eden ürünlerin çoğunda yüksek tahriş, yüksek aşındırıcı içerik veya boyar madde kullanımı vardır. Dişlerin üzerindeki renkli tabakayı uzaklaştırmak için çoğu üründe oksijen türevleri kullanılır. Bu maddeler diş minesi üzerinde aşındırma yapar. Diş etine temas ettiğinde hassasiyet ve yaralanma oluşturur. Bazı ürünler ise sadece boyar madde içerir, dişin rengini kısa süreli 'beyazmış gibi' gösterir ama kalıcı değildir" dedi.</p>
<p>"Diş beyazlatmanın birkaç türü var"</p>
<p>Diş beyazlatmanın (bleaching) profesyonel bir tedavi süreci olduğunu hatırlatan Ünal, işlemin "ofis tipi" ve "ev tipi" olarak ikiye ayrıldığını söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Sağlıklı ve sağlıksız ürünleri ayırt edebilmek için diş beyazlatmanın birkaç türü vardır. Bir tanesi profesyonel bleaching yani ağartma işlemidir. Hastane ortamında uygulanır ve yüksek konsantrasyonlu ürünler yalnızca bir diş hekimi tarafından kullanılabilir. Evde kullanılan home bleaching ürünleri daha düşük konsantrasyondadır ve daha uzun sürede etki gösterir. Ancak bunların da profesyonel ve sertifikalı olması gerekir."</p>
<p>"Yumuşak dokular mutlaka izole edilir"</p>
<p>Ofis tipi uygulamada yumuşak dokuların izole edilerek yüksek konsantrasyonlu ürünlerin hekim tarafından uygulandığını belirten Ünal, tedavi sonrası sürece ilişkin ise "Ofis tipi bleaching işlemlerinde yoğun tahrişe neden olabilecek kimyasallar kullanıldığı için yumuşak dokular mutlaka izole edilir. Bu süreç hekim kontrolü olmadan yapılamaz. Ev tipi beyazlatmada kullanılan plaklar gece boyunca yaklaşık 8 saat ağızda kalır. Talimatlara uygun şekilde kullanılırsa güvenlidir. Beyazlatma sonrasında dişin tübülleri açığa çıktığı için hassasiyet oluşabilir. Bu nedenle işlem sonrası flor uygulaması yaparak sinir uçlarını kapatırız. Ağartmadan sonra en az 15 gün beyaz diyet öneririz. Salçalı yemekler de dahil olmak üzere renkli gıdaların asgari düzeyde tüketilmesi gerekir. Sigara ve kahve kullanan kişilerde bile profesyonel beyazlatmanın etkisi uzun süre muhafaza edilebilir" bilgilerini verdi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_693bb22d53145.jpg" length="43534" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 12 Dec 2025 09:13:25 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzman Uyardı: Muratpaşa’da &amp;quot;Unutkanlık, Demans ve Alzaymır&amp;quot; Konferansı Yoğun İlgi Gördü</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzman-uyardi-muratpasada-unutkanlik-demans-ve-alzaymir-konferansi-yogun-ilgi-goerdu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzman-uyardi-muratpasada-unutkanlik-demans-ve-alzaymir-konferansi-yogun-ilgi-goerdu</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Muratpaşa Belediyesi, toplumda giderek yaygınlaşan alzaymır ve demanstan korunma yollarına dikkat çekmek amacıyla "Unutkanlık, Demans ve Alzaymır" başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.</span><br><span>Uluslararası Tüm Engelliler Yaşlılar Kimsesizler Federasyonu (UTEF) ve Leman Gizli Tüm Engelli Yaşlı ve Kimsesizlere Umut Işığı Derneği iş birliğiyle Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu'nda düzenlenen konferansta konuşmacı olarak Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaynak Selekler yer aldı. Prof. Dr. Selekler, halk arasında sıklıkla karıştırılan unutkanlık, demans ve alzaymır hastalıklarının birbirine benzeyen etkiler göstermesine rağmen aslında tamamen birbirinden farklı rahatsızlıklar olduğuna dikkat çekti. Bu hastalıkların tanı süreçleri, erken belirtileri ve korunma yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşan Selekler, erken teşhisin hastalıkların seyrini yavaşlatmada büyük önem taşıdığını vurguladı. Kent sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği programın sonunda gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde ise katılımcılar, Prof. Dr. Selekler'e merak ettikleri konular hakkında sorular yönelterek, nörolojik rahatsızlıklar hakkında daha ayrıntılı bilgi alma imkanı buldu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_693a86e95f63f.jpg" length="137672" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 11 Dec 2025 11:56:00 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>BÖBREK HASTALARINA BÜYÜK KOLAYLIK: Antalya&amp;apos;da Evde Diyaliz Projesi Hayata Geçti!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bobrek-hastalarina-buyuk-kolaylik-antalyada-evde-diyaliz-projesi-hayata-gecti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bobrek-hastalarina-buyuk-kolaylik-antalyada-evde-diyaliz-projesi-hayata-gecti</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span> Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından hayata geçirilen Evde Diyaliz Projesi ile kronik böbrek yetmezliği bulunan hastalar, hemodiyaliz tedavisini kendi evlerinde görebiliyor.</span><br><span>Projenin ilk adımı çerçevesinde 12 hastaya toplam 149 seans ev hemodiyalizi başarıyla uygulandı. Mobil diyaliz eğitim ekibi tarafından verilen eğitimler sayesinde hasta ve hasta yakınları, evde tedavilerini güvenli ve etkin şekilde sürdürebilecek yeterliliğe ulaşıldı. Projenin ikinci aşamasında ise ilk kez Antalya'da hayata geçirilen model ile yatağa bağımlı ya da hastaneye ulaşımda güçlük yaşayan hastalara profesyonel mobil sağlık ekipleri tarafından ev ortamında diyaliz hizmeti sunulmaya başlandı. Bu çerçevede ilk hastaya evde diyaliz uygulaması başarıyla uygulandı. Proje çerçevesinde bugün Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ve mobil sağlık ekibi, evde diyaliz gören hastayı ziyaret etti.</span><br><br><span>"Sağlık personeli evime kadar gelip tedavimi yapıyorlar"</span><br><span>12 yıldır diyaliz tedavisi gören ve evde diyaliz hizmetinden yararlanan 52 yaşındaki hasta, "Tedavimi olmak için hastaneye gitmekte çok zorlanıyordum. Ne arabamız vardı ne de düzenli bir ulaşım imkanımız. Diyalize gidemediğim günler oluyordu ve bu beni çok üzüyordu. Evde diyaliz uygulaması benim için adeta bir umut oldu. Sağlık personeli evime kadar gelip tedavimi yapıyorlar. Kendi evimde, güvenli ve rahat bir ortamda tedavi almak bana büyük güç veriyor. Mutluluğumu ve memnuniyetimi kelimelerle anlatmam mümkün değil. Bu imkanı sağlayan devletimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi.</span><br><span>Evde diyaliz uygulaması sayesinde hastaların yaşam kalitesinin arttığı, ulaşım ihtiyacının azaldığı ve maddi yükün düştüğü, iş gücü kaybının en aza indiği belirtildi. Projenin temel amacının hastaların tedavi süreçlerini daha konforlu hale getirmek, yaşam kalitelerini artırmak ve hasta odaklı sağlık hizmetlerini daha yaygın hale getirmek olduğu kaydedildi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_693a82dc7c872.jpg" length="94962" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 11 Dec 2025 11:38:16 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>DİKKAT! Uzmanından Önemli Uyarı: &amp;quot;Tiroit Bozuklukları Enerji Dengesi İçin Tehlike&amp;quot;</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dikkat-uzmanindan-onemli-uyari-tiroit-bozukluklari-enerji-dengesi-icin-tehlike</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dikkat-uzmanindan-onemli-uyari-tiroit-bozukluklari-enerji-dengesi-icin-tehlike</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Tiroit hormonlarının metabolizma hızını belirlediğini vurgulayan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Eren, tiroit işleyişindeki aksaklıkların yorgunluk, halsizlik ve kilo değişimleri gibi birçok belirtiye yol açabileceğini belirterek uyarılarda bulundu.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Tiroit hormonlarının metabolizma hızını belirlediğini vurgulayan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Eren, tiroit işleyişindeki aksaklıkların yorgunluk, halsizlik ve kilo değişimleri gibi birçok belirtiye yol açabileceğini belirterek uyarılarda bulundu.</p>
</div>
<p>"Tiroit hormonları enerji depolanması ve harcanmasını düzenler"</p>
<p>Tiroit hormonlarının hem çocukluk döneminde büyüme ve gelişme hem de yetişkinlikte metabolik denge için kritik olduğunu anlatan Prof. Dr. Eren, "Tiroit hormonları vücut ağırlığı ve enerji harcamasıyla ilişkilidir. Hormonlar fazla üretildiğinde istirahat enerjisi artar ve kilo kaybı görülür, azaldığında ise enerji harcaması düşer ve kilo alımı ortaya çıkar" şeklinde konuştu.</p>
<p>"Tiroit bozuklukları yorgunluk ve halsizliğe neden olabilir"</p>
<p>Tiroit bezinin yavaş çalışmasının enerji metabolizmasını düşürdüğünü belirten Eren, "Tiroit az çalıştığında kas gücü azalır, uyku sorunları artar ve kronik yorgunluk gelişir. Tiroidin fazla çalışması da metabolizmayı aşırı hızlandırarak vücudu yorar ve uykusuzluk nedeniyle yorgunluk derinleşir" diye konuştu.</p>
<p>Hipotiroidi ve hipertiroidi nasıl ayırt edilir?</p>
<p>Hipotiroidi ve hipertiroidi arasındaki farklardan bahseden Prof. Dr. Eren, "Hipotiroidi de cilt kuruluğu, kolay üşüme, seste değişiklik, kabızlık, yavaş kalp atımı, saç dökülmesi ve kilo alımı sık görülür. Hipertiroidi de ise kalp hızında artış, çarpıntı, sıcağa tahammülsüzlük, kilo kaybı, sinirlilik, ellerde titreme ve bağırsak hareketlerinde hızlanma ön plandadır" açıklamasında bulundu.</p>
<p>Yorgunluğun süresine göre değerlendirme yapılması gerektiğini ifade eden Eren, "Akut yorgunlukta genellikle araştırmaya gerek yoktur. Ancak bir ayı geçen yorgunlukta kansızlık, enfeksiyonlar ve tiroit hastalıkları ilk akla gelmelidir. Kilo kaybı, ateş, adet düzensizliği, nefes darlığı, eklem ağrısı, döküntü, bulantı gibi ek belirtiler altta yatan başka hastalıkları işaret edebilir" ifadelerine yer verdi.</p>
<p>"Tedaviyle yorgunluk büyük ölçüde düzelir"</p>
<p>Tiroit hastalıklarının tedavi edildiğinde enerji düzeylerinin toparlandığını kaydeden Prof. Dr. Eren, "Hipertiroidi tedavisinde metabolizma birkaç hafta içinde normale döner. Hipotiroidide ise ilaç başlandıktan sonra hormonlar normale gelse bile tam iyileşme aylar alabilir. Bu nedenle tiroit ilaçları kesinlikle doktor önerisi olmadan bırakılmamalıdır" uyarısında bulundu.</p>
<p>"Hashimoto hastalarında yorgunluk başka nedenlerden kaynaklanabilir"</p>
<p>Hashimoto hastalığının otoimmün bir yapıya sahip olduğunu hatırlatan Eren, bu nedenle başka otoimmün hastalıkların eşlik edebileceğini söyledi. Eren, "Çölyak hastalığında vitamin-mineral eksiklikleri yorgunluk yapabilir. Tip 1 diyabette ani ortaya çıkan yorgunluk ve kilo kaybı görülebilir. Ayrıca nadir de olsa böbrek üstü bezi iltihaplanması bulantı, kusma, cilt koyulaşması ve aşırı yorgunluğa neden olabilir" ifadelerini kullandı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_693a5c3d2cda2.jpg" length="36817" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 11 Dec 2025 08:53:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sessiz ve Ölümcül Tehlike: Görünmeyen Düşman Karbonmonoksit Alarm Veriyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sessiz-ve-olumcul-tehlike-goerunmeyen-dusman-karbonmonoksit-alarm-veriyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sessiz-ve-olumcul-tehlike-goerunmeyen-dusman-karbonmonoksit-alarm-veriyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmethan Turan, karbonmonoksit gazının tatsız, kokusuz ve renksiz olması nedeniyle fark edilmeden solunabildiğini belirterek, "Özellikle tünellerde ve kapalı otoparklarda çalışanların değerlerine baktırmaları gerekiyor" dedi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Karbonmonoksit zehirlenmesinin içeriğinde karbon olan maddelerin yanması sonucu ortaya çıkan gazın inhalasyonu ile geliştiğini anlatan Turan, "Bu gaz renksiz, kokusuz, tatsız hatta soluyan kişiyi rahatsız etmeyecek derecede olma özelliği taşıyan bir gazdır.</p>
<div class="teads-adCall"></div>
<p>Kişiler bunu yavaş yavaş da alabilir, uzun süreli de alabilir. Ani ve yüksek alımlarda karbonmonoksit seviyesinin belli bir derecenin üzerine çıktığında da buna biz karbonmonoksit zehirlenmesi diyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<p>"Baş ağrısı, bulantı, uykuya meyil ve en sonunda bayılma, kendinden geçme gibi sessiz bir klinik tablo"</p>
</div>
<p>Dr. Turan, karbonmonoksit zehirlenmesinin akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrıldığını belirterek "Akut olanlarda yani ani oluşanlarda hastalar genelde çok bir şey hissetmez. Birazcık baş ağrısı, bulantı, uykuya meyil ve en sonunda bayılma, kendinden geçme gibi sessiz bir klinik tablo oluşturur. Hastalar uyur ve uyanamaz; bu tablo onu yoğun bakıma kadar götürür. Kronik zehirlenmelerde ise daha çok tünel işçilerinde, kapalı otopark işlerinde veya kendi evinde kapalı otopark kullanan, uzun süre egzoz gazına maruz kalan kişilerde görürüz. Kronik baş ağrısı, uykusuzluk, ajitasyon, kas ve eklem ağrıları gibi durumlar gözükür" dedi.</p>
<p>"Kışın, zehirlenme vakaları artıyor"</p>
<p>Farklı nedenleri olan karbonmonoksit zehirlenmesi vakalarının kışın artığına dikkat çeken Dr. Turan, "Isınmak için kömür sobaları, doğal gaz kombileri gibi cihazların bakımının iyi yapılmaması karbonmonoksit sızıntısına ve dolayısıyla zehirlenmesini artıran önemli bir faktör. O nedenle düzenli bakım ve temizliğin yapılması çok önemli. Ayrıca otomobillerin çıkardığı zehirli gaz uzun süre maruz kalmak da aynı sonuca yol açıyor" dedi.</p>
<p>"Otopark ve tünel işçileri risk altında"</p>
<p>Sigara içenlerde değerlerin yükseldiğini söyleyen Turan, "Normalde insanlarda karbonmonoksit hemoglobin düzeyi yaklaşık yüzde 1 ile 3 arasında olur ama sigara içenlerde bu yüzde 10'a kadar çıkabiliyor. Yani bu da bir kronik karbonmonoksit zehirlenmesi oluyor bir nevi. Bir sonraki aşaması ise az önce bahsettiğim kapalı otopark ve tünel işçilerinde oluşanlar. Onlarda da yüzde 20'ye kadar, yaklaşık yüzde 30'a kadar bazen gözüküyor. Onlar da risk altındalar. Bu kişilerin çalıştığı şartlara dikkat edilmeli" dedi.</p>
<p>Gazın kandaki oksijen kullanımını engelleyerek ciddi organ hasarına yol açabileceğini vurgulayan Turan, "Hemoglobin hücreleri karbonmonoksite oksijenden yaklaşık 200-300 kat daha duyarlı. Bu yüzden karbonmonoksit hemen bağlanıyor, oksijen serbest dolaşıyor ve hücrelere verilemiyor. Bu durum tüm organlarda oksijen eksikliğine neden olur. Kalpte olursa kalp krizi, böbrekte olursa böbrek yetmezliği, beyinde olursa felç gibi ciddi sonuçlara kadar gidebilir" diye konuştu.</p>
<p>"Baş ağrısı ve halsizlik karbonmonoksitin ilk işaretleri olabilir"</p>
<p>Halsizlik, baş dönmesi, bayılma, uykusuzluk gibi şikâyetlerin önemsenmesi gerektiğini dile getiren Turan, "Akut durumda ani kalp krizi, felç, solunum durması gibi durumlar gelişebilir. Bu nedenle karbonmonoksitin nereden çıkabileceğini bilmek ve buna göre önlem almak çok önemli. Eğer kapalı ve egzoz gazının yoğun olduğu ortamlarda sık bulunuyorsak, bu tür şikâyetlerimiz varsa mutlaka doktora başvurup kan gazı dediğimiz değerde hemoglobin düzeylerine baktırmalarını öneriyorum" uyarısında bulundu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_693905b12beac.jpg" length="56992" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 08:31:46 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez Belediyesi Personeline Kritik Eğitim: &amp;apos;Solunum Sağlığı&amp;apos; Bilinçlendirildi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesi-personeline-kritik-egitim-solunum-sagligi-bilinclendirildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesi-personeline-kritik-egitim-solunum-sagligi-bilinclendirildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kepez Belediyesi, "Yaşlı Dostu Kepez Projesi" kapsamında personeline yönelik düzenlediği eğitim programlarının ikincisinde solunum sağlığına odaklandı.</span><br><span>"Yaşlı Dostu Kepez Projesi" ile yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen Kepez Belediyesi, hizmet sunan personelin farkındalığını geliştirmek amacıyla Kebya Akademi çatısı altında düzenlediği eğitimlere devam ediyor. Programın ikinci eğitiminde, "Nefesine Sahip Çık" başlığı altında solunum sağlığı ve yaşlılıkta karşılaşılan solunum sorunları ele alındı. Eğitimin konuşmacısı Göğüs Cerrahisi ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Op. Dr. Rüya Acaroğlu oldu. Kepez Belediyesi Meclis Salonu'nda gerçekleşen eğitime belediye personeli yoğun ilgi gösterdi. Dr. Acaroğlu, yaşlılık döneminde solunum kapasitesinin azalması, kronik akciğer hastalıkları, nefes darlığı yönetimi ve günlük yaşamda nefes kalitesini artırmaya yönelik uygulanabilir teknikler hakkında kapsamlı bilgiler verdi. Eğitimde ayrıca yaşlı bireylerle çalışırken doğru nefes eğitimi, panik anlarında uygulanabilecek nefes kontrol yöntemleri ve kişinin kendi solunum sağlığını korumasına yönelik koruyucu yaklaşımlar anlatıldı. Eğitime katılan personel, yaşlı bireylerde sık karşılaşılan solunum güçlüklerine nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda hem bilgi hem de uygulamalı ipuçları edindi. Program sonunda Dr. Acaroğlu, erken farkındalık ve doğru yönlendirmenin yaşlılarda solunum sağlığı açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.</span><br><span>Kepez Belediyesi, "Yaşlı Dostu Kepez Projesi" kapsamında farklı konu başlıklarıyla planlanan eğitimleri düzenli olarak sürdürecek. Böylece hem personelin uzmanlığı artırılacak hem de ilçedeki yaşlı bireylere sunulan hizmetlerin niteliği her geçen gün daha da güçlenecek.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_6937da99570eb.jpg" length="89233" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 09 Dec 2025 11:16:00 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bilinçsiz Zayıflama Girişimleri: Reçetesiz Obezite İlaçları Sağlığı Tehdit Ediyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bilincsiz-zayiflama-girisimleri-recetesiz-obezite-ilaclari-sagligi-tehdit-ediyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bilincsiz-zayiflama-girisimleri-recetesiz-obezite-ilaclari-sagligi-tehdit-ediyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, obezite ilaçlarının safra taşı oluşumu ve kontrolsüz hızlı zayıflamaya bağlı kas kayıpları gibi problemlere neden olduğunu belirterek, bu ilaçların doktor gözetiminde kullanılması gerektiği uyarısında bulundu.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, Antalya'daki bir otelde düzenlenen 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftasında kongrelerin amacının 1 yıl boyunca toplanan bilimsel verilerin hekimler arasında paylaşımı olduğunu söyledi.</p>
<div class="teads-adCall"></div>
<p>Kongrede önemli bilgilerin paylaşıldığını, konsensüs kararlarının çıktığını ve ön plana çıkan bilgilerin değerlendirildiğini anlatan Çekin, "Kongreler, hekimlerin kendilerini yenileme ve bilgiye ulaşması açısından önemlidir. Kongremizde yabancı konukların da olduğu, oldukça bilimsel, aktif, birçok konunun konuşulduğu oturumlar yapıldı. Dolu dolu geçen, bilimsel içeriği güçlü bir kongre oldu." dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Çekin, kongrede bazı konuların ön plana çıktığını, bunlardan en önemlisinin dünyada ve Türkiye'de de gündemde olan obezite olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Obezitenin önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Çekin, "Türkiye, Avrupa'da en yüksek obezite artış hızına ve en çok obez hastaya sahip ülkelerin başında geliyor. Gündemde olan yeni ilaçlar var. Kullanımları biraz bireysel olan ve hekime danışmadan alınabilen ilaçlar da var. Bunlar etkili ve güçlü ilaçlar." diye konuştu.</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div vctrl="" lazy="" ad="id_d_300x250_detay" sz="d_size_300x250_1" st="300x250_detay" threshold="1000'" id="300x250_detay_0" sp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay" asp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/viewable/300x250_detay" data-google-query-id="CIiP2r_kr5EDFSyHgwcdEZQKlg">
<div id="google_ads_iframe_/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay_0__container__"></div>
</div>
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_313981269" data-notsy-mapped-container="1"></div>
</div>
</div>
<p>Obezite ilaçlarının doktor kontrolünde kullanıldığında yan etkileri açısından güvenilir olduğuna işaret eden Çekin, şunları kaydetti:</p>
<p>"Ama aynı zamanda hekimler tarafından takip edilmesi, hastaların bilgilendirilmesi gereken ilaçlar. Özellikle yan etkileri gastroenterolojiyi çok ilgilendirdiği için biz gastroenterologlar da bu işin içindeyiz. Hastalar ilaçlara ya da hızlı kilo vermeye bağlı problem yaşayabiliyor. Nedir bu problemler? Safra taşı oluşumu olabilir. Çünkü bunlar sindirim sistemini yavaşlatan ilaçlar. Bazen çok nadir de olsa pankreas iltihabı olabilir. Doktor kontrolünde olmadan hızlı zayıflamaya bağlı kas kayıpları gibi problemler olabilir. Hastaların bunları yaşamadan biz hekimlere başvurmalarını, ilaçları hekim kontrolünde kullanmalarını tavsiye ediyoruz."</p>
</div>
<p><a class="backLink" href="https://www.ahaber.com.tr/saglik/2025/12/06/doktor-kontrolunde-kullanilmayan-obezite-ilaclari-sagligi-tehdit-ediyor">.</a></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_6937b5b6947f8.jpg" length="61305" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:38:22 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıklı Kalp İçin Şart: Günde En Az 7 Saat Uyuyun</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikli-kalp-icin-sart-gunde-en-az-7-saat-uyuyun</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikli-kalp-icin-sart-gunde-en-az-7-saat-uyuyun</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Kahraman, günde 7 saatten daha az uyuyan kişilerde kalp damar tıkanıklıklarına bağlı kalp krizlerinin daha sık görüldüğünü, kalp yetmezliğinin arttığını belirtti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Kahraman, AA muhabirine, kalp ve damar hastalıklarının tüm dünyadaki ölümlerin en başında yer alan etkenlerden olduğunu söyledi.</p>
<div class="teads-adCall"></div>
<p>Buna bağlı kalp ve damar hastalıklarının sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada toplum sağlığı için çok ciddi sorun teşkil ettiğini belirten Kahraman, zamanla birlikte ileri yaş, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, sigara içmek ve obezite gibi yaygın sorunların kalp ve damar hastalıklarını arttırdığını ifade etti.</p>
<p>Doç. Dr. Kahraman, artık gençlerde de kalp damar tıkanıklıklarına bağlı hastalıkların görüldüğünü de anlattı.</p>
<p>Uyku düzeninin kalp sağlığı açısından önemli olduğunu dile getiren Kahraman, dünyada yaklaşık her üç kişiden birisinde uyku bozukluğu görüldüğünü bildirdi.</p>
<p>Kahraman, uykuya dalmada, uykuyu sürdürmede veya kaliteli uyku elde etmede yaşanan sorunların kalp sağlığını etkilediğini anlatarak, "Uyku bozukluğu görülen kişilerde kalp ve damar hastalıkları bizim için daha sıklıkla problem yaratmakta." diye konuştu.</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div vctrl="" lazy="" ad="id_d_300x250_detay" sz="d_size_300x250_1" st="300x250_detay" threshold="1000'" id="300x250_detay_0" sp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay" asp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/viewable/300x250_detay" data-google-query-id="CJGKi5SwrZEDFdtCHQkdXXw2Tg">
<div id="google_ads_iframe_/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay_0__container__"></div>
</div>
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_876671560" data-notsy-mapped-container="1"></div>
</div>
</div>
<p>Uyku sırasında fiziksel ve zihinsel toparlanmanın gerçekleştiğini aktaran Kahraman, "Biz uykuya daldığımızda, özellikle derin uyku dediğimiz dönemde hem kan basıncımız düşer hem de kalp hızımız azalır. Yani kalp kendini bir miktar toparlar ve dinlenmeye geçer. Uyku eğer kaliteli olmaz ise kalbin bu kendini toparlaması ve düzenlenmesi bozulur." ifadelerini kullandı.</p>
<p>İyi uyku için kritik unsurlar</p>
<p>Doç. Dr. Kahraman, uyku bozukluklarında tansiyon ile şeker yükselmesi, akciğer hastalıkları, astım ve obezitenin daha sık görüldüğünü, bu durumların kalp damar hastalıklarını tetiklediğini belirtti.</p>
<p>Kalitesiz uykunun kalp krizi ve ritim bozuklukları riskini artırdığını belirten Kahraman,"Az uyursak vücuttaki inflamasyon dediğimiz iltihabi süreç tetikleniyor. Bu da kalp damar tıkanıklıklarını arttırıyor. Günde 7 saatten daha az uyuyan kişilerde kalp damar tıkanıklıklarına bağlı kalp krizleri daha sık görülüyor. Ayrıca kalp yetmezliği artmakta ve ritim bozuklukları daha sık görülmektedir." dedi.</p>
<p>Gece geç yatmanın uyku kalitesini bozduğunu belirten Kahraman, özellikle saat 23.00 ve 24.00'ten sonraki uykularda uyku kalitesinin bozulduğunu dile getirdi.</p>
</div>
<p></p>
<p>Doç. Dr. Kahraman, iyi uykunun şartlarına ilişkin "İyi bir uyku için gün içerisinde kendimizi buna hazırlamamız gerekmektedir. Özellikle gün içerisinde aşırı yağlı, aşırı tuzlu yemeklerden kaçınmak lazım. Sigara, alkol, kafein gibi etkenlerden uzak durmak lazım. Gün içerisinde yeteri kadar fiziksel egzersiz yaparsak bu da bizim akşam iyi bir uyku almamıza vesile olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>"Nefes darlığı çekerek uyanmak kalp hastalığı belirtisi olabilir"</p>
<p>Kahraman, uyku bozukluğuna bağlı kalp hastalığının bazı belirtileri olduğunu aktararak, "Bu belirtilerden en önemlisi özellikle geceleri nefes darlığıyla uyanmak. Özellikle 'derin uyku' dediğimiz dönemdeki uyku saatlerinin kısalması yani 7 saat deliksiz uyku değil de 1-2 saat uyuyup uyanmak, nefes darlığı çekerek uyanmak kalp hastalığı belirtisi olabilir." dedi.</p>
<p>Kaliteli ve düzenli bir uyku için mümkün olduğunca gün içerisinde fiziksel egzersiz yapılması gerektiğinin altını çizen Kahraman, "Sigaradan, alkolden uzak durun. Ağır, yağlı yemeklerden özellikle akşam belli bir saatten sonra kaçının ve fiziksel egzersizinizi uygun hale getirin. Bunlar hem kalp sağlığı için önemli hem de iyi bir uyku çekmeniz için önemli. Ve bir ritminiz olsun. Her gün belli saatlerde uyuyup belli saatlerde uyanmayı alışkanlık hale getirmeniz önerilir." diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_693672009285f.jpg" length="68030" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 09:37:28 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yılbaşı Öncesi Ölümcül Risk: Metil Alkol Tüketiminde Geç Başvuru Körlük Riskini Artırıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yilbasi-oncesi-olumcul-risk-metil-alkol-tuketiminde-gec-basvuru-koerluk-riskini-artiriyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yilbasi-oncesi-olumcul-risk-metil-alkol-tuketiminde-gec-basvuru-koerluk-riskini-artiriyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p>AKDENİZ Üniversitesi'nden (AÜ) Öğr. Gör. Dr. Süleyman İbze, yılbaşı öncesi sahte alkol riskine dikkati çekerek, “Metil alkol, ilk başta hiçbir belirti vermeyebilir, belirtiler 12-24 saat sonra ortaya çıkar. Yüksek miktarda metil alkol alınmışsa, kısa sürede körlük, derin koma ve ölüm gelişebilir" dedi.</p>
<p>Yılbaşı öncesi sahte alkol riskine dikkati çeken AÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğr. Gör. Dr. Süleyman İbze, metil alkol zehirlenmelerinin Türkiye'de ciddi ölüm ve körlük vakalarına yol açtığını söyledi. Dr. İbze, “Sahte alkol çok ciddi bir halk sağlığı sorunu. Özellikle yılbaşı dönemi yaklaşırken vaka sayılarında belirgin artış bekliyoruz. Metil alkol, etil alkolle neredeyse aynı renkte, aynı kıvamda ve aynı görünümde olduğu için dışarıdan bakarak ayırt etmek mümkün değil. İnsanlar, tamamen güvenilir olduğunu düşündükleri ürünleri tüketirken bile zehirlenme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Sahte alkolün en sık karşılaştığımız formu metil alkoldür. Üretimi etil alkole göre çok daha ucuz olduğu için maalesef kaçak üreticiler tarafından tercih edilmektedir" dedi.</p>
<p>'HASTALAR ZEHİRLENDİĞİNİ ANLAMIYOR'</p>
<p>Metil alkol zehirlenmesinin en tehlikeli yönünün geç belirti vermesi olduğunu anlatan Dr. Süleyman İbze, “Metil alkol tüketen kişi ilk etapta hiçbir şey hissetmeyebilir. Yaklaşık 12-24 saat sonra baş ağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi, görme bulanıklığı, görme alanında daralma gibi belirtiler ortaya çıkar. Kişi bu belirtileri alkol tüketimiyle bağdaştırmadığı için çoğu zaman geç başvurur. Oysa bu kritik dönemdir. Semptomların ortaya çıktığı noktadan sonra klinik tablo hızla kötüleşebilir. Yüksek miktarda metil alkol alınmışsa, kısa sürede körlük, derin koma ve ölüm gelişebilir" diye konuştu.</p>
<p>Metil alkol zehirlenmesinin bazı durumlarda daha geç ortaya çıkabildiğini belirten Dr. İbze, “Bazı kişiler hem gerçek alkol hem metil alkol içeren karışımları fark etmeden tüketiyor. Böyle durumda gerçek alkol, metil alkolün toksik etkilerini bir süre baskılayabiliyor. Bu da belirtilerin daha gecikmesine neden oluyor. Hasta saatler sonra değil, bazen ertesi gün ya da daha ileri saatlerde semptom göstermeye başlıyor. Ancak semptomlar başladığında çoğunlukla iş işten geçmiş oluyor" diye konuştu.</p>
<p>'GÖRME SİNİRİNİ DOĞRUDAN ÖLDÜRÜYOR'</p>
<p>Sahte alkolün körlük riskini artırdığını aktaran Dr. İbze, “Bu maddeler göz sinirini hedef alarak kalıcı hasara yol açıyor. Görme sinirine verilen zarar geri döndürülemediği için kişi ömür boyu kullanamayacağı bir görme fonksiyonuyla karşı karşıya kalabilir. Körlük vakaları bu nedenle çok yaygın. Evde alkol üretenler bazen doğru bildiklerini sanarak çok ciddi hatalar yapabiliyor. Metil alkolün yanlışlıkla karışması, yanlış damıtma uygulamaları ya da teknik bilgi eksikliği nedeniyle zehirli bir ürün ortaya çıkabiliyor. Üstelik kişiler evde yaptıkları alkolün güvenilir olduğuna inandıkları için daha fazla tüketme eğiliminde olabiliyor. Bu da riskleri katlayarak artırıyor" ifadelerini kullandı.</p>
<p>'TÜRKİYE'DE ÖLÜM ORANI SANDIĞIMIZDAN YÜKSEK'</p>
<p>Bir akademik araştırmanın detaylarından bahseden Dr. İbze, “17 merkezden 1000'in üzerinde hastanın dahil edildiği geriye dönük bir analiz çalışmasının ön sonuçları, Türkiye'de metil alkol kaynaklı ölüm oranının oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. Veriler tamamlandığında kamuoyu ile paylaşılacak. Ancak şunu kesin olarak biliyoruz; bu, hafife alınacak bir sorun değil. Sahte alkol, toplum sağlığını doğrudan tehdit eden ölümcül bir risk. Halkımız bilinçli olduğu sürece bu kayıpların önüne geçilebilir" dedi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_6933d4908fd61.jpg" length="64913" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 06 Dec 2025 10:00:46 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez&amp;apos;de Göz Taraması Devam Ediyor: 20 Bin Öğrenci Kontrol Edildi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepezde-goez-taramasi-devam-ediyor-20-bin-ogrenci-kontrol-edildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepezde-goez-taramasi-devam-ediyor-20-bin-ogrenci-kontrol-edildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, ilçedeki 97 okulda 20 bin 534 öğrenciye yapılan göz sağlığı taramasının ardından, görme sorunu tespit edilen öğrencilere gözlüklerini teslim etti.</span><br><span>Kepez Belediyesi, öğrencilerin görme sorunlarının erken tespiti amacıyla yürüttüğü ücretsiz göz sağlığı taramalarına aralıksız devam ediyor. Belediye Sağlık Merkezi tarafından 2025–2026 Eğitim ve Öğretim yılının ara tatiline kadar 82 okulda 18 bin 137 öğrenciye göz taraması yapılmıştı. Okulların açılmasının ardından sürdürülen çalışmalarla birlikte tarama yapılan okul sayısı 97'ye, kontrol edilen öğrenci sayısı ise 20 bin 534'e ulaştı.</span><br><span>Kepez Belediyesi, bir yandan sağlıklı nesiller için okullarda göz taramalarını sürdürürken, diğer yandan da hayırseverlerin destekleriyle göz bozukluğu tespit edilen öğrencilere gözlük desteğinde bulunuyor. Ara tatil öncesi yapılan taramalarda bin 917 öğrencinin gözlerinde problem tespit edilmişti. Güncellenen verilerle birlikte bu sayı 2 bin 747 çocuğa ulaştı.</span><br><br><span>Okullarda göz taramalarına devam</span><br><span>Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, okullardaki taramalarda görme problemi tespit edilen öğrencileri aileleri ile beraber bir kez daha makamda kabul ederek, gözlüklerini teslim etti. Göz taraması kapsamında bugüne kadar 97 okulda 20 bin 534 çocuğun göz sağlığının kontrol edildiğini, gözlerinde problem tespit edilen öğrenci sayısının ise 2 bin 747'ye ulaştığını açıkladı. Başkan Kocagöz, "Okullarda taramalarımız devam ediyor. Sağ olsunlar hayırseverlerimiz sayesinde, çocuklarımızın gözlük ihtiyaçlarını da karşılayacağız. Çünkü çocuklar bizim geleceğimiz, her şeyimiz. Onları kendi evlatlarımızdan ayırmıyor, çok seviyoruz. Onlar için ne gerekiyorsa yapacağız. Hiçbir zaman yalnız değilsiniz, Kepez Belediyesi her zaman yanınızda olacak" dedi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_6932b033204d7.jpg" length="91066" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 13:13:33 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Diş Çürükleri Alarm Veriyor: İlerleyen Çürükler Tehlike Saçıyor!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dis-curukleri-alarm-veriyor-ilerleyen-curukler-tehlike-saciyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dis-curukleri-alarm-veriyor-ilerleyen-curukler-tehlike-saciyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Erkut Kahramanoğlu, önlenmeyen diş çürüğünün ağızda bakterilere neden olup diğer organlara zarar verebileceğini ve sistemik rahatsızlıkları tetikleyebileceğini bildirdi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>"Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası" kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi uzmanları, ağız sağlığının genel sağlıkla doğrudan bağlantılı olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Doç. Dr. Kahramanoğlu, diş temizliğinde fırçalamanın önemine işaret ederek, kullanım alanına göre farklı fırça seçenekleri olduğunu, herhangi bir sorun yaşamayanların orta sertlikte bir fırça kullanabileceklerini anlattı.</p>
<p>Yine kullanılan elektrikli fırçaların ise dişe ve diş etine zarar vermemek için çok bastırılmaması gerektiğini dile getiren Kahramanoğlu, "Ancak bu fırçalar diş fırçalamayı eğlenceli hale getirdiği, süresini ayarladığı için hastalarımız bununla fırçalamayı tercih edebilir. Çocuklar elektronik fırçaları velilerinin gözetiminde olmak şartıyla kullanabilirler." dedi.</p>
<p>Kahramanoğlu, diş tedavisinde asıl amacın hastanın şikayetini ortadan kaldırmak olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div vctrl="" lazy="" ad="id_d_300x250_detay" sz="d_size_300x250_1" st="300x250_detay" threshold="1000'" id="300x250_detay_0" sp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay" asp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/viewable/300x250_detay" data-google-query-id="CJLppbKZo5EDFWs1VQgd1KYxlQ">
<div id="google_ads_iframe_/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay_0__container__"></div>
</div>
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_527694039" data-notsy-mapped-container="1" data-ym-video-sticky-mode="1"></div>
</div>
</div>
<p>"Tedavinin amacı konuşmayı, yeme ve içmeyi sağlamak. Bazı hastalarda ciddi estetik problemler olabiliyor. Bazen çene, bazen diş gelişiminde problemler olabiliyor. Zamanla renklenmeler, çapraşıklıklar meydana gelebiliyor. Bu da hastanın psikolojisini, sosyalleşmesini, çalışmasını kötü etkiliyor. Bu tür durumlarda asıl amaç hastanın memnuniyetini artırarak toplumdaki yerini kazandırmak. Bu tür durumlarda estetik ön plana çıkıyor, onun dışında hasta estetiği bizim için daha geri planda kalır. Estetik gerekli değilse yapılmasını önermiyoruz. Yapılacaksa da mutlaka diş hekimiyle birlikte karar verilmeli."</p>
<p>"Minimum 6 ay ile 1 sene arasında diş hekimine kontrol için gidilmeli"</p>
<p>Kahramanoğlu, kişinin tüm sağlık sistemini etkileyen ağız sağlığının kanser, kalp rahatsızlıkları gibi diğer sorunlarla da ilgili olduğuna dikkati çekerek, "Başlangıç safhasında önlenmeyen diş çürüğü ilerlediğinde ağız içinde belli enfeksiyonlara yol açabilir, diş etine zararları olabilir. Bu enfeksiyon ilerlediğinde, ağız içindeki bakterilerin diğer organlara zarar vermesi veya diğer sistemik rahatsızlıkları tetiklemesi beklenebilir. Rutin kontrollerle bu tür istenmeyen durumların ortadan kaldırılması sağlanabilir. Minimum 6 ay ile 1 sene arasında diş hekimine kontrol için gidilmeli. O aşamada çürükleri, diş etiyle ilgili rahatsızlıkları ve ağızla ilgili problemleri erken safhada yakalama şansımız var." bilgisini verdi.</p>
<p>Gerekli tedavilerin uygulanmasıyla hastanın daha komplike bir durumla karşılaşmadan iyileştiğini belirten Kahramanoğlu, düzenli kontrollerde ağızda belirti veren bazı hastalıkların da erken fark edilerek hastanın ilgili uzmana yönlendirildiğini kaydetti.</p>
<p>"İyi bir ağız hijyeniyle diğer hastalıkların başlamasını engellemiş oluyoruz"</p>
</div>
<p>Kahramanoğlu, ağız içindeki bakterilerin kalp kapakçığına dahi yerleşebildiğini aktararak, şöyle konuştu:</p>
<p>"Endokardit riskiyle sonuçlanabiliyor. Dolayısıyla mümkün olduğunca ağız hijyeninin çok iyi sağlanması lazım. Organ naklinde bile önce diş sağlığının tamamlanması ve daha sonra organ naklinin yapılması gerekiyor. Hamilelikten önce diş sağlığının iyi olması gerekiyor. Kalp sağlığında da durum aynı. Sağlık ağızda başlar. İyi bir ağız hijyeniyle diğer hastalıkların başlamasını, tetiklenmesini veya ilerlemesini engellemiş oluyoruz."</p>
<p>Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Dilek Türkaydın ise ağız ve diş sağlığının, dişlerin, diş etlerinin ve ağız içindeki tüm dokuların sağlığını içerdiğini dile getirdi.</p>
<p>Sağlıklı dişlerin ve ağız sağlığının beslenme, konuşma ve estetik gibi temel fonksiyonları da kapsadığını anlatan Türkaydın, şunları söyledi:</p>
<p>"Ağız ve dişlerin korunmasıyla kişilerin genel vücut sağlığının önemli bir unsuru da korunmuş olur. Kötü bir ağız sağlığı birçok sistemik hastalığa yol açabileceği gibi estetik olarak ciddi kaygılar oluşturmaktadır. Çürümüş, çapraşık dişleri olan kötü bir ağız yapısı başta beslenme olmak üzere konuşma ve estetik gibi kaygılara yol açar. Ağız kokusu, kötü ağız hijyeni gibi durumlar da kişilerin sosyal hayatını ciddi anlamda etkileyen bir sorun olarak karşımıza çıkıyor."</p>
<p>Dişleri koruma bebeklikte başlıyor</p>
<p>Türkaydın, ağız ve diş sağlığında koruyucu yöntemlere dikkati çekerek, bunun için günde iki kere dişlerin fırçalanması ve florürlü macunların kullanılması gerektiğini, fırçanın ulaşamadığı yerlerde ise etkin temizlik için diş iplerinin kullanılmasını önerdi.</p>
<p>Bebeklerde dişlerin görünmesiyle diş temizliğine başlanmasının önemini vurgulayan Türkaydın, şunları kaydetti:</p>
<p>"Çocukların 2 yaşından itibaren diş macunu kullanmasının özendirilmesi gerekir. 7-8 yaşına kadar ebeveyn kontrolünde diş temizliği yapılması gerekiyor. Çocukların yetiştirilmesinde nasıl aile ve okul beraberliği önemliyse ağız sağlığının korunmasında da bu beraberliğin olması gerekiyor. Aile içinde bu bilincin oluşturulması ve okuldaki eğitimlerle de bunun devamlılığının sağlanması gerekiyor."</p>
<p>Dijital diş hekimliği dönemi</p>
<p>Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Gühan Dergin de ağız ve diş sağlığını korumada teknolojiden faydalandıklarına değindi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_69311c248b12c.jpg" length="42391" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 04 Dec 2025 08:29:28 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlardan Şok Uyarı: Kirli Hava, Sigara Kadar Öldürücü</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-sok-uyari-kirli-hava-sigara-kadar-oldurucu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-sok-uyari-kirli-hava-sigara-kadar-oldurucu</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Hava kirliliği, radon gazına maruz kalma, kapalı alanlardaki toksik kirleticiler ve genetik mutasyonlar gibi sigara dışı risk faktörleri, akciğer kanserinin ortaya çıkmasında büyük rol oynuyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Akciğer kanserinin bir numaralı nedeni sigara kullanımıyken günümüzde dünya genelinde sigara kullanmayan kişilerde akciğer kanserinin görülme oranının artığını belirten Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, "Sigara içmeyen kişilerde akciğer kanseri görülme oranlarındaki belirgin artış, son yılların en dikkat çekici halk sağlığı sorunlarından biri hâline geldi.</p>
<p>Hava kirliliği, radon maruziyeti, kapalı alanlardaki kirleticiler ve genetik mutasyonlar gibi sigara dışı risk faktörlerinin önem kazandığı bu dönemde sigara içmeyen bireylerin de kanser riski açısından göz ardı edilmemesi gerekiyor" diye konuştu.</p>
</div>
<p>Sigara, başta akciğer kanseri olmak üzere birçok kanser türünün bir numaralı nedeni olarak biliniyor. Ancak artık sigara kullanmayan kişilerde de akciğer kanserine yakalanma oranlarında ciddi bir artış görüldüğünü belirten Medicana International İzmir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, sigara dışında artan hava kirliliğinin de kanseri tetiklediğini söyledi. Uzm. Dr. Merda Erdemir ışık, "Dünya genelinde akciğer kanseri, hem erkeklerde hem de kadınlarda kansere bağlı ölümlerin başında geliyor. Ancak son yıllardaki istatistikler, özellikle kadınlarda ve genç yaş gruplarında hastalığın beklenenden daha fazla görüldüğünü ortaya koyuyor. Sigara içmeyen kişilerde akciğer kanseri görülme oranlarındaki belirgin artış, son yılların en dikkat çekici halk sağlığı sorunlarından biri hâline geldi. Hava kirliliği, radon maruziyeti, kapalı alanlardaki kirleticiler ve genetik mutasyonlar gibi sigara dışı risk faktörlerinin önem kazandığı bu dönemde sigara içmeyen bireylerin de kanser riski açısından göz ardı edilmemesi gerekiyor" dedi.</p>
<p>Yüzde 20'si hiç sigara içmeyenlerden oluşuyor</p>
<p>Dünya genelinde akciğer kanseri vakalarının yüzde 15-20'sinin hayatı boyunca sigara içmemiş kişilerden oluştuğunu aktaran Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, "Akciğer kanseri sadece sigara içenlerin hastalığıdır algısı artık geçerliliğini yitiriyor. Artışın en büyük nedenleri arasında hava kirliliği (PM2.5), radon gazı, pasif içicilik, genetik yatkınlık ve kapalı ortam toksinleri yer alıyor. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde hava kalitesinin Dünya Sağlık Örgütü sınır değerlerinin üzerinde seyretmesi, sigara içmeyen bireylerde bile akciğer kanseri riskini artırıyor" ifadelerini kullandı. Vaka analizine bakıldığında özellikle sigara içmeyen kadınlarda akciğer kanserinin görüldüğünü söyleyen Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, "Özellikle adenokarsinom alt tipinin kadınlarda daha sık görüldüğü gözlemlenmiş. Bu durum, hem hormonal faktörlerle hem de kadın akciğer dokusunun çevresel toksinlere karşı daha duyarlı olabileceğine dair tespitler ilişkilendiriliyor. Ayrıca büyük şehirlerde yaşayan kadınların günlük yaşamda daha yüksek düzeyde hava kirliliğine maruz kalması da risk artışında önemli rol oynadığı düşünülüyor" açıklamasını yaptı.</p>
<p>Belirtiler çoğu zaman gözden kaçıyor</p>
<p>Sigara içmeyen kişilerde hastalığın çoğu zaman sessiz ilerlediğini dile getiren Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, geçmeyen öksürük, nefes darlığı, tekrarlayan enfeksiyonlar, göğüs ağrısı, ses kısıklığı ve açıklanamayan kilo kaybının ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. "Sigara içmeyen kişilerde kanser riskinin daha düşük olduğunun düşünülmesi, tanıda gecikmelere neden olabiliyor" diyen Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, "Hava kirliliğinden korunmak için HEPA filtreli hava temizleyicileri kullanabilirsiniz, yoğun trafik saatlerinde dış hava aktivitelerini azaltın, evinizi mutlaka havalandırın, mutfak aspiratörlerinin aktif kullanın ve de radon ölçümünü yaptırın" diye konuştu.</p>
<p></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_692fcdcbc442a.jpg" length="35888" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 08:42:42 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya&amp;apos;daki HIMSS Avrasya&amp;apos;da Küresel Obezite Yükü Tartışıldı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyadaki-himss-avrasyada-kuresel-obezite-yuku-tartisildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyadaki-himss-avrasyada-kuresel-obezite-yuku-tartisildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Obezitenin küresel ölçekte artan sağlık yükünün ele alındığı HIMSS Avrasya'da dijital sağlık uygulamaları ön plana çıktı. Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, "Ne yazık ki dünyada ciddi düzeyde obez insanlarımız var ve şu an en büyük hastalıklarımızdan birisi bu; dünyada bir milyar obez yaşıyor. Türkiye'de beş kişiden biri obez ve bizim beklemediğimiz kiloya sahip. Biz bireyin kendi sağlığını yönetmesini istiyoruz. Hekimle hasta arasındaki o bilgi asimetrisini azaltıp, hastanın kendi hastalıklarıyla alakalı bilgi yoğunluğunu daha yukarıya çekmek istiyoruz" dedi.</span><br><span>HIMSS Avrasya Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Eğitimi, Konferansı ve Fuarı, Antalya'da başladı. 27–29 Kasım tarihlerinde düzenlenen fuarda dijital sağlık entegrasyonu, yapay zekâ uygulamaları ve obezite farkındalığı öne çıktı. ABD merkezli ilaç firması Eli Lilly, fuar alanında açtığı stantta ziyaretçilerle buluşurken, Türkiye Obezite Araştırma Derneği iş birliğiyle yürüttüğü "Flux: Algıdan Farkındalığa" projesi kapsamındaki dijital enstalasyon "FLUX"u fuar ziyaretçilerinin erişimine sundu. Çağdaş medya sanatçısı Hakan Yılmaz tarafından hazırlanan çalışma, obeziteli bireylerin yaşadığı deneyimlere ve toplumsal algıya dikkat çeken bir dijital enstalasyon olarak Lilly standında sergileniyor.</span><br><br><span>"Bireyin kendi sağlığını yönetmesi gerekiyor"</span><br><span>Lilly standını ve Flux sergisini ziyaret eden Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci, Türkiye'nin dijital sağlık gücüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve dijitalleşmenin temel hedefinin bireyi güçlendirmek olduğunu vurgulayarak şu şekilde devam etti: "Bizim istediğimiz şey aslında birey kendi sağlığını yönetsin. Biz toplumun bütün sağlığıyla alakalı ciddi kararları vakit geçirmeden alalım ve toplumu daha sağlıklı hale getirelim. Ne yazık ki dünyada ciddi düzeyde obez insanlarımız var ve şu anda en büyük hastalıklarımızdan birisi bu. Dünyada bir milyar obez yaşıyor. Türkiye'de beş kişiden biri obez ve bizim beklemediğimiz kiloya sahip. Tabii bunlar hastalıklar açısından en büyük tehditlerden biri."</span><br><br><span>Obezitenin sağlık ekonomisine etkisi</span><br><span>Bakan Yardımcısı Birinci, obezitenin yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda ülke düzeyinde ciddi bir ekonomik ve toplumsal yük oluşturduğunu belirtti. Birinci, "Sadece ülkede obezitenin doğrudan sağlığa etkisinin 400 milyara yaklaştığını görüyoruz yıllık. Burada bir maliyet ya da finans kalemi olarak görmüyoruz; hastalıklı yaşam yıllarının ne kadar kısaldığıyla ilgileniyoruz. Dijital uygulamalarda kişinin sağlığını daha iyi yönetmesi ve en az hekimler kadar kendi sağlığına sahip çıkmasını sağlayacak metotlar üzerinde çalışıyoruz. Bu dönemde en çok yoğunlaştığımız şey bu: bireyi güçlendirmek. Hekimle hasta arasındaki o bilgi asimetrisini azaltıp hastanın kendi hastalıklarıyla ilgili bilgi yoğunluğunu daha yukarıya çekmek" dedi.</span><br><br><span>"Obezite 200'den fazla hastalığa yol açan ciddi bir kronik hastalık"</span><br><span>Türkiye Obezite Araştırma Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dilek Yazıcı, obezitenin hâlen toplumda kozmetik bir sorun olarak algılandığını dile getirdi. Yazıcı, "Obezite çok uzun zamandır bir hastalık olarak kabul ediliyor. Bunun nedeni sadece yağ fazlalığı olmaması; iki yüzden fazla başka hastalığa zemin hazırlaması. Halkın obezitenin kronik bir hastalık olduğu konusunda yeterince bilinçli olduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle farkındalık kampanyaları son derece önemli" şeklinde konuştu.</span><br><span>Yazıcı, dernek ile Lilly'nin ortaklaşa yürüttüğü "Flux" projesinin, obeziteli bireylerin yaşadığı damgalamayı ve sosyal zorlukları görünür kılma açısından büyük değer taşıdığını da sözlerine ekledi.</span><br><br><span>FLUX: Sanat ve dijital teknolojiyi buluşturan farkındalık projesi</span><br><span>Lilly İlaç Kurumsal İlişkiler ve Pazar Erişim Direktörü Zerrin Oyan Eter, şirketin küresel deneyimi, araştırma yatırımları ve obeziteye yönelik stratejik yaklaşımına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Lilly olarak tüm dünyada 150 yıldır, Türkiye'de ise 32 yıldır hastaların yaşamlarını iyileştiriyoruz. Odaklandığımız alanlar arasında obezite, diyabet, onkoloji, immünoloji ve alzheimer yer alıyor. Tüm dünyadaki kazanımlarımızın yüzde 25'ini araştırma ve geliştirmeye ayırarak hastaları yenilikçi çözümlerle buluşturmayı hedefliyoruz."</span><br><br><span>"En yüksek obezite insidansına sahip ülkeyiz"</span><br><span>Enter, obezitenin küresel ölçekte ulaştığı boyuta dikkat çekerek şöyle devam etti: "Obezite bugün en öncelikli alanlarımızdan biri. Bu alanda genel olarak düşündüğümüzde tüm dünyada bir milyardan fazla hasta olduğunu biliyoruz ve 2035 yılında bu sayının dünya nüfusunun yarısına çıkacağı öngörülüyor. Dolayısıyla obezite ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geliyor. Türkiye'de de rakamlar farklı değil; bugün Avrupa ülkeleri arasında en yüksek obezite insidansına sahip ülkeyiz."</span><br><span>Lilly'nin obezite farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarına değinen Enter, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Biz Lilly olarak hastaların erişimine sunduğumuz ilaçların da ötesinde, ekosisteme nasıl katkı sağlayabileceğimize odaklanıyoruz. Bu nedenle paydaşlarımızla birlikte çalışmayı çok önemsiyoruz. ‘obezitebirhastalıktır' web sitemizle bireylerin kendi vücut kitle indekslerini ölçebilmelerine, risklerini öngörebilmelerine ve merak ettikleri sorulara bilimsel kaynaklarla ulaşabilmelerine imkân sağlıyoruz."</span><br><span>Enter, Türkiye Obezite Araştırma Derneği ile yürütülen projeye ilişkin daha önce belirtilen noktaları tamamlayıcı şekilde şu ifadeleri kullandı: "Türkiye Obezite Araştırma Derneği ile iş birliği içerisinde yürüttüğümüz Flux projesi de obeziteli bireylerin yaşadığı zorlukları görünür kılmak için tasarlandı. Sanat ve dijital teknolojiyi bir araya getiren bu çalışma ile farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz ve bu eseri bulunduğumuz her platformda izleyiciyle buluşturmaya devam ediyoruz."</span><br><br><span>"Obezite merkezleri tanı, tedavi ve takip süreçlerinin doğru yönetimi için kritik"</span><br><span>Türkiye Obezite Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, çok yönlü obezite yönetiminin önemine dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: "Obezite yalnızca bireyin değil, sağlık sisteminin de çok yönlü yaklaşım gerektiren bir sorunu. Bu nedenle hem üniversitelerde hem de Sağlık Bakanlığı bünyesinde obezite merkezlerinin güçlendirilmesi kritik. Tanıdan tedaviye, davranış değişikliğinden cerrahi ihtiyacına kadar sürecin multidisipliner biçimde yönetilmesi gerekiyor."</span><br><span>Bayraktaroğlu, obezite merkezlerinin aynı zamanda veri üretimi, araştırma ve eğitim açısından da büyük önem taşıdığını dile getirdi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_692ee3871acc8.jpg" length="106263" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 16:03:14 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez&amp;apos;den Elmalı&amp;apos;ya Ücretsiz Kanser Tarama Hizmeti</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepezden-elmaliya-ucretsiz-kanser-tarama-hizmeti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepezden-elmaliya-ucretsiz-kanser-tarama-hizmeti</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kepez Belediyesi, Mobil Sağlık Merkezi ile Elmalı’da ücretsiz mamografi, HPV ve kolon kanseri tarama hizmeti sunacak.</span><br><span>Kepez Belediyesi’nin Mobil Sağlık Merkezi, 4-5 Aralık 2025 tarihlerinde Elmalı İlçesinde vatandaşlara ücretsiz kanser tarama hizmeti verecek. Sağlık Tırı, 4 Aralık Perşembe ve 5 Aralık Cuma günleri 08.30-17.00 saatleri arasında Elmalı PTT önünde hizmet sunacak. Mobil Sağlık Merkezi aracılığıyla Antalya’nın dört bir yanına sağlık hizmeti götüren Kepez Belediyesi, ilçenin 68 mahallesinde kanser tarama hizmetlerini vatandaşın ayağına kadar ulaştırıyor. Vatandaşlar, Mobil Sağlık Merkezi’nde mamografi, HPV ve kolon kanseri taraması yaptırabilecek. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, sosyal belediyecilik anlayışıyla sağlık hizmetlerini de vatandaşlara ulaştırdıklarını belirterek, "Kanserde erken teşhis hayat kurtarır" mesajını verdi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_692d6f6d85ff7.jpg" length="59593" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 13:35:54 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Hizmetine Ulaşım Sorunu Yaşanmasın: Acil Servis Yoğunluğunu Azaltma Çağrısı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-hizmetine-ulasim-sorunu-yasanmasin-acil-servis-yogunlugunu-azaltma-cagrisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-hizmetine-ulasim-sorunu-yasanmasin-acil-servis-yogunlugunu-azaltma-cagrisi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Öğretim Görevlisi Dr. Süleyman İbze, havanın soğuması ve okula dönüşlerle birlikte viral enfeksiyonlarda artış yaşandığını belirterek, "Mevsimsel grip aşılarının özellikle risk grubundaki bireylere mutlaka yapılması gerekiyor. Çünkü bu kişiler viral enfeksiyon süreçlerini maalesef daha ağır geçiriyor, hatta ölümcül sonuçlarla karşılaşabiliyoruz" dedi.</p>
<p>AÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Süleyman İbze, acillerdeki yoğunluğun son dönemde arttığını söyledi. Özellikle havaların soğumaya başlaması, okul ara tatili ve sonrasında dönüşlerle birlikte viral enfeksiyonlarda belirgin bir artış yaşandığını aktaran Dr. Süleyman İbze, "Yaz ve kış arasında daha sert geçişler oluyor. Bu da insanların mevsimsel adaptasyonunda sorunlara sebep oluyor. Pandemi dönemi bize gösterdi ki viral enfeksiyonlar hayatımızın bir parçasıydı, pandemi sayesinde bu enfeksiyonların küresel bir sorun haline gelebileceğini öğrendik. Şimdi de bu yoğunluğun azalması için pandemide öğrendiklerimizi devam ettirmemiz gerekiyor" dedi.</p>
<p>EN ÇOK BU SEMPTOMLARLA GELİYORLAR</p>
<p>Viral enfeksiyonların damlacık ve temas yoluyla bulaştığını kaydeden Dr. Süleyman İbze, "Burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, yaygın vücut ağrısı gibi semptomlarla kendini gösterir. Genellikle kaynağı bellidir. Evde küçük çocuk varsa ondan, kalabalık ortamda çalışan biri varsa ondan başlayıp aile içinde veya topluluk içinde yayılma eğilimindedir. Eğer yeterli korunmayı sağlarsak hastalıkla ilgili büyük sorun yaşamayız. Aşılama bu noktada çok önemli. Mevsimsel grip aşılarının özellikle risk grubundaki bireylere mutlaka yapılması gerekiyor. Çünkü bu kişiler viral enfeksiyon süreçlerini maalesef daha ağır geçiriyor. Hatta ölümcül sonuçlarla karşılaşabiliyoruz" diye konuştu.</p>
<p>'ACİL SERVİSLER KRİTİK HASTALAR İÇİN KULLANILMALI'</p>
<p>Yoğunluğu azaltmak için yapılması gerekenleri anlatan Dr. İbze, "Acil servislerin kritik hastalarla ilgilendiğini vatandaşlarımızın mutlaka bilmesi gerekiyor. Sorunun çözümü için özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinin daha etkin kullanılması gerekiyor. Aile hekimliklerinin vatandaşlar tarafından tercih edilmesi, acil servislerdeki yoğunluğun azalmasına katkı sağlar. Bu azalma da kritik hastaların bakımında elimizi rahatlatır. Çünkü yoğunluk nedeniyle kritik hastaların sağlık hizmetine ulaşmasında zaman zaman sorunlar yaşanabiliyor. Kişinin kendini koruması ve koruyucu önlemler alarak toplumdan izole olması önemli. Burada kastettiğimiz pandemi dönemindeki mutlak karantina değildir. Maske takmak, el hijyenine dikkat etmek, kapalı alanlarda çok fazla bulunmamak ve kişisel teması azaltmak bulaşın azalmasına katkı sağlar" ifadelerini kullandı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_692d4748654fa.jpg" length="75160" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 10:44:40 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlardan Kritik Antibiyotik Direnci Uyarısı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-kritik-antibiyotik-direnci-uyarisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-kritik-antibiyotik-direnci-uyarisi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Türkiye’de antimikrobiyal direnç oranlarının Avrupa ülkelerine göre daha endişe verici seviyelerde olduğunu vurgulayan uzmanlar, gereksiz kullanımın önlenmesi için farkındalığın artırılmasının hayati önem taşıdığını ifade ediyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Antibiyotiklerin, yaşanan yüzyılda birçok insanın hayatını kurtardığını ve ortalama yaşam süresinin uzamasında ciddi katkı sağladığını belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, "Antibiyotik, aslında çağımızda yaşam süresinin uzamasına katkı sağlayan bir tedavi biçimidir. Belki bir yüz yıl öncesine kadar ölümlerin olduğu enfeksiyonlardan kurtulmamızı ve tedaviyi sağlayan, çok önemli mikroplara ve parazitlere karşı öldürücü olan ilaçlara antimikrobiyal diyoruz. Bakterilere, mantarlara, virüslere karşı kullanılan ilaçlara antimikrobiyal genel ifadesini kullanıyoruz" dedi.</p>
<p>Üst solunum yollarında antibiyotiklerin virüslere bir etkisi olmayacağını söyleyen Prof. Dr. Ersoy, "Malum kış dönemindeyiz, havaların soğumasıyla beraber üst solunum yolu enfeksiyonları artıyor ama unutmayalım ki üst solunum yolu enfeksiyonlarının yani boğaz ağrısı ile doktora başvuran hastalarımızın yüzde 70-80'i viraldir ve antibiyotiklerin virüslere karşı bir etkisi olmaz. Çoğu reçetelere baktığımızda üst solunum yollarının yüzde 80'inde antibiyotiklerin yazıldığını görüyoruz" dedi.</p>
<p>"Her yıl 10 milyon insan antibiyotik direnci nedeniyle hayatını kaybedebilir"</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div vctrl="" lazy="" ad="id_d_300x250_detay" sz="d_size_300x250_1" st="300x250_detay" threshold="1000'" id="300x250_detay_0" sp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay" asp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/viewable/300x250_detay" data-google-query-id="COa-mtHWm5EDFXqn_Qcdy5YQuw">
<div id="google_ads_iframe_/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay_0__container__"></div>
</div>
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_729155398" data-notsy-mapped-container="1" data-ym-video-sticky-mode="1"></div>
</div>
</div>
<p>Türkiye'de antimikrobiyal direnç oranının endişe verici olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ersoy, "Burada antimikrobiyal direncin artması ile ilişkili direkt bir bağlantıdan bahsedebiliriz. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre her yıl dünyada 1 milyondan fazla insan direkt antimikrobiyallere dirençli enfeksiyonlar sebebiyle hayatını kaybediyor. 5 milyon insanın ölümünde ise katkısı olduğu tahmin ediliyor. Bu durum için önlem alınmazsa önümüzdeki dönemlerde öngörülen rakam 2050 yılında dünyada her yıl 10 milyon insanın antimikrobiyallere dirençli enfeksiyonlardan ötürü hayatlarını kaybedeceğini tahmin ediyoruz" diye konuştu.</p>
<p>Toplum farkındalığının önemine değinen Prof. Dr. Ersoy, antibiyotikleri gereksiz yere kullanmamak, hekimden antibiyotik isteğinde bulunmamak ve hekim önerdiği zaman antibiyotiği doğru şekilde, sürede ve dozda kullanmanın önemli olduğunu ifade etti. Önerilen dozların altındaki dozların da direnç gelişiminde yine önemli bir faktör olabileceğini dile getirdi. Bir diğer hususun da enfeksiyonları azaltmak olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ersoy enfeksiyonlar azaldığında zaten antibiyotik ve antimikrobiyal kullanımı azalacağı için dirençle ilgili süreçler daha kontrol edilebilir hale geleceğini belirtti.</p>
<p>"Bağışıklığımızı güçlendirerek enfeksiyonları azaltabiliriz"</p>
<p>Enfeksiyonun azaltılması için yapılabileceklerden de bahseden Prof. Dr. Ersoy, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:</p>
<p>"Bağışıklığımızı güçlendirerek enfeksiyonları azaltabiliriz. Hijyene önem göstermek, doğru bilgi ve doğru yöntemle hareket etmemiz çok önemli. Hasta insanların toplu alanlarda maske takması ya da kendimizin koruyucu önlemler almamız, olmamız gereken aşıları hekimimizden yardım alarak aşılarımızı olmak yine enfeksiyonlara yakalanmamızda bizde koruyucu etki oluşturacaktır. Enfeksiyon ve antimikrobiyal kullanımı azaldığında, gereksiz antibiyotik kullanımını azalttığımızda da süreçte üstümüze düşeni yapmış olacağız."</p>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202512/image_870x580_692d2a8b26647.jpg" length="41458" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 08:41:37 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası&amp;apos;nda Önemli Açıklamalar: Karaciğer Yağlanması ve Obezite Büyüyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/42-ulusal-gastroenteroloji-haftasinda-onemli-aciklamalar-karaciger-yaglanmasi-ve-obezite-buyuyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/42-ulusal-gastroenteroloji-haftasinda-onemli-aciklamalar-karaciger-yaglanmasi-ve-obezite-buyuyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Türk Gastroenteroloji Derneği'nin Antalya'da düzenlediği 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası'nda karaciğer yağlanması, obezite, reflü, bağırsak sağlığı, safra taşları ve mide ilaçlarının kullanımı bilimsel verilerle ele alındı. Kongre Başkanı Prof. Dr. Dilek Oğuz, "Her dört yetişkinden birinde karaciğer yağlanması var" derken, TGD Önceki Dönem Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cindoruk "Türkiye'de obezitede Amerika'yla hemen hemen aynıyız" ifadesini kullandı. Kongre Sekreteri Prof. Dr. Özlen Altuğ ise, "İdrarda yanma hissettiğimizde doktora gitmek yerine annemizden ya da komşumuzdan bir antibiyotik alıp beş gün kullanırsak, bağırsaklarımızdaki yararlı bakteri dengesi tam altı ay boyunca bozuluyor" sözleriyle gereksiz antibiyotik kullanımına dikkat çekti.</span><br><span>Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) tarafından düzenlenen 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası, 25-30 Kasım tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirildi. Sindirim sistemiyle konu başlıklarını içeren zengin bilimsel programda; gastroenterolojinin temel konuları, yeni tedavi yaklaşımları ve teknolojiler, Türk ve yabancı bilim insanlarının sunumlarıyla tartışıldı. Kongre sonunda düzenlenen basın toplantısı, Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin başkanlığında yapıldı. Toplantıda 42. UGH Kongre Başkanı Prof. Dr. Dilek Oğuz karaciğer yağlanması, TGD Önceki Dönem Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cindoruk obezite, Kongre Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Asıl safra taşları, Kongre Sekreteri Prof. Dr. Özlen Altuğ bağırsak sağlığı ve kanser, Kurs Koordinatörü Prof. Dr. Altay Çelebi reflü hastalığı, Kurs Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Salih Boğa ise proton pompa inhibitörleri hakkında bilgi verdi.</span><br><br><span>"Yabancı uzmanlar eğitim almak için ülkemize geliyor"</span><br><span>Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, Türkiye'nin gastroenteroloji alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma ulaştığını belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu. Çekin, kongrenin 1974'ten bu yana büyüyerek devam ettiğini hatırlatarak şunları söyledi: "İlk kongremizi 1974 yılında düzenledik ve o günden bu yana giderek büyüyen bir camiaya dönüştük. Türkiye genelinde sayımız bugün bin 100'lere yaklaştı ve branş olarak çok ciddi bir gelişim kaydettik. Ülkemizde dünyayla aynı seviyede çalışan, hatta birçok açıdan daha ileri düzeyde olan merkezlerimiz ve hekimlerimiz var. Dünyada yapılan tüm endoskopik ve girişimsel işlemler artık Türkiye'de de başarıyla uygulanıyor. Öyle ki bugün eğitim almak için ülkemize gelen hekimler arasında Avrupalılar dâhil pek çok yabancı uzman bulunuyor."</span><br><br><span>"Her dört yetişkinden birinde karaciğer yağlanması var"</span><br><span>Kongre Başkanı Prof. Dr. Dilek Oğuz, TGD'nin 1974'ten bu yana düzenlediği kongrelerin her geçen yıl bilimsel düzeyinin yükseldiğini belirtti. Bu yıl Antalya'da hemen her yıl olduğu gibi yeniden bir araya geldiklerini söyleyen Oğuz, bin 440 katılımcıyla hekimler, endüstri temsilcileri ve gastroenteroloji hemşirelerinin aynı çatı altında buluştuğunu, gastrointestinal sistem ve karaciğer alanında çalışan ekipler için yıllardır süren kurslarla çok geniş yelpazeli bir program hazırlandığını ifade etti. Türkiye'den yaklaşık 300 bilim insanının konuşmacı olarak yer aldığını, Amerika, Brezilya, Avrupa ve Hindistan'dan gelen 20 uluslararası bilim insanının da programa katkı sağladığını aktaran Oğuz, bu yıl kongrenin ana temasını obezite ve sağlıklı yaşamın oluşturduğunu söyledi.</span><br><span>Oğuz, karaciğer yağlanmasının geldiği noktayı ise şöyle özetledi: "Her dört yetişkinden birinde karaciğer yağlanması var ve bu oran, obezitenin küresel ölçekteki artışıyla paralel bir şekilde yükseliyor. Hastalığın en tehlikeli tarafı, çoğu zaman sessiz ve belirti vermeden ilerlemesi; kişi kilo aldığını fark ediyor ama karaciğerinin yağlandığını fark etmiyor. İşlenmiş ve paketlenmiş gıdalar, mısır şurubu ve şeker şurubu içeren ürünler, şekerli içecekler, hareketsizlik ve modern yaşamın neden olduğu stres bir araya geldiğinde karaciğer yağlanması kaçınılmaz hâle geliyor. Türkiye'de çocukluk çağında obezitenin artması da geleceğimizi tehdit eden ayrı bir alarm işareti. Oysa basit kan testleri ve karaciğere yönelik ultrasonografi ile yağlanmayı erken dönemde tespit etmek, Akdeniz tipi beslenme ve vücut ağırlığının yüzde 7-10 oranında azaltılmasıyla bu süreci geri çevirmek mümkün."</span><br><span>Prof. Dr. Oğuz, obez kişilerde metabolik sendrom ve diyabetin tabloyu daha da ağırlaştırdığını, karaciğer yağlanmasının ilerleyen dönemde iltihaplanma, siroz, karaciğer kanseri ve ölüme kadar gidebilen bir süreç olduğunu vurguladı. Oğuz, ayrıca hızlı kilo kayıplarında kas kaybının ortaya çıkabildiğini, bu nedenle zayıflama tedavilerinde mutlaka düzenli fiziksel aktivitenin yer alması gerektiğini belirterek, Akdeniz tipi beslenmenin bilimsel olarak en doğru beslenme tarzı olduğunu ifade etti.</span><br><br><span>"Türkiye obezitede Amerika'yla aynı risk çizgisinde"</span><br><span>TGD Önceki Dönem Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cindoruk, son yıllarda kongrelerde obezite konusuna geniş yer verdiklerini ve artık obezitenin yalnızca bireysel değil, toplumsal düzeyde bir sorun olarak ele alındığını anlattı. Dünyada bir milyardan fazla obez birey bulunduğunu belirten Cindoruk, Türkiye'nin de bu tablonun dışında olmadığını vurguladı.</span><br><span>Cindoruk, obezitenin ulaştığı boyutu ise şu sözlerle anlattı: "Dünya çapında bir milyardan fazla obez insan var ve Türkiye'de bu oran hiç geri değil; nüfusun yaklaşık yüzde 30'unun obez olduğunu söyleyebiliriz, bazı çalışmalarda bu oran yüzde 40'a kadar çıkıyor. Genel olarak Türkiye'nin statüsü bu konuda Amerika'yla hemen hemen aynıyız ve dünya haritalandırmasına baktığımızda obezite açısından aynı kırmızı çizgide bulunuyoruz. Obezite artık yalnızca kalp hastalıkları, diyabet ve hipertansiyon için değil, karaciğer kanseri için de en önemli risk faktörlerinden biri hâline geldi; eskiden en sık neden viral hepatitlerken, bugün obeziteye bağlı karaciğer yağlanması öne geçmiş durumda. Doğru beslenme, düzenli fiziksel aktivite, gerektiğinde medikal ve endoskopik tedavilerle obeziteyi kontrol altına almazsak, önümüzdeki yıllarda obeziteye bağlı karaciğer kanseri sıklığında ciddi artışlarla karşılaşacağız."</span><br><span>Cindoruk, obezitenin tedavisinde yalnızca diyet kısıtlaması ya da ara öğün düzenlemesinin tek başına yeterli olmadığını, dengeli beslenmenin yanında mutlaka spor aktivitelerinin de yer alması gerektiğini vurguladı. Son yıllarda obezite tedavisinde kullanılan medikal ilaçların dünya genelinde yaygınlaştığını aktaran Cindoruk, "Bizde de artık karaciğer kanserinin en sık nedeni karaciğer yağlanması, yani obezite. Eğer bu gidişatı durduramazsak, obeziteye bağlı yağlanma ve buna bağlı karaciğer kanseri vakaları önümüzdeki yıllarda çok daha hızlı artacak. Bu nedenle konuya çok dikkat etmemiz gerekiyor. Tedavi modellerine baktığımızda, yalnızca besin alımını azaltmak ya da sadece spor yapmak yeterli olmuyor. Son dönemde sıkça kullanılan medikal ilaçlar var; 'moda' demeyelim çünkü aslında oldukça etkili ve faydalı ilaçlar. Yan etkileri tartışılsa da genel olarak fazla değil. Dünyada milyonlarca insan tarafından kullanılıyor, Türkiye'de de oldukça yaygın. Ancak geri ödeme kapsamında olmaması maddi açıdan erişimi zorlaştırabiliyor. Obezitenin bir halk sağlığı sorunu olduğu düşünülürse, ileride geri ödeme kapsamına alınması gerektiği görüşü de gündeme geliyor. Medikal tedavilerin dışında endoskopik yöntemler de uyguluyoruz. Kongremizde hem yurt dışından gelen uzmanların hem de Türkiye'de yetişmiş, obezite konusunda son derece deneyimli genç meslektaşlarımızın bu alandaki önemli uygulamaları yer aldı" diye konuştu.</span><br><br><span>Safra taşları: 'Sessiz' ama tehlikeli tablo</span><br><span>UGH Kongre Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Asıl ise safra taşlarının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de oldukça yaygın görülen bir sağlık sorunu olduğunu, obezite ile dolaylı ilişkisi bulunsa da tek risk faktörünün obezite olmadığını anlattı. Safra kesesinin karaciğerin altında yer alan, karaciğerde sentezlenen safrayı depolayan ve özellikle yağlı gıdaların sindirimine katkı sağlayan bir organ olduğunu hatırlatan Asıl, bazı hastalarda safra kesesi içinde kolesterol veya safra pigmenti yapısında taşlar oluşabildiğini, bu taşların zamanında tanı ve tedavi edilmediği takdirde nadiren de olsa hayatı tehdit eden komplikasyonlara yol açabileceğini söyledi.</span><br><span>Asıl, safra taşlarının klinik seyrine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Safra taşı gelişimi için obezite önemli bir risk faktörü olsa da tek başına belirleyici değil; kırklı yaşlarda, çok doğum yapmış, doğurganlığı yüksek kadınlarda daha sık görüyoruz ve bu durumda hormonal etkinin de rolü olduğu düşünülüyor. Taşların bir kısmı tamamen sessiz seyrediyor ve yıllarca hiçbir şikâyete yol açmıyor; bu nedenle fark edilmiyor. Ancak semptom verdiğinde özellikle karnın sağ üst veya orta üst bölgesinde şiddetli ağrı, yemeklerden sonra hazımsızlık, şişkinlik, bulantı ve bazen kusma ile kendini gösterebiliyor. En tipik tabloda, hastayı acile götürecek kadar şiddetli ağrılar ortaya çıkıyor, verilen ilaçlarla geçse bile birkaç hafta sonra aynı şiddette tekrar edebiliyor. Birçok hasta bu ağrıları mide ağrısı zannederek bize geliyor ama altta safra kesesi taşı çıkabiliyor."</span><br><br><span>"Gereksiz antibiyotik bağırsak dengesini altı ay bozuyor"</span><br><span>UGH Kongre Sekreteri Prof. Dr. Özlen Altuğ, bağırsak sağlığının yalnızca sindirim süreçleriyle sınırlı olmadığını, bağışıklık sistemi, metabolizma, vücuttaki iltihap yanıtı ve kanser gelişimi üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi. Hekimliğin koruyucu ve tedavi edici olarak ikiye ayrıldığını, koruyucu hekimlikte organları sağlıklı tutmanın esas olduğunu belirten Altuğ, bağırsak sağlığı bozulduğunda pek çok hastalığın ortaya çıkabildiğini, bunların en korkulanlarından birinin de bağırsak kanseri olduğunu ifade etti. Bağırsak sağlığının temel belirleyicilerinden birinin "mikrobiyota" olduğunu belirten Altuğ, vücudumuzda bizimle birlikte yaşayan milyonlarca yararlı bakteriden oluşan bu dengenin bozulmasının inflamasyonu artırarak kanser riskini yükselttiğini anlattı.</span><br><span>Altuğ, özellikle antibiyotik kullanımı konusundaki yanlış alışkanlıkların ciddi risk oluşturduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:</span><br><span>"Bağırsak sağlığımızı bozan en önemli etkenlerden biri gereksiz ve kontrolsüz antibiyotik kullanımıdır. Ne yazık ki ülkemizde hâlâ 'komşudan antibiyotik alma' alışkanlığı çok yaygın. Eğer biz idrar yaparken, yanmam var deyip bir antibiyotiği annemizden, komşumuzdan alıp beş gün kullandığımızda bağırsak bakterilerimizin dengesi altı ay sağlanamıyor. Antibiyotikler hekim kontrolü dışında, rastgele ve eksik sürelerle kullanıldığında yalnızca bağırsak mikrobiyotasını değil, genel sağlığımızı da bozuyor ve bağırsak kanserine yatkınlığı artırabiliyor. Lifli gıdalar, fermente ürünler, doğal probiyotik ve prebiyotik kaynaklar, dengeli beslenme, düzenli egzersiz, sigara ve alkolü bırakmak, yeterli su tüketmek bağırsak sağlığını korumak için vazgeçilmez."</span><br><br><span>Reflü her 4-5 kişiden birini etkiliyor</span><br><span>UGH Kurs Koordinatörü Prof. Dr. Altay Çelebi, gastroözofageal reflü hastalığının (GÖRH) Türkiye'de toplumdaki her 4-5 kişiden birini etkileyen, yaşam kalitesini belirgin biçimde düşüren yaygın bir sağlık sorunu olduğunu anlattı. Hastaların bu durumu genellikle "mide yanması", "mideden göğüs ortasına doğru yayılan yanma" veya "ağza acı su gelmesi" şeklinde tarif ettiğini söyleyen Çelebi, obezite, beslenme alışkanlıkları, stres ve hareketsiz yaşamın reflü sıklığını artırdığını ifade etti. Göğüs ağrısı, boğazda yanma, sık boğaz temizleme, aralıklı ses kısıklığı ve kronik kuru öksürüğün de reflüde görülebileceğini belirten Çelebi, haftada bir ya da daha sık tekrarlayan bu şikâyetlerin GÖRH tanısı için önemli olduğunu, uzun süren yakınmalar, 50 yaş üzeri olmak, yutma güçlüğü, kilo kaybı, ağrılı yutma, inatçı kusma ve mide kanaması gibi alarm bulguları olan hastaların mutlaka hekime başvurması gerektiğini vurguladı.</span><br><br><span>'Mide koruyucu' ilaçlar hakkında güncel kanıtlar</span><br><span>42. UGH Kurs Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Salih Boğa, proton pompa inhibitörlerinin (PPİ) yıllardır güvenle kullanılan, asit ilişkili mide hastalıklarında etkili ilaçlar olduğunu anlattı. PPİ'lerin reflüye bağlı yanma şikâyetlerini azalttığını, yemek borusundaki tahrişi iyileştirdiğini ve mide-onikiparmak bağırsağı ülserlerinin tedavisini hızlandırdığını belirten Boğa, ayrıca bu ilaçların mideyi tahriş eden romatizma ilaçlarını kullanan riskli hastalarda koruyucu amaçla reçete edilebildiğini söyledi.</span><br><span>Boğa, PPİ'lerin güvenilirliği konusunda son yıllarda medyada yer alan iddiaların halkta kaygıya sebep olduğunu hatırlatarak şunları ifade etti: "PPİ'ler 30 yılı aşkın süredir milyonlarca hastada kullanılıyor ve uygun endikasyonda verildiğinde yaşam kalitesini belirgin şekilde artırıyor. Medyada yer alan 'demans', 'böbrek hastalığı' veya 'kırık' riski iddiaları çoğunlukla gözlemsel verilere dayanıyor ve bu çalışmalar neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor. 2024'te yapılan genetik temelli araştırma dahil, kapsamlı çalışmalar PPİ kullanımının bunama veya kronik böbrek hastalığı riskini artırdığına dair güçlü bir kanıt ortaya koymadı. Doğru doz, doğru süre ve hekim kontrolünde kullanıldığında PPİ'lerin genel olarak güvenli olduğu kabul ediliyor."</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_692bf20e41a88.jpg" length="100697" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 10:28:28 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Muratpaşa Belediyesi&amp;apos;nden Kalp ve Damar Hastalıkları Semineri: Erken Teşhis Vurgusu</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/muratpasa-belediyesinden-kalp-ve-damar-hastaliklari-semineri-erken-teshis-vurgusu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/muratpasa-belediyesinden-kalp-ve-damar-hastaliklari-semineri-erken-teshis-vurgusu</guid>
        <description><![CDATA[ <p><br> <br>Antalya Muratpaşa Belediyesi ve Memorial Hastanesi iş birliğiyle “Kalp ve Damar Hastalıkları Risk Faktörleri, Tanı ve Tedavisinde Güncel Gelişmeler” konulu bir seminer düzenledi.</p>
<p><img src="https://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x_69294ce0b7df3.jpg" alt=""></p>
<p><br> <br>Belediye Kültür Salonu’nda gerçekleşen seminerde kalp ve damar hastalıklarının toplum sağlığı üzerindeki etkileri, erken teşhisin önemi ve hastalıklardan korunma yolları ele alındı. Damarlar içinde meydana gelen daralma, yağlanma ve kalsiyum birikimi sonucunda oluşan damar sertleşmesi (ateroskleroz) hakkında bilgi verildi. Kalp ve damar hastalıklarının erken teşhisi için uygulanan EKG, efor testi, EKO (ekokardiyografi) ve kalp anjiyosu gibi tanı yöntemleri paylaşılırken aynı zamanda kimlere hangi testlerin uygulanması gerektiği konusunda da bilgilendirme yapıldı.<br> <br>Seminerde ayrıca, kalp ve damar sağlığını korumada düzenli egzersiz, dengeli beslenme, sigaradan ve stresten uzak durma gibi yaşam alışkanlıkları geliştirmenin büyük önem taşıdığına dikkat çekildi. Düzenli sağlık kontrollerinin ise hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi açısından hayati olduğu vurgulandı. Seminer sonunda katılımcıların soruları yanıtlanarak, kalp sağlığını korumaya yönelik öneriler paylaşıldı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_69294cd3e4b83.jpg" length="50175" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 10:19:04 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Nadir Hastalıklar İçin Kritik Adım: SMA İlacının Yerli Üretimi Türkiye&amp;apos;de Başlıyor!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/nadir-hastaliklar-icin-kritik-adim-sma-ilacinin-yerli-uretimi-turkiyede-basliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/nadir-hastaliklar-icin-kritik-adim-sma-ilacinin-yerli-uretimi-turkiyede-basliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">TÜSEB ile Polifarma arasında imzalanan protokolle SMA tedavisinde kullanılan Nusinersen’in yerli üretimi başlıyor. Türkiye, nadir ve genetik hastalıkların tedavisinde kritik etken maddeleri geliştiren sayılı ülkeler arasına girerken, TÜSEB–Biosys ortaklığında üretilen dünyadaki ilk ev tipi mekanik ventilatör “Bioxy” de tanıtıldı.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, T.C. Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB tarafından düzenlenen 11. Türk Tıp Dünyası Kurultayı'nın ikinci gününde (25 Kasım 2025), TÜSEB ile Polifarma İlaç arasında<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/sma" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">SMA</a><span> </span>(Spinal Müsküler Atrofi) tedavisinde kullanılan Nusinersen etkin maddesi ve ilacının yerli imkânlarla geliştirilmesi ve üretilmesine yönelik iş birliği protokolü imzalandı. TÜSEB–Biosys iş birliğiyle geliştirilen Ev Tipi Mekanik Ventilatör "Bioxy" de ilk kez kamuoyunun karşısına çıktı.</p>
</div>
<p><strong>NADİR VE GENETİK HASTALIKLAR İÇİN AR-GE KAPASİTESİ ARTILACAK</strong></p>
<p>SMA gibi nadir ve yüksek maliyetli hastalıkların tedavisinde kritik öneme sahip Nusinersen etkin maddesinin sentezi ve ilacının üretimi<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/turkiye" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Türkiye</a>'de yapılacak. TÜSEB-Polifarma iş birliğiyle yalnızca SMA için değil, diğer genetik ve nadir hastalıkların tedavisinde kullanılan etken maddelerin üretilebilmesi için de araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütülecek.</p>
<p><strong>İŞ BİRLİĞİ İLE İLAÇ ERİŞİMİ KOLAYLAŞACAK VE EKONOMİYE KATKI SAĞLANACAK</strong></p>
<p>Yerli SMA ilacı ve hammaddesi ile ilgili klinik çalışmalara başlandığını belirten TÜSEB Başkanı<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/umit-kervan" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Ümit Kervan</a>,<span> </span><strong>"Klinik çalışmalara başlamak demek zaten hastalarımızın bu tedaviye ulaşması demek. Diğer önemli konulardan biri de bu denli kıymetli bir molekülün ülkemizde tamamen yerli bir firma tarafından geliştirilmiş olmasıdır."<span> </span></strong>ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>TÜSEB İŞ BİRLİĞİ İLE EV TİPİ MEKANİK VENTİLATÖR GELİŞTİRİLDİ</strong></p>
<p>11. Türk Tıp Dünyası Kurultayı'nda TÜSEB–Biosys iş birliğiyle geliştirilen Ev Tipi Mekanik Ventilatör "Bioxy" de ilk kez tanıtıldı. Birden fazla üst düzey fonksiyonu tek bir platformda sunan bu cihaz, evde bakım hizmetlerinde hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için yeni nesil klinik destek sağlayacak.<br><br><strong>HASTALAR UZAKTAN ANLIK OLARAK TAKİP EDİLEBİLECEK</strong></p>
<p><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/turkiye-saglik-enstituleri" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Türkiye Sağlık Enstitüleri</a><span> </span>Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan TÜSEB-Biosys iş birliği ile üretilen ev tipi mekanik ventilatörün dünyada ilk olduğunu belirterek<span> </span><strong>"Yoğun bakımlarda solunum cihazından ayıramadığımız hastalarımızın artık evlerine taburcu olabileceği, aileleri ile birlikte olabileceği bir cihaz. Bu verileri anlık olarak gönderebiliyor. Hastanın evde bir şeye ihtiyacı olduğunda veri gönderilen sağlık merkezindeki doktor ya da hastane o hastaya uzaktan müdahale ve hastanın yakınlarına destek olabilecek bir yöntem gelişiyor."</strong><span> </span>ifadelerini kullandı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6929390b682c2.jpg" length="76875" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:54:36 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bakan Memişoğlu Açıkladı: ARİS, METRA ve RADİS ile Türkiye Sağlıkta Yapay Zeka Dönemine Girdi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bakan-memisoglu-acikladi-aris-metra-ve-radis-ile-turkiye-saglikta-yapay-zeka-doenemine-girdi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bakan-memisoglu-acikladi-aris-metra-ve-radis-ile-turkiye-saglikta-yapay-zeka-doenemine-girdi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, Türk mühendisleri ve hekimlerinin ortak aklının ürünü, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ve ASELSAN iş birliğiyle üç büyük yapay zeka projesinin hayata geçirildiğini açıkladı.</p>
<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Antalya'da düzenlenen Health Tech Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Eğitim, Konferansı ve Fuarı'na (HIMSS Eurasia) katıldı. Sağlık bilişimi alanındaki yenilikler, dijital sağlık teknolojileri ve sektörel gelişmelerin ele alındığı etkinliğe, ulusal ve uluslararası çok sayıda sektör temsilcisi ve akademisyen katıldı.</p>
<p><img src="https://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x_692819e4d72ba.jpg" alt=""></p>
<p>'SAĞLIKLI TÜRKİYE YÜZYILI'</p>
<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin sağlıkta son çeyrek asırda sessiz ama derinden, küresel ölçekte yankı uyandıran bir gelişim gerçekleştirdiğini belirterek, “Sağlık hizmeti sunumunda devreye aldığımız teknoloji, altyapı, yazılım ve uygulamalar, Türkiye'de dijital dönüşümün öncüsü oldu. Dünya, hastalıklar ve beklentiler değişiyor. Dünya nüfusundaki artış, demografik değişiklikler ve ortaya çıkan küresel sağlık krizleri gibi sebepler, sağlık sistemlerinde hızlı bir değişim ve dönüşümü zorunlu kıldı. Teknolojinin hızıyla paralel olarak, vatandaşlarımızın sağlık hizmetinden beklentileri de köklü bir değişim yaşadı. Bizim 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı' vizyonumuz, bu değişimi yakalamaktan çok, değişime yön vermeyi gerektiriyor" dedi.</p>
<p>Türkiye'nin sürekli gelişen bir sağlık sistemine sahip olduğunu anlatan Bakan Memişoğlu, “Yeni teknolojilerle sağlık kurum ve kuruluşlarının yönetimi başta olmak üzere, sağlığın korunması, tedavi süreçleri ve hastalarla iletişim gibi tüm süreçleri elden geçiriyoruz. Sağlık hizmetlerinin sunumunda randevu, takip, raporlama gibi işlemler, internet altyapısı ve mobil bağlantı çözümleri ile büyük oranda sanallaşmış durumda. Klinik alanda yapay zeka uygulamaları ile teşhis, tanı, tedavi, rehabilitasyon ve sağlığın korunması gibi süreçlerde yeni yöntemleri hayata geçiriyoruz" diye konuştu.</p>
<p>Dijitalleşmede başarılı EMRAM validasyon deneyimine sahip sağlık kuruluşları sayısını her geçen gün artırdıklarını ifade eden Bakan Memişoğlu, “Bu durum aynı zamanda, dijitalleşen sağlık ekosisteminin kökleşmesini ve derinleşmesini sağlıyor. 2025 yılı itibarıyla, dijital hastane derecelendirmesinde 'Tam Olgunluk' anlamına gelen, yani teknolojinin hasta güvenliği için en üst düzeyde kullanıldığı EMRAM Seviye 7 sertifikasına sahip hastane sayımızı 9'a yükselttik. Bu hastanelerimiz sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en saygın sağlık merkezleri arasında. Ayrıca Seviye 6 kategorisinde yüzlerce hastanemizle, sağlıkta dijital standartları Anadolu'nun en ücra köşesine kadar yaygınlaştırdık" dedi.</p>
<p>'E-NABIZ'IN DÜNYADA EŞİ BENZERİ YOK'</p>
<p>Dijitalleşme sürecinin sadece hastane duvarları arasında olmadığını belirten Bakan Memişoğlu, “Biz, veriyi yöneten değil, veriden değer üreten bir ülke konumundayız. e-Nabız gibi dünyada eşi benzeri olmayan, her vatandaşımızın kendi sağlık verisine 7/24 erişebildiği kişisel sağlık kaydı sistemine sahibiz. 15-20 yıl önce; hastane koridorlarında, elimizde büyük zarflar içinde röntgen filmleri olurdu. Bir teşhis için o filmi bir doktordan alıp, başka bir doktora fiziksel olarak taşımak zorundaydık. Biz e-Nabız sistemiyle bu devri kapattık. Artık elimizdeki telefonla bile hastamızın en güncel röntgenini, tomografisini anında görüyoruz. Bizim geldiğimiz noktada sağlık bilgisini, mekanın ve zamanın sınırlarından kurtardık" diye konuştu.</p>
<p>Türkiye'nin geliştirdiği ve dünyaya sunduğu teknolojilerden bahseden ve üç büyük yapay zeka projesini de açıklayan Bakan Memişoğlu, bakanlık olarak yeni dönemdeki mottonun 'Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık' olduğunu kaydetti. Üç büyük yapay zeka projesinin ise Türk mühendisleri ve Türk hekimlerinin ortak aklının ürünü olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, TÜSEB iş birliğiyle ASELSAN tarafından hayata geçirildiğini söylediği projeleri şöyle açıkladı:</p>
<p>“Birincisi; ARİS-Yapay Zeka Destekli Mobil Röntgen Sistemi. Düşünün ki yoğun bakımda veya acil serviste bir hastamız var. Saniyelerin önemli olduğu bir an. Çekilen akciğer grafisini, cihaz üzerindeki yerli yapay zeka anında analiz ediyor. Pnömotoraks mı var? Akciğerde sıvı mı toplanmış? Entübasyon tüpü doğru yerde mi? ARİS, saniyeler içinde hekime 'Buraya dikkat et' diyor. Bu sistem, yüz binlerce görüntüyle eğitildi. Türkiye, bu teknolojiyi artık kendi mühendisleriyle üretiyor."</p>
<p>MEME KANSERİ TARAMASINDA YERLİ YAPAY ZEKA</p>
<p>Bakan Memişoğlu, açıklamasına şöyle devam etti:</p>
<p>"İkincisi; METRA-Ulusal Mamografi Taramasında Yerli Yapay Zeka. Her yıl KETEM'lerimizde 1,2 milyon kadınımıza meme kanseri taraması yapıyoruz. Bu devasa bir veri ve büyük bir sorumluluk. Geliştirdiğimiz METRA sistemi, radyologlarımıza 'ikinci bir göz' oluyor. Gözden kaçabilecek en küçük lezyonu, milimetrik riskleri işaretliyor. Günde 4 bin, gerekirse 15 bin mamografiyi analiz edebilen bu sistemle, kanseri çok daha erken evrede yakalıyoruz. Hata payını minimize ediyoruz. Üçüncüsü; RADİS-Akılcı Görüntüleme Karar Destek Sistemi. Hastanın şikayetine ve klinik tablosuna göre 'en doğru tetkik hangisidir' sorusuna, bilimsel kılavuzlar ve yapay zeka desteğiyle yanıt veriyoruz. Bu anlattıklarım birer hayal değil, bugün sahadaki gerçeklerimizdir."</p>
<p>Bakan Memişoğlu, 'Üreten Sağlık' diyerek yola çıktıklarını da belirterek, "Sayın Cumhurbaşkanımız da sağlıkta koyduğumuz vizyonun kararlılığını şu sözlerle ifade etmiştir. 'Çalışacağız, geliştireceğiz, üreteceğiz, hepsinden de öte zorluklar karşısında yılmayacağız ve Türkiye'yi çok farklı bir seviyeye hep beraber taşıyacağız.' İşte bu yüksek motivasyonla, buradan, tüm bilim insanlarımıza, hekimlerimize, araştırmacılarımıza, sağlık çalışanlarımıza ve girişimcilerimize sesleniyorum. 'Yeni bir şey söyleyeceğim, yeni bir şey üreteceğim' diyen kim varsa, Sağlık Bakanlığı olarak, TÜSEB olarak onun yanındayız, arkasındayız. Bu kararlılığımızın somut göstergesi olarak fikirden ürüne, üründen ticarileşmeye kadar tüm süreçlerde size destek olmaya hazırız. Özellikle 20 şehir hastanemizde açtığımız teknoloji transfer ofislerimizle, TÜSEB bünyesinde kurduğumuz 'Fikirden Ürüne Portalı' ile bürokrasiyi azaltıyor, inovasyonun önünü açıyoruz. Sağlıkta tam bağımsızlık, en az savunma sanayiindeki bağımsızlık kadar kritiktir, stratejiktir. Nasıl ki savunma sanayisinde yerlilik oranımızı zirveye taşıdıysak, sağlık endüstrisinde de aynı başarı hikayesini yazacağız" diye konuştu.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_692819be3c8ef.jpg" length="64975" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 12:29:44 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kanser Hastalarına Büyük Müjde! 15 Yeni İlaç Daha Geri Ödeme Kapsamına Alındı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kanser-hastalarina-buyuk-mujde-15-yeni-ilac-daha-geri-odeme-kapsamina-alindi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kanser-hastalarina-buyuk-mujde-15-yeni-ilac-daha-geri-odeme-kapsamina-alindi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, SGK’nın kanser tedavisinde kullanılanlar başta olmak üzere 15 ilacı daha geri ödeme listesine aldığını açıkladı. İşte detaylar...</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/vedat-isikhan" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Vedat Işıkhan</a>,<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/sosyal-guvenlik-kurumu" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Sosyal Güvenlik Kurumu</a><span> </span>(SGK) tarafından kanser hastalığıyla mücadelede kullanılan ilaçlar başta olmak üzere 15 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını bildirdi.</p>
</div>
<p>Işıkhan, NSosyal'deki hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p><strong>"Sosyal Güvenlik Kurumumuzun düzenlemesiyle kanser hastalığıyla mücadelede kullanılan ilaçlar başta olmak üzere 15 ilacı daha geri ödeme listesine aldık. Bu adımımızla birlikte multipl miyelom, hidradenitis süpürativa, dev hücreli arterit, kronik demir yüklemesi tedavisinde kullanılan rapor ve reçeteleme kurallarını güncelledik, yeni tedavi seçenekleri sunduk. Vatandaşlarımızın sağlığa ve ilaca erişimini kolaylaştırdık. Bundan sonrasında da milletimizin hizmetinde çalışmaya devam edeceğiz."</strong></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_69268bf1906b6.jpg" length="53762" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 08:11:20 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Soğuk Hava Cilt Bariyerini Nasıl Bozuyor? İşte Uzmanından Çözüm Yolları</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/soguk-hava-cilt-bariyerini-nasil-bozuyor-iste-uzmanindan-coezum-yollari</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/soguk-hava-cilt-bariyerini-nasil-bozuyor-iste-uzmanindan-coezum-yollari</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kış aylarının cilt sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Gül Şekerlisoy, "Kış mevsiminde soğuk hava, kuru iklim ve kapalı ortamlardaki ısıtma sistemleri cildin nem dengesini bozabilir. Bu yüzden kışın cilt bakımı için uygulanacak temel adımlar ve minik cilt bakım rutini değişiklikleri ile derimizi korumak önemlidir" dedi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Dermatoloji Kliniği'nden Uzman Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, kışın cilt bakımının önemi hakkında bilgilendirmede bulundu. Şekerlisoy, "Kış mevsiminde soğuk hava, kuru iklim ve kapalı ortamlardaki ısıtma sistemleri, cildin nem dengesini bozabilir. Bu yüzden kışın cilt bakımı için uygulanacak temel adımlar ve küçük cilt bakım rutini değişiklikleri ile derimizi korumak önemlidir" diye konuştu.</p>
<p>"Sert rüzgarlar ve ısıtma sistemleri cilt için zorlayıcı olabilir"</p>
<p>Kış aylarının cilt sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Şekerlisoy, "Kış ayları, cildiniz için zorlayıcı olabilir. Düşük nem, sert rüzgârlar ve ısıtma sistemlerinin yol açtığı kuruluk, cildin doğal nem bariyerini zayıflatabilir. Bu sebeple, kış aylarında cilt bakımı rutininizi güncellemeniz önem taşır" dedi.</p>
<p>"Kış aylarında cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenler"</p>
<p>Uzm. Dr. Şekerlisoy, kış aylarında cilt sağlığını korumak için şu önerilerde bulundu:</p>
</div>
<p>"Nemlendirici değişikliği yapın: Kış aylarında hafif nemlendiriciler yerine, daha zengin içerikli kremler kullanın. Su bazlı ürünler yerine, cildi yoğun bir şekilde nemlendiren ve hava şartlarına karşı koruyucu bir bariyer oluşturan yağ bazlı ürünleri tercih edin. Yüz nemlendirmesi için karma ve yağlı ciltler daha fazla nemlendirme kapasitesine sahip hyaluronik asit gibi içerikler içeren su bazlı nemlendiricilerden faydalanabilir.</p>
<p>Yatmadan önce bakım: Yatmadan önce cildinizi derinlemesine nemlendiren maskeler veya serumlar kullanarak gece boyunca cilt bakımınıza destek olabilirsiniz. Özellikle, hyaluronik asit veya gliserin içeren ürünler cildin nem tutmasına yardımcı olur.</p>
<p>Hassas temizleme: Sıcak su ve sert temizleyiciler, cildinizin doğal yağlarını azaltarak daha da kurumasına neden olabilir. Ilık su ve hafif temizleyiciler ile cildinizi nazikçe temizleyin.</p>
<p>Güneş kremi kullanımını ihmal etmeyin: Kış aylarında güneşin zararlı etkilerinden korunmak genellikle göz ardı edilir. Ancak, UV ışınları bulutlu havalarda bile cilde zarar verebilir. Bu sebeple UV oranı 2 ve üzerinde olan günlerde güneş kremsiz dışarıya çıkmayın. Kış aylarında ev içinde güneş kremi kullanmamıza gerek yoktur.</p>
<p>İçten nemlendirme: Bol su içmek, kış aylarında cildinizin nemli kalmasına yardımcı olur. Ayrıca omega-3 yağ asitleri açısından zengin gıdalar tüketmek, cildin nemini korumasına ve esnekliğini artırmaya yardımcı olabilir.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6923e6ea98879.jpg" length="42400" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 24 Nov 2025 08:03:35 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez Belediyesi Huzurevi Sakinlerine Ağız ve Diş Sağlığı Taraması Gerçekleştirdi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesi-huzurevi-sakinlerine-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi-gerceklestirdi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesi-huzurevi-sakinlerine-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi-gerceklestirdi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>KEPEZ Belediyesi Sağlık Merkezi, Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında belediyenin Şefkat ve Huzurevi'nde ağız ve diş sağlığı taraması gerçekleştirdi.</p>
<p>Sosyal belediyecilik anlayışıyla her yaştan vatandaşın ayağına sağlık hizmeti ulaştıran Kepez Belediyesi, bu kez ağız ve diş sağlığı için önemli bir çalışmayı hayata geçirdi. Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi, Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında belediyenin Şefkat ve Huzurevi'nde ağız ve diş sağlığı taraması yaptı. Tarama öncesinde sağlık merkezinde görevli diş hekimleri Simge Akın ve Neriman Şeyma Dokuzhan, ağız ve diş sağlığı konusunda huzurevi sakinlerini bilgilendirdi. Sunumda doğru diş fırçalama teknikleri, düzenli fırçalama alışkanlıkları ve diş ipi kullanımının önemi anlatıldı. Ayrıca düzenli diş hekimi kontrolünün gerekliliği, protez kullanan bireyler için bakım önerileri, yaşa bağlı ortaya çıkabilen ağız kuruluğu ve diş eti sorunları ile sağlıklı beslenmenin ağız sağlığına etkileri gibi bilgiler paylaşıldı. Yaş ilerledikçe ağız ve diş sağlığında görülebilecek sorunların erken teşhisle önlenebileceği vurgulandı. Diş protezlerinin temizliği, kullanım süresi ve bakım yöntemleri konusunda da bilgilendirme yapıldı. Bilgilendirmenin ardından huzurevi sakinlerinin ağız ve diş muayeneleri gerçekleştirildi. Muayene sonucunda dişlerinde sorun tespit edilen bireyler, gerekli tedavilerin yapılabilmesi için Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi Diş Polikliniği'ne yönlendirildi.</p>
<p>'BÜYÜKLERİMİZİN SAĞLIĞI BİZİM İÇİN ÖNEMLİ'</p>
<p>Huzurevinde gerçekleştirilen bu hizmetin sosyal belediyeciliğin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, “Büyüklerimizin sağlığı ve yaşam kalitesi bizim için her şeyden önemlidir. Belediyemiz, sağlık hizmetlerini vatandaşlarımızın ayağına kadar ulaştıran bir anlayışla çalışıyor. Huzurevimizde yaptığımız ağız ve diş sağlığı taraması hem erken teşhis hem de bilinçlendirme açısından çok kıymetli. Yaş almış bireylerimizin her zaman yanındayız ve onların ihtiyaç duyduğu her alanda destek vermeye devam edeceğiz" dedi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6922dbad18238.jpg" length="81530" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 13:03:00 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Türkiye Sağlıkta Rekor Kırdı: Bir Yılda 105 Milyon Kişiye Tarama ve İzleme Hizmeti</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/turkiye-saglikta-rekor-kirdi-bir-yilda-105-milyon-kisiye-tarama-ve-izleme-hizmeti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/turkiye-saglikta-rekor-kirdi-bir-yilda-105-milyon-kisiye-tarama-ve-izleme-hizmeti</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bakanlığının 2026 yılı bütçe teklifine ilişkin milletvekillerini sorularını yanırladı. Bakan Memişoğlu aile hekimliği hizmetlerine yönelik bilgilendirmede bulunurken "Bir sene içinde toplam 105 milyon tarama ve izlem yaptık. Bununla da kalmıyoruz, tarama ve takip programlarımızı geliştirmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Bakan Memişoğlu milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Bakan Memişoğlu, bakanlık bünyesindeki işlemlerin ilerleyebilmesi için Sayıştay denetimlerinin önemine dikkat çekti ve denetim raporlarını rehber olarak kabul ettiklerini söyledi. Bakan Memişoğlu, "Bu doğrultuda Sayıştay'ın 2023 yılı denetim raporunda toplam 19 bulgu yer almışken, yaptığımız iyileştirme işlemleri sonucunda 2024 yılı denetim raporunda bu sayı 12'ye düşürülmüştür. Bu sonuç denetim süreçlerine verdiğimiz önemi, yaptığımız düzenlemelerin kurumsal iyileştirme çalışmalarımızın somut bir göstergesidir. Aynı hassasiyeti 2024 yılı denetim raporlarında tüm hususları tek tek çalışıyor. Süreçlerimizi düzeltmeye ve güçlendirmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
</div>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_846177258" data-notsy-mapped-container="1" data-ym-video-sticky-mode="1">
<div>
<div id="video_98344-container" class="nts-container" data-mobile="0">
<div class="ym-video--sub-container" id="video_98344-sub-container">
<div id="video_98344-float-container" class="nts-float-container ym-float-container__sticky">
<div class="ym-video--player-container">
<div class="video-js vjs-default-skin vjs-big-play-centered vjs-paused video_98344-dimensions vjs-fluid vjs-controls-enabled vjs-workinghover vjs-v7 vjs-user-active" id="video_98344" lang="tr" role="region" aria-label="Video Player" tabindex="-1"><video width="300" height="150" id="video_98344_html5_api" class="vjs-tech" tabindex="-1" preload="none" poster="https://video-backup.membrana.media/video/ahb/custom-741458-20251119-0.webp" src="https://video-backup.membrana.media/video/ahb/custom-741458-20251119-desktop.mp4?r=28419">
<div pseudo="-webkit-media-controls" class="sizing-small phase-pre-ready state-no-source" data-mce-fragment="1">
<div pseudo="-webkit-media-controls-enclosure" data-mce-fragment="1"><br></div>
</div>
</video>
<div class="vjs-poster" aria-disabled="false"></div>
<div class="vjs-text-track-display" aria-live="off" aria-atomic="true">
<div></div>
</div>
<button class="vjs-big-play-button" type="button" title="Play Video" aria-disabled="false"><span aria-hidden="true" class="vjs-icon-placeholder"></span><span class="vjs-control-text" aria-live="polite">Play Video</span></button></div>
</div>
<div class="ym-video-sticky-close ym-video-sticky-close__md ym-video-sticky-close__square ym-video-sticky-close__left">
<div><svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 20 20"><path stroke="#fff" d="M 5,5 L 15,15 M 15,5 L 5,15" stroke-width="1"></path></svg></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>"1 YIL İÇİNDE TOPLAM 105 MİLYON TARAMA VE İZLEM YAPTIK"</strong></p>
<p>Bakan Memişoğlu, aile hekimliği sisteminde kapsamlı bir değişiklik yaptıklarını ve akılcı ilaç kullanımı doğrultusunda yapılan düzenlemelerle ilaçların 5'te 1 oranı kadarının geri verildiğini ekledi. Memişoğlu,<span> </span><strong>"Bizim, aile hekimlerinin yazdığı reçetelere müdahale ettiğimiz, engellediğimiz söylendi. Halbuki biz tam aksine aile hekimliğinde düzenlenen ilaç raporlarının ve reçetelerinin kapsamını genişlettik. Aile hekimlerimiz daha önce yazamadığı bin 859 ilacı yazabilir hale geldi. Böylece vatandaşlarımız sağlık hizmetlerini çok daha yakın aile hekimlerinden alabilir hale geldi. Ayrıca oluşturduğumuz yeni modellerde; koruyan sağlık politikalarımızı, merkezi aile hekimliğine yerleştirdik. Koruyucu sağlık hizmetlerinin kapsamını genişlettik ve aile hekimlerimizin düzenli aralıklarla, kronik hastalık ve kanser tanımaları yapmalarını teşvik edecek düzenlemeler yaptık. Bu sayede obezite, kardiyovasküler hastalık, diyabet, hipertansiyon gibi klinik hastalıkların tanımlanmalarında büyük bir artış sağlandı. Böylece bu hastaların erken dönemlerde telafilerini sağlayarak yaşamlarını kolaylaştırmış olduk. Bir sene içinde toplam 105 milyon tarama ve izlem yaptık. Bununla da kalmıyoruz, tarama ve takip programlarımızı geliştirmeye devam ediyoruz"</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
<p><strong>"19 BİN VATANDAŞIMIZA ERKEN KANSER TANISI KOYDUK"</strong></p>
<p>Bakan Memişoğlu, kanser taramaları yaptıklarını belirterek,<strong><span> </span>"Kanser tanısı zamanı geldiğinde aile hekimlerine veya henüz haberi olmayan 15 milyon vatandaşımıza, 40 milyon SMS atarak bilgilendirdik. Böylece son 1 yılda 5 milyon kanser tanısı ile 19 bin vatandaşımıza erken kanser tanısı koyduk. 19 bin vatandaşımızı taradıktan sonra onları bırakmadık. Kanser teşhisi koyulanları hastanede tedavi süreçlerini organize ve takip ettik. Ayrıca sonuç da verdik. Bunu daha da geliştireceğiz"<span> </span></strong>dedi.</p>
<p><strong>"AİLE HEKİMLERİ 6 MİLYON HASTAMIZA HASTANELERDEN RANDEVU ALABİLDİ"</strong></p>
<p>Bakan Memişoğlu, aile hekimlerinin uygun görmeleri halinde vatandaşları hastanelere yönlendirdiklerini kaydederek, "Bugün bazı arkadaşlar 'randevu sorunu var' diyor ancak hasta vatandaşlarımız aile hekimlerine gittiklerinde, hekimlerimiz onları hastanelere yönlendirerek herhangi bir branştan randevu alabiliyorlar. Bunu özellikle ifade etmek istiyorum çünkü aile hekimlerine MHRS'nin içinde ayrı bir kontenjan verdik. O kontenjan, cildiye hastalıklarından göz hastalıklarına, onkoloji hastalıklarına kadar tüm randevular aile hekimliğinden alınabilecek durumdadır. Yani bugün randevu alınmadığı iddia edilen, 'Ben bulamadım' diyen vatandaşımız varsa lütfen aile hekimine gitsin ve aile hekiminin onlara randevu alabileceklerini görecektir. Aile hekimleri şimdiye kadar 6 milyon hastamıza hastanelerden randevu alabildi" değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"2025 YILINDA MHRS'DE 441 MİLYON İŞLEM GERÇEKLEŞMİŞTİR"</strong></p>
<p>Türkiye dışından 2 milyona yakın kişiye sağlık hizmeti sunabilecek kapasiteye sahip olduklarını ifade eden Bakan Memişoğlu, MHRS sistemine ilişkin sorular üzerine şöyle devam etti: "2025 yılının ilk 10 ayında 339 milyon MHRS randevulu toplam 441 milyon işlem gerçekleştirilmiştir. Yoğunluklar artık emin olun çok çok aza indi, hatta hemen hemen hiç yok. Bugün 300 bin civarında bekleyen hasta var. Bunların da yaklaşık yarısına yakını istediği doktor veya hastaneye randevu almayı bekliyor. Biz hem randevu sorunuyla hem MHRS ile ilgili çalışmalarımızı geliştirerek devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"KÖİ MODELİYLE YAPILAN ŞEHİR HASTANELERİNİN ÖDEMELERİ İLE İLGİLİ BİLGİLER YANLIŞTIR"</strong></p>
<p>Bakan Memişoğlu, şehir hastanelerinin en ileri hizmetlerin sunulduğu sağlık tesisleri olduğunu aktardı ve bu hastanelerin en gelişmiş tıbbi cihazlarla, tam kapasite ameliyathanelerle, özellikli ünitelerle, yoğun bakımlarla, acil servislerle entegre edilen sağlık kampüsleri olduğunu dile getirdi. Bakan Memişoğlu,<strong><span> </span>"Şehir hastanelerimize gelen vatandaşlarımızın tüm teşhis, tedavi süreci tek bir kampüs içinde eksiksiz bir şekilde tamamlanabilmektedir. Bu da zaman, maliyet ve hizmet kalitesi açısından büyük bir avantaj sağlamaktadır. Kamu Özel İşbirliği (KÖİ), sadece bir finansman ve yapım modelidir. Bu model, devletin bütçe imkanlarını zorlamadan büyük ölçekli sağlık yatırımlarını daha kısa sürede hayata geçirme amacıyla kullanılmaktadır. Şehir hastanelerinin sahibi ve yöneticisi Sağlık Bakanlığı'dır. Hastanelerin yönetimi sevk ve idaresi, tıbbi süreçlerin tamamı Bakanlığımız tarafından yürütülmektedir. Özel sektörün sürece katkısı ise yalnızca hastanelerin inşa edilmesi, teknolojik altyapının kurulması, bazı destek hizmetlerinin sunulması ile sınırlıdır. Yani şehir hastanelerimiz, kamu hastaneleri ve tüm sağlık hizmetlerinin planlanması ve yürütülmesi Bakanlığımız tarafından yapılmaktadır. Kamu Özel İşbirliği ile şehir hastaneleri kapsamında yapılan ödemelerle ilgili iddiaların çok büyük kısmı yanlış veya eksik bilgilerden kaynaklanıyor. Kamu Özel İşbirliği kapsamında yapılan ödemeler, iki ana kalemden oluşmaktadır. Birincisi, kullanım bedeli olarak adlandırılmış kalem. Kullanım bedeli; bu hastanede inşaatı, modern sağlık altyapısı, tıbbi teknoloji yatırımları ve akıllı bina sistemleri için yapılan devasa yatırımların karşılığı olarak ödenen ücrettir. KÖİ kullanım bedeli ödemeleri ise bakanlığımız bütçesinin harcamaları içindeki payı artmamakta aksine her yıl düzenli olarak azalmaktadır"</strong><span> </span>diye konuştu. Bakan Memişoğlu ayrıca yeni dönemde şehir hastanelerinin kapasitesini artıracaklarını ifade etti.</p>
<p><strong>"2025 YILINDA 412 HEKİMİMİZ YURT DIŞINA GİTTİ"</strong></p>
<p>Doktorların yurt dışına gitmeleriyle ilgili milletvekillerinin eleştirileri üzerine Bakan Memişoğlu,<span> </span><strong>"2025 yılında 233 bin hekimimizden yurt dışına giden hekim sayımız sadece 412. Geçmiş yıllarda yurt dışına giden hekimlerimizin 249'u, 2025 yılında ülkemize geri döndü. 2024 yılında 15 bin 382 hekimimiz tıp fakültemizden mezun olmuştur. Ülkemizde görev yapan yabancı uyruklu hekim sayısı, toplam hekim sayımızın binde 4'üdür"<span> </span></strong>dedi.</p>
<p><strong>BÜTÇE KABUL EDİLDİ</strong></p>
<p>Bakan Memişoğlu'nun soruları yanıtlamasının ardından Komisyon Başkanı Muş, Sağlık Bakanlığı ile ona bağlı kuruluşların 2026 yılı bütçe teklifini okuttu. Oylama sonucunda bütçe komisyonda kabul edildi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6922aeeb0edca.jpg" length="43661" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 09:51:48 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya Şehir Hastanesi&amp;apos;nde Bir İlk: Başarılı Pars Plana Vitrektomi Cerrahisi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalya-sehir-hastanesinde-bir-ilk-basarili-pars-plana-vitrektomi-cerrahisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalya-sehir-hastanesinde-bir-ilk-basarili-pars-plana-vitrektomi-cerrahisi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>GÖZÜNE metal parça isabet eden bir hasta, Antalya Şehir Hastanesi'nde ilk kez uygulanan pars plana vitrektomi cerrahisi ile sağlığına kavuştu.</p>
<p>Çalışma esnasında çekiç kullanırken gözüne metal parça isabet eden bir hasta, ani görme kaybı şikayetiyle Antalya Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniğine başvurdu. Acil göz değerlendirmesinde hastanın göz içinde yoğun kanama ve göz içine saplanmış yabancı cisim tespit edildi. Hasta, hastanede ilk kez uygulanan pars plana vitrektomi cerrahisi ile başarılı bir şekilde tedavi edildi. Kanama temizliği ve retinadaki yabancı cismin çıkarılması işlemi, Op. Dr. İbrahim Başol ve ekibi tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Sağlığına kavuşan hasta, taburcu edildi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_691ed5d0beade.jpg" length="82469" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 11:48:43 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Grip Sandığınız Hastalık Zatürre Olabilir: Uzmanlardan Önemli Uyarı!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/grip-sandiginiz-hastalik-zaturre-olabilir-uzmanlardan-onemli-uyari</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/grip-sandiginiz-hastalik-zaturre-olabilir-uzmanlardan-onemli-uyari</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Çetin, grip ve solunum yolu enfeksiyonlarına karşı vatandaşları uyardı.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Çetin, soğuk havalarda grip ve solunum yolu enfeksiyonlarına karşı vatandaşlara önemli bilgiler verdi. Dr. Çetin, "Soğuk havaların etkisini artırdığı bu günlerde grip ve solunum yolu enfeksiyonları yeniden artış gösteriyor. Basit bir grip ya da soğuk algınlığı gibi görünen belirtiler, zamanında tedavi edilmezse zatürre (pnömoni) gibi ciddi bir akciğer enfeksiyonuna dönüşebiliyor" dedi.<br><br>"GRİP VE COVID-19, ZATÜRRE İÇİN ZEMİN HAZIRLIYOR"<br>Uzm. Dr. Demet Çetin, sonbahar ve kış aylarında özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı olan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayarak, "Grip, nezle ya da COVID-19 sonrası bağışıklık sistemi zayıflar. Bu durumda bakteriler akciğerlere daha kolay yerleşir ve zatürreye neden olabilir. Özellikle yüksek ateş, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve balgamlı öksürük gibi belirtiler ciddiye alınmalıdır. Zatürre, akciğer dokusunun mikroorganizmalarla iltihaplanması sonucu ortaya çıkan, ciddi seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır. Viral veya bakteriyel kökenli olabilir. Erken tanı konulmaz ve uygun tedavi başlanmazsa hastalık hızla ilerleyip solunum yetmezliğine neden olabilir" ifadelerini kullandı.<br><br>Uzm. Dr. Demet Çetin, zatürre riskine karşı 4 önemli belirtiye dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Yüksek ve düşmeyen ateş, şiddetli ve balgamlı öksürük, nefes darlığı veya göğüs ağrısı, aşırı halsizlik ve iştahsızlık, bu belirtilerden biri bile mevcutsa, hastaların vakit kaybetmeden bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurmalıdır. Zatürre basit bir soğuk algınlığı değildir. Evde yapılan bitkisel karışımlar, geçici olarak rahatlama sağlasa da hastalığın ilerlemesini durdurmaz. Gecikmiş vakalarda hastaneye yatış, hatta yoğun bakım desteği gerekebilir. Ayrıca düzenli el yıkama, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve kapalı ortamlarda maske kullanımı da hastalıktan korunmada önemli rol oynuyor. Zatürre erken tanı ve doğru tedaviyle tamamen iyileşebilir. Ancak geç kalındığında ölümcül sonuçlar doğurabilir. Özellikle risk grubundaki bireyler solunum yolu enfeksiyonlarını kesinlikle hafife almamalı" şeklinde konuştu.</p>
</div>
<p><span>Zatürreden korunmanın en etkili yollarından birinin aşı olduğunu belirten Uzm. Dr. Demet Çetin, grip aşısı ve zatürre aşısının risk grubundaki bireylerde hayat kurtardığını söyledi.</span></p>
<p><span></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_691ea60ead22b.jpg" length="72544" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:24:39 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kahve Tutkunları Dikkat! Kafein Masum Değil: İşte Vücudunuzdaki Gizli Tehlikeleri.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kahve-tutkunlari-dikkat-kafein-masum-degil-iste-vucudunuzdaki-gizli-tehlikeleri</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kahve-tutkunlari-dikkat-kafein-masum-degil-iste-vucudunuzdaki-gizli-tehlikeleri</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kahveyle tansiyon ilişkisi hakkında bilgi veren İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Derya Arğun, “Kahve ve çay gibi kafein içeren ürünlerin faydaları bir yana dursun, özellikle hipertansiyon hastalarında ve antihipertansif ilaç kullanan bireylerde kafeinin kardiyovasküler sistem üzerine olumsuz etkileri bulunabiliyor” dedi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Derya Arğun, kahvenin içindeki kafeinin beyinde bazı noktalarda etki gösterdiğine değinerek "Kafein, beyinde salgılanan adenozin adlı maddeyi engelleyerek damarların geçici olarak daralmasına neden olur. Bu da kan basıncını kısa süreli olarak 5–10 mm Hg kadar yükseltebilir. Bu etki genellikle kahveye alışkın olmayan kişilerde daha belirgindir. Kafeinli içecekten yaklaşık 30 dakika sonra tansiyon yükselir, 2–3 saat içinde normale döner. Düzenli tüketen kişilerde bu etki bir miktar azalabilir ama tamamen ortadan kalkmaz" diye konuştu.</p>
<p>'KAHVEYLE TANSİYON İLAÇLARINI BİRLİKTE TÜKETMEYİN'</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div vctrl="" lazy="" ad="id_d_300x250_detay" sz="d_size_300x250_1" st="300x250_detay" threshold="1000'" id="300x250_detay_0" sp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay" asp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/viewable/300x250_detay" data-google-query-id="CIDWm_C8_ZADFZiHgwcdLOEHNw">
<div id="google_ads_iframe_/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay_0__container__"></div>
</div>
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_829816180" data-notsy-mapped-container="1" data-ym-video-sticky-mode="1"></div>
</div>
</div>
<p>Kafeinli ürünler tüketirken özellikle tansiyon hastalarının dikkatli olması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Derya Arğun, "Kafein bazı tansiyon ilaçlarının etkisini azaltabilir ya da yan etkilerini artırabilir. Örneğin, kafein kalp hızını artırarak beta blokerlerin etkisini zayıflatabilir. Bunun yanında damar gevşemesini engelleyip kalsiyum kanal bloker ilaçlarının tansiyonu düşürme gücünü azaltabilir. Kafein idrar sökücü olduğu için fazla sıvı ve elektrolit kaybına neden olabilir. Ayrıca ACE inhibitörleri ve ARB'lerin kahveyle tüketilmesi tansiyonun gün içinde dalgalanmasına neden olabilir" ifadelerini kullandı.</p>
<p>'AKUT BASINÇ YÜKSELMESİNE NEDEN OLABİLİR'</p>
<p>Düzenli kafein tüketiminin kronik hipertansiyon gelişimine katkısının tartışmalı bir konu olduğunu kaydeden Doç. Dr. Arğun, "Meta-analizler, günde 2-3 fincan kahve tüketiminin genel popülasyonda belirgin hipertansiyon riskini artırmadığını, ancak mevcut hipertansiyon hastalarında akut basınç yükselmelerine yol açabileceğini göstermiştir. Ayrıca kafein, katekolamin salınımını artırarak kalp atım hızını ve miyokardiyal oksijen tüketimini yükseltebilir; bu da özellikle koroner arter hastalığı olan bireylerde risk teşkil eder" dedi.</p>
<p>'GÜNDE 2 FİNCAN KAHVE TÜKETİN'</p>
</div>
<p>Kafeinin fazlası kalp çarpıntısıyla ritim bozukluklarına yol açabilir diyen Doç. Dr. Arğun, "Fazla kafein alımı, ellerde titreme, huzursuzluk, uykusuzluk, mide asidinde artış, reflü, vücutta sıvı kaybı, tansiyon kontrolünde düzensizlik yapabilir. Bu nedenle de ilaç alımı ile kafein tüketimi arasında en az 1–2 saatlik süre bırakılması önerilir. Günlük kafein alımı 200 mg (yaklaşık 2 fincan kahve) ile sınırlandırılmalıdır. Kafeinsiz kahve veya bitki çayları tercih edilebilir. Enerji içecekleri ve pre-workout ürünlerinde gizli kafein kaynakları bulunabileceği için hastalara etiket okuma alışkanlığı kazandırılmalıdır. Tansiyon takibi yapan hastalarda kafein alımından sonraki değerlerin kaydedilmesi, bireysel duyarlılığın saptanmasına yardımcı olur" diye konuştu.</p>
<p>'TANSİYON TANISI OLANLAR SINIRLI TÜKETMELİ'</p>
<p>Kafeinin, kısa süreli kan basıncı yükselmelerine ve bazı antihipertansif ilaçlarla etkileşimlere neden olabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Arğun, "Her ne kadar düşük ve düzenli tüketim genel popülasyonda tolere edilebilir olsa da, hipertansiyon tanısı almış veya ilaç kullanan bireylerin kafein tüketimini sınırlandırmaları klinik olarak önemlidir. Doktor hasta iletişiminde bu konuya yer verilmesi, tedavi başarısını artıracak ve komplikasyon riskini azaltacaktır" ifadelerini kullandı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_691d55286165b.jpg" length="74401" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 08:27:13 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlar Uyarıyor: Bilinçsiz Kullanılan Bitkisel Takviyeler Karaciğer ve Böbrekleri Vuruyor!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlar-uyariyor-bilincsiz-kullanilan-bitkisel-takviyeler-karaciger-ve-boebrekleri-vuruyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlar-uyariyor-bilincsiz-kullanilan-bitkisel-takviyeler-karaciger-ve-boebrekleri-vuruyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, bilinçsiz şekilde kullanılan bitkisel gıda takviyelerinin çoklu ilaç kullanan hastalarda organ kayıplarına yol açabildiğini belirtti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Prof. Dr. Üstündağ, AA muhabirine, son dönemde yaygınlaşan kontrolsüz bitkisel ürün kullanımının insan sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi.</p>
<p>İnsan sağlığına faydaları bilimsel olarak kanıtlanmamış bu ürünlerin sağlık açısından risk oluşturduğunu vurgulayan Üstündağ, bitkisel gıda takviyelerinin özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkati çekti.</p>
<p>İlaçlarla etkileşime girebiliyor</p>
<p>Üstündağ, düzenli ilaç kullanmak zorunda olan kişilerin bitkisel takviyeleri bilinçsizce tüketmeleri halinde ilaç etkileşimlerinin ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.</p>
<p>Bu durumun böbrek başta olmak üzere organlarda hasar oluşturabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Üstündağ, şunları kaydetti:</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div vctrl="" lazy="" ad="id_d_300x250_detay" sz="d_size_300x250_1" st="300x250_detay" threshold="1000'" id="300x250_detay_0" sp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay" asp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/viewable/300x250_detay" data-google-query-id="COzLi_a8-JADFWNJkQQdgc8wgg">
<div id="google_ads_iframe_/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay_0__container__"></div>
</div>
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_33838641" data-notsy-mapped-container="1"></div>
</div>
</div>
<p>"Özellikle bitkisel tıp, Çin tıbbı denilen ülkemizde çok da bilimsel yürütülmeyen bir süreç var. Tek başına bir bitkinin kendisi, ondan oluşturulmuş yiyecek, içecek ilaç veya bitkisel ilaç belki sağlığa zararlı olmayabilir. Ancak özellikle kronik hastalığı olan, birden fazla ilaç kullanan insanlarda çok masum gibi görünen bitkisel ilaç, o kişinin kullanmak zorunda olduğu ilaçların hammaddeleriyle etkileşerek organ bozucu hale gelebilir. Karabaş otuyla gelişen böbrek yetmezliği, yine keçiboynuzu pekmeziyle gelişen böbrek hastalığı biliyorum. Elbette sağlıklı bir insan için keçiboynuzu pekmezi ve 2-3 gün arayla karabaş otu çayı içmek zararlı olmayabilir. Ancak diyabet, tansiyon, lipid ilacı içen ve kan sulandırıcı kullanan birinde bu bitkisel ilaçlar çok zararlı olabilir."</p>
<p>Her ilaç hekim kontrolünde kullanılmalı</p>
<p>Üstündağ, "doğal" olduğu iddiasıyla satışa sunulan ürünlerin zararsız sanılmaması ve bu tür ürünlerin mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>"Bitkisel tedavi" adı altında sunulmaya çalışılan bu ürünlerin vücutta geri dönüşü olmayan sıkıntılara yol açabildiğini bildiren Üstündağ, söz konusu ürünlerin vücudun doğal dengesini bozabildiğini kaydetti.</p>
<p>Üstündağ, bitkisel ilaç ya da gıda takviyeleri kullanıldığında ölüme varan çok ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabildiğine işaret ederek, "Lütfen, bu tür ürünleri hekiminize danışmadan kesinlikle kullanmayın. Özellikle kronik hastalığı olan ve çoklu ilaç kullanan bireyler çok dikkatli olmalı. Emin olun hekiminiz bu konuda yapılmış çalışmalar varsa onların ışığında sizi yönlendirecektir." ifadelerini kullandı.</p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_691ab62dc4f3c.jpg" length="24419" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 17 Nov 2025 08:44:29 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez&amp;apos;den Eğitimde Fırsat Eşitliği: Görme Problemi Olan 100 Çocuğa Gözlük Teslim Edildi.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepezden-egitimde-firsat-esitligi-goerme-problemi-olan-100-cocuga-goezluk-teslim-edildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepezden-egitimde-firsat-esitligi-goerme-problemi-olan-100-cocuga-goezluk-teslim-edildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>KEPEZ Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, ilçedeki 82 okulda 18 bin 137 öğrenciye yapılan göz sağlığı taramasının ardından, görme sorunu tespit edilen öğrencilere gözlüklerini teslim etti.</p>
<p>Kepez Belediyesi, öğrencilerin sağlıklı bir eğitim hayatı sürdürebilmeleri amacıyla başlattığı ücretsiz göz sağlığı taraması hizmetini sürdürüyor. Belediye Sağlık Merkezi tarafından bugüne kadar 82 okulda yapılan taramalarda 18 bin 137 öğrencinin göz sağlığı kontrol edildi. 2025-2026 Eğitim ve Öğretim yılı ara tatili nedeniyle göz taramalarının tamamlanmasının ardından Kepez Belediyesi ve hayırsever işbirliğiyle, görme problemi tespit edilen 100 çocuk gözlüklerine kavuştu.</p>
<p>Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, görme problemi tespit edilen öğrencileri aileleri ile beraber makamda kabul ederek, gözlükleri teslim etti. Başkan Kocagöz, Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi tarafından ilçedeki okullarda yürütülen göz sağlığı taraması hakkında bilgi verdi. “Bugüne kadar 82 okulda 18 bin 137 öğrencimizin göz sağlığı tarandı. Yapılan taramalarda 1917 öğrencimizin gözlerinde problem tespit edildi. Bağışçımız tarafından bugün 100 çocuğumuza gözlük bağışlandı. Çocuklarımızın sağlığı bizim için çok önemli" diyerek, hayırsever teşekkür etti. Başkan Kocagöz, sosyal belediyecilik anlayışıyla sürdürdükleri sağlık taramalarına dikkati çekerek, Mobil Sağlık Merkezi ile gerçekleştirilen kanser tarama hizmetlerine de değindi.</p>
<p>Hayırsever Nazif Eken de okullarda yapılan sağlık taramaları ve işbirliği için Başkan Kocagöz'e teşekkür ederek, 1000 çocuğa daha gözlük bağışı yapacaklarını bildirdi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6919a34630b89.jpg" length="93687" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 16 Nov 2025 13:11:53 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>SERİK Devlet Hastanesi&amp;apos;nde 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında farkındalık etkinliği gerçekleştirildi.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/serik-devlet-hastanesinde-14-kasim-dunya-diyabet-gunu-kapsaminda-farkindalik-etkinligi-gerceklestirildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/serik-devlet-hastanesinde-14-kasim-dunya-diyabet-gunu-kapsaminda-farkindalik-etkinligi-gerceklestirildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Serik Devlet Hastanesi'nde diyabet konusunda toplumsal bilinci artırmak amacıyla bilgilendirme standı kuruldu. Stantta görevli personel kan şekeri ölçümlerini yaptıkları vatandaşlara hastalık hakkında bilgi verdi. Başhekim Uzm. Dr. Serkan Kurt, diyabetin sık görülen, kontrol altında tutulmazsa erken yaşta ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açan, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, "14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında, diyabet hakkında farkındalık oluşturmak amacı ile hastanemize gelen tüm hasta, hasta yakını ve misafirlere yönelik bireysel diyabet risk değerlendirmesi yapılarak, çok faydalı olacak yaşam tarzı değişikliği önerilerimizi ilettik. Bugüne yönelik en önemli mesajımız düzenli beslenme, her gün 30 dakika yürüyüş, 1,5- 2 litre günlük su tüketimi, sigaradan ve stresten uzak durmanın, diyabetten ve diyabetin olumsuz etkilerinden koruması hakkında olmuştur" dedi. </span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6918222171a9b.jpg" length="112631" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 15 Nov 2025 09:48:40 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Polenler Gitti, Tehlike Bitmedi: Sonbaharda Küf Mantarlarına Dikkat!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/polenler-gitti-tehlike-bitmedi-sonbaharda-kuf-mantarlarina-dikkat</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/polenler-gitti-tehlike-bitmedi-sonbaharda-kuf-mantarlarina-dikkat</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, küf mantarlarının evde görünmeden çoğalabildiğini belirterek, "Solunum yoluyla bu mantar sporlarına maruz kalan kişilerde burun akıntısı, hapşırık, geniz kaşıntısı, gözlerde sulanma ve öksürük gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor" dedi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Havaların serinlemeye başladığı, kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirdiğimiz sonbahar ayları, birçok kişi için alerjik hastalıkların yeniden alevlendiği bir dönem anlamına geliyor. Bahar aylarında polenler nedeniyle artan alerjik şikayetler, sonbaharda bu kez küf mantarları, ev tozu akarları ve nemli ortamlar yüzünden yeniden ortaya çıkıyor.</p>
<p>Alerjinin kimi zaman yıl boyu devam edebilen bir durum olduğunu belirten Medline Adana Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, bu problemin erken tanı ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>
<p>Küf mantarları ve ev tozu akarları alerjiyi tetikliyor</p>
</div>
<p>Sonbaharla birlikte hava sıcaklıklarının düşmesi ve yağışların artmasının iç mekanlarda nem oranını yükselttiğini belirterek, Dr. Baysal, "Bu durum da küf mantarlarının ve ev tozu akarlarının çoğalması için elverişli bir ortam oluşuyor. Küf mantarları genellikle banyo, mutfak, bodrum gibi nemli bölgelerde duvarlarda veya mobilya arkasında görünmeden çoğalabiliyor. Solunum yoluyla bu mantar sporlarına maruz kalan kişilerde burun akıntısı, hapşırık, geniz kaşıntısı, gözlerde sulanma ve öksürük gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Ev tozu akarları ise özellikle yünlü halılar, pelüş oyuncaklar, yatak ve yastık içlerinde yaşıyor. Havalandırılmayan odalarda biriken bu mikroskobik canlılar da solunum yoluyla alerjik reaksiyonları tetikleyebiliyor. Bu sorundan korunmak için, evlerin sık sık havalandırılması, halıların düzenli olacak şekilde süpürülmesini ve yatak takımlarının yüksek ısıda yıkanması gerekiyor" dedi.</p>
<p>Kapalı alanlar alerjiyi riskini artırıyor</p>
<p>Havanın soğumasıyla birlikte daha fazla kapalı ortamlarda vakit geçirmenin alerjik kişilerin riskini arttırdığını söyleyen Baysal, "Okulların açılması, iş yerlerinde uzun saatler geçirilmesi ve evde geçirilen zamanın artması, alerjenlerle temas süresini uzatıyor. Bu da burun tıkanıklığı, sürekli hapşırma, boğazda yanma ve öksürük gibi şikâyetlerin sıklaşmasına neden oluyor. Evlerde kullanılan ısıtıcı sistemleri de ortam havasını kurutarak burun ve boğaz mukozasının savunma direncini azaltabiliyor. Bu durum hem alerjik reaksiyonlara hem de üst solunum yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlıyor. Bu nedenle yaşam alanlarının düzenli havalandırılması, filtrelerin temizlenmesi ve ortam nem dengesinin korunması büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu.</p>
<p>Burun tıkanıklığını hafife almayın</p>
<p>Uzun süren burun tıkanıklığı, geniz akıntısı veya geçmeyen öksürüğün sadece basit bir soğuk algınlığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydeden Baysal, "Bu tür belirtiler kronikleşirse alerjik rinit veya sinüzit gibi rahatsızlıklara dönüşebiliyor. Bu durumda alerji belirtileri yaşam kalitesini düşürmeden önce bir göğüs hastalıkları veya alerji uzmanına başvurmak önem taşıyor" diye konuştu.</p>
<p>Dr. Mustafa Faysal Baysal, sonbahar alerjilerini önlemek veya hafifletmek için şu önerileri sıraladı:</p>
<p>"Evde nem oranını yüzde 40-50 arasında tutun; gerekirse nem alıcı cihaz kullanın</p>
<p>Yatak, yastık ve yorganları haftada bir 60 derecede yıkayın</p>
<p>Halı, perde ve pelüş oyuncakları mümkün olduğunca azaltın</p>
<p>Pencereleri sabah erken veya gece geç saatlerde kısa süreli açarak evi havalandırın</p>
<p>Küf oluşan bölgeleri sirke veya özel temizlik ürünleriyle temizleyin</p>
<p>Gerekirse doktor tavsiyesiyle alerji ilaçları veya burun spreyleri kullanın</p>
<p>Evcil hayvan tüyleri alerjiyi tetikleyebileceği için hayvanla aynı odada uyumamaya özen gösterin."</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6918112391480.jpg" length="58528" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 15 Nov 2025 08:36:37 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Diyabetin Gölgesi Gözlerde: Göz Sağlığınız Risk Altında!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/diyabetin-goelgesi-goezlerde-goez-sagliginiz-risk-altinda</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/diyabetin-goelgesi-goezlerde-goez-sagliginiz-risk-altinda</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Göz tansiyonu ve kataraktın, şeker hastalarında normalden 2 kat fazla görüldüğü bildirildi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesinden "14 Kasım Dünya Diyabet Günü" kapsamında yapılan açıklamada, diyabetin Türkiye'de görülme sıklığının 11,9 olduğu, her 100 kişiden 12'sinde diyabet görüldüğü belirtildi.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Op. Dr. Ebru Ceyda Bostan, "diyabetik retinopati" denen şeker hastalığının gözü etkileme sıklığının yaklaşık yüzde 30 olduğunu, 20 yılın üzerinde diyabeti olan her 4 hastanın 3'ünde etkilenme olabildiğini kaydetti.</p>
<p>Bostan, diyabette göz sorunlarının gelip geçici görme bozukluklarından çift görme ve kalıcı görme bozukluklarına kadar geniş yelpazede yer aldığını aktararak, şöyle devam etti:</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div vctrl="" lazy="" ad="id_d_300x250_detay" sz="d_size_300x250_1" st="300x250_detay" threshold="1000'" id="300x250_detay_0" sp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay" asp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/viewable/300x250_detay" data-google-query-id="CMOLo57t8JADFddGngYdt1kfcA">
<div id="google_ads_iframe_/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay_0__container__"></div>
</div>
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_26906513" data-notsy-mapped-container="1" data-ym-video-sticky-mode="1"></div>
</div>
</div>
<p>"Gelip geçici görme kaybı, kan şekerindeki dalgalanmaya bağlıdır. Kan şekeri oldukça düzensiz giden bir hastada, yoluna girdiğinde veya tam tersine düzenli giden bir hastada kan şekeri ayarında ciddi bozulma olduğunda görülebilir. Diyabet hastalarında katarakta daha sık ve daha erken yaşta rastlamak mümkün. Göz tansiyonu ve katarakt, şeker hastalarında normalden 2 kat fazla görülmekte. Diyabet hastalarında en önemli ve sık karşılaştığımız göz hastalığı, diyabetik retinopatidir. Gözün iç tabakası olan retinanın hasar görmesidir. 20-65 yaş grubunda önde gelen körlük nedenlerindendir."</p>
<p>Diyabet tanısı itibarıyla 10 yıllık süreden sonra retinopati görülme sıklığının arttığına dikkati çeken Bostan, kan şekeri kontrolünün önemli bir faktör olduğuna işaret etti.</p>
<p>"Erken tanı, körlüğün engellenmesi için önemli"</p>
<p>Kan şekerinin düzensiz seyretmesinin, kan şekerinin ani yükselmesi ve düşmesinin retinanın bozulmasını ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırdığını belirten Bostan, "Gebelik, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği, böbrek hastalığı, retinopatiyi ağırlaştıran diğer faktörlerdir. Bu tabakanın hasarı hafiften ağıra kadar sınıflandırılabilir. Erken tanısı körlüğün engellenebilirliği açısından önemli. Bu yüzden de diyabet tanısı olan her hastanın hiçbir şikayeti olmasa bile ortalama yılda bir göz muayenesinden geçmesi önerilmektedir. Önerilen kontrollerde hastanın diyabet hastası olduğunu belirtmesi, erken teşhis ve tedavi için çok önemlidir." bilgisini paylaştı.</p>
<p>Bostan, özellikle göz dibi muayenelerinde retinada etkilenme tespit edilen hastalarda gözün etkilenme oranına göre çok daha sık kontrollerinin gerekebileceğini kaydetti.</p>
<p>Hafif hastalıkta temel tedavi şeklinin diyabetin kontrol altına alınması olduğuna değinen Bostan, diyabetik retinopatinin erken teşhisi ve tedavisi halinde görme fonksiyonunun iyi seviyede korunacağını bildirdi.</p>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6916b70d0ad7d.jpg" length="40372" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 14 Nov 2025 07:59:09 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Muratpaşa&amp;apos;dan Kalp Sağlığı Semineri: 25 Kasım&amp;apos;da Ücretsiz Bilgilendirme</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/muratpasadan-kalp-sagligi-semineri-25-kasimda-ucretsiz-bilgilendirme</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/muratpasadan-kalp-sagligi-semineri-25-kasimda-ucretsiz-bilgilendirme</guid>
        <description><![CDATA[ <p>Antalya Muratpaşa Belediyesi, kalp ve damar hastalıklarına karşı toplumu bilinçlendirmek amacıyla 25 Kasım’da belediye Kültür Salonu’nda “Kalp Sağlığı Bilgilendirme Semineri” düzenleyecek.<br>Memorial Hastane grupları iş birliğiyle gerçekleşecek seminerde uzman doktorlar tarafından kalp hastalıklarından korunma yolları, kalp hastalıkları tedavileri ve önleyici tedbirler, sağlıklı beslenme ve egzersiz rutinlerinin kalp sağlığına olumlu etkileri, kalp krizi belirtileri ve acil durumlarda yapılması gerekenler hakkında detaylı bilgilendirmeler yapılacak.<br>Belediyenin Kültür Salonu’nda ücretsiz olarak düzenlenecek “Kalp Sağlığı Bilgilendirme Semineri” 25 Kasım’da 15.00-17.00 saatleri arasında gerçekleşecek.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_691435159311a.jpg" length="93356" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 12 Nov 2025 10:20:21 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Obezite Cerrahisi Uygulama Üniteleri Yönetmeliği&amp;apos;nde Önemli Değişiklik</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/obezite-cerrahisi-uygulama-uniteleri-yoenetmeliginde-onemli-degisiklik</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/obezite-cerrahisi-uygulama-uniteleri-yoenetmeliginde-onemli-degisiklik</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen Obezite Üniteler ve Obezite Cerrahisi Uygulama Üniteleri Hakkında Yönetmelikte değişiklik yapılması hakkında yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre obezite tedavisi süreçlerinde cerrahi dışı programların güçlendirilmesi, klinik başarı göstergelerinin izlenmesi hedeflenirken önce medikal tedavi yaklaşımı zorunlu hale getirildi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Obezite tedavisinde hizmet sunumunu daha sistematik, güvenli ve bilimsel standartlara dayalı hale getirmek amacıyla Sağlık Bakanlığınca düzenlenen "Obezite Üniteleri ve Obezite Cerrahisi Uygulama Üniteleri Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik ile obezite tedavisi süreçlerinde; cerrahi dışı programların güçlendirilmesi, klinik başarı göstergelerinin izlenmesi ve hasta güvenliğinin artırılması hedefleniyor.<br><br><strong>"ÖNCE MEDİKAL TEDAVİ" YAKLAŞIMI TÜM MERKEZLERDE ZORUNLU HALE GELDİ</strong></p>
</div>
<p><span>Yönetmelik ile birlikte, daha önce de mevzuatta yer alan "önce diyet, yaşam tarzı değişikliği ve medikal tedavi" ilkesi artık tüm obezite birimlerinde standart hale getirildi. Bu kapsamda obezite tedavisinde hastaların öncelikle yaşam tarzı düzenlenecek, beslenme alışkanlıkları değiştirilecek. Gerekirse psikolojik ve davranışsal destek verilerek medikal tedavi alması sağlanacak. Cerrahi tedavi ise klinik olarak gerekli görülen durumlarda yalnızca uygun kriterleri karşılayan hastalarda uygulanabilecek. Bu sayede, her hastanın kişisel ihtiyaçlarına uygun, bütüncül ve kademeli bir tedavi sürecinin yürütülmesi sağlanacak.</span><br><br><strong>OBEZİTE ÜNİTELERİNİN KLİNİK BAŞARI VE PERFORMANSI SİSTEMATİK OLARAK DEĞERLENDİRİLECEK</strong></p>
<p>Yeni düzenleme ile yalnızca merkezlerin fiziki şartları değil, sunulan tedavinin etkinliği, güvenliği ve sürdürülebilir klinik başarısı da izlenecek. Merkezlerin performansı klinik kalite göstergeleri üzerinden sistematik olarak değerlendirilecek. Sonuçlara göre merkezler "yeterli", "kısmen yeterli" veya "yetersiz" olarak sınıflandırılacak. "Kısmen yeterli" merkezler için iyileştirme planı zorunluluğu getirilirken, "yetersiz" bulunan merkezlerin faaliyetleri gerekirse durdurulabilecek. Bu yapıyla obezite cerrahisinde hasta güvenliği, klinik kalite ve hesap verebilirlik esası güçlendirilmiş olacak.<br><br><strong>OBEZİTE CERRAHİSİ SADECE BELGELİ VE ONAY ALMIŞ UZMANLAR TARAFINDAN YAPILABİLİYOR</strong></p>
<p>Obezite cerrahisi uygulamaları yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından verilen "Obezite Cerrahisi Uygulama Belgesi"ne sahip genel cerrahi uzmanları tarafından gerçekleştirilebiliyordu. Bu kapsama çocuk cerrahisi uzmanları da eklendi. Obezite Cerrahisi belgesini alabilmek için ise belirli sayıda vaka deneyimi, Sağlık Bakanlığınca tanımlanan eğitimlerin tamamlanması ve "Obezite Cerrahisi Onay Komisyonu" tarafından değerlendirilme şartları aranıyor.</p>
<p><br><strong>OBEZİTE ÜNİTELERİNE MULTİDİSİPLİNER EKİP VE ELEKTRONİK TAKİP ZORUNLULUĞU GETİRİLDİ</strong></p>
<p><span>Yeni yönetmelik ile her obezite ünitesinde diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, hemşire ve ilgili uzman hekimlerden oluşan multidisipliner ekip bulunması zorunlu hale getirildi. Ayrıca tüm tedavi süreçleri elektronik kayıt sistemi üzerinden izlenecek ve yıllık değerlendirmelere tabi tutulacak. Bu yapıyla tedavi etkinliği dijital olarak takip edilecek, ulusal ölçekte karşılaştırılabilir klinik kalite verileri elde edilecek. Sağlık Bakanlığı, bu düzenleme ile obezite tedavisinde bilimsel rehberlere dayalı, sonuç odaklı ve sürdürülebilir bir ulusal sağlık hizmeti modeli oluşturmayı amaçlıyor. Bu kapsamda yeni yönetmelik ile cerrahi dışı tedavi programlarının güçlendirilmesi, bilimsel rehberlere dayalı klinik uygulama birliğinin oluşturulması, hasta güvenliğini ve hesap verebilirliği merkeze alan bir denetim sisteminin kurulması ile klinik başarı göstergelerinin düzenli olarak ölçülmesi hedefleniyor.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_691423859a5f0.jpg" length="46238" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 12 Nov 2025 09:06:01 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Resmi Gazete&amp;apos;de Yayımlandı: Sağlık Lisans Yönetmeliği Başladı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/resmi-gazetede-yayimlandi-saglik-lisans-yoenetmeligi-basladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/resmi-gazetede-yayimlandi-saglik-lisans-yoenetmeligi-basladi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanlığı tarafından özel sağlık sektöründeki yatırımları stratejik bir planlama ile yönlendirmek amacıyla Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, yeni sistemle özel sağlık tesisi açılmasına yönelik lisans süreçleri; bölgesel ihtiyaçlar ve şehrin mevcut alt yapısı analiz edilerek belirlenecek.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sağlık Bakanlığı tarafından özel sağlık sektöründeki yatırımları stratejik bir planlama ile yönlendirmek amacıyla 'Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği' Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, özel sağlık tesisi açılmasına yönelik lisans süreçleri; bölgesel ihtiyaçlar ve şehrin mevcut alt yapısı analiz edilerek belirlenecek. Bu sayede özellikle Anadolu'da ihtiyaç duyulan illerde yatırım teşvik edilerek, sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması sağlanacak. Düzenleme ile özel sağlık tesislerinin yatırımlarında bölge bazlı atıl kapasitenin de önüne geçilecek.</p>
<p><strong>KAYNAK İSRAFININ ÖNÜNE GEÇİLECEK</strong></p>
<p>Yeni düzenleme ile özel sağlık tesislerine kadro standardı oluşturulacak. Bu sayede sağlık tesisi ve sağlık personeli gibi kıymetli kaynakların ülke genelinde dengeli bir şekilde dağılımı sağlanırken, kaynak israfının da önüne geçilecek. Özellikle Anadolu'da, ihtiyaç duyulan illerdeki yatırımların teşvik edileceği yeni yönetmelik ile herkesin eşit kalite standartlarında sağlık hizmetine erişebilmesi hedefleniyor.</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div vctrl="" lazy="" ad="id_d_300x250_detay" sz="d_size_300x250_1" st="300x250_detay" threshold="1000'" id="300x250_detay_0" sp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay" asp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/viewable/300x250_detay" data-google-query-id="CLT8zoCz6ZADFZYpBgAdgAQTLw">
<div id="google_ads_iframe_/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/saglik/300x250_detay_0__container__"></div>
</div>
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_848037609" data-notsy-mapped-container="1" data-ym-video-sticky-mode="1"></div>
</div>
</div>
<p>Yeni sistemde, yatırım yapılacak tıbbi branşlar, özellikli hizmetler, sağlık tesisinin büyüklüğü ve kullanılacak tıbbi cihazlar birbiriyle uyumlu hâle getirilecek. Lisans alacak sağlık tesisinin fiziki kapasitesi, insan gücü ve teknolojik altyapısı bütüncül bir şekilde planlanacak.</p>
<p><strong>TÜM LİSANS SÜREÇLERİ DENETLENEBİLİR OLACAK</strong></p>
<p>Yasal düzenleme ile tüm özel sağlık tesisi lisans süreçleri, Sağlık Bakanlığı'nın kontrolünde, merkezi planlamayla yürütülecek. Lisans süreçlerin her aşaması şeffaf ve denetlenebilir olacak. Düzenleme ile özel sektörün dinamizminin ulusal sağlık politikalarıyla uyumlu hale getirilmesi, özel sağlık tesislerinde vatandaşlar için 'daha erişilebilir, kaliteli ve sürdürülebilir' bir sağlık ekosistemi inşa edilmesi amaçlanıyor.</p>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6912ce40e9c0d.jpg" length="42220" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 11 Nov 2025 08:50:24 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Grip Belirtileri Başladıysa Dikkat! En Sık Görülen Semptomlar ve Uygulanması Gereken Tedaviler.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/grip-belirtileri-basladiysa-dikkat-en-sik-goerulen-semptomlar-ve-uygulanmasi-gereken-tedaviler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/grip-belirtileri-basladiysa-dikkat-en-sik-goerulen-semptomlar-ve-uygulanmasi-gereken-tedaviler</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Karaduman Yalçın, "Grip ve soğuk algınlığı, birbirine benzeyen ancak iki ayrı hastalıktır. İki hastalıkta da burun akıntısı, öksürük ve halsizlik belirtileri baş göstermektedir. Bu belirtileri ağır yaşayanların mutlaka bir hekime görünmesi yaşam kalitesi açısından önem taşımaktadır" dedi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Grip ve soğuk algınlığı hakkında bilgi veren Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, bu hastalıklarının tanımı, belirtileri ve korunmanın yolları hakkında bilgiler vererek uyarılarda bulundu.</p>
</div>
<p><span>Uzm. Dr. Yalçın, "Grip ve soğuk algınlığı halk arasında sıkça karıştırılsa da farklı virüslerin neden olduğu iki ayrı solunum yolu enfeksiyonudur. Grip, influenza virüsü kaynaklıdır ve ani başlayan, daha ağır seyreden bir hastalıktır. Soğuk algınlığı ise genellikle rinovirüs gibi daha hafif seyirli virüslerle ortaya çıkar. Her iki hastalıkta da burun akıntısı, öksürük ve halsizlik görülebilir. Ancak gripte tablo daha şiddetlidir: Grip belirtileri; yüksek ateş, titreme, kas ağrıları, baş ağrısı, yoğun halsizlik, kuru öksürük. Soğuk algınlığı belirtileri ise, Hafif ateş, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, hapşırma, hafif öksürüktür. Gripte hastanın günlük yaşamını sekteye uğratacak düzeyde yorgunluk yaşadığını, soğuk algınlığında ise semptomların daha hafif seyretmektedir. Her iki hastalıkta da antibiyotik kullanımı genellikle gereksizdir çünkü nedenleri viraldir.</span></p>
<p>Bu anlamda tedavide şu noktalara dikkat çekersek; gripte antiviral ilaçlar, özellikle ilk 48 saatte başlanırsa etkili olabilir. Soğuk algınlığında semptomları hafifletici destekleyici tedaviler (burun spreyi, ağrı kesici, bol sıvı tüketimi) yeterlidir. Her iki durumda da istirahat, hijyen kurallarına dikkat ve bağışıklık sistemini destekleyici beslenme önemlidir. Grip ve soğuk algınlığından korunmak için de şunlara dikkat etmeliyiz. Grip aşısı: Özellikle risk grubundakiler (65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar) için her yıl önerilir.</p>
<p>El hijyeni: Virüslerin yayılmasını önlemenin en etkili yollarından biridir. Kapalı alanlarda maske kullanımı: Özellikle salgın dönemlerinde toplu alanlarda maske takmak bulaş riskini azaltır. Beslenme ve uyku düzeni: Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için dengeli beslenme ve yeterli uyku şarttır. Grip ve soğuk algınlığı, basit gibi görünse de özellikle risk gruplarında ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Belirtileri ciddiye almak, erken dönemde hekime başvurmak ve koruyucu önlemleri ihmal etmemek toplum sağlığı açısından büyük önem taşır" diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6911744e0e9c4.jpg" length="43711" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 10 Nov 2025 08:13:43 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Menenjit Hastalığına Karşı En Güçlü Silah: Uzmanlar Aşılamanın Kritik Rolünü Vurguluyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/menenjit-hastaligina-karsi-en-guclu-silah-uzmanlar-asilamanin-kritik-rolunu-vurguluyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/menenjit-hastaligina-karsi-en-guclu-silah-uzmanlar-asilamanin-kritik-rolunu-vurguluyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, hayatın ilk yıllarında ve gençlik döneminde sıkça görülen meningokok menenjiti konusunda uyarıyor. Hastalık, özellikle bebeklerde ve ergenlerde ciddi seyredebiliyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Aytaç Uras, meningokok (menenjit) aşısı hakkında bilgilendirdi.</p>
<p>"Megingokok sebebiyle şiddetli baş ağrısı, bulantı, ciltte döküntü olabilir"</p>
<p>Uzm. Dr. Uras, "Neisseria Meningitidis, menenjit (beyin zarı iltihabı) veya kan dolaşımı enfeksiyonuna (septisemi) yol açabilen bir bakteri türüdür. Ayrıca zatürre (pnömoni), göz enfeksiyonu (konjonktivit), eklem iltihabı (septik artrit) ve kalp kası iltihabına (miyokardit) da yol açabilmektedir. Meningokok menenjit sıklıkla hayatın ilk yılında görülür, ardından gençlik yıllarında ikincil zirvesini yapar. Çoklu organ yetmezliği ile geri dönüşsüz şok gelişimi, akut meningokok enfeksiyonlarında ölümcül sonuçlara yol açar. Meningokoklar serolojik olarak gruplara ayrılırlar. A, B, C, Y VE W en sık görülenleridir. Birçok çocukta birkaç saat ile birkaç gün içinde şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, bulantı, kusma ve stupor (koma) görülür. Ciltte alacalı görünüm, basmakla solmayan döküntü olabilir" diye konuştu.</p>
<p>"Özellikle 1 yaş altı çocuklar risk altında"</p>
</div>
<p>Risk grubundaki çocuklardan bahseden Uzm. Dr. Uras, "Meningokok enfeksiyonu herkesi etkileyebilir ancak özellikle 1 yaş altı bebekler olmak üzere 5 yaşın altındaki çocuklarda ve 15-19 yaş arası çocuklarda artan bir risk vardır. Ülkemizde B grubu, A, C, W ve Y gruplarına karşı koruma sağlayan aşılar uygulanmaktadır. B grubu meningokoklara karşı koruma sağlayan aşı en erken bebeklere 8. haftalarında uygulanmaya başlanmaktadır. Aşıların zamanlaması ve doz şeması başlandığı yaşa göre değişiklik göstermektedir" ifadelerini kullandı.</p>
<p>"Meningokok menenjit aşısını çocuklarımıza öneriyoruz"</p>
<p>Uzm. Dr. Uras, "Meningokok aşısından sonra yüksek ateş, ishal, kusma, döküntü, huzursuzluk görülebilir ancak çoğunlukla bir yan etki yaşanmaz. Görülen yan etkilerin hiçbiri ciddi boyutlarda değildir ve kısa sürede düzelir. Ülkemizde de yaygın görülen bu hastalık için Meningokok menenjit aşısını çocuklarımıza önermekteyiz" açıklamasında bulundu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_690d88ff59803.jpg" length="24649" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 07 Nov 2025 08:52:31 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kan Kanserinde Devrim: CAR&amp;T, Eskiye Göre Yaşam Süresini Ciddi Şekilde Uzattı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kan-kanserinde-devrim-car-t-eskiye-goere-yasam-suresini-ciddi-sekilde-uzatti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kan-kanserinde-devrim-car-t-eskiye-goere-yasam-suresini-ciddi-sekilde-uzatti</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen 51. Ulusal Hematoloji Kongresi'nde konuşan Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özgür Mehtap, lenfoma ve kan kanseri tedavilerinde son yıllarda önemli gelişmeler kaydedildiğini belirterek, "Özellikle yüksek riskli hastalarda akıllı ilaçlarla tam yanıt oranları arttı. CAR-T tedavisiyle dirençli hastaların yüzde 60 kadarında 5 yıllık hastalıksız hayat elde edilebiliyor" dedi.</span><br><span>Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen 51. Ulusal Hematoloji Kongresi, 28 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirildi. Kongre kapsamında katılımcılara bilgi veren Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özgür Mehtap, lenfoma ve lösemi tedavilerine ilişkin gelişmeleri değerlendirdi.</span><br><br><span>"Akıllı ilaçlar ön plana çıkmaya başladı"</span><br><span>Lenfoma tedavisinde son 10 yılda büyük ilerlemeler kaydedildiğini vurgulayan Prof. Dr. Özgür Mehtap, "Özellikle erken relaps yapan, ilk tedaviye cevap vermeyen yüksek riskli hastalarda ‘spesifik antikor' dediğimiz akıllı ilaçlar kullanılmaya başlandı. Bunlarla çok iyi kür oranları, tam yanıt oranları elde edilmeye başlandı" şeklinde konuştu.</span><br><br><span>"CAR-T ile yaşam süresi ciddi şekilde uzadı"</span><br><span>Hücre temelli immünoterapiler arasında yer alan CAR-T tedavisinin başarısına dikkat çeken Mehtap, "Eskiye göre, CAR-T tedavisiyle hastalarda büyük bir hayat elde ediliyor. Örneğin; ilk tedaviye dirençli olan hastalarda yaşam süresi yaklaşık 6 ay iken ya da ilk 1 yıl içerisinde nüksetmiş hastalarda 6 ay iken, bu tedavilerle bu hastaların yaklaşık yüzde 40-50'sinde tam yanıt elde edilip, bunların da yüzde 60 kadarında 5 yıllık hastalıksız yaşam elde edildi. Dolayısıyla geçmişe göre çok daha iyi yerlerdeyiz" dedi.</span><br><br><span>"Kronik lösemilerde yaşam normal yaşam süresine yaklaştı"</span><br><span>Kan kanserlerinde tedavi yönetiminin hastalığın türüne göre değiştiğini belirten Prof. Dr. Mehtap şunları söyledi:</span><br><span>"Kronik lösemilerde elimiz şu anda çok iyi. Hastalar neredeyse kendi yaş grubuyla aynı süre içerisinde yaşıyorlar. Hem toksisite açısından kemoterapiden uzaklaşılmış tedaviler var. Gerek KML (Kronik Miyeloid Lösemi), gerek KLL'de eskisine göre çok iyi durumdayız."</span><br><br><span>"Akut lösemilerde hedefe yönelik tedaviler umut veriyor"</span><br><span>Akut lösemilerde ise genetik özelliklerin tedavi başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Mehtap, şu değerlendirmede bulundu:</span><br><span>"Akut lösemilerde yeni tedaviler var. Venetoklaks gibi BCL-2 inhibitörlerinin tedaviye girmesiyle akıllı ve hedefe yönelik seçenekler arttı. FLT3 mutasyonuna yönelik tedaviler gibi spesifik tedaviler sayesinde yaşam süreleri eskiye göre belirgin şekilde arttı. Eğer iyi genetik risk faktörleri varsa ya da hedefe yönelik tedavi seçeneği mevcutsa başarılı sonuçlar alıyoruz. Dolayısıyla hastayı bireysel özelliklerine göre ele almak gerekiyor."</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_690c5f49ae4d6.jpg" length="85148" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 06 Nov 2025 11:42:14 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Safra Yolu Kanseri Tedavisinde Çığır Açacak Gelişme: Hastalar İçin Yeni Umut Doğdu!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/safra-yolu-kanseri-tedavisinde-cigir-acacak-gelisme-hastalar-icin-yeni-umut-dogdu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/safra-yolu-kanseri-tedavisinde-cigir-acacak-gelisme-hastalar-icin-yeni-umut-dogdu</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Genellikle geç tanı veren ve agresif ilerleyen safra yolları kanserinde, "kemoterapi-immünoterapi" kombine tedavisiyle hastalığın seyrine bağlı ortalama yaşam süresi ve hayat kalitesinin arttığı belirtildi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Onkoloji ve İmmünoterapi Derneği üyesi ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şahin Laçin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde düzenlenen 9. Ulusal İmmünoterapi ve Onkoloji Kongresi'nde, safra yolları kanserinde yeni nesil immünoterapiye ilişkin, AA muhabirine açıklamada bulundu.</p>
<p>Dünyada her yıl yaklaşık 210 bin yeni safra yolları kanseri vakası görüldüğünü belirten Laçin, hastalığın genellikle 60 yaş üstündeki kişilerde ortaya çıktığını ve ileri evrede teşhis edildiğini anlattı.</p>
<p>Laçin, Türkiye'de nadir görülen bu hastalığın, agresif seyirli yapısıyla dikkati çektiğini vurgularken Sağlık Bakanlığı verilerine göre, safra yolları kanserinin, karaciğer tümörleriyle değerlendirildiğinde toplam kanser vakalarının yaklaşık yüzde 1-2'sini oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p>"Türkiye'de hastalara modern immünoterapiye erişim imkanı sunuluyor"</p>
<p>Nadir ama agresif seyirli olan kansere erken tanı konulmasının, zor olduğunu belirten Laçin, bu nedenle yeni ve etkili tedavilere erişimin, hastaların yaşam süresini uzatmada kritik rol oynadığına dikkati çekti.</p>
</div>
<p>"Bu immünoterapi tedavisinin, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanımasını sağlayan bir madde olduğu bilgisini paylaşan Laçin, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>"Normalde kanser hücreleri, PD-L1 adlı proteini üreterek bağışıklık sisteminden gizlenir. Bu sayede vücut, kanser hücrelerini fark edemez hale gelir. Söz konusu tedavi, bu etkileşimi engelleyerek bağışıklık sisteminin yeniden aktif hale gelmesini sağlar. Böylece vücudun kendi savunma mekanizması, kanser hücrelerini tanıyıp tanımlamış en güzel ve güçlü doğal yollarla yok etmeye başlar.</p>
<p>Bilimsel verilere göre bu tedavi, ileri evre safra yolları kanseri hastalarında yaşam süresini kemoterapiye göre yaklaşık yüzde 30 oranında uzatmakta ve 2 yıllık sağ kalım oranını iki kattan fazla artırmaktadır."</p>
<p>Laçin, yenilikçi ilaç tedavisinin, SGK geri ödeme kapsamına alındığını belirterek Türkiye'de hastalara modern immünoterapiye erişim imkanı sunulduğunu söyledi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_690c33775c058.jpg" length="44983" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 06 Nov 2025 08:34:59 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>KEPEZ Belediyesi’nin Mobil Sağlık Merkezi, Duraliler Mahallesi sakinlerine ücretsiz kanser tarama hizmeti sundu.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesinin-mobil-saglik-merkezi-duraliler-mahallesi-sakinlerine-ucretsiz-kanser-tarama-hizmeti-sundu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesinin-mobil-saglik-merkezi-duraliler-mahallesi-sakinlerine-ucretsiz-kanser-tarama-hizmeti-sundu</guid>
        <description><![CDATA[ <p>Belediye Sağlık Merkezi ile özel hastane konforunda hizmet veren Kepez Belediyesi, bir yandan da Mobil Sağlık Tırı ile kanser tarama hizmetlerini mahalle mahalle, ilçe ilçe Antalya’nın dört bir yanına taşıyor. Ekim ayında Mobil Sağlık Merkezi, aracılığıyla ilçelere ücretsiz kanser tarama hizmeti ulaştıran Kepez Belediyesi, bu hafta kanser taramalarına Duraliler Mahallesi’nden başladı. Kanser tarama programı, hafta boyunca Kültür, Gülveren ve Teomanpaşa Mahalleleri’nde devam edecek. Kepez Belediyesi’nin Mobil Sağlık Tırı, Ekim ayında Muratpaşa, Aksu, Elmalı, Döşemealtı, Demre, Kumluca, Korkuteli ve Konyaaltı ilçelerine kanser tarama hizmeti sundu.</p>
<p>'KANSERDE ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR'</p>
<p>Sağlık hizmetlerinin de sosyal belediyeciliğin önemli bir parçası olduğunu belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Belediyecilik sadece yol yapmak, park yapmak değil. Sosyal belediyecilik anlayışımızın bir gereği olarak, sağlık hizmetlerini de vatandaşımıza ulaştırmayı bir görev olarak biliyoruz. Unutmayalım ki, kanserde erken teşhis hayat kurtarır" dedi.</p>
<p>RİSKLİ KİŞİLER TEDAVİ ALTINA ALINIYOR</p>
<p>Kepez’in Mobil Sağlık Merkezi tarafından yapılan tarama sonuçları, mamografi için Ulusal Tarama Mamografi Raporlama Merkezi’ne, rahim ağzı ve bağırsak kanseri taramaları için ise Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Kanser Daire Başkanlığı Ulusal HPV Laboratuvarı’na gönderiliyor. Risk grubunda tespit edilen hastalar ise Sağlık Bakanlığı’nın imkanlarıyla tedavi altına alınıyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6908a577b62bd.jpg" length="114588" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 03 Nov 2025 15:52:32 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya&amp;apos;daki Hematoloji Kongresi&amp;apos;nden Önemli Gündemler: Uzman Sayısı Yetersiz, İlaçlara Erişim Zor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyadaki-hematoloji-kongresinden-onemli-gundemler-uzman-sayisi-yetersiz-ilaclara-erisim-zor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyadaki-hematoloji-kongresinden-onemli-gundemler-uzman-sayisi-yetersiz-ilaclara-erisim-zor</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya'da düzenlenen 51. Ulusal Hematoloji Kongresi'nde, kronik miyeloid lösemi hastalarının tedavisine ilişkin yapılan anket sonuçları, yenilikçi ilaçlara erişimde yaşanan zorluklar, çocukluk çağı hematolojik hastalıklarında erişkine geçiş ihtiyacı ve hematoloji uzmanı sayısının yetersizliği gündeme geldi. Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhlis Cem Ar, "Hastaların en çok merak ettikleri; bu iş nasıl gidecek? Nasıl sonuçlanacak" dedi. İkinci Başkan Prof. Dr. Şule Ünal Cangül, "Talasemi hastaları artık pediatriden mezun olmalı; erişkine geçiş yapmalılar" derken, Prof. Dr. Selami Koçak Toprak, "CAR-T tedavisi devrimsel bir gelişme ancak pahalı ilaçlara erişimde tüm dünyada zorluk yaşanıyor" ifadelerini kullandı. Genel Sekreter Prof. Dr. Özgür Mehtap ise, "Hekim sayısı azaldıkça iş yükü artıyor; iş yükü arttıkça tercih azalıyor. Bu kısır döngünün kırılması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.</span><br><span>Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen 51. Ulusal Hematoloji Kongresi, 28 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirildi. Basın toplantısında konuşan Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhlis Cem Ar, bu yılki kongrenin gelmiş geçmiş en yoğun katılımla yapıldığını vurgulayarak şu bilgileri verdi:</span><br><span>"58 yıllık bir derneğin 51. kongresi, bu sene bini aşkın katılımcı var. Şu ana kadar yapılmış en kalabalık hematoloji kongresi. Gerek endüstri, gerek hekim arkadaşlarımızın ya da hematolojiyle uğraşan bilim dallarının büyük bir ilgisi var. Programın uzunluğuyla birlikte artan bildiri sayısı ile 400'e aşkın bildiri geldi. Bunların 274'ü hakemler tarafından seçildi ve ilk defa bu sene üç ayrı sözlü sunum, başkanın seçtikleri, tartışmalı posterler… Gelen gençlerin de kendilerini ifade edebilecekleri, çok güzel çalışmalarıyla katkıda bulunacakları bir kongre oldu. Sekiz tane bildiri ödül kazandı" dedi.</span><br><br><span>"Ulusal veri tabanları dünyaya referans oluyor"</span><br><span>Prof. Dr. Ar, Türkiye'nin çok merkezli hematoloji veri tabanlarının uluslararası literatürde büyük ilgi gördüğünü belirterek, "Talasemi yani Akdeniz Anemisi veri tabanımız var. İçine 6 bin hastanın verileri işleniyor. Benzeri bir şekilde lenfoma veri tabanı var; içinde iki bin küsur hastanın verileri oluşuyor. Lösemilerle ilgili bir veritabanımız var. Bunlardan ulusal sonuçlarımızı oluşturuyoruz ve bunlar dünyanın önemli dergilerinde yayınlanıyorlar. Son iki sene içinde 22 tane bu tür yayın çıktı. Hem bizim ulusal olarak hastalıklarla durumumuz nedir? Nasıl tedavi ediyoruz? Başarılı sonuçlarımız nedir onları gösteriyor bize, hem de ileriye yönelik neler yapmalıyız? Neler eksik? Nasıl gidiyoruz? Bu konuda da önemli ipuçları taşıyor" ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>Türkiye'de ilk kez KML Hasta-Hekim Anketi yapıldı</span><br><span>Kronik Miyeloid Lösemi (KML) hasta-hekim anketi ile ilgili 2024 yılı içinde tamamlanan çalışmada 129 hematolog ve 120 KML hastasının katılım gösterdiğini anlatan Prof. Dr. Ar, şöyle konuştu:</span><br><span>"Kronik Miyeloid Lösemi (KML), uzun süreli takip ve tedavi gerektiren, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir hematolojik hastalık. Türk Hematoloji Derneği ve Novartis Türkiye iş birliğiyle ülkemizde ilk kez yapılan anket çalışmasında, KML hastalarının ve onları tedavi eden hekimlerin, tanı ve tedavi sürecine dair beklenti ve öncelikleri karşılaştırmalı olarak değerlendirildi ve yayın haline getirildi. Ankette hastalara, hastalıklarıyla ilgili bazı sorular sorduk; hem kendilerinin nasıl hissettikleri, tedaviyle ilgili sıkıntıları hem de hekimlerin onları nasıl gördükleriyle ilgili geri bildirimler aldık. En çok merak ettikleri; 'Bu iş nasıl gidecek? Nasıl sonuçlanacak? Günlük yaşamlarına tedavinin etkisi ne olacak? Tedavi ne kadar sürecek? Nasıl sonuçlanacak' soruları oldu. Hekimlere baktığınız zaman, tedavinin güvenliği ve hastaların düzenli takibe gelip gelmeyecekleri kısmında endişeliler. Yani esasında hasta ve hekim bakış açısı burada birbirinden oldukça ayrışıyor."</span><br><br><span>"Tedavi değişti, kötüye mi gidiyorum" korkusu</span><br><span>Ar, özellikle tedavi değişikliklerinin hastalarda ciddi strese yol açtığını vurgulayarak, "Bunların üçte biri bu süreçte kaygı ve korku yaşıyorlar. 'Benim tedavim niye değişiyor? Hastalıkta kötü giden bir şey mi var? Ya da bu yeni tedaviyle beklenen sonuç elde edilemezse?' gibi soru işaretleri kalıyor kafalarında. Her gün bir hap alıyorsunuz. Bu eskiden nakil olmanız gereken bir hastalığı basitçe evinizde bir hap alarak kontrol altına almak mümkün. Ama bu sefer o rahatlık, bir süre sonra unutkanlığı, uyumsuzluğu beraberinde getiriyor" dedi.</span><br><span>Prof. Dr. Muhlis Cem Ar, biyoteknolojik ve hedefe yönelik yeni nesil ilaçların Türkiye'de erişilebilirliğine ilişkin önemli veriler paylaştı. Avrupa'daki erişim oranları ile karşılaştıran Ar, şu tespitleri yaptı: "Almanya'da yüzde 88'lerde olan oran bizde yüzde 3 gibi. Her 100 yenilikçi ilacın ancak 3 tanesi ruhsatlanabiliyor."</span><br><span>Türkiye'de Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan endikasyon dışı kullanım sürecinin hastalara erişim fırsatı sağladığını aktaran Ar, bunun zaman zaman gecikmelere sebep olabildiğini belirtti. Ar, "Türkiye'de bu tür ilaçlara ulaşımı sağlayan farklı yan yollar var. Devletin yaptığı bir endikasyon dışı talep etme yolu var. Türkiye'deki bütün imkânları kullandıktan sonra dünyada ruhsatlı bir ilaca erişmek için bakanlığa yazıp bu erişimi sağlayabiliyorsunuz. Tabii biraz zaman alıyor. Özellikle hızlı hareket edilmesi gereken durumlarda zorluklar yaşanabiliyor" şeklinde konuştu.</span><br><br><span>"Erişkin hastalar artık pediatriden mezun olmalı"</span><br><span>Türk Hematoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Şule Ünal Cangül, çocukluk çağı kalıtsal hematolojik hastalıklarında tedavi başarısının arttığını, bu nedenle erişkin hematolojiye geçiş programlarının zorunlu hâle geldiğini vurguladı. Büyüyen hastaların hâlâ çocuk kliniklerinde izlenmeye devam etmesinin sakıncalı olduğunu dile getiren Cangül, "Talasemi hastaları artık mezun olmalı; pediatriden erişkine geçiş yapmalılar. Devir bir gecede olmayacaktır. Hem erişkin kliniklerinin altyapısının hazırlanması hem de hastaların psikososyal açıdan sürece hazırlanması gerekiyor. Son gittiğimiz Avrupa Hematoloji Kongresi'nde de bu konunun önemle konuşulduğunu gördük. Türkiye'de de mevzuat bunu gerektiriyor. Nasıl, ne hızla yapılacağına dair bir ulusal çerçeve oluşturmalıyız" ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>"CAR-T tedavisi devrim niteliğinde ama pahalı"</span><br><span>Türk Hematoloji Derneği Araştırma Sekreteri Prof. Dr. Selami Koçak Toprak, hematolojik kanserlerde klasik kemoterapilerin ötesine geçildiğini belirterek hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler ve CAR-T hücre tedavisindeki gelişmeleri anlattı.</span><br><span>Toprak, bağışıklık sisteminin yeniden eğitilmesine dayanan CAR-T tedavisi için, "Kanser hücresinin içindeki hastalık yolaklarını daha iyi anlıyoruz. O noktayı vuruyor, engelliyor ve etkinliği çok yüksek tedaviler geliştiriyoruz. Hastanın T-lenfositlerini laboratuvarda kanser hücrelerini tanıyacak şekilde modifiye ediyor ve hastaya geri veriyoruz. Bu devrimsel bir gelişme" dedi.</span><br><span>Ancak tüm dünyada yüksek maliyet nedeniyle erişim sorunu olduğunu vurgulayan Toprak, "Bu kadar umut verici tedavilere rağmen pahalı ilaçlar oldukları için ülkemizde ve dünyada erişimde zorluklar yaşanıyor" ifadelerine yer verdi.</span><br><br><span>"86 milyon nüfusa 870 hematolog"</span><br><span>Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özgür Mehtap, uzman hekim sayısının yetersizliğinin hematolojide en acil çözüm bekleyen konu olduğunu söyledi. Mehtap, "Son 10-15 yıl içerisinde hakikaten hematolojide çok büyük gelişmeler oldu. Tedavilerde başarı oranları çok arttı. Sağ kalımlar çok arttı. Ama bizim temel problemlerimizden bir tanesi hakikaten yetişmiş hekim eksiklerimizin, sayı olarak eksiğimizin olduğunu söylemek gerekiyor. Şu an a bizim derneğimizde üye yaklaşık 252 pediatrik hematolog, 618 erişkin hematolog bulunuyor, Türkiye'nin nüfusu 86 milyon. Bu orana baktığımız zaman hakikaten şu an da çok özveriyle bütün hastalarımıza yetişmeye çalışıyoruz. Ama oransal olarak baktığımız zaman oldukça düşük kalıyoruz. Bunun bazı sebepleri var; yoğun tempo, yoğun iş yükü bunun en büyük sebeplerinden bir tanesi. Hakikaten gece gündüz demeden çalışmak bir kısır döngü oluşturuyor. Hekim sayısı az, onlara iş yükü fazla oluyor. Duygusal yükü de çok fazla, bizim hastalarımız hakikaten kronik hastalar oluyorlar, tedavisi zor olan hastalar var, nakil süreçleri oluyor. Yine hekim olarak özel hayattan, aileden feragat etmek gerekiyor. Bunlar tabii genç hekimlerin tercihlerini azaltabilen şeyler oluyor. Ama yine de söyleyeyim, eskiye göre başvurular her ne kadar boş kadrolar kalsa da artmış durumda. Bu açıdan mutluyuz. Dolayısıyla belki yeni çözüm yolları olabilir. Biz dernek olarak ne yaptık, bu yönde adımlar attık. Mentorluklar yaptık, eğitimler planladık. Ve bunu giderek artırmak istiyoruz" diye konuştu.</span><br><br><span>"Kaç öğrenci hematolojiyi tercih edecek"</span><br><span>Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda attığı adımları desteklediklerini ifade eden Prof. Dr. Mehtap, "Yan dal kazanınca mecburi hizmet süresi azalıyor. Açılan kadro sayısı da arttı. Yine de 2025'te pediatrik hematolojide açılan 63 kadronun 40'ı, erişkin hematolojide açılan 76 kadronun 38'i boş kaldı. Avrupa Hematoloji Derneği ile Türkiye Hematoloji Derneği'nin de ortağı olduğu bir öğrencilere yönelik program var. Türkçeye çevirirsek adı Fitili Ateşlemek. 'Light in the Flame' diye bir program. Buraya her yıl özellikle hematoloji nasıl bir şey, hematolojiyi seçebilir miyim ileride diye düşünen öğrencilerden seçilen, Avrupa'dan Türkiye'ye dahil bir genç grubuyla birlikte bir Avrupa şehrinde yaklaşık 4-5 günlük bir zaman geçiriyoruz. Öğrenci aşamasındayken daha hematoloji ateşini içlerine sokmaya çalışıyoruz. Meşakkatli de olsa ne kadar ileride gelişmeye açık, zevk alınabilecek, zor ama tıbbın önemli heyecan verici alanlarından biri olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Yavaş yavaş onun da etkilerini görmeye başlayacağız diye düşünüyorum. Bu sene çünkü dördüncüsü olacak ve ilk mezunları bu sene göreceğiz yani tıptan mezun olanlar nereleri seçmişler Avrupa'da. Bu kadar kişiyle çalıştıktan sonra onların yüzde kaçı hematolojiyi tercih edecek, onu göreceğiz" dedi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6907188119551.jpg" length="88739" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 02 Nov 2025 11:38:35 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akciğer Sönmesi Erken Teşhis Edilebilecek: Mobil Uygulama Geliştirildi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akciger-soenmesi-erken-teshis-edilebilecek-mobil-uygulama-gelistirildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akciger-soenmesi-erken-teshis-edilebilecek-mobil-uygulama-gelistirildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesinde görevli 30 yıllık doktor Kaya, astım, KOAH, kaza, kesici ve delici alet yaralanmaları gibi sebeplerle meydana gelen akciğer sönme vakalarında, teşhisin hastanın olduğu yerde ve kısa sürede yapılması için 6 ay önce çalışma başlattı.</p>
<p>Kaya, cep telefonunun herkeste bulunması ve kolay ulaşılabilir olması nedeniyle mobil uygulama üzerine yoğunlaştı. Sağlıklı ve akciğeri sönen hastalardan ses örnekleri alan Kaya, sesleri analiz ederek akciğer sönmesini tespit edecek yazılım hazırladı.</p>
<p>Uygulama, telefona kaydedilen sesi, sağlıklı ve akciğer sönmesi olanların sesleriyle kıyaslayarak sonuç veriyor.</p>
<h2 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">"CEP TELEFONUYLA TEŞHİS KOYABİLİYORUZ"</h2>
<p>Doç. Dr. Şeyda Örs Kaya, AA muhabirine, akciğer sönmesinin sık rastlandığını, zamanında müdahale yapılmadığı zaman hastanın kaybedilme riskinin bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Akciğer sönmelerinin hastanede tomografi ve röntgen aracılığıyla teşhis edildiğini, akciğeri sönen bir hastanın konuşmasından bu durumun anlaşılamadığını anlatan Kaya, şunları kaydetti: "Kaza ya da yaralanma yerinde, diyelim büyük bir deprem oldu, insanlar hastaneye ulaşamıyor, herkesin ulaşabileceği basit bir sistemle buna teşhis koyabilir miyiz? Çalışmamı cep telefonuyla teşhis üzerine gerçekleştirdim. Öncelikle 3 ila 5 saniye olmak üzere akciğer sönmesi olan hastaların ses kayıtlarını cep telefonuna kaydettim. Daha sonra bunları normal akciğer ses kayıtlarıyla karşılaştırarak akciğer sönmesi olan ve normal kişilerin seslerindeki farklılıkları matematiksel olarak gösterdik. Bunu da basit bir yazılıma dönüştürdüm. Henüz ticari boyutta değil ama kullanılabilir düzeyde elimizde bir yazılımımız var. Hastanın 3 ila 5 saniyelik herhangi bir ses kaydı, adını söylemesi ya da iyiyim demesi yeterli oluyor. Zaten elimizde akciğer sönmesiyle ilgili parametreler belli. Bunun hızlı bir şekilde analizini yaparak cep telefonuyla teşhis koyma yöntemimiz var. Bu da şu an yüzde 85-90 doğruluk oranına sahip."</p>
<div class="page-break w-full it-item it-active" data-it="{&quot;index&quot;:2,&quot;id&quot;:0,&quot;tracker&quot;:[{&quot;type&quot;:&quot;history&quot;,&quot;parameter&quot;:&quot;page&quot;,&quot;url&quot;:2},{&quot;type&quot;:&quot;google&quot;},{&quot;type&quot;:&quot;gemius&quot;,&quot;variable&quot;:&quot;gemiusID&quot;,&quot;id&quot;:&quot;&quot;}]}">
<p>Kaya, uygulamanın hastanede de sağlık profesyonelleri tarafından kullanılabileceğini dile getirerek, Avrupa Göğüs ve Kalp Damar Cerrahları Derneği tarafından açılan inovasyon yarışmasında birincilik elde ettiğini aktararak, "Bu çalışma dünyada ilk. Şu anki hedefim daha çok hastada yaparak güvenilirliğini arttırmak. O yarışmaya katılan tek Türk hekim bendim. Bu ödülü kazanmak keyif verdi. Çünkü bu çalışmanın bir vicdani tatmini de var. Çünkü bu çalışma yaygınlaştığı zaman çok sayıda hayat kurtaracağını biliyorum" diye konuştu.</p>
<p>SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahisi Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Kenan Can Ceylan da temel önceliklerinin vatandaşların acil durumlarda hızlı ve doğru sağlık hizmetine ulaşabilmesi olduğunu söyledi.</p>
<p>Kayanın uygulamasının bu anlamda çok önemli olduğunu ifade eden Ceylan, "Bu yenilikçi sistem, özellikle deprem ve kaza gibi kritik anlarda hastaların kaderini değiştirebilecek bir uygulama potansiyeline sahip. Hastanemizde oluşturduğumuz bilimsel ortamın böyle bir başarıya katkı sağlaması bizim için büyük bir gurur" dedi.</p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_690715720fe87.jpg" length="52604" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 02 Nov 2025 11:26:12 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>ALKÜ Tıp Fakültesi Beyaz Önlük Töreni: Bakan Memişoğlu&amp;apos;ndan Tarihe ve Geleceğe Vurgu</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alku-tip-fakultesi-beyaz-onluk-toereni-bakan-memisoglundan-tarihe-ve-gelecege-vurgu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alku-tip-fakultesi-beyaz-onluk-toereni-bakan-memisoglundan-tarihe-ve-gelecege-vurgu</guid>
        <description><![CDATA[ <p>SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, "Bu ülke, asırlardır sadece kendi halkı için değil; ezilen tüm insanlık için umut olmuştur. Dünyanın dört bir yanında adalet ve vicdan arayanlar için biz hala bir sığınak, bir umut kapısıyız" dedi.</p>
<p>Sağlık Bakanı Memişoğlu, Antalya’nın Alanya ilçesinde, 'Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’nin (ALKÜ) 2025-2026 Akademik Yılı Açılış ve Tıp Fakültesi Beyaz Önlük Giyme Töreni'ne katıldı. Kestel Amfitiyatro'da düzenlenen tören, ALKÜ'nün 10'uncu yıl tanıtım filmiyle başladı. Törende Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, öğrencilere, akademisyenlere ve öğrenci ailelerine seslendi. Sözlerine ailelere teşekkür ederek başlayan Bakan Memişoğlu, "Bilim yuvasında eğitim alıp, Türkiye'nin geleceğine katkı verecek çocuklar yetiştirdikleri için minnetlerimi sunuyorum. Özellikle annelere teşekkür ediyorum. Bu evlatları, milletin en iyi okullarında okutmak için gecesini gündüzüne katan tüm ailelerimize, bu ülke adına şükranlarımı sunuyorum" dedi.</p>
<p>'NEREDEN GELDİĞİMİZİ UNUTMAMALIYIZ'</p>
<p>Akademik öğretim üyelerine, bilgi, eğitim ve davranışlarıyla ülkenin geleceğini inşa etikleri için teşekkür eden Bakan Memişoğlu, üniversite öğrencilerine yönelik şunları söyledi: "Biz hep 'gelecek sizindir gençler' diyoruz ama esasında gençler, ülkeyi yönetenlerdir. Bizler tecrübelerimizi, bilgilerimizi size aktarıyoruz. Siz yeni şeyler yapacak, yeni şeyler üretecek, ülkenizi daha ileriye taşıyacaksınız. Geçmişini bilen, geleceğini inşa eder. Nereden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi unutmamalıyız."</p>
<p>'BEYAZ ÖNLÜK, SADECE BİR GİYSİ DEĞİL'</p>
<p>Bakan Kemal Memişoğlu, "Bugün beyaz önlük giyeceksiniz ama bu önlüğü sadece bir giysi olarak değil, vicdanınız olarak görün. Çünkü hekimlik, başkaları için çalışmak, kendi hayatını başkalarına adamak demektir. Hekim, kendi çocuğu hastayken bile başkasının çocuğuna şifa bulmak için koşandır. Bu, bir adanmışlık mesleğidir. Beyaz önlük bilgiden önce, insan sevgisini, merhameti, vicdanı temsil eder. Bir hekimin kurtardığı bir hayatın gözlerindeki minnet duygusu, hiçbir maddi değerle ölçülemez. O gözlerdeki şükran, bir ömrün karşılığıdır. Bu duyguyu hisseden insan, mesleğini sevgiyle yapar. Hekimlik, yalnızca bir kartvizitle taşınmaz, yürekle yapılır" diye konuştu.</p>
<p>'BİZLER, İYİLİK MEDENİYETİNİN TEMSİLCİLERİYİZ'</p>
<p>Selçuklu dönemindeki sağlık hizmetlerinden bahseden Bakan Memişoğlu, şunları söyledi: "Alaaddin Keykubat, Gevher Nesibe kimdir, bilmeniz lazım. Geçmişini bilmeyen geleceğini inşa edemez. 1206 yılında Kayseri'de Gevher Nesibe adına yapılan şifahane, bugün medeni diye övülen birçok sistemden daha ileriydi. O dönemde hastalar müzikle tedavi ediliyordu. Bir tıp fakültesi vardı, yanında hastane vardı; morfoloji ve klinik ayrıydı; ama aralarında bir geçit bulunuyordu. Bu vizyon, o dönemin insan sevgisini gösteriyor. Bizler, iyilik medeniyetinin temsilcileriyiz. Bugün dünyada maalesef para, çıkar, materyal ön planda; ama biz, iyiliğin ve merhametin tarafındayız. Bu ülke, asırlardır sadece kendi halkı için değil; ezilen tüm insanlık için umut olmuştur. Dünyanın dört bir yanında adalet ve vicdan arayanlar için, biz hala bir sığınak, bir umut kapısıyız."</p>
<p>'BİLGİ ÜRETEN, YENİLİK GELİŞTİREN ÜLKE OLMALIYIZ'</p>
<p>Sağlık sisteminde 25 yılda büyük dönüşüm yaşandığına dikkati çeken Bakan Memişoğlu, "Sağlıkta büyük bir dönüşüm sağladık. Ancak artık sadece hizmet sunmak yetmez. Bundan sonraki hedefimiz, sağlık teknolojisini, tıbbi cihazı, malzemeyi, ilacı üretebilen bir Türkiye olmaktır. Bizler bunun altyapısını kuruyoruz, sizlerse bunu geleceğe taşıyacaksınız. Sadece hizmet veren değil, aynı zamanda bilgi üreten, yenilik geliştiren bir ülke olmalıyız. Biz, dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunan ülkelerden biriyiz. Ama bundan sonra bilgi, teknoloji ve üretim tarafına yoğunlaşacağız. Sizler, sağlık teknolojisinin öncüleri, yeni keşiflerin mühendisleri, bilim insanları olacaksınız" diye konuştu.</p>
<p>'BEYAZ ÖNLÜĞÜN MANEVİ TARAFI, MADDİ HİÇBİR ŞEYLE ÖLÇÜLEMEZ'</p>
<p>Konuşmasının sonunda öğrencilere seslenen Bakan Memişoğlu, şunları söyledi: "Kurtardığınız bir insanın gözlerindeki minnet duygusu, her şeye bedeldir. O anı yaşadığınızda, dünyadaki bütün makamların, paranın, unvanların bir anlamı kalmaz. Çünkü o an, insanlığa dokunduğunuz andır. Hekimliğin asıl ödülü, o gözlerdeki sevgidir. O anı yaşarsanız, gerçek mutluluğu bulursunuz. Sizler, insanlara iyilik yapan, bir insanın hayatını kurtaran bir inancın temsilcilerisiniz. Bir hayat kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmak gibidir. Bu anlayışla yetişin. Beyaz önlüğün manevi tarafı, maddi hiçbir şeyle ölçülemez. Sizler bu toplumun vicdanı, bilimin ışığı, insanlığın umudusunuz."</p>
<p>BİLİM İNSANLARINA ÖDÜL, BAKANA SÜRPRİZ HEDİYE</p>
<p>Törenin sonunda, dünyanın en etkili bilim insanları listesine giren Prof. Dr. Mehmet Kanoğlu, Doç. Dr. Alper Kürşat Uysal, Doç. Dr. Emrah Irmak, Prof. Dr. Mert Topcu ve Doç. Dr. Bertan Beylergil'e başarı belgeleri verildi. Rektör Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Bakan Memişoğlu'na cübbe giydirdi. Bakan Memişoğlu'na, 1973-74 sezonu 2. Lig Kırmızı Grup Şampiyonu Trabzonspor'un futbolcularıyla 7 yaşındayken çekilen fotoğrafı hediye edildi. Program, tıp fakültesi öğrencilerinin beyaz önlük giymesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202511/image_870x580_6905fb422815b.jpg" length="93908" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 01 Nov 2025 15:21:56 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya&amp;apos;da Bir İlk: Akdeniz Üniversitesi Meme Merkezi&amp;apos;nde 23 Bin Hastaya Hizmet Verildi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-bir-ilk-akdeniz-universitesi-meme-merkezinde-23-bin-hastaya-hizmet-verildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-bir-ilk-akdeniz-universitesi-meme-merkezinde-23-bin-hastaya-hizmet-verildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Akdeniz Üniversitesi'nde, Dünya Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen toplantıda, erken tanının sağladığı yüksek yaşam oranı ve Avrupa Onkoloji Kongresi'nde uygulanan yeni nesil akıllı ilacın umut verici sonuçları paylaşıldı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Erken tanıyla yüzde 90'ın üzerinde hastaları hayatta tutma şansına sahibiz" derken, Prof. Dr. Mustafa Karaca ise "Yeni nesil akıllı ilaç, hem daha etkili sonuç veriyor hem de daha az yan etkiye sahip" dedi.</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi tarafından 1-31 Ekim Dünya Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen basın toplantısında, meme kanseriyle mücadelede erken tanının ve yeni tedavi yöntemlerinin önemine dikkat çekildi.</span><br><br><span>"Meme Tanı ve Tedavi Merkezi bir ilk"</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, meme kanserinin kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olduğunu belirterek, erken teşhisin hayati önemine vurgu yaptı. Özkan, "Meme kanseri dünyada kadınlar arasında en çok görülen kanser türü ve maalesef akciğer kanserinden sonra en öldürücü ikinci sırada. Erken tanıyla yüzde 90'ın üzerinde hastaları hayatta tutma şansına sahibiz" dedi.</span><br><span>Rektör Özkan, bir buçuk yıl önce kurulan Akdeniz Üniversitesi Meme Tanı ve Tedavi Merkezi'nin kısa sürede büyük bir başarıya ulaştığını belirterek şu bilgileri paylaştı:</span><br><span>"Bir buçuk yıl içinde 22 bin 943 hastamıza hizmet vermişiz. Bu yılın sonuna kadar 20 bine ulaşmayı hedefliyoruz. 7 bin 580 mamografi, 11 bin 664 meme ultrasonu ve 750 biyopsi gerçekleştirildi. Üniversite hastaneleri arasında bir ilk olan merkezimiz, hem konforlu tanı ortamı hem de hızlı işlem süreçleriyle fark oluşturuyor. Ayrıca vakum biyopsi yöntemini uygulayan tek üniversite hastanesiyiz. Bu, Antalya'da yalnızca bizim merkezimizde yapılabiliyor."</span><br><br><span>"Meme kanserinde en önemli silahımız erken tanı"</span><br><span>Prof. Dr. Özlenen Özkan, sözlerini şöyle tamamladı:</span><br><span>"1999'dan bu yana meme kanseri görülme oranı yüzde 44 arttı. Akciğer kanserinden sonra en öldürücü ikinci kanser. Bu nedenle en önemli hedefimiz erken tanı. Kadınlarımızın kendilerini düzenli muayene etmeleri, yılda bir kez mamografi yaptırmaları hayati önem taşıyor. Erken tanı, hayat kurtarır."</span><br><br><span>"Dünya standartlarının üzerinde hizmet veriyoruz"</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cumhur Arıcı, merkezin hizmet kapasitesinin dünya standartlarının üzerinde olduğunu belirtti. Arıcı, "Her hasta muayene için geldiği hafta içinde mutlaka muayenesini oluyor. Gerekirse biyopsi 10 gün içinde yapılıyor ve tedavi hemen başlıyor. Bu, dünya standartlarının çok üzerinde bir hız" dedi.</span><br><span>Prof. Dr. Arıcı, multidisipliner bir ekiple yürütülen "Meme Konseyi" uygulamasına dikkat çekerek, "Her perşembe yaklaşık 20 hekimden oluşan bir ekip, hastaların tedavi süreçlerini birlikte değerlendiriyor. Bu hem güvenli hem de kaliteli bir yaklaşım. Birinci evrede tanı konan hastalarda başarı oranı yüzde 95. Artık memeyi koruyucu ameliyatlarla tedavi ediyoruz. Gerektiğinde plastik cerrahi ekibiyle birlikte rekonstrüksiyon da yapıyoruz. Resmi kurumlar arasında bu kapsamda hizmet veren tek merkeziz" ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>"Erken tanı için multidisipliner alan oluşturduk"</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekti. Çete, "Sigara, alkol, obezite, hormon tedavileri gibi faktörlerin meme kanserine yol açabildiğini anlatmak, erken tanı ve tedavi yöntemlerini bütüncül biçimde sunmak istedik. Bir buçuk yıl önce oluşturduğumuz bu merkez sayesinde tanıdan tedaviye kadar tüm süreçler aynı çatı altında yürütülüyor. Cerrahiden genetiğe kadar tüm branşları bir arada bulunduran ender merkezlerden biriyiz" dedi.</span><br><br><span>Vakum biyopsi yöntemiyle konforlu tanı</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi İmren Düzen, "Vakum biyopsisi, kalın iğne biyopsisine göre daha etkin bir örnekleme yöntemi. Mikrokalsifikasyonları tespit etmek ve küçük lezyonları çıkarmak için kullanıyoruz. Hızlı, konforlu ve güvenli bir işlem. Üniversite hastaneleri arasında bu işlemi yapan tek merkeziz" açıklamasını yaptı.</span><br><br><span>"Erken tanı sayesinde normal hayatıma döndüm"</span><br><span>Meme kanseri tedavisi gören Figen Keleş Tokur ise yaşadığı süreci şöyle anlattı:</span><br><span>"Farklı hastanelerde üç ay kontrol sürecim sürdü ancak biyopsi yapılamadı. Akdeniz Üniversitesi Meme Merkezi'ne geldiğim gün tüm tetkiklerim yapıldı, iki gün sonra vakum biyopsiyle tanı konuldu. Doktorların ilgisi, teknik ekip ve sürecin kısa olması beni rahatlattı. Şimdi sağlığıma kavuştum ve kısa sürede yeniden çalışmaya başlamayı umuyorum. Kadınlar yıllık kontrollerini yaptırmaktan korkmamalı; erken tanı hayat kurtarıyor."</span><br><br><span>"Yeni nesil akıllı ilaç umut veriyor"</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Mustafa Karaca, Avrupa Onkoloji Kongresi'nde duyurulan yeni nesil akıllı ilaç gelişmelerini şu şekilde aktardı:</span><br><span>"Geçen hafta 35 bin onkoloji hekiminin katıldığı Avrupa Onkoloji Kongresi'nde meme kanseri alanında önemli bir gelişme açıklandı. Translumapteriksekan isimli yeni nesil akıllı ilaç, erken evre meme kanserli hastalarda klasik kemoterapiye göre yüzde 11,2 oranında daha etkili bulundu ve yüzde 18 daha az yan etki gösterdi. Düşünsenize; hem daha etkili hem de daha az yan etkiye sahip bir tedavi. Şu anda metastatik dönemde kullanıyoruz. Erken dönemde kullanıma girmedi. Ama kullanıma girmesiyle birlikte biz de Akdeniz Üniversitesi olarak bu ilacı kullanmaya başlayacağız. Zaten metastatik dönemde de klinik çalışmalarda ilk bu ilacı kullanan ünitelerden bir tanesiyiz. Bu anlamda sevindirici. Biz bu erken dönemde ilaçları ne kadar etkin bir şekilde verip, ne kadar etkin bir şekilde sonuç alırsak, cerrahideki başarı ve cerrahideki o hastaların morbitesini çok önemli derecede azaltmakta."</span><br><span>Toplantıya Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cumhur Arıcı, Başhekim Prof. Dr. Yıldıray Çete, Radyoloji Anabilim Dalı'ndan Öğretim Görevlisi İmren Düzen, İç Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Mustafa Karaca ile tedavi süreci devam eden Figen Keleş Tokur katıldı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68ff4a738cc3e.jpg" length="84232" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 27 Oct 2025 13:33:43 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez Belediyesi&amp;apos;nden Okullarda Sağlık ve Hijyen Seferberliği</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesinden-okullarda-saglik-ve-hijyen-seferberligi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesinden-okullarda-saglik-ve-hijyen-seferberligi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>KEPEZ Belediyesi Sağlık Merkezi, General Şadi Çetinkaya İlkokulu ve Emek Anaokulu’nda öğrencilere yönelik göz taraması gerçekleştirdi. Yapılan kontrollerde toplam 386 öğrencinin görme sağlığı incelendi, 46 öğrencide görme bozukluğu tespit edildi.</p>
<p>Kepez Belediyesi bünyesinde hizmet veren Sağlık Merkezi, öğrencilerin görme sağlığını korumak ve olası göz rahatsızlıklarını erken dönemde tespit etmek amacıyla okullarda ücretsiz göz taraması düzenliyor. Belediye Sağlık Merkezi, bu kapsamda son olarak General Şadi Çetinkaya İlkokulu ve Emek Anaokulu’nda göz taraması gerçekleştirdi. General Şadi Çetinkaya İlkokulu’nda 279 öğrenciye yapılan taramalarda, 42 öğrencide görme bozukluğu tespit edildi. Emek Anaokulu’nda ise 107 öğrenciden 4’ünde görme bozukluğu saptandı. Tarama sonuçları ailelere bildirilmesi için okul yönetimiyle paylaşıldı.</p>
<p>OKUL BAHÇESİ TEMİZLENDİ</p>
<p>Kepez Belediyesi, bir yandan öğrencilere göz taraması hizmeti sunarken, diğer yandan eğitimlerini daha sağlıklı ve temiz ortamlarda sürdürebilmeleri için okul bahçelerinde kapsamlı temizlik çalışmaları yürütüyor. Bu kapsamda, Temizlik Müdürlüğü ekipleri, göz sağlığı taraması yapılan General Şadi Çetinkaya İlkokulu’nun bahçesinde kapsamlı temizlik çalışması gerçekleştirdi. Okul bahçesi önce süpürge aracıyla temizlendi, ardından kapsamlı bir şekilde yıkanarak hijyenik hale getirildi.</p>
<p>'ÇOCUKLARIMIZIN SAĞLIĞI HER ŞEYDEN ÖNEMLİ'</p>
<p>Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, çok sevdikleri çocukların sağlığını da çok önemsediklerini belirterek, göz taramalarının okullarda da sürdürüldüğünü ifade etti. Başkan Kocagöz, "Eğitim kurumlarımızda gerçekleştirdiğimiz göz taramalarıyla çocuklarımızın görme sağlığını yakından takip ediyoruz. Erken teşhis sayesinde olası göz problemlerinin önüne geçmek ve onların geleceğe daha sağlıklı adımlarla ilerlemesini sağlamak bizim için büyük önem taşıyor. Çünkü çocuklarımızın sağlığı her şeyden önce gelir" dedi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68ff447a4e849.jpg" length="64477" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 27 Oct 2025 13:09:18 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Manavgat Belediyesi Sağlık Söyleşileri Kapsamında Meme Kanseri Konferansı Düzenledi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/manavgat-belediyesi-saglik-soeylesileri-kapsaminda-meme-kanseri-konferansi-duzenledi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/manavgat-belediyesi-saglik-soeylesileri-kapsaminda-meme-kanseri-konferansi-duzenledi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Manavgat Belediyesi tarafından düzenlenen Sağlık Söyleşileri kapsamında, Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla Prof. Dr. Emel Durmaz'ın konuşmacı olarak katıldığı bir konferans gerçekleştirildi.</span><br><span>Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen konferansta Prof. Dr. Durmaz, "Meme Kanserinde Erken Tanı, Mamografi, İleri Teknikler ve Meme Biyopsisi" başlıklı bir sunum yaptı. Katılımcılara meme kanserinde erken tanının önemi, tarama yöntemleri ve güncel teşhis teknikleri hakkında detaylı bilgiler veren Durmaz, sunumun ardından vatandaşlardan gelen soruları da yanıtladı.</span><br><span>Prof. Dr. Durmaz, yaptığı açıklamada, "Atatürk Kültür Merkezi'nde Manavgatlı kadınlarla buluştuk. Meme Kanseri Farkındalık Ayı'nda erken teşhisin önemini vurguladık. Mamografinin ve meme ultrasonografinin öneminden bahsettik. Erken teşhisin tedavi sürecine etkilerini, ameliyatsız tedavi yöntemlerini ve birçok önemli konuyu detaylı şekilde konuştuk" ifadelerini kullandı.</span><br><span>Etkinlik sonunda Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek, Prof. Dr. Emel Durmaz'a katkılarından dolayı çiçek ve plaket takdim etti.</span><br><span>Başkan Vekili Çiçek, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:</span><br><span>"Kadın sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak, erken teşhisin önemini vurgulamak ve toplumumuzu bilinçlendirmek amacıyla bu tür etkinlikleri çok önemsiyoruz. Manavgat Belediyesi olarak, halk sağlığına yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Katkılarından dolayı Prof. Dr. Emel Durmaz'a ve etkinliğimize katılım sağlayan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum."</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68fb495fa6888.jpg" length="110993" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 24 Oct 2025 12:40:08 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Organ Bağışında Dijital Dönem Başladı: Artık E&amp;Devlet ve E&amp;Nabız&amp;apos;dan Tek Tıkla Vasiyet!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/organ-bagisinda-dijital-doenem-basladi-artik-e-devlet-ve-e-nabizdan-tek-tikla-vasiyet</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/organ-bagisinda-dijital-doenem-basladi-artik-e-devlet-ve-e-nabizdan-tek-tikla-vasiyet</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Vatandaşlarımız artık hem e-Nabız hem de e-Devlet üzerinden organ bağışı vasiyetinde bulunabiliyor" dedi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, vatandaşların artık e-Nabız ve e-Devlet üzerinden organ bağışı vasiyeti oluşturabileceğini açıkladı.</p>
</div>
<p><span>Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, </span><strong>"'Her Bağış Yeni Bir Hayattır' diyerek organ bağışı sürecini çok daha kolay hale getirdik. Vatandaşlarımız artık hem e-Nabız hem de e-Devlet üzerinden organ bağışı vasiyetinde bulunabiliyor. Sizleri başka hayatlara dokunmak için organ bağışı yapmaya davet ediyorum. Bugün bir adım atalım. Yarın hiç tanımadığınız insanlara umut olalım. 'Yaşamak Güzel, Yaşatmak Daha Güzel'</strong><span>" ifadelerini kullandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68f9c7200f387.jpg" length="46988" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 23 Oct 2025 09:11:52 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>KYK VE SAĞLIK İŞ BİRLİĞİ: Manavgat Devlet Hastanesi Başhekimi, Kız Öğrencilerle Buluştu.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kyk-ve-saglik-is-birligi-manavgat-devlet-hastanesi-bashekimi-kiz-ogrencilerle-bulustu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kyk-ve-saglik-is-birligi-manavgat-devlet-hastanesi-bashekimi-kiz-ogrencilerle-bulustu</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Manavgat Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Mehmet Deniz, KYK Manavgat Kız Öğrenci Yurdu'nda kalan öğrencilere "Kadın Sağlığı ve Hijyen" konulu seminer verdi. Dr. Deniz, her kadının yılda bir kez kadın doğum muayenesi yaptırması gerektiğini vurguladı.</span><br><span>Antalya'nın Manavgat ilçesinde, Manavgat Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Mehmet Deniz, Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) Manavgat Kız Öğrenci Yurdu'nda kalan öğrencilere "Kadın Sağlığı ve Hijyen" konulu seminer verdi. İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen seminer öncesinde, Başhekim Opr. Dr. Mehmet Deniz, KYK Manavgat Kız Öğrenci Yurdu Müdürü Hülya Yıldırım'ı ziyaret ederek bir süre sohbet etti. Yurt konferans salonunda gerçekleştirilen seminerde Opr. Dr. Deniz, kadın sağlığı ve hijyen konularında kapsamlı bilgiler aktardı. Her kadının şikayeti olmasa bile yılda en az bir kez kadın doğum uzmanına muayene olması gerektiğini belirten Deniz, ayrıca düzenli ultrason ve meme kontrolünün önemine dikkat çekti.</span><br><span>Seminere katılan öğrenciler, verilen bilgilerin farkındalık kazandırdığını ifade ederek bu tür etkinliklerin düzenli olarak yapılmasının önemini vurguladı. Yurt Müdürü Hülya Yıldırım ise katılımı ve değerli paylaşımları için Opr. Dr. Mehmet Deniz'e teşekkür etti.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68f745386c8a4.jpg" length="105340" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 21 Oct 2025 11:33:07 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yaşam Boyu Meme Kanseri Riski: Türkiye&amp;apos;de Her 18 Kadından 1&amp;apos;i.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yasam-boyu-meme-kanseri-riski-turkiyede-her-18-kadindan-1i</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yasam-boyu-meme-kanseri-riski-turkiyede-her-18-kadindan-1i</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="text-base mb-4 text-red-600 dark:text-inherit">Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de yılda yaklaşık 27 bin kadına meme kanseri tanısı konuyor, ayrıca her 18 kadından biri de yaşamı boyunca hastalığa yakalanma riski taşıyor.</h2>
<p>Türkiye'de yılda yaklaşık 27 bin kadına meme kanseri tanısı konuyor ve her 18 kadından biri yaşamı boyunca bu hastalığa yakalanma riski taşıyor.</p>
<p>AA muhabirinin, "1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı" dolayısıyla, Sağlık Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, meme kanseri dünyada ve Türkiye'de kadınlarda en sık görülen kanser türü ve önemli bir halk sağlığı sorunu olarak yer alıyor.</p>
<p>Kanser, genellikle memedeki süt salgılayan bezlerde (lobüller) veya süt taşıyan kanallarda (duktuslar) başlıyor, daha nadir olarak meme dokusundaki yağ ve bağ dokusunda da gelişebiliyor.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı verilerine göre de her yıl yaklaşık 2,3 milyon kadına meme kanseri teşhisi konuyor. Bu hastalık, kadınlarla yeni tanı konulan tüm kanserlerin yüzde 23,8'ini oluşturarak birinci sırada yer alıyor.</p>
<p>Türkiye'de ise yılda yaklaşık 27 bin kadına meme kanseri tanısı konuyor ve her 18 kadından biri, yaşamı boyunca bu hastalığa yakalanma riski taşıyor. Bu nedenle meme kanseri, erken teşhis ve bilinçlendirme yoluyla etkili bir şekilde mücadele edilmesi gereken önemli bir halk sağlığı sorunu olarak yer alıyor.</p>
<div class="page-break w-full it-item" data-it="{&quot;index&quot;:2,&quot;id&quot;:0,&quot;tracker&quot;:[{&quot;type&quot;:&quot;history&quot;,&quot;parameter&quot;:&quot;page&quot;,&quot;url&quot;:2},{&quot;type&quot;:&quot;google&quot;},{&quot;type&quot;:&quot;gemius&quot;,&quot;variable&quot;:&quot;gemiusID&quot;,&quot;id&quot;:&quot;&quot;}]}">
<h2 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">ERKEN DÖNEMDE BELİRTİ VERMİYOR</h2>
<p>Meme kanseri erken dönemde genellikle belirti vermiyor ve bu nedenle taramalar büyük önem taşıyor. Meme kanserinin en sık rastlanan belirtisi, memede ağrısız, zamanla büyüyen bir yumrunun (kitlenin) ele gelmesi ve hissedilmesi.</p>
<p>Memenin şeklinde ya da boyutunda değişiklik, portakal kabuğu görünümü, meme ucundan gelen kanlı akıntı, meme ucu veya derisinde çekilme, memede kızarıklık ve kalınlaşma, içe çöküntü, kabuklanma, koltuk altında veya köprücü kemiği çevresinde şişlik ve kitle belirtilerinin görülmesi de meme kanserinin habercisi olabiliyor.</p>
<p>Bu tür belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması önem kazanıyor.</p>
<p>Meme kanseri, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin birleşimiyle de ortaya çıkabiliyor.</p>
<p>Meme kanserine neden olan risk faktörleri ise "tütün ve tütün ürünleri kullanmak, hiç doğum yapmamış veya geç doğum yapmış olmak, emzirmemek, menopoz sonrası iki yıldan uzun süreyle hormon ilacı kullanmak (HRT), hareketsiz bir yaşam sürmek, fazla kilolu ya da şişman olmak, alkol kullanmak, yoğun meme dokusuna sahip olmak, erken adet görmek ve geç menopoza girmek, BRCA1, BRCA2 gibi belirli genlere sahip olmak, göğüs kafesi bölgesine radyoterapi almış olmak" şeklinde sıralanıyor.</p>
<p>Sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirerek bu risk faktörlerinin çoğu azaltılabiliyor. Özellikle düzenli fiziksel aktiviteler yapmak, dengeli beslenmek, tütün ve alkolden uzak durmak, ideal kiloyu korumak ve stresi kontrol altında tutmak meme kanseri riskini azaltmayı mümkün kılıyor.</p>
<h2 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">EN ETKİLİ YOL ERKEN TEŞHİS</h2>
<p>Meme kanseri ile mücadelede en etkili strateji, hastalığı erken evrede tespit etmekten geçiyor.</p>
<p>Erken teşhis edilen vakalarda tedaviye yanıt oranı çok daha yüksek olduğundan, bu yaklaşım hayat kurtarıcı bir önlem olarak öne çıkıyor. Sağlık Bakanlığı, ülke genelinde yürütülen kanser tarama programlarıyla meme kanseri farkındalığını artırmayı ve erken tanı oranlarını yükseltmeyi hedefliyor.</p>
<p>Ulusal kanser verilerine göre, yeni tanı alan meme kanserlerinin yüzde 42,9'u lokalize yani sadece meme ile sınırlı iken, yüzde 12,5'i ise uzak organlara yayılmış durumda tespit ediliyor. Bu durum, erken tanının ve düzenli taramaların önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<h2 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">ÜCRETSİZ TARAMA HİZMETLERİ</h2>
<p>Türkiye'de Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve Mobil Kanser Tarama Araçları aracılığıyla, birinci basamak sağlık kuruluşlarında ücretsiz kanser taramaları yapılıyor.</p>
<p>Ulusal Meme Kanseri Tarama standartlarına göre, 20 yaşından itibaren ayda bir kendi kendine meme muayenesi yapılması, 20-39 yaş arasında iki yılda bir klinik meme muayenesi yaptırılması, 40-69 yaş arası kadınlar ise yılda bir klinik meme muayenesi yaptırması ayrıca iki yılda bir de mamografi çektirilmesi öneriliyor.</p>
<p>Meme kanseri, her hastada farklı özellikler gösterebiliyor. Bu nedenle tedavi planı, hastanın yaşına, kanserin evresine, genetik özelliklerine ve diğer sağlık durumlarına göre özel olarak belirleniyor.</p>
<p>Başlıca tedavi yöntemleri arasında cerrahi müdahale, kemoterapi (ilaç tedavisi) radyoterapi (ışın tedavisi), hormon tedavileri ve hedefe yönelik ve immünoterapiler yer alıyor.</p>
<p>Erken tanı konulan hastalarda sağ kalma oranının yüzde 90'a kadar çıkabiliyor.</p>
<p></p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68f3298a7ecc6.jpg" length="48159" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 18 Oct 2025 08:45:54 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akdeniz Üniversitesi&amp;apos;nde Hekimliğe İlk Adım Coşkusu</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesinde-hekimlige-ilk-adim-coskusu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesinde-hekimlige-ilk-adim-coskusu</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde geleneksel "Beyaz Önlük Giyme Töreni" büyük coşkuyla gerçekleşti. 343 birinci sınıf öğrencisi beyaz önlüklerini giyerek hekimliğe ilk adımlarını attı.</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından her yıl düzenlenen geleneksel "Beyaz Önlük Giyme Töreni", bu yıl da Atatürk Konferans Salonu'nda büyük bir katılımla gerçekleştirildi. Etkinlikte, 343 tıp öğrencisi beyaz önlüklerini giyerek hekimliğe ilk adımlarını attı. Törenin açılış konuşmasını yapan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, konuşmasında hekimliğin yalnızca bir meslek değil, insanlığın en kutsal görevlerinden biri olduğuna dikkat çekerek "Bugün bir unvan kazanmanın değil, insanlığa adanmış bir yolculuğa başlamanın onurunu yaşıyorsunuz. Giyeceğiniz beyaz önlük, bilime ve insanlığa hizmet etme kararlılığınızın, vicdanınızın ve meslek onurunuzun simgesidir." dedi. Bilim, vicdan ve etik değerlerin hekimliğin ayrılmaz bir bütünü olduğunu vurgulayan Özkan, genç hekim adaylarına "Dünyada tek bir insan bile kaldığı, bir kalp daha atmaya devam ettiği sürece, bir hekimin bilgisine, ellerine ve vicdanına ihtiyaç olacaktır. Ve sizler, o emaneti devralan nesilsiniz. Siz, bilimin ışığıyla insanın kalbini birleştiren hekimlersiniz. Her kararınızda, her dokunuşunuzda, her tedavinizde, yaşamın kutsiyetine hizmet edeceksiniz" dedi.</span><br><br><span>''Bu insanlar sadece bilimi ilerletmediler''</span><br><span>Konuşmasında Tıp tarihine geçen bilim insanlarına değinen Prof. Dr. Özlenen Özkan "Hippokrates, ‘Önce zarar verme' diyerek tıbbın vicdanını inşa etti. Vesalius, insan anatomisini çizerek tıbbın gözlerini açtı. Pasteur ve Koch, görünmeyeni görünür kıldı, mikropları keşfetti. Fleming, küflenmiş bir petri kabında insanlığın kurtuluşu olan penisilini buldu. Watson ve Crick, DNA'nın yapısını çözerek yaşamın şifresini açığa çıkardı. Christiaan Barnard, ilk kalp naklini yaparak ömrün sınırlarını genişletti." dedi. Prof. Dr. Özlenen Özkan, sözlerini Akdeniz Üniversitesi'nin gurur kaynağı Prof. Dr. Ömer Özkan'a getirince salondan alkış koptu. Özkan, "Akdeniz Üniversitesinin çok değerli hocalarından Prof. Dr Ömer Özkan Hoca da dünyanın ilk rahim naklini yaparak kısırlık tedavisinde bir çığır açtı. Bu insanlar sadece bilimli ilerletmediler. Onlar aynı zamanda vicdanın ve insan sevgisinin ışığında yol aldılar." ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>Bilim ve liyakat</span><br><span>Konuşmasının sonunda Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz" sözünü hatırlatan Rektör Özkan, bu mirasın yalnızca hekimlere duyulan güven değil, aynı zamanda çağdaş ve bilimle büyüyen bir millet olma idealinin ifadesi olduğunu belirtti. Rektör Özkan, "Eğer bağımsız, demokratik bir ulus olmak istiyorsak, bilimi ve liyakati asla elden bırakmamamız gerekiyor. Bu güvene layık olmak için Cumhuriyetimizin değerlerine sahip çıkmak, bilimin rehberliğinde insanlığa değer katan bir anlayışla hizmet etmek, hepinizin ortak sorumluluğudur" diye konuştu.</span><br><br><span>Fakülte için anlamlı bir tören</span><br><span>Törende konuşan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol ise, "Beyaz Önlük Giyme Töreni'nin fakülte için büyük bir anlam taşıdığını ifade ederek, "Bu töreni 20 yıldır sürdürüyoruz. Her yıl birinci sınıfa başlayan öğrencilerimizi bu önlükle karşılıyoruz; çünkü beyaz önlük, hekimliği seçen her öğrencinin sorumluluk dolu yolculuğunun ilk adımıdır" dedi.</span><br><br><span>''Çocuklarınızı gururla emanet alıyoruz''</span><br><span>Türkiye genelinde yüksek puanlarla öğrenci kabul ettiklerini hatırlatan Dekan Şenol, Tıp Fakültesi'nin güçlü akademik kadrosuna da dikkat çekerek, "Akreditasyon sürecimizde üçüncü döneme girdik. İlk akredite olan bölümlerden biriyiz. En güçlü yanımız, öğretim üyelerimizin istekle eğitimlerini sürdürmesidir. Çocuklarınızı gururla emanet alıyoruz, onları yalnızca bilgiyle değil, rol modelliğimizle de yetiştiriyoruz" dedi.</span><br><span>Açılış konuşmaların ardından Rektör Özkan ve öğretim üyeleri hekim adaylarına beyaz önlüklerini giydirerek başarılar diledi. Törende beyaz önlüklerini giyen öğrenciler büyük bir heyecan yaşarken, aileler de duygusal anlar yaşadı. Etkinlik, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.</span><br><span>Törene, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Şükrü Özen, Prof. Dr. Cengiz Toker, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68f21d1ddadb6.jpg" length="82943" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 17 Oct 2025 13:40:39 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez&amp;apos;den Sağlık Seferberliği: Kanser Taraması Kapıya Kadar Geldi!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepezden-saglik-seferberligi-kanser-taramasi-kapiya-kadar-geldi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepezden-saglik-seferberligi-kanser-taramasi-kapiya-kadar-geldi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>KEPEZ Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Sağlık Merkezi’nin Mobil Sağlık Merkezi, Konyaaltı, Korkuteli, Kumluca ve Demre ilçelerinde kent sakinlerine mamografi, HPV ve Kolon CA tarama hizmeti sundu. Kanser tarama hizmetinden 4 ilçede 408 vatandaş ücretsiz olarak faydalandı.</p>
<p>Kepez Belediyesi, Mobil Sağlık Merkezi aracılığıyla Antalya genelinde mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşan mobil ekip, kanser tarama hizmetlerini kent sakinlerine götürerek büyük bir kolaylık sağlıyor. 'Erken tanı hayat kurtarır' mottosuyla yola çıkan Kepez Belediyesi, bu önemli hizmeti kırsal kesimlere de ulaştırarak taramaların erişilebilirliğini artırıyor. Mobil merkezde görevli sağlık ekipleri, tarama öncesi vatandaşları kanserin riskleri ve erken tanının önemi konusunda bilgilendiriyor.</p>
<p>4 İLÇEDE 408 KİŞİYE KANSER TARAMASI</p>
<p>Konyaaltı’nda 6- 7 Ekim’de gerçekleştirilen taramalarda, 68 kişiye HPV testi, 54 kişiye mamografi ve 22 kişiye kolorektal kanser taraması uygulanarak toplam 144 işlem gerçekleştirildi. 7- 8 Ekim’de Korkuteli ilçesinde devam eden hizmetlerde ise 11 HPV, 25 mamografi ve 20 kolorektal kanser taraması olmak üzere toplam 56 işlem uygulandı. 13 Ekim’de Kumluca’da yapılan sağlık taramalarında 34 kişiye HPV testi, 28 kişiye ise mamografi çekimi yapılarak toplamda 62 kişiye ulaşıldı. Mobil Sağlık Merkezi, 14- 15 Ekim tarihlerinde ise Demre’de hizmet verdi. Demre’de 53 HPV, 79 mamografi, 14 kişiye kolorektal kanser taraması olmak üzere 146 kişiye kanser tarama hizmeti gerçekleştirildi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68f0f38889713.jpg" length="160167" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 16:31:04 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akdeniz Üniversitesi ve Kent Konseyi&amp;apos;nden Sağlıklı Yaşam Etkinliği</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesi-ve-kent-konseyinden-saglikli-yasam-etkinligi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesi-ve-kent-konseyinden-saglikli-yasam-etkinligi</guid>
        <description><![CDATA[ <p></p>
<p> </p>
<p>Doyran Mahallesi’nde düzenlenen “Obezite Farkındalık Etkinliği”nde, kadınlara sağlıklı yaşam ve beslenme alışkanlıkları anlatıldı. Rektör Prof. Dr. Özkan, kadınların önce kendilerini sevmeleri gerektiğini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p>Antalya Kent Konseyi ve Akdeniz Üniversitesi iş birliğinde Obezite Farkındalık Etkinliği düzenlendi. Konyaaltı ilçesine bağlı Doyran Mahallesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte sağlıklı yaşam bilincini artırmak için alanında uzman diyetisyenler tarafından bilgilendirme yapıldı. Etkinliğin açılışına Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, Antalya Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt, Doyran Mahallesi Muhtarı Mehmet Akkaya, Doyran Dağ Mahallesi Muhtarı Şahali Kıvrak, Doyran Çamlıbel Mahallesi Muhtarı Mehmet Ali Kaya, Gökçam Mahallesi Muhtarı Hüseyin Sarı, Kır Mahallesi Muhtarı Yılmaz Gökalp, Karatepe Mahallesi Muhtarı Ozan Keser ve mahalle halkı katıldı. Etkinlik kapsamında sağlık personelleri, vatandaşları tartıya çıkararak boy-kilo ölçümleri yaptı ve vücut kitle indeksi hesaplamalarını gerçekleştirdi. Ayrıca dağıtılan bilgilendirici broşürlerle obezitenin nedenleri, riskleri ve önlenmesine yönelik bilgiler paylaşıldı.</p>
<p>BU COĞRAFYAYI İMARA KURBAN ETMEYİN</p>
<p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Burada olmak çok güzel. Arabada gelirken gördüğüm şey muhteşem bir manzara. Dünyanın en güzel ülkesinde ve dünyanın en güzel şehrinde yaşıyoruz. Çok şanslısınız böyle bir coğrafyada yaşıyorsunuz ama muhtarlarım lütfen bu coğrafyayı imara kurban etmeyin. Çok rica ediyorum. Hiçbir şekilde imara açılmasını istemeyiz. Tabii ki herkesin bir hayat mücadelesi vardır ama biz bunlarla güzeliz. Bir kadın olarak burada olmak çok mutlu ediyor beni. Çünkü öncelikle Antalya Kent Konseyi başkanımızın bir kadın olması çok kıymetli. Birçok kent konseyi başkanını biliyorum ve kent konseyini biliyorum. Antalya çok şanslı böyle bir kadın bakış açısına sahip olduğu için ve çok dürüst, çok çalışkan bir insan. Kent Konseyi, Antalya’ya değer katan projeleriyle çok kıymetli bir kurum. Böyle vizyoner bir başkana sahip olması da kentimiz için büyük bir şans.” diye konuştu.</p>
<p>KENDİMİZE BAKMAMIZ GEREKİYOR</p>
<p>Rektör Özkan “Benim gördüğüm, Türkiye’de biz sevgiyi ve saygıyı anlatırken çocuklarımıza önce kendimizi saymayı ve sevmeyi öğretmemiz gerekiyor. Ancak çoğu zaman önce eşimizi, sonra çocuklarımızı düşünüyoruz; en son sırada biz kalıyoruz. Bu yüzden çocuklarımıza da kendimizi sevmeyi öğretemiyoruz. Oysa önce kendimizi sevmeyi öğrenmeliyiz. Hanımlar, lütfen önce kendinize değer verin. Kendimize iyi bakmak sağlığın da en temelidir.” şeklinde konuştu. Kadın yöneticilerin artması dileklerini ileten Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Ben muhtar kadınların sayısının artmasını temenni ediyorum. Ülkemizin geleceği kadınların elinde. Çünkü çocukları yetiştiren kadınlar lütfen, çocuklarımıza sahip çıkalım, kendimize sahip çıkalım.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ KENTLE CİDDİ BİR İŞ BİRLİĞİ İÇERİSİNDE</p>
<p>Muhtarlar tarafından talep edilen programı Akdeniz Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirdiklerini ifade eden Antalya Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt, “Sağlık alanında sağlıklı yaşam alanında bir farkındalık çalışması programladık. Özellikle kadınlara yönelik başta diyabet olmak üzere birçok alanda, bize bilgilendirme toplantıları seminer verir misiniz istekleri oldu. Bunu biz ilgili kurullarımızla görüştük. Sayın Rektörümüzle görüştük. Rektörümüz hem Antalya açısından büyük bir şans hem de Türkiye açısından çok çok önemli bilim insanı, bilim kadını. Yüz akımız Akdeniz Üniversitesi. Hem şanslıyız Akdeniz Üniversitemizin olması nedeniyle hem de böyle değerli bilim insanlarıyla bir arada olmak bizim büyük şansımız diye biz düşünüyoruz. Çünkü üniversite kentle çok ciddi bir iş birliği içerisinde bizim de en önemli paydaşlarımızdan birisi kuruluşundan bu yana.” dedi.</p>
<p>Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt, “İlerleyen süreçte başka konularla farklı farklı konularda hepimizin yoğunlukla yaşadığı konular öncelikli olmak üzere. Programlar devam edecek tabii ki. Sizin önceliklerinizin de bize bildirilmesi muhtarlarımızla görüşerek bize bildirirseniz mutlu oluruz. Ben muhtar eşlerine çok teşekkür ediyorum. Aslında muhtarlığı benim gördüğüm yerlerde kadınlar eşleri yapıyor, muhtarlar geziyor protokolde. Açılışta kapanışta geziyor ama muhtar eşleri muhtarlık yapıyor, yürekten kutluyorum. Hepiniz çok sağ olun.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>DOYRAN GÖLETİ VE PATLICAN SERASI GEZİLDİ</p>
<p>Doyran Mahallesi Muhtarı Mehmet Akkaya, Doyran Dağ Mahallesi Muhtarı Şahali Kıvrak, Doyran Çamlıbel Mahallesi Muhtarı Mehmet Ali Kaya, Gökçam Mahallesi Muhtarı Hüseyin Sarı, Kır Mahallesi Muhtarı Yılmaz Gökalp, Karatepe Mahallesi Muhtarı Ozan Keser ise Akdeniz Üniversitesine ve Antalya Kent Konseyine iş birliklerinden dolayı teşekkür ederek mahallelerinde yapılan etkinlikten dolayı mutluluk duyduklarını ifade ettiler.</p>
<p>Etkinlik alanında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi diyetisyenleri tarafından hanımlara obezite konusunda bilgiler verildi. Boy kilo ölçümü yapılarak tavsiyelerde bulunuldu.</p>
<p>Etkinliğin ardından Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve beraberindeki heyet, Doyran Göleti ve patlıcan üretimi yapılan seraları gezerek bilgi aldılar.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68f0f108744d4.jpg" length="102132" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 16:20:21 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yaşamak İçin Bekliyorlar: Türkiye&amp;apos;de 32 Bin 500 Kişi Organ Nakli Sırasında!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yasamak-icin-bekliyorlar-turkiyede-32-bin-500-kisi-organ-nakli-sirasinda</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yasamak-icin-bekliyorlar-turkiyede-32-bin-500-kisi-organ-nakli-sirasinda</guid>
        <description><![CDATA[ <p>Bakan Memişoğlu, TÜRKÖK'ün 10. yılı dolayısıyla Sağlık Bakanlığı Bilkent Yerleşkesi'nde düzenlenen hasta-donör buluşması etkinliğinde konuştu.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı ile Türk Kızılay'ın işbirliğiyle hayata geçirilen TÜRKÖK'ün, Türkiye'nin ulusal kemik iliği bankası olarak hizmet verdiğini belirten Memişoğlu, "Amacımız, ülkemizde ve dünyada kemik iliği nakline ihtiyaç duyan hastalarımıza en uygun kök hücreyi bulmak ve ulaştırmaktır." dedi.</p>
<p>Memişoğlu, 18–35 yaş arasındaki vatandaşların Kızılay merkezlerine giderek, gönüllü olarak kan verdiğini belirterek, bir hastayla doku uyumu sağlandığında hemen bağışçıyla iletişime geçildiğini ve sürecin başladığını aktardı.</p>
<p>Hastaya uygun bağışçının yurt dışından bulunması durumunda, TÜRKÖK aracılığıyla bağışçı ağına ulaşıldığını ve hücresel ürünün güvenle Türkiye'ye getirildiğini anlatan Memişoğlu, "Ankara ve İstanbul'daki Kemik İliği Bankalarımızda bu süreci büyük bir titizlikle yürütüyoruz." dedi.</p>
<p>Memişoğlu, 2016'da TÜRKÖK'ün, 56 ülkenin üye olduğu Dünya Kemik İliği Donörleri Birliği'ne dahil olduğunu ifade ederek, "1 milyon 200 bin gönüllü bağışçımızla, dünyanın 7'nci büyük kemik iliği bankası konumuna ulaşmış durumdayız. Bu tablo, Türk milletinin vicdanını, merhametini ve paylaşma kültürünü en güzel şekilde yansıtmaktadır. TÜRKÖK aracılığıyla bugüne kadar 7 bin 500'den fazla hastamıza uygun kök hücre sağlanmıştır." diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68f08eeb5375e.jpg" length="56158" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 09:22:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Hizmetlerinin Kalitesi İçin Kritik Adım: Manavgat&amp;apos;ta Kalp Ritimleri (EKG) Eğitimi Düzenlendi.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-hizmetlerinin-kalitesi-icin-kritik-adim-manavgatta-kalp-ritimleri-ekg-egitimi-duzenlendi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-hizmetlerinin-kalitesi-icin-kritik-adim-manavgatta-kalp-ritimleri-ekg-egitimi-duzenlendi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya'nın Manavgat ilçesinde 112 acil servislerinde ve Manavgat Devlet Hastanesi'nde görev yapan sağlık çalışanlarına yönelik EKG (kalp ritimleri) eğitimi düzenlendi.</span><br><span>Antalya Paramedik ve Hastane Öncesi Acil Tıp Derneği (PARHAD) ile Türk Sağlık-Sen Manavgat temsilciliği iş birliğinde düzenlenen eğitimle sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması ve çalışanların bilgilerinin güncellenmesi amaçlandı.</span><br><span>Manavgat Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen eğitimlere, Eskişehir 112'de görevli eğitmen paramedik Harun Özkan ile paramedik Emrah Türk konuşmacı olarak katıldı. Katılımcılar, kalp ritimlerinin tanınması ve güncel uygulamalar hakkında bilgi aldı. Eğitim programı, görev dönüşünde sigara almak için durduğu sırada saldırıya uğrayarak yaşamını yitiren Antalya 112 çalışanı paramedik Hamit Aras'a adandı.</span><br><br><span>"Hizmet kalitesini yükseltmek için buradayız"</span><br><span>Türk Sağlık-Sen Manavgat Temsilcisi ve 112 çalışanı Özcan Gönen, sağlık çalışanlarının hafta sonu izinlerini eğitim için ayırmasının büyük fedakârlık olduğunu vurguladı.</span><br><span>İki gün süren eğitim programı, Ulukapı Sülek Mahallesi'nde sanayi esnafı olan Serhat Deniz'in sazı ve sözüyle verdiği Türk Halk Müziği konseriyle sona erdi. Sağlık çalışanları yoğun geçen eğitimlerin ardından keyifli anlar yaşadı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68ecb50cdb826.jpg" length="63814" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 11:15:35 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sonbahar Tehlikesi: Mantar Zehirlenmelerine Dikkat!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sonbahar-tehlikesi-mantar-zehirlenmelerine-dikkat</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sonbahar-tehlikesi-mantar-zehirlenmelerine-dikkat</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Şile Devlet Hastanesi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Serap Türk, sonbaharda yağışlı havala ile birlikte artan mantarların tüketiminde dikkatli olunması gerektiğini belirterek, "Bazı mantar zehirlenmelerinde belirtiler bazen bir hafta sonra bile ortaya çıkar. Erken fark edilmezse kalıcı böbrek yetmezliği gelişebilir" uyarısında bulundu.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sonbahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada kendiliğinden yetişen mantarlar da çoğalıyor. Pek çok kişi için bu mantarlar, doğadan gelen doğal ve sağlıklı bir besin kaynağı olarak görülürken, özellikle bazı mantarlar ciddi sağlık riskleri barındıran tehlikeli toksinler içerebiliyor.</p>
<p>Özellikle ormanlık alanlarda ya da nemli bölgelerde toplanan yabani mantarlar, görünüm, renk veya koku bakımından yenilebilir türlerle neredeyse birebir benzerlik gösterdiği için ayırt etmek zorlaşabiliyor.</p>
<p>Bu nedenle Türkiye'de her yıl onlarca kişi, 'doğal ve organik' olduğunu düşündüğü mantarları tükettikten sonra zehirlenme belirtileriyle hastanelere başvuruyor.</p>
<p>Öte yandan özellikle eylül ve ekim aylarında yağmur sonrası doğadan toplanan mantarların çoğu zaman pazarlarda satılması nedeniyle risk yalnızca toplayan kişiyle sınırlı kalmayıp dışarıya da yayılabiliyor. Bu sebeple mantar zehirlenmeleri sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda toplum sağlığını ilgilendiren ciddi bir halk sağlığı problemi haline geliyor.</p>
<p>"Bazı mantarlar yalnızca bulantı, kusma ve ishal yapabilirken bazıları kalıcı böbrek hasarına yol açabilir"</p>
</div>
<p>Şile Devlet Hastanesi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Serap Türk, Türkiye'de pek çok mantar çeşidi yetiştiğine ancak bunların büyük bir kısmının zehirli olduklarına dikkat çekti. Uzm. Dr. Türk, "Her mantar zehirlenmesi aynı şekilde seyretmez. Vakaların bir kısmı hafif mide bulantısı ile sınırlı kalırken; azımsanamayacak bir kısmı ölümle sonuçlanır. Bunun nedeni de farklı mantar türlerinin farklı toksinler içermesidir. Bazı mantar türleri (örneğin Omphalotus, Clitocybe, Inocybe) sindirim sistemini etkiler. Tüketimden kısa süre sonra ise bulantı, kusma ve ishale neden olur. Genellikle hafif seyirlidir ancak sıvı kaybı gelişebileceği için tıbbi destek gerekebilir. Cortinarius türlerinde bulunan 'orellin' maddesi ise böbrek hasarına yol açar. Belirtiler bazen bir hafta sonra bile ortaya çıkar. Erken fark edilmezse kalıcı böbrek yetmezliği gelişebilir. Amanita muscaria ve benzeri mantarlar sinir sistemini etkileyerek halüsinasyon, bilinç bulanıklığı, kas seğirmesi ve nöbetlere yol açabilir" dedi.</p>
<p>"Belirti varsa 'Bekleyelim geçer' demek yerine hiç vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor"</p>
<p>Uzm. Dr. Serap Türk, türü ve içeriği bilinmeyen mantarların tüketiminden kesinlikle kaçınılması gerektiğinin altını çizerek vatandaşlara, "Herhangi bir mantar tüketimi sonrası belirtilerden biri dahi görülürse, 'Bekleyelim geçer' demek yerine hiç vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor. Çünkü erken dönemde yapılan tıbbi müdahaleler, toksinlerin etkisini azaltabilir ve hastanın hayatını kurtarabilir. Hastanın yediği mantarın örneği, mümkünse kalan kısmı veya pişirilmemiş hali mutlaka kapalı bir kapta saklanmalı ve sağlık personeline gösterilmelidir. Sağlık kuruluşuna ulaşana kadar hasta kesinlikle kusturulmaya zorlanmamalı ve 'Zehri alır' düşüncesiyle yoğurt, süt ya da limon yedirilmemelidir. Herhangi bir ilaç verilmemelidir. Mantar zehirlenmesinden korunmak için vatandaşlarımızın doğadan topladıkları veya kaynağını bilmedikleri mantarları kesinlikle tüketmemeleri, yalnızca kontrollü üretim yapılan kültür mantarlarını tercih etmeleri gerekir. Evde yapılan işlemler; kaynatma, haşlama, sirke veya tuz ekleme toksinleri etkisiz hale getirmez. Bu yanlış inanışlar, zehirlenme riskini ortadan kaldırmak yerine çoğu zaman gecikmeye ve daha ağır sonuçlara neden olur. Unutmayalım, bir tabak mantar, bir ömür sağlığı gölgeleyebilir" şeklinde uyarılarda bulundu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68ec8dc1b2bb0.jpg" length="60023" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 08:27:45 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlardan Önemli Uyarı: İşte Vücudunuzu Gripten Korumanın En Etkili Yolu.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-onemli-uyari-iste-vucudunuzu-gripten-korumanin-en-etkili-yolu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-onemli-uyari-iste-vucudunuzu-gripten-korumanin-en-etkili-yolu</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Ankara Etlik Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Gülnur Kul, mevsim geçişlerinde grip ve soğuk algınlığından korunmada en çok ihmal edilen noktaların başında uyku ve hijyenin geldiğini bildirdi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Ankara Etlik Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Gülnur Kul,gribin ayırt edici özellikleri arasında yüksek ateş, kas, eklem ağrıları ve nefes darlığının eşlik ettiği şiddetli öksürüğün olduğunu belirtti.</p>
<p>Soğuk algınlığında ise daha çok halsizlik, üst solunum yolu enfeksiyonu, burun akıntısı ve düşük seviyede ateşin görüldüğüne işaret eden Kul, virüslerin en çok temasla bulaştığını, kapı kolları ve bilgisayar klavyelerinin yanı sıra telefonların da risk taşıdığını ifade etti.</p>
<p>Özellikle telefonlara dikkat edilmesi uyarısında bulunan Kul, "Telefonlar gün içinde sürekli elimizin altında. El hijyenine dikkat etmeden telefonla temas etmemiz, bu virüsün sıklıkla yayılmasına yol açmaktadır. Mutlaka kendi el hijyenimizi sağlamalıyız. Ortak kullanım alanlarında da en ufak bir hastalık belirtisi göstermemiz halinde maske kullanmalıyız." dedi.</p>
<p>Kul, mevsim geçişlerinin, enfeksiyon hastalıkları açısından kritik bir dönem olduğunu hatırlatarak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin bağışıklık sistemini zayıflattığını, kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artmasının ise solunum yolu enfeksiyonlarının hızla yayılmasına yol açtığını kaydetti.</p>
<p>Enfeksiyon hastalıklarından korunmak için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi veren Kul, "Hava değişimlerine uygun şekilde giyinmek, düzenli uyku, bol vitaminli sebze ve meyvelerin dengeli tüketilmesi, el hijyeninin sağlanması ve kapalı ortamların havalandırılması bizim en güçlü savunma yöntemlerimizdir." diye konuştu.</p>
<p>"Günde en az 7 saat uyku gerekiyor"</p>
<p>Kul, riskli gruplarda maske kullanımının en etkili korunma yolları arasında olduğunu belirterek, şunları ifade etti:</p>
<p>"Sağlık Bakanlığımızın da her yıl üzerinde durduğu gibi grip aşısının özellikle riskli gruplarda yapılması hayati öneme sahiptir. 65 yaş üzerindekiler, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, kronik kalp ve akciğer hastaları, diyabetliler, hamileler ve sağlık çalışanlarının her yıl grip aşısı olması önerilmektedir. Bu sadece bireysel değil, toplum sağlığı açısından da koruyucu bir etkendir."</p>
<p>Düzenli uykunun bağışıklık sistemi için kritik olduğuna işaret eden Kul, "Günde en az 7 saat uyku gerekiyor. Birkaç saatlik uyku ile günlük yaşama devam eden kişilerde bağışıklık zayıflıyor, vücudun virüslere karşı direnci azalıyor." dedi.</p>
<p>Kul, grip semptomları gelişen kişilerin istirahat etmesi, bol sıvı tüketmesi gerektiğinin altını çizerek, "Yüksek ateşin düşmemesi, nefes darlığı ve şiddetli öksürüğün eklenmesi halinde mutlaka hekime başvurulmalı. Viral hastalıklarda antibiyotik kullanımı gereksizdir. Grip etkeni olan influenza bir virüstür ve antibiyotikle tedavi edilen bir hastalık değildir. Gereksiz antibiyotik kullanımı ise direnç gelişimine yol açar, viral enfeksiyonları geçirdiğimiz durumda gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmalıyız." uyarısında bulundu.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68e9f0bdacea5.jpg" length="58560" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 11 Oct 2025 08:54:27 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Hangi Alışkanlık Beyninizi Genç Tutuyor? Bilim, En Etkili Yolu Açıklıyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/hangi-aliskanlik-beyninizi-genc-tutuyor-bilim-en-etkili-yolu-acikliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/hangi-aliskanlik-beyninizi-genc-tutuyor-bilim-en-etkili-yolu-acikliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="description mb-4 fw-medium fs-5 lh-base">Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalara göre, uyku yalnızca dinlenme değil, beynin sağlıklı kalması için en kritik bakım sürecidir.</h2>
<p><strong>Yetişkinlerin<span> </span></strong>günde en az 7-8, çocukların ise 9-10 saat uyuması gerekiyor. Oysa günümüzde uyku süreleri bu rakamları çok çok altına düşüyor…</p>
<p>Uzmanlar ise bu durumun özellikle beyin için ciddi, riskleri olduğunu belirtiyor… ‘’Gece geç yatmak kısa vadede ciddi sorunlara yol açmaz. Ancak uzun vadede unutkanlık, dikkat dağınıklığı ve beyin yaşlanmasının en görünmez nedenlerinden biridir’’ diyen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, uykusuzluğun beyne etkilerini ve düzenli uykunun ipuçlarını şöyle açıkladı:</p>
<h2><span>Şimdi fark etmezsiniz ama acısı sonra çıkar</span></h2>
<p>Beyninizi genç tutmak, hafızanızı korumak ve yaşam kalitenizi artırmak için erken yatmayı alışkanlık haline getirin.</p>
<p>Özellikle 34 yaş üstü bireylerde geç saatlere kadar ayakta kalmak, yalnızca ertesi gün yorgunluk yaratmakla kalmıyor; uzun vadede unutkanlık, dikkat dağınıklığı, beyin sisi ve hatta Alzheimer riski gibi ciddi sorunlara zemin hazırlıyor.</p>
<h2><span>Kendini yenileyemez</span></h2>
<p>Uyku sırasında beyin, gün içinde öğrenilen bilgileri düzenler, hafızaya kaydeder ve duygularımızı dengeler.</p>
<p>Geç yatıp kısa uyuyanlarda beyin kendini yenileyemez ve ertesi gün:</p>
<p>-<span> </span><strong>Hafıza zayıflar.</strong></p>
<p>-<span> </span><strong>Dikkat eksikliği artar.</strong></p>
<p>-<span> </span><strong>Karar verme becerileri bozulur.</strong></p>
<p>Bu nedenle -ders çalışırken sabahlayayım, daha iyi öğrenirim- inancı aslında yanlış bir efsanedir. Tam tersine, hafıza pekişmesi uykuda olur.</p>
<h2><span>Geç saatlerde uyumanın ne gibi zararları olur?</span></h2>
<p>Geç uyuma alışkanlığı beyin sağlığımızı olumsuz yönde etkiler. İşte ortaya çıkan sorunlar...</p>
<h2><span>Gizli tehlike: Stres ve iltihap</span></h2>
<p>Geç uyumak vücudun kortizol (stres hormonu) seviyelerini artırır. Kortizol uzun süre yüksek kaldığında:</p>
<p>-<span> </span><strong>Kalp-damar sağlığı bozulur.</strong></p>
<p>-<span> </span><strong>Bağışıklık sistemi baskılanır.</strong></p>
<p>-<span> </span><strong>Beyin küçülmeye başlar, özellikle de hafıza merkezi olan hipokampus zarar görür.</strong></p>
<p>Ayrıca, düzensiz uyku iltihabı (inflamasyon) tetikler. Kronik iltihap yalnızca eklemleri değil, beyin damarlarını ve nöronlara da zarar verir.</p>
<p><strong>Sonuç: Zihinsel yavaşlama ve hızlanan yaşlanma...</strong></p>
<h2><span><strong>Çöp toplama sistemi derin uykuda çalışır</strong></span></h2>
<p>Beyin sağlığının en kritik mekanizmalarından biri, gece uykusu sırasında beyin hücreleri arasında dolaşan “glimfatik sistem”dir.</p>
<p>Bu sistem, gün boyu biriken toksinleri ve atıkları temizler. Geç yatmak, özellikle gece yarısından sonraki ‘derin uyku’ evresini kısaltır. Temizlik tam yapılamayınca, beyinde zararlı proteinler birikir. Bu birikimler uzun vadede:</p>
<p>-<span> </span><strong>Unutkanlık nedenleri arasında öne çıkar,</strong></p>
<p>-<span> </span><strong>Hafıza kaybı ve dikkat bozukluğu oluştur,</strong></p>
<p>-<span> </span><strong>Alzheimer riskini artırır.</strong></p>
<p>Hastalarımdan biri, sürekli gece geç yatma alışkanlığı yüzünden sabahları baş ağrısı ve unutkanlık şikâyetiyle başvurmuştu.</p>
<p>Uyku düzeni değiştiğinde, birkaç hafta içinde zihinsel berraklığının geri geldiğini fark edince çok şaşırdı.</p>
<h2><span>Biyolojik saatin bozulmaması gerekir</span></h2>
<p>İnsanın doğasında gece uyumak, gündüz aktif olmak vardır. Ancak geç saatlere kadar ışığa, televizyon ve telefondan gelen ekran ışığına maruz kalmak melatonin hormonunu baskılar.</p>
<p>Melatonin, biyolojik saati korur, uyku ritmi ve vücut ısısının ayarlanmasını sağlar. Ancak yalnızca uykuya dalmayı kolaylaştırmaz, aynı zamanda:</p>
<p>-<span> </span><strong>Beyin yaşlanmasını yavaşlatır.</strong></p>
<p>-<span> </span><strong>Antioksidan ve antikanserojen etki gösterir.</strong></p>
<p>-<span> </span><strong>Beyin hücrelerini stres ve iltihaptan korur.</strong></p>
<p>-<span> </span><strong>LDL kolesterolü azaltır.</strong></p>
<p>-<span> </span><strong>Enerji metabolizmasında rol alır.</strong></p>
<p>Geç yatmak melatonini düşürdüğü için, beyin hem dinlenemez hem de hücresel düzeyde korunmasız kalır. Yaşlılıkta ve gece çalışanlarda uyku azalmasına bağlı melatonin yetersizliği insülin direnci ve obeziteye neden olur.</p>
<h2><span>BEYİN SAĞLIĞI</span></h2>
<h2><span>Teknolojik bağımlılığın etkisi</span></h2>
<p>Günümüzde gece yarılarına kadar uyumuyor film seyrediyor ya da sosyal medyada gezinip duruyoruz…</p>
<p>Bu yüzden beynimizi mahvediyoruz. Uyku hormonu ölüyor ve zamanla uyku sorunu da yaşamaya başlıyoruz.</p>
<p>Dolayısıyla ‘Uyuyamıyorum hap aldım uyudum’ diyenlerin sayısı az değil… Uyudunuz ama içtiğiniz hapla sahte bir uyku uyudunuz.</p>
<p>Nerdeyse 3 kişiden birinde uyku sorunu var.</p>
<p>Uyku hapı uyku için bitki çayları içmek yerine siz önce elinizdeki telefonları bir kenara bırakın ki beyin dinlenmeye geçsin.</p>
<h2><span>İŞTE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</span></h2>
<p>Erken yatmak  beyninizi yıllarca genç tutabilir. Bunun için şunları yapabilirsiniz:</p>
<p>-<span> </span><strong>Düzenli uyku saati belirleyin:<span> </span></strong>Her gün aynı saatte uyumaya çalışın.</p>
<p>-<span> </span><strong>Ekranlardan uzak durun:<span> </span></strong>Uyumadan 1-2 saat önce telefon ve bilgisayarı bırakın.</p>
<p>-<span> </span><strong>Uyku ortamınızı düzenleyin:<span> </span></strong>Karanlık (melatonin hormonu karanlıkta artar aydınlıkta baskılanır), sessiz, havalandırılmış ve serin bir odada uyumak beyin sağlığı için idealdir.</p>
<p>-<span> </span><strong>En az 7-8 saat kaliteli uyku alın:</strong><span> </span>Beynin tam temizlenmesi ve hafızanın güçlenmesi için gereklidir.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68e89bfc5daad.jpg" length="54872" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 10 Oct 2025 08:40:20 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Gazipaşa Hastanesi&amp;apos;nden Anne Adaylarına &amp;quot;Normal Doğuma Teşvik&amp;quot; Eğitimi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/gazipasa-hastanesinden-anne-adaylarina-normal-doguma-tesvik-egitimi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/gazipasa-hastanesinden-anne-adaylarina-normal-doguma-tesvik-egitimi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span> Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde, Gazipaşa Devlet Hastanesi tarafından anne adaylarına yönelik, "Normal Doğuma Teşvik ve Güvenli Doğum" konulu bilgilendirme etkinliği düzenlendi.</span><br><span>Kadın doğum servisinde kurulan bilgilendirme standında, anne adaylarına gebelik süreci, doğuma hazırlık, normal doğumun önemi ve doğum sonrası bakım konularında detaylı bilgiler verildi. Uzmanlar, normal doğumun anne ve bebek sağlığı açısından önemine dikkat çekerek, doğru bilgilendirmenin doğum tercihlerinde belirleyici rol oynadığını vurguladı.</span><br><br><span>Aile dostu ve güvenli doğum hizmeti</span><br><span>Gazipaşa Devlet Hastanesi'nden yapılan açıklamada, "Hedefimiz; hastanemize müracaat eden anne adaylarını normal doğuma teşvik etmek ve güvenli, kaliteli doğum hizmetini anneye, bebeğe ve aileye en iyi şekilde sunmaktır. Aile dostu modelde, mahremiyete dayalı tek kişilik TDL (travay, doğum, lohusa) odalarımızda, yanında bir refakatçiyle kendini rahat hissederek, ev ortamında doğum yapabilen anne adaylarına hizmet veriyoruz. Bu kapsamda doğumlarımızda her zaman anne ve bebek sağlığını, konforunu öncelikli görüyoruz" ifadeleri kullanıldı.</span><br><br><span>"Sağlıklı doğumlar için hep birlikteyiz"</span><br><span>Açıklamada ayrıca, doğumların güvenli şartlarda gerçekleşmesi için tüm ekibin koordineli çalıştığı vurgulanarak, "Sağlık ve güzel anılacak doğumlara vesile olmak amacıyla ekibimizle bütüncül bir hizmet planlaması yürütüyoruz. Tüm anne adaylarımızın doğumlarını sağlıkla, huzurla ve mutlulukla gerçekleştirmelerini diliyoruz" denildi.</span><br><span>Gazipaşa Devlet Hastanesi yetkilileri, bu tür bilgilendirme etkinliklerinin anne adaylarının bilinçlenmesine ve normal doğum oranlarının artmasına katkı sağladığını belirtti.</span><br><span>Etkinliğe Başhekim Dr. Adil Çelik, hastane yönetimi, sağlık çalışanları ve anne adayları katıldı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68e630e179e75.jpg" length="103786" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 08 Oct 2025 12:37:53 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Meme Kanserinde Yaş Faktörüne Dikkat</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/meme-kanserinde-yas-faktoerune-dikkat</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/meme-kanserinde-yas-faktoerune-dikkat</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sibel Özkan Gürdal, kadınlarda yaş ilerledikçe meme kanseri riskinin arttığını söyledi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Gürdal Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında bilgilendirme çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Her 8 kadından birinin meme kanserine yakalandığını belirten Gürdal,"Erkeklerde de meme kanseri görebiliyoruz. Kadınlarda görünme oranı yüzde 99 iken erkeklerde görünme oranı yüzde 1 ama erkeklerde meme kanseri daha geç evrelerde tanı konduğu için daha kötü olabiliyor. O nedenle erkeklerin meme kanseri olabilme ihtimalini bilip bu farkındalıkta olup hekime başvurmaları çok kıymetli." dedi.</p>
<p>Gürdal, herkesin gerekli taramaları geç kalmadan yaptırması gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>Kadınlarda 20'li yaşlardan sonra her yaşta meme kanseri görülebileceğini vurgulayan Gürdal, "Meme kanserini en sık 40'lı ve 50'li yaşlarda görüyoruz. Yaş arttıkça risk artıyor kesinlikle. Ama şu var, '40'tan sonra görülür', '50'den sonra görülür' deyip ihmal etmemek lazım. Az da olsa 20'li, 30'lu yaşlarda da görüyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
</div>
<p></p>
<p>Gürdal, özellikle 20'li ve 30'lu yaşlarda gebelikte ya da loğusalıkta da meme kanseri görülebileceğini, kadınların göğsünde herhangi bir kitle olduğunu fark etmesi halinde doktora başvurması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Egzersiz ve sağlıklı beslenmenin kanser riskini azalttığını dile getiren Gürdal, şunları kaydetti:</p>
<p>"Düzenli egzersiz meme kanseri riskini azaltır. Ama düzenli egzersiz derken gerçekten yürüyüş de olabilir, koşu da olabilir, yüzme de olabilir ama bunun düzenli yapılması her gün 15-20 dakika, gün aşırı yarım saat ama spora ayrılan bir zamanda. Düzenli yapılan egzersiz bizim için önemli. Yağlı beslenmeden uzak durmak, şişmanlıktan uzak durmak, özellikle obezite, göbek çevresindeki yağlar, östrojen salgılanmasını artırarak meme kanseri riskini de artırıyor. O nedenle taze sebze meyveler önemli, yağlı besinlerden uzak durmak önemli, işlenmiş gıdalardan uzak durmak önemli."</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68e5f664052a2.jpg" length="30818" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 08 Oct 2025 08:28:11 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya&amp;apos;da Dünya Rahim Nakli Kongresi Başladı: Hedef: İlaçsız Nakil.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-dunya-rahim-nakli-kongresi-basladi-hedef-ilacsiz-nakil</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-dunya-rahim-nakli-kongresi-basladi-hedef-ilacsiz-nakil</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, rahim naklinde bağışıklık sistemini bastıran ilaçlar kullanıldığını ve bunun bebeğe de bir miktar zararı olduğunu belirterek, "Buradaki hedef ilaçsız biz bu organ naklini nasıl yapabiliriz. Günün sonunda ufak ufak adımlar var ama daha çok yolumuz var. Tabii bu ufak adımlarla sonuca eriyorsunuz en nihayetinde. Bu anlamda hem yapay organ, hem ilaçları nasıl minimalize ederiz, hep bunun üzerine çalışılıyor. Hayvandan yine insana nakiller. Bunlar birkaç çeşit üzerine gidilen yeni modeller. Her şey önce hayal kurmakla başlıyor. Hayal kuruyoruz, ondan sonra o hayal nezdinde planlar yapıp devam ediyoruz" dedi.</span><br><span>Dünyada ilk kadavradan rahim naklinin gerçekleştirildiği Akdeniz Üniversitesi, 2-3 Ekim tarihlerinde 5. Uluslararası Uterus Nakli Derneği (ISUTx) Kongresi'ne ev sahipliği yapıyor. Dünyada 130'dan fazla rahim naklinin ve 70'in üzerinde doğumun gerçekleştiği bu alandaki en önemli bilimsel etkinliklerden biri olan kongreye yaklaşık 20 ülkeden 100'e yakın bilim adamı katıldı. Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan'ın başkanlığındaki kongrenin sekreterliğini Prof. Dr. Nasuh Utku Doğan üstlenirken, Uluslararası Uterus Nakli Derneği Başkanı Prof. Dr. Paige Parrot ve eski başkan Prof. Dr. Sara Brucker (Almanya) da katılımcılar arasında yer aldı. Kongrede canlı ve kadavra donörden uterus nakli cerrahisi, nakil sonrası gebelik ve doğum sonuçları, fertilitenin korunması ve etik tartışmalar, immünsupresyon yönetimi, komplikasyonlar, uzun dönem takip verileri ve deneysel yaklaşımlar gibi başlıklar ele alınacak.</span><br><br><span>"Uterus naklinin 15. yılı"</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, açılış öncesi yaptığı konuşmada, "Uterus naklinin 15. yılına geldik. Kongremizin bu yıl 5'incisini düzenliyoruz. Dünyanın ekspertleri burada şu anda, 20'den fazla ülkeden bir katılım var. Dünyada 130'dan fazla nakil yapıldı, gayet iyi hissediyoruz" dedi.</span><br><br><span>"Dünyada 70'in üzerinde bebek doğdu"</span><br><span>İsveç'ten Prof. Dr. Mats Brnnström ise sözlerine Antalya'daki tarihi nakli hatırlatarak başladı. Brnnström, "Aslında 2011 yılının Ağustos ayında buradaydım. Çünkü Antalya'da ilk cerrahi olarak başarılı rahim naklini burada gerçekleştirmiştiniz. Ardından ertesi yıl dünyada ilk canlı donör naklini yaptık ve 2014'te ilk doğumları elde ettik. Bugün dünyada 120'den fazla işlem yapılmış durumda ve muhtemelen 60 ya da 70'ten fazla bebek doğdu. Şu anda bu işlemi yapan yaklaşık 25 merkez var. En büyük his, aslında bir aileyi tamamladığınızı gördüğünüzde yaşanıyor; anne babaların imkânsız olduğunu düşündükleri bir çocuğa kavuştuğunu görmek" diye konuştu.</span><br><br><span>"Rahim nakli dünyası Antalya'da toplandı"</span><br><span>Uluslararası Uterus Nakli Derneği eski Başkanı Prof. Dr. Sara Brucker, kongrenin önemini şu sözlerle dile getirdi:</span><br><span>"Biz küçük bir topluluğuz, küçük bir derneğiz fakat her yıl bir araya gelerek hem başardıklarımızı kutluyoruz hem de nereye gitmemiz gerektiğine bakıyoruz. Burada Asya'dan, Avustralya'dan, Güney Afrika'dan, Güney Amerika'dan, Kuzey Amerika'dan, Avrupa'dan gelenler var. Bugün rahim nakli dünyası Antalya'da toplanmış durumda. Bu bizim 5. kongremiz ve dünya Antalya'da Ömer, Mats Brnnström ve bir sonraki başkan olan Paige Birch ile birlikte buluşuyor. Burada bulunmak çok büyük bir onur."</span><br><br><span>"Rahim naklinde en iyiler burada"</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise şunları söyledi:</span><br><span>"Çok heyecanlıyım. Çünkü 15. yıl. Dile kolay üzerinden 15 yıl geçmiş, çok hızlı geçti. Bu rahim naklinde dünyanın en iyileri burada, yapmak isteyen ekipler yine burada. Yaklaşık 20 ülkeden 100 katılımcımız var. Burada en önemli şey, bu bir organ nakli. Rahim naklinde immune sistemini bastıran ilaçlar kullanıyoruz. O anlamda bebeğe de elbette bir miktar zararı oluyor. Buradaki hedef ilaçsız biz bu organ naklini nasıl yapabiliriz. Günün sonunda ufak ufak adımlar var ama daha çok yolumuz var. Tabii bu ufak adımlarla sonuca eriyorsunuz en nihayetinde. Bu anlamda hem yapay organ, hem ilaçları nasıl minimalize ederiz hep bunun üzerine çalışılıyor. Hayvandan yine insana nakiller. Bunlar birkaç çeşit üzerine gidilen yeni modeller. Her şey önce hayal kurmakla başlıyor. Hayal kuruyoruz, ondan sonra o hayal nezdinde planlar yapıp devam ediyoruz. Bazen başarılı oluyoruz, bazen başarısız oluyoruz. Şu anda çok ufak adımlar ama tabii en nihayetinde bir yere varacağız. Sonuç olarak yapay organ çok da kolay bir şey değil. Şu an bunları oluşturmak, birleştirmek çok mümkün gözükmüyor. Ama bunlar ilk adımlar. Bizden sonraki nesiller belki görür. Şimdiye kadar yapılanların hepsi tartışılacak. Nerede hata yaptık, neyi daha iyi yapabilirdik? Bundan sonra nasıl daha iyi yapabiliriz? Kadınlar 5 binde bir rahimsiz doğuyor. Çok ciddi bir ihtiyaç var. Eğer rahmi yoksa hastanın bir tek yöntemi var. Ya çocuk evlat edinecek ya da kendi yumurtaları var ise rahim nakli yapılıyor. Her seferinde söylüyoruz ama eksik bir bilgi oluyor. Kaliteli yumurtası olan hastaların rahim nakli yapılıyor, kendi bebeklerini doğuruyorlar. Başkasının bebeğini doğurmuyorlar. Bunun yine altını çizelim. Bu etapta da bekleyen çok fazla hasta var, inşallah herkes günün sonunda istediği hedefe ulaşır."</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68de5e5bbf6f1.jpg" length="88915" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 02 Oct 2025 14:14:00 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akdeniz Üniversitesi Dünya Rahim Nakli Kongresi&amp;apos;ne Ev Sahipliği Yapıyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesi-dunya-rahim-nakli-kongresine-ev-sahipligi-yapiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesi-dunya-rahim-nakli-kongresine-ev-sahipligi-yapiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p>DÜNYADA ilk kadavradan rahim naklinin gerçekleştirildiği Akdeniz Üniversitesi (AÜ), 2-3 Ekim tarihlerinde Uluslararası Rahim Nakli Derneği tarafından düzenlenen Dünya Rahim Nakli Kongresi'ne ev sahipliği yapacak. Dünyada ilk rahim naklini gerçekleştiren ekibin üyeleri olan, tıp literatürüne de 'Özkan Tekniği' olarak girmesini sağlayan AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan kongreye başkanlık edecek.</p>
<p>2011 yılında dünyada ilk kadavradan rahim naklinin yapıldığı AÜ, 2-3 Ekim tarihlerinde 5'inci Uluslararası Dünya Rahim Nakli Kongresi'ne (ISUTx) ev sahipliği yapacak. 15 yıl önce gerçekleştirilen operasyonla adına 'Özkan Tekniği' adı verilen teknikle dünya üzerinde yapılan 140'tan fazla nakille, 70 doğumun gerçekleştiği alanla ilgili yeniliklerin ve süreçlerin konuşulacağı kongreye 100'e yakın cerrah katılacak.</p>
<p>Daha önce operasyonların gerçekleştiği veya gerçekleştirmeyi düşünen ABD, Almanya, İsveç, Japonya, Güney Kore, İtalya, Çekya, Endonezya, Brezilya, Hindistan gibi ülkelerden katılımcıların olacağı kongreye, ilk rahim naklini gerçekleştiren ekibin üyeleri olan AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlık edecek.</p>
<p>20 ÜLKEDEN KATILIMCI</p>
<p>Kongreye ev sahipliği yaptıkları için heyecanlı olduklarını belirten Prof. Dr. Özlenen Özkan, “15 yıl önce 2011 yılında dünyanın ilk rahim naklini Akdeniz Üniversitesi'nde gerçekleştirdik. 15'inci yılda Dünya Rahim Nakli Kongresi'nin Akdeniz Üniversitesi'nde yapılıyor olması çok büyük bir onur bizim için. Bize bu teklif geldiğinde çok büyük heyecan duyduk. 2 gün sürecek kongre için çok heyecanlıyız. Rahim nakli çok spesifik bir konu o nedenle çok az ülke ilgilenebiliyor. 20 ülkeden 100'ün üzerinde katılımcımız olacak. Bir kısmı bu nakli yapan, bir kısmı da yapmak isteyen gruplar. ABD, Almanya, İsveç, Japonya, Güney Kore, İtalya, Çekya, Endonezya, Brezilya, Hindistan gibi ülkelerden cerrahlar kongre için geliyor" dedi.</p>
<p>HEPSİ ÖZKAN TEKNİĞİYLE DÜNYAYA GELDİ</p>
<p>Rahim naklinin hala çok yeni bir konu olduğuna değinen Prof. Dr. Özkan, “Özellikle kısırlık tedavisinde çok yeni bir konu. Yaptığımız, yapmamız gereken bir çok konu var. Etik kısmı üzerine konular konuşulacak. Çünkü etik kısmı hala tartışılıyor. Teknikler, gelecekte rahim nakli nereye gidiyor gibi konular konuşulacak. Verici bizde şu ana kadar hep kadavraydı ama canlıdan da yapılan nakiller var. Yapılan teknik farklılıklar. Bunların hepsi bu kongrede konuşulacak. Bu yolu ilk açan bizdik. Biz bunu yapmamış veya başarısız olsaydık daha rahim nakli yapılamamıştı. Özkan Tekniği üzerine elbette bir şey konuldu ama doğan bebeklerin hepsi bu teknikle dünyaya geldi" diye konuştu.</p>
<p>'BAŞARIMIZ YÜZDE 100'</p>
<p>Rahim nakliyle ilgili çalışmalarının devam ettiğini söyleyen Prof. Dr. Özkan, “Dünyada ilk defa Suudi Arabistan'da yapıldı ama başarılı olmadı. Bunun üzerine biz birçok revizyon yaparak başarılı hala getirdik, o nedenle bunun adı Özkan Tekniği. Bu teknikle 140 kadar rahim nakli yapıldı. 70'e yakın doğum meydana geldi. Ortalama yüzde 50 bebek sahibi olma oranı, ama bizde yüzde 100. Biz çünkü 2 rahim nakli yaptık ve 2'si de bebek sahibi oldu. 2'sinde de bebek sahibi olduğu zaman rahimleri aldık. Diğer ülkelerde çok az sayıda da olsa 2 çocuk sahibi olan hastalar var. Umarım sonraki nakillerde de yüzde 100 olan başarımız aşağıya düşmez. Önemli olan güvenle devam etmek. İsveç'te ve ABD'de aynı anda birden fazla nakil yapıldı ve bazıları başarısız oldu. Biz hastaya saygımızdan dolayı aynı anda birkaç nakil yapmadık" dedi.</p>
<p>'YAPAY RAHİM KONUŞULACAK'</p>
<p>Kongrede konuşulacak konulara değinen Prof. Dr. Özkan, “Canlıdan nakil sırasında vericiyi de takip etmemiz gerekeceği için biz ilk olarak kadavradan yapmayı uygun gördük. Elbet bundan sonra canlıdan yapılabilir. Bazı yerlerde komşudan bile alınan rahimler var ama bu ne kadar uygun. Bunlar etik olarak kongrede tartışılacak. Canlıdan nakil de kafamızda var. Daha ileri ne yapılabilir bunlar her zaman konuşulan konular. İmmün sistemlerini baskılayıcı ilaç veriyoruz hastalara. Bu olmadan nasıl olur onunla ilgili bazı yöntemler konuşulacak. Kongrede yapay rahim, rahim olmadan bebek dışarıda nasıl büyük gibi konular da konuşulacak" diye konuştu.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68dcfa1ebf99b.jpg" length="66578" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 01 Oct 2025 12:53:46 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Alzheimer&amp;apos;ın Erken Belirtileri Neler? İşte Ailelerin Dikkat Etmesi Gereken Kritik İşaretler.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alzheimerin-erken-belirtileri-neler-iste-ailelerin-dikkat-etmesi-gereken-kritik-isaretler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alzheimerin-erken-belirtileri-neler-iste-ailelerin-dikkat-etmesi-gereken-kritik-isaretler</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Son yıllarda hızla artan Alzheimer, kişilerin günlük yaşam becerilerini etkileyerek bağımsızlığını kaybetmesine yol açıyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Lütfü Hanoğlu,hastalık hakkında önemli noktaların altını çizdi. Prof. Hanoğlu, hastalığın artık biyolojik tanı yöntemleriyle çok daha erken evrede saptanabildiğini ve bu sayede yeni tedavi yöntemlerinin daha etkili uygulanabildiğini söyledi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Alzheimer'ın toplum için en ciddi sağlık sorunlarından biri haline geldiğini belirten Medipol Mega Üniversite Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Lütfü Hanoğlu, "Son yıllarda hastalığın seyrini yavaşlatabilen tedaviler geliştirildi. Ancak bu tedaviler yalnızca erken tanı konulan vakalarda işe yarıyor" dedi. Dünya Alzheimer Günü'nde önemli uyarılarda bulunan Prof. Dr. Hanoğlu, erken tanının ve yeni tedavi yöntemlerinin hastalığın seyrini yavaşlatmada kritik rol oynadığını vurguladı.</p>
<p>BİYOLOJİK TANIDA YENİ YÖNTEMLER</p>
<p>Prof. Dr. Hanoğlu, Alzheimer'ın beyinde amiloid ve tau adı verilen proteinlerin birikimiyle ortaya çıktığını hatırlatarak, bu süreçlerin hastalık başlamadan 10–20 yıl önce meydana gelebildiğini ifade etti. Türkiye'de amiloid PET yöntemiyle biyolojik tanı konulabildiğini söyleyen Hanoğlu, kandan bakılabilen yeni biyomarker testlerinin de literatürde umut vadettiğini dile getirdi.</p>
<p>UNUTKANLIĞIN İLK EVRELERİ</p>
<p>Alzheimer'ın demans döneminde kişinin günlük yaşam becerilerini kaybetmeye başladığını belirten Prof. Dr. Lütfü Hanoğlu, daha erken evrelerde farklı tablolara dikkat çekti. Prof. Dr. Hanoğlu, hafif bilişsel bozukluk evresinde günlük yaşamı etkilemeyen ancak nöropsikolojik testlerle saptanabilen hafif kayıpların görüldüğünü söyledi. Bunun bir önceki safhası olan subjektif bilişsel bozuklukta ise kişinin unutkanlıktan şikâyetçi olmasına rağmen testlerle bile henüz belirgin bir değişiklik ortaya konulamadığını ifade etti.</p>
<p>ARAŞTIRMALAR YENİ HEDEFE ODAKLANIYOR</p>
<p>Prof. Dr. Hanoğlu, artık sadece hastalık ortaya çıktıktan sonra değil, risk taşıyan kişilerin de takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Hanoğlu, "Biyolojik özellikleri taşıyan herkes Alzheimer demansına ilerlemiyor. Yeni araştırmalarımız, risk faktörlerini belirleyerek hastalık ortaya çıkmadan önlem almaya odaklanıyor" dedi. Alzheimer'da erken tanının, sadece tedavi seçeneklerini değil, hastaların yaşam kalitesini de önemli ölçüde etkilediğini söyleyen Hanoğlu, toplumda farkındalığın artmasının gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p></p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202510/image_870x580_68dcba4832a6c.jpg" length="56338" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 01 Oct 2025 08:21:19 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlardan Beyin Tümörü Uyarısı: En Kritik Risk Faktörü: Radyasyon!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-beyin-tumoeru-uyarisi-en-kritik-risk-faktoeru-radyasyon</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-beyin-tumoeru-uyarisi-en-kritik-risk-faktoeru-radyasyon</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Abuzer Güngör, beyin tümörlerinin çocuklar da dahil olmak üzere her yaşta görülebileceğine dikkat çekti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Abuzer Güngör, beyin tümörü hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Beyin tümörünün tanımını yapan Prof. Dr. Güngör, "Beyin tümörü, kontrolsüz bir şekilde büyüyen ve çoğalan hücrelerin oluşturduğu anormal bir doku kitlesidir. Normalde hücrelerin büyümesini durduran hücresel mekanizmalar hasar görüp çalışmadığında tümör oluşur ve zamanla büyüyebilir. Bu tümörler iyi huylu (benign) ya da kötü huylu (malign) olabilir. İyi huylu tümörler genellikle daha yavaş büyür ve çevre dokulara çok da yayılma eğilimi göstermezken, kötü huylu tümörler hızlı ilerler, çevre dokulara ve bazen uzak bölgelere yayılabilir" diye konuştu.</p>
<p>'HER YAŞTA GÖRÜLEBİLİR'</p>
<p>Toplumda beyin tümörünün görülme sıklığından bahseden Prof. Dr. Güngör, "Beyin tümörleri toplumda nadir görülür. Her yıl yaklaşık 100 bin kişide 25-30 yeni olguya rastlanır. Her yaşta ortaya çıkabilse de, en çok ileri yaşlarda tanı konur. Çocuklarda da görülebilir, ancak bu dönemde farklı tümör tipleri ön plandadır" dedi.</p>
<p>'ÇOCUKLUKTA BAŞ BÖLGESİNE ALINAN RADYASYONA DİKKAT'</p>
</div>
<p>Prof. Dr. Güngör, beyin tümörlerinin çoğunun ailede benzer hastalık olmadan geliştiğini; genetik yatkınlığın nadir vakalarda önemli olduğunu, en bilinen risk faktörünün özellikle çocuklukta baş bölgesine alınan radyasyon olduğunu söyledi. Prof. Dr. Güngör, cep telefonu veya kimyasallar gibi diğer faktörlerin etkisinin kesin olarak kanıtlanmadığını ve bir insanda tümör oluşma riskinin genetik, sağlık geçmişi ve çevresel etkilerin birleşimiyle belirlendiğini dile getirdi. Prof. Dr. Güngör, MR görüntüleme yönteminin ise radyasyon açısından bir sağlık riski taşımadığının altını çizdi.</p>
<p>'BELİRTİLERE DİKKAT EDİLMELİ'</p>
<p>Belirtilerden bahseden Prof. Dr. Güngör, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Beyin tümörleri çok farklı belirtilerle kendini gösterebilir. En sık karşılaşılan şikâyetler arasında baş ağrısı, nöbet, konuşma veya düşünme güçlüğü, kişilik ve davranış değişiklikleri, vücudun bir tarafında uyuşma ya da güçsüzlük, denge kaybı ve baş dönmesi, görme veya işitme sorunları, hafıza kaybı, açıklanamayan mide bulantısı, kusma ve yorgunluk sayılabilir. Özellikle yeni başlayan ve giderek şiddetlenen baş ağrıları, nöbet, ani görme ya da konuşma bozuklukları gibi bulgular dikkate alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzman tarafından değerlendirilmelidir."</p>
<p>TANI KONMA SÜRECİ</p>
<p>Tanı konma süreci hakkında bilgi veren Prof. Dr. Güngör, "Öncelikle görüntülemede MR tercih edilir. MR ile tümörün yeri, boyutu ve çevre dokularla ilişkisi ayrıntılı görülebilir. Bilgisayarlı tomografi (BT) de özellikle acil durumlarda veya kemik yapılarla ilişkili tümörlerin değerlendirilmesinde kullanılabilir. Kesin tanı ise çoğu zaman tümör dokusundan alınacak biyopsi ile konur. Beyin tümörlerinde erken teşhis, hastalığın gidişatını ve hastanın yaşam kalitesini büyük ölçüde değiştirebilir. Tümör henüz küçükken ve çevre dokulara yayılmadan tanı konduğunda, cerrahiyle tamamen çıkarılma şansı artar. Böylece hastalığın kontrol altına alınarak hastanın daha uzun ve kaliteli bir yaşam sürmesi mümkün olur" ifadelerini kullandı.</p>
<p>'TEDAVİ TÜMÖRÜN YERİ VE HASTAYA GÖRE DEĞİŞİYOR'</p>
<p>Beyin tümörlerinin tedavisinin, tümörün türü, yeri ve hastanın genel durumuna göre belirlendiğini söyleyen Prof. Dr. Güngör "İyi huylu tümörlerde genellikle cerrahi ile çıkarma hedeflenir; eğer tümörün çıkarılması mümkün değilse de hedefe odaklanmış ışın tedavileri (Gamma Knife, CyberKnife) uygulanabilmektedir. Kötü huylu tümörlerde ise cerrahiye ek olarak radyoterapi, kemoterapi, immünoterapi ve elektriksel alan tedavileri (TTFields) kullanılabilir. Bazı merkezlerde yeni çıkan tedavi seçeneklerinden lazer ablasyon veya hedefe yönelik ilaçlar da denenmektedir. Her beyin tümöründe cerrahi tedavi her zaman ilk seçenek değildir; küçük ve iyi huylu tümörler radyolojik görüntülemelerle sadece düzenli aralıklarla takip edilebilir. Ameliyat olmasının hasta açısından çok riskli olduğu ya da tümörün çıkarılamadığı durumlarda ise radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar veya hedefe odaklanmış radyocerrahi gibi tedavi yöntemleri seçenekleri de mevcuttur. Son yıllarda elektriksel alan tedavileri ve lazer ablasyon gibi yöntemler de cerrahiye uygun ya da tümör kalıntısı olan hastalarda alternatif sunmaktadır. Günümüzde tedavi her hasta özelinde değerlendirilerek cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi gibi yöntemlerin biri veya kombinasyonu ile planlanmaktadır" diye konuştu.</p>
<p>'YAPAY ZEKA DESTEKLİ GÖRÜNTÜLEME VE ROBOTİK CERRAHİ UYGULANABİLİYOR'</p>
<p>Yapay zeka ve robotik cerrahinin, beyin tümörlerinin tedavisinde giderek daha fazla kullanıldığının altını çizen Prof. Dr. Güngör, şöyle konuştu:</p>
<p>"Yapay zekâ destekli görüntüleme ve analiz sistemleri, tümörün sınırlarını daha net belirlemeye yardımcı olarak cerrahların daha hassas ve güvenli operasyon yapmasını sağlar. Robotik cerrahi teknolojileri ise özellikle zor ulaşılan bölgelerde cerrahın elini destekleyerek ameliyatların daha kısa sürede, daha az hata ile ve sağlıklı dokulara zarar vermeden yapılmasına katkıda bulunur. Bu sayede hem tümörün daha etkin çıkarılması hem de hastaların yaşam kalitesinin korunması mümkün olabilmektedir."</p>
<p>Beyin tümörlerinin tedavisi sonrası yaşam kalitesinin değişebileceğini aktaran Prof. Dr. Güngör "Tümörün türüne, yerine, uygulanan tedavi yöntemlerine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak tedavi sonrası yaşam kalitesi de değişir. İyi huylu ve tamamen çıkarılabilen tümörlerde hastalar genellikle kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilirken, kötü huylu tümörlerde tedavi süreci daha uzun ve zorlayıcı olabilir. Radyoterapi ve kemoterapi yorgunluk, hafıza ve konsantrasyon güçlüğü gibi yan etkiler bırakabilir. İyileşme süresi kişiden kişiye değişir. Cerrahi sonrası birkaç hafta içinde toparlanma görülebilse de, tam uyumun sağlanması aylar alabilir" dedi.</p>
<p>RİSKİ AZALTACAK YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ</p>
<p>Beyin tümörlerinden tamamen korunmayı sağlayacak kesin bir yöntem olmadığını kaydeden Prof. Dr. Güngör "Ancak koruyucu hekimlik kapsamında genel sağlığı destekleyen bazı tedbirler ve düzenli kontrollerle riskler azaltılabilir. Radyasyondan kaçınmak, kimyasal ve ağır metal maruziyetine karşı korunmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve alkol gibi risk faktörlerinden uzak durmak alınabilecek bazı önlemlerdir" dedi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68db72e693b58.jpg" length="56506" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 30 Sep 2025 09:04:33 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Öğrenciler İçin Yeni Tehlike Çanı: Sınav Stresi &amp;apos;Odaklanma İlacı&amp;apos; Tuzağına Dönüştü!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/ogrenciler-icin-yeni-tehlike-cani-sinav-stresi-odaklanma-ilaci-tuzagina-doenustu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/ogrenciler-icin-yeni-tehlike-cani-sinav-stresi-odaklanma-ilaci-tuzagina-doenustu</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">AÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, öğrencilerin yoğun sınav ve ders temposunda odaklanma sorunları yaşadığını, bunun da bazı öğrencileri 'çözüm' olarak uyarıcı ilaçlara yönelttiğini belirtti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Bu ilaçların hastalara konulan teşhis üzerine verildiğinin altını çizen Doç. Dr. Erdoğan, "Başınız ağrımadan ağrı kesici almazsınız. Aynı şekilde hastalık yokken uyarıcı ilaç kullanmak da mantıksızdır. Araştırmalar, gençler arasında bu ilaçların kötüye kullanım oranının yüzde 30'lara dayandığını gösteriyor" diye konuştu.</p>
<p>'YETERLİ BİLİNÇ YOK'</p>
<p>Uyarıcı ilaçların yanlış kullanımının ciddi sonuçlara neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Erdoğan, öğrencilerin bu konuda yeteri kadar bilinçli olmadığını aktardı. İlaçların yan etkilerinin ciddiyetinden bahseden Doç. Dr. Erdoğan, "Uzun süreli kullanımda şizofreni benzeri tablolar, tansiyon yüksekliği ve farklı sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Hastalık yokken alınan her ilaç kişiye zarar verir" dedi.</p>
<p>'ÇÖZÜM İLAÇ DEĞİL, ORTAM'</p>
<p>Öğrencilerde odaklanma sorunlarının en büyük nedenlerinden birinin de teknoloji ve sosyal medya olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Erdoğan, "Çalışma masasında sürekli telefonun bulunması, sosyal medya uyarıları dikkati bozuyor. İlaç yerine ders çalışma ortamının düzenlenmesi ve rehberlik desteği alınması gerekiyor" diye konuştu.</p>
<p>KARABORSA VE KOLAY ERİŞİM UYARISI</p>
</div>
<p>Uyarıcı ilaçların yasa dışı yollarla öğrencilere ulaştırıldığına değinen Doç. Dr. Erdoğan, "Maalesef insanlar yararlı olan her şeyi kötüye kullanabiliyor. Arkadaşlar arasında ilaç paylaşımı, satış ya da karaborsa gibi yollar kesinlikle doğru değil. İlaç kullanmadan önce mutlaka bir hekime danışılmalı ve onun kontrolünde kullanılmalı" dedi.</p>
<p>'HİÇBİR SINAV SAĞLIĞINIZDAN ÖNEMLİ DEĞİL'</p>
<p>Sınav kaygısının da odaklanmayı bozan en önemli faktörlerden olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Erdoğan, bu konuda terapi ve uzman desteğinin önemine işaret etti. Doç. Dr. Erdoğan, "Hiçbir sınav, hiçbir ders sizin sağlığınızdan daha önemli değil. Sağlığınızı riske atacak hiçbir ilacı kendi başınıza kullanmayın. Gerekli olduğunda uzmanlardan rehberlik alın" dedi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68da1cdb2fb09.jpg" length="44488" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 08:45:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıklı ve Güvenli Zayıflama: Uzmanlardan Yeni Nesil Kilo Kontrolü Önerisi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikli-ve-guvenli-zayiflama-uzmanlardan-yeni-nesil-kilo-kontrolu-onerisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikli-ve-guvenli-zayiflama-uzmanlardan-yeni-nesil-kilo-kontrolu-onerisi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kilo kontrolünün dengeli beslenme ve hareketli yaşam tarzıyla sağlanabileceğini söyleyen Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Salih Boğa, “Bu adımların tek başına yeterli olmadığı bireylerde cerrahisiz yöntemler de uygulanabilir. Cerrahi yöntemler bu noktada önemli bir rol oynasa da herkes cerrahiye uygun olmayabilir. Bu gibi durumlarda mide hacmini küçültmeye yönelik endoskopik teknikler devreye giriyor” dedi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Salih Boğa, "Endoskopik tüp mide (ESG) yöntemi vücut kitle indeksi belli bir seviyenin üzerinde olmasına rağmen, cerrahiye uygun olmayan bireylerde gündeme geliyor.</p>
<p>Uzun yıllardır uygulanan cerrahi yöntemler elbette bu noktada önemli bir rol oynasa da herkes cerrahiye uygun olmayabilir ya da bazı kişiler ameliyat olmak istemeyebilir. Bu gibi durumlarda mide hacmini küçültmeye yönelik endoskopik teknikler devreye giriyor.</p>
<p>Bu tekniklerden biri de ESG uygulamasıdır. Cerrahi dışı bir yöntem olması nedeniyle hastalar için minimal invaziv bir alternatif sunuyor. ESG, hem hacim sınırlayıcı bir mekanizma sağlıyor hem de mide yapısını koruyor. Çok daha az girişimsel nitelik taşıyor" diye konuştu.</p>
<p><strong>'ESG, DAHA BÜYÜK CERRAHİ İŞLEMLER ÖNCESİ BİR HAZIRLIK ADIMI DA OLABİLİR'</strong></p>
<p>Obezite tedavilerinde yalnızca kilo değil; bireyin yaşam alışkanlıkları, metabolik durumu ve psikolojik hazırlığı gibi birçok faktörün göz önünde bulundurulması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Boğa, "Cerrahiden çekinen, kilo verme sürecine daha yumuşak bir giriş yapmak isteyen ya da metabolik hastalıkları nedeniyle ameliyata uygun olmayan bireyler için ESG iyi bir alternatif olabilir. Yine de karar verilmeden önce detaylı bir değerlendirme yapılması gerekir" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Prof. Dr. Boğa, son olarak şunları söyledi:</p>
<p>"ESG sonrası beslenmede ilk etapta sıvı ve yumuşak gıdalarla başlanıyor, zamanla normal beslenmeye geçiliyor. Bu süreçte beslenme danışmanlığı ve düzenli takip çok önemli. Çünkü uzun vadeli başarı, yalnızca işlemle değil; kişinin yaşam tarzı değişikliklerine ne kadar uyum sağladığıyla yakından ilişkilidir. Bazı hastalar için ESG, daha büyük cerrahi işlemler öncesi bir hazırlık adımı da olabilir. Hangi durumda hangi yöntemin uygun olduğuna ancak bireysel değerlendirme ile karar verilebilir. Bu tür bir işlem düşünülüyorsa, mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurulmalı ve kişisel riskler, beklentiler, hedefler doğrultusunda profesyonel bir değerlendirme yapılmalıdır."</p>
<p></p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68d777499d819.jpg" length="75271" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 27 Sep 2025 08:34:17 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanından Önemli Uyarı: Cilt Ürünleri Doktora Danışmadan Kullanılmamalı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanindan-onemli-uyari-cilt-urunleri-doktora-danismadan-kullanilmamali</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanindan-onemli-uyari-cilt-urunleri-doktora-danismadan-kullanilmamali</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Dermatoloji uzmanları, cilde uygulanacak tüm ürünlerin mutlaka doktor kontrolünde seçilmesi gerektiğini vurguluyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Cildiye Uzmanı Nalan Kükürt, "İnternetten alınan, eczanelerden alınmayan birçok üründe çeşitli kimyasal maddeler, kanserojen, toksit, alerjen maddeler olabiliyor. Bunlar kullanıldığında şiddetli alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor. Bu ürünler mutlaka doktor kontrolünde alınmalı" dedi.</p>
<p>Adana'da bir vatandaş internetten aldığı saç siyahlaştırıcı şampuanı kullandıktan sonra yüzünde ve kafasında şişlikler oluşması !alerjik reaksiyonları' gündeme getirdi. Özel Medline Adana Hastanesi Cildiye Uzmanı Nalan Kükürt'te konuyla ilgili vatandaşları bilgilendi. Kükürt, "İnternetten alınan, eczanelerden alınmayan birçok üründe çeşitli kimyasal maddeler, kanserojen, toksit, alerjen maddeler olabiliyor. Bunlar kullanıldığında şiddetli alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor. Kızarıklık, kaşıntı, şişlik, özellikle yüz çevresinde, göz kapağı ve dudakta ödem, hatta nefes darlığına kadar gidebilen alerjik reaksiyonlar görebiliyoruz" diye konuştu.</p>
<p>"Eczanelerden orijinal ürünler alınmalı"</p>
<p>Kükürt, özelikle cilde uygulanacak ürünlerin mutlaka doktor önerisiyle alınması gerektiğine dikkat çekerek şöyle devam etti:</p>
</div>
<p>"Eczanelerden, yetkili bayilerden orijinal ürün seçilmeli, bakanlık onaylı ürünleri kullanmaya özen göstermeliyiz. Piyasada şampuan gibi ürünler var ama birçok kimyasal içerdiği için alerji riski yüksek. Bunları mutlaka doktor kontrolünde ve öneriyle, eczane ürünlerini tercih ederek kullanmak en önemlisi. Alerjik reaksiyon her şeye karşı olabilir. Eğer ürünün içindeki herhangi bir kimyasala alerjiniz varsa, ürün orijinal bile olsa alerji görülebilir. Bunun için alerji testleri uygulanmakta, herhangi bir kimyasala alerjiniz olup olmadığı önceden tesit edilebiliniyor."</p>
<p>Kükürt, alerji dışında bu ürünlerin kalıcı lekelere, saç dökülmelerine, izlere de sebep olabileceğini sözlerine ekledi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68d387573018c.jpg" length="43857" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 24 Sep 2025 08:53:38 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Bakanı Açıkladı: Türkiye Kendi SMA İlacını Üretecek</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakani-acikladi-turkiye-kendi-sma-ilacini-uretecek</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakani-acikladi-turkiye-kendi-sma-ilacini-uretecek</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin 2026'nın ilk yarısında kendi SMA ilacını üretip, nadir hastalıklarla ilgili bir adım atacağını belirterek, "Bundan sonra, nadir hastalıklarda kendi ilacını üretebilen bir ülke haline geleceğiz." dedi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Bakan Memişoğlu, Çanakkale programı kapsamında Valiliği ziyaret ederek, kentteki sağlık yatırımlarına ilişkin bilgi aldı. Valilik ziyaretinin ardından basın mensuplarına açıklama yapan Memişoğlu,<span> </span><strong>"Sağlıklı Türkiye Yüzyılı"<span> </span></strong>kapsamında 59'uncu ilde, sağlıkla ilgili değerlendirmeler yaptıklarını söyledi. *TÜRKİYE 2026 YILININ İLK YARISINDA KENDİ SMA İLACINI ÜRETECEK*</p>
<p>Çanakkale'nin son 20 senede sağlık hizmetini yüzde 100 artırmış bir il olduğunu belirten Memişoğlu, fiziki yapılardaki birkaç eksiklikle ilgili planlamalar yaptıklarını, özellikle Bayramiç ve Gelibolu hastane planlamalarında son aşamaya geldiklerini, inşaatın kısa zamanda başlayacağını kaydetti.</p>
<p>Memişoğlu, Çanakkale'nin, sağlıklı hayat merkezleri ve aile hekimlikleriyle koruyucu hekimliği ön plana çıkaran bir kent olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Tekirdağ'ın Ergene ilçesinde Polifarma tarafından kurulan AR-GE Hammadde ve İlaç Üretim Merkezi'nin dün açılışını yaptıklarını anımsatan Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
</div>
<p><strong>"Bu tesisin açılışı esasında, Türkiye'nin hem ilacını hem de hammaddesini kendisinin ürettiği, 'üreten sağlığın' modellerinden bir tanesi oldu. İnşallah 2026'nın ilk yarısında Türkiye kendi SMA ilacını üretip, nadir hastalıklarla ilgili bir adım atacak. Bundan sonra özellikle moleküler tedavilerde, nadir hastalıklarda, kendi tedavisini ve ilacını üretebilen, insanlarına bu ilaçları rahatlıkla verebilen bir ülke haline geleceğiz. Sadece ülkemize değil, çevremizdeki diğer ülkelerde ihtiyacı olan bütün insanlara da milli teknolojimizle ürettiğimiz ilaçlarımızı 2026'da insanlara ulaştırmış olacağız."</strong></p>
<p><strong>"SAĞLIKTA BAĞIMSIZ BİR TÜRKİYE HEDEFİYLE ÇALIŞIYORUZ"</strong></p>
<p>Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin sağlıkta son 25 yılda büyük bir mesafe kat ettiğini dile getirerek, şöyle devam etti:</p>
<p><strong>"Şimdi üreten sağlık modelimizde Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) koordinasyonunda kendi cihazını, malzemesini, ilacını üretebilen sağlıkta bağımsız bir Türkiye hedefiyle çalışıyoruz. Bunun yanında sağlık hizmetlerini de en iyi şekilde vermeye çalışıyoruz ama toplumumuzdan beklentimiz özellikle sağlıklarına dikkat etmeleri, hastalanmadan sağlıklarını korumaları. Bunun için de kilo almadan sağlıklı beslenerek hareket edilerek kötü alışkanlıklardan uzak durarak ve özellikle kendi aile hekimlerine ve sağlıklı hayat merkezlerine giderek sağlıklarının sürdürülebilirliğini sağlamalarını sağlıyoruz. Biz sağlıkçılar ne kadar çalışırsak çalışalım önce insan kendi bedenine bakacak, toplum kendi sağlığını koruyacak. Bunun için de biz onlara her türlü yardıma hazırız."</strong></p>
<p>Bakan Memişoğlu, daha sonra Çanakkale Sağlık İl Müdürlüğünce kurulan<span> </span><strong>"Sigarayı Bırakma"</strong><span> </span>standını ziyaret etti. Burada personelden yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi alan Bakan Memişoğlu, vatandaşlarla sohbet ederek, taleplerini dinledi.</p>
<p><span>Memişoğlu'na Çanakkale Valisi Ömer Toraman, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Sağlık İl Müdürü Hakan Görgülü, AK Parti MKYK Üyesi Naim Makas ile partililer de eşlik etti.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68d0e0c81bd3b.jpg" length="40900" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 08:38:23 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Doğru Bilinen Yanlışlar Ölümcül Olabilir! İlk Yardım Hakkında Bilmeniz Gerekenler</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dogru-bilinen-yanlislar-olumcul-olabilir-ilk-yardim-hakkinda-bilmeniz-gerekenler-4969</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dogru-bilinen-yanlislar-olumcul-olabilir-ilk-yardim-hakkinda-bilmeniz-gerekenler-4969</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">İstanbul Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı İlk Yardım Eğitmeni Özlem Koç, ilk yardım konusunda doğru bilinen yanlışların toplumda yaygın olduğunu, bu durumun ikinci yaralanmaya veya kalıcı sakatlıklara sebebiyet verebildiğine dikkati çekti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Koç, her yıl eylül ayının ikinci cumartesi kutlanan "Dünya İlk Yardım Günü" kapsamında AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk yardımın kaza veya ani hastalık durumunda acil sağlık profesyonelleri olay yerine ulaşana kadar yapılan müdahaleler olduğunu söyledi.</p>
<p>İlk yardımın doğru ve etkin yapıldığında kişinin hayatta kalmasını sağladığını, yanlış uygulandığında ise ikinci bir yaralanmaya veya kalıcı sakatlıklara sebebiyet verebildiğini anlatan Koç, bunun mutlaka eğitim almış kişilerce uygulanması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Koç, toplumda ilk yardım bilgisinin yaygınlaşmasının önemine işaret ederek, "Kesinlikle hepimizin ilk yardım bilmesi gerekiyor. Bu sayede belki de en sevdiğimizin hayatını kurtarabiliriz. Acil sağlık profesyonellerinin ulaşması, takdir edersiniz ki yaklaşık 5 dakikanın üzerinde sürüyor. O süreye kadar yapılan doğru müdahaleler kişinin hayatta kalmasını sağlıyor. Yaşam ile ölüm arasındaki çizgide yapılan müdahaleler oldukça etkili." dedi.</p>
<p>"Boğulma vakalarında kişinin midesine baskı yaparak suyu çıkarmak yanlış"</p>
</div>
<p>Bu konuda "doğru bilinen yanlışların" toplumda yaygın olduğuna dikkati çeken Koç, örneğin boğulma vakalarında kişinin midesine baskı yaparak su çıkarmaya çalışmanın yanlış olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Koç, bu tür durumlarda aslında akciğerlere çok fazla su kaçmadığını, yapılması gereken doğru hamlenin etkin temel yaşam desteği ve kalp masajı olduğunu belirtti.</p>
<p>Yanıklara diş macunu sürme ya da bölgeyi buzla temas ettirmenin yaygın yanlışlardan biri olduğunun altını çizen Koç, "Yanık bölgesinin yalnızca ılık su altında tutulması yeterlidir. Direkt buz uygulamak doğru değildir. Ateşli çocuklarda çocuk üşüyor diye üzerini örtmek, kalın kıyafetler giydirmek yanlıştır. Bunun yerine ılık duş aldırmak veya ıslak çarşafa sarmak gerekir." diye konuştu.</p>
<p>Solunum yolunun tıkanması durumunda yanlış müdahalelerin de hayati tehlikeye neden olduğuna işaret eden Koç, "Kişi nefes alamadığını söylüyor ama öksürebiliyorsa bu kısmi bir tıkanıklıktır. Bu durumda sırta vurmak yanlıştır çünkü kısmi tıkanıklığı tam tıkanıklığa çevirebilir. Eğer kişi öksürüyorsa sadece öksürmeye teşvik ediyoruz ama öksüremiyorsa, morarmışsa, uluslararası boğulma işaretini yapıyorsa, işte o zaman 5 kez sırta vuruyoruz. Eğer yabancı cisim çıkmazsa Heimlich manevrasına başvuruyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Koç, yılan sokmaları ve böcek ısırmalarında filmlerden kalan yanlış uygulamaların hala görüldüğünden bahsetti.</p>
<p>"Yılan soktuğunda yarayı kesip emmek kesinlikle yanlış bir uygulamadır. Bu bulaşıcı hastalık riski de taşır." diyen Koç, şöyle devam etti:</p>
<p>"Zaten zehri ağızdan almak kurtarıcıya da zarar verir. Doğru olan buz uygulaması yapmak, kişiyi yürütmemek, zehrin dolaşıma katılımını engellemek ve hızlı bir şekilde 112'den destek istemektir. Bunun yanında kanayan bölgeye baskı uygulamamız gerekir. Temiz bir bezle bastırıyoruz ancak bazı vatandaşlarımız bez kirlendiğinde kaldırıp atıyor. Bu yanlış çünkü pıhtılaşma mekanizmasını bozabilir. Bunun yerine kirlenen bezin üzerine yeni bir bez koyarak sarmamız gerekir. Gerekirse bölgeyi kalp seviyesinden yukarıya kaldırabiliriz. Burun kanamalarında da başı geriye atmak yerine öne eğmek ve burun kanatlarına baskı yapmak doğrudur."</p>
<p>Koç, epilepsi nöbetlerinde çeneyi açmaya çalışmak, kaşık sokmak veya soğan koklatmanın kesinlikle yanlış olduğuna dikkati çekerek, kişinin zaten burnundan nefes alabildiğini, çevre güvenliğini sağlayıp başını vurabileceği yerleri güvenli hale getirmenin doğru olduğunu vurguladı.</p>
<p>Sinema ve televizyon yapımlarında yapılan yanlış uygulamalar algıyı değiştirdi</p>
<p>Geçmişteki sinema ve televizyon yapımlarında yanlış uygulamaların sıkça işlendiğini dile getiren Koç, "Bayılan kişiye tokat atmak, su serpmek, zehirlenmelerde süt içirmek, saplanan cismi çıkartmak, sarı serum yapılınca hastanın anında iyileşmesi gibi sahneler toplumda yanlış algılara neden oldu. Bayılmalarda kolonya ya da soğan koklatmak da doğru değil. Bunun yerine hastanın hava alabileceği ortam sağlanmalı ve kıyafetleri gevşetilmelidir." dedi.</p>
<p>Koç, ilk yardım eğitiminin 2 günlük olduğunu anlatarak, 18 yaşını dolduran herkesin bunu alabildiğini, başarılı olanlara sertifika verildiğini sözlerine ekledi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68cf9d1295e35.jpg" length="67924" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 21 Sep 2025 09:37:20 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Doğru Bilinen Yanlışlar Ölümcül Olabilir! İlk Yardım Hakkında Bilmeniz Gerekenler</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dogru-bilinen-yanlislar-olumcul-olabilir-ilk-yardim-hakkinda-bilmeniz-gerekenler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dogru-bilinen-yanlislar-olumcul-olabilir-ilk-yardim-hakkinda-bilmeniz-gerekenler</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">İstanbul Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı İlk Yardım Eğitmeni Özlem Koç, ilk yardım konusunda doğru bilinen yanlışların toplumda yaygın olduğunu, bu durumun ikinci yaralanmaya veya kalıcı sakatlıklara sebebiyet verebildiğine dikkati çekti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Koç, her yıl eylül ayının ikinci cumartesi kutlanan "Dünya İlk Yardım Günü" kapsamında AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk yardımın kaza veya ani hastalık durumunda acil sağlık profesyonelleri olay yerine ulaşana kadar yapılan müdahaleler olduğunu söyledi.</p>
<p>İlk yardımın doğru ve etkin yapıldığında kişinin hayatta kalmasını sağladığını, yanlış uygulandığında ise ikinci bir yaralanmaya veya kalıcı sakatlıklara sebebiyet verebildiğini anlatan Koç, bunun mutlaka eğitim almış kişilerce uygulanması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Koç, toplumda ilk yardım bilgisinin yaygınlaşmasının önemine işaret ederek, "Kesinlikle hepimizin ilk yardım bilmesi gerekiyor. Bu sayede belki de en sevdiğimizin hayatını kurtarabiliriz. Acil sağlık profesyonellerinin ulaşması, takdir edersiniz ki yaklaşık 5 dakikanın üzerinde sürüyor. O süreye kadar yapılan doğru müdahaleler kişinin hayatta kalmasını sağlıyor. Yaşam ile ölüm arasındaki çizgide yapılan müdahaleler oldukça etkili." dedi.</p>
<p>"Boğulma vakalarında kişinin midesine baskı yaparak suyu çıkarmak yanlış"</p>
</div>
<p>Bu konuda "doğru bilinen yanlışların" toplumda yaygın olduğuna dikkati çeken Koç, örneğin boğulma vakalarında kişinin midesine baskı yaparak su çıkarmaya çalışmanın yanlış olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Koç, bu tür durumlarda aslında akciğerlere çok fazla su kaçmadığını, yapılması gereken doğru hamlenin etkin temel yaşam desteği ve kalp masajı olduğunu belirtti.</p>
<p>Yanıklara diş macunu sürme ya da bölgeyi buzla temas ettirmenin yaygın yanlışlardan biri olduğunun altını çizen Koç, "Yanık bölgesinin yalnızca ılık su altında tutulması yeterlidir. Direkt buz uygulamak doğru değildir. Ateşli çocuklarda çocuk üşüyor diye üzerini örtmek, kalın kıyafetler giydirmek yanlıştır. Bunun yerine ılık duş aldırmak veya ıslak çarşafa sarmak gerekir." diye konuştu.</p>
<p>Solunum yolunun tıkanması durumunda yanlış müdahalelerin de hayati tehlikeye neden olduğuna işaret eden Koç, "Kişi nefes alamadığını söylüyor ama öksürebiliyorsa bu kısmi bir tıkanıklıktır. Bu durumda sırta vurmak yanlıştır çünkü kısmi tıkanıklığı tam tıkanıklığa çevirebilir. Eğer kişi öksürüyorsa sadece öksürmeye teşvik ediyoruz ama öksüremiyorsa, morarmışsa, uluslararası boğulma işaretini yapıyorsa, işte o zaman 5 kez sırta vuruyoruz. Eğer yabancı cisim çıkmazsa Heimlich manevrasına başvuruyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Koç, yılan sokmaları ve böcek ısırmalarında filmlerden kalan yanlış uygulamaların hala görüldüğünden bahsetti.</p>
<p>"Yılan soktuğunda yarayı kesip emmek kesinlikle yanlış bir uygulamadır. Bu bulaşıcı hastalık riski de taşır." diyen Koç, şöyle devam etti:</p>
<p>"Zaten zehri ağızdan almak kurtarıcıya da zarar verir. Doğru olan buz uygulaması yapmak, kişiyi yürütmemek, zehrin dolaşıma katılımını engellemek ve hızlı bir şekilde 112'den destek istemektir. Bunun yanında kanayan bölgeye baskı uygulamamız gerekir. Temiz bir bezle bastırıyoruz ancak bazı vatandaşlarımız bez kirlendiğinde kaldırıp atıyor. Bu yanlış çünkü pıhtılaşma mekanizmasını bozabilir. Bunun yerine kirlenen bezin üzerine yeni bir bez koyarak sarmamız gerekir. Gerekirse bölgeyi kalp seviyesinden yukarıya kaldırabiliriz. Burun kanamalarında da başı geriye atmak yerine öne eğmek ve burun kanatlarına baskı yapmak doğrudur."</p>
<p>Koç, epilepsi nöbetlerinde çeneyi açmaya çalışmak, kaşık sokmak veya soğan koklatmanın kesinlikle yanlış olduğuna dikkati çekerek, kişinin zaten burnundan nefes alabildiğini, çevre güvenliğini sağlayıp başını vurabileceği yerleri güvenli hale getirmenin doğru olduğunu vurguladı.</p>
<p>Sinema ve televizyon yapımlarında yapılan yanlış uygulamalar algıyı değiştirdi</p>
<p>Geçmişteki sinema ve televizyon yapımlarında yanlış uygulamaların sıkça işlendiğini dile getiren Koç, "Bayılan kişiye tokat atmak, su serpmek, zehirlenmelerde süt içirmek, saplanan cismi çıkartmak, sarı serum yapılınca hastanın anında iyileşmesi gibi sahneler toplumda yanlış algılara neden oldu. Bayılmalarda kolonya ya da soğan koklatmak da doğru değil. Bunun yerine hastanın hava alabileceği ortam sağlanmalı ve kıyafetleri gevşetilmelidir." dedi.</p>
<p>Koç, ilk yardım eğitiminin 2 günlük olduğunu anlatarak, 18 yaşını dolduran herkesin bunu alabildiğini, başarılı olanlara sertifika verildiğini sözlerine ekledi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68cf9d1295e35.jpg" length="67924" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 21 Sep 2025 09:37:19 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>UNICEF Uyardı: Çocuklarda Obezite Tehlikesi Büyüyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/unicef-uyardi-cocuklarda-obezite-tehlikesi-buyuyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/unicef-uyardi-cocuklarda-obezite-tehlikesi-buyuyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), dünya genelinde obez çocuk sayısının ilk kez düşük kilolu çocuk sayısını geçtiğini belirtti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>UNICEF'in 190'dan fazla ülkeden toplanan verilere dayandırdığı raporuna göre, okul çağındaki her 10 çocuktan 1'i obeziteden etkileniyor.</p>
<p>Obeziteden etkilenen 188 milyon çocuk, yaşamı tehdit eden hastalıklara yakalanma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.</p>
<p>2000 yılından bu yana 5-19 yaş aralığındaki çocuklarda düşük kilolu olma oranı yüzde 13'ten yüzde 9,2'ye gerilerken, obezite oranı yüzde 3'ten yüzde 9,4'e yükseldi.</p>
<p>Çocuklarda obezite oranı, Sahra Altı Afrika ve Güney Asya hariç dünyanın tüm bölgelerinde düşük kilolu olma oranını geçti.</p>
<p>UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, obezitenin çocukların sağlığı ve gelişimini etkileyebilen bir endişe kaynağı olduğunu vurgulayarak, aşırı işlenmiş gıdaların giderek daha fazla meyve, sebze ve proteinin yerini aldığına dikkati çekti.</p>
<p>Raporda ayrıca, hükümetlere ve sivil toplum kuruluşlarına, çocukların besleyici gıdalara erişiminin sağlanması için önlem alınması çağrısı yapıldı.</p>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68ce368c49430.jpg" length="35907" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 20 Sep 2025 08:07:54 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Gizli Tehlike: Şiddetli Karın Ağrısı Ciddi Hastalıkların Habercisi Olabilir</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/gizli-tehlike-siddetli-karin-agrisi-ciddi-hastaliklarin-habercisi-olabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/gizli-tehlike-siddetli-karin-agrisi-ciddi-hastaliklarin-habercisi-olabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, ani ve şiddetli karın ağrılarının basit nedenlerden kaynaklanabileceği gibi ciddi hastalıkların da habercisi olabileceğini belirtiyor. Doğru ve zamanında yapılacak değerlendirmelerle olası komplikasyonların önüne geçilebileceği vurgulanıyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Ani ve şiddetli karın ağrıları, genellikle acil müdahale gerektiren durumların ilk göstergesi olabilir. Özellikle karın içinde yer alan organlarla ilgili sorunlar, bazen yaşamı tehdit edebilecek komplikasyonlara yol açabilir.</p>
<p>Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Muharrem Coşkun, karın ağrılarının farklı nedenlerden kaynaklanabileceğini belirterek, "Ani başlayan ve giderek şiddetlenen karın ağrısı, apandisit, safra kesesi taşı, pankreatit veya bağırsak tıkanıklığı gibi acil durumların habercisi olabilir. Ağrının niteliği, süresi ve eşlik eden bulgular, doğru tanı için yol göstericidir" dedi.</p>
<p>Kusma ve bulantıya dikkat</p>
<p>Uzm. Dr. Muharrem Coşkun, ani karın ağrısı ile birlikte bazı belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, "Kusma ve bulantının eşlik etmesi, yüksek ateş, karın bölgesinde sertlik veya hassasiyet, dışkıda kan veya renk değişikliği, şiddetli ve giderek artan ağrı bazen hayati risk taşıyan durumların göstergesi olabilir. Erken tanı ve doğru müdahale, komplikasyon riskini önemli ölçüde azaltır" şeklinde konuştu.</p>
<p>"Dengeli beslenin"</p>
</div>
<p>Uzm. Dr. Muharrem Coşkun, tanı sürecinde multidisipliner yaklaşımın önemine değinerek, "Ağrının kaynağına bağlı olarak cerrahi veya medikal tedavi seçenekleri değerlendirilir. Düzenli takip ve doğru tedavi planı, komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynar. Ani karın ağrılarının tamamen önlenmesi her zaman mümkün olmasa da, bazı önlemler riskin azaltılmasına katkı sağlar. Dengeli ve düzenli beslenme, aşırı yağlı ve işlenmiş gıdalardan kaçınma, düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite, daha önce benzer rahatsızlıkları olan kişilerin, risk durumlarını bilerek hareket etmesi önlem olabilir" ifadelerini kullandı.</p>
<p>"Geçici bir rahatsızlık olarak görülmemeli"</p>
<p>Uzm. Dr. Muharrem Coşkun, karın ağrısı şikâyeti yaşayan kişilerin gecikmeden tıbbi değerlendirme almasının önemini vurgulayarak, "Ağrı hafif gibi görünse de altında ciddi bir durum yatabilir. Özellikle şiddetli ve ani başlayan karın ağrıları, ihmal edilmemeli ve acil değerlendirmeye alınmalıdır. Ani ve şiddetli karın ağrıları, sadece geçici bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemeli, potansiyel ciddi sağlık sorunlarının habercisi olarak ele alınmalıdır. Erken tanı ve uygun müdahale ile komplikasyon riski önemli ölçüde azaltılabilir" dedi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68cce83395cbd.jpg" length="46938" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 19 Sep 2025 08:21:01 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Dolandırıcılık ve Sağlık Skandalı: Sahte Zayıflama İğneleri Alarm Veriyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dolandiricilik-ve-saglik-skandali-sahte-zayiflama-igneleri-alarm-veriyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dolandiricilik-ve-saglik-skandali-sahte-zayiflama-igneleri-alarm-veriyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="description mb-4 fw-medium fs-5 lh-base">Hızlı kilo vermeyi sağladığı için büyük rağbet gören zayıflama iğnelerini doktor önerisi olmadan kullanmak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Üstelik internetten satın alınan bu ürünlerin bazılarının sahte olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Aydın ‘‘Kilo vereyim derken sağlığınızı riske atmayın’’ dedi.</h2>
<p><span>Uzmanlar, reçetesiz bir şekilde internet üzerinden satışa sunulan ilaçlar arasında çok sayıda merdiven altı ürünlerin de yer aldığına dikkat çekiyor. Son zamanlarda popülaritesi artan ‘zayıflama iğneleri’ de     bunlardan biri… Farmasötik Toksikoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, hayati tehlike yaratabilecek bu iğnelere karşı önemli uyarılarda bulundu…</span></p>
<h2><span>PEK ÇOK ZARARLI MADDE BULUNABİLİR</span></h2>
<p>Denetimsiz üretilen ve zayıflama amacıyla kullanılan sahte ilaçlarda pek çok zararlı madde bulunabilir. Bunlar; toksik kimyasallar, yasaklanmış etken madde olan sibutramin, ağır metal, tiroid hormonu-iyot gibi bazı aktif maddeler, bazı uyarıcılar ve bakteri içerebilir. Bunlar da yaşamı tehdit edebilir. </p>
<h2>11 üründen 3’ünde yasaklı madde çıktı</h2>
<p>Sahte ilaç küresel bir sorun. Bugün sahte ilaç pazarının OECD tarafından 2020 yılında yayınlanan bir yayında Dünya genelinde yıllık 4.6 milyar dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor. <br>Yapmış olduğumuz bir araştırmada internetten almış olduğumuz 11 zayıflama ürününden 3’ünde yasaklı madde olan sibutramin tespit ettik. Bu nedenle internet sitelerinden, hiçbir ilaç alınmamalı. İlaçlar sadece doktor önerisiyle eczanelerden temin edilmeli.</p>
<h2><span>ÖNCESİNDE VE SONRASINDA ZAYIFLAMA İGNELERİ’NİN SIRRI</span></h2>
<h2>Bu ‘bilinmezlikler’ tehlike doğurur </h2>
<p>İnternetten alınan bir ilacın, içeriğinde ne olduğunu, etiketinde yer almayan maddeleri içerip içermediğini, ilaçlar için kritik öneme sahip saklama koşullarına uygun saklanıp saklanmadığını ve son kullanma tarihlerinin gerçek olup olmadığını bilemeyiz. Tüm bu kriterler sağlık açısından büyük bir risktir.</p>
<h2>Gerçek iğnelerin de bazı yan etkileri var</h2>
<p>Zayıflama iğnelerinin bilinçsiz kullanımı sağlık için ciddi bir tehdittir. En sık görülen yan etki bulantı, kusma olarak bilinmektedir. İshal, şiddetli kabızlık, karın ağrısı gibi sindirim sistemini etkileyen yan etkiler sık görülmektedir. Ciddi alerjik reaksiyonlar ve nadiren pankreatit (pankreas iltihabı), safra kesesi sorunları ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi daha ciddi riskler de ortaya çıkabilir. İlacı kullanan kişilerin birçoğunda bu yan etkiler görülürken, bu yan etkiler az bir hasta grubunda ilacı bırakmayı gerektirecek şiddette olabilir. Daha da kötüsü, bu ilaçların doktor onayı olmadan ya da uzun süre kullanıldıklarında gelişebilecek olası yan etkileri ise belirsizdir.</p>
<h2>Mucize beklemeyin</h2>
<p>Günümüzde her ne kadar ‘cezbedici’ vaatlere maruz kalsak da hızlı ve kolay kilo vermenin ‘mucizevi’ bir yolu yoktur. Hızlı kilo kaybı sağladığı ileri sürülen bazı moda diyetler, bitkisel oldukları iddia edilen ilaçlar kadar (ne yazık ki birçok kişinin hayatını kaybettiği vakaları herkes hatırlar) zayıflama iğneleri de ‘sihirli’ bir şekilde tek başına kilo kaybı sağlamaz. Sağlıklı-dengeli beslenme, egzersiz, sigara-alkolden uzak durmak, düzenli uyumak varsa kronik hastalıkları tedaviyle kontrol altında tutumak kilo kontrolünün altın anahtarıdır.</p>
<h2>Nelere yol açabilir?</h2>
<p><br>Sahte zayıflama ilaçlarında kullanılan “sibutramin” etken maddesi kalp hastaları için ciddi risk oluşturabilir. Aşırı iyot veya tiroid hormonu içeren ilaçlar da tiroidin fazla çalışmasına yol açarak, çarpıntı, tansiyon yüksekliği, ellerde titreme, terleme ve aşırı sinirlilik gibi sorunlarla kendini gösteren hipertiroide neden olabilir. Hipoglisemi gibi ciddi yan etkiler de görülebilir. Bunlar sadece iki örnek…  Özetle, merdiven altı zayıflama iğneleri hayati risk yaratacak sorunlara yol açabilir.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68ca48bab0e81.jpg" length="61115" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 17 Sep 2025 08:36:04 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sessiz Tehlikeye Dikkat! Böbrek Hastalıklarının Sinsi Başlangıcı ve Belirtileri</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sessiz-tehlikeye-dikkat-boebrek-hastaliklarinin-sinsi-baslangici-ve-belirtileri</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sessiz-tehlikeye-dikkat-boebrek-hastaliklarinin-sinsi-baslangici-ve-belirtileri</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="description mb-4 fw-medium fs-5 lh-base">Ülkemizde her gün binlerce insan farkına varmadan böbrek hastalıklarının pençesine düşüyor. Çünkü başlangıçta belirgin bir şikayet yaşanmıyor. Hastalık ilerlediğinde ise geriye dönüş olmuyor. Dolayısıyla düzenli kontrol kadar hipertansiyon ve diyabetin erken teşhis ve tedavisi hayati önem taşıyor.</h2>
<p>Böbreklerimizin vücutta sanıldığından daha fazla ve önemli görevleri var. Ancak bilinçsiz bir yaşam tarzı bu hayati organlara zarar verip, sinsi bir hastalık olan böbrek yetmezliğine varan sonuçlar doğurabiliyor.</p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, bu konuda önemli uyarılarda ve tavsiyelerde bulundu. İşte açıklamaları:</p>
<h2><span>Çok önemli görevleri var</span></h2>
<p>- Böbrekler vücutta en fazla çalışan organların başında geliyor. Normal metabolizma sonucu vücutta oluşan asidik karakterde atık maddeleri idrarla vücuttan uzaklaştırarak hayati görev üstleniyor.</p>
<p>- Ayrıca su, tuz ve elektrolit dengesini, pH seviyesini düzenleyerek vücutta var olan bütün organların normal fonksiyonlarını yerine getirmelerini sağlıyor.</p>
<ul>
<li>Böbrekler D vitaminini sentezleyerek kalsiyum ve fosfor dengesini, sağlayıp kemik sağlığına da katkıda bulunuyor. Böbreklerden salınan eritropoetin adlı hormon benzeri madde, kemik iliğinde kan hücrelerinin yapımını uyarıyor.</li>
<li>
<p>- Böbreklerin bağışıklık sistemi ve cinsel sağlık üzerinde de önemli fonksiyonları bulunur.</p>
<h2><span>En çok kimler risk altında?</span></h2>
<p>Böbrek hastalıkları riski en yüksek olanlar diyabeti veya yüksek tansiyonu olan kişilerdir. Trafik kazaları, spor yaralanmaları gibi kazalar veya travmalar da böbreklere zarar verebilir.</p>
<h2><span>Diyabet nasıl etkiliyor?</span></h2>
<p>Şeker hastalığı Türkiye dahil dünyanın hemen her ülkesinde kronik böbrek yetmezliğinin en sık nedenidir.</p>
<p>Ülkemizde 10 milyon kadar şeker hastası olduğu düşünülünce, böbrek yetersizliği açısından riskin büyüklüğü ortaya çıkar. Bu nedenle şeker hastalığının erken teşhis edilmesi, uygun şekilde tedavi edilmesi son derece önemlidir.</p>
</li>
<li>
<p>Bu hastalık sadece insülin ve şeker ilaçları eksikliği değildir. Uygun tıbbi tedavinin yanı sıra egzersiz, diyet gibi yaşam tarzı değişiklikleri de gerekir.</p>
<h2><span>Bu değişiklikleri yapmak şart</span></h2>
<p>Böbrek yetmezliği tanısı basit kan ve idrar tetkikleriyle rahatlıkla konulabilir. Erken teşhis, altta yatan şeker ve hipertansiyon gibi hastalıkların uygun bir şekilde tedavisi, diğer risk faktörlerinin ortadan kaldırılması son derece önemlidir.</p>
<p>Uygun kan şekeri ve tansiyon değerlerinin yanı sıra obezitenin ortadan kaldırılması, sigaranın bırakılması, tuz alımının kısıtlanması, alkol içilmemesi, susamadan su içilmesi, kolesterol yüksekliğinin önlenmesi, gelişigüzel-fazla ağrı kesici kullanılmaması ve düzenli egzersiz böbrek sağlığı için çok önemlidir.</p>
<h2><span>Yüksek tansiyona dikkat!</span></h2>
<p>Hipertansiyon, böbrek yetersizliğinin şeker hastalığından sonraki en sık nedenidir.</p>
<p>Hipertansiyon maalesef çok fazla önemsenmeyen, tedavisi uygun olarak yapılmayan bir hastalıktır. Hastaların en büyük hatası ilaçları bir süre kullanıp, tansiyonları düzene girince ‘Ben iyileştim’ diyerek, ilacı bırakmalarıdır. Bu büyük hatadır. Çünkü ,şaç tedavisi ömür boyu sürer. Tabii hastalıkta sadece tansiyon ilaçlarına güvenmek de yanlıştır. İlaç tedavisine destek olarak düzenli egzersiz, tuzsuz diyet, stressiz, sigara ve alkolden uzak bir yaşam da gereklidir.</p>
<h2><span>Çok su içmek faydalı mı?</span></h2>
<p>Yeterli miktarda su içmek böbrekleriniz için iyidir. Su, böbreklerinizin idrar yoluyla toksinlerden ve atıklardan kurtulmasına yardımcı olur. Ayrıca kan damarlarınızın sağlıklı kalmasına yardımcı olarak, kanın böbreklerinize gerekli besinleri iletmesini kolaylaştırır. Böbrek taşlarını ve idrar yolu enfeksiyonlarını önlemeye yardımcı olmak için yeterli miktarda su içmek de iyi bir fikirdir. Çok su içtiğinizde idrar yolu enfeksiyonuna yakalanma olasılığınız daha düşüktür çünkü daha fazla idrar yaparak, idrar yolu enfeksiyonuna neden olan bakterilerin atılmasını sağlarsınız.</p>
<h2><span>Yeterince su içip içmediğinizi anlamanın kolay yolu</span></h2>
<p>Genel olarak, idrarınızın rengi yeterli su içip içmediğinizi gösterebilir.</p>
<p>- Yeterli su içiyorsanız idrarınız açık sarı veya berrak görünür.</p>
<p>- Susuz kaldıysanız, idrarınız koyu sarı olacaktır.</p>
<h2><span>Günümüzün salgın hastalığı</span></h2>
<p>Şeker hastalığı ve hipertansiyon sorunlarının çok fazla artması, bu hastalıkların tedavilerinde yeterince başarı sağlanamaması böbrek yetmezliğini salgın bir hastalık konumuna getirmiştir.</p>
<p>Bu iki hastalığı dışında vücutta genel olarak damar sağlığını bozan şişmanlık, sigara, kolesterol yüksekliğinin yanı sıra sık idrar yolu enfeksiyonu geçirmek ve aşırı tuz kullanımı gibi durumlar da böbrek yetmezliğine neden olur.</p>
<p>Böbrek yetmezliği, böbreklerinizden birinin veya her ikisinin artık kendi başına iyi çalışmadığı anlamına gelir.</p>
<h2><span>Diğer nedenleri</span></h2>
<p>Şeker hastalığı ve hipertansiyon dışında ‘glomerülonefrit’ adı verilen böbrek hastalığı, polikistik böbrek hastalığı, bazı romatizmal hastalıklar ve ağrı kesici antiromatizmal ilaçların uzun süre kullanımı böbrek yetmezliğinin diğer nedenlerdir.</p>
<h2><span>Önlem alın</span></h2>
<p>Şikayetiniz olmasa da zaman zaman böbrek fonksiyonlarınızı kontrol ettirin.</p>
<h2><span>Bu belirtiler varsa hemen harekete geçin</span></h2>
<p>Geçmeyen yorgunluk, iştahsızlık, uyku bozuklukları, daha çok geceleri can yakan kas krampları, ayak bileklerinde-ellerde ve yüzde şişlik, ciltte kuruma, mide bulantısı-kusma ve geceleri sık idrara çıkma gibi sorunlar yaşıyorsanız, en kısa zamanda böbreklerinizi kontrol ettirin.</p>
</li>
</ul> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68c8f95a6ea2a.jpg" length="62282" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 16 Sep 2025 08:45:08 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Emzirme Sadece Bebeğe Değil, Anneye de Şifa Veriyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/emzirme-sadece-bebege-degil-anneye-de-sifa-veriyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/emzirme-sadece-bebege-degil-anneye-de-sifa-veriyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlara göre emzirme, yalnızca bebeğin değil annenin de sağlığı açısından büyük önem taşıyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Öçal, anne sütü ve emzirmenin faydaları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p>'EMZİRMENİN ANNE SAĞLIĞINA FAYDALARI'</p>
<p>Emzirmenin anne sağlığına faydalarına değinen Uzm. Dr. Öçal, "Emzirme, anne bebek çifti için kısa ve uzun dönemde sayısız faydalar sağlar. Anneler için kısa dönemde rahmin hızlı toparlanmasına yardımcı olarak kanamayı azaltır; ayrıca anne ile bebek arasındaki güçlü bağlanmayı destekleyerek annenin ruh sağlığına katkıda bulunur. Doğum sonrası depresyon riskini azaltır. Uzun dönemde ise kanser (özellikle meme ve over kanseri), obezite, tip 2 diyabet, yüksek kan basıncı ve kalp hastalıkları riskini azaltıcı etkiler gösterir. Bunun yanında endometriozis ve osteoporozis riskini düşürür, otoimmün hastalıkların gelişme olasılığını azaltır. Psikolojik olarak da annenin özgüvenini artırır, kaygı ve stres düzeylerini azaltır" diye konuştu.</p>
<p>'BEBEĞİN İLERLEYEN YAŞLARDAKİ SAĞLIĞINI ETKİLER'</p>
</div>
<p></p>
<p>Anne sütünün yalnızca ilk aylarla sınırlı olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Öçal, "Büyüme ve gelişme için idealdir, aynı zamanda bebekleri çeşitli enfeksiyonlara karşı korur. Solunum yolu, bağırsak, idrar yolları ve orta kulak enfeksiyonlarına karşı koruyucu etkisi vardır. Ölüm riskini (mortaliteyi) azaltmakla birlikte ani bebek ölümü sendromunu da düşürmektedir. Uzun vadede obezite, tip 2 diyabet ve hipertansiyon riskini azaltır, kalp sağlığını korur. Lösemi gibi bazı kanser türlerinin gelişim riskini azaltır. Nörolojik gelişimi destekler, davranışsal sorunları azaltır. Görme ve işitme fonksiyonlarına olumlu katkılar sağlar. Atopi, astım, çölyak ve inflamatuar bağırsak hastalıklarına yakalanma riskini de düşürür" şeklinde konuştu.</p>
<p>'ANNENİN BESLENMESİNİN SÜT KALİTESİNE ETKİSİ'</p>
<p>Anne sütünün temel bileşenlerinin büyük ölçüde sabit olduğunu ve bebeğin ihtiyaçlarına göre ayarlandığını dile getiren Uzm. Dr. Öçal, "Ancak vitamin (A, D, B12) ve bazı yağ asitleri düzeyi annenin beslenmesinden etkilenebilir. Bu yüzden emziren annelerin yeterli ve dengeli beslenmeleri gerekir. Emzirme döneminde günlük enerji ihtiyacı yaklaşık 500 kcal artar. İlk 6 ayda günde 700-750 ml süt üreten bir annenin, ek olarak 15–20 g protein, kalsiyum, demir, çinko ve iyot açısından zengin besinler tüketmesi önerilir. Yeterli sıvı alımı da süt üretimi için kritik öneme sahiptir" ifadelerini kullandı.</p>
<p>'AŞIRI KAFEİN TÜKETİMİNDEN KAÇINILMALIDIR'</p>
<p>Emzirirken uzak durulması gereken besinlerden bahseden Uzm. Dr. Öçal, "Genel olarak emzirme döneminde annelere gıda yasakları yoktur. Ancak bebekte belirgin reaksiyon gözlenirse (örneğin inek sütü proteini alerjisi), ilgili besinin annenin diyetinden çıkarılması gerekir. Bunun dışında aşırı kafein, sigara ve alkol tüketiminden kaçınılmalıdır. Ciltte kızarıklık, kaşıntı, döküntü, sindirim sorunları, solunum güçlüğü, huzursuzluk ve kilo alımında yetersizlik gibi belirtiler varsa mutlaka çocuk hekimi tarafından değerlendirilmelidir" dedi.</p>
<p>'EMZİRME SADECE İLK AYLARDA ÖNEMLİ DEĞİL'</p>
<p>Emzirmenin sadece ilk aylarda önemli olmadığını söyleyen Uzm. Dr. Öçal, "Emzirme yalnızca ilk aylarla sınırlı değildir, uzun vadeli faydaları da vardır. Anne sütü, bebeğin tüm besin ihtiyaçlarını tek başına karşılayan mucizevi bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF, ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesini, sonrasında ek gıdalarla birlikte 24 ay ve ötesine kadar emzirmenin sürdürülmesini önermektedir" şeklinde konuştu.</p>
<p>'ALERJİYE KARŞI KORUYUCU ETKİSİ VARDIR'</p>
<p>Uzm. Dr. Öçal, "Anne sütü; immün sistemin olgunlaşmasına yardımcı olan immünoglobulinler, oligosakkaritler, büyüme faktörleri ve prebiyotik bileşenler içerir. Bu maddeler bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesini engeller. Özellikle ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenen bebeklerde astım, atopik dermatit, egzama ve gıda alerjisi riski azalır. İlerleyen yaşlarda saman nezlesi gibi alerjilerin ortaya çıkma ihtimali de düşmektedir" dedi.</p>
<p>'ANNE SÜTÜ EN İDEAL BESİN KAYNAĞIDIR'</p>
<p>Anne sütünün faydalarını vurgulayan Uzm. Dr. Öçal, "Anne sütü, bebeğin ayına göre değişen dinamik yapısıyla sindirimi kolay, antikor ve bağışıklık güçlendirici faktörler içeren, her zaman steril ve hazır bir besindir. Aynı zamanda ekonomik ve sürdürülebilir bir beslenme kaynağıdır. Anne sütü, enfeksiyonlara karşı bebeği koruyan güçlü bağışıklık bileşenleri içerir. IgA, laktoferrin, lizozim ve oligosakkaritler bebeğin savunmasını güçlendirir. Anne sütüyle beslenen bebeklerde ishal, solunum yolu enfeksiyonları ve kulak iltihapları daha az görülür. Ayrıca aşılara verilen yanıtı güçlendirir" diye konuştu.</p>
<p>'İLK 6 AY SADECE ANNE SÜTÜ'</p>
<p>İlk 6 ay anne sütü verilmesi gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Öçal, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Anne sütü, bu dönemde bebeğin tüm enerji, sıvı ve besin gereksinimlerini tek başına karşılar. Erken dönemde ek gıda verilmesi enfeksiyonlara zemin hazırlar, alerji riskini artırır. Bu yüzden ilk 6 ay yalnızca anne sütü verilmesi, sonrasında da emzirmenin en az 2 yaşına kadar sürdürülmesi önerilmektedir. Emzirilen çocukların ilerleyen yaşlarda daha yüksek okul başarısı ve dikkat becerilerine sahip olduğu gösterilmiştir. Ayrıca kemik ve kas gelişimini destekler, ağız ve diş sağlığına olumlu katkılar sunar."</p>
<p>'ÇALIŞAN ANNELERE TAVSİYELER'</p>
<p>Uzm. Dr. Alakbarova, çalışan annelere şu önerilerde bulundu:</p>
<p>"Süt, temiz koşullarda sağılıp steril kaplarda saklanmalıdır. Oda sıcaklığında 3-4 saat, buzdolabında 3 gün, derin dondurucuda ise 6 aya kadar güvenle kullanılabilir. Çözülen süt tekrar dondurulmamalıdır. Isıtma kaynar su içinde yapılmalı, mikrodalga kullanılmamalıdır. Böylece çalışan anneler bebeklerini güvenle anne sütüyle beslemeye devam edebilir" diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68c7a89e65df8.jpg" length="43312" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 15 Sep 2025 08:48:21 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sigarayı Bırakanlar Dikkat: İşte Uzmanından Kritik &amp;quot;6 Ay&amp;quot; Uyarısı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sigarayi-birakanlar-dikkat-iste-uzmanindan-kritik-6-ay-uyarisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sigarayi-birakanlar-dikkat-iste-uzmanindan-kritik-6-ay-uyarisi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, sigarayı bırakma sürecinin tek bir ilaçla veya kısa sürede tamamlanabilecek bir yöntem olmadığını vurguluyor. Uzmanlar, "Kişiye ‘sigarayı bıraktı’ diyebilmek için en az 6 ay geçmesi gerekiyor" sözleriyle sürecin önemine işaret ediyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Atike Demir, 3-9 Eylül tarihleri arasındaki Halk Sağlığı Haftası kapsamında ilk günün temasının 'Nefesiniz Dumansız, Hayatınız Sağlıklı' olduğunu belirterek sigarayı bırakmak isteyen tüm vatandaşlara destek olduklarını dile getirdi.</p>
<p>Uzm. Dr. Atike Demir, halk sağlığı konusunda en önemli sorunlardan birinin tütün bağımlılığı olduğuna dikkati çekerek, "Pek çok hastalığın temelinde sigara en önemli risk faktörü olarak önümüze çıkıyor. Özellikle kalp ve solunum hastalıkları, vücuttaki hemen hemen tüm kanserler, cilt, göz ve kemik hastalıkları ile birlikte aklınıza gelebilecek pek çok organ problemi yaşayanların ne yazık ki sigara içtiğini görüyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<p>'BAĞIMLILIK TEDAVİSİ BİR SÜREÇTİR'</p>
<p>Sigarayı bırakmak için öncelikle kişinin kararlı olması gerektiğini vurgulayan Dr. Demir, şu ifadeleri kullandı:</p>
</div>
<p>"Kişinin mücadele etmek için birlikte çalışmayı kabul etmesi lazım. Biz ilaç desteği de yapıyoruz. Ama ilaçlar sigarayı bıraktırmada her zaman destektir. Ancak kişinin mücadelesi ve motivasyonu her şeyden önemlidir. Beraberinde ilaç kullanmak kişinin kolay şekilde sigaradan uzaklaşmasını sağlar. Sigara bırakma tedavisi bir günlük değildir, bazı insanların düşündüğü gibi 'Polikliniğe gideyim bir ilaç alayım ve sigarayı bırakayım' değil. Tam tersine bağımlılık tedavisi bir süreçtir. Kişiye 'sigarayı bıraktı' demek için en az 6 ay geçmesi gerekir. Hastaları sigarayı bıraktıktan sonra da takip ediyoruz ve bir yıl boyunca sigarayı bırakma aşamasında yaşayabileceği her soruna karşı onun bilgilendirilmesi amacıyla kontrollerimizi sürdürüyoruz."</p>
<p>'ELEKTRONİK SİGARADA SADECE NİKOTİN YOK'</p>
<p>Son yıllarda yaygınlaşan elektronik sigara konusunda da bir uyarı yapan Dr. Demir, elektronik sigaranın da bağımlılığa neden olabildiğini hatırlatıp, "Sigara içmek istemeyen ya da bırakmaya çalışan kişilerde elektronik sigara kullanımı çok yaygınlaştı. Ancak bunun zararları konusunda toplumumuzda çok bilgi yok. Elektronik sigara çok zararlı bir maddedir. Çünkü içeriğinde sanıldığı gibi sadece nikotin yok. Pek çok kimyasal ve bağımlılık yapıcı madde var. Psikolojik bağımlılığı da aynı zamanda arttırıyor. Sigarayı bırakmak için elektronik sigara kullanan kişiler onu bıraktıktan sonra sigarayı çok daha fazla içiyor. Onu bırakabilmeleri için onlara bağımlılık tedavisi uyguluyoruz. Elektronik sigara aynı zamanda kronik zararları yanında akut akciğer hasarı yapıyor. O yüzden de pek çok solunum yetmezliği yaşayan hastamız oluyor. Elektronik sigara kullanılmaması durumunda kesinlikle toplumumuzun uyarılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p>
<p>'SABAH KALKTIM MI AÇ KARNINA SİGARAYA BAŞLIYORUM'</p>
<p>İzmir'de inşaat işlerinde çalışan Mehmet Özcan (57) da sigara bağımlılığından kurtulmak için Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurduğunu söyleyerek "47 yıldır sigara alışkanlığı devam ediyor. Sigara nedeniyle sağlığımla ilgili bazı sorunlar yaşamaya başladım. Hem maddi hem manevi rahatsızlık veriyor. Aile hekimi tarafından buraya yönlendirildim. İrademe sahip olamadığım için daha önce bırakmayı hiç denemedim. Sabah aç karnına içmeye başlıyorum ve günde 3 paket kullanıyorum. Nefes almakta bile zorlanmaya başladım" diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68c662770d8b3.jpg" length="34803" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 14 Sep 2025 09:36:47 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Unutkanlık ve Odaklanma Sorunu: Alzheimer mı, Beyin Sisi mi?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/unutkanlik-ve-odaklanma-sorunu-alzheimer-mi-beyin-sisi-mi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/unutkanlik-ve-odaklanma-sorunu-alzheimer-mi-beyin-sisi-mi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="description mb-4 fw-medium fs-5 lh-base">Hiç başınızın içi bir anda bulutlarla kaplanmış gibi oluyor mu? Düşünceleriniz yavaşlayıp, konuşurken kelime bulmakta zorlanıyor musunuz? Peki bazen odadan ne yapmak için çıktığınızı unutuyor musunuz? İşte bu sorunlar alzheimer’ı akla getirse de ‘beyin sisi’ne işaret edebilir.</h2>
<p>Beyin sisi ‘zihinsel sis’ olarak da adlandırılır ve bir hastalıktan sonra, bir ilacın yan etkisiyle ya da altta yatan bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkabiliyor… </p>
<p>Bu sorun; net düşünme, odaklanma, konsantre olma, hatırlama ve dikkat etme yeteneklerini olumsuz etkiliyor. </p>
<p>Dolayısıyla zihni bulandırıyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, ‘’Acaba Alzheimer mı oldum?’’ dedirten beyin sisiyle ilgili şu bilgileri paylaştı:</p>
<h2><span>Beyin çalışır ama yavaşlar</span></h2>
<p>Beyin sisi, zihinsel berraklığın azalması, unutkanlık, odaklanma sorunları ve düşüncelerin yavaşlaması ile tamamlanan bilişsel bir sorundur. </p>
<p>Klasik nörolojik testlerle kolayca saptanamayan bu durum bir “bozukluk” değil; beynin enerjisel kapasitesini yitirmesidir. </p>
<p>Tıpkı düşük bataryalı bir telefon gibi… Yani beyniniz çalışır ama yavaş çalışır.</p>
<h2><span>Bu yakınmaları önemseyin</span></h2>
<ul>
<li>Beyin sisi yaşayan kişi aslında alarm veren bir beyne sahiptir. Bu kişiler çoğu zaman şunu söyler: “Kelimeler bir türlü aklıma gelmiyor.” Bu durum, özellikle sosyal ortamlarda rahatsızlık verici hale gelir çünkü kişi kendini ifade etmekte zorlanır.</li>
</ul>
<p>- Sabah kalkınca tuhaf bir sersemlik hissi, dalgınlık, dikkat dağınıklığı, sürekli bir yorgunluk hali eşlik eder. Odaklanmak zorlaşır, birkaç iş aynı anda yapılamaz.</p>
<h2><span>Hafıza sorunları kısa sürer</span></h2>
<p>Hafıza yakınmaları genellikle kısa sürelidir. Yani bir şeyi yeni öğrenmişsinizdir ama birkaç dakika sonra ne olduğunu unutursunuz. Uzun süreli hafıza genellikle korunur, bu da onu Alzheimer’dan ayıran farklardan biridir.</p>
<p>- Konuşurken duraksamalar olur, tepki süresi uzar. Bir düşünceyi toparlamak zaman alır. Bu yavaşlama kişinin üretkenliğini ve kendine güvenini azaltır.</p>
<p>- Bazı kişiler beyin sisiyle birlikte baş ağrısı, mide-bağırsak şikayetleri (özellikle irritabl bağırsak), uykuya dalamama, sabah yorgun kalkma, sinirlilik yaşar. Beyin sisi aslında nörolojik ve nöropsikolojik bir birlikteliktir.</p>
<h2><span>Başa çıkma yöntemleri</span></h2>
<p>Beyin sisiyle başa çıkma yolları şöyle sıralanabilir:</p>
<p><strong>1 -<span> </span></strong><strong>Derin uyku:<span> </span></strong>Her gece 7–8 saat deliksiz uyku.</p>
<p><strong>2 -<span> </span></strong><strong>Anti-inflamatuvar beslenme:<span> </span></strong>Şeker, gluten, işlenmiş gıdalar beyin sisinin baş tetikleyicisidir.</p>
<p><strong>3 - </strong><strong>Nefes egzersizi-soğuk maruziyeti:<span> </span></strong>Vagus siniri uyarılarak bilişsel berraklık artırılabilir.</p>
<p><strong>4 -<span> </span></strong><strong>Zihinsel egzersiz-sosyal aktivite:<span> </span></strong>Hikaye anlatmak, dil oyunları, grup sohbetleri beyindeki bağlantıları güçlendirir.</p>
<h2><span>Alzheimer’dan nasıl ayırt edilir?</span></h2>
<p><strong>1 -<span> </span></strong><strong>İlerleme hızı:<span> </span></strong>Beyin sisi dalgalı bir tablodur. Bazı günler daha belirginken bazı günler neredeyse tamamen kaybolabilir.</p>
<p>Alzheimer ise sinsi ama sürekli ilerleyen bir süreçtir. Bir gün iyi bir gün kötü değildir, her geçen ay daha da belirginleşir. Bellek kaybı başta fark edilmese de, zamanla geri dönüşsüz hale gelir.</p>
<p><strong>2 -<span> </span></strong><strong>Günlük yaşama etkileri:<span> </span></strong>Beyin sisinde kişi çoğunlukla işini gücünü yapabilir ama daha yavaş, yapar. Not alma ihtiyacı artar, dikkat çabuk dağılır.</p>
<p>Ancak Alzheimer’da durum farklıdır. Kişi anahtarlarını nereye koyduğunu değil, anahtarın ne işe yaradığını unutabilir. Tabloya, ocağı açık unutup evden çıkmak gibi ciddi işlevsel sorunlar eklenir.</p>
<p><strong>3 - </strong><strong>Yön bulma ve zaman algısı:</strong><span> </span>Beyin sisinde kişi zaman zaman dalgınlık yaşasa da çevresine hâkimdir. Nerede olduğunu bilir, evinin yolunu karıştırmaz.</p>
<p>Alzheimer’ın erken belirtilerinde ise kişi kendi mahallesinde kaybolabilir, rotayı karıştırabilir. Ayrıca gün, hafta hatta yıl gibi zaman birimlerini ayırt etmekte güçlük çekebilir.</p>
<p><strong>4 -<span> </span></strong><strong>İyileşme durumu:<span> </span></strong>Beyin sisi düzeltilebilir bir durumdur. Uyku düzenlendiğinde, inflamasyon azaltıldığında, hormonal denge sağlandığında hatta yalnızca doğru beslenmeyle bu tablo düzelebilir.</p>
<p>Alzheimer ise geriye döndürülemez. Tedaviler yalnızca ilerlemeyi yavaşlatmayı amaçlar.</p>
<h2>UNUTKANLIK</h2>
<h2><span>Nörolojik testler ele verir</span></h2>
<p>Beyin sisi yaşayan kişinin genellikle nörolojik testleri normal çıkar ama şikayetleri somuttur.</p>
<p>Alzheimer ise hem nöropsikolojik testlerde hem görüntülemelerde (özellikle PET, MR) belirgin değişiklikler gösterir.</p>
<p>Ayrıca Alzheimer’da belirli nöroanatomik yapılar (hipokampus gibi) hacim kaybına uğrar. Beyin sisinde ise yapısal değil, işlevsel bir yavaşlama vardır.</p>
<h2><span>Kalıcı hasarlar bırakabilir</span></h2>
<p>Beyin sisi, aslında beynin yardım çığlığıdır. Alzheimer ise sinir sisteminin geri dönüşü olmayan yolculuğudur.</p>
<p>Ancak unutmamalıdır ki beyin sisi erken müdahale edilmezse kalıcı hasarlara yol açabilir.</p>
<h2><span>Unutkanlığın olası nedenleri</span></h2>
<p>Beyin sisinin sebepleri şöyle sıralanabilir:</p>
<h2><span>Beslenme yetersizliği</span></h2>
<p>B12 vitamini, demir, D vitamini eksikliği veya yetersiz beslenme, beyin fonksiyonlarını olumsuz etkiler.</p>
<h2><span>Kronik stres</span></h2>
<p>Sürekli stresli ve kaygılı olmak, vücudun savunma mekanizmalarını aktif tutar. Bu da zihni zayıflatır.</p>
<h2><span>Glikojen yetmezliği</span></h2>
<p>Beynimiz, vücut enerjisinin % 20’sini kullanır. Ancak insülin direnci, glikoz metabolizmasındaki bozulma gibi nedenlerle beyin yeterli enerjiye ulaşamaz. Bu durumda sis çöker. Bu tablo genellikle Alzheimer’ın ön evresi gibi algılanır ama düzeltilebilir. Diyet, egzersiz gibi desteklerle bu enerji eksikliği giderilebilir.</p>
<h2><span>Uyku bozukluğu</span></h2>
<p>Uyku kalitesi azalınca, beyin gece yeterince dinlenemez ve gün boyu dikkat dağınıklığı, unutkanlık gibi sorunlar ortaya çıkar. Uyuyamazsak tıpkı bağırsaklar gibi beyin de toksin biriktirir. Bu toksinler sinir ağlarının iletişimini yavaşlatır ve beyin sisi tablosunu yaratır.</p>
<h2><span>Hormonal dalgalanmalar</span></h2>
<p>Östrojen, öğrenme ve hafıza merkezi hipokampüsü etkiler. Menopoz ve perimenopoz döneminde bu hormon hızla azalır.</p>
<p>Bu nedenle kadınlarda 40’lı yaşlardan itibaren beyin sisi artabilir. Söz konusu tablo Alzheimer’la karışabilir. Oysa bu geçici bir dönemdir.</p>
<p>Hipotiroidde de metabolizma yavaşlar ve zihinsel fonksiyonlar etkilenir.</p>
<h2><span>Beyinde inflamasyon</span></h2>
<p>Beyinde mikrogliya adı verilen bağışıklık hücreleri vardır. Kronik stres, uyku bozukluğu, gıda intoleransları (hassasiyeti) veya çevresel toksinler bu hücreleri tetikler. Sürekli aktif kalan mikrogliya ise beyin ağlarını zayıflatır. Sonuçta nöroinflamasyon (sinir hücrelerinde yangı) ve beyin sisi başlar.</p>
<h2><span>İlaçlar</span></h2>
<p>Bazı ilaçlar, sersemlik veya konsantrasyon problemleri yaratabilir. Uzun süreli kullanımlarda bu durum kalıcı bir sis hissine dönüşebilir.</p>
<h2><span>Kronik hastalıklar</span></h2>
<p>Özellikle otoimmün hastalıklar, vücudun enerji kaynaklarını tüketerek zihinsel faaliyetleri sekteye uğratır.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68c502fcda8f1.jpg" length="33492" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 13 Sep 2025 08:38:30 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akdeniz Üniversitesi&amp;apos;nde Sağlıkta Yeni Adım: Nöroloji Polikliniği Temeli Atıldı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesinde-saglikta-yeni-adim-noeroloji-poliklinigi-temeli-atildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesinde-saglikta-yeni-adim-noeroloji-poliklinigi-temeli-atildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p></p>
<p> </p>
<p>Akdeniz Üniversitesi, sağlık yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek Nöroloji Polikliniği’nin yeni hizmet binasının temelini attı. Üniversitede her ay geleceğe yönelik önemli bir adım atılmasına şahit olmaktan mutluluk duyduğunu söyleyen Vali Hulusi Şahin, Akdeniz Üniversitesi’nin Antalya’nın medarıiftiharı olduğunu söyledi. Rektör Özkan da sağlık alanındaki yatırımların hız kesmeden süreceğini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p>Ağustos ayında 900 yataklı yeni hastane binasının temelinin atılmasının ardından Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde Nöroloji Polikliniğinin yeni binası için de inşaat çalışmaları başladı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi K Blok yanına yapılacak Nöroloji Polikliniği yeni binasının temeli, Antalya Valisi Hulusi Şahin ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın katılımıyla düzenlenen törenle atıldı. Törene Cumhuriyet Başsavcısı Yakup Ali Kahveci, Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şükrü Özen, Prof. Dr. Cengiz Toker, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre, fakülte dekanları, başhekim yardımcıları, hastane yöneticileri ve çalışanlar katıldı.</p>
<p><img src="https://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x_68c41f49b9c51.jpg" alt=""></p>
<p>AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ANTALYA'NIN MEDARIİFTİHARI</p>
<p>Akdeniz Üniversitesi'nde yine bir temel atma töreninde daha bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Antalya Valisi Hulusi Şahin, “Üç haftada bir, ayda bir Akdeniz Üniversitesi'nde olumlu, güzel, geleceğe yönelik mutlaka bir adım atılıyor. Bu bir temel atma oluyor. Ya bir yeni bilimsel bir çalışma, ya bir proje oluyor. Ama Akdeniz Üniversitesi Antalya'nın göz bebeği, medarıiftiharı olmaya devam ediyor. Bunda emeği geçen başta kıymetli rektör hocamız Prof. Dr. Özlenen Özkan hocamıza ve hepimizin medarıiftiharı çok kıymetli Prof. Dr. Ömer Özkan hocamıza, rektör yardımcılarımıza, dekanlarımıza, hocalarımıza ve bu büyük Akdeniz Üniversitesi ailesinin tüm mensuplarına teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR</p>
<p>Projede emeği geçenlere teşekkür eden Vali Şahin, “Tedavisi uzun süren zor ve zahmetli olan hastalıklar için uzun süreli bir rehabilitasyon ve bakım süreci gerektiriyor. Bunun için de gerçekten farklı müstakil bir binaya ihtiyaç olduğu anlaşılıyor. Bu sebeple Rektör Hocamızın liderliğinde Mimarlık Fakültemizin katkıları, kıymetli Aktaş ailesinin de destekleriyle böyle güzel bir tesis inşallah hayata geçirilecek. Ömer Hoca'nın titizliği sayesinde üç ay içerisinde inşallah bitecek. Hep birlikte kırmızı kurdeleyi İrfan Bey ve çok kıymetli eşleriyle beraber kesmek nasip olur diyorum. Hayırlara vesile olmasını diliyorum.” diye konuştu.</p>
<p>SAĞLIK YATIRIMLARINA HIZ KESMEDEN DEVAM</p>
<p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise törende yaptığı konuşmada Akdeniz Üniversitesi’nin sağlık alanındaki yatırımlarına hız kesmeden devam ettiğini belirterek birkaç hafta önce 900 yataklı yeni hastane binasının, bugün de nöroloji polikliniğinin yeni binasının temelini attıklarını söyledi.</p>
<p>NÖROLOJİ HASTALARINA ÖZEL MR VE TOMOGRAFİ CİHAZLARI</p>
<p>Yeni polikliniğin özellikle hareket kısıtlılığı bulunan nöroloji hastaları için konforlu bir tedavi ortamı sunacağını vurgulayan Rektör Özkan “Yıl başında Nöroloji Servisini K Bloğa taşıyarak yatak sayısını 2 katına çıkarmıştık. Hastalarımız yeni yerlerinden çok memnunlar. Nöroloji bölümünde yatılı ve hareketi kısıtlı hasta sayısı fazla. Bu açıdan burada yatan hastaları tomografi ve MR için başka bloklara götürmek konforsuz olduğu için biz bu binaya MR ve tomografi cihazlarını kazandırdık. Nörolojinin kendine ait MR ve tomografisi var. Bizim yönetimimizden önce Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin kendine ait tomografi ve MR’ı yokmuş. Başkasının MR ve tomografi cihazları ile hizmet satın alıyormuşuz. Bu kanayan yarayı da böylece tedavi ettik. Şu anda birçok MR ve tomografi cihazımız var. Randevular da olabildiğince kısa sürede veriliyor. Bu yeni yapılacak Nöroloji Polikliniği ile hocalarımız rahat rahat çalışacak, hastalarımız ve çalışanlarımız ferah, nitelikli bir ortamda hizmet alacaklar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>ESTETİK VE MODERN ALTYAPI İLE UZUN ÖMÜRLÜ YATIRIM</p>
<p>Prof. Dr. Özkan, yeni polikliniğin modern altyapısıyla dikkat çekeceğini ifade ederek, “EEG ve EMG üniteleri, toplantı salonları ve estetik tasarımıyla nöroloji kendi alanında güçlü bir merkez olacak. Bu bina planlanırken güzel, estetik bir yapı olmasını da çok arzu ettim. Burada ilk defa bir hastane projesine Mimarlık Fakültemizin çok ciddi katkıları oldu. Bir diğer nokta, bu binanın çok uzun yıllar hizmet vermesi. 900 yataklı hastanemiz temelini görünce çok mutlu oldum. Altı kaya. Dünyada birçok ülkede yapılar çok uzun ömürlü. Bu binamızın da yüzyıllarca dimdik ayakta kalacağına, en güzel hizmetleri vereceğine inanıyorum. Binamızın dayanıklılığında katkı veren Mühendislik Fakültesi hocalarımıza da çok teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>HAYIRSEVERE TEŞEKKÜR</p>
<p>Konuşmasının sonunda Rektör Özkan, yeni binanın yapımına katkıda bulunan bağışçı İrfan Aktaş’a teşekkür ederek, “Yaptığınız bu hayırla birçok insan şifa bulacak, öğrencilerimiz kaliteli eğitim alacak. İsminiz daima güzel anılacak. Tekrar teşekkür ediyorum. Antalya’ma, üniversiteme, öğretim üyelerimize, öğrencilerimize tekrar hayırlı, uğurlu olsun.” dedi.</p>
<p>MODERN BİR ORTAMDA HİZMET VERECEK</p>
<p>Konuşmaların ardından İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Sözen’in dua etmesinin akabinde Vali Şahin, Rektör Özkan, Hayırsever İrfan Aktaş temel atma butonuna basarak hayırlı olmasını dilediler.</p>
<p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi K Blok yanına yapılacak olan Yeni Nöroloji Polikliniği 2.111 m² alana yapılacak bina nöroloji hastalarına uygun şekilde 1 katlı, 8 poliklinik odası ile öğretim üyesi odaları, EEG, EMG üniteleri, müdahale odaları, dersliklerden oluşacak. Yeni bina tamamlandığında hem hastalara hem de sağlık çalışanlarına daha ferah ve modern bir ortamda hizmet verecek.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68c41f271adad.jpg" length="99161" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 12 Sep 2025 16:25:49 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sabahları Neden Baş Ağrısı ve Boyun Ağrısıyla Uyanıyorsunuz?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sabahlari-neden-bas-agrisi-ve-boyun-agrisiyla-uyaniyorsunuz</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sabahlari-neden-bas-agrisi-ve-boyun-agrisiyla-uyaniyorsunuz</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="description mb-4 fw-medium fs-5 lh-base">Doç. Dr. Rana Turunç, Sabah kalktığınızda baş, boyun, sırt ya da çene ağrısı hissetmenin dişlerde hassasiyet ile aşınmaların bruksizm yani diş sıkma ve gıcırdatmanın işaretleri olabileceğini belirtti.</h2>
<p>Doç. Dr. Rana Turunç, bruksizmi tetikleyen nedenlerden, belirtilerine ve tedavi yöntemlerine dair bilgi verdi. Doç. Dr. Turunç, “Bruksizm her yaş grubunda görülebilir. Araştırmalara göre çocuklarda görülme oranı yüzde 10 ila yüzde 50 arasında değişirken, yetişkinlerde bu oran yüzde 5 ila yüzde 90 arasında değişmektedir. Ancak çocuklarda bu durum genellikle geçicidir ve büyümeyle birlikte kendiliğinden ortadan kalkabilir. Bu yüzden çocuklarda tedavi çoğu zaman gerekmez ama takip önemlidir” dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Turunç, “Hastalarda genellikle sabah uyandıklarında çene ağrısı, baş ağrısı, boyun ve yüz kaslarında gerginlik hissi olur. Uzun süreli bruksizmde çiğneme kasında büyümeye bağlı yüz estetiğinde bozulma, kare yüz görünümü veya asimetriler olabilir. Dişlerde aşınma, çatlaklar, hassasiyet, dolgu ve kaplamalarda kırılmalar da sık görülür. Bazı hastalarda kulağa vuran ağrı, çınlama, yemek yerken ağız açmada güçlük, uyku kalitesinde düşüş de dikkat çeker” ifadelerini kullandı.</p>
<p><span>Doç. Dr. Turunç, “Teşhis, genellikle hastanın şikayetleri ve tıbbi öyküsü değerlendirildikten sonra klinik muayene ile koyulur. Ayrıca gıcırdatma davranışı varsa hastanın partnerinin sesten uzun süredir rahatsızlık duyması da önemli bir kriterdir. Fakat bruksizmin kesin teşhisi için en güvenilir yöntem ses ve video kaydıyla beraber yapılan polisomnografi (uyku testi) ve birlikte değerlendirilen elektromiyografi (EMG) ölçümüdür. Bu testler, çiğneme kaslarının uyku sırasında ne kadar ve ne şiddette çalıştığını, diş sıkma ya da gıcırdatma hareketlerinin ne sıklıkla meydana geldiğini gösterir. Ancak özel merkezlerde uzman doktorlar tarafından yapıldığından maliyetlidir ve uyku apnesi şüphesi yoksa çoğu zaman ihtiyaç duyulmaz”</span></p>
<p>Doç. Dr. Turunç, tedavinin her zaman gerekli olmadığını fakat dişlerde aşınmaya, çene ekleminde ya da çiğneme kaslarında ağrıya sebebiyet verdiği düşünülen şiddetli vakalarda tedavi gerekebileceğini, bu gibi durumlarda tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini vurguluyor: “Eğer bruksizm stres kaynaklıysa psikolojik destek, gevşeme egzersizleri ve yaşam tarzı değişiklikleri önerilir. Uyku hijyeni için gece saatlerinde kahve, sigara ve alkol gibi uyarıcılardan kaçınılması; uyumadan birkaç saat önce fiziksel aktivitenin, beslenmenin ve zihinsel uyarımın sınırlanması, uyunan ortamın sessiz ve karanlık olması gerekir. Uyku apnesi varsa bir uyku merkezinde değerlendirme ve kulak burun boğaz uzmanıyla iş birliği yapılabilir. Dişlerin kapanışında, çene ilişkisinde bozukluklar söz konusuysa ortodontik tedavi gerekebilir. Reflü varsa buna yönelik diyet ve ilaç tedavileri de bruksizmi azaltmada etkili olabilir. Diş sıkmayı tetikleyecek ilaçlar kullanıyorsa, hekimiyle görüşüp mümkünse bu ilaçları değiştirmesi önerilebilir. Eğer bruksizm, çene kaslarında ya da eklemde ağrı, ağız açmada kısıtlılık, çiğneme kaslarının aşırı büyümesine bağlı estetik kaygı oluşturuyorsa fizik tedavi, kas gevşetici ya da psikiyatrik/ nörolojik etkili ilaçlar, botoks (botulinum toksin) enjeksiyonları da fayda sağlayabilir. Bruksizme bağlı diş aşınmaları ise dolgu ya da kaplama ile restore edildikten sonra splint tedavisi ile korunmalıdır.”</p>
<p>Doç. Dr. Turunç, “Splint, halk arasında ‘gece plağı’ olarak da bilinen, çene yapısına özel olarak hazırlanan şeffaf bir apareydir. Amacı, dişlerin birbirine sürtmesini engelleyerek aşınmanın ilerlemesini önlemek, çene kaslarını gevşetmek ve çene eklemine binen aşırı yükü azaltmaktır. Splint, özellikle gece yatarken takıldığında hem fiziksel hem de fonksiyonel olarak önemli bir koruma sağlar. Ancak her ağız yapısı farklıdır. Bu nedenle internetten satın alınan standart plaklar yerine, diş hekiminiz tarafından alınan ağız ölçünüze göre laboratuvar ortamında hazırlanan kişiye özel splintler tercih edilmelidir. Aksi halde fayda yerine zarar görülebilir” dedi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68c3b346c47c1.jpg" length="47287" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 12 Sep 2025 08:44:45 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlığa Dev Adım: Sağlıklı Hayat Merkezlerine Rekor Başvuru!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sagliga-dev-adim-saglikli-hayat-merkezlerine-rekor-basvuru</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sagliga-dev-adim-saglikli-hayat-merkezlerine-rekor-basvuru</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Türkiye genelinde vatandaşların sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması için hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezlerine bir yılda 20 milyon 366 bin 274 başvuru yapıldı.</h2>
<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/saglik-bakanligi/" target="_blank" rel="noopener">Sağlık Bakanlığı</a><span> </span>verilerinden derlenen bilgilere göre, bireyleri ve toplumu sağlığa yönelik risklerden korumak, sağlıklı yaşam tarzını<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/tesvik/" target="_blank" rel="noopener">teşvik</a><span> </span>etmek ve birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmek amacıyla kurulan Sağlıklı Hayat Merkezleri (SMH), "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli" ile Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Programı kapsamında hizmet veriyor.</p>
<p>Beslenme danışmanlığı, psiko-sosyal destek, fizyoterapi, çocuk gelişimi, bağımlılıkla ve obeziteyle mücadele, sağlıklı yaş alma ve toplumun yaşam kalitesini artırmaya yönelik hizmetlerin sunulduğu SHM'lerden sosyal güvencesi olsun ya da olmasın herkes ücretsiz yararlanabiliyor.</p>
<p>Başvurular, kişinin bulunduğu<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/aile/" target="_blank" rel="noopener">aile</a><span> </span>hekiminin<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/mhrs/" target="_blank" rel="noopener">MHRS</a><span> </span>üzerinden vaka koordinatörüne randevu alarak yönlendirmesi ya da doğrudan SHM'den randevu alınarak yapılabiliyor. Ayrıca, merkezlerde "vaka koordinatörleri" görevlendirilerek vatandaşların erişimi kolaylaştırılıyor.</p>
<p>Sağlıklı Hayat Merkezleri, 16 alanda hizmet sunuyor. Bu hizmetler arasında Beslenme Danışmanlığı, Fiziksel Aktivite Danışmanlığı, Kronik Hastalık Yönetimi Hizmetleri, Kadın ve Üreme Sağlığı Danışmanlığı, KETEM,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/cocuk/" target="_blank" rel="noopener">Çocuk</a><span> </span>ve Ergen Sağlığı Danışmanlığı,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/sigara/" target="_blank" rel="noopener">Sigara</a><span> </span>Bırakma ve<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/uyusturucu/" target="_blank" rel="noopener">Uyuşturucu</a><span> </span>ile Mücadele, Sosyal Hizmet Danışmanlığı, Bireysel Danışmanlık,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/enfeksiyon/" target="_blank" rel="noopener">Enfeksiyon</a><span> </span>Kontrol Hizmetleri, Bulaşıcı Hastalıklar Mücadele Hizmetleri, Okul Sağlığı Hizmetleri, Koruyucu Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri, Enjeksiyon Pansuman Hizmetleri, Görüntüleme Hizmetleri, Laboratuvar Hizmetleri yer alıyor.</p>
<h2>SHM'lerde halka ve personele yönelik sağlık eğitimleri de gerçekleştiriliyor</h2>
<p>"Koruyan Sağlık" modeli kapsamında bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeyini artırarak sağlık hizmetlerinden daha etkin yararlanmalarını sağlamak ve yaşam kalitelerini yükseltmek, toplumun sağlık konularında bilinçlenmesi, daha sağlıklı yaşam sürdürmeleri, sağlıklı şekilde yaş almalarını sağlamak ve sağlıklı hayat tarzını teşvik etmek için SHM'lerde Sağlıklı Hayat Akademileri (SAHA) kuruldu.</p>
<p>Bakanlık verilerine göre, 1 Temmuz 2024-1 Temmuz 2025 döneminde SHM'ye toplam 20 milyon 366 bin 274 başvuru yapıldı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68c2623763eee.jpg" length="82724" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 11 Sep 2025 08:46:38 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sigara Bırakma Mücadelesinde Yenilik: 81 İl Boyunca Mobil Destek</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sigara-birakma-mucadelesinde-yenilik-81-il-boyunca-mobil-destek</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sigara-birakma-mucadelesinde-yenilik-81-il-boyunca-mobil-destek</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Sağlık Bakanlığı, tütün kullanımının azaltılması amacıyla 81 ilde Tütünle Mücadele Timleri ve Mobil Sigara Bırakma Polikliniklerini faaliyete geçirdi.</h2>
<p>Bakanlık tütünle mücadele kapsamında yeni bir uygulamayı hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/tutun/" target="_blank" rel="noopener">Tütün</a><span> </span>kullanan bireylerde farkındalık oluşturmak, tütün ürünü kullanımını bırakmaya<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/tesvik/" target="_blank" rel="noopener">teşvik</a><span> </span>ederek sigarayı bırakmaya ikna olan vatandaşları eş zamanlı olarak hekimle buluşturmak ve gerekli poliklinik hizmetlerini verebilmek amacıyla 81 il ve ilçe düzeyinde "Tütün ile Mücadele Timleri" (TİM) ile "Mobil<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/sigara/" target="_blank" rel="noopener">Sigara</a><span> </span>Bırakma Poliklinikleri" faaliyete geçti.</p>
<p>Bakanlık koordinasyonunda 81 il ve ilçe düzeyinde faaliyete geçen Tütünle Mücadele Timleri, şehir meydanları, parklar, köyler, organize sanayi bölgeleri, üniversite kampüsleri,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/alisveris/" target="_blank" rel="noopener">alışveriş</a><span> </span>merkezleri ve pazar yerleri gibi alanlarda vatandaşlarla buluşuyor.</p>
<h2>Araçlar ve seyyar alanlarda tedavi süreci başlatılıyor</h2>
<p>Timler, tütün ve tütün ürünlerinin zararları, pasif etkilenim, dumansız hava sahası, ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı, ALO 184 Tütün İhbar Hattı ve Yeşil Dedektör Uygulaması hakkında bilgilendirme yapıyor.</p>
<p>Bilgilendirme sonrasında tütün ürünü kullanan vatandaşlar, bağımlılık düzeylerine göre Mobil Sigara Bırakma Polikliniklerine veya ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı'na yönlendiriliyor.</p>
<p>Tütünle Mücadele Timlerinin bulunduğu alanlarda ayrıca araçlar ve uygun seyyar alanlar hazırlanarak, tütün bağımlılığı tedavisi eğitimi almış hekimler aracılığıyla Mobil Sigara Bırakma Poliklinik hizmeti veriliyor. Böylece sigarayı bırakmaya karar veren vatandaşlar, eş zamanlı olarak hekim desteğiyle tedavi sürecine başlama imkanı buluyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68c110cb7180d.jpg" length="68249" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 10 Sep 2025 08:47:02 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıkta Sosyal Belediyecilik Örneği: Kepez’den Ücretsiz Kanser Taraması</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikta-sosyal-belediyecilik-ornegi-kepezden-ucretsiz-kanser-taramasi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikta-sosyal-belediyecilik-ornegi-kepezden-ucretsiz-kanser-taramasi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span> Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi çatısı altında hizmet veren Mobil Sağlık Merkezi, kansere karşı farkındalık oluşturmak ve erken teşhisi kolaylaştırmak amacıyla Dokumapark’ta kanser tarama hizmeti sundu. Her gün yüzlerce kişinin ziyaret ettiği alanda, vatandaşlara ücretsiz olarak mamografi, HPV ve Kolon CA taramaları yapıldı.</span><br><span>Antalya'nın Kepez Belediyesi, "Erken teşhis hayat kurtarır" anlayışıyla kanser tarama hizmetini her gün yüzlerce kişinin ziyaret ettiği Dokumapark alanına da taşıdı. Gün boyu vatandaşlara ücretsiz olarak mamografi, HPV ve Kolon CA taraması hizmeti verildi. Merkezin güler yüzlü sağlık ekipleri tarafından karşılanan vatandaşlar, sağlık taraması öncesinde çağın en sinsi hastalıklarından biri olan kansere karşı bilinçlendirildi.</span><br><span>"Halkımızın sağlığı önceliğimiz"</span><br><span>Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Belediyecilik sadece yol yapmak, park yapmak değil. Sosyal belediyecilik anlayışımızın bir gereği olarak, sağlık hizmetlerini de vatandaşımıza ulaştırmayı bir görev olarak biliyoruz" dedi. Kanserde erken teşhisin hayat kurtardığını vurgulayan Başkan Kocagöz, "Mobil Sağlık Merkezi aracılığıyla, özellikle kansere karşı erken teşhis konusunda çok önemli bir hizmeti mahalle mahalle, ilçe ilçe halkımızın ayağına götürüyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki; erken teşhis hayat kurtarır. Vatandaşlarımızın sağlığı bizim için her zaman önceliklidir" diye konuştu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68bea97829258.jpg" length="87536" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 08 Sep 2025 13:01:55 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlar Uyardı: Çocuklarda Bel Ağrısının Sebebi Ağır Çantalar Olabilir</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlar-uyardi-cocuklarda-bel-agrisinin-sebebi-agir-cantalar-olabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlar-uyardi-cocuklarda-bel-agrisinin-sebebi-agir-cantalar-olabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Okul dönemi, öğrencilerin bedensel ve zihinsel gelişimleri açısından kritik bir süreç olarak öne çıkıyor. Bu süreçte öğrencilerin taşıdığı çantalar, sağlıklı gelişim üzerinde önemli bir rol oynuyor. Yanlış çanta seçimi ve kullanımı, çocukların omurga sağlığına ciddi zararlar verebiliyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Okul çağı yaş grupları için bel ve sırt bölgesi ağrılarının görülmesi erken gibi düşünülse de bel ağrısı sıklığı yüzde 9-66 arasında değişmekte olup, yeni yapılan çalışmalardaki sıklık oranlarının eski çalışmalara göre daha fazla olduğunu ifade eden Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, "Çocukluk çağında sırt ağrısının en sık görüldüğü yer bel bölgesidir. Bel ağrısının görülme sıklığı, hasta grubunun yaşına ve aktivite düzeyine göre değişir. Özellikle uğraşılan spor dalına göre bel ağrısı sıklığı artabilir. Çocuklarda bel ağrıları; mekanik (duruş bozuklukları, kas spazmları ve gerginlikleri), gelişimsel (omurga eğrilikleri), enfeksiyon ve tümör gibi nedenlerle gelişebilir. Ayrıca, uzun süre televizyon seyretmek, bilgisayar başında oturmak ve hareketsiz yaşam öyküsü de çocuklar arasında bel ağrısına neden olabilecek faktörler arasındadır. Okul döneminde yanlış ve ağır çanta kullanımı da öğrencilerde omuz, sırt ve bel ağrılarına yol açabilmektedir" diye konuştu.</p>
<p>Çanta çift omuz askısı ile kullanılmalı</p>
<p>Özellikle ağır çanta kullanımının çocuklarda omuz, boyun ve bel bölgesindeki kaslarda spazma yol açarak sırt ağrısına neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, "Ayrıca ağır çanta tek taraflı omuz askısı kullanılarak taşındığında veya yan askılı okul çantaları kullanıldığında omurga üzerindeki dengesizlikten dolayı çeşitli sırt ağrıları görülebilir. Çanta kullanımına bağlı sırt ağrılarını azaltmak için çanta içerisindeki ağırlık mümkün olduğunca azaltılmalı. Ağır eşyalar mümkün olduğunca çantanın sırt bölgesine yakın kısmına konulmalı. Okul çantası mutlaka çocuğun yaşına ve boyuna uygun seçilmeli. Çanta çift omuz askısı ile kullanılmalı. Omuz askıları yeterli genişlikte ve yumuşak olmalı. Çantada mümkünse sırtı destekleyen bel bandı bulunmalı. Küçük yaş grubu çocuklarda üzerinde tekerlek olan modeller tercih edilmeli. Çocukluk çağı yaş grubunda başlayan bel ağrıları, fizik muayene ile tanı konulup takip edilebilir. Bel ağrısının erken teşhisini koyabilmek için, semptomlar iyi değerlendirmeli, diğer hastalıklar ekarte edilmelidir" şeklinde konuştu.</p>
</div>
<p><a class="backLink" href="https://www.ahaber.com.tr/saglik/2025/09/06/cocuklarda-agir-canta-kullanimi-bel-agrisi-yapiyor">.</a></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68be72cd90845.jpg" length="71059" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 08 Sep 2025 09:12:50 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Dijital Ekranlar Göz Sağlığını Tehdit Ediyor: &amp;apos;Göz Yorgunluğu Sendromu&amp;apos;na Dikkat!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dijital-ekranlar-goez-sagligini-tehdit-ediyor-goez-yorgunlugu-sendromuna-dikkat</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dijital-ekranlar-goez-sagligini-tehdit-ediyor-goez-yorgunlugu-sendromuna-dikkat</guid>
        <description><![CDATA[ <p>Uzmanlar, günümüzde akıllı telefon, tablet ve bilgisayar gibi dijital ekranlara maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte ortaya çıkan <b>"göz yorgunluğu sendromu"</b> hakkında önemli uyarılarda bulunuyor. Özellikle uzun süreli ekran kullanımı, gözlerde ciddi rahatsızlıklara yol açarak kalıcı sorunlara neden olabiliyor.</p>
<p>Göz yorgunluğu sendromunun belirtileri arasında; <b>gözde kuruluk, yanma, batma, sulanma, bulanık görme, baş ağrısı ve boyun ağrısı</b> gibi şikayetler yer alıyor. Uzmanlar, bu belirtilerin görme kalitesini düşürmenin yanı sıra, odaklanma sorunları ve genel yorgunluk hissi gibi yaşam kalitesini olumsuz etkileyen durumlara da yol açtığını belirtiyor.</p>
<h3><b>Peki, Göz Yorgunluğundan Nasıl Korunabiliriz?</b></h3>
<p></p>
<p>Uzmanlar, göz sağlığını korumak için ekran kullanıcılarına basit ama etkili öneriler sunuyor:</p>
<ul>
<li>
<p><b>20-20-20 Kuralı:</b> Her 20 dakikada bir, ekrandan uzaklaşıp 20 saniye boyunca 20 feet (yaklaşık 6 metre) uzaktaki bir nesneye bakın.</p>
</li>
<li>
<p><b>Ekran Parlaklığını Ayarlayın:</b> Ekranınızın parlaklık seviyesini bulunduğunuz ortamın ışığına göre ayarlayın.</p>
</li>
<li>
<p><b>Sık Sık Göz Kırpın:</b> Ekran karşısında göz kırpma sayısı azaldığı için göz kuruluğu yaşanabilir. Gözlerinizi düzenli olarak kırpmak, nemli kalmasına yardımcı olur.</p>
</li>
<li>
<p><b>Doğru Mesafe ve Duruş:</b> Ekranınızı göz hizanızın biraz altına yerleştirin ve en az bir kol mesafesi uzaklıkta oturun.</p>
</li>
<li>
<p><b>Mavi Işık Filtresi Kullanın:</b> Akıllı cihazlarda bulunan mavi ışık filtrelerini kullanmak, özellikle akşam saatlerinde göz yorgunluğunu azaltmaya yardımcı olur.</p>
</li>
</ul>
<p>Uzmanlar, bu basit önlemlerin göz yorgunluğunu büyük ölçüde azaltabileceğini ve daha sağlıklı bir ekran deneyimi sunacağını vurguluyor. Ancak, şikayetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir göz doktoruna başvurulması gerektiğini de ekliyorlar.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68bbcb408d295.jpg" length="69406" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 06 Sep 2025 08:49:09 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>&amp;quot;Bilinçli Gebelik, Güvenli Annelik&amp;quot;: Alanya Gebe Okulu&amp;apos;nda Eğitimler Hız Kesmiyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bilincli-gebelik-guvenli-annelik-alanya-gebe-okulunda-egitimler-hiz-kesmiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bilincli-gebelik-guvenli-annelik-alanya-gebe-okulunda-egitimler-hiz-kesmiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gebe Okulu Birimi, bölge halkına "bilinçli gebelik, güvenli annelik" anlayışını ilke edinerek anne adaylarının gebelik dönemini sağlıklı bir şekilde geçirmesine ve doğum sonrasına hazır olmalarına katkı sağlıyor.</span><br><span>Gebe Okulu'nda 4 hafta boyunca derslere katılan ve bebek bakımı konusunda teorik ve uygulamalı eğitimlerini tamamlayan 13 anne adayına, düzenlenen törenle birlikte katılım belgeleri takdim edildi. Güvenli ve kaliteli gebelik izlemi ile doğum hizmeti almak isteyen anne adaylarına yönelik verilen eğitimler tüm hızıyla devam ediyor. Gebe Okulu'nda ebe, diyetisyen, psikolog ve diş hekimi tarafından; beslenme, temel bebek bakımı, doğum sonrası süreçler ve psikolojik hazırlık konularında kapsamlı eğitimler veriliyor.</span><br><span>Gebe Okulu'ndan Sorumlu Hekim Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Rahşan Eyüp Doğan, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sezin Ateş ve Uzm. Op. Dr. İbrahim Etlik, Çocuk Sağlığı ve Uzmanı Öğretim Üyesi Uzman Özden Aksu Sayman ile Gebe Okulu Sorumlu Ebesi Ayşe Başar Akdoğan'ın katılımıyla eğitimlerini tamamlayan gebelere sertifika töreni düzenlendi. Düzenlenen organizasyonda, bilinçli ebeveynler yetiştirerek topluma katkı sağlamayı hedeflediklerini vurgulayan Op. Dr. Rahşan Eyüp Doğan işleyiş hakkında bilgi verdi.</span><br><span>Gebe okulu hakkında bilgilendirmelerde bulunan Op. Dr. Eyüp Doğan, "Anne adayları ve baba adaylarımıza; anne sütü ve emzirmenin önemi, doğuma hazırlık, bebek bakımı, gebe ve emziren anne beslenmesi hakkında bilgi verilmektedir. Psikolog eşliğinde ise doğuma hazırlığın psikolojik süreçleri üzerine çalışmalar yapılıyor. Bu eğitimler sayesinde anne adaylarının sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmesi, fiziki olarak hazır hale gelerek daha rahat doğum yapması hedefleniyor. Bilinçli ebeveynler için eğitimlerimiz devam edecektir" diye konuştu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68baa18cc46ab.jpg" length="82232" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 05 Sep 2025 11:38:45 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya&amp;apos;da Halk Sağlığı Haftası Etkinlikleri Başladı: Vali Şahin&amp;apos;den Önemli Mesajlar</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-halk-sagligi-haftasi-etkinlikleri-basladi-vali-sahinden-onemli-mesajlar</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-halk-sagligi-haftasi-etkinlikleri-basladi-vali-sahinden-onemli-mesajlar</guid>
        <description><![CDATA[ <p></p>
<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla Antalya Sahil ve Yaşam Parkı'nda düzenlenen etkinliklere katıldı.</p>
<p>Halk sağlığının ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurgulamak ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla Antalya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen  Halk Sağlığı Haftası Etkinliği, Antalya Valisi Hulusi Şahin’in katılımıyla gerçekleştirildi. Program kapsamında ilk olarak Varyant Girişi’nde başlayan kortej yürüyüşüne katılan Vali Hulusi Şahin, yürüyüşün ardından Antalya Büyükşehir Belediyesi Bando Orkestrası tarafından düzenlenen konseri dinledi.</p>
<p><img src="https://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x_68ba7e5b12667.jpg" alt=""></p>
<p>Sağlık Ordumuz Büyük Mücadeleler Sergiledi<br>Programda yaptığı konuşmada Cumhuriyet tarihinin, halk sağlığı konusunda isimsiz kahramanların büyük mücadeleleriyle dolu olduğunu ifade eden Vali Şahin, “Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda her üç bebekten biri hayatını kaybediyordu. Şehirlerimizde ve kasabalarımızda cüzzamdan vereme kadar pek çok salgın yüzünden halkımız büyük zorluklar yaşıyordu. Öyle ki, savaşlarda kaybettiğimiz askerlerden çok daha fazlasını bulaşıcı hastalıklar nedeniyle yitirdik. Cumhuriyetin ekonomik açıdan zayıf olduğu o yıllarda, Anadolu’nun dört bir yanında verem savaş dispanserleri ve senatoryumlar kuruldu. Sağlık ordumuz köy köy, sokak sokak çalışarak bu hastalıklarla mücadele etti. Bu kararlı mücadele sayesinde Cumhuriyetimiz, salgınların üstesinden gelmeyi başardı.” ifadelerine yer verdi. </p>
<p><img src="https://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x_68ba7e72ccd75.jpg" alt=""></p>
<p>Sağlık Personelimizin Yanında Olmaya Devam Edeceğiz<br>Bugün geldiğimiz noktada Türkiye Cumhuriyetinin, sağlık hizmetlerinde dünyanın en ileri ülkelerinden birisi olduğunu belirten Vali Şahin, “Ancak sağlık alanında mücadele hiçbir zaman bitmez. Bu, kutlu ve onurlu bir mücadeledir. Günümüzde obezite, bağımlılıklar, hiperaktivite gibi yeni dünyanın sorunlarıyla karşı karşıyayız. Bu tehditlere karşı halkımızı hazırlamak ve onları korumak sağlık çalışanlarımızın omuzlarında önemli bir sorumluluktur. Şimdiye kadar göstermiş olduğunuz gayretli çalışmalarınız için tüm sağlık personelimizi tebrik ediyorum. Halk sağlığı ve koruyucu hekimlik başta olmak üzere, yürüteceğiniz tüm çalışmalarda yanınızda olmaya devam edeceğiz. Bu programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim.” sözlerini kaydetti. </p>
<p>Konuşmaların ardından Vali Hulusi Şahin, beraberindeki heyet ile birlikte etkinlik alanında yer alan stantları ziyaret ederek yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Etkinlik kapsamında sivil toplum kuruluşları ve Antalya İl Müftülüğü tarafından, bağımlılıkla mücadeleye yönelik  bilgilendirme çalışmaları da yapıldı. </p>
<p>Düzenlenen programa Vali Hulusi Şahin’in yanı sıra, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Muratpaşa Kaymakamı İhsan Kara, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Ahmet Kavukcu, İl Emniyet Müdür Vekili Yakup Baysal, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Halk Sağlığı Hizmetleri Daire Başkanı Dr. Hacer Nur Yüce ve vatandaşlar katıldı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68ba7e4d1b8ac.jpg" length="96452" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 05 Sep 2025 09:09:01 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlardan Uyarı: Okul Kaygısı Çocukların Gelişimini Etkiliyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-uyari-okul-kaygisi-cocuklarin-gelisimini-etkiliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-uyari-okul-kaygisi-cocuklarin-gelisimini-etkiliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Yaz tatili sonrası hem ilk kez okul heyecanı yaşayacak öğrenciler hem de ara sınıftakiler için bu sürecin zorlayıcı olabildiğini belirten PDR Uzmanı Aslı Orman, okula dönüş kaygısı yaşayan çocuklara yönelik ailelere ve öğretmenlere kritik önerilerde bulundu.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Türkiye'de 19 milyondan fazla öğrenciyi ve milyonlarca aileyi yakından ilgilendiren 2025-2026 eğitim öğretim yılı için geri sayım başladı. Yaz tatilinin son günlerini yaşayan öğrenciler için okula dönüş, bazı zorlukları beraberinde getirebiliyor.</p>
<div class="teads-adCall"></div>
<p>Bu dönemde hem okula yeni başlayan hem de ara sınıflardaki öğrencilerde sıkça görülen mide ve baş ağrısı gibi fiziksel şikayetler, aslında birer kaygı belirtisi olabilir. Ağlama krizleri, öfke nöbetleri ve okula gitmeyi reddetme gibi davranışlar da bu duruma eşlik edebilir.</p>
<p>Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Birimi Müdürü Aslı Orman, "Okula yeni başlayan çocuk, çoğu zaman kaygı, belirsizlik ve güvensizlik duyguları yaşar. Bu sinyalleri doğru okumak, sürecin sağlıklı yönetilmesi için hayati önem taşır" dedi.</p>
<p>"Geçiştirmeyin, anlayın"</p>
<p>Öğretmen ve velilere önerilerde bulunan Aslı Orman, okula yeni başlayan ve okula gitmek istemeyen çocuğa, "bir şey yok" diyerek geçiştirmek yerine, duygularını kabul etmenin çok önemli olduğunu söyledi. Çocuğun anlaşıldığını hissettiğinde kaygısını zamanla azaltacağını belirten Orman şunları söyledi:</p>
</div>
<p>"Ailelerin baskı yapması, zorlaması ya da tehdit etmesi kaygıyı artırırken, sabırlı ve güven verici yaklaşım uyumu kolaylaştırır. İlk günlerde çocuğun yanında kısa süre bulunmak güven verebilir, ancak sınıfta uzun süre kalmak ya da her teneffüste görüşmek bağımsızlaşmayı engeller. Ayrılık anında kısa, net ve güven veren bir vedalaşma tercih edilmelidir. Çocuğa 'okulda güvendesin ve ben seni almaya geleceğim' mesajını vermek güven duygusunu pekiştirir. Buna karşılık gizlice ayrılmak, çocuğun ebeveynine olan güvenini zedeleyerek uyum sürecini zorlaştırabilir."</p>
<p>"Ara sınıflar için uyum süreci önemli"</p>
<p>Sadece okula yeni başlayanların değil, ara sınıflardaki öğrencilerin de uzun tatil sonrası okula adaptasyonda zorlanabileceğine dikkat çeken PDR Uzmanı Aslı Orman, özellikle yaz boyunca bozulan uyku düzeni ve artan ekran sürelerinin bu süreci olumsuz etkilediğini belirterek ara sınıflardaki çocuklar için de şu önerilerde bulundu:</p>
<p>"Rutin oluşturun: Okul başlamadan birkaç gün önce uyku saatlerini kademeli olarak erkene çekmek ve ekran süresini azaltmak, uyum sürecini kolaylaştırır.</p>
<p>Empatik olun: 'Büyüdün artık, zorlanmaman lazım' gibi önemsizleştirici cümleler yerine, 'Zorlanman çok normal, ben yanındayım' gibi destekleyici ifadeler kullanın.</p>
<p>Oyun vakti oluşturun: Okuldan sonra serbest zaman ve oyun için fırsat tanımak, çocukların hem enerjilerini dengelemesine hem de motivasyonlarını artırmasına yardımcı olur."</p>
<p>Aslı Orman, tüm bu süreçte aile ve okul iş birliğinin önemine dikkat çekerek, çocukların yeni eğitim yılına hem bedensel hem de duygusal olarak daha sağlıklı bir başlangıç yapabileceğini ifade etti.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68ba79154290e.jpg" length="56072" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 05 Sep 2025 08:46:04 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Resmi Gazete&amp;apos;de Yayımlandı: İnsan Dokusu Ürünleri Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/resmi-gazetede-yayimlandi-insan-dokusu-urunleri-yoenetmeligi-yururluge-girdi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/resmi-gazetede-yayimlandi-insan-dokusu-urunleri-yoenetmeligi-yururluge-girdi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanlığı tarafından insan doku ve hücrelerinden elde edilen ürünler ve bu ürünler ile ilgili merkezler hakkındaki yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre yönetmelikte Ulusal Doku ve Hücre Bankacılığı sistemi uygulamaya alınırken, hastaların doku ve hücre ürünü ihtiyacı yerli üretimle karşılanarak tedavi süreçleri dijital ortamda izlenecek.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sağlık Bakanlığı tarafından İnsan doku ve hücrelerinden elde edilen ürünler ve bu ürünler ile ilgili merkezler hakkında yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlandı. Yönetmeliğe göre, artık ameliyat ve tedavilerde, ithal doku ve hücre ürünlerinin yerine hastaların kendi hücre ve dokularından veya uygun donörlerden alınan hammaddelerden elde edilen yerli üretim ürünler kullanılacak. Bu sayede bağışıklık sistemi reddi riski en aza indirilecek ve tedavi başarı oranları artırılacak. Ülke genelinde kurulacak olan Hücre ve Doku Ürünleri Üretim Merkezlerinde ürünler yerli imkanlarla üretilecek. Hücre ve Doku Ürünleri Üretim Merkezleri sayesinde yerli üretim kapasitesi artırılacak ve dışa bağımlılık büyük ölçüde azaltılacak.</p>
<p><strong>ÜRETİM, UYGULAMA VE TEDAVİ SÜREÇLERİ DİJİTAL ORTAMDA İZLENECEK</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı, tedavilerin güvenli şekilde uygulanabilmesi için ürünlerin üretimden kullanım aşamasına kadar tüm sürecini dijital ortamda takip edecek. Geliştirilen takip sistemiyle, hangi ürünün hangi hastaya, nerede ve kim tarafından uygulandığı güvenli şekilde dijital ortamda kayıt altına alınacak ve izlenecek.</p>
</div>
<p><strong>ÜRETİM GÜVENLİĞİ SAĞLANACAK</strong></p>
<p>İnsan doku ve hücrelerinden elde edilen hammaddeler, yüksek biyogüvenlik standartları altında toplanacak. Üretim, Hücre ve Doku Ürünleri Üretim Merkezlerinde, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) denetiminde gerçekleştirilecek. Böylece üretim güvenliği ve ürün kalitesi en üst düzeye çıkarılacak.</p>
<p><strong>ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ ARTIRILACAK VE YENİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ GELİŞTİRİLECEK</strong></p>
<p>Kişiye özel tedavi ürünleri, Sağlık Bakanlığı öncülüğünde ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) koordinasyonunda yürütülecek çalışmalarla geliştirilecek. Bu sayede yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine ve ürün çeşitliliğinin artırılmasına da katkı sağlanacak. Geleceğin tedavisi olan kişiye özel üretilecek ürünler ile hastaların tedavi etkinliği üst seviyelere çıkarılacak.</p>
<p><strong>VATANDAŞLAR ÜRÜN VE TEDAVİLERDEN KOLAYCA FAYDALANABİLECEK</strong></p>
<p>Tedavi ihtiyacı hekimler tarafından belirlenecek ve reçetelenen ürünler hastane eczaneleri, yetkili merkezler ve Devlet Malzeme Ofisi (DMO) aracılığıyla vatandaşlara ulaştırılacak. Hastaların ürün ve tedavilere erişimleri Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca güvenli ve uygun koşullarda sağlanacak.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68b9266343a95.jpg" length="42344" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 08:40:58 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Okullar Açılıyor: Öğrenciler İçin Hayati &amp;apos;Okul Çantası&amp;apos; Uyarısı!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/okullar-aciliyor-ogrenciler-icin-hayati-okul-cantasi-uyarisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/okullar-aciliyor-ogrenciler-icin-hayati-okul-cantasi-uyarisi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Doç. Dr. Özcan Kaya, okul çantalarının omurga sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, yanlış taşınan ve ağır yüklenmiş çantaların çocuklarda sırt ağrısı, duruş bozukluğu ve düztabanlık riskini artırabileceğini söyledi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Okulların başlamasına sayılı gün kala Biruni Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Özcan Kaya, ağır okul çantalarıyla ilgili uyarılarda bulundu.</p>
<p>Okul çantalarının sırt sağlığı açısından kritik olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kaya, "Çantaların tek omuzda taşınması kesinlikle doğru değildir. Omurga sağlığı açısından oturma alışkanlıkları, sıra ve masa yüksekliği, çantaların ağırlığı oldukça önemlidir" diye konuştu.</p>
<p>"Çanta 4-5 kiloyu geçmemeli"</p>
<p>Çocukların yaşlarına göre taşıyabilecekleri çanta ağırlığının değiştiğini belirten Doç. Dr. Kaya, "12 yaşından küçük çocuklar en fazla 4 kilogram, 12-15 yaş arası çocuklar ise en fazla 5 kilogramlık çanta taşımalıdır. Ayrıca çantaların uzun süre omuzda kalmaması gerekir" ifadelerini kullandı.</p>
<p>"Ayak sağlığını da etkiliyor"</p>
<p>Ağır okul çantalarının yalnızca sırtı değil duruşu ve ayak sağlığını da olumsuz etkilediğini dile getiren Kaya, "Çocukluk çağında uzun süre ağır yük taşınması, duruş bozuklukları ve düztabanlık gibi problemlere yol açabilir. Bu nedenle aileler çocuklarını bu konuda yakından takip etmelidir" dedi.</p>
<p>"Dik oturuş ve egzersiz çok önemli"</p>
</div>
<p>Çocukların sıralarda doğru oturmasının omurga sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Kaya, "Çocuklar derste arkalarına yaslanarak dik oturmalı, teneffüslerde sıralarından kalkıp hareket etmelidir. Küçük sırt egzersizleri hem derslerde hem de evde yapılmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Beden eğitimi derslerinin de çocukların omurga sağlığına katkı sağladığını kaydeden Kaya, "Haftada iki saatlik beden eğitimi dersi bile çocukların sırt kaslarını güçlendirir. Ancak bu egzersizlerin evde de devam etmesi gerekir" ifadelerini kullandı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68b7d38c956ca.jpg" length="56835" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 08:35:15 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Rektör Özkan Açıkladı: Akdeniz Üniversitesi Artık Tüm Organ Nakillerini Yapabilen Tek Merkez</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/rektoer-ozkan-acikladi-akdeniz-universitesi-artik-tum-organ-nakillerini-yapabilen-tek-merkez</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/rektoer-ozkan-acikladi-akdeniz-universitesi-artik-tum-organ-nakillerini-yapabilen-tek-merkez</guid>
        <description><![CDATA[ <p>AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, 2011'de dünyada ilk rahim naklini üniversite olarak kendilerinin yaptığını belirterek, "Eğer biz yapmasaydık, bugün yapılamamış olacaktı" dedi. Kontenjanlarının yüzde 99 dolduğunu da aktaran Rektör Özkan, "En çok tercih edilen bölümlerimiz mühendislik, diş hekimliği ve tıp fakültesi" diye konuştu.</p>
<p>AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, 2025-2026 eğitim öğretim yılı öncesinde üniversitenin geride bıraktığı 1 yılı ve yeni projeleri değerlendirdi. Akdeniz Üniversitesi'nin Türkiye'nin en çok tercih edilen üniversitelerinden biri olduğunu kaydeden Rektör Özkan, “En çok tercih edilen bölümlerimiz mühendislik fakültesi, diş hekimliği fakültesi ve tıp fakültesi. Bu bölümlerde kontenjan doluluk oranımız yüzde 100. Boş kontenjanlar var, o da sayılı bölümlerimizde. Yüzde 99 kontenjan doluluğumuz var" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kurulacak GES projesinin detaylarını paylaşan Rektör Özkan, “Yakın zamanda çok önemli bir projeyi hayata geçirdik. 1100 dönümlük dağlık arazide, bir güneş enerji santrali kurulacak. Bu Türkiye'de bir ilk. Projenin yüzde 24'ü üniversitemize ait. Sadece hastanenin aylık elektrik faturası 30 milyon lira. Santral sayesinde yılda milyonlarca tasarruf sağlanacak. En önemlisi, tarım arazisine zarar vermedik. Çünkü Türkiye'yi bekleyen en büyük sorunlardan biri susuzluk ve gıda krizi. Bu nedenle tarım alanlarını korumak hayati önem taşıyor" dedi.</p>
<p>'ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTESİ ÜNVANINI BEKLİYORUZ'</p>
<p>Rektör Özkan, "Göreve başladığımızda araştırma üniversitesi statüsünde değildik. Ancak bu ay veya en geç ekim başında 'araştırma üniversitesi' ünvanını almayı bekliyoruz. Bu hem bütçe hem de prestij kazandıracak, kadro imkanlarını genişletecek. Ayrıca öğretim üyeleri arasında yayın yapma kültürünü yaygınlaştıracak. Yayınların sadece sayı değil, nitelik olarak da önemli olduğunun altını çiziyorum" ifadelerini kullandı.</p>
<p>TÜM ORGAN NAKİLLERİNİN YAPILABİLDİĞİ TEK MERKEZ</p>
<p>Dünyanın en önemli nakil merkezleri arasında ilk sırada yer aldıklarını söyleyen Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Yakın zamanda akciğer nakli ruhsatı aldık. Daha önce hastalarımızı Ankara'ya veya İstanbul'a göndermek zorunda kalıyorduk. Artık Akdeniz Üniversitesi, tüm organ nakillerinin yapılabildiği dünyadaki tek merkez konumuna geldi. Bu büyük bir gurur. Bize gelen hastaları reddetmek zorunda kalmak beni çok üzüyordu. Artık imkanlarımız ve alt yapımız oluştu" diye konuştu.</p>
<p>'EĞER BİZ YAPMASAYDIK, DÜNYADA RAHİM NAKLİ YAPILAMAMIŞTI'</p>
<p>Prof. Dr. Özkan, rahim nakli ile ilgili ekim ayında kongreye ev sahipliği yapacaklarını belirterek, “2011'de dünyada ilk rahim naklini biz yaptık. Eğer biz yapmasaydık, bugün yapılamamış olacaktı. Çünkü hayvan deneyleri hala tamamlanmış değil. Ekim ayında Dünya Rahim Nakli Kongresi'ne ev sahipliği yapacağız. Dünyanın dört bir yanından uzmanlar burada buluşacak. Biz de deneyimlerimizi aktaracağız. En önemli vurgu rahim naklini biz hayata geçirdik ve dünyada öncü olduk" dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı desteğiyle 4 milyar liralık bir araştırma laboratuvarı kurulduğunu ve Türkiye'nin en önemli araştırma merkezlerinden biri olacağını ifade eden Rektör Özkan, 2026'nın ilk çeyreğinde projenin detaylarını paylaşacağını söyledi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202509/image_870x580_68b6cf0f2a648.jpg" length="61212" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 02 Sep 2025 14:04:13 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Organ Bağışı Hayat Kurtardı: 10 Yaşındaki Turistin Karaciğeri 15 Yaşındaki Gence Hayat Verdi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/organ-bagisi-hayat-kurtardi-10-yasindaki-turistin-karacigeri-15-yasindaki-gence-hayat-verdi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/organ-bagisi-hayat-kurtardi-10-yasindaki-turistin-karacigeri-15-yasindaki-gence-hayat-verdi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Karaciğer yetmezliği nedeniyle üç yıldır hastalıkla mücadele eden 15 yaşındaki Ahmet Eren Timurtaş'a, kadavra listesine girdikten yalnızca iki gün sonra İngiltere'den Antalya'ya tatile gelen 10 yaşındaki bir çocuğun ölümü sebebiyle bağışlanan organı nakledildi. Anne Handan Timurtaş, "Oğlum, 'ben kardeşim için, sizin için ve bana can olan o tanımadığım çocuk için yaşayacağım' dedi, hayata böyle tutundu" derken, Ahmet Eren de "Arkadaşlarım gibi sokakta oynayabileceğim" diyerek sevincini paylaştı. Operasyonu yapan Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ise, "Bu kadar kısa sürede organ çıkması çok nadir, bağışın önemini bir kez daha gördük" ifadelerini kullandı.</span><br><span>Üç yıldır karaciğer yetmezliğiyle mücadele eden 15 yaşındaki Ahmet Eren Timurtaş, organ bağışıyla yeniden hayata tutundu. İstanbul'da yaşayan Timurtaş, ailesiyle birlikte 11 Ağustos'ta Medical Park Antalya Hastanesi Organ Nakli Merkezi'ne başvurdu. Ancak anne ve babanın testleri uygun çıkmadı. Sağlık Bakanlığı Karaciğer Bekleme Listesi'ne alınan Ahmet için tek umut, bağışlanacak bir kadavra organıydı.</span><br><span>12 Ağustos'ta Antalya'ya tatile gelen 10 yaşındaki İngiliz bir çocuğun beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından ailesi organlarını bağışladı. Yapılan incelemede karaciğerin Antalya'daki üç çocuğa uygun olduğu belirlendi. İlk sıradaki 2 yaşındaki hasta için organ büyük geldi, ikinci sıradaki 9 yaşındaki hasta ailesiyle şehir dışında olduğu için yetişemedi. Sıra üçüncü sıradaki Ahmet Eren'e geldi. O sırada ailesiyle birlikte dostlarının yanında moral bulmak için Isparta'da bulunan çocuk, hemen hastaneye getirildi. Bir gün önce tüm testleri yapıldığı için vakit kaybedilmeden operasyona alındı.</span><br><br><span>"Bu kadar kısa sürede çok nadir"</span><br><span>Operasyonu gerçekleştiren Medical Park Antalya Hastanesi Organ Nakli Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, nakil sürecini şöyle anlattı:</span><br><span>"11 Ağustos'ta geldi, 13 Ağustos'ta nakil yaptık. Ahmet, 15 yaşında genç bir hastamız. Yaklaşık 3 yıldır otoimmün hepatit tanısıyla tedavi alıyordu. Son dönemde siroz ve komplikasyonları gelişmişti. Anne ve babanın testleri uygun çıkmayınca, kadavra listesine aldık. Bu kadar kısa sürede organ çıkması çok nadir. Yurt dışından gelen bir turistin beyin ölümünün gerçekleşmesi ve organlarının bağışlanmasıyla Ahmet'e nakil gerçekleştirdik. Ve 10 gün sonra taburcu ettik. Şu an sağlığına kavuşmuş durumda. Ülkemizde bağış oranı düşük, maalesef yüzde 90 canlıdan, yüzde 10 kadavradan yapılıyor. Avrupa ve Amerika'da bunun tam tersi. Kadavra bağışını artırmamız gerekiyor. Ahmet gibi gençlerin ve çocukların yeniden sağlığına kavuşabilmesi için bağış çok önemli."</span><br><br><span>"Biz o aileye ömür boyu dua edeceğiz"</span><br><span>Anne Handan Timurtaş ise yaklaşık üç yıldır süren mücadelelerin ardından duygularını gözyaşlarıyla şöyle anlattı:</span><br><span>"İki çocuğum var. Bu benim mutluluk gözyaşlarım. Üç yıldır bu hastalıkla mücadele ediyoruz. Bizim için çok zor yıllardı. İngiltere'den turist olarak gelen aile bağış yaptı, onların 10 yaşındaki çocuğu bize can oldu. Oğlum, 'ben kardeşim için, sizin için ve bana can olan o tanımadığım çocuk için yaşayacağım' dedi. Hayata böyle tutundu. Organ bağışı sevindirici sonuçlar getiriyor, kimse karamsar bakmasın. Biz o aileye ömür boyu dua edeceğiz. Ahmet'in yüzündeki gülücük bize bir ömre bedel. Rabbim kimseyi evladıyla sınamasın."</span><br><br><span>"Artık sokakta oynayabileceğim"</span><br><span>Ahmet Eren Timurtaş ise üç yıl süren hastalık sürecinde yaşadıklarını ve nakil sonrası hislerini şu sözlerle dile getirdi:</span><br><span>"Yaklaşık üç senedir karaciğer yetmezliğiyle mücadele ediyordum. Psikolojik ve fiziksel olarak çok zordu. Defalarca hastanede yattım. Arkadaşlarım dışarıda oynarken ben hastanedeydim. Sürekli oyun oynamak istiyordum ama zamanımın çoğu kontrollerle geçiyordu. Daha önce de kadavra listesine girmiştim, aylar geçti, organ bulunmadı. Antalya'ya geldikten sadece iki gün sonra nakil oldu. Bu kadar çabuk beklemiyordum. Organ çıktığında çok heyecanlandım, mutluluk, şaşırma, üzüntü, hepsini aynı anda yaşadım. Ameliyat sonrası yeniden yürümeye başladığımda bile mutlu oldum. Babam taburcu olduktan sonra bana futbol topu aldı. Artık arkadaşlarım gibi sokakta koşup oynayabileceğim. Umarım bundan sonra normal bir hayatım olur."</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_68b191d2ef10e.jpg" length="67521" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 29 Aug 2025 14:41:33 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Bakanı Açıkladı: Üniversite Hastanelerinde Yeni MHRS Sistemi İki İlde Başlıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakani-acikladi-universite-hastanelerinde-yeni-mhrs-sistemi-iki-ilde-basliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakani-acikladi-universite-hastanelerinde-yeni-mhrs-sistemi-iki-ilde-basliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>1 Eylül'den itibaren üniversite hastanelerinde MHRS (Merkezi Hekim Randevu Sistemi) dönemi başlıyor. Sağlık Bakanı Memişoğlu, pilot uygulamanın Yozgat Bozok ve Pamukkale üniversitelerinde başlayacağını açıkladı.</span></p>
<p><span>Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) artık üniversite hastanelerine de entegre ediliyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sistemin pilot olarak iki ilde uygulanacağını açıkladı. Vatandaşlar, artık aile hekimliği üzerinden üniversite hastanelerine de randevu alabilecek.</span></p>
<p><strong>Pilot Uygulama Yozgat ve Denizli'de</strong></p>
<p>Bakan Memişoğlu, uygulamanın 1 Eylül'den itibaren Yozgat Bozok ve Pamukkale üniversitelerinde hayata geçirileceğini duyurdu. Memişoğlu,<strong><span> </span>"MHRS'yi sadece kamu ve özel hastanelerde değil, üniversite hastanelerinde de etkin hale getiriyoruz. Böylece sağlık hizmetlerine erişim daha hızlı ve pratik olacak"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p><strong>Sağlıkta Erişim Kolaylığı ve Kalite</strong></p>
<p>Memişoğlu, sistemin sadece randevu kolaylığı sağlamadığını aynı zamanda sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmayı da hedeflediğini belirtti. Vatandaşların hastaneye gitmeden önce uygun saat ve doktora göre randevu alabilmesi, yoğunluğu azaltacak ve hizmet süresini kısaltacak.</p>
<p><strong>Türkiye Üreten Sağlık Modeline Yöneliyor</strong></p>
<p>Bakan, Türkiye'nin sağlık alanında hem hizmet sunan hem de üreten bir ülke olma hedefinde olduğunu vurguladı.<strong><span> </span>"Hekimlerimiz, sağlık çalışanlarımız ve üreticilerimizle 2026 yılına kadar somut ürünler ortaya çıkaracak şekilde çalışıyoruz. Bu sayede hem hizmet hem üretim alanında güçlü bir sağlık sistemi kuruyoruz"<span> </span></strong>ifadelerini kullandı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_68b1432a443b2.jpg" length="60746" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 29 Aug 2025 09:05:35 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez Belediyesi&amp;apos;nden 14 Farklı Alanda Sağlık Hizmeti</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesinden-14-farkli-alanda-saglik-hizmeti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesinden-14-farkli-alanda-saglik-hizmeti</guid>
        <description><![CDATA[ <p>KEPEZ Belediyesi çatısı altında hizmet veren Belediye Sağlık Merkezi, 2024 yılı nisan ayı ile 2025 yılı ağustos ayına kadar 14 farklı alanda toplam 343 bin 133 kişiye sağlık hizmeti sundu.</p>
<p>Kepez Belediyesi'nin ana hizmet binasının yanı başında faaliyet gösteren Belediye Sağlık Merkezi, her gün yüzlerce vatandaşa hizmet sunarak, ilçe halkının sağlık ihtiyaçlarını özel hastane konforunda karşılıyor. Modern donanımı, uzman sağlık personeli ve erişilebilir yapısıyla dikkati çeken merkez, vatandaşlara hızlı ve etkin sağlık hizmeti sunma noktasında önemli görev üstleniyor. Kepez Belediyesi çatısı altında hizmet veren Belediye Sağlık Merkezi, 2024 yılından 2025 yılı ağustos ayına kadar 14 farklı alanda toplam 343 bin 133 kişiye sağlık hizmeti sundu.</p>
<p>ÖĞRENCİLERE GÖZ TARAMASI</p>
<p>Yarının geleceği çocukların sağlığına büyük önem veren Kepez Belediyesi, okullarda yaptığı sağlık taramalarıyla da 56 okulda 13 bin 563 öğrenciye göz taraması hizmetiyle ulaştı. Görme bozukluğu tespit edilen 1152 öğrenci tedavi için yönlendirildi.</p>
<p>SAĞLIK HİZMETİ EVLERE</p>
<p>Evde Sağlık hizmetiyle 12 bin 558 kişiye ulaşıldı. Bu hizmet; yaşlı, engelli, yatağa bağımlı veya hasta olan vatandaşlara evlerinde düzenli olarak verildi. Sağlık Merkezi, sadece sağlık hizmeti sunmakla kalmayıp, aynı zamanda yine yaşlı, engelli, yatağa bağımlı veya hasta olan 159 kişinin evine de 367 kez temizlik hizmeti götürdü. Ayrıca, ihtiyaç duyulan 4 evde de tadilat işlemi gerçekleştirildi.</p>
<p>MOBİL SAĞLIK TIRI HER YERDE</p>
<p>Kepez Belediyesi, Mobil Sağlık Tırı ile kanser tarama hizmetlerini mahalle mahalle, ilçe ilçe vatandaşların ayağına götürdü. Tarama hizmetleri kapsamında; 3 bin 37 kişiye mamografi, 1571 kişiye kolerektal ve 2 bin 4 kişiye HPV taraması yapıldı.</p>
<p>SOSYAL BELEDİYECİLİK</p>
<p>Sosyal belediyeciliğin sadece sosyal desteklerle sınırlı olmadığını belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, “Sosyal belediyecilik anlayışıyla sağlık, eğitim ve yaşam kalitesine yönelik her alanda halkımızın yanındayız" dedi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_68ad87c2abae0.jpg" length="99792" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 13:09:27 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Zirvede Sağlık! Alanya Belediyesi&amp;apos;nin Yaylaya Kurduğu Sağlık Ocağı Büyük Takdir Topladı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/zirvede-saglik-alanya-belediyesinin-yaylaya-kurdugu-saglik-ocagi-buyuk-takdir-topladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/zirvede-saglik-alanya-belediyesinin-yaylaya-kurdugu-saglik-ocagi-buyuk-takdir-topladi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya'nın Alanya ilçesi, 2 bin 100 metre rakımlı Eğrigöl Yaylası'nda Alanya Belediyesi tarafından kurulan sağlık ocağı, yaylaya çıkan Yörükler ve vatandaşlara hizmet veriyor. Ambulansın da hazır bulunduğu sağlık ocağının içinde; doktor, sağlık memuru, hemşire ve temizlik görevlisi görev yapıyor. Merkezde, günde yaklaşık 15 ila 20 hastaya bakılıyor.</span><br><span>Sağlık ocağında muayene hizmetlerinin yanı sıra acil durumlar için özel bir müdahale odası da bulunuyor. İlk müdahalesi yapılan ve durumu ciddi olan hastalar ise ambulansla en yakın sağlık kuruluşuna sevk ediliyor.</span><br><span>Antalya'nın bağlı, yaklaşık 2 bin metre yükseklikteki Eğrigöl Yaylası'nda Alanya Belediyesi tarafından hayata geçirilen sağlık ocağı, bölge sakinleri ve yaylayı ziyaret eden vatandaşlardan büyük takdir topluyor.</span><br><br><span>"Artık gönül rahatlığıyla yaylaya çıkabiliyoruz"</span><br><span>Bölge halkı, özellikle yaz aylarında artan nüfus baskısına karşı hizmetlerden son derece memnun olduklarına dikkat çekerek, "Artık gönül rahatlığıyla yaylaya çıkabiliyoruz" sözleriyle memnuniyetlerini dile getiriyor.</span><br><span>Yaz ayında Alanya'nın Türkler Mahallesi'nden yaylaya çıkan vatandaşlardan Adem Yüksel, duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi:</span><br><span>"Mayıs ayında yaylaya çıkıyoruz, ekim ayı sonunda iniyoruz. Böyle bir hizmetin burada olması bizim için çok önemli. Sağlık ocağı ve hekimimizin olması bize can güvenliği veriyor. Bize bu hizmeti sağlayan herkesten Allah razı olsun."</span><br><span>Sağlık ocağında görev yapan Dr. Erhan Sarıtekin, 2 bin 100 rakımlı Eğrigöl Yaylası ve çevresindeki yayla köylerde yayla amaçlı gelmiş vatandaşlara Alanya Belediyesi tarafından sağlık hizmeti verildiğini söyledi. Sağlık ocağının bu bölgedeki yaklaşık 5 bin kişiye hizmet verdiğini söyleyen Sarıtekin, yapılan çalışmaları şöyle aktardı:</span><br><span>"Polikliniğimiz haftanın 7 günü açık ve günlük ortalama 20 hastamız olmaktadır. Özellikle hafta sonlarında kamp amaçlı Eğrigöl'e gelen vatandaşlarımızla bölgede nüfus artışı yaşanmaktadır, biz de aynı şekilde hizmetlerimize devam etmekteyiz" dedi.</span><br><br><span>"Haftanın 7 günü hizmet"</span><br><span>Dr. Sarıtekin, "Ambulansımız her zaman acil durumlara hazır bulunmaktadır. Geceleri gerçekleşen acil vakalarda da ambulansımızla hastalarımızı en yakın sağlık kuruluşuna transfer edebilmekteyiz. Sağlık ocağımız 2023 yılında Alanya Belediyesi tarafından yaptırılmıştır. Sabah 09.00 ile akşam 18.00 saatleri arasında poliklinik hizmeti veriyoruz. Ayrıca yataklı bölümümüzde ayaktan tedavilerimizi yapabiliyoruz. Acil durumlarda ilk müdahaleleri yaptıktan sonra hastalarımızı en yakın sağlık kuruluşuna sevk etmekteyiz" şeklinde konuştu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_68ad6d1d919ba.jpg" length="90377" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 11:16:07 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Şekeri Bırakmanın Mucizeleri: Vücudunuzda Yaşanacak 7 İnanılmaz Değişim</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sekeri-birakmanin-mucizeleri-vucudunuzda-yasanacak-7-inanilmaz-degisim</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sekeri-birakmanin-mucizeleri-vucudunuzda-yasanacak-7-inanilmaz-degisim</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Harvard eğitimli gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, sosyal medya hesabında paylaştığı bir videoda şekeri bıraktıktan sonra yalnızca iki hafta içinde vücutta ortaya çıkan etkileri anlattı. Yarım milyondan fazla takipçisi bulunan Dr. Sethi, şekerin kesilmesiyle birlikte yüz görünümünden karaciğer sağlığına kadar birçok alanda hızlı değişimler yaşanabileceğini vurguladı.</span></p>
<p><span>Dr. Sethi'ye göre yüz daha doğal bir görünüme kavuşuyor, göz çevresindeki şişlikler azalıyor, karaciğer yağlanması geriliyor ve karın bölgesindeki yağlarda azalma görülüyor. Ayrıca bağırsak mikrobiyotasının dengelenmesiyle sindirim sistemi daha sağlıklı hale geliyor.</span></p>
<p><span>Cilt sağlığı da şekerden doğrudan etkileniyor. Dr. Sethi, akne ve kızarıklıkların azaldığını, cildin daha berrak bir görünüme kavuştuğunu belirtiyor.</span></p>
<p><strong>Bilimsel Çalışmalar da Destekliyor</strong></p>
<p>Araştırmalar, şeker tüketiminin akne, karaciğer yağlanması ve iltihaplanma ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Örneğin, 2019'da Çin'de 8.000'den fazla öğrenci üzerinde yapılan bir çalışma, şekerli gazlı içeceklerin akne riskini ciddi şekilde artırdığını ortaya koymuştu.</p>
<p><span>Nevada Üniversitesi'nden Dr. Samantha Coogan ise şekerin bağımlılık yapabileceğini belirtiyor. Şeker bırakıldığında ilk günlerde baş ağrısı, mide sorunları ve bağırsak hareketlerinde değişiklikler yaşanabileceğini fakat vücudun uyum sağlamasıyla zihinsel berraklığın, uyku kalitesinin ve enerji seviyelerinin arttığını söylüyor.</span></p>
<p><span>Dr. Coogan'a göre saç, cilt ve tırnak sağlığı da iyileşiyor, kilo kaybı ise kaçınılmaz hale geliyor. Ayrıca şekeri bırakmak, tip 2 diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanser türleri gibi ciddi hastalıkların riskini de azaltıyor.</span></p>
<p><strong>NHS'ten Şeker Tüketimini Azaltma Önerileri</strong></p>
<p>İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS), şeker alımını azaltmak için gazlı içecekler yerine su tüketilmesini, çay ve kahvede şeker miktarının yavaşça düşürülmesini öneriyor.</p>
<p><span>NHS ayrıca şekersiz meyve sularında bile yüksek şeker bulunduğuna dikkat çekerek, günlük tüketimin 150 ml'yi aşmaması gerektiğini vurguluyor.</span></p>
<p><span></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_68a8010867b02.jpg" length="45138" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 22 Aug 2025 08:33:02 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Hayat Kurtaran Umut: Konyaaltı Belediyesi’nden Organ Nakline Destek</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/hayat-kurtaran-umut-konyaalti-belediyesinden-organ-nakline-destek</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/hayat-kurtaran-umut-konyaalti-belediyesinden-organ-nakline-destek</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Derneği Başkanı Hasan Kayhan ve yönetimiyle bir araya geldi. Başkan Kotan, "Organ naklinin öneminin farkındayız. Organ yetmezliği olan hastalarımızın tek tedavi seçeneği olan nakil işlemi konusunda farkındalık kazandırılması için çalışmalarımıza hız kazandıracağız" dedi.</span><br><span>Konyaaltı Belediyesi, organ nakli konusunda da adımlar atmaya hazırlanıyor. Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Derneği Başkanı Hasan Kayhan ve yönetimiyle bir araya geldi. Görüşmede, iş birliği içerisinde yapılabilecekler ve organ naklinin önemi konuşuldu. Kotan, Türkiye'de yaklaşık 34 bin hastanın organ ve doku nakli beklediğine dikkat çekerken, Dernek Başkanı Hasan Kayhan Başkan Kotan'a, organ nakli başta olmak üzere sağlık konularındaki duyarlılığından dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti.</span><br><br><span>"Organ naklinin hayati öneminin farkındayız"</span><br><span>Kotan, "Öncelikle çalışmalarınızı yakından takip ettiğimi söylemek istiyorum. Çok kritik bir görev üstleniyor, insanların hayatına dokunuyorsunuz. Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum" dedi. Kendilerine her türlü desteği sağlayacaklarını ve birlikte çalışmaktan gurur duyacağını vurgulayan Başkan Kotan, "Organ naklinin hayati öneminin farkındayız. Organ yetmezliği olan hastalarımızın tek tedavi seçeneği olan nakil işlemi konusunda farkındalık kazandırılması için çalışmalarımıza hız kazandıracağız" diye konuştu. Konyaaltı'nda yapılan sağlık çalışmalarına değinen Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Derneği Başkanı Hasan Kayhan, "Konyaaltı'nda siz göreve geldikten sonra sağlık için atılan adımları takip ediyoruz. Atılan o adımlar gibi organ nakline de farkındalık sağlayacağınıza eminiz. Hassasiyetiniz ve çalışmalarınız için size ve tüm ekibinize teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_68a58bc36b55b.jpg" length="84641" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 20 Aug 2025 11:48:32 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez’de Gıda Denetiminde Şok! Tarihi Geçmiş Etler Depoda Çıktı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepezde-gida-denetiminde-sok-tarihi-gecmis-etler-depoda-cikti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepezde-gida-denetiminde-sok-tarihi-gecmis-etler-depoda-cikti</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, hamam böcekli yumurta ihbarı üzerine gittikleri denetimde, iş yerinin soğuk hava deposunda son kullanma tarihi geçmiş ve sağlıksız şartlarda saklanan 25 adet dana kellesi ile 46 paket tavuk eti tespit etti. İnsan sağlığını tehdit eden et ürünlerine imha edilmek üzere el konuldu.</span><br><span>Kepez Belediyesi, vatandaşın sağlığını korumaya yönelik denetimlerine ara vermeden devam ediyor. Düzenli olarak sürdürülen denetimlerin yanı sıra, vatandaşlardan gelen ihbarları da anında değerlendiren zabıta ekipleri, halk sağlığını tehdit eden hiçbir duruma göz yummuyor. Geçtiğimiz günlerde Kepez'de bir vatandaş, marketten aldığı 30'lu yumurta paketinin içinde hamam böceği yumurtaları ve yavrularını fark edince durumu Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü'ne bildirdi. İhbar üzerine harekete geçen zabıta ekipleri, şüpheli yumurta paketini teslim alarak gerekli incelemeler için İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne gönderdi. Olayın ardından şikayete konu olan işyerinde Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından ortak denetim gerçekleştirildi. Denetim sırasında iş yerinin soğuk hava deposunda 25 adet dana kellesi ile 46 paket tavuk eti son kullanma tarihi geçmiş ve sağlıksız şartlarda saklandığı tespit edildi. İnsan sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilecek bu ürünlere, imha edilmek üzere el konuldu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_68a44ae0c977f.jpg" length="130608" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 19 Aug 2025 12:59:00 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya’da Bir İlk Daha: Akdeniz Üniversitesi Akciğer Nakline Başlıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-bir-ilk-daha-akdeniz-universitesi-akciger-nakline-basliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-bir-ilk-daha-akdeniz-universitesi-akciger-nakline-basliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p>DÜNYADA en fazla çeşitlilikte organ nakli yapılan Akdeniz Üniversitesi (AÜ), akciğer nakline de başlıyor.</p>
<p>AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, organ nakli denince Türkiye’de ilk akla gelen kurumun Akdeniz Üniversitesi olduğunu söyledi. 50 yıllık organ nakli deneyiminin söz konusu olduğunu aktaran Prof. Dr. Özkan, "Organ nakli çok ciddi bir iştir. Bir merkezde dün başlanan bir operasyonla bu işin yapılabiliyor olması güven vermez. Biz 50 yıl boyunca o kadar farklı hastayla karşılaştık ki, ortaya çıkan çok ağır komplikasyonlarla nasıl başa çıkacağımızı biliyoruz. Bu iş, sadece ameliyatla bitmez, takip, bakım, komplikasyon yönetimi ve hasta ile uzun vadeli yol arkadaşlığını gerektirir" diye konuştu.</p>
<p>‘ALTYAPIMIZI TAMAMLADIK. RUHSAT SÜRECİMİZ BİTMEK ÜZERE’</p>
<p>Üniversitelerinde şimdiye kadar yapılmayan tek organ naklinin akciğer nakli olduğunu hatırlatan Rektör Özkan, “Bunu uzun süredir planlıyorduk. Ancak gerekli teknik altyapı, yoğun bakım olanakları, uzman ekip ve multidisipliner destek tam anlamıyla sağlanmadan bu nakle başlamayı doğru bulmadık. Nihayet altyapımızı tamamladık. Ruhsat sürecimiz bitmek üzere. Türkiye’de bu nakli yapan iki merkez var, biz üçüncü olacağız. Bu, sadece Akdeniz Üniversitesi için değil, Antalya ve tüm bölge için çok önemli. Çünkü daha önce hastalarımızı diğer merkezlere göndermek zorunda kalıyorduk. Bu durum hem maddi hem manevi açıdan yıpratıcıydı. Akciğer nakli sonrası uzun süreli rehabilitasyon, enfeksiyon takibi ve düzenli kontrol gerekiyor. Hastaların aylarca evlerinden, sevdiklerinden uzakta kalması gerekiyordu. Artık bu süreçleri burada, kendi şehirlerinde yaşayabilecekler" dedi.</p>
<p>‘KALİTE EN ÖNEMLİ KRİTER’</p>
<p>Akciğer naklinin zorluklarına değinen Rektör Özkan, “Kalp, böbrek ve karaciğer kapalı organlardır, dışarıyla doğrudan temas etmezler. Ama akciğer, her nefes alışverişinde dış ortamla temas halindedir. Bu da enfeksiyon riskini çok artırır. Akciğer nakli sonrası enfeksiyon yönetimi, yoğun bakım süreci ve rehabilitasyon hayati öneme sahiptir. Bu yüzden bu naklin her yerde yapılmaması gerekir. Bizim için en önemli kriter, çok nakil yapmak değil, en kaliteli şekilde yapmaktır. Bir hastayı nakilden sonra uzun yıllar sağlıklı yaşatabiliyorsanız bu gerçek başarıdır" ifadelerini kullandı.</p>
<p>‘ORGAN NAKLİ, BİLİM YAPMAK İÇİN MUHTEŞEM BİR ALAN’</p>
<p>Bilim üretme hedefi doğrultusunda hareket ettiklerini kaydeden Rektör Özkan, “Organ nakli, bilim yapmak için muhteşem bir alan. Hala bilinmeyen çok konu var. İmmünoloji ve uzun vadeli yaşam kalitesi gibi konularda araştırma alanı çok geniş. Benim immünoloji alanında doktoram var, bu yüzden bu çalışmaları yakından takip ediyorum ve bizzat işin içinde yer alıyorum. Amacımız sadece hizmet vermek değil, bilim üretmek, dünyaya yeni bilgiler kazandırmak. Yakın zamanda yeni nakillerin bilimsel yönlerini de konuşacağımız çalışmalara imza atacağız" dedi.</p>
<p>İLK NAKİLLER</p>
<p>Kornea, böbrek, kalp, pankreas ve karaciğer nakillerinin yanı sıra canlı vericili nakillerde de öne çıkan Akdeniz Üniversitesi, yüksek başarı oranlarıyla dikkat çekiyor. 50 yıllık organ nakli deneyimi ile 'ilklerin merkezi' unvanını sürdüren üniversite, en çok tercih edilen merkezlerden biri haline geldi. Akdeniz Üniversitesi, dünyada ve Türkiye'de ilk kez yapılan nakillerle de dikkati çekti. Milas'ta trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşen Fatih Demirel'in (23) iki kolu, 25 Eylül 2010'da Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde 7 saat süren ameliyatla Cihan Topal'a nakledildi ve tıp tarihine Türkiye'nin ilk çift kol nakli olarak geçti.</p>
<p>8 Ağustos 2011'de dünyanın başarılı ilk kadavradan rahim naklinin yapıldığı Derya Sert, bebek sahibi olması için birkaç kez denenen embriyo transferi sonucu gebe kaldı. 4 Haziran 2020 tarihinde erkek çocuk dünyaya getirerek anne olan Derya Sert, tıp tarihine geçti.</p>
<p>Antalya'nın Manavgat ilçesi Gebece köyünde dünyaya gelen, henüz 1 aylıkken evde çıkan yangında yüzünün yüzde 90'ında kalıcı hasar oluşan Uğur Acar'ın hayatı, 21 Ocak 2012'de gerçekleştirilen Türkiye'nin ilk yüz nakli ameliyatıyla değişti. Üniversitede bunun ardından 4 yüz nakli daha yapıldı</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_68a2d29986a36.jpg" length="68721" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 18 Aug 2025 10:13:55 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Bakanlığı’ndan Kanserle Mücadelede Ücretsiz Tarama Desteği</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-kanserle-mucadelede-ucretsiz-tarama-destegi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-kanserle-mucadelede-ucretsiz-tarama-destegi</guid>
        <description><![CDATA[ <div class="pagedItems-8d0573d1-aa62-4edd-b4c9-b6d7b5fbcd66 pagedItem" data-index="1">
<h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanlığı, 40 yaş üstü bireylerde kansere karşı erken teşhisi desteklemek amacıyla yeni bir tarama programı başlattı. Bu kapsamda, ücretsiz kanser taramasından faydalanabilecek 15 milyon kişiye SMS ile bilgilendirme gönderilmeye başlandı.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/saglik-bakanligi" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Sağlık Bakanlığı</a>,<strong><span> </span>"Sağlıklı Türkiye Yüzyılı"</strong><span> </span>hedefleri doğrultusunda ücretsiz kanser taramalarına toplumsal katılımı artırmak ve erken teşhis hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla kısa mesaj (SMS) ile bilgilendirme dönemini başlattı. Yaklaşık 15 milyon vatandaşa 40 milyon civarında SMS (kısa mesaj) gönderilecek.</p>
<p><strong>15 MİLYON KİŞİYE TARAMA</strong></p>
<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, kanser, dünyada ve<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/turkiye" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Türkiye</a>'de en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Erken teşhis edilen kanser türlerinde tedavi başarısı artarken, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi ise yükseliyor. Sağlık Bakanlığı bu nedenle, daha fazla vatandaşın ücretsiz kanser tarama hizmetlerinden haberdar olması ve tarama faaliyetlerine katılımın artırılması için SMS ile bilgilendirme uygulamasını hayata geçirdi. Yeni uygulama kapsamında meme kanseri taramasına katılması için yaklaşık 5.5 milyon, rahim ağzı kanseri taraması için yaklaşık 3 milyon ve kalınbağırsak kanseri taraması için yaklaşık 6.5 milyon kişiye kısa mesaj gönderilecek. Bir ay süreyle kademeli olarak iletilecek SMS'lerde, hangi kanser türleri için tarama yapılabileceği, başvuru yöntemleri ve en yakın sağlık kuruluşlarının bilgileri yer alacak. Program kapsamında 15 milyon kişiye 40 milyon SMS gönderilmesi planlanıyor. Mesaj gönderilecek yaklaşık 15 milyon kişi arasında, tarama için belirlenen yaş aralığındaki vatandaşların yanı sıra, daha önce taramalara katılmış olan kişiler de bulunuyor.</p>
<p><strong>SÜREKLİLİK ÖNEMLİ</strong><br><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/ulusal-kanser-tarama-programi" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Ulusal Kanser Tarama Programı</a><span> </span>kapsamında yapılan taramalar ise şunlar:<br><img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" loading="lazy" decoding="async" alt="Kanserle mücadelede milyonlara ücretsiz erken teşhis taraması: Sağlık Bakanlığı duyurdu"><span> </span>40 ile 69 yaş arasındaki kadınlara 2 yılda bir mamografi tetkiki ile meme kanseri taraması.<br><img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" loading="lazy" decoding="async" alt="Kanserle mücadelede milyonlara ücretsiz erken teşhis taraması: Sağlık Bakanlığı duyurdu"><span> </span>30 ile 65 yaş arasındaki kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA testi ile serviks (rahim ağzı) kanseri taraması.<br><img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" loading="lazy" decoding="async" alt="Kanserle mücadelede milyonlara ücretsiz erken teşhis taraması: Sağlık Bakanlığı duyurdu"><span> </span>50 ile 70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere 2 yılda bir gaytada gizli kan testi ile kolorektal (kalınbağırsak) kanseri taraması.<br>SMS ile bilgilendiriliyor.</p>
<p><strong>KONTROL ZAMANI GELDİ</strong><br>Program kapsamında gönderilmeye başlanan ilk mesajlar ise şöyle:<br><img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" loading="lazy" decoding="async" alt="Kanserle mücadelede milyonlara ücretsiz erken teşhis taraması: Sağlık Bakanlığı duyurdu"><span> </span>"50-70 yaş arası kişilere yönelik ücretsiz olarak yapılan kanser tarama zamanı gelmiştir. Aile Hekiminize, KETEM veya SHM'ye başvurabilirsiniz."<br><img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" loading="lazy" decoding="async" alt="Kanserle mücadelede milyonlara ücretsiz erken teşhis taraması: Sağlık Bakanlığı duyurdu"><span> </span>"40-69 yaş arası kadınlara yönelik ücretsiz olarak yapılan kanser tarama zamanı gelmiştir. Aile Hekiminize, KETEM veya SHM'ye başvurabilirsiniz."</p>
<p><strong>NEREDE<span> </span></strong><strong>YAPILIYOR?</strong><br>Bu taramalar, Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ile mobil kanser tarama araçlarında tamamen ücretsiz şekilde gerçekleştiriliyor. Testlerin belirli aralıklarla tekrarlanması erken teşhis açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p></p>
</div>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_68a2c10fe1717.jpg" length="47901" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 18 Aug 2025 08:58:48 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmandan Uyarı: İdrar Yolu Enfeksiyonlarına Karşı Önleminizi Alın</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmandan-uyari-idrar-yolu-enfeksiyonlarina-karsi-onleminizi-alin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmandan-uyari-idrar-yolu-enfeksiyonlarina-karsi-onleminizi-alin</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">İdrar yolları enfeksiyonları (İYE), toplumda özellikle kadınlar arasında sık görülen ve tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir rahatsızlık olarak dikkat çekiyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Kadınlarda İYE görülme sıklığının daha fazla olmasının nedeni, üretranın kısa olması ve genital bölge enfeksiyonlarının kolaylıkla idrar yollarına bulaşabilmesidir.</p>
<p>Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ziya Mocan, genç kadınların yüzde 30'u, tüm kadınların ise yaklaşık yüzde 50'si hayatlarının bir döneminde en az bir kez bu enfeksiyonu geçirdiğini belirtti.</p>
<p><strong>''En sık E. Coli bakterisi etkendir''</strong></p>
<p>İYE'lere en sık neden olan bakterinin Escherichia coli (E. Coli) olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mocan, "Bunun dışında Stafilokok, Klebsiella, Proteus, Pseudomonas, Enterokoklar ve uzun süreli antibiyotik kullanımına bağlı olarak Candida gibi mantarlar da etken olabilir. Özellikle kateter kullanımı, bu enfeksiyonların gelişme riskini artırmaktadır. Alt idrar yollarında meydana gelen enfeksiyonlar 'sistit' ve 'üretrit', üst idrar yollarını etkileyenler ise 'pyelonefrit' olarak adlandırılır. Alt idrar yolu enfeksiyonlarında sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma ve idrar kaçırma gibi belirtiler görülürken; pyelonefritte ateş, bel ağrısı, bulantı, kusma ve genel durum bozukluğu ön plandadır" şeklinde konuştu.</p>
</div>
<p><strong>Tanı ve tedavide gecikmeyin</strong></p>
<p>"İdrar yolu enfeksiyonlarında tanı genellikle idrar tahlili ve idrar kültürü ile konulur" diyen Mocan, "Tedavi, enfeksiyonun yerine, şiddetine, hastanın yaşı ve gebelik durumu gibi faktörlere göre planlanır. Uygun antibiyotik kullanımı, bol su tüketimi, hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve düzenli takip büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Gebelikte ve çocuklarda daha önemli</strong></p>
<p>"Gebelerde İYE'ler, düşük doğum ağırlıklı bebeklere veya erken doğumlara neden olabilir" diyen Prof. Dr. Mocan, "Bu nedenle gebelerin her ay düzenli idrar tahlili yaptırması önerilir. Akut pyelonefrit görülen gebeler mutlaka hastaneye yatırılarak serum tedavisi ile izlenmelidir. Çocuklarda ise huzursuzluk, idrarda kötü koku, ateş, karın ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Erken teşhis, ileride oluşabilecek böbrek hasarlarının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir" şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Korunma yolları</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ziya Mocan idrar yolu enfeksiyonlarından korunma yollarını şöyle sıraladı:</p>
<p>"Bol su tüketimi (günde 2,5-3 litre)</p>
<p>Kişisel hijyen ve genital bölge temizliği</p>
<p>Islak mayo ile uzun süre kalmaktan kaçınmak</p>
<p>Ayakları sıcak tutmak</p>
<p>Soğuk havalarda dikkatli olmak</p>
<p>Cinsel hijyene dikkat etmek</p>
<p>Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak"</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_68a01aef6e455.jpg" length="52101" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 16 Aug 2025 08:46:11 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Manavgat’ta Ücretsiz Göz Taramasına Yoğun İlgi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/manavgatta-ucretsiz-goez-taramasina-yogun-ilgi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/manavgatta-ucretsiz-goez-taramasina-yogun-ilgi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>AK Parti Antalya Milletvekili ve Göz Doktoru Tuba Vural Çokal, Manavgat Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan seyyar göz tarama aracında gün boyu vatandaşları muayene etti. Etkinlikte çocuk, yaşlı her yaştan vatandaş ücretsiz göz taramasından geçti.</span><br><span>Antalya’nın Manavgat ilçesinde, Cumhuriyet Meydanı eski kaymakamlık binası önünde düzenlenen göz taraması etkinliği yoğun ilgi gördü. AK Parti Antalya Milletvekili ve Göz Doktoru Tuba Vural Çokal’ın yer aldığı etkinlikte, seyyar araçta kurulan muayene ünitesinde vatandaşların göz sağlığı kontrol edildi.</span><br><span>Gün boyu devam eden etkinlikte Çokal, her yaştan vatandaşla tek tek ilgilenerek göz muayenelerini yaptı. Çocuklardan yaşlılara kadar pek çok kişi taramadan geçerken, vatandaşlar da Milletvekili Çokal ile sohbet etme fırsatı buldu.</span><br><br><span>"Çocukluğum bu binada geçti"</span><br><span>Etkinlik sırasında kısa bir açıklama yapan Çokal, eski kaymakamlık binasının kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirterek duygusal anlar yaşadı. Çokal, "Bugün burada gerçekleştireceğimiz etkinlik öncesinde oldukça duygusal anlar yaşadım. Gözyaşlarıma hakim olamadım. Şu an önünde tarama yaptığımız Manavgat eski kaymakamlık binası, hayatımdaki en önemli anıları barındırıyor. Şu karşısı rahmetli annemin odası. Çocukluğum bu odada annemin yanında geçti. Buraya gelince duygulandım" dedi.</span><br><span>Çokal, etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına ve organizasyona katkı sunanlara teşekkür etti.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_689d92d06333f.jpg" length="64349" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 14 Aug 2025 10:40:33 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yaz sıcakları varisleri tetikliyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yaz-sicaklari-varisleri-tetikliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yaz-sicaklari-varisleri-tetikliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan sıcaklar, varis hastaları için olumsuz etkiler yaratabiliyor. Uzmanlar, özellikle uzun süre ayakta kalmak veya oturmak zorunda olan kişilerde toplardamar sorunlarının şiddetlenebileceğini belirtiyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Yaz sıcaklarıyla birlikte varisli hastaların şikayetlerinin önemli ölçüde artığına dikkat çeken Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Kalp Damar Cerrahi Kliniği'nden Doç. Dr. Salih Salihi, sıcak havalarda toplardamarların genişlediğini, bunun da varislerin daha belirgin hale gelmesine yol açtığını belirtti. Doç. Dr. Salihi, "Bu durum; ağrı, şişlik, ağırlık hissi ve kaşıntı gibi şikayetlerin artmasına neden olabilir" diye konuştu.</p>
<p>Yaz sıcaklarında şikayetlerin artmasının doğal olduğunu ancak doğru önlemlerle bu sürecin rahat atlatılabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Salihi, "Hastalarımız önerilere dikkat ederse, yaz mevsimini sağlıkla ve keyifle geçirebilirler" şeklinde konuştu. Doç. Dr. Salihi, yaz aylarında varis şikayetlerini azaltmak için şu önerilerde bulundu: "Bol su için. Vücudu susuz bırakmayın, pıhtı riskini azaltın. Sağlıklı beslenin. Balık, kiraz, yaban mersini, muz, kavun, zencefil gibi gıdalar tüketin; aşırı tuz, baharat, kahve, alkol ve sigaradan uzak durun.</p>
<p>Hafif egzersiz yapın. Yüzme, yürüyüş ve bisiklet gibi aktiviteleri serin saatlerde tercih edin.</p>
</div>
<p>Bacaklarınızı yüksekte tutun. Dinlenirken kalp seviyesinin üzerinde olmasına özen gösterin.</p>
<p>Bacak bacak üstüne atmayın. Kan dolaşımını yavaşlatan bu pozisyondan kaçının. Rahat kıyafetler giyin. Dar giysiler yerine bol ve hafif kumaşları tercih edin. Düz ayakkabı kullanın Sportif ve ortopedik ayakkabılar giyin, yüksek topuktan uzak durun. Gölgede kalın. Güneşe uzun süre maruz kalmayın, serin ortamlarda dinlenin. Sıcak sudan kaçının. Ilık suyla kısa süreli duş yapın. Varis çorabı kullanın. Doktor tavsiyesiyle doğru basınç ve beden seçin."</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_689d84eaa4d44.jpg" length="38082" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 14 Aug 2025 09:41:14 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Güneş lekeleriyle mücadelede etkili yöntemler.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/gunes-lekeleriyle-mucadelede-etkili-yoentemler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/gunes-lekeleriyle-mucadelede-etkili-yoentemler</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Havaların ısınması ile birlikte artan cilt lekelenmelerinin cilt kanserine kadar gidebildiğini belirten Cilt hastalıkları uzman doktoru İnci Deniz İnanç, yapılması gerekenler ile ilgili bilgiler verdi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Havaların ısınması, güneşin yakıcı sıcaklığı ile beraber cilt lekelenmelerinde de artış meydana geldi.</p>
<p>Lekelenmelerin çözümleri ve yapılması gerekenler ile ilgili bilgiler veren Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzman Doktoru İnci Deniz İnanç, "Yazın güneş ışınları daha dik açıyla geldiği için uzun süreli ve korunmasız güneş teması ciltte lekelenmelere sebep olmaktadır. Ultra viyola A ve B ışınları ciltte lekelenmelere sebep oluyor. Erişkinler ve çocuklarda cilt lekelenmeleri görülmektedir. Cilt lekeleri genetik yatkınlık, hormonal faktörler ve cilt tipi ile uyumlu olarak değişkenlik gösteriyor.</p>
<p>Çocuklarda hormonal faktörler hariç cilt lekelenmeleri ön plana çıkıyor. Çocuklarda mineral filtreli güneş koruyucuları erişkinlerde mineral ve kimyasal filtreli güneş koruyucuları hangisi cilde uygunsa kullanılmasını öneriyorum. Açık tenli bireyler ve 10 yaş altındaki çocuklar güneş yanıklarına ve lekelerine daha çok yatkındırlar. Güneş hasar sadece lekelenme değil cilt kanserlerine kadar uzanabilir.</p>
</div>
<div id="articleList">
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Bu sebepten güneş koruyucuları dışarı çıkmadan yarım saat önce sürülmesi ve 2-3 saatte bir yenilenmesi gerekiyor. Çocuklarda mineral filtreli erişkinlerde ise ihtiyaca göre mineral veya kimyasal filtreli güneş koruyucuları kullanılabilir. Güneşin daha dik açılarda olduğu sabah 10.00 ila 16.00 arasında güneşten ve temaslardan kaçınılması gerekiyor. Bu saatler arasında oluşan yanıklar daha kalıcı hasar bırakmaktadır. Cildimizde daha ciddi sıkıntılar oluşturmaktadır" şeklinde konuştu.</p>
<p></p>
</div>
</div>
<div id="yorum"></div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_689c23ce7b566.jpg" length="42609" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 13 Aug 2025 08:34:31 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sıcak ve nem mantar vakalarını artırıyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sicak-ve-nem-mantar-vakalarini-artiriyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sicak-ve-nem-mantar-vakalarini-artiriyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Dermatoloji Uzmanı Dr. Nasım Behkamı, yaz aylarında artış gösteren mantar enfeksiyonlarına karşı önemli uyarılarda bulundu.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sıcak hava, terleme, havuz-deniz gibi aktiviteler ve ortak kullanım alanlarının mantar enfeksiyonlarını tetikleyebileceğini belirten Uzm. Dr. Behkamı, alınacak basit önlemlerle bu enfeksiyonların önüne geçilebileceğini söyledi.</p>
</div>
<p><strong>'SICAK VE NEMLİ ORTAMLAR MANTAR İÇİN UYGUN ZEMİN HAZIRLAR'</strong></p>
<p>Mantar enfeksiyonlarının, mikroskobik mantarların cilt, tırnak, saçlı deri ya da iç organlara yerleşerek oluşturduğu hastalıklar olduğunu belirten Uzm. Dr. Behkamı, "Bazı mantarlar normalde derimizde bulunur, ancak bağışıklık zayıfladığında ya da ortam uygunsa hastalık oluşturabilir" diye konuştu. İnsanlarda en sık dermatofitler, mayalar ve küf mantarlarının enfeksiyona yol açtığını kaydeden Uzm. Dr. Behkamı, bu mikroorganizmaların özellikle ayak parmak araları, kasık, koltuk altı, tırnak ve saçlı deri gibi sıcak ve nemli bölgeleri tercih ettiğini ifade etti.</p>
<p><strong>'BAĞIŞIKLIĞI ZAYIF KİŞİLERDE ENFEKSİYON DAHA AĞIR SEYREDEBİLİR'</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemi zayıf bireylerde enfeksiyonların daha yaygın ve dirençli olabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Behkamı, "Organ nakli alıcıları, kemoterapi gören hastalar, HIV pozitif bireyler ya da uzun süre antibiyotik kullananlar risk grubunda yer alır. Bazı durumlarda mantarlar kana karışarak ciddi sistemik enfeksiyonlara da neden olabilir" açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>DENİZ, HAVUZ VE SPOR SALONLARI İÇİN UYARI</strong></p>
<p>Yaz aylarında mantar vakalarında artış yaşandığını belirten Uzm. Dr. Behkamı, "Sıcak hava, terleme, uzun süre kapalı ayakkabı giymek, deniz ve havuz sonrası cildin tam kurutulmaması gibi etkenler mantarların çoğalması için elverişli bir ortam oluşturur" dedi. Özellikle havuz, duş alanları ve spor salonları gibi ortak kullanım alanlarının bulaş açısından risk taşıdığını söyleyen Uzm. Dr. Behkamı, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve terlik kullanımının önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>'YOĞUN KAŞINTI VE KIZARIKLI EN YAYGIN BELİRTİLER ARASINDA'</strong></p>
<p>Mantar enfeksiyonlarının genellikle yoğun kaşıntı, kızarıklık, pullanma, kötü koku, çatlak, tırnaklarda sararma ve kalınlaşma gibi belirtilerle ortaya çıktığını söyleyen Dr. Behkamı, ağız içinde beyaz tabaka oluşumunun da (pamukçuk) yaygın görüldüğünü belirtti.</p>
<p><strong>TANI VE TEDAVİ SÜRECİ</strong></p>
<p>Tanının çoğunlukla dermatolojik muayeneyle konduğunu ancak gerekirse mikroskopi, kültür veya Wood lambası gibi testlerin uygulanabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Behkamı, "Yüzeyel enfeksiyonlar genellikle antifungal kremlerle, yaygın enfeksiyonlar ise ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilir. Özellikle tırnak mantarında tedavi süresi daha uzun olabilir" ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>'TEDAVİ EDİLMEZSE YAYILABİLİR VE KALICI HASAR BIRAKABİLİR'</strong></p>
<p>Tedavi edilmeyen mantar enfeksiyonlarının kronikleşebileceğini ve deride çatlaklarla bakteriyel enfeksiyonlara neden olabileceğini anlatan Uzm. Dr. Behkamı, "Tırnakta kalıcı deformasyon bırakabilir. Bağışıklığı düşük bireylerde iç organlara yayılabilir. Bu yüzden erken tanı ve tedavi çok önemlidir" diye konuştu.</p>
<p><strong>KORUNMAK İÇİN ÖNERİLER</strong></p>
<p>Mantar enfeksiyonlarından korunmak için günlük hayatta dikkat edilmesi gereken noktaları sıralayan Uzm. Dr. Behkamı, şu önerilerde bulundu:</p>
<p>· Derinin kuru tutulması,</p>
<p>· Terledikten sonra duş alıp iyice kurulanmak,</p>
<p>· Halka açık duşlarda terlik kullanmak,</p>
<p>· Pamuklu ve hava alan kıyafetler tercih etmek,</p>
<p>· Ayakkabıların havalandırılması, çorapların sık değiştirilmesi,</p>
<p>· Kişisel eşyaların paylaşılmaması.</p>
<p><strong>'SIK TEKRARLAYAN ENFEKSİYONLAR BAŞKA HASTALIĞIN HABERCİSİ OLABİLİR'</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Behkamı, "Tekrarlayan mantar enfeksiyonları bazen diyabet, hormonal bozukluklar ya da bağışıklık sistemine ait başka rahatsızlıkların habercisi olabilir. Bu gibi durumlarda sadece mantar tedavisi değil, altta yatan hastalıkların da araştırılması gerekir" diye konuştu.</p>
<p>Cilt sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Uzm. Dr. Behkamı, "Mantar enfeksiyonları yaygın görülse de tedavi edilebilir hastalıklardır. İhmal edilmemeli, uygun tedavi geciktirilmemelidir" dedi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_689ad33f1e534.jpg" length="39471" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 12 Aug 2025 08:38:11 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Çölyak hastalığı nasıl anlaşılır? İşte bilmeniz gerekenler.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/coelyak-hastaligi-nasil-anlasilir-iste-bilmeniz-gerekenler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/coelyak-hastaligi-nasil-anlasilir-iste-bilmeniz-gerekenler</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Çölyak hastalığı, gluten proteinine karşı bağışıklık sisteminin verdiği anormal tepki sonucu gelişen bir sindirim sistemi rahatsızlığıdır. Özellikle buğday, arpa ve çavdar gibi tahılların tüketilmesiyle tetiklenen bu hastalık, ince bağırsaklarda hasara yol açarak besin emilimini zorlaştırır. Peki, çölyak hastalığı nasıl anlaşılır? İşte belirtileri...</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Son yıllarda daha sık gündeme gelen çölyak hastalığı, gluten hassasiyetiyle ortaya çıkan ve ömür boyu süren bir sindirim sistemi rahatsızlığıdır.</p>
<p>Buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan gluten proteinine karşı vücudun bağışıklık sistemi tepki verir ve ince bağırsaklarda hasar meydana gelir. Bu durum, besinlerin emilimini zorlaştırarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>
<p><strong>Çölyak Hastalığının Belirtileri Nelerdir?</strong></p>
<p>Çölyak hastalığında belirtiler kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte, en yaygın semptomlar şunlardır:</p>
<p>-Karın ağrısı</p>
<p>-İshal</p>
<p>-Kilo kaybı</p>
<p>-Halsizlik</p>
<p>-Şişkinlik</p>
<p>-Demir eksikliği anemisi</p>
<p>Bazı durumlarda ise belirti görülmeyebilir ve hastalık rutin kontroller sırasında teşhis edilebilir. Erken teşhis, hastalığın yönetiminde ve komplikasyonların önlenmesinde kritik öneme sahiptir.</p>
<p><strong>Çölyak Hastaları Nelere Dikkat Etmeli?</strong></p>
<p>Çölyak hastalarının, gluten içeren gıdalardan tamamen uzak durması gerekir. Gluten özellikle buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunur. Hastaların tüketmemesi gereken başlıca yiyecekler şunlardır:</p>
<p>Buğday içeren ürünler: Ekmek, makarna, simit, kek, kurabiye, börek</p>
<p>Arpa ve çavdar içeren yiyecekler: Malt içeren ürünler, bazı bira çeşitleri</p>
</div>
<p>Hazır ve işlenmiş gıdalar: Kraker, bulyon, hazır çorba, bazı soslar ve çikolatalar (gluten katkı maddesi içerebilir)</p>
<p>Unlu mamuller: Normal unla yapılan tüm pasta ve hamur işleri</p>
<p>Bulgur ve irmik ürünleri</p>
<p>Glutensiz diyet uygulamak, hastalığın kontrol altına alınmasını sağlar ve bağırsaklardaki hasarın iyileşmesine yardımcı olur.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_689984529b4a4.jpg" length="70841" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 11 Aug 2025 08:49:12 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Parkinson erken teşhisle kontrol altına alınabilir.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/parkinson-erken-teshisle-kontrol-altina-alinabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/parkinson-erken-teshisle-kontrol-altina-alinabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Nöroloji Uzmanı Dr. Hikmet Dolu, erken dönemde teşhis edilebilen Parkinson’un kontrol altına alınması için birçok tedavi seçeneği olduğunu söyledi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Uzm. Dr. Hikmet Dolu, hareketlerde yavaşlama ve titreme ile başlayan, tedavi edilmezse zaman içinde hastayı yatağa bağımlı hale getirebilen Parkinson'u, hayat kalitesini bozan bir hastalık olarak tanımlıyor.</p>
<p>Hastalıkta erken teşhisin önemine değinen Uzm. Dr. Dolu, "Modern yöntemlerle erken dönemde teşhis edilebilen Parkinson'un kontrol altına alınması için birçok tedavi seçeneği bulunur. Parkinson, çoğunlukla vücudun bir tarafında hareketlerin ileri derecede yavaşlaması (bradikinezi), genellikle istirahat halindeyken görülen titreme (tremor), kasların düzensiz ve istemsiz kasılması sonucu oluşan vücutta sertlik hissi (rijidite) ve postür (duruş) bozukluklarıyla ortaya çıkar. Hastalıkla baş edebilmek için öncelikle ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedaviye yanıt alınamaması veya tedaviye zaman içinde direnç gelişmesi halinde cerrahi tedavi tercih edilir" dedi.</p>
</div>
<p><strong>"Hareketlerde azalma görülebilir"</strong></p>
<p>Parkinson'un belirtilerinden bahseden Uzm. Dr. Dolu, "Parkinson hastalığı hemen hemen her zaman vücudun bir yarısında (daha sıklıkla sol taraf, hemiparkinsonizm) başlar, yıllar içinde diğer tarafa da geçer. Temel belirtisi, hareketlerde yavaşlama ve/veya titremedir yani tremordur. Sıklıkla tek tarafta, istirahat halinde ortaya çıkan elde veya ayakta titreme ve eklem hareketlerinde katılıkla kendini gösterir. Zamanla yürürken tek veya iki taraflı kol sallanma hareketlerinde azalma veya kayıp, adımlarda küçülme, yürümeye başlamada zorluk, düğme iliklemek ya da açmakta zorlanma, yatakta dönme ya da otururken kalkmada güçlük Parkinson'un belirtileri arasındadır. Maske (donuk yüz) yüz ifadesi, alçak ve kısık ses tonuyla konuşma, el yazısında küçülme, öne doğru eğilme/kamburlaşma olabilir. Parkinson hastalığında beyinden kaynaklanan hareket bulgularından başka hareket haricinde belirti ve şikâyetler de izlenir. Bunlar kabızlık, kan basıncının düşmesi, depresyon, uyku bozuklukları, huzursuz bacak sendromu ve koku duyusunun kaybıdır. Hastalığının orta ve ileri evrelerinde yürüyüş bozuklukları, denge kusurları, harekette donmalar ortaya çıkar, bunu düşmeler izleyebilir. Nadiren de olsa bazı hastalarda bu tabloya bunama (demans) da eklenir" diye konuştu.</p>
<p><strong>"İlaç tedavisi uygulanabilir"</strong></p>
<p>Hastalığın tedavisinde öncelikle ilaçların kullanıldığını söyleyen Dr. Dolu, "İlaçlarla beklenen yanıtın alınamadığı hastalarda veya zamanla ilaçların faydasının azaldığı durumlarda cerrahi tedavi uygulanabilir. İlaç tedavisi beyinde azalmış olan dopaminerjik geçişi artırmaya yöneliktir. Yani Parkinson ilacı, dopamini artırmaya yöneliktir. Bu amaçla, beyinde dopamin miktarını artıran ilaçlar tedavide kullanılır. Ancak Parkinson ilaçlarının uzun süre veya yüksek dozlarda kullanımı ile hastalarda kısa süreli aşırı hareketlilik şeklinde dalgalanmalar, tam yanıtsızlık (off periyodu) ya da istemsiz hareketler (diskinezi) görülebilir. Bu ilaçları kullanan hastalarda ortalama yüzde 5-7 arasında ortaya çıkabilen bu durumları geciktirmek için rahatsızlığın başlangıcında hastaya yanıtın alınabildiği en düşük doz verilmelidir. Hasta 65 yaşın altındaysa ve bunama yoksa, tedaviye dopamin etkisini taklit eden 'dopamin agonisitleri' ile de başlanabilir veya tedaviye ek olarak kullanılabilir. Titreme, bunama, depresyon, uyku bozukluğu şikâyetleri görülürse bu şikâyetler için başka bir tedavi stratejileri planlanabilir. Hastaların üçte biri ilaç tedavisi ile uzun yıllar iyi cevap alınan ve yaşamlarında önemli bir kısıtlama olmadan yaşayabilen kişilerdir. Kalan grubun bir kısmında ilaca cevap kısıtlıdır. Doz arttırıldıkça yan etkiler, zamanla da ilaca cevapsızlık görülebilir" şeklinde kullandı.</p>
<p><strong>"İlaç tedavisine yanıt alınmazsa cerrahi tedavi tercih edilebilir"</strong></p>
<p>İlaç tedavisinden fayda görmeyen hastalarda cerrahi tedaviye başvurabileceklerine dikkat çeken Dolu, şunları söyledi:</p>
<p>"Özellikle son 15-20 yıldır ilaç tedavisine cevap vermeyen hastalarda, cerrahi seçenek önerilir. Amaç beyinde hareketimizle ilgili merkezlerde azalan elektriksel uyarının cilt altına yerleştirilen bir kaç santimlik jeneratör aracılığı ile oluşturulmasıdır. Kalp pili benzeri bir mantık ile düşünülebilir. Uygulamanın tıbbı adı, derin beyin stimülasyonudur."</p>
<p></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_6892ec965c147.jpg" length="64410" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 06 Aug 2025 08:48:14 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sıcak ve nem nefes darlığına yol açıyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sicak-ve-nem-nefes-darligina-yol-aciyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sicak-ve-nem-nefes-darligina-yol-aciyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Yaz mevsiminde aşırı sıcaklar birçok rahatsızlığa neden olurken kronik akciğer hastalığı olanlar için de bazı riskler barındırıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Niiar Alioğlu, astım, KOAH ve bronşit rahatsızlığı olanların yaz aylarında nefes darlığı yaşayabildiğini belirterek önemli tavsiyelerde bulundu.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sıcak havalarla birlikte bazı sağlık problemlerinde artış görülebiliyor. Kronik akciğer ve bronşit hastalığı olanlar aşırı sıcaklar nedeniyle nefes darlığı riskiyle karşı karşıyayken, birçok kişide güneş çarpması, ishal, zehirlenme, cilt mantarı gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor.</p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Niiar Alioğlu, yaz aylarında hastalıklardan korunmak için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</p>
<p><strong>"Susamasanız bile su için"</strong></p>
<p>"Yaz aylarında hava sıcaklığı nedeniyle bazı hastalıklarda artış görülüyor. Özellikle ishal, halsizlik, güneş çarpması, idrar yolu enfeksiyonu, cilt mantarlarında çok büyük bir artış görüyoruz. Bunlardan kendimizi korumayı öğrenmemiz lazım" diyen Dr. Niiar Alioğlu, "Bazı insanlar 'Susadığımda su içiyorum' diyor. Ancak yaz mevsiminde susuzluk hissi olmasa bile günlük 2-2.5 litre suyu tüketmenizi öneriyoruz. Ayrıca giysilerimizin daha hafif ve açık renkli olması, daha serin bir ortamda bulunmamız gerekiyor. Gittiğimiz havuzlarda, dışarıda yediğimiz gıdalarda çok dikkatli olmamız lazım" ifadelerini kullandı.</p>
</div>
<p><strong>"Yemekleri günlük yapmaya çalışın"</strong></p>
<p>Yaz aylarında sıkça görülen gıda zehirlenmelerine de dikkat çeken Alioğlu, "İlk önce mutlaka hijyen şartlarına dikkat edilmeli. Yemeği yaptığımız mutfak ve ellerimizin temizliği konusunda çok titiz davranmamız lazım. Yemek hazır olduktan sonra saklama şartları çok önemli. Gıda belli bir sıcaklıktan düştükten sonra mutlaka buzdolabında saklanması gerekiyor. Yaz mevsiminde mikropların çoğalmasına uygun ortam olduğu için bu gıdaları günlük yapmayı ve tüketmeyi öneriyoruz. Böylece kendimizi hastalıklardan koruyabiliriz" dedi.</p>
<p><strong>"Nem nedeniyle oksijen oranı düşüyor"</strong></p>
<p>Sıcak ve nemli havanın, özellikle akciğer ve bronşit hastaları için bazı riskler taşıdığını belirten Dr. Niiar Alioğlu, "Akciğer hastalıkları olanlarda, astım, KOAH, bronşit hastalarında nefes darlığı daha da şiddetleniyor. Bu da sıcaklığa bağlı olduğu gibi havanın nem oranının da yüksek olmasına bağlıdır. Nem yüksek olduğu zaman havanın oksijeni taşıma kapasitesi düşüyor. Bu da doğal olarak nefes darlığına neden oluyor. Bundan daha fazla etkilenen kişiler akciğer rahatsızlıkları ve bronş rahatsızlıkları olan kişilerdir" diye konuştu.</p>
<p>O nedenle akciğer ve bronşit hastalığı olanların sıcak havalarda dışarı çıkmamaları, bir işleri varsa sabahın erken saatlerinde veya güneş battıktan sonra yapmaları sağlık konusunda daha güvende olmalarını sağlar.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_68919766ac594.jpg" length="57097" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 05 Aug 2025 08:32:58 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yüksek Sıcaklık, Yüksek Ödem: Yazın Şişkinlik Şikâyetleri Artıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yuksek-sicaklik-yuksek-odem-yazin-siskinlik-sikayetleri-artiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yuksek-sicaklik-yuksek-odem-yazin-siskinlik-sikayetleri-artiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Zonguldak'ta diyetisyen Gizem Güneş, yaz sıcaklarının etkisini artırdığı bugünlerde ödem sorununa karşı vatandaşları uyardı. Aşırı sıcaklar ve terleme nedeniyle vücudun elektrolit dengesinin bozulduğunu belirten Güneş, bu durumun ödem oluşumuna yol açabileceğini söyledi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Elektrolitlerin yerine konmaması halinde şişkinlik, yorgunluk ve halsizlik gibi sorunların ortaya çıkabileceğini vurgulayan Güneş, özellikle maden suyunun günlük beslenme rutinine dahil edilmesi gerektiğini belirtti. Güneş,<strong><span> </span>"Ter yoluyla sadece su değil; magnezyum ve potasyum gibi önemli mineraller de kaybediliyor. Bu mineralleri yerine koymak için maden suyu iyi bir tercihtir"</strong><span> </span>dedi.<br><br>Maydanoz, ananas ve karpuz gibi ödem atıcı besinlerin de yaz aylarında destekleyici etkisi olduğunu kaydeden Güneş, bu tür gıdaların günün erken saatlerinde tüketilmesinin daha faydalı olacağını ifade etti. Güneş,<span> </span><strong>"Bu besinlerin 16.30'dan sonra tüketilmesini çok önermiyorum"<span> </span></strong>diye konuştu.<br><br>Yürüyüşün, lenf dolaşımını uyarması açısından önemli olduğunu hatırlatan Güneş, sıcak havalarda değil ama sıcaklık biraz düştükten sonra orta tempoda yapılan yürüyüşlerin ödem atımını destekleyeceğini söyledi.<br><br>Su tüketiminin önemine de dikkat çeken Diyetisyen Güneş,<span> </span><strong>"Günde 2,5 litre olan su tüketimi yaz aylarında biraz daha artırılabilir. Bununla birlikte tuz tüketiminde de denge sağlanmalı. Doğal kaya tuzu tercih edilebilir ancak miktarına dikkat edilmeli"</strong><span> </span>uyarısında bulundu.<br><br>Son olarak, günlük ödemin dışında kronikleşmiş şişkinlik şikayetleri olan kişilerin mutlaka bir uzmana danışması gerektiğini belirtti.</p>
</div>
<p><a class="backLink" href="https://www.ahaber.com.tr/saglik/2025/08/03/uzmanindan-uyari-sicagin-getirdigi-odemle-basa-cikmak-icin-maden-suyu-tuketilmeli">.</a></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_68904694278b1.jpg" length="35631" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 04 Aug 2025 08:35:20 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bebeklerin Sağlıklı Geleceği İçin En Doğal Güç: Anne Sütü</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bebeklerin-saglikli-gelecegi-icin-en-dogal-guc-anne-sutu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bebeklerin-saglikli-gelecegi-icin-en-dogal-guc-anne-sutu</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Anne sütünün bebeklerin sağlıklı gelişimi üzerindeki etkileri bilimsel verilerle bir kez daha ortaya kondu. Uzmanlar, anne sütünün yalnızca temel besin ihtiyacını karşılamakla kalmadığını, aynı zamanda çocukların zihinsel gelişiminde de hayati bir rol oynadığını vurguluyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Uzm. Dr. Funda Eroğlu, 1-7 Ağustos tarihleri arasında kutlanan Dünya Emzirme Haftası kapsamında anne sütünün bebek sağlığı üzerindeki rolüne değindi.</p>
<p><strong>'EMZİRME KÜRESEL SAĞLIK VE EKONOMİ ÜZERİNDE DE BÜYÜK ETKİLER YARATIR'</strong></p>
<p>Anne sütünün sadece bebekler için değil, anneler için de hayati bir öneme sahip olduğunu kaydeden Eroğlu, "Emzirme sadece bebeklerin sağlığını korumakla kalmaz, küresel sağlık ve ekonomi üzerinde de büyük etkiler yaratır. Kanada merkezli 'Nutrition International' kuruluşunun 2022'de yayımladığı 'Emzirmemenin Bedeli' raporundaki verilere göre, her yıl anne sütü sayesinde dünya çapında 420 binden fazla bebeğin ölümünün önüne geçilmektedir. Raporda ayrıca anne sütünün küresel ekonomiye katkısının 574 milyar dolar olduğu ve anne sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinin de altı çizilmektedir" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Rapora göre, anne sütünün çocukların IQ seviyesinin 2,6 puan artmasını sağladığını anımsatan Eroğlu, şöyle devam etti:</p>
</div>
<p>"Dünya çapında bebek ölümlerinin en yaygın nedeni ishal ve zatürre olarak öne çıkmaktadır. Rapordaki verilere göre, yaşamının ilk 6 ayı boyunca anne sütünden yoksun kalan bebekler, bu hastalıklara daha yatkındır. Anne sütü sayesinde her yıl 420 binden fazla bebeğin ölümünün önüne geçilmektedir. Ayrıca, anne sütü her yıl 4,6 milyon çocuğun obezitesini engellemektedir. Emzirme, rahim, göğüs kanseri ve Tip-2 diyabet gibi hastalıkların önüne geçerek her yıl 90 binden fazla kadının hayatını kurtarıyor. Bu veriler, emzirmenin sadece bebeklerin değil, annelerin de sağlığına yaptığı katkıları açıkça göstermektedir."</p>
<p>Anne sütünün faydalarını beş maddede açıklayan, Eroğlu şunları ifade etti:</p>
<p>"Bağışıklık sistemini güçlendirir. Anne sütü, bebeğin bağışıklık sistemini güçlendiren antikorlar içerir. Bu sayede bebek, enfeksiyonlara karşı daha dirençli olur ve hastalıklara yakalanma riski azalır.</p>
<p>"Sindirim sistemini destekler. Anne sütü, bebeğin sindirim sistemi için en uygun besin kaynağıdır. Sindirimi kolay, doğal ve dengeli bir besin içeriği sağlar. Bu da bebeğin rahat bir şekilde sindirim sistemini geliştirmesini destekler.</p>
<p>"Zeka ve beyin gelişimini destekler Anne sütü, beyin gelişimi için kritik olan DHA ve ARA gibi yağ asitlerini içerir. Bu bileşenler, beyin gelişiminin yanı sıra duygusal bağlanmayı ve bilişsel fonksiyonları da güçlendirir.</p>
<p>"Anne-bebek bağını güçlendirir. Emzirme, anne ile bebek arasında güçlü bir duygusal bağ kurar. Bu bağ, bebeğin psikolojik gelişimi ve güven duygusunun sağlıklı şekilde gelişmesi için temel bir faktördür.</p>
<p>"Anne sağlığını destekler. Emzirme, annelerin doğum sonrası iyileşme süreçlerini hızlandırır. Ayrıca, uzun vadede annede olabilecek göğüs kanseri, yumurtalık kanseri ve tip 2 diyabet gibi sağlık sorunlarına karşı koruyucu bir etki sağlar."</p>
<p>Eroğlu, emzirmenin her anne için doğal bir süreç olduğunu ancak bazen zorluklar yaşanabileceğini vurgulayarak, "Emzirme sırasında doğru pozisyonlayamama, meme ucu problemleri ve sütün yeterliliği gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Bu noktada anne sütünün değerini anlatan doğru bir danışmanlık ve destek almak oldukça önemlidir" dedi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_688f0810bdb46.jpg" length="45091" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 03 Aug 2025 09:56:27 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akciğer Kanserinde İlk Aşama Hayati: Erken Tanı Başarıyı Katlıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akciger-kanserinde-ilk-asama-hayati-erken-tani-basariyi-katliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akciger-kanserinde-ilk-asama-hayati-erken-tani-basariyi-katliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, akciğer kanserinde erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Erken evrede tespit edilen akciğer kanserinde tedavi başarısının önemli ölçüde arttığı belirtiliyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Elbeyli, akciğer kanserinde erken teşhisin tedavide başarıyı artırdığını söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Levent Elbeyli, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, dünyada her yıl 2 milyonun üzerinde insanın akciğer kanseri tanısı aldığını ve 1,5 milyon civarında insanın akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.</p>
</div>
<p>Akciğer kanserinin, ülkemizde ve dünyada erkeklerde en sık görülen, kadınlarda da görülme sıklığı gittikçe artan ve yaşam kaybının en yüksek olduğu kanserler arasında olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Elbeyli, "Ülkemizde halen akciğer kanseri hastalarının genellikle ileri evrede tanı almaktadır. Erken evrelerde yakınmaların az olması ya da olmaması, hastaların genelinin sigara içmesi, yakınmalarını önemsememeleri ve basit nedenlere bağlı olduğunu düşünmeleri nedeniyle başvuru sürecini genellikle geciktirmektedir. Erken teşhis ise tedavide başarıyı artırmakta, hastalara ameliyat olabilme şansı sunmakta ve hastaların yaşam sürelerini uzatmaktadır. Akciğer kanseri açısından risk taşıyanlarda düzenli sağlık kontrolleri erken teşhis için en etkili yöntemlerdir. Özellikle sigara ve diğer tütün ürünlerini tüketen, mesleki olarak risk altında bulunan ve ailesinde akciğer kanseri olan bireylerin daha dikkatli olması gerekmektedir" dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Elbeyli, "Şikayetlerinizi önemseyin ve mutlaka kontrolleriniz yaptırın. Öncelikle akciğer kanserine yakalanmamak, erken teşhis ile cerrahi ve onkolojik yeni yöntemlerle sağlıklı uzun yaşam mümkün olabilmektedir" diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_688da51eeba6c.jpg" length="54458" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 02 Aug 2025 08:41:58 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Büyükşehir’den Ücretsiz Diş Sağlığı Hizmeti: 6 Ayda 14.800 İşlem</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/buyuksehirden-ucretsiz-dis-sagligi-hizmeti-6-ayda-14800-islem</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/buyuksehirden-ucretsiz-dis-sagligi-hizmeti-6-ayda-14800-islem</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kepez ilçesinde hizmet veren Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, 2025 yılının ilk 6 ayında 3 bin 700 hastaya ücretsiz tedavi hizmeti sundu.</span><br><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik projeleriyle Antalyalıların hayatlarını kolaylaştırmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi’nin Kepez ilçesinde hizmete açtığı Sağlık Merkezinde yer alan Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, hizmetleriyle vatandaşların yüzlerini güldürüyor. Merkezde 7 yaş ve üstü çocuk ile yetişkinlere sosyal güvence aramadan tamamen ücretsiz olarak diş tedavisi hizmeti veriyor. Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde 2025 yılının ilk 6 ayında 3700 hastaya 14 bin 800 işlem gerçekleştirildi.</span><br><br><span>6 ayda 3 bin 700 hastaya ücretsiz hizmet</span><br><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Birim Sorumlusu Özge Öncül Kerpiççi, poliklinikte 7 yaş ve üzeri çocuklar ile yetişkinlere herhangi bir sosyal güvence aranmaksızın tamamen ücretsiz hizmet verildiğini belirtti. 2025 yılının ilk 6 ayında 1300’ü çocuk, 2400’ü yetişkin olmak üzere toplam 3 bin 700 hastaya hizmet verdiklerini ifade eden Kerpiççi, bu süreçte toplam 14 bin 800 işlem gerçekleştirildiğini söyledi.</span><br><br><span>"Ücretsiz diş sağlığı hizmeti vatandaşın yükünü hafifletiyor"</span><br><span>Günümüzde özel tedavi ücretlerinin vatandaşların zorladığının altını çizen Kerpiççi, "Doğru tedaviyi, doğru yerde ve bütçeye uygun şekilde bulmak oldukça güçleşti. Aynı zamanda yoğunluktan dolayı her alanda randevu almak da zorlaştı. Vatandaşlarımız, sunduğumuz ücretsiz hizmetten oldukça memnun. Polikliniğimizde ağız ve diş muayenesi, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi, diş taşı temizliği ve panoramik röntgen işlemleri gerçekleştiriyoruz. Hasta kabulünü sadece randevu sistemiyle yapıyoruz. Böylece bekleme ve yığılmaların önüne geçerek vatandaşlarımıza daha konforlu bir hizmet sunuyoruz" dedi.</span><br><span>Ağız Diş Sağlığı Polikliniği ziyaretçilerinden Mahmut Levent Bülbül, merkezde sunulan hizmetten memnuniyetini şu sözlerle dile getirdi: "Evimize yakın ve ücretsiz olması büyük avantaj. Randevu usulü ile geldiğimiz için bir yoğunluk olmuyor. Hekimlerimiz son derece iyi, bu nedenle burayı tercih ediyoruz. Ağız ve diş sağlığı hastanelerinde sunulan tüm hizmetlerin aynısı burada da mevcut. Hiçbir eksik yok. Güler yüzlü bir şekilde karşılanıyoruz, her konuda yardımcı oluyorlar. Ücretsiz hizmet verildiği için çok memnunuz. Kepez bölgesinde oturan herkese tavsiye ederim."</span><br><span>Antalyalı vatandaşlar, ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmetleri hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için mesai saatleri içinde 0242 361 39 18 numaralı telefonu arayabilir.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_688c95587ab80.jpg" length="107676" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 01 Aug 2025 13:22:43 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Güneş Kremlerinde Hormon Bozucu Kimyasallar Tespit Edildi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/gunes-kremlerinde-hormon-bozucu-kimyasallar-tespit-edildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/gunes-kremlerinde-hormon-bozucu-kimyasallar-tespit-edildi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, güneş kremlerinde kullanılan bazı kimyasal filtrelerin endokrin bozucu etkiler gösterebileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, ürün etiketlerinin dikkatlice okunması ve son kullanma tarihlerine mutlaka dikkat edilmesi gerektiği ifade ediliyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Yaz aylarında güneşin zararlı etkilerinden korunmak amacıyla sıkça kullanılan güneş kremleri, içerdiği bazı maddeler nedeniyle tartışma konusu oldu.</p>
<p>Bilkent Şehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Gülhan Aksoy Saraç, güneş kreminin, güneş ışığında bulunan radyasyonlara karşı savunma aracı olduğunu belirterek, "Güneş kremleri, direkt ultraviyolenin zararlı etkilerine karşı koruyor. Bu ışınlar yaşlanma etkisi, ciltte lekeler, fotosensitivite reaksiyonları gibi sorunlara yol açabiliyor. Bunun dışında da DNA hasarına yol açarak cilt kanseri oluşumuna da yol açmakta. O yüzden mutlaka güneşten korunmamız, bunun için de güneş kremlerini kullanmamız gerekiyor. Güneş kremlerinin içeriklerinde kimyasal ve mineral filtreler var. Kimyasal filtreler, genellikle bazı maddelerin kullanıldığı ve güneşi bu şekilde bloke eden filtreler. Mineral filtreler de genellikle fiziksel koruma sağlıyor. Ancak biz cilt tipine göre çocuklarda, gebelerde kullanım şeklinde farklı ürünler öneriyoruz" dedi.</p>
</div>
<div id="articleList">
<div class="textFrame wpe_content">
<p><strong>'HORMON SİSTEMİNİ ETKİLİYOR'</strong></p>
<p>Doç. Dr. Saraç, güneş kremlerinde bulunan bazı kimyasal filtrelerin, hormon sistemini etkileyebilecek endokrin bozucu etkilere sahip olabileceğini söyleyerek, "Son yıllarda yapılan bazı araştırmalarda, güneş kremleri içeriğinde bulunan oksibenzon, avobenzone, oktokrilen, oktinoksat ve homosalat gibi kimyasal filtreler vücuda alındığında sistemik dolaşıma karışarak, hormon sistemini etkileyecek etkiler ortaya çıkıyor. Bu kimyasalların bazı deney hayvanlarında antiandrojenik (erkeklik hormonu baskılayıcı), östrojenik (kadınlık hormonu artırıcı) ve tiroid fonksiyonlarını bozucu etkiler gösterdiği öne sürülmüş. Bu bulgular çoğu laboratuvar ve hayvan deneylerine dayanıyor. İnsanlar üzerinde yapılmış yüksek kanıt düzeyine sahip çalışmalar yeterli değil. Hormon reseptörlerine bağlanarak bazen hormon benzeri etki gösterebiliyor bu ürünler. Bazen de hormonların reseptörüne bağlandığı için hormonların etkisini bloke ederek; erkeklik hormonunda düşüşe, erkek hayvanların prostatında küçülmeye yol açmış. Bunun dışında kanda 'seks hormonu bağlayıcı protein' dediğimiz proteinler var. Onlara bağlanarak onların kan seviyesinin düşmesine neden olabileceği ileri sürülmüş" diye konuştu.</p>
<p><strong>'MİNERAL FİLTRELİ GÜNEŞ KREMLERİ ÖNERİYORUZ'</strong></p>
<p>Çocuklar ve hamileler için mineral filtreli içerikler önerdiklerini belirten Doç. Dr. Saraç, "Mineral filtrelerde de zaten bu tarz maddeler olmuyor. Genellikle titanyum dioksit ve çinko oksit kullanılıyor. Güneş kremi alınırken yaş gruplarına göre filtrelerin içeriklerine bakmamız gerekiyor. Bunun dışında tabii ki bakarken, etiketleri okurken son kullanma tarihlerine de dikkat etmemiz gerekiyor. Son kullanma tarihi geçmiş güneş kremlerinin kullanılmasını önermiyoruz. Çünkü son kullanma tarihi geçince ürünlerdeki ultraviyole filtrelerin etkisi azalacağından aslında bize yeterli bir güneş koruması sağlayamayacak ve güneşin zararlı etkilerinden korunamayacağız. Bunun dışında uzun süre açık kalan, kullanmadığımız ama son kullanma tarihinin geçmediğini düşündüğümüz kremler var. Bir yıl boyunca hiç kullanmadığımız açık olan ürünlerde de bazı bakteriler ve mikroorganizmalar olabiliyor. Dolayısıyla bu yüzden de önermiyoruz. Bunun dışında da içindeki kimyasal içerikler bekledikçe oksidasyona uğrayarak farklı zararlı maddelere dönüşebiliyorlar. Bunlar da cildimizde tahriş edici ve alerjen nitelikte sonuçlara yol açabiliyor" dedi.</p>
</div>
</div>
<div id="yorum"></div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_688c577380381.jpg" length="46976" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 01 Aug 2025 08:58:17 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Aşırı Sıcaklar Sağlığı Tehdit Ediyor: Sıcak Çarpması Ölümle Sonuçlanabilir</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/asiri-sicaklar-sagligi-tehdit-ediyor-sicak-carpmasi-olumle-sonuclanabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/asiri-sicaklar-sagligi-tehdit-ediyor-sicak-carpmasi-olumle-sonuclanabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Son günlerde hava sıcaklıklarının artmasıyla uzmanlar uyarılarda bulundu. Sağlıklı kişilerde dahi ölümcül tehlikelere yol açabilecek olan sıcak çarpmasına karşı vatandaşların alması gereken önlemlerin altını çizerek vurguladı.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Hava sıcaklıklarının arttığı son günlerde uyarılarda bulunan uzmanlar, sıcak çarpmasının sağlıklı kişilerde de beyin kanaması, kalp krizi gibi birçok hastalığa neden olabileceğini aktardı.</p>
<p>Yaz havalarının getirdiği sıcak havalar nedeniyle sıcak çarpması konusunda uyarılarda bulunan uzmanlar, "Aşırı sıcaklarda vücutta sıvı kaybı arttığı ve elektrolit dengesi bozulduğu için su tüketimi artırılmalıdır. Sağlıklı kişileri bile etkileyen sıcak çarpması, beyin kanaması, kalp krizi gibi birçok hastalığa neden olabilen aşırı sıcaklar, hipertansiyon, diyabet ve kalp hastaları için daha büyük risk oluşturmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle mümkünse 11.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkmamak, çıkanların ise gölgede kalmaya özen göstermeleri gerekir. Şapka takmak, el, yüz, ense ve kolları su ile serinletmek gerekir. Eve gidince vücut ısısını dengelemek için ılık bir duşta faydalı olacaktır. Aşırı sıcaklarda vücutta sıvı kaybı arttığı ve elektrolit dengesi bozulduğu için su tüketimi artırılmalıdır. Sıvı kısıtlaması gerektiren bir hastalık yok ise günde 2 buçuk litre su tüketmek gerekir" diye konuştu.</p>
<p>Suyun sıcak havalarda hayati önem taşıdığını kaydeden uzmanlar, her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmesi gerektiğinin de altını çizdi.</p>
</div>
<p><a class="backLink" href="https://www.ahaber.com.tr/saglik/2025/07/30/sicak-carpmasina-dikkat-olum-ile-sonuclanabilir">.</a></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_688b09770d486.jpg" length="43951" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 31 Jul 2025 09:13:18 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yüksek kolesterolün vücuttaki gizli belirtileri neler?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yuksek-kolesterolun-vucuttaki-gizli-belirtileri-neler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yuksek-kolesterolun-vucuttaki-gizli-belirtileri-neler</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kalp hastalıklarının en önemli tetikleyicilerinden biri olan yüksek kolesterol, bazen hiç beklemediğiniz sinyallerle kendini belli ediyor. Özellikle erkeklerde ve 50 yaş üstünde sık görülen bu tablo, dizlerde şişlikten göz kenarında beliren sarı lekelere kadar pek çok küçük ayrıntıda iz bırakıyor. Fark edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabilen bu sessiz tehlikenin ardında hangi nedenler var ve uzmanlar kimleri özellikle uyarıyor?</span></p>
<p><span>Yüksek kolesterol, özellikle erkeklerde ve 50 yaş üzerindeki bireylerde yaygın görülen bir sağlık sorunu. Tedavi edilmediğinde kalp hastalıkları başta olmak üzere ciddi sağlık problemlerine yol açabiliyor. Ancak uzmanlar kolesterol yüksekliğinin vücutta pek bilinmeyen bazı erken belirtileri olduğuna dikkat çekiyor.</span></p>
<p><strong>Kolesterol Yüksekliğinin Nedenleri ve Genetik Risk</strong></p>
<p>The Mirror'da yayımlanan habere göre, aşırı yağlı besin tüketimi, hareketsiz yaşam tarzı ve hiperkolesterolemi yüksek kolesterolün başlıca nedenleri arasında.</p>
<p><span>Hiperkolesterolemi, karaciğerin kolesterolü düzgün işleyememesiyle kan kolesterolünün anormal şekilde yükseldiği, genetik geçişli bir hastalık olarak tanımlanıyor.</span></p>
<p><strong>Kolesterol Birikiminin Vücutta Yarattığı Gizli İşaretler</strong></p>
<p>Surrey Live'ın haberinde ise, yüksek kolesterolün vücutta oluşturduğu bazı belirgin işaretlere dikkat çekiliyor. Bunlar arasında diz, parmak eklemleri ya da Aşil tendonunda oluşan kolesterol birikimine bağlı şişlikler yer alıyor.</p>
<p><span>Ayrıca gözlerin iç köşelerinde küçük sarı lekeler (ksantelasma) ve iris çevresinde soluk beyaz halka (korneal arkus) gibi belirtiler de yüksek kolesterolün habercisi olabiliyor.</span></p>
<p><strong>Düzenli Kontrol Hayati Öneme Sahip</strong></p>
<p>Uzmanlar, özellikle 40 yaş üstü bireylerin, fazla kilo sorunu yaşayanların ve ailesinde yüksek kolesterol ya da kalp hastalığı geçmişi bulunanların düzenli kolesterol testi yaptırmasının kritik olduğunu vurguluyor. Testlerin düzenli yapılması erken teşhis ve tedavi açısından hayat kurtarıcı olabiliyor.</p>
<p><strong>Kolesterolü Yönetmenin Altın Kuralları</strong></p>
<p>British Heart Foundation (BHF), kolesterol seviyelerini kontrol altında tutmak için günlük fiziksel aktivitenin artırılmasını öneriyor. Düzenli hareket, kötü kolesterolün karaciğere taşınmasını ve vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor.</p>
<p>Ayrıca sigarayı bırakmak, kolesterolün yanı sıra genel sağlık için yapılabilecek en önemli adımlardan biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Beslenme ise kolesterol yönetiminde kritik bir rol oynuyor. Uzmanlar, işlenmiş et ürünleri ve palm yağı içeren gıdaların tüketimini sınırlamayı tavsiye ediyor. Bunların yerine ise yağlı balık, zeytinyağı, tam buğday ekmeği, kuruyemişler ile taze meyve ve sebzelerin tercih edilmesi gerekiyor.</p>
<p><strong><span>Not: Haberde bahsedilen belirtiler her zaman yüksek kolesterol hastalığını işaret etmeyebilir. Benzer şikayetleriniz varsa kesin tanı ve uygun tedavi için mutlaka bir doktora başvurmanız önemlidir. Bu içerik sadece bilgilendirme amaçlıdır.</span></strong></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_68885d306057d.jpg" length="78523" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 08:33:43 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Gıdalardan Bulaşan Salmonella, Çoklu İlaca Direnç Geliştiriyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/gidalardan-bulasan-salmonella-coklu-ilaca-direnc-gelistiriyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/gidalardan-bulasan-salmonella-coklu-ilaca-direnc-gelistiriyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Salmonella enfeksiyonlarında antibiyotik direncinin dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı tehdidi olabileceğini belirten Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, 'Artık bazı salmonella türleri üç ya da daha fazla antibiyotiğe karşı dirençli. Bu da tedaviyi zorlaştırıyor ve komplikasyonları artırıyor' dedi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Salmonella ve Salmonelloz hakkında bilgi veren Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, "Gram negatif bir bakteri olan salmonella, hem hayvanlarda hem insanlarda enfeksiyonlara neden olabiliyor. Salmonella cinsinde, Salmonella bongori ve Salmonella enterica olmak üzere iki tür bulunur.</p>
<p>Salmonella bongori esas olarak soğukkanlı hayvanlarda bulunmasına karşın insanları da enfekte edebilir. Yaygın olarak bulunan S. enterica, insanlarda ve hayvanlarda çok çeşitli gıda ve su kaynaklı enfeksiyonlara neden olur. S. enterica, 2600'den fazla serotip içerir ve dünya genelinde (tifo hariç) S. enterica serotip Typhimurium ve S. enterica serotip Enteritidis alt serotipleri insanlardan en sık izole edilen (yaklaşık yüzde 50) patojenlerdir" diye konuştu.</p>
<p>Gıda kaynaklı bulaşmanın yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, çiğ veya az pişmiş et ve kümes hayvanları, yumurta, süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler ve pastörize edilmemiş meyve sularının en riskli besin grupları arasında yer aldığını ifade etti.</p>
</div>
<p>Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, "Yıkanmamış sebzeler, az pişmiş kümes hayvanı eti, pastörize edilmemiş süt ve çiğ yumurta gibi gıdalar salmonella ile kontamine olabilir. Ayrıca, kontamine su, hayvan teması ve uluslararası seyahatler de enfeksiyonun bulaşmasında etkili olabilir" uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, dünya genelinde her yıl yaklaşık 93,8 milyon Salmonella kaynaklı gastroenterit vakası ve 155 bin ölüm bildirildiğini söyledi. Türkiye'de de geçmiş yıllarda fıstıklı kakaolu kremalar, kumpir ve bazı çikolatalar, Sezar salata sosu gibi çiğ veya az pişmiş yumurta içeren yiyecekler, sashimi ve suşi dahil olmak üzere çiğ veya az pişmiş balık veya kabuklu deniz ürünleri aracılığıyla salgınların yaşandığını belirten Torun, bu bakterinin sadece bireysel sağlığı değil, toplum sağlığını da tehdit ettiğini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Torun, Salmonella enfeksiyonunun her yaş grubunu etkileyebileceğini ancak özellikle küçük çocuklar, yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf olanlar ve hamileler için daha tehlikeli olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Antibiyotik direnci artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Torun, özellikle son yıllarda antibiyotik direncinin Salmonella vakalarında belirgin şekilde arttığına dikkat çekerek, Avrupa'da 2022 yılında Salmonellaların, florokinolonlara yüzde 18.7, azitromisine yüzde 0.6 ve üçüncü kuşak sefalosporinlere yüzde 12 oranında direnç geliştirdiğini bildirdi. Torun, "Avrupa'da insanlardan izole edilen salmonella türlerinde çoklu ilaç direncinin (MDR) yüzde 22'ye kadar ulaştığı hayvan kaynaklı bakterilerde ise bu oran yüzde 40'lara yaklaşıyor" dedi.</p>
<p>Dirençli bakterilerin oluşturduğu enfeksiyonlarda tedavinin zorlaştığını, daha uzun süren enfeksiyonlara ve artan ölüm riskine neden olduğunu ifade eden Torun, "XDR (yaygın ilaç dirençli) ve PDR (tüm antibiyotiklere dirençli) bakteriler artık nadir de olsa karşımıza çıkabiliyor" dedi.</p>
<p><strong>Direncin başlıca nedenleri</strong></p>
<p>Antibiyotiklerin tarımda ve hayvanların beslenmesi sırasında büyümeyi destekleyici olarak kullanılması, sağlık alanında gereksiz ve kontrolsüz antibiyotik tüketimi ve hijyen eksikliğinin bu direncin başlıca nedenleri arasında yer aldığını belirten Torun, "Hastalara tanı konulmadan rastgele antibiyotik verilmesi dirençli bakteri türlerinin çoğalmasına zemin hazırlıyor" diye konuştu.</p>
<p><strong>Korunma için çapraz bulaşma önlenmeli</strong></p>
<p>Salmonella enfeksiyonlarından korunmak için başta hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Torun, şu önerilerde bulundu:</p>
<p>"Çiğ ve pişmiş gıdalar ayrılmalı, çapraz bulaşma önlenmelidir. Et ve yumurta gibi ürünler yeterince pişirilmelidir. Meyve ve sebzeler iyice yıkanmalıdır. Soğuk zincir bozulmamalıdır. Hayvanlarla temastan sonra eller mutlaka yıkanmalıdır"</p>
<p><strong>Antibiyotik duyarlılık testi önemli</strong></p>
<p>Salmonella gastroenteritlerinin tedavisinde, hastaların çoğu sadece destekleyici bakım tedavisine ihtiyaç duyduğunu dile getiren Prof.Dr. Mamal Torun, "Antibiyotik tedavisine ihtiyaç duyulan durumlarda; önerilen birinci basamak antibiyotiklerden florokinolonlar (siprofloksasin), azitromisin ve üçüncü kuşak sefalosporinler (seftriakson, sefotaksim) kullanılabilir. Ancak antibiyotik direncini önlemek ve antibiyotik seçimini en doğru şekilde yapmak için önce duyarlılık testi yapılması gereklidir" ifadesini kullandı.</p>
<p>Tifo için kullanılan Ty21a aşısının yalnızca Salmonella Typhi'ye karşı koruma sağladığını hatırlatan Torun, "Ancak bu aşılar tüm salmonella türlerine karşı etkili değildir.</p>
<p>Salmonella enfeksiyonlarının bildiriminin Türkiye'de yasal zorunluluk kapsamında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Torun, "Tifo ve paratifo gibi enfeksiyonlar 24 saat içinde Sağlık Bakanlığı'na bildirilmelidir. Gastroenterit yapan diğer türler için ise haftalık sürveyans kaydı yapılmalıdır" dedi.</p>
<p><strong>"Akılcı antibiyotik kullanımı hayati önemde"</strong></p>
<p>Prof. Dr. Torun, salmonella gibi dirençli bakterilerle mücadelede One Health (Tek Sağlık) yaklaşımının önemine vurgu yaparak, "İnsan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte düşünmeliyiz. Tarımda, veterinerlikte ve tıpta antibiyotiklerin akılcı kullanımı sağlanmadan bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil" dedi.</p>
<p><strong>"Toplum bilgilendirilmeli, sistem denetlenmeli"</strong></p>
<p>Salmonella'nın yol açtığı sağlık sorunlarını azaltmak için sadece bireysel değil, toplumsal önlemler gerektiğini vurgulayan Torun, "Gıda üreticileri denetlenmeli, etiketleme sistemi güçlendirilmeli, halk bilinçlendirilmeli ve antibiyotik kullanımına ilişkin yasal düzenlemeler sıkılaştırılmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_68870cf0b0b88.jpg" length="48520" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 28 Jul 2025 08:39:01 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sıcak Havalarda Gıda Kaynaklı Enfeksiyonlara Dikkat</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sicak-havalarda-gida-kaynakli-enfeksiyonlara-dikkat</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sicak-havalarda-gida-kaynakli-enfeksiyonlara-dikkat</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Yaz aylarında artan hava sıcaklıklarının mikroorganizmaların gıdalarda hızla çoğalmasına uygun bir ortam oluşturduğu, bu durumun özellikle dış ortamda tüketilen ya da uygun koşullarda saklanmayan yiyeceklerde gıda zehirlenmesi ve enfeksiyona yol açtığı bildirildi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatma Eser, yaz döneminde artan bulantı, kusma ve ishal vakalarına karşı uyarılarda bulundu.</p>
<p>Gıdaların erken bozulmasında en büyük etkenin soğuk zincirin bozulması olduğunu belirten Eser, hastaların genellikle bulantı, kusma, ishal gibi mide bağırsak şikayetleri ile hastaneye başvurduklarını söyledi.</p>
<p>Eser, açıkta satılan yiyecekler, seyahat koşulları, piknik gibi dış ortamların gıdanın bozulmasına zemin hazırladığını ifade ederek, "Gıdanızın ve tükettiğiniz ürünlerin sağlıklı ve güvenli olduğundan emin olmak gerekiyor. Bu da mümkünse açıkta satılan yiyeceklerden kaçınmak, kaynağına güvendiğimiz suyu tüketmek ve koşullarından emin olmakla mümkün olabiliyor." dedi.</p>
<p>Enfeksiyonların önlenmesinde el hijyeninin önemine dikkati çeken Doç. Dr. Eser, "Su ve sabunla ellerimizi sık sık yıkamamız oldukça önemli. Soğuk zincir kurallarına uymaya daha hassasiyetle dikkat edilmeli. Mümkünse, açıkta satılan yiyeceklerden kaçınmak bu dönemlerde biraz daha iyi olabilir." uyarısında bulundu.</p>
</div>
<p>Eser, sıcak havalarda bozulma riski artan gıdaların mutlaka buzdolabında saklanması gerektiğini vurgulayarak, dış ortamda bekleyen pişmemiş gıdaların bile mikroorganizma üreterek hastalığa yol açabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>"Pasta ve tavuk tüketirken dikkat edilmeli"</strong></p>
<p>Gıda zehirlenmelerinde genellikle ilk belirtilerin bulantı, kusma ve ishal olduğunu belirten Eser, şöyle devam etti:</p>
<p>"O zaman tüketebildiğimiz kadar sıvı almaya çalışıyoruz. Sıvı tüketmeye gayret etmek gerekiyor. Genellikle bu enfeksiyonlar bir iki günde kendini sınırlar ve geçer. Ateş, halsizlik eşlik ediyorsa kişinin şikayetlerine bununla birlikte kişi yeterince sıvı alamıyorsa o zaman bir sağlık merkezine başvurulmalı. Bu durum özellikle çocuk, yaşlı ve ek hastalığı olanlar için daha önemli. Bu kişilerin vakit kaybetmeden daha hızlı bir şekilde sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekiyor."</p>
<p>Doç. Dr. Eser, hava sıcaklıklarındaki artışın hasta sayılarında da artışı beraberinde getirdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Son bir iki haftadır hem poliklinik hem de acil başvurularında bulantı, kusma, ishal vakalarında bir artış olduğunu gözlemliyoruz. Genellikle, gıda zehirlenmesi olduğunu söyleyebiliriz. Burada dikkat edilecek bazı besinler var özellikle yerken daha da dikkatli olunması gerekenler. Bunlar yumurta içeren krema, pasta gibi dışarıda tüketebileceğimiz ürünler. Tavuk tüketirken de daha dikkatli olmak gerekiyor. Bunlar bozulmaya daha müsait besinler."</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_68846a14b55fb.jpg" length="48850" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 26 Jul 2025 08:39:37 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Gebelikte Yaz Aylarında Sıvı Tüketimi Hayati Önem Taşıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/gebelikte-yaz-aylarinda-sivi-tuketimi-hayati-onem-tasiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/gebelikte-yaz-aylarinda-sivi-tuketimi-hayati-onem-tasiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Göktuğ Alakuş, havaların mevsim normalleri üstünde seyrettiğini belirterek, hamilelere 2,5-3 litre günlük sıvı alımı önerdiklerini söyledi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Göktuğ Alakuş, hamilelik sürecinde sıcak havaların anne ve bebek sağlığını doğrudan etkilediğini ifade etti.</p>
<p>Alakuş, yaptığı açıklamada, "Gebelerimiz özellikle bu sıcak havalarda birçok problem yaşayabiliyorlar. Mevsim normallerinin üstünde seyrediyor çünkü havalar. Doğal olarak gebelerimizde bir ısı artışı, dehidratasyon dediğimiz sıvı kaybı ve bununla beraber de halsizlik, baş, dönmesi, bulantı, kusmaya varan erken doğum tehdidine varan haller görebiliyoruz maalesef. Bunun için de gebelerimize biz özellikle 2,5-3 litre günlük sıvı alımı öneriyoruz. 11.00-16.00 saatleri arasında dışarıya çıkmamalarını öneriyoruz özellikle ama dışarıya çıktıkları saatlerde de özellikle giysilerini pamuklu ve açık renkli giysiler tercih ederlerse bununla beraber de şapka kullanımı çok önemli. Güneş kremi, özellikle yüksek faktörlü güneş kremleri öneriyoruz. Daha doğal içerikli gebelere uygun güneş kremleri öneriyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>'YAZ SICAĞI ANNELER İÇİN KABUSA DÖNÜŞEBİLİYOR'</strong></p>
<p>Alakuş, elektrolit kaybını önlemek adına ayran veya soda tüketilebileceğini belirterek, "Onun dışında fazla şekerli, fazla tuzlu, fazla baharatlı gıdaları önermiyoruz kesinlikle. Daha hazmı kolay, daha lif oranı yüksek gıdalardan öneriyoruz hastalarımıza. Sıvı kaybı özellikle hem anneyi hem de bebeği etkiliyor doğal olarak. Çünkü bebekte de sıvı kaybı bebekte taşikardiye sebep oluyor, kalbinin hızlı atmasına sebep oluyor, erken doğumu tetikleme ihtimali de mevcut. Bu yüzden aslında basit gibi görünen bir yaz sıcağı anneler için maalesef ki kabusa dönüşebiliyor. Bu yüzden bu basit önlemleri çok dikkat etmelerini öneriyoruz. Herhangi bir halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı veya bebeğin hareketlerinde azalma gibi şikayetleri de olursa mutlaka sağlık kuruluşlarına başvurmalarını öneriyoruz. Gebelerimiz özellikle bu sıcak havalarda çok dikkatli olmalarını kendilerini ve bebeklerin sağlıklarını önceleyerek hareket etmelerini öneriyoruz" dedi.</p>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_688317631e9ba.jpg" length="72855" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:35:01 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Vücut Dengesizlikleri Obeziteye Zemin Hazırlıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/vucut-dengesizlikleri-obeziteye-zemin-hazirliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/vucut-dengesizlikleri-obeziteye-zemin-hazirliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, obezitenin sanıldığı gibi yalnızca aşırı yemek yemekten kaynaklanmadığını belirterek, altında genetik yatkınlık, hormonal dengesizlikler ve metabolik sorunlar gibi birçok faktörün yatabileceğine dikkat çekiyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Uzman Diyetisyeni Betül Merd, obezitenin altında genetik yatkınlık ve hormonal dengeler gibi sebeplerin de bulunabileceğini söyleyerek, "Obezite sadece çok yemekle ilgili değildir" dedi.</p>
<p>Hareketsiz yaşam gibi faktörlerin obeziteyi son zamanlarda bir salgın haline getirdiğini söyleyen Betül Merd, "Son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde hızla artan bir sağlık sorunundan, obeziteden bahsetmek istiyorum. Obezite, sadece estetik bir mesele değil. Kalp hastalıklarından diyabete, hormonal bozukluklardan bazı kanser türlerine kadar birçok hastalığın da temelini oluşturuyor. Kısaca tanımlamak gerekirse; vücutta sağlığı tehdit edecek düzeyde yağ birikmesi durumudur.</p>
</div>
<p>Genellikle vücut kitle indeksi (VKİ) üzerinden değerlendirilir. VKİ'nin 30'un üzerinde olması obeziteyi işaret eder. Fakat şunu da unutmamak lazım: Obezite sadece çok yemekle ilgili değildir. Genetik yatkınlık, hormonal dengeler, psikolojik durum, uyku kalitesi, hatta kullanılan bazı ilaçlar bile bu durumu etkileyebilir. Modern yaşam tarzı, özellikle de hareketsizlik ve işlenmiş gıdaların yoğun tüketimi, obeziteyi adeta bir salgına dönüştürdü. Fakat iyi haber şu ki, obezite önlenebilir ve tedavi edilebilir bir durum. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku ve gerekirse profesyonel destekle hem kilo kontrolü sağlanabilir hem de yaşam kalitesi ciddi anlamda artar. Eğer kilo kontrolüyle ilgili sorun yaşıyorsanız, kendinize yüklenmeden ama geç kalmadan bir uzmana başvurmanız çok önemli. Çünkü sağlığımız, bizim en değerli varlığımız" dedi.</p>
<p>Merd, zayıflama ilaçları kullanılsa bile sağlıklı beslenmenin de olması gerektiğini söyleyerek, "Şu an obezite ile ilgili zayıflama ilaçları ve zayıflama çayları gibi birçok ürünler ortaya çıkmış durumda. Fakat yine bunların başında sağlıklı beslenme geliyor. Çünkü hepsi geçici çözümler. Bunu kalıcı hale getirmek için sağlıklı beslenmeyi elden bırakmamak gerekiyor. Düzenli aralıklarla beslenerek, ara öğünler yaparak, kendimizi aç bırakmayarak ve tek bir şeyden fayda beklemeyerek araya sporu da eklediğimiz zaman aslında obeziteden kurtulabiliriz diyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_6881c3b0c412c.jpg" length="40284" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 24 Jul 2025 08:25:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Tıbbi Kenevir Artık Eczanelerde! Ne İşe Yarar, Kimler Kullanabilir?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/tibbi-kenevir-artik-eczanelerde-ne-ise-yarar-kimler-kullanabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/tibbi-kenevir-artik-eczanelerde-ne-ise-yarar-kimler-kullanabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Son dönemde sağlık alanında sıkça gündeme gelen tıbbi kenevir, kenevir bitkisinden elde edilen ve tedavi amaçlı kullanılan doğal bir bitki türü olarak öne çıkıyor. İçeriğinde bulunan CBD (kannabidiol) ve kontrollü dozda THC (tetrahidrokannabinol) gibi aktif bileşenler sayesinde pek çok kronik rahatsızlığın yönetiminde destek sağlıyor.</span></p>
<p><span>Dünya genelinde özellikle Kanada, Almanya, İsrail ve ABD'nin bazı eyaletlerinde yasal olarak doktor reçetesiyle kullanılabilen tıbbi kenevir,<strong> ülkemizde de Sağlık Bakanlığı'nın yeni düzenlemeleriyle eczanelerde yerini almaya başladı.</strong></span></p>
<p><strong>Tıbbi Kenevirin Sağlığa Faydaları Nelerdir?</strong></p>
<p>Tıbbi kenevir, doğal bir ağrı kesici ve sakinleştirici olarak biliniyor. İltihap giderici etkileri sayesinde özellikle kronik ağrı yaşayan hastaların yaşam kalitesini artırmaya yardımcı oluyor. Ayrıca iştahı düzenleyici özellikleriyle kanser ve HIV/AIDS gibi hastalıklara bağlı kilo kaybında destekleyici rol üstleniyor. Tüm bu faydalar, kontrollü ve doktor gözetiminde kullanıldığında etkili ve güvenli bir tedavi alternatifi sunuyor.</p>
<p><strong>Tıbbi Kenevir Hangi Rahatsızlıklarda Kullanılır?</strong></p>
<p>Doktor kontrolünde ve yasal çerçevede kullanılan tıbbi kenevir, aşağıdaki sağlık sorunlarında tedavi sürecine katkı sağlıyor:</p>
<p><strong>Kronik Ağrılar:<span> </span></strong>Özellikle sinir kaynaklı (nöropatik) ağrılar olmak üzere, uzun süren ağrılarda rahatlama sağlıyor.</p>
<p><strong>Multipl Skleroz (MS):</strong><span> </span>Kas spazmları ve sertliği azaltarak hastaların hareket kabiliyetini destekliyor.</p>
<p><strong>Epilepsi:</strong><span> </span>Dirençli epilepsi türlerinde nöbet sıklığını azaltma potansiyeli bulunuyor.</p>
<p><strong>Kemoterapi Yan Etkileri:<span> </span></strong>Mide bulantısı ve kusmayı hafifleterek hastaların yaşam kalitesini artırıyor.</p>
<p><strong>İştahsızlık ve Kilo Kaybı:</strong><span> </span>Kanser ya da HIV/AIDS nedeniyle oluşan iştahsızlıkta beslenme durumunu iyileştiriyor.</p>
<p><strong>Ruhsal Hastalıklar:<span> </span></strong>Anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu gibi durumlarda rahatlama sağlama etkileri araştırılıyor.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_6880739b720cc.jpg" length="88060" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 23 Jul 2025 08:31:12 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>2.096 Yataklı Yeni Sağlık Tesisi İçin Geri Sayım Başladı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/2096-yatakli-yeni-saglik-tesisi-icin-geri-sayim-basladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/2096-yatakli-yeni-saglik-tesisi-icin-geri-sayim-basladi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">6 şubat depremlerinin ardından başlatılan ve 11 ilde eş zamanlı olarak sürdürülen sağlık yatırımları tüm hızıyla devam ediyor. Tamamlanan ve yapımı süren hastanelerle birlikte bölgede toplam 2 bin 96 yataklı yeni sağlık tesisi açılması hedefleniyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sağlık Bakanlığı'nın geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirilen AK Parti kampında katılımcılara dağıttığı bilgi kitapçığında yer alan bilgilere göre, deprem bölgesinde sağlık alanında tarihi adımlar atılmaya devam ediyor.</p>
</div>
<p><strong>VERİLER AÇIKLANDI</strong></p>
<p>Deprem bölgesinde bugüne kadar toplamda bin 314 yataklı hastanenin tamamlandığına dikkat çekildi. Yapılan hastanelerin illere göre dağılımına da yer verilen kitapçıkta, 550 yataklı bir hastanenin<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/hatay" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Hatay</a>'ın<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/antakya" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Antakya</a><span> </span>ilçesinde, 300 yataklı bir hastanenin Hatay'ın<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/defne" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Defne</a><span> </span>ilçesinde, 200 yataklı bir hastanenin Hatay'ın İskenderun ilçesinde, 120 yataklı bir hastanenin Hatay'ın Altınözü ilçesinde, 72 yataklı bir hastanenin Hatay'ın Payas ilçesinde ve yine Erzin ilçesinde 72 yataklı bir hastanenin yapıldığı belirtildi.</p>
<p><strong>PROJELERDE SONA GELİNDİ</strong></p>
<p>Toplamda 2 bin 96 yataklı yeni hastanelerin tamamlanması ile birlikte hizmete devam edileceğinin de altı çizilen kitapçıkta,<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/kahramanmaras" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Kahramanmaraş</a>'ın Merkez ilçesinde 400 yataklı, Kahramanmaraş'ın Türkoğlu ilçesinde 120,<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/gaziantep" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Gaziantep</a>'in Nurdağı ilçesinde 75 yataklı, Gaziantep'in Oğuzeli ilçesinde 75, Adıyaman'ın Çelikhan ilçesinde 56 yataklı ve Kahramanmaraş'ın Nurhak ilçesinde 56 yataklı hastanelerinin de yakın zamanda tamamlandığı kaydedildi. Kitapçıkta bu yıl içerisinde tamamlanması hedeflenen sağlık yatırımlarına ilişkin de bilgi aktarımı yapılırken, bölgede süren yatırımların büyüklüğü ise dikkat çekti. Kitapçıkta yer alan bilgilere göre, Şanlıurfa'da bin 700 yataklı bir şehir hastanesi, Kahramanmaraş'ta 600 yataklı bir devlet hastanesi, Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi'ne 300 yataklı bir ek bina yapımının 2025 yılı içerisinde tamamlanması bekleniyor.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_687f24aadab4a.jpg" length="65233" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 22 Jul 2025 08:42:12 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıkta Yeni Dönem: 29 Maddelik Kanun Teklifi Meclisten Geçti</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikta-yeni-doenem-29-maddelik-kanun-teklifi-meclisten-gecti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikta-yeni-doenem-29-maddelik-kanun-teklifi-meclisten-gecti</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Kanuna göre sahada görevli aile hekimlerinin sayısı artırılırken tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından aile hekimlerinin uzmanlık eğitimi yapabilecek. Hemşire yardımcısı ve ebe yardımcısı unvanlarının kaldırılması ve diş protez teknisyeni unvanı doğrultusunda sağlık meslek liselerinde öğrenci kaydedilebilecek programlar yeniden belirlenecek. Öte yandan organ bağışında sayının artırılmasında için kolaylaştırma adımları devreye girecek.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sağlık alanına ilişkin 29 maddeden oluşan düzenlemeleri içeren kanun teklifi<strong><span> </span>"Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"</strong><span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/tbmm-genel-kurulu" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">TBMM Genel Kurulu</a>'nda kabul edildi.</p>
</div>
<p><strong>AİLE HEKİMLİĞİNDE UZMANLIK SAYISI ARTIRILACAK</strong></p>
<p>Kanunla, sahada görev yapan aile hekimlerinin uzman olmasının sağlanması, saha aile hekimliği uzmanlığı (SAHU) vasıtasıyla aile hekimliği uzman sayısının artırılmasına yönelik düzenleme yapılıyor.</p>
<p>Buna göre, 1 Ocak 2035'e kadar Aile Hekimliği Kanun hükümlerine göre sözleşmeli aile hekimi olarak çalışmakta olanlar, tıpta uzmanlık sınavı sonuçlarına göre, merkezi yerleştirmeye tabi olmaksızın, Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenen esaslar çerçevesinde aile hekimliği uzmanlık eğitimi yapabilecek. Bu eğitim uzaktan ve/veya kısmi zamanlı eğitim metotları da uygulanmak suretiyle yapılacak ve en az 6 yılda, eğitime başlamadan önce en az 5 yıl sözleşmeli aile hekimliği yapanlar için ise en az 4 yılda tamamlanacak. Sözleşmeli aile hekimliği uzmanlık eğitimi alanlar eğitim kurumlarında geçirilen rotasyon sürelerinde, döner sermaye ek ödemelerinden motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ödeme hariç olmak üzere yararlandırılacak.</p>
<p><strong>SAĞLIK MESLEK LİSELERİNDE PROGRAMLAR YENİDEN BELİRLENECEK</strong></p>
<p>Ruhsat veya izin sahipleri için beşeri tıbbi ürünler ve özel tıbbi amaçlı gıdaların tedarik zinciri içindeki hareketlerinin takip sistemine bildirilmemesi halinde uygulanacak yaptırımların düzenlenmesi amacıyla İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu'na hüküm ekleniyor. Buna göre, ruhsat veya izin sahipleri, beşeri tıbbi ürünlerin ve özel tıbbi amaçlı gıdaların tedarik zinciri içindeki tüm hareketlerini Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara uygun olarak takip sistemine bildirecek. Bu hükme aykırı hareket edenlere, aykırılığa konu tüm ürünlerin aykırılığın tespit tarihindeki depoya satış fiyatları toplamının iki katı tutarında idari para cezası verilecek, aynı fiilin bir yıl içinde tekrar etmesi halinde idari para cezası bir kat artırılarak uygulanacak.</p>
<p><strong>KENEVİRDEN ELDE EDİLEN TIBBİ ÜRÜNLER ECZANELERDEN SATILACAK</strong></p>
<p>Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'da yapılan değişiklikle, kenevirden elde edilen tıbbi ürünler, sağlık ürünleri ile kişisel bakım ürünleri ve destek ürünlerine yönelik ruhsatlandırma ya da takip sistemlerine kayıt işlemleri Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilecek. Bu ürünler sadece eczanelerden satılacak. Bu ürünlerin izin ve satışı ile kenevirin işlenmesi, ihzarı ve ihracına ilişkin usul ve esaslar, İçişleri Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Düzenlemeyle, kenevirden elde edilen ürünlerin niteliği netleştirilecek, hukuki belirlilik sağlanarak ürünlerin kötüye kullanılmasının önüne geçilecek.</p>
<p>Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'da yapılan düzenlemeyle, ilaç takip sistemine bildirim yükümlülüğüne, özel tıbbi amaçlı gıdalar da ekleniyor. Buna göre, özel tıbbi amaçlı gıdaların satışı, alındığı ecza deposuna veya mücbir sebep halinde diğer depolara iadesi, eczaneler arasındaki takası, miadı geçmiş ya da bozulmuş olanlarının imhası işlemlerinde ilaç takip sistemine bildirim yapılması zorunlu olacak.</p>
<p>Eczacılar için toptan ilaç satışı ihlali ile ilaç takip sistemine bildirim yükümlülüğünün ihlali durumunda, aykırılığa konu tüm ürünlerin aykırılığın tespit tarihindeki eczacı satış fiyatları toplamının iki katı tutarında idari para cezası verilecek. Bu hüküm kapsamındaki idari para cezaları, aynı fiilin bir yıl içinde tekrar etmesi halinde bir kat artırılarak uygulanacak.</p>
<p>Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun'daki değişiklikle, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşları ile Bakanlığın bağlı kuruluşlarında ek ödeme alan personelden Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığına görevlendirilenler, kanun kapsamında ek ödemeden faydalandırılacak.</p>
<p><strong>RGAN BAĞIŞINDA SAYININ ARTMASI İÇİN KOLAYLAŞTIRMA ADIMI</strong></p>
<p>Organ bağışçısı sayısının artırılması ve bağışa ilişkin taleplerin daha kolay ve güvenli yapılabilmesinin sağlanması amacıyla Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun'da değişikliğe gidiliyor.</p>
<p>Buna göre, bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya organ ve dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak e-Devlet Kapısı veya Sağlık Bakanlığınca kurulan bilişim sistemleri üzerinden beyan etmesi ya da resmi veya yazılı bir vasiyetle belirtmesi veya bu konudaki isteğini iki tanık huzurunda açıklaması halinde ölüden organ veya doku alınacak. Bağışçının sağlığında açıkladığı iradesinin yakınlarının hilafına olması halinde, bağışçının iradesi esas alınacak. Söz konusu hallerin bulunmaması durumunda, sırasıyla ölüm anında yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana babası veya kardeşlerinden birisinin, bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvafakatiyle ölüden organ veya doku alınacak. Organları başkasına nakledilen bağışçıların eş ve birinci derece yakınlarına, organ nakline ihtiyaçları olması halinde acil hastalardan sonra gelmek üzere öncelik verilecek.</p>
<p>Organ bağışı beyanları, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na uygun olarak Sağlık Bakanlığı merkezi kayıt sistemine kaydedilecek. Organ bağışı beyanları, beyan esnasında bağışçı tarafından belirlenen kişilere bildirecek ve bu kişiler haricindekilere beyin ölümü tespitinden önce açıklanamayacak.</p>
<p>İmar Kanunu'nda, ihtiyaç duyulması halinde acil sağlık hizmetleri istasyonu, sağlıklı hayat merkezi veya aile sağlığı merkezlerinin parklarda konumlandırılması ve acil sağlık hizmetleri ile birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması amacıyla düzenleme yapılıyor.</p>
<p>Buna göre, toplam yüz ölçümü 2 bin 500 metrekareden büyük parklarda eş değer alan ayrılmaksızın ve imar planı değişikliği yapılmadan acil sağlık hizmetleri istasyonu, sağlıklı hayat merkezi ve aile sağlığı merkezi yapılması için Sağlık Bakanlığının talebi üzerine yetkili idare veya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yer tahsisi yapılacak.</p>
<p>Tahsis işlemi, yüz ölçümü 2 bin 500 metrekareden 5 bin metrekareye kadar olan parklarda muvakkat yapı ölçülerini aşmamak, 5 bin metrekareden büyük parklarda ise 250 metrekare taban alanı, kat adedi 2 ve bina yüksekliği 7,50 metreden fazla olmamak kaydıyla yapılacak sağlık tesisleri için tahsis edilen alan büyüklüğü, taban alanının iki katını geçmeyecek şekilde Sağlık Bakanlığınca talep edilen yüz ölçümü kadar yapılacak.</p>
<p>Bu hüküm kapsamında tahsis edilen yerler ile bu amaçla inşa edilen binalar devredilemeyecek ve başka bir amaçla kullanılamayacak. Bu yerlerin devredilmesi veya tahsis edilen amaca aykırı kullanılması halinde yapılan tahsis kaldırılacak.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_687dd1352f838.jpg" length="46601" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 21 Jul 2025 08:33:48 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Dumansız Türkiye Seferberliği Başladı: Başvurular Rekor Kırdı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dumansiz-turkiye-seferberligi-basladi-basvurular-rekor-kirdi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dumansiz-turkiye-seferberligi-basladi-basvurular-rekor-kirdi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Akciğer kanseri, kalp hastalıkları ve KOAH gibi ölümcül rahatsızlıklara neden olan tütün kullanımı, Türkiye'de her yıl 100 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açıyor. Sağlık Bakanlığı başlattığı kampanyalar ile milyonlara umut olurken, sigara bırakma polikliniklerine rekor başvuru yapıldı. Tütün ve tütün ürünleriyle mücadelenin 16'ncı yılında "Dumansız Türkiye" kampanyası başlatıldı. Peki yeni kampanya döneminde hangi adımlar atılıyor, önceki kampanyadan kaç kişi destek aldı? Sağlık Bakanlığı yeni kampanyanın detaylarını duyurdu. </span></p>
<p><span>Her yıl 100 binden fazla insanın yaşamını yitirmesine neden olan tütün bağımlılığına karşı Türkiye'de yeni bir seferberlik başlatıldı. Sağlık Bakanlığı, tütün ve tütün ürünleriyle mücadelede 16. yılına girerken, "Dumansız Türkiye" adlı yeni kampanyasını kamuoyuna duyurdu. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, kampanyayı <strong>"Tütünle Mücadelede 16. Yıl! Geleceğimizin teminatı çocuklarımız için, daha sağlıklı yarınlar için, hep birlikte DAHA GÜÇLÜ, Dumansız TÜRKİYE #DumansızTürkiye #TütünleMücadele #16Yıl"</strong> mesajıyla paylaştı. "Tütün ve Tütün Ürünleriyle Mücadele" konulu basın metninde kampanyanın detayları paylaşıldı.</span></p>
<p><strong>Türkiye'de Her Yıl 100 Bin Kişi Tütün Kullanımı Nedeniyle Hayatını Kaybediyor</strong></p>
<p>Tütün kullanımı, Türkiye'de ve dünyada "önlenebilir ölümler"in en önemli nedenlerinden biridir. Akciğer kanseri başta olmak üzere kanserler, kalp damar hastalıkları, KOAH gibi pek çok hastalığın sebepleri arasında ilk sırada tütün ve tütün ürünleri kullanımı yer almaktadır.</p>
<p>Sağlık Bakanlığının yaptığı bir çalışmaya göre 2023 yılında 15 yaş ve üzeri nüfusta tütün ürünü kullanımı yüzde 34,8'dir. Türkiye'de her yıl yaklaşık 100 bin kişi tütün ve tütün ürünlerine bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir.</p>
<figure>
<figcaption>
<p><strong>Stratejik Bir Dönüşüm: "Dumansız Türkiye"</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı tarafından, tütün ve tütün ürünleriyle mücadele çalışmalarına yeniden ivme kazandırmak için "Dumansız Türkiye" vizyonu belirlenmiştir. "Dumansız Türkiye" vizyonu, bireyleri tütün bağımlılığından kurtulmaya teşvik eden, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeye yönlendiren bir toplum oluşturma amacını taşımaktadır. Bu amaca erişmek için "Dumansız Türkiye" vizyonu temelinde hazırlanan Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı 2024-2028 belgesi ile tütün ürünü kullanımı ve buna bağlı sorunları ülke gündeminden kalıcı olarak çıkarmak, gençler başta olmak üzere toplumu korumak için birçok çalışma planlanmış ve uygulanmaktadır. 2025 yılında yapılan iller arası çapraz denetimlerde 40 bin 266 denetim yapılmış olup 3 bin 718 ihlal tespit edilmiştir.</p>
<p><strong>671 Sigara Bırakma Polikliniğinde Hizmet Veriliyor</strong></p>
<p>Türkiye'de tütün ürünü kullananların bırakmaları teşvik edilmekte ve bırakmak isteyenlere ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı ve sigara bırakma poliklinikleri aracılığıyla hizmet sunulmaktadır. 2009 yılında 62 sigara bırakma polikliniği ile hizmet sunulurken 2025 yılının Haziran ayı sonu itibarıyla Türkiye genelinde 671 sigara bırakma polikliniğinde hizmet sunulmaktadır. Sigara bırakma poliklinikleri ve ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı entegrasyon içinde çalışmaktadır.</p>
<p>Sigara bırakma tedavisinde kullanılan ilaçlar, 2011 yılından itibaren Sağlık Bakanlığı tarafından alınarak sigara bırakma polikliniklerinde hekimler tarafından uygun görülen hastaların tedavisi için ücretsiz olarak kullanıma sunulmaktadır. 2025 yılında 72 bin 752 kişi ücretsiz olarak bu ilaçlardan faydalanmıştır.</p>
<p><strong>Sigara Bırakma Polikliniklerine Başvuru Sayısı Yüzde 85 Artış Gösterdi</strong></p>
<p>Tütün ürünü kullanımının toplum sağlığına, çevreye, ekonomiye ve sosyal yapıya zararları hakkında toplumun geniş kesimlerine ulaşarak farkındalık oluşturmak amacıyla 20 Mayıs – 10 Temmuz 2025 tarihleri arasında uygulanmak üzere "Sigarayı Bırak, Hayatını Değiştir" temalı bir kampanya başlatılmıştır. Kampanyanın hayata geçirildiği tarihler arasında tütün ürünü kullanan 188 bin 760 kişiye temas edilmiş; 168 bin 601 kişi sigara bırakma polikliniklerine yönlendirilmiştir. Kampanya süresince sigara bırakma polikliniklerine yapılan başvuru sayısı 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 85 artış göstermiştir.</p>
<p></p>
</figcaption>
</figure>
<div class="ad-control-full">
<div data-mbzone="300x250_paging_infinite" data-wbzone-loaded="300x250_paging_infinite">
<div vctrl="" lazy="" ad="id_d_300x250_paging_infinite" sz="d_size_300x250_1" st="300x250_paging_infinite" threshold="1000" id="300x250_paging_infinite_0" sp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/galeri/300x250_paging_infinite" asp="/31110078,22727463451/ahaber/desktop_web/viewable/300x250_paging_infinite" data-google-query-id="CLXJ7bz5yo4DFXVUpAQdiBkaew"></div>
</div>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_687c9fb14da3e.jpg" length="39803" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 20 Jul 2025 10:50:14 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sıcak Havalarda Sessiz Tehlike: Tansiyon Hastaları ve Yaşlılar Risk Altında!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sicak-havalarda-sessiz-tehlike-tansiyon-hastalari-ve-yaslilar-risk-altinda</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sicak-havalarda-sessiz-tehlike-tansiyon-hastalari-ve-yaslilar-risk-altinda</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kavurucu sıcaklarda dışarıda uzun süre kalmak, özellikle risk grupları için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Uzmanlar, aşırı sıcaklara maruz kalmanın beyin kanaması riskini artırdığını belirtiyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Adana'da sıcaklar mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor. Son günlerde 40 dereceyi aşan hava sıcaklığı nedeniyle vatandaşlar serinlemek için gölge ve kapalı alanlara yöneliyor.</p>
</div>
<p><span>Uzmanlar ise, özellikle uzun süre güneş altında kalmanın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Sıcak havalarda şapka takmadan yürümek veya çalışmak beyin kanamasına neden olabiliyor.</span></p>
<p>Konuyla ilgili açıklama yapan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, aşırı sıcakların insan sağlığı üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek, "Aşırı sıcaklar beyin kanamasına yol açabilir. Ancak bu sıcaklar herkeste beyin kanamasına yol açmaz. Aşırı sıcaklarda beynin tansiyondaki oynamalara karşı kendisini koruduğu oto regülasyon sistemi var. Sıcak havalarda damarlarda aşırı bir genişleme, bunun sonucu olarak da tansiyonda düşme olur. Tansiyon düşmesi ise beyne veya diğer organlara giden kan miktarlarında azalmaya yol açar. Beyin de buna hemen tepki olarak onu dengelemeye çalışır. Kalp hızı artar ve eğer yaşlıysanız, damar duvarınız zayıfsa, idrar söktürücü ilaç kullanıyorsanız, tansiyon hastasıysanız bu durumlar beyinde kanamaya yol açar" ifadelerini kullandı.<br><br><strong>"YETERİ KADAR SIVI ALMAMAK KANDA KOYULAŞMAYA YOL AÇIYOR"</strong></p>
<p>Tansiyon hastaları ve idrar söktürücü ilaç kullananların daha dikkatli olması gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Şen, "Aşırı sıcaklarda beraberinde terlemede fazla olduğu için vücut sıvı kaybediyor. Yeteri kadar sıvıyı vücuda almadığınızda ise kanda koyulaşma, yoğunlaşma oluyor. Bu yoğunlukta beyin ve kalp damarlarında tıkanıklığa yol açarak felçlik yapar ya da kalp, fazla efor harcayarak tansiyon hastalığı olarak kendisini gösterebilir. Tansiyon hastasıysanız, idrar söktürücü ilaçlar alıyorsanız muhakkak dikkatli olmanız gerekiyor" diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Orhan Şen, özellikle yaşlılar, tansiyon hastaları ve ağır işlerde çalışanların sıcak saatlerde dışarı çıkmamalarını, bol sıvı tüketmelerini ve güneşten korunmalarını önerdi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_687b2eca7f8b7.jpg" length="39228" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 19 Jul 2025 08:36:15 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akseki&amp;apos;de Acil Sağlık Hizmetleri İçin Yeni İstasyon Kuruluyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/aksekide-acil-saglik-hizmetleri-icin-yeni-istasyon-kuruluyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/aksekide-acil-saglik-hizmetleri-icin-yeni-istasyon-kuruluyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya'nın Akseki ilçesine 4 hekimli aile sağlığı merkezi, 112 acil sağlık hizmetleri istasyonu ve ilçe sağlık müdürlüğü hizmet binasından oluşacak sağlık kompleksi yapılacak.</span><br><span>Akseki ilçesinde sağlık hizmetlerine erişimi artırmak ve vatandaşlara daha hızlı hizmet sunmak amacıyla yüklenici firma tarafından Akseki Aile Sağlık Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunun yapımına başlandı. 1030 metrekare büyüklüğünde inşa edilen sağlık kompleksi, 4 hekim birim kapasiteli olacak şekilde planlandı.</span><br><span>Mevcut sağlık ocağı bahçesine yapılıyor</span><br><span>Mevcut Akseki Sağlık Ocağı bahçesine yapımı başlanan sağlık kompleksi tamamlandığında yaklaşık 1030 metrekare büyüklüğünde Zemin+1 katlı bir yapı şeklinde hizmet verecek olan yapının zemin katında teknik zorunlu mekanlar ve ıslak hacimler dışında Aile Sağlığı Merkezine ait sağlık birimleri ile 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonuna ait bölümler yer alacak. Üst katında ise yine Aile Sağlığı Merkezine ait bazı birimlerin yanı sıra İlçe Sağlık Müdürlüğü Hizmet Binası olarak kullanılacak bölümler yer alacak.</span><br><span>Antalya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ihale iş ve işlemleri yürütülerek açık ihale usulü ile ihale edilen, anahtar teslimi götürü bedel tutarı olarak 39 milyon 590 bin TL bedel üzerinden ihale edilen sağlık kompleksinin, 17.05.2026 tarihine kadar tamamlanması planlandığı bildirildi.</span><br><span>Modern donanımlı sağlık tesisi</span><br><span>Tamamlandığında bölge halkına önemli katkılar sağlayacak olan sağlık merkezi, modern donanımlara sahip Aile Sağlık Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile hizmet verecek. Vatandaşların daha kaliteli ve hızlı sağlık hizmeti alabilmesi için planlanan proje, ilçenin sağlık altyapısını güçlendirecek. Yetkililer, projenin tamamlanmasıyla birlikte ilçede sağlık hizmetlerinin daha etkin ve erişilebilir hale geleceğini vurguladı.</span><br><span>İlçede sağlık altyapısını güçlendirecek bu önemli yatırımın en kısa sürede tamamlanarak hizmete açılacağını belirten AK Parti Akseki ilçe başkanı Halis Gündoğdu, şu ifadeleri kullandı: "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha kolay erişimini sağlamak amacıyla hayata geçirilen bu projeyi en kısa sürede tamamlayarak hizmete sunacağız"</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_6878faec188a0.jpg" length="158208" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 17 Jul 2025 16:30:32 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yaz Aylarında Hızlı Kilo Vermek İsteyenlere Uzman Tavsiyeleri</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yaz-aylarinda-hizli-kilo-vermek-isteyenlere-uzman-tavsiyeleri</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yaz-aylarinda-hizli-kilo-vermek-isteyenlere-uzman-tavsiyeleri</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Yaz aylarının gelmesiyle birlikte fazla kilosundan kurtulmak isteyen birçok kişi zayıflama sürecine giriyor. Ancak uzmanlar, beslenmede sık yapılan bazı hataların kilo vermeyi zorlaştırdığını, hatta bazı durumlarda kilo alımına yol açabileceğini belirtiyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının azalması ile birlikte obezite ve aşırı zayıflığa bağlı hastalıklar da hızla yaygınlaşıyor. İdeal kilosuna kavuşmak isteyen kişiler için beslenme ve diyet uzmanları eşliğinde uygulanacak doğru ve sağlıklı diyet programları büyük önem taşıyor.</p>
</div>
<p><span>Midenin ne yenilirse yenilsin 4 saat içinde boşaldığına dikkat çeken Uzman Diyetisyen Veysel Ciğerli, "Bir sonraki öğününüzde fazla yemeyi engellemek için 2-2,5 saatte bir beslenmenizde fayda vardır. Kan şekerinin dengelenmesi için "3 ana, 3 ara öğün" şeklinde beslenme kuralına uymak gerekmektedir" dedi.</span></p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_484906266" data-notsy-mapped-container="1">
<div id="video_63993-container" class="nts-container" data-mobile="0">
<div class="ym-video--sub-container" id="video_63993-sub-container">
<div id="video_63993-float-container" class="nts-float-container ym-float-container__sticky">
<div class="ym-video--player-container">
<div class="video-js vjs-default-skin vjs-big-play-centered vjs-paused video_63993-dimensions vjs-fluid vjs-controls-enabled vjs-workinghover vjs-v7 vjs-user-active" id="video_63993" lang="tr" role="region" aria-label="Video Player" tabindex="-1"><video width="300" height="150" id="video_63993_html5_api" class="vjs-tech" tabindex="-1" muted="muted" preload="none" poster="https://membrana-cdn.media/video/ahb/custom-414902-20250707-0.webp" src="https://membrana-cdn.media/video/ahb/custom-414902-20250707-desktop.mp4?r=53464">
<div pseudo="-webkit-media-controls" class="sizing-small phase-pre-ready state-no-source" data-mce-fragment="1">
<div pseudo="-webkit-media-controls-enclosure" data-mce-fragment="1"><br></div>
</div>
</video>
<div class="vjs-poster" aria-disabled="false"></div>
<div class="vjs-text-track-display" aria-live="off" aria-atomic="true">
<div></div>
</div>
<button class="vjs-big-play-button" type="button" title="Play Video" aria-disabled="false"><span aria-hidden="true" class="vjs-icon-placeholder"></span><span class="vjs-control-text" aria-live="polite">Play Video</span></button></div>
</div>
<div class="ym-video-sticky-close ym-video-sticky-close__md ym-video-sticky-close__square ym-video-sticky-close__left">
<div><svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 20 20"><path stroke="#fff" d="M 5,5 L 15,15 M 15,5 L 5,15" stroke-width="1"></path></svg></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>"KAHVALTI YAPINCA METABOLİZMA HIZLANIR"</strong><br>Düzenli kahvaltı etme alışkanlığının sağlıklı bir hayat için şart olduğunu vurgulayan Uz. Dyt. Veysel Ciğerli, "Metabolizma uyandıktan hemen sonra kahvaltı yapınca metabolizma hızlanmaya başlayacaktır. Aksi takdirde kahvaltı yapmadan öğle yemeğine kadar aç kalınırsa yavaşlamış metabolizma hızı ile birlikte diğer öğünümüzde daha fazla yemek kaçınılmaz olacağından kilo almakta beklenen bir sonuç olacaktır. Sabahın erken saatlerinde dengeli bir kahvaltı ile güne başlamak metabolizmamızın hızlanmasını sağlayarak daha rahat kilo vermemize yardımcı olacaktır" diye konuştu.</p>
<p><strong>"SADECE BİR KASE ÇORBA DİYE KENDİNİZİ KANDIRAMAZSINIZ"</strong><br>Zayıflamak için yemek tabaklarının ve çorba kaselerinin küçültülmesi tavsiyesinde bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ciğerli, "Böylece sadece 1 kase çorba diye kendinizi kandırmazsınız. Psikolojik olarak o tabaktaki yemekleriniz bittiği zaman kendinizi doymuş hissedersiniz. Bir diğer önemli nokta da ekmek tüketimidir. Ekmek ve yerine geçen tahıl ürünleri yemeden zayıflamak söz konusu olduğunda ne yazık ki işin sağlık boyutundan hiç bahsedilmiyor. Bu denli bilinçsizce yapılan öneriler bireylerde birçok hastalığın artışına sebep olabiliyor. Tam tahıllı ekmek içeren diyet, lif oranı yüksek olduğundan dolayı acıkmayı geciktirir ve uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur. Karbonhidrat kaynağı bir besin olan ekmeğin sindirimi ağızda başlar ve çok kısa sürede beyne tokluk sinyallerini iletir. Öğününüze 1 parça ekmeği çiğneyerek başlayın. Böylece daha kontrollü bir öğün geçirerek tokluk hissi sağlamış olacaksınız. Ayrıca tam tahıl ekmeği B12 vitamini hariç bütün B grubu vitaminlerinin temel kaynağıdır" ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>LİFLİ BESİNLER TÜKETİLMELİ</strong><br>Liflerin sadece bitkisel kökenli besinlerde bulunduğumu belirten Uz. Dyt. Veysel Ciğerli, "Lifler sindirim sisteminden parçalanmadan geçmektedir. Bu da kişinin uzun süre tok kalmasını sağlayarak daha az yemek yenmesini sağlamaktadır. Lifler, kandaki kötü kolesterolün düşürülmesine yardımcı olup, sindirim sisteminin daha aktif çalışmasını sağlamaktadır. Ayrıca lifli besinler kabızlığın geçmesini, hemoroid problemlerinin giderilmesini, vücudun şeker seviyesinin dengelenmesini sağlar, aynı zamanda kalp sağlığını koruma açısından da önem arz etmektedir. Yapılan araştırmalar lifli besin tüketenlerin, tüketmeyenlere göre daha fazla kilo verdiklerini ortaya koymuştur" dedi.</p>
<p>Uz. Dyt. Veysel Ciğerli lif içeren yiyecekleri de buğday kepeği, kepekli çavdar unu, arpa unu, yulaf, kuru erik, armut, narenciye ürünleri, elma, muz, fasulye, nohut, sarı ve yeşil mercimek, yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar, lahana, brokoli, yeşil fasulye, salatalık, kereviz, soğan, domates, biber, patlıcan ve havuç olarak sıraladı.</p>
<p>Uz. Dyt. Ciğerli, sağlıklı bir zayıflama için paketli olarak satılan hazır gıdalardan da uzak durulması gerektiğini ifade etti. Bu ürünlere gıdanın dayanıklılığını artırmak için katkı maddeleri, gıda boyaları ve kimyasal içeren yiyecekler konulduğuna dikkat çeken Uz. Dyt. Ciğerli, "Evde yapılmayan, organik olmayan ve marketlerden alınan hemen hemen tüm paketli ürünler hazır gıdalar sınıfına girmektedir. Hazır gıdaları daha az tüketmek için domates salçası, biber salçası, turşu ve tarhana gibi bütün bir yıl tüketilebilecek besinleri evde yapabilirsiniz. Hazır bulyonları kullanmak yerine et, tavuk ve balık sularını evde hazırlamak, yemeğinize daha az katkı maddesinin girmesini sağlar" şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>"SU TÜKETİMİ ARTIRILMALIDIR"</strong><br>Uz. Dyt. Veysel Ciğerli, tatlı krizlerinde meyve ve kuru meyve kullanılmasını belirterek, "Tatlı ve şeker tüketimini azaltmak veya ortadan kaldırmak için mutlaka diyete doğal şeker içeren kuru meyveler, taze meyveler, meyveli yoğurtlar eklenmelidir. Bu besinleri ara öğün olarak tüketebilirsiniz. Artan sıcak havaların etkisiyle terleme sonucu sıvı kaybı artacağından su tüketimi arttırılmalıdır. Su, metabolizmanın hızlanmasına katkı sağlar, böbreklerdeki toksik maddelerin atımına yardımcı olur. Su içmek için susamayı beklemeyiniz. Ortalama yetişkin bir insanın 2-2,5 litre su tüketmesi, her mevsim ve yaş için önerilir. Metabolizmayı hızlandıran en temel faktör fiziksel aktivitenin arttırılmasıdır. Günlük hayatta yakın mesafelere araba ile gitmek yerine yürüyüşü tercih etmek, asansör kullanmak yerine merdivenleri kullanmak gibi fiziksel aktivitelerle ya da dans etmek gibi eğlenceli aktivitelerle hem kendinizi daha iyi hissedebilir hem de daha sağlıklı bir vücuda sahip olabilirsiniz. Düzenli uyku ile kilo kaybınızın ve diyete olan uyumunuzun direk ilişkili olduğunu unutmayın. Düzenli uyku zihinsel gelişim ve dinlenmeyi olumlu yönde etkileyerek metabolizma hızının artmasına yardımcı olur" ifadelerini kullandı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_68788d0d4af8e.jpg" length="89279" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 17 Jul 2025 08:41:38 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Ritim Bozukluğu ve Kalp Krizi Riski: Enerji İçeceklerine Dikkat</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/ritim-bozuklugu-ve-kalp-krizi-riski-enerji-iceceklerine-dikkat</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/ritim-bozuklugu-ve-kalp-krizi-riski-enerji-iceceklerine-dikkat</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, fazla miktarda tüketilen enerji içeceklerinin ritim bozukluğunun başlıca nedeni olduğunu belirterek, risk faktörü olan insanlarda ise kalp krizini tetiklediğini vurguladı.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Günümüzde her yaş grubuna hitap eden ve kolaylıkla temin edilebilen enerji içecekleri, sağlığa ciddi zararlar verebiliyor. Özellikle çocuklar ve gençler arasında yaygın olarak tüketilen bu içecekler, içerisinde bulunan bazı uyarıcı maddeler nedeniyle kalp ritmini artırabiliyor ve ritim bozukluklarını tetikleyebiliyor.</p>
</div>
<p><span>Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, enerji içeceklerinin içeriğinde bulunan bazı maddelerin geçici bir enerji hissi verdiğini ancak kalp hızını artırarak ritim bozukluklarına yol açabileceğini belirterek, bu durumun kalp krizini tetiklediğini ifade etti.</span></p>
<p><strong>"Yaygın olarak tüketiliyor"</strong></p>
<p>İsmail Erdoğu, kalp hastalarının enerji içeceği tüketmesini tavsiye etmediğini belirterek, "Günümüzde enerji içecekleri yaygın olarak tüketiliyor. Yaş grubunda bağımsız olarak satılıyor. Çocuklar dahil kolayca alıp kullanabiliyor. Bu içeceklerin içerisinde bir takım enerji verecek maddeler var. Ancak bazı moleküller de kalp hızını arttırma ve ritim bozukluğunu tetikleme gibi özelliğe sahip. Kalp hastalarının enerji içeceği tükenmesini tavsiye etmiyorum. Bazı insanlar alkolle beraber kokteyl yaparak tüketiyorlar. Bu durum daha yüksek ritim bozukluklarına ve kalp krizine neden olabilir. Enerji içeceğinin faydasının olduğuna dair bilimsel bir veri yok. Faydası olamayan bir şeyin yan etkileri var demektir. Uyanık kalma gibi durumlar için enerji içeceği yerine kahve tüketim ve bol su tüketimi gibi daha doğal yöntemlerin kullanılmasını tavsiye ediyorum" dedi.</p>
<p><strong>"Kalp krizini tetikleyebilir"</strong></p>
<p>Peş peşe içilen enerji içeceklerinin ritim bozukluklarına neden olabileceğini söyleyen Erdoğu, "Peş peşe fazla miktarda tüketilen enerji içecekleri mutlaka kalp hızının artmasına ve ritim bozuklularına sebep olabilir. Günümüzde fazla alkol alımına bağlı bir takım ritim bozukluklarında bahsediyoruz. Gelecekte de fazla miktarda tüketilen enerji içecekleri, ritim bozukluklarının sebebidir diyebileceğiz. Nasıl ki çok fazla sigara içen bireyler biz halı sahada maç yapmalarının kalp krizine neden olabileceğini belirtiyorsak, şimdilerde insanlar bu durumu enerji içecekleri vasıtasıyla gerçekleştiriyorlar. Kalp hızları bu içeceği içtikleri zaman 90 ila 120'lere çıkmaktadır. Risk faktörü olan bir insanda da bu durum kalp krizini tetikleyebilir" diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_68773821cfe3d.jpg" length="43768" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 16 Jul 2025 08:27:19 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlardan Uyarı: Tahılsız Diyetler Besin Eksikliğine Yol Açabilir</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-uyari-tahilsiz-diyetler-besin-eksikligine-yol-acabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-uyari-tahilsiz-diyetler-besin-eksikligine-yol-acabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, son dönemde popülerleşen bazı diyetlerin temel tahılları dışlamasının ciddi besin eksikliklerine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle arpa ve buğday gibi temel besin kaynaklarını tamamen hayatından çıkaran bireylerin, zamanla vücut için hayati önem taşıyan bazı mineralleri yeterince alamadığına dikkat çekiliyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yalnız, glüten hassasiyeti hakkında önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Glütenin temel besin kaynağı olması nedeniyle önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yalnız,<span> </span><strong>"Glüten buğday, arpa ve çavdar gibi temel tahıllarda bulunan bir besin öğesidir. Çölyak hastalığına yol açar. Çölyak hastaları, glüteni tamamen hayatlarından çıkarmaları gerekiyor. Glütensiz beslenme temel bir beslenme şeklidir. Bir de glüten hassasiyeti var. Bu daha çok bir alerji gibi tanımlayabiliriz. Bunun tedavisi daha kolay. Glütensiz diyetle beslenebilir ama teşhisi zor bir durum. Çölyak hastalığı gibi ömür boyu glütensiz beslenmek gerekiyor. Geçici olabiliyor. Bir yıl süreyle glütensiz beslenme tavsiye ediliyoruz. İnsanların herhangi bir glüten duyarlılığı olmamasına rağmen glüten diyetle beslenmeye başladıklarını görüyoruz. Ama bu gerekli değil. Glüten beslenmek bir miktar sağlıklı gibi gelebilir ama burada kaçırılmaması gereken durumlardan bir tanesi acaba biz bunlarda glütensiz mi besleniyoruz yoksa arpa, buğday, çavdarın içinde olduğu için bunlardaki başka maddeleri almadığımız için mi biz rahat ediyoruz"</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Mehmet Yalnız,<span> </span><strong>"Bence bir hekim tarafından glütene karşı herhangi bir hassasiyet tetkikle saptanmamışsa, sürekli ve devamlı bir glütensiz diyetle beslenmek çok doğru değil. Çünkü temel besin kaynağımız olan arpa ve buğdayı beslenmemizden çıkarmış oluyoruz. Bu durumda kalsiyum gibi bizlere gerekli olan bazı besin değerlerini alamıyoruz. Glütensiz beslendiğimiz zaman glüten içermeyen karbonhidrattan zengin beslenerek kalp, şeker, obezite, kolesterol ve metabolik hastalıkla maruz kalabiliyoruz. Bence sadece şişkinlik, gaz veya sağlıklı besleniyorum demek için glütensiz beslenmeyi hayatımızın merkezine koymamamız gerekiyor"</strong><span> </span>şeklinde konuştu.</p>
<p></p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_6875f56340bce.jpg" length="104299" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 09:30:12 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sıvı Tüketiminde Büyük Yanılgı: Su Yerine Çay ve Kahve Olmaz</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sivi-tuketiminde-buyuk-yanilgi-su-yerine-cay-ve-kahve-olmaz</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sivi-tuketiminde-buyuk-yanilgi-su-yerine-cay-ve-kahve-olmaz</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Türkiye olarak çayı çok seviyoruz. Ancak çay veya kahve içtiğimizde su ihtiyacımızı karşıladığımızı düşünmek doğru değil. Uzmanlar, çay ve kahvenin idrar söktürücü etkisi olduğunu ve bu nedenle vücuttan su kaybını artırabileceğini belirtiyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>TÜ Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Öztürk, iklim değişikliğiyle birlikte artan hava sıcaklıklarında, vatandaşların özellikle sıcak çarpmasına dikkat etmeleri gerektiğini, 11.00 ile 17.00 saatleri arasında mecbur olmadıkça dışarı çıkılmaması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:</p>
</div>
<p><strong>"İklim değişiklikleri özellikle son yıllarda aşırı sıcak havaları da beraberinde getirdi. Bu sıcak havalarda dikkat etmemiz gereken belli noktalar var. Özellikle kalp damar sağlığını tehdit eden durumlar ortaya çıkabilir. Bizim sıcak çarpması dediğimiz klinik durum genelde vücudumuzun iç sıcaklığının 40,5 derecelerin üzerine çıkmasında görülür. O nedenle havalar özellikle 40 derece üstüne çıktığında risk de taşır. İlk yapmamız gereken sıcaktan uzak durmak. Yani olabildiğince günün en sıcak saatlerinde bu sabah 11.00 ile akşam üzeri 17.00-18.00 civarı olabilir. Bu saatlerde eğer mecbur değilsek dışarıda açık havada bulunmamak. İkinci yapabileceğimiz şey; vücudumuzun su ihtiyacını yeterince karşılamak ve biraz da fazlasını almak. Çünkü sıcak havalarla birlikte terlemeyle, nefes alıp verirken, buharlaşma yoluyla su kaybı fazla oluyor. Bu su kaybı, tansiyon düşüklüklerine neden olabilir. Beraberinde kalp hastalığı da varsa daha acil durumlara da yol açabilir. O nedenle mutlaka yanımızda bir şişe su taşıyarak sıcak çarpmasından korunmak amacıyla suyumuzu düzenli olarak almaya özen göstermeliyiz."</strong></p>
<p><strong>'GENİŞ SİPERLİKLİ ŞAPKA TAKILMALI'</strong></p>
<p>Prof. Dr. Öztürk,<span> </span><strong>"Üçüncü ve alabileceğimiz önlem kendimizi soğutmak amacıyla suyu püskürterek üfleyen bu parfüm şişelerine benzeyen şişelerden olabilir. Bununla özellikle yüz boyun bölgesine su püskürtmek ince partiküller halinde soğumayı sağlayacaktır. Mutlaka şapka takmamız gerekiyor. Şapkaların mümkünse siperlikleri geniş olmasında yarar var. Bu daha koruyucu olacaktır"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p><strong>UYKU ORTAMI SICAKLIĞINA DİKKAT</strong></p>
<p>Prof. Dr. Öztürk, uykunun da ortam sıcaklığından doğrudan etkilendiğini belirterek,<span> </span><strong>"İdeal uyku ortamı sıcaklığı, 19-20 derece civarında verilir kitabi olarak. Bizim bazen bu derecelerde tutmamız mümkün olmuyor ama 22 derecenin üstüne çıktığında yatak odası sıcaklığı uyku kalitesi bozulmaya başlıyor. Uykuya dalmakta zorlanabiliriz. Uykuyu sürdürmekte zorlanabiliriz veya 16 derecenin altında düştüğünde soğuk havalarda da uyku kalitesi bozulur. Özellikle yatak odasında klima bulunduran evler için şunu önerebiliriz. Klimaları uyku sırasında çalıştırmamakta yarar var. Ya da yatmadan bir saat, bir buçuk saat öncesinde çalıştırıp odanın böylece nemini almasını sağlamakta fayda var. Belirli bir soğuması sağladıktan sonra klimayı kapatıp yatmak. Ama bu idare etmiyorsa oda sıcaklığını 24 derecenin altına da düşürmeden yani klima sıcaklığını 23-24 dereceye ayarlayarak çalıştırmak klimaya bağlı soğuk sıcak dengesizliğine bağlı, hastalanmaların önüne geçecektir"<span> </span></strong>diye konuştu.</p>
<p><strong>'BOL KIYAFETLER GİYMEK VÜCUDU RAHATLATACAKTIR'</strong></p>
<p>Prof . Dr. Öztürk, sıcak havalarda kıyafet seçiminin de doğru yapılması gerektiğine dikkat çekerek,<span> </span><strong>"Vücudumuzun iç sıcaklığı 37 derecedir. Bu vücudun dış katmanlarına doğru azalır. 22 derecelere kadar düşer. Fakat ortam ısındığında kor sıcaklık dediğimiz sıcaklık da içten daha artmaya başlıyor ve özellikle bu kor sıcaklığın 40 derece üstüne çıkması da risk teşkil ediyor. Bunun için pek çok önlem alınabilir. Dışarı çıkarken örneğin açık renkli kıyafetler giymek, ışığı yansıtacağı için bizi rahatlatacaktır. Bir diğeri çok sıkı, vücudumuza yapışan kıyafetler yerine daha bol, içeride hava boşluğu bırakabilen kıyafetler giymek yine rahatlatacaktır. Bir diğer dikkat edeceğimiz nokta bu kıyafetin üretildiği tekstil ürünü türü. Yani naylon tarzı kıyafetler biraz daha terlemeyi hapsetmeyeceği için vücudu rahatsız edebilir. Ama pamuklular veya keten tarzında kıyafetler vücudumuzun daha rahat olmasını sağlar. Yani olabildiğince bol rahat havadar ve açık renkli giyim sağlamalıyız"</strong><span> </span>ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>'ÇAY VE KAHVE SU İHTİYACINI KARŞILAMAZ'</strong></p>
<p>Çay veya kahvenin, vücudun ihtiyaç duyduğu suyu karşılamadığını dile getiren Prof. Dr. Öztürk,<span> </span><strong>"Su alımı çok önemli. Suyumuzu yanımıza taşıyarak sürekli su ihtiyacımızı karşılayacak önlemler almak zorundayız. Genel olarak önerilen ortalama günde iki buçuk, üç litre civarında sudur. Ama bunu çoğumuz karşılayamıyoruz. Su olarak karşılayamıyoruz. Bir de bir tabii ki çayı seven bir milletiz. Çay, kahve içtiğimiz zaman bir yerde su ihtiyacımızı karşıladığımızı düşünüyoruz ama bu hatalı bir düşünce. Çünkü çay, kahve gibi içecekler aynı zamanda idrar söktürücü özellik gösterir. Aldığımız kadarını veya daha fazlasını kaybettirebilir bize. O nedenle su ihtiyacını su olarak karşılamakta yarar var. Ama o kadar suyu sevmediğimiz zaman su oranı yüksek olan gıdaları tüketmek de buna katkı sağlar. Örneğin salatalık tüketiyorsunuz diyelim. Salatalığın yüzde 90'ı sudur zaten. Bu şekilde gıdalarda su desteği sağlar"</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_6874966075dd5.jpg" length="54975" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 14 Jul 2025 08:32:40 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bilinçsiz D vitamini kullanımı sağlığı tehdit ediyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bilincsiz-d-vitamini-kullanimi-sagligi-tehdit-ediyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bilincsiz-d-vitamini-kullanimi-sagligi-tehdit-ediyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Koronavirüs dönemi sonrasında bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla D vitamini kullanımında ciddi bir artış yaşandı. Uzmanlar, bu artışın hâlâ devam ettiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Semiha Ayaydın Kaplan, D vitamini kullanımının hekim kontrolü dışında gerçekleştiğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekerek, "Kronik hastalıkları yönetmeye yönelik tedavilerle birlikte D vitamini takviyesinin yaygınlaşması, yanlış dozlarda alınması hiperkalsemi, böbrek taşı oluşumu ve kalp ritim bozuklukları gibi ciddi riskleri beraberinde getirebilir" diye konuştu.</p>
</div>
<p><span>Uluslararası araştırmalar tarafından paylaşılan güncel bilgilere dikkat çeken Uzm. Dr. Ayaydın Kaplan, </span><strong>"Günde 4.000 IU üzeri D vitamini alımı uzun vadede bu tür sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ise yetişkin bireyler için günlük üst tolerans limitini 100 mikrogram (4.000 IU) olarak belirlemiştir. İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) de özellikle reçetesiz ve kontrolsüz yüksek doz kullanımına bağlı olarak bildirilen yan etkilere dikkat çekmektedir"</strong><span> ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><strong>BÖBREK VE KALP SAĞLIĞI İÇİN RİSK TAŞIYOR</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Ayaydın Kaplan, aşırı D vitamini kullanımının hiperkalsemiye neden olduğuna değinerek,<strong><span> </span>"Bu, aşırı D vitamini alımının neden olduğu, kandaki kalsiyum miktarının yükselmesiyle karakterize bir durumdur. Bu durumda mide bulantısı, kusma, sık idrara çıkma, kas zayıflığı ve kalp ritim bozuklukları sıkça görülür. Yüksek kalsiyum seviyesi, uzun dönemde böbrek taşı oluşumunu tetikler ve nefrokalsinozis gibi komplikasyonlara zemin hazırlar. Bu durum, böbrek fonksiyon testlerinde belirgin düşüşe yol açabilir"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p>Dr. Ayaydın Kaplan, yanlış doz kullanımına dair uyararak şunları ifade etti:</p>
<p><strong>"Günlük 4.000 IU üzeri takviyeler, özellikle doktor kontrolü olmadan alındığında, kemik sağlığını geliştirirken aynı zamanda böbrek ve kalp fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Uzun süreli yüksek doz kullanım, kalsiyum dengesini bozarak sistemik komplikasyonlara neden olabilir."</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Ayaydın Kaplan'a göre, bu tür sağlık sorunlarının önlenebilmesi için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>"D vitamini kullanan bireylerin kan D vitamini (25‑OH‑D) ve serum kalsiyum düzeyleri düzenli olarak izlenmelidir. Takviye dozlaması mutlaka doktor gözetiminde yapılmalıdır. Diyet ve güneş maruziyeti de hesaba katılarak total D vitamini miktarı hesaplanmalıdır."</strong></p>
<p><strong>D VİTAMİNİ TEDAVİSİ HEKİM KONTROLÜNDE YÖNETİLMELİ</strong></p>
<p>Aşırı doz kullanımı saptanan bireylerde öncelikle D vitamini takviyesi kesilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Ayaydın Kaplan,<span> </span><strong>"Gerekirse sıvı desteği başlanmalıdır. Ciddi hiperkalsemi durumlarında diüretik, kortikosteroid veya bisfosfonat gibi etken maddeli ilaçlar tercih edilebilir. Bu tedavi protokolleri mutlaka hekim kararı ile uygulanmalıdır. D vitamini eksikliği, çözülmesi gereken yaygın bir sağlık sorunudur. Ancak destek amacıyla alınan takviyelerin dozlandırılması, sağlık açısından titizlikle değerlendirilmelidir. D vitamini alımının doktor kontrolünde yapılması, uzun vadede böbrek, kalp ve iskelet sistemi üzerinde oluşabilecek komplikasyonların önüne geçilmesini sağlar"</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_6871f55ac0764.jpg" length="67110" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 12 Jul 2025 08:40:48 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>“Aile Hekimliği Yönetmeliğine Güncelleme: Hasta Takip Süresi 1 Yıla Çıkarıldı”</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/aile-hekimligi-yoenetmeligine-guncelleme-hasta-takip-suresi-1-yila-cikarildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/aile-hekimligi-yoenetmeligine-guncelleme-hasta-takip-suresi-1-yila-cikarildi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre hasta takibinde süre 1 yıla çıkarıldı. Akıllı ilaç kullanımında da kriterler genişletildi.</h2>
<p><strong>"Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik"<span> </span></strong>Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile hasta takibine esas olan altı aylık süre, daha sık izlenmesi gereken gruplar hariç olmak üzere, bir yıla çıkartıldı. Aile hekiminin hizmet verdiği nüfus yapısı değerlendirme kriterleri arasında yerini alırken; akılcı ilaç kullanımının teşviki ve kronik hastalık taramalarını artırmaya yönelik de önemli adımlar atıldı.</p>
<p><strong>HİZMET TAKİBİNDE 6 AYLIK SÜRE 1 YILA ÇIKARILDI</strong><br>Yapılan düzenlemeyle,<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/aile-hekimligi" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">aile hekimliği</a><span> </span>birimlerine yapılan başvuruların takibine esas süre uzatıldı. Son altı ayda aile hekimliğine başvurmama kriteri bir yıla çıkarıldı. 15-49 yaş arası kadınlar veya kronik hastalığı olan kişiler gibi daha sık izlenmesi gereken gruplar için ise mevcut hizmet süreleri korunarak sistemin hassasiyeti devam ettirilecek.</p>
<p><strong>AİLE HEKİMİNİN HİZMET SUNDUĞU NÜFUS YAPISI DEĞERLENDİRMEYE ALINDI</strong><br><span>Yeni düzenlemeyle, aile hekimliği birimlerinin hizmet sunduğu nüfusun yapısı da değerlendirmeye alındı. Özellikle gebe, bebek, çocuk, yaşlı gibi daha sık izlenen ve kapsamlı hizmet sunulan kişilerin bulunduğu veya bu oranların düşük olduğu bölgelerdeki farklı iş yükleri dikkate alınarak parametreler güncellendi. Yeni düzenlemeyle, nüfusu yüksek fakat özellikli gruptaki kişi sayısının az olduğu aile sağlığı birimlerinin iş yükü de dikkate alınarak nüfus sayısı karşılığı oluşan puan sınırı 3 bine kadar yükseltildi.</span></p>
<p><strong>AKILCI İLAÇ KULLANIMINDA KRİTERLER GENİŞLETİLDİ</strong><br>Akılcı ilaç kullanımı kapsamında yapılan değerlendirmelerde geçerli olan kriter sayısı artırıldı. Bundan böyle sadece il ortalaması değil; Türkiye ortalaması, geçmiş dönem performansı ve uluslararası karşılaştırmalar gibi farklı ölçütler de değerlendirmeye dâhil edilecek. Böylece bu alandaki kriter sayısı birden dörde çıkartılmış oldu. Bu değişiklikle, akılcı ilaç kullanımının teşvik edilmesi ve toplum sağlığının korunması hedefleniyor.</p>
<p><strong>MUAYENE HESAPLAMALARINDA KİŞİ SAYISI DİKKATE ALINACAK</strong><br>Günlük muayene sayısı ve hedef muayene sayısı hesaplama usulleri düzenlendi. Bu hesaplamalar artık doğrudan kişi sayıları üzerinden yapılacak. Ayrıca kronik hastalık taramaları ve muayene oranlarına ilişkin süreçlerde; aile sağlığı çalışanlarını teşvik etmeye yönelik adımlar atıldı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_6870a43028811.jpg" length="48054" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 11 Jul 2025 08:42:16 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya’da Yapay Zeka Destekli Robotla Total Diz Protezi Başarısı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-yapay-zeka-destekli-robotla-total-diz-protezi-basarisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-yapay-zeka-destekli-robotla-total-diz-protezi-basarisi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>ANTALYA'da 35 yıldır kalça ve diz kaynaklı yürüme güçlüğü çeken İbrahim T. (67), Özel Uncalı Hastanesi'nde tam robotik cerrahi yöntemiyle yapılan total diz protezi ameliyatı sonrası 1 gün içinde yürümeye başladı. Robot destekli cerrahi yöntemin kullanıldığı operasyon, ortopedi uzmanları Op. Dr. Cengiz Yılmaz ve Op. Dr. Niyazi Öztürk tarafından gerçekleştirildi. Dr. Yılmaz, “Cerahi işlem 35 dakika sürüyor, ancak tüm bu süreci hazırlıklar dahil 2- 3 saatlik bir süreçte tamamladık" dedi. Ameliyatın ardından konuşan İbrahim T. ise “Bu kadar hızlı ayağa kalkacağımı ve ağrılarımın 2 gün tamamen geçeceğini ben de tahmin etmiyordum" diye konuştu.</p>
<p>1990 yılında geçirdiği trafik kazası sonrası kalça ve diz bölgesinde ciddi ağrılar yaşamaya başlayan emekli banka müdürü İbrahim T., son 10 yıldır şikayetlerinin arttığını, özellikle son 1-2 yıldır birkaç yüz metre yürüdükten sonra zorlandığını ifade etti. Hastaneye başvurduktan sonra yapılan tetkiklerde, hem kalça hem de diz bölgesinde ileri düzeyde bozulmalar olduğu belirlenen İbrahim T., robotik cerrahi yöntemiyle gerçekleştirilen diz protezi ameliyatının ardından rahatça yürümeye başladı. Yaşadığı durumu anlatan İbrahim T., “35 yıldır süren ağrılarım vardı. Son 1-2 yılda bu durum daha da kötüleşti. Ayakta en fazla 1-2 dakika kalabiliyordum. Ameliyat oldum, bugün üçüncü gün ve sabah saatlerinden beri asa ile hatta asasız bile dolaşıyorum. Çok memnunum. Bu kadar hızlı ayağa kalkacağımı ben de tahmin etmiyordum" dedi.</p>
<p>ROBOT DESTEKLİ CERRAHİYLE YAPILDI</p>
<p>Ameliyatı gerçekleştiren ortopedi uzmanı Op. Dr. Cengiz Yılmaz, “İbrahim Bey başvurduğunda sağ bacağında uzunluk farkı, dizinde ise ileri derecede eklem aşınması vardı. Hastanemizde yaklaşık 8 yıldır kullandığımız total diz protezi ameliyatlarında ileri teknoloji ürünü olan Navigasyon cihazı ile başarılı sonuçlar alıyoruz. Son bir ay içinde bir üst teknolojik ürün olan hastanemiz bünyesine satın aldığımız yapay zeka destekli Mako Robotik cerrahi sistemiyle bu ameliyatı gerçekleştirdik" dedi.</p>
<p>Ameliyatın cerrahi süresinin yaklaşık 35 dakika olduğunu belirten Dr. Yılmaz, “Cerahi işlem 35 dakika sürüyor, ancak tüm bu süreci hazırlıklar dahil 2- 3 saatlik bir süreçte tamamladık. Kalçadaki problemi tedavi etmedik ama kalçasındaki problemi göz önüne alarak bu işlemi uyguladık. Modern teknoloji sayesinde, yapay zeka desteği ile milimetrik planlama ile protezi uyguladık" diye konuştu.</p>
<p>ULUSLARARASI SERTİFİKALI EKİP</p>
<p>Ameliyatta görev alan bir diğer ortopedi uzmanı Op. Dr. Niyazi Öztürk ise robotik cerrahi uygulamalarında uluslararası geçerliliğe sahip eğitim sürecinden geçtiklerini söyledi. Op. Dr. Öztürk, “Robotik sistem tek başına ameliyatı yapan bir cihaz değil, ciddi planlama, eğitim ve sertifika gerektiren bir teknolojidir. Eğitimimizi kadavra ve kemik modelleri üzerinde tamamladık. Robotun avantajı, hekime yüksek doğrulukla rehberlik etmesi ve hastanın anatomisine özel ve kaliteli protez yerleşimini sağlaması ve son hedef olan çok uzun ömürlü diz eklemi sağlamasıdır" ifadelerini kullandı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_686f701a55eb0.jpg" length="126328" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:47:45 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akciğer Kanseri Vakalarının %20’si Sigara Kullanmayanlarda Görülüyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akciger-kanseri-vakalarinin-20si-sigara-kullanmayanlarda-goeruluyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akciger-kanseri-vakalarinin-20si-sigara-kullanmayanlarda-goeruluyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda sigara kullanmayan bireylerde de akciğer kanseri vakalarının dikkat çeken bir oranda arttığını belirterek, özellikle kadınlarda görülen adenokarsinom tipi akciğer kanserinin artış gösterdiğine dikkat çekti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Bu konuda yapılan son araştırmalara değinen Özkaya, akciğer kanseri teşhislerinin yaklaşık yüzde 20'sinin hiç sigara içmemiş bireylerde konduğunu söyledi.</p>
<p><strong>"Kadınların anatomisi ve bağışıklık sistemi risk faktörlerini artırıyor"</strong></p>
<p>Prof. Dr. Şevket Özkaya, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, "Hiç sigara içmemiş kadınların akciğer kanserine yakalanma ihtimali, sigara içmemiş erkeklere kıyasla iki kattan fazladır. Kadınlarda daha sık görülen otoimmün hastalıklar ve bağışıklık sisteminin fazla çalışmasına bağlı kronik iltihaplanmalar (inflamasyon) bu riski artırabiliyor. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullanılan bazı ilaçlar, vücuttaki değişimlere karşı aşırı yanıt oluşmasına neden olarak kanser gelişimine zemin hazırlayabiliyor" dedi.</p>
</div>
<p><strong>"Kadınlar hava kirliliğine karşı daha savunmasız"</strong></p>
<p>Özkaya, kadınların akciğer yapısının da bu duruma katkı sunduğunu belirterek, "Kadınların akciğerleri erkeklere göre daha küçük ve daha dar hava yollarına sahip. Bu da ince partiküllerin (PM2.5 gibi) daha derinlere inerek akciğerde birikmesine neden olabiliyor. Hava kirliliği, ev kimyasalları, iş yerinde maruz kalınan zararlı maddeler, hatta ev içi yemek pişirme dumanları bile riski artırabiliyor" diye konuştu.</p>
<p><strong>"Ev içi maruziyetlere dikkat edilmeli"</strong></p>
<p>Prof. Dr. Özkaya, sigara içmeyenlerde artan akciğer kanseri riskinin ardında çok sayıda çevresel faktör olduğunu vurguladı: "Radon gazı, pasif içicilik, odun ya da kömürle ısınan yetersiz havalandırılmış ortamlar, yemek pişirme sırasında oluşan duman gibi unsurlar özellikle ev hanımı olan kadınları tehdit ediyor. Kadınların daha fazla zaman geçirdiği iç mekânlar, hava kirliliğine maruz kalma açısından ciddi bir risk alanı. Bu nedenle, bu gruplar için önleyici stratejiler geliştirmek hayati önem taşıyor" şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>"Radyasyona maruziyet riski evlerde başlıyor"</strong></p>
<p>Dünyanın en prestijli tıp dergilerinden yayımlanan bir araştırma üzerinde açıklama yapan Prof. Dr. Şevket Özkaya, araştırmaya göre, sigara içmeyenlerde en sık görülen tür olan akciğer adenokarsinomu, kadınlarda akciğer kanserlerinin yaklaşık yüzde 60'ını oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Özkaya, sigara dışındaki risk faktörlerinin başında radon gazının geldiğine dikkat çekerek, "Radon gazı, evlerimizde farkında olmadan soluduğumuz, renksiz, kokusuz, tatsız ve radyoaktif bir gazdır. Müsaade edilen değerlerin üzerinde solunduğunda akciğer kanseri riskini artırıyor. Radon gazı özellikle taş, toprak ve çimento gibi yapı malzemelerinde doğal olarak bulunuyor. Bu maddelerden ortama sürekli yayılan gaz, solunum yoluyla akciğerlere ulaşıyor" ifadelerini kullandı. Evlerin yapıldığı arazilerde bulunan doğal uranyumun radona dönüşmesiyle bu gazın evlerin zemin katlarından iç ortama sızabildiğini vurgulayan Özkaya, bu durumun bölgeden bölgeye ve ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini kaydetti. Özellikle soğuk ve rüzgarlı havalarda, evin iç basıncının düşük, dış basıncın yüksek olması nedeniyle radon gazının iç ortamdaki oranının arttığını ifade etti.</p>
<p><strong>Ev hanımları risk altında</strong></p>
<p>Özkaya şunları söyledi:</p>
<p>"Son yıllarda özellikle ev hanımı olan kadın hastalarda ve sigara içmeyenlerde akciğer kanseri vakalarını daha sık görmeye başladık. Ev ortamında uzun süre bulunan bireylerde radon gazına maruziyet artabiliyor. Bu nedenle ev içi hava kalitesi ve radon gazı düzeylerinin ölçülmesi büyük önem taşıyor. Hekimler olarak bu konuda toplumsal farkındalık oluşturulması gerektiğine inanıyoruz." Özkaya ayrıca, asbest, kimyasal ajanlar, güneş ışınları, radon gazı ve HPV enfeksiyonlarının da kanser yaşını erkene çektiğine vurgu yaparak, bu tür çevresel faktörlere karşı önleyici tedbirlerin önemine dikkat çekti.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_686f52c1e1509.jpg" length="71202" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 10 Jul 2025 08:42:29 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yazın Artan Bel ve Boyun Ağrılarına Karşı Etkili Önlemler</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yazin-artan-bel-ve-boyun-agrilarina-karsi-etkili-onlemler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yazin-artan-bel-ve-boyun-agrilarina-karsi-etkili-onlemler</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sıcak hava dalgaları, yüksek nem oranı ve yoğun klimalı ortamlar derken yaz ayları da birçok fiziksel şikayeti beraberinde getirebiliyor. Uzmanlara göre ani ısı değişimleri ve hareketsizlik, kasların gerilmesine ve omurga sağlığının bozulmasına yol açıyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Kasım Osmanoğlu, yaz aylarında yanlış alışkanlıkların ve kontrolsüz klima kullanımının kas iskelet sistemine zarar verebileceğine dikkat çekerek, sağlıklı bir yaz geçirmek için basit ama etkili önlemler hakkında önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>"Serinlemek isterken kaslarınızı üşütmeyin"</strong></p>
<p>Yaz aylarında yoğun klima kullanımı, boyun ve bel kaslarının ani soğukla karşılaşmasına neden olabiliyor. Bu da kas spazmları, tutulmalar ve ağrılı hareket kısıtlılıklarıyla sonuçlanabiliyor.</p>
<p>Uzm. Dr. Kasım Osmanoğlu, "Özellikle klima karşısında uzun süre kalmak ya da gece uyurken doğrudan klimanın rüzgarına maruz kalmak, boyun tutulmalarına, bel ağrılarına ve fibromiyalji ataklarına neden olabilir. Kaslar soğudukça gerilir ve spazm gelişir. Bu da günlük hareketleri kısıtlayabilir. Klima kullanımında dikkat edilmesi gerekenler: Klima doğrudan vücuda üflememeli, özellikle uyku sırasında hava akımı doğrudan yüze veya enseye gelmemeli. Oda sıcaklığı 23-25 C arasında sabitlenmeli. Uyurken zaman ayarlı modlar kullanılmalı. Terliyken klima karşısında beklemekten kaçınılmalı" dedi.</p>
</div>
<p><strong>"Tatilde hareketsiz kalmak bel ve boyun ağrılarını tetikleyebilir"</strong></p>
<p>Tatil dönemlerinde uzun yolculuklar, valiz taşıma, oteldeki ergonomik olmayan yataklar gibi etkenler de kas-iskelet sistemi şikayetlerini artırabiliyor. Uzm. Dr. Osmanoğlu, "Uzun süre aynı pozisyonda oturmak, özellikle yolculuk esnasında yapılan sabit pozisyonlu oturma, bel ve boyun fıtığı olan kişilerde ağrıları tetikleyebilir. Tatilde dinlenmek kadar hareketli kalmak da önemlidir. Günde en az 30 dakikalık yürüyüş veya basit esneme egzersizleriyle omurga sağlığı korunabilir. Tatilde bel-boyun sağlığını korumak için: Valizleri taşırken ağırlığı iki kola eşit dağıtın. Sert ya da çok yumuşak yataklar yerine omurgayı destekleyen yataklar tercih edin. Uzun yolculuklarda her 1,5 saatte bir mola verin ve kısa yürüyüşler yapın. Havuz ve deniz sonrası aniden serin ortamda uzun süre kalmaktan kaçının" ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Hareketsizlik yazın gizli tehlikesi olabilir"</strong></p>
<p>Sıcak havaların rehavetiyle hareketin azalması da, kas ve eklemlerde sertlik ve ağrıya neden olabiliyor. Uzm. Dr. Kasım Osmanoğlu, "Yaz aylarında dışarıda egzersiz yapamayan bireyler, evde basit germe ve esneme hareketleriyle kaslarının çalışmasını sağlayabilir. Unutmayın, hareketsizlik de kas ağrılarının en büyük sebeplerinden biridir" diyerek yaz aylarında da egzersiz rutinlerinin aksatılmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Yaz aylarında herkesin omurga sağlığına biraz daha özen göstermesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Osmanoğlu, yaz mevsimi için 5 öneriyi şöyle sıraladı:</p>
<p>"Klima doğrudan vücuda üflememeli, oda hafif serin olmalı. Terliyken hemen soğuk ortama girilmemeli. Her gün 20-30 dakikalık yürüyüşler yapılmalı. Bel ve boyun dostu yastıklar ve yataklar tercih edilmeli. Aniden gelişen tutulma veya ağrılarda doktora başvurulmalı, kendi kendine ilaç kullanılmamalı. Yaz mevsimi dinlenmek için fırsat olsa da, bazı küçük hatalar yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Basit önlemlerle yazın sık görülen kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının önüne geçilebilir. Doğru klima kullanımı, düzenli hareket ve ergonomiye dikkat ederek yaz boyunca hem serin hem sağlıklı kalmak mümkün."</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_686e00eb95cd3.jpg" length="44978" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 09 Jul 2025 08:41:06 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sıcak Havalarda Kimler Risk Altında? Dikkat Edilmesi Gereken Gruplar</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sicak-havalarda-kimler-risk-altinda-dikkat-edilmesi-gereken-gruplar</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sicak-havalarda-kimler-risk-altinda-dikkat-edilmesi-gereken-gruplar</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, halk sağlığı açısından ciddi riskler oluşturuyor. Uzmanlar, aşırı sıcaklıklarda dışarıya çıkılmaması konusunda duyarlı olmaya çağırıyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıktığı bu günlerde, uzmanlar özellikle öğle saatlerinde dışarı çıkmanın ciddi sağlık riskleri taşıyabileceğini belirtiyor. Ancak bazı gruplar daha büyük risk altında.</p>
<div class="teads-adCall"></div>
<p>Uzmanlara göre, sıcak hava, özellikle şu grupları daha fazla etkiliyor:</p>
<p><strong>Yaşlılar</strong></p>
<p>Terleme yetenekleri azalır.</p>
<p>Susama hissi zayıflar.</p>
<p>Kalp, tansiyon, diyabet gibi kronik hastalıklar risk oluşturur.</p>
<p><strong>Bebekler ve Küçük Çocuklar</strong></p>
<p>Vücut ısılarını dengeleyemezler.</p>
<p>Hızla sıvı kaybederler.</p>
<p>Güneş ve sıcak, çocuklarda hızla ciddi tabloya dönüşebilir.</p>
<p><strong>Kronik Hastalığı Olanlar</strong></p>
<p>Kalp, böbrek, solunum ve şeker hastaları riskli gruptadır.</p>
<p>Kullandıkları ilaçlar, vücudun sıcakla başa çıkmasını zorlaştırabilir.</p>
<p><strong>Hamileler</strong></p>
<p>Vücut sıcaklıkları normalden yüksektir.</p>
<p>Artan sıvı ihtiyacı karşılanmazsa bayılma, tansiyon düşüklüğü görülebilir.</p>
<p><strong>Obez Bireyler</strong></p>
<p>Vücut ısılarını düzenlemekte zorlanırlar.</p>
<p>Aşırı sıcak, metabolik stresi artırabilir.</p>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_686cb02aa72f4.jpg" length="36349" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 08 Jul 2025 08:44:24 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlar Uyarıyor: Kene Isırıkları Hayati Tehlike Taşıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kene-isiriklari-hayati-tehlike-tasiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kene-isiriklari-hayati-tehlike-tasiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Yaz aylarında açık alanlarda daha fazla vakit geçirilmesiyle birlikte kene ısırıkları da artış gösteriyor. Özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi ciddi hastalıklara yol açabilen kene ısırıkları, ihmal edildiğinde hayati tehlike oluşturabiliyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor.</p>
<div class="teads-adCall"></div>
<p>Özellikle kırsal bölgelerde yaşayanlar ve doğayla iç içe olan vatandaşların büyük risk altında olduğunu belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Fatih Bostancı, artan ölüm vakalarına dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Fatih Bostancı, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) başta olmak üzere birçok tehlikeli hastalığın keneler aracılığıyla bulaşabileceğini hatırlattı.</p>
<p><strong>"Keneyi asla patlatmayın"</strong></p>
<p>Kene ısırığında ne yapılması gerekildiğinden bahseden Uzm. Dr. Bostancı, "Kene ile karşılaşıldığında öncelikle panik yapılmamalı ve kene asla patlatılmamalıdır. Keneyi kendi başına çıkarmaya çalışmak yerine mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonraki 10 gün boyunca yüksek ateş, halsizlik, kas ağrısı gibi belirtiler dikkatle izlenmeli; bu tür şikayetler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmelidir" diye konuştu.</p>
</div>
<p><strong>"Doğada zaman geçirenler dikkat etmeli"</strong></p>
<p>Doğada zaman geçiren kişilerin kene riskine karşı önlem almaları gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Bostancı, uzun otların bulunduğu veya ormanlık alanlarda bulunulacağı zaman vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi, pantolon paçalarının çorap içine alınması ve açık renkli giysiler giyilerek kenelerin daha kolay fark edilmesinin önemli olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Bostancı, özellikle çocukların bu konuda dikkatle gözlemlenmesi gerektiğine de dikkat çekti.</p>
<p><strong>"Şüpheli durumlarda mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurun"</strong></p>
<p>Kene ısırığı sonrası hastaneye başvurmaktan çekinilmemesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Fatih Bostancı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>"Her yaz dönemi bu konuda benzer uyarıları yineliyoruz ama ne yazık ki ihmaller ölümlere yol açıyor. Keneye karşı bilinçli olmak, sadece kendimizi değil, çevremizi de korur. Şüpheli durumlarda mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurun."</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_686b5b6a528a1.jpg" length="49581" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 07 Jul 2025 08:30:24 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yüksek Sıcaklıklar Kalp ve Damar Hastalarını Zorluyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yuksek-sicakliklar-kalp-ve-damar-hastalarini-zorluyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yuksek-sicakliklar-kalp-ve-damar-hastalarini-zorluyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Mutlu Büyüklü, yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte su tüketiminin ve güneş çarpmasına karşı alınacak önlemlerin hayati öneme sahip olduğunu belirtti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Kardiyoloji Anabilim Dalı Bölümü hocası Prof. Dr. Mutlu Büyüklü, yaz aylarında artan sıcaklıkların kalp ve damar hastaları için ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, özellikle güneşin en etkili olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Büyüklü, sıvı kaybı ve sıcak çarpmasının tansiyon düzensizliği, çarpıntı ve kalp spazmını tetikleyebileceğine dikkat çekti.</p>
<p>Güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Mutlu Büyüklü, sıvı kaybının hipotansiyon, taşikardi ve hatta başka ritim bozukluklarına neden olabileceğini ifade etti.</p>
<p>Sıcaklıkların artmasıyla, vücutta terleme ve sıvı kaybı gibi durumlarla sık karşılaşıldığını belirten Büyüklü, "Kalp ve damar hastalarının özellikle güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde mecbur kalmadıkça dışarıya çıkılmamasını ve güneşe doğrudan maruz kalınmamasını öneriyoruz. Güneşe doğrudan maruz kalındığında, vücut terleme yoluyla sıvı kaybedecektir. Bu nedenle hipotansiyon (tansiyon düşüklüğü), çarpıntı ve taşikardi gibi belirtiler tetiklenebilir. Kronik kalp hastaları sıvı kayıplarına ve tansiyon düşüklüklerine çok duyarlıdır. Tansiyon çok düştüğü takdirde, kalp krizini tetikleyebilir." dedi.</p>
</div>
<p>Kalp hastalarının sıcağa çok dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Büyüklü, "Kalp yetmezliği ve tansiyon hastalarının kullandığı ilaçları dikkatle kullanmalarını tavsiye ediyorum. Sıcağa bağlı sıvı kaybı sonucu, ilaç yan etkilerinin oluşma riski artar. Gerektiğinde, doktorlarına danışarak ilaçların dozlarını azaltmaları gerekir. Sıvı kaybı sonucu damar içindeki kan yoğunluğu artar ve kanın damar içinde akışkanlığı azalır. Hareket etmesi azaldığı için, zamanla pıhtılaşmayı tetikleyebilir. Bu nedenle damar hastalığı olan hastaların yazın bu sıcak havalarda vücudunu susuz bırakmamaları, yeteri kadar sıvı tüketmeleri; günde 2,5 litre sıvı almaları tavsiye edilmektedir." diye konuştu.</p>
<p>Sıcak havalarda vücutta tuz değişiklikleri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Büyüklü, sözlerini şöyle tamamladı: "Terlemeye bağlı olarak, vücuttan sodyum atılımı ter yoluyla fazla olur. Tansiyon hastalarının dikkatli olmaları lazımdır. Çünkü tuz ve sıvı kaybına bağlı olarak tansiyon düşer. Eğer yüksek doz tansiyon ilaçları kullanıyorlarsa, tansiyonu daha da düşürebilir. Gerekirse, ilaçlarını doktorlarına danışarak dozlarını ayarlamalarını tavsiye ediyorum."</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_6868bc16469d6.jpg" length="99120" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 05 Jul 2025 08:46:36 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kuru Göz Hastalığı Yaşam Kalitesini Olumsuz Etkiliyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kuru-goez-hastaligi-yasam-kalitesini-olumsuz-etkiliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kuru-goez-hastaligi-yasam-kalitesini-olumsuz-etkiliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kuru göz hastalığının, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü söyleyen Göz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uğur Tunç, hastalığın nedenlerine göre kişiye özel tedavi uygulanması gerektiğini belirtti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Kuru göz hastalığının, toplumda yaygın ama hafife alınan bi hastalık olduğunu söyleyen Göz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uğur Tunç, "Gözyaşı üretimindeki azalma veya buharlaşma artışıyla ortaya çıkan bu tablo; yanma, batma ve görme kalitesinde düşüşe yol açarken, tedavide kişiye özel tanı şart" dedi.</p>
<p><strong>'BUHARLAŞMA YA DA SALGI AZALMASINDAN KAYNAKLANABİLİR'</strong></p>
<p>Gözün iki temel tipi olduğuna dikkat çeken Dr. Tunç, "Birincisi buharlaşmaya bağlı, diğeri ise gözyaşı salgısının azlığına bağlı kuruluk. Buharlaşma çevresel faktörlere bağlı gelişirken, salgı azlığı çoğunlukla romatolojik ya da otoimmünhastalıklara bağlı gelişiyor. Bu ayrımı yapmak tedavide çok önemli" dedi. Tedavinin mutlaka hastaya özel planlanması gerektiğini belirten Dr. Tunç, "Gözyaşı damlalarının seçimi büyük hassasiyet gerektiriyor. Uzun süreli kullanımda koruyucu madde içermeyen damlalar tercih edilmeli. Kirpik diplerinde yağ azalması olan hastalara yağlı içerikli, buharlaşma baskınsa hiyaluronik asit içeriği yüksek damlalar öneriyoruz" diye konuştu.</p>
</div>
<p><strong>'STEROİD DAMLALAR HEKİMSİZ KULLANILMAMALI'</strong></p>
<p>Kortizonlu (steroid) damlaların bilinçsizce kullanılmasının ciddi sorunlara yol açabileceği uyarısında da bulunan Dr. Tunç, "Steroidler ilk kullanımda hastaya ciddi rahatlama sağlar ancak uzun süre kontrolsüz kullanımı katarakt ya da göz tansiyonu gibi ciddi yan etkilere neden olabilir. Mutlaka hekim gözetiminde kullanılmalı" ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>'HAYAT TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ ETKİLİ OLABİLİR'</strong></p>
<p>Son olarak buharlaşmaya bağlı kurulukta çevresel faktörlerin etkisine dikkat çeken Dr. Tunç şunları söyledi:</p>
<p>"Telefon, bilgisayar ekranına uzun süre bakmak, klimalı ortamlar, rüzgâr gibi faktörler gözyaşını hızla buharlaştırır. Bu tür kuruluklarda yaşam tarzı düzenlemesiyle semptomlar önemli ölçüde azalabilir. Gözyaşı üretiminin ciddi şekilde azaldığı ileri vakalarda ise otologserum veya PRP damla tedavisi etkili olabilir. Hastadan alınan kan özel işlemlerden geçirilerek damla formuna getirilir. PRP damlalar, göz yüzeyinin iyileşmesini destekler. Özellikle ağır ve dirençli kuru göz hastalarında yüz güldürücü sonuçlar alabiliyoruz."</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_68676a58a6189.jpg" length="29671" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 04 Jul 2025 08:45:00 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kanserle Mücadelede Yeni Dönem: İmmünoterapi Artık Geri Ödeme Kapsamında</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kanserle-mucadelede-yeni-doenem-immunoterapi-artik-geri-odeme-kapsaminda</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kanserle-mucadelede-yeni-doenem-immunoterapi-artik-geri-odeme-kapsaminda</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, kanser hastalarının ilaca erişimini kolaylaştırmak için önemli bir düzenlemeye imza attı. 5 immünoterapi ilacı geri ödemeye alındı. Söz konusu ilaçlar, akciğer kanseri, meme kanseri, cilt kanseri gibi 25 farklı kanser türünde hastaların kullanımına sunuldu. Geri ödemeye alınan ilaçlar arasında ayrıca; genetik bir hastalık olan kistik fibrozisin tedavisinde kullanılan ilaç da bulunuyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Kanser hastalığında yeni nesil tedavi yaklaşımlarından biri; immünoterapi… Halk arasında akıllı kemoterapi ilacı olarak bilinen ilaçlar, kişinin kendi bağışıklık sistemini kullanarak kanser hastalığını iyileştirmeyi hedefliyor.</p>
</div>
<p><strong>ÜÇ İMMÜNOTERAPİ İLACI İLK KEZ GERİ ÖDEMEYE ALINDI</strong></p>
<p>Mevcut halde, iki kanser ilacının bazı endikasyonlarda geri ödemesi bulunuyordu. Bilimsel veriler dikkate alınarak hem ilaçların sayısının artırılmasına hem de kapsamın genişletilmesine karar verildi.</p>
<p><strong>5 İLACIN BEDELİ 25 FARKLI KANSER TÜRÜNDE ÖDENECEK</strong></p>
<p>Yapılan son düzenlemeyle; kanser tedavisinde kullanılan üç immünoterapi ilacı ilk defa geri ödeme kapsamına alındı. İki ilacın ise ödeme kapsamı genişletildi. Söz konusu ilaçlar, klasik hodgkin lenfoma, melanom, malign melenom, kolorektal kanser, küçük hücreli akciğer kanseri, mide kanseri, renal hücreli karsinom ve meme kanseri vb. 25 farklı kanser türünde geri ödemeye alınmış oldu. Söz konusu ilaçlar SGK ile anlaşması bulunan ikinci ve üçüncü basamak özel ve kamu hastanelerinde uygulanabilecek.</p>
<p><strong>GERİ ÖDEMEYE ALINANLAR ARASINDA KİSTİK FİBROZİS İLACI DA VAR</strong></p>
<p>Kistik fibrozis, akciğer, pankreas, bağırsak, ter bezleri dış salgı bezlerinde görülen, kalıtımlı bir gen hastalığı… Aynı anda solunum sistemi, sindirim sistemi gibi vücudun birden çok sistem ve organını etkileyebiliyor. Geri ödeme listesine ilk kez alınan bir ilacın da hastalığın seyrine olumlu katkı sağlaması bekleniyor.</p>
<p><strong>48 BİN KANSER HASTASI YENİ DÜZENLEMEDEN YARARLANABİLECEK</strong></p>
<p>Yeni düzenlemeden yaklaşık 48 bin kanser hastası ve yaklaşık 1000 kistik fibrozis hastası yararlanabilecek. Son düzenlemeyle birlikte geri ödeme listesindeki kanser ilaçlarının sayısı ise 784'e yükseldi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_68661821c4fc3.jpg" length="62962" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 03 Jul 2025 08:42:33 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Hayvan Pazarları Şap Hastalığı Nedeniyle Geçici Olarak Kapatıldı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/hayvan-pazarlari-sap-hastaligi-nedeniyle-gecici-olarak-kapatildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/hayvan-pazarlari-sap-hastaligi-nedeniyle-gecici-olarak-kapatildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, 81 ilin Tarım ve Orman İl Müdürlüklerine gönderdiği resmi yazıyla tüm Türkiye'de hayvan pazarlarının ikinci bir emre kadar kapatıldığını duyurdu. Kararın, ülkede artış gösteren şap hastalığı vakalarına karşı önlem amaçlı alındığı belirtildi.</span></p>
<p><span>Türkiye genelinde hayvan sağlığıyla ilgili endişe verici gelişmeler yaşanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, şap hastalığında artış gözlemlenmesi üzerine kritik bir adım attı. Peki şap hastalığı nedir, tehlikeli mi? İnsana bulaşır mı, belirtileri neler?</span></p>
<p><strong>Şap Hastalığı Nedir?</strong></p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı'nın sitesinde yer alan bilgilere göre, şap sığır, manda, koyun, keçi, domuz ve çift tırnaklı vahşi hayvanlarda virüs kaynaklı olarak ortaya çıkan, bulaşıcı ve hızla yayılan ciddi bir hastalıktır. %100 bulaşıcı özelliğiyle geniş hayvan topluluklarını etkileyen şap, özellikle buzağılar ve kuzularda ölümle sonuçlanabilmektedir. Hastalık, hayvanların süt, et ve iş veriminde ciddi düşüşlere yol açarak ekonomik kayıplara neden olur. Neyse ki, şap aşısıyla önlenebilen bir hastalıktır. En etkili mücadele ise hastalık ortaya çıkmadan önce düzenli aşılamayla sağlanır.</p>
<p><strong>Hastalığın Belirtileri Nelerdir?</strong></p>
<p><span>Şap hastalığının fark edilmesini sağlayan temel belirtiler şunlardır:</span></p>
<p>Yüksek ateş</p>
<p>Donuk ve cansız bakışlar</p>
<p>Titreme</p>
<p>Salyalı ve şapırtılı ağız</p>
<p>Diş eti, dil ve dudaklarda yaralar</p>
<p>Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden veteriner desteği alınmalıdır.</p>
<p><strong>Şap Hastalığını Önlemek İçin Alınması Gereken Tedbirler</strong></p>
<p><span>Hastalık ortaya çıkmadan önce yapılması gerekenler:</span></p>
<p>Şap aşısını düzenli aralıklarla uygulamak,</p>
<p>Yeni alınan hayvanlarda şap aşısının yapılıp yapılmadığını mutlaka kontrol etmek,</p>
<p>Yeni alınan hayvanları sürüye katmadan önce en az 20 gün ayrı bir yerde gözlemlemek,</p>
<p>Pazarlarda ya da nakliye öncesinde hayvanlara en az 15 gün önce şap aşısı yaptırmak ve veteriner sağlık raporu almak,</p>
<p>Ahır girişlerini sürekli dezenfekte etmek (yüzde 4 çamaşır sodası, sitrik asit veya ticari dezenfektanlarla),</p>
<p>Ahıra giren kişilerin tedbirli olmasını sağlamak, özel kıyafet ve çizme kullanmak,</p>
<p>Sağımdan önce eller ve ekipmanları temizlemek,</p>
<p>Şüpheli vakaları derhal İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine bildirmek.</p>
<p><strong>Hastalık Sonrası Alınacak Önlemler</strong></p>
<p><span>Şap hastalığı tespit edildiğinde uygulanması gereken önlemler ise şöyle sıralanabilir:</span></p>
<p>Hasta veya şüpheli hayvanları hemen izole etmek,</p>
<p>Ahır ve çiftliğe izinsiz girişleri yasaklamak,</p>
<p>Yetkili birimlere vakayı bildirmek,</p>
<p>Yem, saman gibi malzemelerin giriş-çıkışını kısıtlamak,</p>
<p>Karantina süresince hasta hayvan ürünlerinin satışını ve naklini engellemek,</p>
<p>Hasta hayvan yataklık ve otlarını yakmak,</p>
<p>Hayvan alım-satımını hastalık tamamen geçene kadar durdurmak,</p>
<p>Hasta hayvanların sütlerini toplama merkezlerine vermemek,</p>
<p>Birden fazla ahır varsa her biri için ayrı bakıcı görevlendirmek ya da kıyafetlerin ahırlar arasında değiştirilmesini sağlamak,</p>
<p>Ahır ve çiftliklere yabancı ziyaretçi kabul etmemek,</p>
<p>Hasta hayvanlarla temas eden kişilerin ve kullanılan malzemelerin dezenfekte edilmesini sağlamak.</p>
<p><strong>Hastalığın Yayılma Yolları</strong></p>
<p><span>Şap virüsü başlıca üç şekilde bulaşır:</span></p>
<p><strong>Doğrudan temas:</strong><span> </span>Hasta ve sağlıklı hayvanların birlikte bulunmasıyla virüs bulaşabilir.</p>
<p><strong>Hava yolu:</strong><span> </span>Rüzgarla virüs geniş alanlara yayılabilir.</p>
<p><strong>Dolaylı bulaşma:<span> </span></strong>İnsanlar (hayvan sahipleri, bakıcılar, tüccarlar), hastalıklı malzemeler, taşıyıcı olmayan hayvanlar (kedi, köpek, kuş, fare vb.), yem, su ve nakil araçları aracılığıyla bulaşma gerçekleşir.</p>
<p><span><strong>Şap Hastalığı İnsanlara Bulaşır mı?</strong></span></p>
<p>Şap hastalığı esasen hayvanlarda görülen, özellikle çift tırnaklı türleri etkileyen bir viral enfeksiyondur. Halk arasında zaman zaman yanlış bir şekilde insana bulaştığı yönünde endişeler oluşsa da şap virüsünün insanlara bulaşma riski son derece düşüktür.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_6864c73c45846.jpg" length="49400" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 02 Jul 2025 08:44:34 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Fazla Kilo, 200&amp;apos;den Fazla Hastalığa Zemin Hazırlıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/fazla-kilo-200den-fazla-hastaliga-zemin-hazirliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/fazla-kilo-200den-fazla-hastaliga-zemin-hazirliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Türkiye, Avrupa’da Obezite oranının en yüksek olduğu ülke olarak öne çıkıyor. Farkındalık oluşturabilmek için Lilly İlaç ev sahipliğinde obezite hastalığına ilişkin bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Türkiye'de obezite sıklığı her geçen gün artarken alınan önlemlerle bu durumun önüne geçilmeye çalışılıyor. Türkiye'deki yetişkinlerin yüzde 32'sinde ise obezite görülüyor.</p>
<p>Lilly İlaç ev sahipliğinde obezite hastalığına ilişkin bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi.</p>
<p>Toplantıya konuşmacı olarak Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson, Lilly Türkiye Medikal Direktörü Dr. Karan Bozkurt ve Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Başkan Yardımcısı, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilek Yazıcı katıldı.</p>
<p>Konuşmacılar, obezitede dikkat edilmesi gereken konuları ve ortaya çıkaracağı hastalıkları katılımcılara anlattı. Alınması gereken önlemler ve eğitime vurgu yapıldı.</p>
</div>
<p><strong>''Türkiye'deki yetişkinlerin yüzde 32'sinde obezite görülüyor''</strong></p>
<p>Türkiye'de obezitenin görülme oranına dikkat çeken Prof. Dr. Dilek Yazıcı,<strong><span> </span>"Türkiye'deki obezite sıklığı toplumda yüzde 32 oranında yetişkin popülasyonda görülüyor. Bu da 60 milyon insan olarak düşünecek olursak yaklaşık 20 milyon obeziteli bireye denk geliyor. Obezite de dikkat edilmesi gereken çok konu var. Bu duruma sadece birey bazlı değil, toplum olarak bakmamız gerekiyor. Obezitenin ortaya çıkmasındaki en önemli şeyler; hareketsizlik ve beslenme alışkanlıklarında problemler olduğu için çocukluk çağından itibaren beslenmeyi öğretmek gerekiyor. Sağlıklı beslenmeyi, hareket imkanı ve hareket kültürünü sağlamak gerekiyor. Burada en önemli durum eğitim. Otoritenin yapacağı şeyler belki gıda regülasyonlarının daha iyi olabilmesi. Biliyorsunuz ki obezitenin nedenlerinden birisi çok fazla paketli gıda tüketimi olması ve bu paketli gıdaların içeriğini sağlıklı yapılabilmesi olabilir. Bunların devlet tarafından özenle denetlenmesi ve bunların yanı sıra restoranların da denetlenmesi gerekir. Gıda etiketlerinin olmasına dikkat edilmeli. Belediyeler tarafından hareket edilebilecek ortamların çoğaltılması obezite ile mücadelede büyük rol oynuyor"<span> </span></strong>dedi.</p>
<p><strong>''Obezite 200'den fazla başka hastalığa davetiye çıkarıyor''</strong></p>
<p>Obezite olan insanlarda görülen 200'den fazla hastalığın olduğunu belirten Prof. Dr. Dilek Yazıcı,<span> </span><strong>"Obezitenin 200'den fazla başka hastalığa neden olduğu biliniyor. Bunlar ağırlıklı olarak metabolik hastalıklar. Metabolik hastalıklar arasında özellikle karın çevresindeki ve içerisindeki yağın artmasıyla ortaya çıkan şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, kolesterol yüksekliği ve bu karın içerisindeki yağların oluşturduğu bir kronik yangı durumu var. Buna bağlı damar tıkanıklığı beliriyor ve kalp damar hastalıkları ortaya çıkıyor. Obeziteli bireylerde en sık görülen ölüm sebebi maalesef kalp damar hastalıkları. Karaciğer yağlanmasını da görebiliyoruz. Bunların dışında bir takım mekanik problemlere rastlanabiliyor. Bunların içinde eklem problemleri sıklıkla görülebiliyor. Ayrıca uyku apnesi dediğimiz geceleri nefes darlığı problemleri ortaya çıkıyor. En önemlisi birçok kanser riskinin obezite hastalığı ile beraber arttığını biliyoruz"</strong><span> </span>şeklinde konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202507/image_870x580_686381d468c83.jpg" length="53833" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 01 Jul 2025 09:36:11 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Güneşe dikkat: Alerji vakalarında artış başladı.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/gunese-dikkat-alerji-vakalarinda-artis-basladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/gunese-dikkat-alerji-vakalarinda-artis-basladi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Havaların ısınmasıyla birlikte güneş alerjisine bağlı şikayetlerde belirgin artış yaşanıyor. Uzmanlar; özellikle güneşe maruz kalan yüz, kol, bacak ve ellerde görülen kaşıntı, kızarıklık ve döküntü gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini belirterek, güneşten korunmanın ihmal edilmemesi konusunda uyarıyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Cilt Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. İnci Deniz İnanç, havaların ısınmasıyla birlikte güneş alerjisi vakalarında artış yaşandığını belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.</p>
</div>
<p>Son günlerde artan kaşıntı, kızarıklık ve döküntü şikayetleriyle hastaneye başvuranların sayısının çoğaldığını belirten Dr. İnanç,<strong><span> </span>"Güneş alerjisi genellikle ciltte kızarıklık, kaşıntı ve kabarıklıklarla kendini gösteriyor. Genetik yatkınlığı olan kişilerde daha sık karşılaşmaktayız. Özellikle yaz aylarının başında, güneşe daha çok maruz kalan kol, bacak, yüz ve ellerde görülüyor"<span> </span></strong>dedi.</p>
<p><strong>"En az 50 faktör koruma içeren güneş kremleri kullanılmalı"</strong></p>
<p>Uzm. Dr. İnanç, ultraviyole A (UVA) ışınlarının bu durumu tetiklediğini vurgulayarak,<span> </span><strong>"UVA filtreli, en az 50 faktör koruma içeren güneş kremleri kullanılmalı. Bu kremler güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli ve 2-3 saatte bir yenilenmelidir. Dışarı çıkıldığında ise gölge alanlar tercih edilmelidir. 10.00-16.00 saatleri arasında güneşten kaçınılması gerekiyor. Güneşe direkt çıkmak yerine aralıklarla çıkmayı öneriyoruz. Güneş teması sonrası ise ılık duş almak ve cildi nemlendirmek cilt sağlığı açısından önemlidir"</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_6862204d0bb1e.jpg" length="52650" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 30 Jun 2025 08:27:49 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Dijital göz yorgunluğunu azaltmanın yolu.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dijital-goez-yorgunlugunu-azaltmanin-yolu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dijital-goez-yorgunlugunu-azaltmanin-yolu</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Dijital cihazların kullanımındaki artışla ‘dijital göz yorgunluğu’ vakalarının da arttığını belirten Op. Dr. Belma Karini, ekran başında uzun süre kalanlara 20-20-20 kuralını uygulamaları tavsiyesinde bulundu. Karini, görme hijyeni konusuna da dikkat çekti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Gelişen teknolojiyle birlikte dijital cihazlar hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Akıllı telefonlar, bilgisayarlar, tabletler ve televizyonlar derken günün büyük kısmı ekran karşısında geçiyor.</p>
<p>Ancak bu yoğun ekran maruziyeti, "dijital göz yorgunluğu" adı verilen ve giderek daha fazla kişiyi etkileyen bir sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. Op. Dr. Belma Karini, dijital göz yorgunluğu ve görme hijyeni konusunda dikkat çeken açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Ekran karşısında gözler alarm veriyor</p>
<p>Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Karini, dijital göz yorgunluğunun, uzun süreli ekran kullanımına bağlı olarak gelişen; gözlerde kuruluk, batma, yanma, kızarıklık, kaşıntı, sulanma, bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösteren bir sendrom olduğunu belirtti. Karini, bu rahatsızlığın sadece gözlerle sınırlı kalmayıp baş ağrısı, boyun ve sırt ağrısı gibi sistemik semptomlarla da kendini gösterebildiğini söyledi. Özellikle masa başında çalışan yetişkinler ve uzaktan eğitim alan çocuklarda bu sorunun ciddi boyutlara ulaştığını vurguladı.</p>
<p>Op. Dr. Karini'ye dijital göz yorgunluğunun temelindeki üç önemli faktörü şöyle aktardı:</p>
</div>
<p>"İlki, ergonomik olmayan oturuş biçimleri ve ekrana yanlış mesafeden bakmak gibi fiziksel hatalar. İkincisi, uzun süre yakın mesafeye odaklanmaktan kaynaklanan geçici görme sorunları. Üçüncüsü ise, ekran karşısında göz kırpma sıklığının azalması sonucu oluşan kuru göz tablosudur. Bu faktörler birleştiğinde, hem görsel hem de fiziksel rahatsızlıklar kaçınılmaz hale geliyor."</p>
<p>Göz sağlığı için basit ama etkili önlemler</p>
<p>Göz sağlığını korumak için uygulanabilecek basit yöntemler bulunduğunu ifade eden Dr. Karini, "Bunlardan en etkilisi, 20-20-20 kuralı olarak bilinen alışkanlık: Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca 6 metre (20 feet) uzağa bakmak" diyerek bu alışkanlığın göz kaslarını rahatlattığını söyledi. Dr. Karini, "Özellikle ekranla yoğun çalışan bireylerin bu uygulamayı benimsemesi gerekmektedir. Ayrıca ekranın göz hizasının biraz altında konumlandırılması, ortam ışığının dengeli olması ve yansımaların azaltılması da göz yorgunluğunu önemli ölçüde azaltabilir" şeklinde konuştu.</p>
<p>"Gözlük, beslenme ve uyku faktörleri önem taşıyor"</p>
<p>Dijital ekran karşısında yansıma önleyici camlara sahip gözlüklerin kullanılması göz konforunu artırıyor. Kontakt lens kullanıcılarının ise nemlendirici göz damlalarıyla göz yüzeyini desteklemesi öneriliyor. Dr. Karini ayrıca, A ve E vitamini ile Omega-3 bakımından zengin besinlerin tüketilmesinin göz sağlığını olumlu etkilediğini ve düzenli, kaliteli uykunun ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Dijital ekranlar sadece yetişkinleri değil, gelişme çağındaki çocukları da ciddi biçimde etkiliyor. Yapılan araştırmalar, 10-17 yaş arası çocukların yüzde 83'ünün günde 3 saatten fazla ekran başında vakit geçirdiğini gösteriyor. Dr. Karini, bu sürenin göz sağlığının yanı sıra miyopi gelişimi, dikkat dağınıklığı ve uyku bozuklukları gibi pek çok sorunu da beraberinde getirdiğini belirtti. Amerikan Pediatri Akademisi'nin ekran kullanım süreleriyle ilgili önerilerine dikkat çeken Dr. Karini, 0-2 yaş grubu için ekranın tamamen yasaklanması, 2-5 yaş arası çocuklar için ise günlük sürenin bir saati aşmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>"Gözleriniz için dijital alışkanlıklarınızı gözden geçirin"</p>
<p>Dr. Karini, dijital ekranların artık hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabul etmekle birlikte, bu yeni yaşam tarzının beraberinde getirdiği göz sağlığı risklerine karşı toplumun daha bilinçli olması gerektiğini söyledi. Karini, "Görme hijyenimizi koruyarak hem gözlerimizi hem de genel yaşam kalitemizi koruyabiliriz" sözleriyle açıklamalarını sonlandırdı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_685f805ebec1c.jpg" length="67114" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 28 Jun 2025 08:40:58 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Serik Devlet Hastanesi, Anne Dostu Hizmetiyle Tescillendi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/serik-devlet-hastanesi-anne-dostu-hizmetiyle-tescillendi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/serik-devlet-hastanesi-anne-dostu-hizmetiyle-tescillendi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Serik Devlet Hastanesi, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirmeler sonucu ‘Anne Dostu Hastane' unvanını almaya hak kazandı.</span><br><span>Antalya'nın Serik ilçesinde hizmet veren Serik Devlet Hastanesi, daha önce kazandığı "Bebek Dostu Hastane" unvanının ardından, Sağlık Bakanlığı'nın yürüttüğü "Anne Dostu Hastane" programı kapsamında yapılan denetimlerden başarıyla geçerek yeni bir unvanın sahibi oldu.</span><br><span>Anne Dostu Hastane programı, gebelik öncesinden doğum sonrası döneme kadar annelere kaliteli, güvenli ve mahremiyete saygılı sağlık hizmeti sunulmasını amaçlıyor. Program çerçevesinde hastanelerin doğum hizmetleri, fiziksel şartları, hasta güvenliği ve mahremiyet uygulamaları gibi birçok başlık detaylı şekilde değerlendiriliyor.</span><br><span>Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Koruyucu Sağlık Hizmetleri Birimi'nden İlkay Zengin ve beraberindeki ekip, Serik Devlet Hastanesi'nde incelemelerde bulundu. Doğum öncesi ve sonrası hizmet süreçleri, doğum ortamlarının uygunluğu, hasta güvenliği ve mahremiyet odaklı uygulamalar değerlendirilerek hastane "Anne Dostu Hastane" belgesi almaya uygun bulundu.</span><br><span>Konuya ilişkin açıklamada bulunan Serik Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Serkan Kurt, hastanenin kadın doğum kliniğinde 4 uzman hekim ve 19 ebe ile hizmet verdiklerini belirtti. Kurt, "Doğumhanede hem fiziksel hem de işleyiş açısından önemli düzenlemeler yaptık. Gebe okulumuzu aktifleştirerek anne adaylarının gebelik, doğum ve lohusalık dönemlerini daha yakından takip ediyoruz. Ayrıca gebelere özel ebe polikliniği hizmete açıldı" dedi.</span><br><span>Hastane bünyesinde oluşturulan 2 adet TDL (Travay-Doğum-Loğusa) odasında, anne adaylarının ev konforunda doğum yapabilmesine imkân tanındığını belirten Başhekim Kurt, "Kaliteli ve nitelikli bakımı esas alan, konfor ve hijyen standartları yüksek bir doğumhane ortamı oluşturduk. Gebelik, bir kadının inanılmaz yolculuğudur. Bizler bu süreçte onların yanındayız. ‘Anne Dostu Hastane' unvanını almaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu başarıda emeği geçen tüm personelimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_685e9998c5fef.jpg" length="87235" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 27 Jun 2025 16:17:01 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yaz Mevsiminde Venöz Yetmezlik Riski Artıyor!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yaz-mevsiminde-venoez-yetmezlik-riski-artiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yaz-mevsiminde-venoez-yetmezlik-riski-artiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Genellikle bacaklarda belirginleşen, genişlemiş ve kıvrımlı hale gelmiş toplardamarların neden olduğu bir dolaşım bozukluğu olan varisin, toplardamar kapakçıklarının işlevini yitirmesiyle kanın geriye doğru akması ve damar duvarlarının genişlemesi sonucu oluştuğunu söyleyen Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Hayat Gökmengil, yazın varis şikayetleri olanlara önemli tavsiyelerde bulundu.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Varis, estetik bir sorun olarak görünse de tedavi edilmezse ciddi sonuçlara neden olabiliyor. Genetik yatkınlık, uzun süre ayakta durmak, fazla kilo, hamilelik ve hareketsiz yaşam tarzının varise neden olabileceğini söyleyen Medicana Konya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Op. Dr. Hayat Gökmengil, sıcak havaların varis problemi yaşayanlarda şikayetlerin çoğalmasına neden olduğunu söyledi.</p>
</div>
<p><strong>"Varis sadece estetik bir sorun değildir"</strong></p>
<p>Varisin kadınlar için estetik bir sorun gibi görülse de ilerlediğinde ciddi sağlık problemlerine de yol açabildiğini kaydeden Op. Dr. Hayat Gökmengil,<span> </span><strong>"Özellikle sıcak havalarda varis şikayetleri artar. Çünkü yaz aylarında sıcak havanın etkisiyle damarlar genişler. Bu genişleme, zaten zayıf olan toplardamar kapakçıklarının daha da yetersiz hale gelmesine yol açar. Sonuç olarak, varis şikayetleri yaz mevsiminde belirgin biçimde artar. Ağrı, sızlama, yanma hissi, bacaklarda ağırlık, şişlik ve gece krampları gibi belirtiler sıcak havalarda daha yoğun hissedilir"<span> </span></strong>dedi.</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_766058176" data-notsy-mapped-container="1">
<div id="video_29097-container" class="nts-container" data-mobile="0">
<div class="ym-video--sub-container" id="video_29097-sub-container">
<div id="video_29097-float-container" class="nts-float-container">
<div class="ym-video--player-container">
<div class="video-js vjs-default-skin vjs-big-play-centered vjs-paused video_29097-dimensions vjs-fluid vjs-controls-enabled vjs-workinghover vjs-v7 vjs-user-active" id="video_29097" lang="tr" role="region" aria-label="Video Player" tabindex="-1"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>"Güneş koruyucu kullanmak önemli"</strong></p>
<p>Uzun süre güneşte kalmanın varisleri artırabileceğini kaydeden Op. Dr. Hayat Gökmengil,<span> </span><strong>"Sıcaklık damarların genişlemesine neden olduğu için güneşlenirken bacaklara soğuk su uygulaması yapmak damarları rahatlatabilir. Ayrıca güneş koruyucu kullanmak da önemlidir. Eğer varis çorabı kullanılıyorsa güneşlenirken çıkarılmalı, sonrasında tekrar giyilmelidir"</strong><span> </span>ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Yeterli sıvı almayı ihmal etmeyin"</strong></p>
<p>Yetersiz sıvı alınımının da varis şikayetlerinin çoğalmasına neden olacağını kaydeden Op. Dr. Hayat Gökmengil, şöyle devam etti:<span> </span><strong>"Yaz aylarında artan su kaybı ve terleme de damarların elastikiyetini etkileyebilir. Yetersiz sıvı alımı kanın yoğunluğunu artırarak dolaşım sistemini zorlar ve bu durum varislerin ilerlemesini tetikleyebilir. Bu nedenle bol su tüketimi ile vücudun sıvı dengesi korunmalı. Bol bol serin duş alınmalı. Uzun süre ayakta durmaktan ya da oturmaktan kaçınılmalı, sık sık bacaklar hareket ettirilmelidir. Bacaklar yukarı kaldırılıp dinlenmeli, varis çorabı tercih edilmeli, düzenli egzersiz ve yürüyüş yapılmalıdır. Yolculuklarda diz altı varis çorabı kullanılması tatili daha konforlu bir hale getirir. Sonuç olarak, yaz mevsimi varis hastaları için şikayetlerinin arttığı bir dönem olabilir. Bu nedenle yaşam tarzında yapılacak bazı küçük değişiklikler, yaz aylarını daha konforlu geçirmeye yardımcı olabilir. Varis problemi olan bireylerin bir kalp ve damar cerrahına danışarak uygun tedavi ve bakım yöntemlerini öğrenmeleri önerilir"<span> </span></strong>diye konuştu.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_685e2dd68a1a4.jpg" length="38803" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 27 Jun 2025 08:37:06 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya Şehir Hastanesi’nde Gerçekleşen Organ Bağışı 3 Hastaya Umut Oldu</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalya-sehir-hastanesinde-gerceklesen-organ-bagisi-3-hastaya-umut-oldu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalya-sehir-hastanesinde-gerceklesen-organ-bagisi-3-hastaya-umut-oldu</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya Şehir Hastanesi'nde beyin ölümü gerçekleşen 60 yaşındaki H.K.'nin organları üç hastaya umut oldu.</span><br><span>Antalya Şehir Hastanesi'nde, 13 Haziran'da beyin kanaması teşhisiyle yoğun bakıma alınan 60 yaşındaki H.K. adlı erkek hastanın dün yapılan tetkiklerle beyin ölümü gerçekleşti. Ailesi büyük bir fedakârlık göstererek organ bağışına onay verdi. Ailenin onayıyla yapılan bağış kapsamında, karaciğer ve iki böbrek Antalya bölgesinde uygun alıcılara nakledilmek üzere gönderildi.</span><br><br><span>"Ailesi büyük bir fedakârlık göstererek organ bağışına onay verdi"</span><br><span>Antalya Şehir Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Hakkı Ergüden, sürece ilişkin şu bilgileri verdi:</span><br><span>"Haziran'ın 13'ünde yaygın beyin kanaması ile hastanemize başvuran 60 yaşındaki erkek bir hastamız vardı. Yoğun bakım süreci sonrası dün yapılan tetkiklerle beyin ölümü gerçekleşti. Ailesi büyük bir fedakârlık göstererek organ bağışına onay verdi. Bu davranışlarından ötürü kendilerine hastanemiz adına minnettarız. Organ bağışı çok önemli bir konu. Bu sayede organ bekleyen hastalar yeniden hayata tutunuyor. Karaciğer ve iki böbrek bölgemizdeki hastalara umut olmak için yola çıktı. İnşallah sağlıklarına kavuşurlar."</span><br><span>Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Birimi'nin işlemleriyle gerçekleştirilen bağış sayesinde üç hastaya yeni bir yaşam umudu doğdu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_685d2112e6841.jpg" length="52115" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 26 Jun 2025 13:30:07 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Karaciğer Yetmezliği Her Yaşta Görülebilir: Zamanında Müdahale Hayat Kurtarıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/karaciger-yetmezligi-her-yasta-goerulebilir-zamaninda-mudahale-hayat-kurtariyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/karaciger-yetmezligi-her-yasta-goerulebilir-zamaninda-mudahale-hayat-kurtariyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Gerek akut, gerekse kronik karaciğer yetmezliği, çeşitli nedenlerle her yaş grubunda görülebilen ciddi bir sağlık sorunu. Zamanında müdahale edilmediğinde ölüm riski yüksek olan bu hastalık, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre; her yıl 2 milyondan fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açıyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Güven Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Burak Işık, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre her yıl 2 milyondan fazla kişinin karaciğer hastalıkları nedeniyle hayatını kaybettiğini anımsatarak, bu ölümlerin yaklaşık 1,3 milyonu siroz kaynaklı olurken, hepatit B ve C gibi viral enfeksiyonların da yılda 1,3 milyon hayatın kaybedilmesine neden olduğunu vurguladı.</p>
<p>Türkiye'de karaciğer nakli bekleyen hasta sayısının her yıl arttığını ve bekleme süresinin ortalama 125 güne kadar uzadığını söyleyen Prof. Dr. Işık,<span> </span><strong>"Bu süreçte bazı hastalar yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. Nakil kararı zamanında verilmediğinde hastalar geri dönülemez bir tabloyla karşı karşıya kalabiliyor. Karaciğer yetmezliği kronik ve akut olmak üzere iki şekilde görülür. Süreç her iki durumda da yakından takip edilmesi gerekir. Bilinç değişiklikleri, tekrarlayan kanamalar, karında sıvı birikimi gibi komplikasyonlar gelişmişse ve karaciğer fonksiyonları geri döndürülemeyecek şekilde bozulmuşsa, karaciğer nakli hayat kurtarıcı bir tedavi seçeneği haline gelir"<span> </span></strong>dedi.</p>
<p>Türkiye'de organ bağış oranlarının hala düşük seviyelerde olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Işık, kadavra donör sayısının artırılmasının hayati önemde olduğunu belirtti. Prof. Dr. Işık,<strong><span> </span>"Canlı donörden yapılan nakiller elbette önemli bir seçenek ama ideal olan, toplumsal farkındalıkla birlikte kadavradan bağışların artmasıdır. Öte yandan erken tanı ve düzenli takip süreci önemlidir. Nakil için ne çok erken ne de çok geç davranmalıyız. Zamanlamayı doğru yapabilmek için karaciğer hastalarının, bu konuda deneyimli merkezlerde düzenli izlem altında olması gerekiyor"<span> </span></strong>diye konuştu.</p>
</div>
<p><a class="backLink" href="https://www.ahaber.com.tr/saglik/2025/06/25/karaciger-yetmezligi-yilda-2-milyondan-fazla-olume-sebep-oluyor">.</a></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_685cdd98757f4.jpg" length="75258" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 26 Jun 2025 08:41:54 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yaz Aylarında Kene Riskine Dikkat: Uzmanlar Uyarıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yaz-aylarinda-kene-riskine-dikkat-uzmanlar-uyariyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yaz-aylarinda-kene-riskine-dikkat-uzmanlar-uyariyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kırsal alanlarda daha fazla görülen kenelere karşı uzmanlardan önemli uyarılar geliyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Son dönemde ölümlerle gündeme gelen kene toplumda endişeye neden olurken uzmanlar uyarıyor.</p>
</div>
<p>Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle park, bahçe, mesire alanı gibi yeşil alanlarda vatandaşlar yoğunluk oluştururken Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Deniz Borcak, kişilerin açık renkli ve uzun giysiler tercih etmesi ve vücutlarını kontrol etmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Keneyle ilgili en korkulan tablonun Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Borcak, kene tutunması başvuruları olduğunu aktarırken bu durumlarda yapılması gerekenleri aktardı.</p>
<p>"Belirtiler hemen ortaya çıkmayabiliyor"</p>
<p>Uzm. Dr. Deniz Borcak, "Keneyle ilgili bahar aylarının gelmesi ve sıcaklıkların artmasıyla en çok korkulan ve ölümcül seyredebilen hastalık; Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA). Bu hastalığın bulaşı, kenelerin insanlara tutulmasıyla, uygunsuz yolla kenelerin çıkarılmasıyla, hasta kişilerden ya da kene tutulmuş hayvanların enfekte doku ve sıvılarıyla temasla olabilmekte. Ülkemizde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi 2002 yılından beri görülüyor. 2002'den 2024'ün sonuna kadar 17 binin üzerinde vaka görüldü, 800'ün üzerinde ölüm var. Geçen sene de ülkemizden 20 ölüm bildirildi. En çok görülen bölgeler derseniz; Kelkit Vadisi dediğimiz Orta Karadeniz, İç Anadolu'nun kuzeyi, Doğu Anadolu Bölgesi Yozgat, Tokat, Sivas, Gümüşhane, Erzincan, Çorum gibi bölgelerde daha sık karşımıza çıkmakta. Kene tutunduktan sonra belirtiler hemen ortaya çıkmayabiliyor. Bir kuluçka süresi var, yaklaşık 3 gün sonra belirtiler ortaya çıkıyor. Belirtiler çok keneye has değil, bir grip gibi ateş, boğaz ağrısı, kas, eklem ağrısı olabilir. Bazı olgularda bulantı, kusma eşlik edebilir. Keneyi kişi kendisi bir an önce çıkarmalı ama dikkat edeceği nokta; çıplak elle çıkarmamalı" diye konuştu.</p>
<p>"Çıkartılan kene alkol içeren bir kaba konularak bertaraf edilmeli"</p>
<p>"Kene ile kişinin eli arasında bariyer bir malzeme olmalı" diyen Uzm. Dr. Borcak, "Eldiven olabilir, biz hastanede bir vidayı yerinden söker gibi saat yönünün tersi yönünde çıkarıyoruz. Keneyi çıkarttıktan sonra ya da çıkarmadan önce oraya aseton, kolonya, sigara herhangi bir madde dökülmesini, çıkarılan kenenin de doğaya atılmasını istemiyoruz. Çıkartılan kenenin alkol içeren bir kaba konularak bertaraf edilmesini istiyoruz. En çok tuttuğu yerlerde kulak arkası, kasık, koltukaltı, diz arkası, kol ve bacaklar geliyor. Kene uçmuyor, zıplamıyor sivrisinek gibi kan emmek için tırmanarak insan vücuduna ulaşıyor ve kalıyor. Özellikle piknik, kırsal alanda bulunma gibi doğa yürüyüşü olur, avcılık, orman ziyaretleri olabilir sonrasında kişilerin özellikle saçlı deriyi, koltukaltı, kasık gibi bölgelerini, kene tutulmuş mu diye kontrol etmeleri gerekiyor. Hem kendilerine hem çocuklarına bakmaları gerekiyor çünkü ben gibi gözükebilir kişiler kene tutunduğunu fark etmeyebilir" dedi.</p>
<p>"Yüzde 10-15 olguda ağır ve kanamalarla seyredebilir, kesin bir tedavi yok"</p>
<p>Kişinin keneyi kendisinin çıkaramayıp acile gelmesi durumuna yönelik konuşan Uzm. Dr. Borcak sözlerini şöyle sürdürdü: "Acil servislerde usulüne uygun çıkarıp bertaraf ediyoruz. Sonrasında kan testleri var, onlara bakıyoruz, bir problem tespit edilmez, Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden de şüphelenmezsek kişiyi kendi kendini takip etmek üzere taburcu ediyoruz. Baş ağrısı, ateş, kas ağrısı, bulantı, kusma, ishal ya da vücudun herhangi bir yerinde kanama, bu bir diş eti, burun, mide, bağırsak olabilir. Böyle bir sıkıntı yaşadıklarında bir an önce acil servise ya da enfeksiyon hastalıkları polikliniklerine başvurmalarını öneriyoruz. Hastalık, yüzde 10-15 olguda ağır ve kanamalarla seyredebilir, bu hastalıktan kuşkulandığımız hastaları öncelikle hastanemiz enfeksiyon hastalıkları servisinde yatırıyoruz. Uygun izolasyonlarını sağlıyoruz, sağlık çalışanları olarak kişisel korunma önlemlerimizi alıyoruz. Hastalığı doğrulamak için olan testlerimizi yapıyoruz. Tedavi olarak Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği kesin, etkili bir tedavi, aşı da yok maalesef tedavimiz destek tedavisinden oluşmakta. Açık renk kıyafetler giymelerini öneriyoruz sebebi; keneyi fark edebilmek ya da bir piknik örtüsü gibi bir örtü üzerine oturacaklarsa yine açık renk bir örtü kullanabilirler. Vücutta açık bir yer kalmayacak şekilde giyinebilirler. En çok hayvancılıkta uğraşanlar risk altında, tarım bölgelerinde, ormanda çalışanlar, çiftiler, mezbaha çalışanları olabilir yine avcılıkla, son dönemde doğa sporlarıyla uğraşanlar daha risk altında"</p>
<p>"Kene ısırığıyla başvuran olgular olmakta, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi tanılı hastamız yok"</p>
<p>Kendilerine başvurularla ilgili bilgi veren Uzm. Dr. Borcak, "Havaların ısınması, piknik ve kırsal ortamda bulunma nedeniyle kene ısırığıyla hastanemize başvuran olgular olmakta ancak doğrulanmış bir Kırım Kongo Kanamalı Ateşi tanılı hastamız yok ve önceki yıllara göre de herhangi bir artış tespit etmedik. Mevsim itibariyle kene ısırıklarının diğer mevsimlere göre daha çok görüldüğü bir dönemdeyiz. Dünyada yaklaşık 900'e yakın kene türü var, ülkemizde de 56 kene türü var. Bu da onlardan birisi, o ya başka bir kene fark etmez, hastalığı taşıyıp taşımaması önemli. Kene ısırığıyla gelen vaka vardı, kendisinin kontrol tetkiklerini aldık, muayenesini yaptık, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olmadığına kanaat getirdik. 10 gün kendisini takip etmesini önerdik. Şu an için her zamankinden daha farklı bir şekilde artış görmedik. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi kene ile bulaşan hastalıklardan sadece bir tanesi, birçok virüs ya da etken kene ile bulabilmekte yeni tür için de incelemeler, araştırmalar devam etmekte, paniğe, endişeye gerek duyulacak bir durum yok. Bir kene tutunması öyküsü varsa hastalarımızın kendi ya da yakınlarının bu bilgiyi, bize vermeleri gerekiyor biz de bu tanıya yönlenelim" şeklinde konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_685b8d49c6009.jpg" length="35031" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 25 Jun 2025 08:47:17 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Türkiye’de Anne Ölüm Oranı Tarihin En Düşük Seviyesinde</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/turkiyede-anne-olum-orani-tarihin-en-dusuk-seviyesinde</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/turkiyede-anne-olum-orani-tarihin-en-dusuk-seviyesinde</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanlığı, geçen yıl yüz bin canlı doğumda anne ölüm oranının 11,5'e düşmesiyle, Türkiye'de şu ana kadar belirlenen en düşük anne ölüm oranının gerçekleştiğini bildirdi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Türkiye Ulusal Anne Ölümleri Çalışması"nın sonuçları paylaşıldı. Buna göre, Türkiye, ülkelerin en önemli sağlık ve gelişmişlik göstergelerinden biri olan anne ölüm oranına ilişkin 2025 yılı hedeflerinin üzerine çıkarak, önemli başarı elde etti.</p>
<p>Açıklamada, anne ölüm oranının yüz bin canlı doğumda 11,5'e düştüğü, böylelikle Türkiye'de şu ana kadar gerçekleşen en düşük anne ölüm oranının kaydedildiği ifade edildi.</p>
<p>Türkiye'de bebek ve 5 yaş altı ölüm hızında da düşüş kaydedildi. Bebek ölüm hızı 2023'te binde 10,1 iken 2024'te binde 9,0'a, 5 yaş altı ölüm hızı ise 2023'te binde 14,7'den 2024'te binde 11,1'e geriledi.</p>
<p>Açıklamada, "Türkiye Ulusal Anne Ölümleri Çalışması 2005 raporunda yüz bin canlı doğumda 28,5 olan anne ölüm oranı, 2017 yılında 14,5, 2023 yılında ise 13,5 olarak kayda geçmişti. 2024 yılında 11,5 ile ülkemizde şu ana kadar belirlenen en düşük anne ölüm oranı gerçekleşti." ifadeleri kullanıldı.</p>
</div>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_581506037" data-notsy-mapped-container="1">
<div id="video_42018-container" class="nts-container" data-mobile="0">
<div class="ym-video--sub-container" id="video_42018-sub-container">
<div id="video_42018-float-container" class="nts-float-container ym-float-container__sticky">
<div class="ym-video--player-container">
<div class="video-js vjs-default-skin vjs-big-play-centered vjs-paused video_42018-dimensions vjs-fluid vjs-controls-enabled vjs-workinghover vjs-v7 vjs-user-active" id="video_42018" lang="tr" role="region" aria-label="Video Player" tabindex="-1"><video width="300" height="150" id="video_42018_html5_api" class="vjs-tech" tabindex="-1" preload="none" poster="https://membrana-cdn.media/video/ahb/custom-376063-20250617-0.webp" src="https://membrana-cdn.media/video/ahb/custom-376063-20250617-desktop.mp4?r=25812">
<div pseudo="-webkit-media-controls" class="sizing-small phase-pre-ready state-no-source" data-mce-fragment="1">
<div pseudo="-webkit-media-controls-enclosure" data-mce-fragment="1"><br></div>
</div>
</video>
<div class="vjs-poster" aria-disabled="false"></div>
<div class="vjs-text-track-display" aria-live="off" aria-atomic="true">
<div></div>
</div>
<button class="vjs-big-play-button" type="button" title="Play Video" aria-disabled="false"><span aria-hidden="true" class="vjs-icon-placeholder"></span><span class="vjs-control-text" aria-live="polite">Play Video</span></button></div>
</div>
<div class="ym-video-sticky-close ym-video-sticky-close__md ym-video-sticky-close__square ym-video-sticky-close__left">
<div><svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 20 20"><path stroke="#fff" d="M 5,5 L 15,15 M 15,5 L 5,15" stroke-width="1"></path></svg></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>Türkiye, BM'nin 2030 yılı hedefini 2000'lerde yakaladı</strong></p>
<p>Açıklamada, anne ölüm oranının tanımına da yer verildi. Bu oranın, bir toplumda bir yıl içinde, gebelik ya da gebeliğin ağırlaştırdığı nedenlerle ölen anne sayısının, aynı yıl içinde gerçekleşen canlı doğum sayısına oranı olduğu belirtilen açıklamada, elde edilen oranın 100 bin ile çarpılmasıyla anne ölüm oranının hesaplandığı ifade edildi.</p>
<p>Söz konusu oranın, ülkelerin sağlık ve gelişmişlik göstergelerinden biri olarak kabul edildiği bildirilen açıklamada, sağlık otoritelerinin bu oranı düşürmek amacıyla çeşitli eylem planları üzerinde çalıştığı vurgulandı.</p>
<p>Türkiye'nin anne ölümlerini azaltma konusunda en başarılı ülkeler arasında yer aldığı bilgisi paylaşılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>
<p><strong>"1990 yılında yüz bin canlı doğumda 100 olan Türkiye'deki anne ölüm oranı, 2000'li yıllarda hızlanan çalışmalarla önemli düzeyde düşürülmüş ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamında belirlenen '2030'a kadar küresel anne ölüm oranının her 100 bin doğumda 70'in altına indirilmesi' hedefi, 2000'li yılların ortalarında yakalanmıştı.</strong></p>
<p><strong>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre bebek ölümleri de düşüş gösterdi. 2023'te 9 bin 731 olan bebek ölümü sayısı, 2024'te 8 bin 475 olarak kaydedildi. Bebek ölüm hızı ise aynı yıllar için binde 10,1'den binde 9,0'a geriledi. 5 yaş altı ölüm hızı da düşüşte. 2023'te binde 14,7 olan bu oran, 2024'te binde 11,1 olarak gerçekleşti."</strong></p>
<p><strong></strong></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_685a38433ba3c.jpg" length="42722" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 24 Jun 2025 08:31:51 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>ALKÜ, Fleboloji Alanında Öncü Bir Toplantıya Ev Sahipliği Yaptı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alku-fleboloji-alaninda-oncu-bir-toplantiya-ev-sahipligi-yapti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alku-fleboloji-alaninda-oncu-bir-toplantiya-ev-sahipligi-yapti</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) ev sahipliğinde düzenlenen "Flebolojide Gri Alanlar" konulu konferansta tıp dünyasındaki kalp ve damar alanındaki bilim insanları bir araya geldi.</span><br><span>Toplantıda konuşan ALKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Karahan, üniversitenin bilim ve tıp alanında yapılan yeniliklere ve desteklere her zaman açık olduğunu söyledi. Toplardamar hastalıklarının teşhis ve tedavisinde karşılaşılan gri alanların masaya yatırıldığı konferans üç oturum halinde düzenlendi. Katılımcılar; venöz yetmezlikte medikal ve cerrahi tedavi yaklaşımlarına kadar birçok konuda sunumlar gerçekleştirdi. Programın devamında güncel girişimsel yöntemlere kadar damar hastalıklarında uygulanan çok sayıda tedavi yöntemi ele alındı. Bunun yanında hastanın yaşam kalitesini artırmak ve şişlikleri azaltmak amacıyla çeşitli yöntemlere kadar birçok alanda sunumlar yapıldı. Konferansın sonunda, fleboloji alanındaki bilimsel iş birliğinin güçlenmesi ve yeni tedavi yöntemlerinin yaygınlaşması adına bu tür etkinliklerin büyük önem taşıdığını belirtildi. Etkinlik, katılımcılar arasında gerçekleşen soru-cevap ve tartışma oturumları ile sürdü. Konferans, belge takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</span><br><span>Toplantıya, ALKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Karahan, Fleboloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Erdal Aslım, Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Nevzat Erdil, kalp ve damar cerrahisi alanında önemli isimler katıldı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_6859553a9d08d.jpg" length="108783" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 16:23:34 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Minik Yaşta Büyük Tehlike: Ekran Bağımlılığı Boyun Fıtığına Neden Oluyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/minik-yasta-buyuk-tehlike-ekran-bagimliligi-boyun-fitigina-neden-oluyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/minik-yasta-buyuk-tehlike-ekran-bagimliligi-boyun-fitigina-neden-oluyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="text-base mb-4 text-red-600 dark:text-inherit">Son dönemlerde artan teknoloji kullanımı ve dijital bağımlılığın her 10 kişiden 9'unda boyun düzleşmesine yol açtığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Yasin Levend Özçelik, "Eskiden sadece çalışma hayatındaki belirli insanlarda bu tarz sorunlar görünürken, artık ilkokul öğrencilerinde dahi ortaya çıkabiliyor" dedi</h2>
<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Yasin Levend Özçelik, son zamanlarda boyun düzleşmesinin eskiye oranla daha fazla görüldüğünü belirterek, "Eskiden daha çok kuaförlerde, sekreterlerde görülen bir rahatsızlıktı. Boyun düzleşmesi ve yol açtığı boyun fıtığı sekreter hastalığı olarak geçerdi" dedi.</p>
<p>Özçelik, bu tür hastalıkların son dönemlerde artmasının en büyük sebeplerinden birinin boynu yanlış kullanmak olduğunu söyledi.</p>
<p>Boynun kendi doğal bir kavisi olması gerektiğini belirten Op. Dr. Özçelik, bu kavisin yumuşak bir C harfi şeklinde olduğunu ifade etti. Çeşitli yanlış davranışlar ve hareketlerin ardından kavisi koruyamadığınız zaman ise boynun önündeki veya arkasındaki kasların spazma girdiğini belirten Op. Dr. Özçelik, kasılan kasların omurların kendine doğru çektiğini ve sonrasında düzleşme denilen bir hadisenin geldiğini ifade etti.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_6858e863493e4.jpg" length="58257" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 08:38:50 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Böbrek Yetmezliği Belirtileri ve Doğal Destek Yöntemleri</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/boebrek-yetmezligi-belirtileri-ve-dogal-destek-yoentemleri</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/boebrek-yetmezligi-belirtileri-ve-dogal-destek-yoentemleri</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="295" data-end="651">Türkiye'de her yıl binlerce kişi böbrek yetmezliği riskiyle karşı karşıya kalıyor. Özellikle kronik hastalıklar, yanlış beslenme ve yetersiz su tüketimi böbrek sağlığını tehdit eden başlıca etkenler arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekerken, bazı doğal yöntemlerin de destekleyici rol oynayabileceğini belirtiyor.</p>
<h3 data-start="653" data-end="700"><strong data-start="657" data-end="700">Böbrek Yetmezliğinin Belirtileri Neler?</strong></h3>
<p data-start="702" data-end="845">Böbrek yetmezliği, genellikle sinsi ilerleyen ve belirtileri zamanla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:</p>
<ul data-start="847" data-end="1065">
<li data-start="847" data-end="881">
<p data-start="849" data-end="881">Sürekli yorgunluk ve halsizlik</p>
</li>
<li data-start="882" data-end="923">
<p data-start="884" data-end="923">İdrarda azalma ya da renk değişikliği</p>
</li>
<li data-start="924" data-end="957">
<p data-start="926" data-end="957">El ve ayaklarda şişlik (ödem)</p>
</li>
<li data-start="958" data-end="989">
<p data-start="960" data-end="989">İştahsızlık, mide bulantısı</p>
</li>
<li data-start="990" data-end="1007">
<p data-start="992" data-end="1007">Nefes darlığı</p>
</li>
<li data-start="1008" data-end="1046">
<p data-start="1010" data-end="1046">Kas krampları ve uyku bozuklukları</p>
</li>
<li data-start="1047" data-end="1065">
<p data-start="1049" data-end="1065">Ciltte kaşıntı</p>
</li>
</ul>
<p data-start="1067" data-end="1169">Bu belirtilerden biri ya da birkaçı görülüyorsa, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması öneriliyor.</p>
<h3 data-start="1171" data-end="1224"><strong data-start="1175" data-end="1224">Doğal Tedavi Yöntemleri Destekleyici Olabilir</strong></h3>
<p data-start="1226" data-end="1339">Tıbbi tedavinin yerine geçmese de bazı doğal yöntemler böbrek fonksiyonlarının desteklenmesine yardımcı olabilir:</p>
<ul data-start="1341" data-end="1826">
<li data-start="1341" data-end="1440">
<p data-start="1343" data-end="1440"><strong data-start="1343" data-end="1363">Bol su tüketimi:</strong> Günde 2-2.5 litre su içmek, böbreklerin toksinleri atmasına yardımcı olur.</p>
</li>
<li data-start="1441" data-end="1538">
<p data-start="1443" data-end="1538"><strong data-start="1443" data-end="1474">Tuz ve protein kısıtlaması:</strong> Aşırı tuz ve hayvansal protein tüketimi böbrekleri yorabilir.</p>
</li>
<li data-start="1539" data-end="1651">
<p data-start="1541" data-end="1651"><strong data-start="1541" data-end="1559">Bitki çayları:</strong> Isırgan otu, mısır püskülü, kiraz sapı çayları böbrekleri destekleyici etki gösterebilir.</p>
</li>
<li data-start="1652" data-end="1746">
<p data-start="1654" data-end="1746"><strong data-start="1654" data-end="1679">Antioksidan besinler:</strong> Yaban mersini, nar, kırmızı pancar gibi gıdalar böbrek dostudur.</p>
</li>
<li data-start="1747" data-end="1826">
<p data-start="1749" data-end="1826"><strong data-start="1749" data-end="1787">Alkolden ve sigaradan uzak durmak:</strong> Böbrek sağlığını korumak için şarttır.</p>
</li>
</ul>
<p data-start="1828" data-end="1936">Uzmanlar, herhangi bir bitkisel tedaviye başlamadan önce mutlaka doktora danışılması gerektiğini vurguluyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_68564a1b1e69c.jpg" length="50878" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 21 Jun 2025 08:58:56 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yapay Zeka Kanserle Mücadelede Yeni Bir Dönem Başlatıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yapay-zeka-kanserle-mucadelede-yeni-bir-doenem-baslatiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yapay-zeka-kanserle-mucadelede-yeni-bir-doenem-baslatiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık sektöründe önemli gelişmelere imza atan yapay zeka teknolojileri, özellikle meme ve akciğer kanserinde küçük nodüllerin tespit edilmesini sağlayarak erken tanı ve tedavi sürecinde etkili oluyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Erken teşhis edildiğinde ölümcül sonuçları azalan bir hastalık olan kanserin tanı ve tedavi sürecinde yapay zeka destekli teknolojiler önemli rol oynuyor.</p>
<p>Son yıllarda kullanılmaya başlanan yapay zeka, doktorların karar süreçlerini hızlandırıyor, hata payını azaltıyor ve erken teşhis imkanlarını artırıyor. Özellikle meme ve akciğer kanseri gibi türlerde, yapay zeka destekli taramalar teşhis süreçlerinde hız kazandırıyor.</p>
<p>Birçok sağlık biriminde etkin bir şekilde kullanılan yapay zeka, görüntüleme tekniklerinde ve büyük veri analizlerinde öne çıkıyor.</p>
<p>AA muhabirine konuşan Memorial Bahçelievler Hastanesi Onkoloji Bölümü Tıbbi Onkoloji Uzmanı ‍Prof. Dr. Hakan Harputluoğlu, gelişen tanı ve tedavi yöntemleriyle kanserdeki ölüm oranlarında azalma başladığını söyledi.</p>
<p>ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, 1991'den 2022'ye kadar bütün kanser türlerindeki ölüm oranlarında yüzde 34 azalma belirlendiğini bunun da yaklaşık olarak 4,5 milyon kişinin hayatının kurtarılması anlamına geldiğini vurgulayan Harputluoğlu, özellikle meme kanseri gibi bazı türlerde tedavi şekillerinde gelişmeler yaşandığı için ölüm oranlarının düştüğünü dile getirdi.</p>
</div>
<p>Harputluoğlu, bunda iyi ilaçların yanı sıra erken teşhisin de etkili olduğunu belirterek, erken teşhis, tarama yöntemleri, önleyici sağlık hizmetleri ve sağlıklı yaşama geçilmesinin de kanserin düşmesinde önemli rol oynadığını kaydetti.</p>
<p>Yapay zeka kullanımının sağlık alanında adeta devrim yarattığını vurgulayan Harputluoğlu, şöyle devam etti:</p>
<p><strong>"Kanserin erken tanı ve tedavisinde yapay zekanın kullanımı yaygınlaştı. Yapay zeka, sağlık alanında devrim yaratmaya devam edecek gibi duruyor. Özellikle onkoloji gibi branşlar karmaşık bir tıp alanı. Tanıdan tedaviye kadar birçok yerde yapay zekayı kullanmaya başladık ve giderek de kullanmamız artıyor. Özellikle teşhiste, erken taramada mamografideki küçük lezyonları daha erken tespit edebiliyoruz. Bunu yapay zekayla yapıyoruz. Akciğerdeki küçük nodülleri daha erken tespit edebiliyoruz. Bunlar bizim için teşhisin daha erken dönemde olduğunu belirtiyor."</strong></p>
<p><strong>Hasta takiplerinde de yapay zeka devrede</strong></p>
<p>Harputluoğlu, yine yapay zekayla dünyada yürüyen bir klinik çalışmayı sorgulatıp hastayı yönlendirebildiklerini aktararak, sözlerine şöyle sürdürdü:</p>
<p><strong>"Tedaviler bitti, hasta revizyona girdikten sonra bundan sonraki takiplerinde 'Kaç ayda verelim, risklerini görmüş olalım. Bu risk oranına göre hangi tetkikleri isteyelim?' Bunların hepsini yapay zekanın yardımlarını kullanarak yapabiliyoruz. Ama unutmamamız gereken bir şey var. Yapay zeka sonuç olarak yönlendirmiyor. Hangisini doğru olarak vermemiz gerektiği, hangisini doğru olarak yapmamız gerektiği konusunda mutlaka bir doktor, sorumluluğu almak zorunda."</strong></p>
<p>Acıbadem Mehmet Aydınlar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ata Akın ise fakültenin Nanobiyoteknoloji Merkezi'nde yapay zeka destekli pek çok bilimsel çalışma yapıldığını söyledi.</p>
<p>Yapay zekanın her hastalıkta kullanılamadığını belirten Akın,<span> </span><strong>"Radyoloji bölümlerinde meme kanseri için hızlı tanı sistemleri geliştirilmiş. Bunlar çok değerli. Öyle bir sistem düşünün ki hemen size memenin neresinde kanser var, hatta ne seviyede söyleyebiliyor. Yine yapay zeka farklı hastaları ve uygulanan tedavi bilgisini topluyor. Sonra zaman içerisinde uygulanan tedavi işe yaradı mı diye bakılıyor. Örneğin meme kanserinde 1000 hastanın bilgisini tutuyor sonra bunlardan analiz yapıyor."</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
<p><strong>Genetikte yapay zeka kullanımı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Akın, Nanobiyoteknoloji Merkezi'nde kanserlerle ilgili yapılan çalışmalara da değinerek, Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fabienne Dumoulin'in deri kanserini öldürmek için özel bir molekül geliştirmeye çalıştığını anlattı.</p>
<p>Molekülün yaratılması için birçok deney yapılması gerektiğini dile getiren Akın, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>"Binlerce deney yapıyor ve en sonunda hepsini denemesi gerekiyor. Dr. Öğretim Üyesi Elçim Elgun Kırımlı ile beraber, 'Bu kadar deney yaptık, hangisi en iyi sonucu verebilir?' diye yapay zeka kodu çalıştırdılar. Bundan sonra yapacakları yeni deneyleri tasarlayabilmesi için bir sürü iş yapmaktansa 10 deney yöntemini belirlesen daha iyi olur. O zaman 1000 deney yapmak demek, onlarca öğrenci, yüzlerce hafta gerekir. 10 deneye düşürdüğünüz zaman çok büyük avantaj oluyor."</strong></p>
<p>Akın, üniversitede kanser ilacıyla ilgili çalışmaların da yapıldığını dile getirerek, şunları aktardı:</p>
<p><strong>"Kanser ilacını bulmaya çalışan hocalar var. 'Hangi gene hedefli bir ilaç yaparsam faydalı olur'. Bunun için kanser datasını hastalardan, sağlıklılardan topluyorlar. Genetik analizlerini yapıyorlar ve bir yapay zeka mantığıyla hangi gen en iyi bu iki grubu ayrıştırır onu buluyorlar. Yani hastalığın altındaki genetik kökeni yapay zekayla buluyorlar. Aksi taktirde çok deneme yanılma yapması gerekiyor. Ondan sonra da o geni öldürebilecek veya susturabilecek ilaç tasarlıyor."</strong></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_6854f3fd48e0d.jpg" length="62068" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 20 Jun 2025 08:39:14 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Göz Sağlığınız İçin Güneş Gözlüğünü İhmal Etmeyin</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/goez-sagliginiz-icin-gunes-goezlugunu-ihmal-etmeyin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/goez-sagliginiz-icin-gunes-goezlugunu-ihmal-etmeyin</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Güneş etkisinin artırırken, uzmanlardan önemli bir uyarı geldi. Uzmanlar, güneş gözlüğünün sadece bir aksesuar olmadığını, gözleri zararlı UV ışınlarına karşı koruyan bir sağlık ekipmanı olduğunu belirtti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Yaz aylarının gelmesi ve sıcaklıkların artmasıyla birlikte parklar, sahiller ve sokaklar yeniden canlandı. Dışarıda geçirilen sürenin artması, güneşin keyifli yüzünü gösterirken, aynı zamanda gözardı edilen bir tehlikeyi de beraberinde getirdi.</p>
<p>Uzmanlar ultraviyole (UV) ışınları konusunda dikkatli olunması uyarılarında bulunuyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Serdar İlgüy, güneş gözlüğü kullanımının bir moda tercihi olmaktan öte, ömür boyu sürecek göz sağlığı için vazgeçilmez bir koruma kalkanı olduğunu vurgulayarak dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu.</p>
</div>
<p>Güneşten yayılan UVA ve UVB ışınlarının, gözün en hassas dokularına nüfuz ederek zamanla ciddi hasarlara yol açabildiğini belirten Opr. Dr. Serdar İlgüy,<span> </span><strong>"Güneş gözlüğü kullanımı, bir moda tercihi olmaktan öte ömür boyu sürecek göz sağlığı için vazgeçilmez bir koruma kalkanıdır. Bu nedenle pek çok kişi tarafından yeterince önem verilmeyen doğru güneş gözlüğü seçimi, sağlık açısından büyük önem taşır. Güneşten yayılan UVA ve UVB ışınları, gözümüzün en hassas dokularına nüfuz ederek zamanla ciddi hasarlara yol açar. Bu hasarların başında, göz merceğinin şeffaflığını yitirerek bulanıklaşması olan katarakt geliyor. Bunun yanı sıra, keskin ve detaylı görmemizi sağlayan retina merkezinde hasar oluşturan makula dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı) ve gözün beyaz kısmında et büyümesi olarak bilinen pterjium gibi rahatsızlıklar da doğrudan UV ışınlarıyla ilişkilidir. Bu zararlar biriktiğinde, maalesef kalıcı görme kaybına kadar gidebilen geri dönülmez bir sürece girilebilir. Güneş gözlüğü kullanımı bu riskleri bilimsel olarak kanıtlanmış bir şekilde ciddi oranda azaltır"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p><strong>"Kalitesiz gözlük gözünüze daha çok zarar verir"</strong></p>
<p>Piyasada kolayca ulaşılabilen ucuz ve sahte güneş gözlüklerinin yarardan çok zarar getirdiğinin altını çizen Opr. Dr. İlgüy,<strong><span> </span>"Bir camın koyu renkli olması, onun koruyucu olduğu anlamına gelmez. Koruma, camın rengiyle değil, üzerine kaplanan görünmez UV filtresiyle sağlanır. UV filtresi olmayan sahte bir gözlük taktığınızda, karanlık ortam nedeniyle göz bebeğiniz doğal bir refleksle daha da genişler. Bu durum, korumasız olan gözünüzün kapılarını zararlı UV ışınlarına sonuna kadar açmak demektir. Yani gözünüzü korumak yerine, normalden çok daha fazla zararlı ışının içeri girmesine sebep olursunuz. Bu, adeta bir aldatmacadır"<span> </span></strong>diye konuştu.</p>
<p><strong>Doğru güneş gözlüğü nasıl seçilir?</strong></p>
<p>Doğru gözlüğü seçmenin birkaç temel kuralı olduğunu belirten İlgüy, tüketicilere şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p><strong>"Tam koruma arayın. Gözlüğün etiketinde mutlaka yüzde 100 UVA ve UVB korumalı veya UV400 ibaresi bulunmalıdır. UV400 etiketi, gözlüğün 400 nanometreye kadar olan tüm zararlı ışınları bloke ettiğini gösterir. Standartlara güvenin. Avrupa standartlarına uygunluğunu belirten CE işareti, ürünün temel sağlık ve güvenlik gerekliliklerini karşıladığının bir göstergesidir. Yüzünüze tam otursun. Göz çevresini iyi saran, yanlardan ve üstten ışık sızmasını engelleyen daha büyük çerçeveler ideal koruma sağlar. Güvenilir adresleri tercih edin. Gözlüklerinizi mutlaka sertifikalı ürünler satan güvenilir optik mağazalarından temin edin."</strong></p>
<p><strong>"Çocukların gözleri güneş ışınlarına karşı daha hassas"</strong></p>
<p>Çocukların gözlerinin yetişkinlere göre daha hassas ve UV ışınlarına karşı daha savunmasız olduğunu belirten İlgüy, her yaş grubunun bu konuda bilinçli olması gerektiğine dikkat çekerek,<span> </span><strong>"Göz sağlığı bir ömürlüktür, onu korumayı ihmal etmeyin"<span> </span></strong>şeklinde konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_6853a1e4c343d.jpg" length="51798" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 19 Jun 2025 08:36:44 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Bakanlığından Anne ve Bebek Sağlığına Dijital Rehber</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-anne-ve-bebek-sagligina-dijital-rehber</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-anne-ve-bebek-sagligina-dijital-rehber</guid>
        <description><![CDATA[ <p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen uygulama, gebelikten doğuma, emzirmeden 0–2 yaş bebek gelişimine kadar tüm süreçlerde anne adaylarına rehberlik ediyor.</p>
<p>Uygulamada, haftalık gebelik takibi, beslenme ve egzersiz önerileri, doğuma hazırlık yöntemleri, doğum sonrası emzirme ve lohusalık desteği gibi içerikler yer alıyor.</p>
<p>"0–2 yaş bebek gelişimi" bölümünde erken çocukluk dönemine ilişkin bakım, beslenme ve gelişim önerilerinin sunulduğu uygulamanın "Test ve aşı hatırlatıcıları" bölümüyle ise muayene ve bağışıklama süreçlerinin zamanında yapılması hedefleniyor.</p>
<p>Uygulamada ayrıca, sağlık profesyonelleri tarafından onaylanmış bilgilerle "güvenilir bilgi paylaşımı", bebeklerin ilk anılarının kaydedilebileceği "anı günlüğü" ve "isim önerileri" gibi bölümler de yer alıyor.</p>
<p>"Annelik Yolculuğu" mobil uygulaması, iOS ve Android işletim sistemine sahip cep telefonlarına tüm uygulama mağazalarından ücretsiz indirilebiliyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_68524fd982614.jpg" length="49842" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 18 Jun 2025 08:34:22 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Çocuklarda Konuşma Gecikmesi: Artan Vakalar ve Gelişim Üzerine Etkileri</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/cocuklarda-konusma-gecikmesi-artan-vakalar-ve-gelisim-uzerine-etkileri</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/cocuklarda-konusma-gecikmesi-artan-vakalar-ve-gelisim-uzerine-etkileri</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Çocukların konuşma süreci, sadece kelimeleri öğrenmekle sınırlı değil; aynı zamanda zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimlerinin önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Ancak son yıllarda giderek artan konuşma gecikmesi vakaları, uzmanların dikkatini çekiyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Çocukların dil ve konuşma gelişimi, bilişsel, sosyal ve duygusal yetenekleriyle doğrudan bağlantılı olup, yaşamlarının en kritik aşamalarından biridir. Ancak bazı çocuklar, yaşlarından beklenen konuşma becerilerini zamanında kazanamayabilir.</p>
</div>
<p>Bu durumun ebeveynler tarafından yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Gelişimsel Pediatrist Uzm. Dr. Reyhan Tamer, konuşma gecikmeleri ve erken müdahalenin önemi hakkında bilgiler paylaştı.</p>
<p>Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken bazı belirtileri anlatan Dr. Tamer,<strong><span> </span>"Eğer bir çocuk bir yaşına geldiğinde ismini tanımıyorsa veya bir buçuk yaşında hala kelime kullanmıyorsa, mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p>Konuşma gelişiminin bilişsel süreçlerle yakından ilişkili olduğunu belirten Dr. Tamer, gecikmelerin erken tedavisinin önemini vurguladı. Ayrıca, çocuğun kelime sayısı yeterli gibi görünse de dikkati kolayca dağılıyorsa, bunun altında yatan nedenin çevresel uyaran eksikliği olabileceğini ekledi.</p>
<p><strong>EKRAN BAĞIMLILIĞI KONUŞMA GECİKMESİNE YOL AÇABİLİR</strong></p>
<p>Dr. Tamer'e göre konuşma gecikmesinin en yaygın nedenlerinden biri, akıllı telefon ve televizyon gibi ekranlardır. Bu cihazların sunduğu tek yönlü ve pasif uyarım, çocuğun ihtiyaç duyduğu karşılıklı sosyal etkileşimi sağlamaz. Dr. Tamer,<span> </span><strong>"Ekranlar, çocukların sosyal etkileşim fırsatlarını kısıtlayarak dil gelişimlerini olumsuz etkiliyor"<span> </span></strong>diyerek ebeveynleri uyardı.</p>
<p><strong>KONUŞMA GECİKMESİ BEYİN GELİŞİMİNİ ETKİLER</strong></p>
<p>Konuşma gecikmesinin etkilerinin sadece dil becerileriyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda beyin gelişimini de olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Dr. Tamer,<span> </span><strong>"Yaşamın ilk üç yılı, beyin gelişiminin en hızlı olduğu kritik bir dönemdir. Bu süreçteki konuşma gecikmesi, çocuğun bilişsel ve sosyal gelişimini sekteye uğratabilir"</strong><span> </span>dedi. Ancak, erken teşhis ve doğru müdahalelerle bu aksaklıkların aşılabileceğini de dile getirdi.</p>
<p><strong>EKRAN SÜRESİ KISITLANMALI</strong></p>
<p>Dr. Tamer, çocuğun konuşmasında bir gecikme fark edildiğinde, 'bir-iki hafta daha bekleyelim' demek yerine vakit kaybetmeden bir uzmana danışmanın önemini dile getirdi. Dr. Tamer,<span> </span><strong>"Erken teşhis, sadece dil sorunlarını çözmekle kalmaz, aynı zamanda gelecekte ortaya çıkabilecek psikolojik ve sosyal zorlukları da önleyebilir"</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
<p>Bazen çocukların zamanında konuşsa bile artikülasyon (sesletim) sorunları yaşayabileceğine dikkat çeken Dr. Tamer, bu gibi durumlarda dil ve konuşma terapistleri veya çocuk nörologlarından destek almanın gerektiğini söyledi. Ebeveynlere, çocuklarının ekran süresini kısıtlamalarını; bunun yerine onlarla bol bol sohbet etmelerini, oyun oynamalarını ve kitap okumalarını öneren Dr. Tamer,<span> </span><strong>"Dil gelişimini yakından izlemek ve şüphe durumunda profesyonel yardım almak en doğru yaklaşımdır"</strong><span> </span>ifadelerini kullandı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_6850fd04308aa.jpg" length="43444" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 17 Jun 2025 08:28:41 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Diyetisyen Uyardı: B12 ve Demir Eksikliği Göz Ardı Edilmemeli</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/diyetisyen-uyardi-b12-ve-demir-eksikligi-goez-ardi-edilmemeli</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/diyetisyen-uyardi-b12-ve-demir-eksikligi-goez-ardi-edilmemeli</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, özellikle B12 vitamini ve demir eksikliğinin toplumda oldukça yaygın olduğunu belirtiyor. Özellikle kadınlarda demir eksikliğinin çok sık görüldüğüne dikkat çekiliyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Diyetisyen Sümeyye Korkmaz, vitamin ve mineral eksiklikleri konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Korkmaz, özellikle B12 vitamini ve demir eksikliğinin toplumda yaygın olduğunu belirterek, özellikle kadınlarda demir eksikliğinin çok sık görüldüğünü söyledi.</p>
</div>
<p>Korkmaz,<span> </span><strong>"Demir emilimini azaltan ya da engelleyen bazı beslenme alışkanlıkları var. Örneğin çay ve kahveyi, demir içeriği yüksek besinler veya demir takviyeleriyle birlikte tüketmeyin; en az iki saat arayla alın. Aynı şekilde süt, yoğurt ve ayran gibi süt grubu ürünler de demirin emilimini azaltır. Bu yüzden demirden zengin besinlerle birlikte tüketilmemeli"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p>Demirden zengin besinler arasında et, tavuk, balık, kuru baklagiller, kuru meyveler, kuru yemişler ve yeşil yapraklı sebzeler bulunduğunu belirten Korkmaz, kolesterol problemi olmayanlar için ciğer gibi sakatatların da arada tercih edilebileceğini söyledi.</p>
<p>B vitamini eksikliğinin de sık görüldüğünü ifade eden Korkmaz,<span> </span><strong>"B3K2 formunu eksikliği olmasa bile, günde 10 kilo başına bir damla olarak kullanmayı öneriyorum. Ben de bu şekilde kullanıyorum. Ayrıca omega-3 veya krill yağı formları günlük kullanımda tercih edilebilir"</strong><span> </span>diye ekledi.</p>
<p>Korkmaz, vitamin ve mineral eksikliklerinin giderilmesinin sadece kan değerlerini değil, aynı zamanda metabolizma hızını, kilo kaybını ve ideal kiloda kalmayı da desteklediğini belirterek,<span> </span><strong>"Umarım herkes ideal vitamin ve mineral dengesine ulaşır"</strong><span> </span>temennisinde bulundu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_684fad8620e96.jpg" length="48646" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 16 Jun 2025 08:37:21 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Afetlere Karşı Güçlü Sağlık Altyapısı: Bakan Memişoğlu’ndan Güvence</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/afetlere-karsi-guclu-saglik-altyapisi-bakan-memisoglundan-guvence</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/afetlere-karsi-guclu-saglik-altyapisi-bakan-memisoglundan-guvence</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="text-base mb-4 text-red-600 dark:text-inherit">Sağlık sisteminin tüm olası deprem ve afetlere karşı hazırlıklı olduğunu vurgulayan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Depremin planlamasını ve depremde nasıl hareket edeceğimizi deprem öncesinde personelimize ve sağlık çalışanlarına öğretiyoruz. Ne yapacağını bilen bir sağlık sistemi oluşturduk" ifadelerini kullandı.</h2>
<p>Sağlık Bakanı Memişoğlu, "HPV (Human Papilloma Virüs) aşısını, 2025 sonu itibarıyla insanlarımıza ücretsiz, özellikle 13 yaşındaki çocuklarımıza ulaştıracağız" dedi. Memişoğlu, TRT Haber canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.</p>
<p>Olası depremlere karşı sağlık sistemindeki hazırlıklara ilişkin Memişoğlu, Türkiye'nin bu tür afetlerde çabuk reaksiyon verebilen ve organize olabilen bir ülke olduğunu vurguladı.</p>
<p>Memişoğlu depremin Türkiye'nin gerçeği olduğuna işaret ederek, sağlık sisteminin bu konudaki yeterliliğini hem 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremlerde hem de Kovid-19 salgınıyla mücadelede dünyaya ispatladığının altını çizdi.</p>
<p>Sağlık sisteminin tüm olası deprem ve afetlere karşı hazırlıklı olduğunu vurgulayan Memişoğlu, "Depremin planlamasını ve depremde nasıl hareket edeceğimizi deprem öncesinde personelimize ve sağlık çalışanlarına öğretiyoruz. Ne yapacağını bilen bir sağlık sistemi oluşturduk. İstanbul'da 12 tane izolatörlü hastanemiz var, 24 saat çalıştıkları için de depremde bizim ana üslerimiz olacaklar. Sağlık sistemi, bu ana omurga üzerinde ilk 24 saat kendi kendine yetebilecek durumda. Ancak öncesinde de toplumun buna hazır olması gerekiyor." ifadelerini kullandı.</p>
<div class="page-break w-full it-item" data-it="{&quot;index&quot;:2,&quot;id&quot;:0,&quot;tracker&quot;:[{&quot;type&quot;:&quot;history&quot;,&quot;parameter&quot;:&quot;page&quot;,&quot;url&quot;:2},{&quot;type&quot;:&quot;google&quot;},{&quot;type&quot;:&quot;gemius&quot;,&quot;variable&quot;:&quot;gemiusID&quot;,&quot;id&quot;:&quot;&quot;}]}">
<h2 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">"TOPLUMUN YÜZDE 35'İ FAZLA KİLOLU, YÜZDE 27'Sİ OBEZ"</h2>
<p>Bakan Memişoğlu, obeziteyle mücadele kapsamında başlatılan "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasının sonuçlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>AA'nın aktardığı habere göre, mayıs ayında 3 milyon kişinin gönüllülük esasına göre kilo ve boy ölçümlerinin yapıldığını, temmuzda ise bu rakamı 10 milyona çıkarmayı hedeflediklerini aktaran Memişoğlu, şu bilgileri verdi:</p>
<p>"Toplumumuzun kilo ve obezite sorunu var. Şu ana kadar 3 milyon insanı tarttık veya boyunu ölçtük, yüzde 35'i fazla kilolu. Biz şu anda kilo anlamında dünyanın en üst seviyesindeyiz. Yüzde 27'si obez. Toplam yüzde 52-55 bandında insanlarımız istediğimiz kiloda değil."</p>
<p>Memişoğlu, obezitenin hayatın bir döneminde farklı hastalıklara yol açabileceğinin altını çizerek, "Kalp ve eklem hastalıkları ve tansiyon, bunların hepsi kiloyla bağlantılı. Sadece obeziteyle ilgili değil, sigarayla ilgili de sorunumuz var. Bugün toplumun üçte biri maalesef sigara içiyor. Bugün akciğer kanserinde dünyanın en önde gelen ülkelerinden bir tanesiyiz. Kilo, sigara bağımlılık, hareketsizlik bizim toplumumuzun riskleri olarak görüyoruz." dedi.</p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_684e7095185c0.jpg" length="54237" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 15 Jun 2025 10:05:00 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Apandis Kanseri Profili Değişti: Gençler Risk Grubuna Girdi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/apandis-kanseri-profili-degisti-gencler-risk-grubuna-girdi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/apandis-kanseri-profili-degisti-gencler-risk-grubuna-girdi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Apandis kanseri, bugüne kadar öylesine nadir görülen bir hastalıktı ki çoğu insan bunun varlığını bile bilmiyordu. On yıllar boyunca doktorların meslek hayatlarında belki sadece bir ya da iki kez karşılaştığı ve genellikle ileri yaşlarda teşhis edilen bu kanser türü, son dönemde giderek daha genç yaş gruplarında görülmeye başlandı.</h2>
<p>Apandis, kalın bağırsağa bağlı küçük, parmak şeklinde bir kesedir. Vücuttaki işlevi hâlâ tam olarak bilinmese de en çok apandisit adı verilen ve acil cerrahi gerektiren iltihaplanmasıyla tanınıyor. Ancak burada kanserin de gelişebileceği pek bilinmiyor.</p>
<p>Annals of Internal Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, 1970 sonrası doğanlarda apandis kanseri vakaları çarpıcı şekilde artmış durumda. Bu yaş grubunda görülme sıklığı, 1940’larda doğanlara göre üç ila dört kat yükseldi.</p>
<p>Her yıl hâlâ milyonda sadece birkaç kişiyi etkileyen nadir bir hastalık olsa da artışın hızı dikkat çekici.</p>
<p>Daha da önemlisi, bugün apandis kanseri vakalarının yaklaşık üçte biri 50 yaş altı yetişkinlerde görülüyor. Bu oran, diğer sindirim sistemi kanserleriyle karşılaştırıldığında oldukça yüksek.</p>
<h2>Neden artıyor?</h2>
<p>Kesin neden henüz bilinmiyor. Ancak uzmanların ilk şüphelendiği faktörler arasında son on yıllardaki yaşam tarzı ve çevresel değişimler yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/obezite/" target="_blank" rel="noopener">Obezite</a><span> </span>oranları 1970’lerden bu yana hızla arttı ve aşırı kilo, sindirim sistemi kanserleri dahil birçok<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/kanser/" target="_blank" rel="noopener">kanser</a><span> </span>için bilinen bir risk faktörü.</p>
<p>Ayrıca, beslenme alışkanlıkları da değişti. İşlenmiş gıdalar, şekerli içecekler ve kırmızı ya da işlenmiş et tüketiminin artması, sindirim sistemi kanserleri için riski artıran unsurlar arasında gösteriliyor.</p>
<p>Bunun yanında, hareketsiz yaşam tarzı, uzun süre masa başında ya da ekran karşısında oturmak da riski artırıyor.</p>
<p>Bir diğer olasılık ise modern yaşamın getirdiği yeni çevresel faktörlere maruz kalma. Endüstriyel<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/gida/" target="_blank" rel="noopener">gıda</a><span> </span>üretimi,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/plastik/" target="_blank" rel="noopener">plastik</a><span> </span>ve kimyasalların yaygın kullanımı,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/su/" target="_blank" rel="noopener">su</a><span> </span>kalitesindeki değişimler gibi faktörlerin de etkili olabileceği düşünülüyor. Ancak bu konuda daha fazla<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/arastirma/" target="_blank" rel="noopener">araştırma</a><span> </span>yapılması gerekiyor.</p>
<h2>Teşhisi zor</h2>
<p>Apandis kanserini özellikle zor kılan bir diğer faktör de erken tespit edilememesi. Örneğin kolon kanseri gibi rutin tarama testleri bulunmuyor.</p>
<p>Belirtiler genellikle belirsiz veya başka hastalıklarla karıştırılabiliyor. Hafif karın ağrısı, şişkinlik ya da<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/bagirsak/" target="_blank" rel="noopener">bağırsak</a><span> </span>alışkanlıklarında değişiklik gibi yaygın ve genellikle zararsız sayılabilecek şikayetler görülebiliyor. Bu nedenle vakaların büyük kısmı, genellikle apandisit şüphesiyle yapılan ameliyat sırasında tesadüfen fark ediliyor — ve bu aşamada erken müdahale için geç kalınmış olabiliyor.</p>
<p>Şu anda apandis kanseri için rutin bir tarama testi bulunmuyor. Hastalık hem çok nadir hem de apandisin görüntülenmesi oldukça zor olduğu için genel tarama programlarına dahil edilmiyor.</p>
<p>Bu nedenle hem hekimlerin hem de halkın bu konuda daha dikkatli olması gerekiyor. Özellikle 50 yaş altındaki bireylerde, inatçı veya alışılmadık karın belirtileri görüldüğünde zaman kaybetmeden doktora başvurulması önemli.</p>
<h2>Diğer sindirim sistemi kanserleri de artışta</h2>
<p>Apandis kanserindeki artış, kolon ve<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/mide/" target="_blank" rel="noopener">mide</a><span> </span>gibi diğer sindirim sistemi kanserlerinde de gözlenen daha geniş bir eğilimin parçası.</p>
<p>Bu durumun ardında büyük olasılıkla<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/genetik/" target="_blank" rel="noopener">genetik</a><span> </span>faktörler, yaşam tarzı, çevresel etkiler ve hatta bağırsak mikrobiyomu (bağırsakta yaşayan bakteri florası) ile ilgili değişimler yer alıyor.</p>
<p>Son yıllarda antibiyotik kullanımı hem tıpta hem de tarımda büyük ölçüde artmış durumda. Bu da bağırsaktaki bakterilerin dengesini bozabiliyor ve bu durum kanser riskini etkileyebiliyor. Erken yaşta antibiyotik kullanımı ile ilgili bu olası bağlantı üzerinde daha fazla araştırma yürütülüyor.</p>
<h2>Ne yapılmalı?</h2>
<p>Şimdilik en iyi yaklaşım önleme ve farkındalığa odaklanmak:</p>
<p>Sağlıklı kiloyu korumak</p>
<p>Sebze,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/meyve/" target="_blank" rel="noopener">meyve</a><span> </span>ve tam tahıllar açısından zengin dengeli bir beslenme uygulamak</p>
<p>Fiziksel olarak aktif kalmak</p>
<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/tutun/" target="_blank" rel="noopener">Tütün</a><span> </span>ve alkol kullanımından kaçınmak hem apandis kanseri hem de diğer kanser türleri için riski azaltan önemli adımlar arasında yer alıyor.</p>
<p>Araştırmacılar, apandis kanserinin neden genç yaşlarda hızla arttığını anlamaya çalışıyor. Bu nedenleri ortaya çıkarmak, önleme, erken teşhis ve daha etkili tedavi yöntemleri geliştirmek açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>Bu süreçte hem sağlık çalışanlarının hem de halkın bilinçlendirilmesi gerekiyor. Belirtilerin fark edilmesi ve zamanında harekete geçilmesi, bu nadir ama giderek önem kazanan kanser türünde erken teşhis ve daha iyi sonuçlar sağlayabilir.</p>
<p>Apandis kanserinin artışı, değişen yaşam koşulları ve çevresel etkenlerin nadir hastalıkları bile daha yaygın hale getirebileceğini hatırlatıyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_684bbc804240e.jpg" length="54341" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 13 Jun 2025 08:52:06 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Devletten Nadir Hastalıklar İçin 54,4 Milyarlık İlaç Desteği</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/devletten-nadir-hastaliklar-icin-544-milyarlik-ilac-destegi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/devletten-nadir-hastaliklar-icin-544-milyarlik-ilac-destegi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2024 yılında nadir hastalıklarla mücadelede kullanılan ilaçların ödemelerine ilişkin bilgi verdi.</p>
<p>Bakan Işıkhan, nadir hastalıkların tedavi süreçlerine destek olmak amacıyla 313 ilaç için yaklaşık 54,4 milyar TL ödendiğini söyledi.</p>
<p>Işıkhan sosyal<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/medya/" target="_blank" rel="noopener">medya</a><span> </span>hesabından yaptığı açıklamada, nadir hastalıklarla mücadele eden vatandaşlara destek olmayı sürdüreceklerini vurguladı.</p>
<h2>Bir ilaç daha geri ödeme listesine alındı</h2>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından yapılan açıklamada ise devletin destek sağladığı tedaviler arasında özellikle spinal musküler atrofi (SMA) hastalığının öne çıktığı, tedavide 2017'den bu yana geri ödemesi yapılan ilacın sözleşmesinin geçen yıl yenilendiği, bu sayede hastaların tedaviye erişiminde herhangi bir aksamanın yaşanmadığı kaydedildi.</p>
<p>Ayrıca, kullanım kolaylığıyla dikkati çeken yeni bir oral formdaki ilacın da geri ödeme listesine alındığı, bu gelişmenin de özellikle çocuk hastalar ve aileleri için önemli bir alternatif tedavi seçeneği sunduğu vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada, öne çıkan bir diğer yeniliğin ise Hemofili A hastaları için geliştirilen tedavi yöntemi olduğu belirtilerek, "Geleneksel tedavide hastaların damar yolu açtırmak üzere hastaneye gitmesi gerekirken, geri ödeme kapsamına yeni alınan Hemlibra isimli ilaç, deri altından uygulanabilmesi sayesinde evde tedavi imkanı sağlıyor" ifadelerine yer verildi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_684919bc78a86.jpg" length="76666" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 08:53:08 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>“Sağlık Bakanı Duyurdu: Yaşlılara Özel ‘Sağlıklı Yaşlanma’ Programı Başlıyor”</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakani-duyurdu-yaslilara-ozel-saglikli-yaslanma-programi-basliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakani-duyurdu-yaslilara-ozel-saglikli-yaslanma-programi-basliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yaşlıların yaşam kalitesini artırmak ve yaşlanırken sağlıklı kalabilmelerini desteklemek amacıyla "Sağlıklı Yaşlanma" programını hayata geçireceklerini duyurdu.</h2>
<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yaptığı açıklamada toplumun yaşlı bireylere verdiği öneme işaret ederek, başlatacakları yeni programla yaşlılara sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı ve onların sağlıklarını korumayı hedeflediklerini söyledi.</p>
<p>Memişoğlu, Türk toplumunun yaşlısına değer veren ve sağlığını kendi sağlığından da öte tutan bir anlayışa sahip olduğunu belirterek, "O nedenle biz de Sağlık Bakanlığı olarak yaşlandıkça insanların sağlıklı kalmasının yolunu, nasıl sağlıklı yaşayacağını, sağlıklı yaşlanmayı öğreteceğimiz bir program başlatıyoruz. Böylece yaşlılarımız da bu konuda hem yaşlanıp hem nasıl sağlıklı kalacaklarının eğitimini alacaklar." dedi.</p>
<p>Özellikle 80 yaş üzerindeki bireyler ile yatağa bağımlı hastalar için uzun süredir uygulanan evde sağlık hizmetlerinin güçlendirilerek sürdürüldüğünü ifade eden Memişoğlu, "Evden çıkmakta zorlanan veya hastaneye gitmesi risk taşıyan vatandaşlarımızı yormuyoruz. İlaç ve sağlık raporlarını biz evlerine götürüyoruz." diye konuştu.<br><br><span><strong>ELEKTRONİK SİSTEMLE RAPORLAR YAKIN TAKİPTE</strong></span></p>
<p>Elektronik sistem sayesinde hastaların takiplerinin etkin bir şekilde yapıldığını dile getiren Memişoğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"İlaç ve diğer raporlar konusunda elektronik sistem bizim farkındalığımız oluyor. Daha raporu bitmeden gidip raporunu verir hale getirdik sistemimizi. Böylece yaşlılarımızın da bu hastanelerde randevu olsun başka bir şey olsun uğraşmasını engellemiş olduk. Çünkü çok zor esasında belirli yaştan sonra hele bakıma muhtaç hale geliyorsanız çok zor bir yaşam süreci oluyor. Yakınları için de yatalak hastalarımız için de durum aynı şekilde. Onlara da yardım etmek amacıyla bunları yapıyoruz. Sadece yaşlı bireyler ve yatağa bağımlı hastalara değil esasında yakınına da destek vermemiz gerekiyor çünkü sonuçta ona bakıyor, onunla zaman geçiriyor, ona destek olarak da sağlık hizmetlerini yerinde vermek için çalışma yaptık."</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_6847d3e703372.jpg" length="65601" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 10 Jun 2025 09:42:55 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kurban Bayramı&amp;apos;nda sağlıklı beslenme önerileri.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kurban-bayraminda-saglikli-beslenme-oenerileri</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kurban-bayraminda-saglikli-beslenme-oenerileri</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Diyetisyen Kiraz Öztürk, etin pişirme yönteminin de sağlık açısından önemli olduğunu belirterek, 'Etin, kendi yağıyla ama yağsız kısımları tercih edilerek haşlama ya da ızgara yöntemleriyle pişirilmesini öneririm, kavurma şeklinde değil.' dedi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan diyetisyen Öztürk, Kurban Bayramı'nda fazla et tüketiminin sağlığa etkisine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Öztürk, bayramda beslenme hatalarının başında kurban etinin hemen pişirilerek tüketilmesi geldiğini vurguladı.</p>
<p>Kurban Bayramı'nda et tüketim sıklığı ve miktarının arttığına işaret eden Öztürk,<span> </span><strong>"Özellikle etin fazla miktarda ve özellikle yağlı kısımlarının tüketilmesi sindirim zorluğuna, tansiyon, kolesterol gibi hastalıkların riskinin artmasına neden oluyor. Kalp damar hastalıkları açısından riski olan bireylerin daha dikkatli olması gerekiyor."</strong><span> </span>uyarısında bulundu.</p>
<p>Kurban etinin kuralına uygun şekilde tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Öztürk, etin kaslarındaki katılığın gevşemesi için en az 12 saat bekletilmesi gerektiğini aktardı.</p>
</div>
<p>Öztürk, etin pişirme yönteminin de sağlık açısından önemli olduğuna işaret ederek,<span> </span><strong>"Etin kendi yağıyla ama yağsız kısımları tercih edilerek haşlama ya da ızgara yöntemleriyle pişirilmesini öneririm, kavurma şeklinde değil. Ekstra olarak katı yağ, iç yağ, kuyruk yağı eklenmesine gerek yok. Zaten kırmızı et, kolesterol içeriği açısından yeteri kadar yüksek bir besin. Etin kendi yağı, pişmesi için yeterlidir."<span> </span></strong>bilgisini paylaştı.</p>
<p>Kurban Bayramı'nda dengeli beslenmenin sürdürülmesi gerektiğinin altını çizen Öztürk, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>"Kahvaltı alışkanlığımızı bayramda kesinlikle atlamamalıyız ancak hafif yapmalıyız. Bayram sabahında kolesterol içeriği açısından yüksek olduğu için yumurta tüketmemeliyiz. Eti genelde öğlen öğünlerinde tercih etmeliyiz. Yanında makarna, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek yiyecekler yerine bulgur pilavı, bol limonlu salata ya da zeytinyağlı sebzeler tercih etmeliyiz. En az yediğimiz et miktarı kadar salata tüketmeliyiz. Beyaz ekmek yerine esmer un, tam tahıl veya tam buğday unundan yapılmış ekmekler tercih edebiliriz."</strong></p>
<p><strong>"Etin sağlıklı olması için 70 derecede pişmesi gerekiyor"</strong></p>
<p>Etin sağlıklı pişmesi için iç ısı derecesinin 70 derece olması gerektiğini belirten Öztürk, hızlı ve yüksek ateşte pişirildiğinde etin dışının sertleşip iç kısmının tam pişmediğini, etin kısık ateşte, yavaş pişirilmesi gerektiğini, mangalda pişiriliyorsa ise ateşe çok yakın tutulmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Öztürk, sakatat tüketimini genellikle önermediklerine dikkati çekerek, özellikle aynı öğünde hem et hem de sakatat yenilmemesi gerektiğini söyledi. Öztürk, sakatat tüketildikten sonra birkaç gün et tüketiminden kaçınılmasını tavsiyesinde bulundu.</p>
<p><strong>"İkram alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz"</strong></p>
<p>Bayramlarda tatlı tüketiminin de arttığını dile getiren Öztürk,<span> </span><strong>"Bayramlarda ikram olarak genelde dolu dolu tabaklarla yoğun şerbetli hamur tatlıları ikram ederiz. Bu ikram alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz. Sütlü tatlılar daha çok tercihimiz olmalı. Meyveli tatlılar hatta meyvenin direkt kendisi bile alternatif ikram olabilir. Porsiyon ölçüsü bizim için önemli. Tadımlık küçük porsiyonlarla ikramlıklarımızı sunabiliriz."</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
<p>Öztürk, bayram ziyaretlerinde hareketliliği artırmak adına yürüme mesafesindeki yerlere yürüyerek gidilmesi veya aracın daha uzak noktaya park edilerek bir kısmının yürüyerek tamamlanması önerisinde bulunduklarını aktardı.</p>
<p>Su tüketiminin de öneminin altını çizen Öztürk, gün içinde 1,5-2 litre su tüketilmesinin ve yemeklerin yavaş yenilerek iyi çiğnenmesinin sindirime fayda sağladığını kaydetti.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_684529f17bbb2.jpg" length="70029" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 08 Jun 2025 09:13:12 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Su Tüketimi Artmazsa Vücut Direnci Düşüyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/su-tuketimi-artmazsa-vucut-direnci-dusuyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/su-tuketimi-artmazsa-vucut-direnci-dusuyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="155" data-end="452">Uzmanlar, sıcak yaz aylarında yeterli miktarda su tüketmeyen bireylerde bağışıklık sisteminin zayıflayabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerin su ihtiyacını karşılamaması durumunda vücut direnci düşüyor, hastalıklara yakalanma riski artıyor.</p>
<p data-start="454" data-end="746">Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Ayşe Yıldız, sıcak havaların etkisiyle vücudun normalden çok daha fazla sıvı kaybettiğini belirterek, “Günlük en az 2 ila 2,5 litre su içilmeli. Su içmek sadece susuzluğu gidermek için değil, bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için de gereklidir” dedi.</p>
<h3 data-start="748" data-end="788"><strong data-start="752" data-end="788">Yorgunluk ve Baş Ağrısına Dikkat</strong></h3>
<p data-start="790" data-end="1110">Yeterince su içmeyen bireylerde halsizlik, baş ağrısı, konsantrasyon eksikliği gibi belirtiler görülebileceğini söyleyen Dyt. Yıldız, “Birçok kişi bu belirtileri başka nedenlere bağlasa da su eksikliği çok yaygın bir sebeptir. Vücudun temel işlevlerini sürdürebilmesi için su hayati öneme sahiptir” ifadelerini kullandı.</p>
<p data-start="1112" data-end="1369">Yaz mevsiminde özellikle fiziksel aktivite sonrası, açık havada uzun süre kalındığında veya yoğun terleme durumlarında su tüketiminin mutlaka artırılması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, kahve, çay ve gazlı içeceklerin suyun yerini tutmadığını hatırlatıyor.</p>
<h3 data-start="1371" data-end="1426"><strong data-start="1375" data-end="1426">Su İçmeyi Hatırlatan Uygulamalar Kullanılabilir</strong></h3>
<p data-start="1428" data-end="1695">Sağlık uzmanları, su içmeyi unutan bireyler için mobil uygulamalar veya saat başı hatırlatıcılar kullanmanın faydalı olabileceğini belirtiyor. Ayrıca su içme alışkanlığı kazandırmak için gün boyunca küçük miktarlarda ama düzenli aralıklarla su tüketilmesi öneriliyor.</p>
<p data-start="1697" data-end="1938">Yetkililer, artan sıcaklıklarla birlikte su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini ve yeterli su alımının vücut sağlığı açısından vazgeçilmez olduğunu hatırlatarak, vatandaşlara gün boyu yanlarında mutlaka su bulundurmalarını tavsiye etti.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_683fde2357450.jpg" length="60156" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 04 Jun 2025 08:48:44 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıklı zayıflamanın püf noktaları.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikli-zayiflamanin-puf-noktalari</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikli-zayiflamanin-puf-noktalari</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının azalması ile birlikte obezite ve aşırı zayıflığa bağlı hastalıklar da hızla yaygınlaştığını belirten uzmanlar, ideal kilosuna kavuşmak isteyen kişiler için beslenme ve diyet uzmanları eşliğinde uygulanacak doğru ve sağlıklı diyet programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Modern yaşamın getirdiği hızlı ve düzensiz beslenme alışkanlıkları, obezite ve aşırı zayıflık gibi sağlık sorunlarının artmasına neden oluyor. Uzmanlar, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının giderek azalmasıyla birlikte bu rahatsızlıklara bağlı hastalıkların hızla yayıldığını vurguluyor.</p>
<div class="teads-adCall"></div>
<p>Düzenli kahvaltı edinme alışkanlığının sağlıklı bir yaşam için şart olduğunu vurgulayan Uz.Dyt. Ciğerli,<span> </span><strong>"Metabolizma uyandıktan hemen sonra kahvaltı yapınca metabolizma hızlanmaya başlayacaktır. Aksi takdirde kahvaltı yapmadan öğle yemeğine kadar aç kalınırsa yavaşlamış metabolizma hızı ile birlikte diğer öğünümüzde daha fazla yemek kaçınılmaz olacağından kilo almakta beklenen bir sonuç olacaktır. Sabahın erken saatlerinde dengeli bir kahvaltı ile güne başlamak metabolizmamızın hızlanmasını sağlayarak daha rahat kilo vermemize yardımcı olacaktır"</strong><span> </span>diye bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ekmeksiz diyet yapmayın!</strong></p>
<p>Zayıflamak için yemek tabaklarının ve çorba kâselerinin küçültülmesi tavsiyesinde bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Uz. Dyt. Ciğerli, şöyle devam etti;</p>
</div>
<p><strong>"Böylece 'sadece 1 kase çorba' diye kendinizi kandırmazsınız. Psikolojik olarak o tabaktaki yemekleriniz bittiği zaman kendinizi doymuş hissedersiniz. Bir diğer önemli nokta da ekmek tüketimidir. Ekmek ve yerine geçen tahıl ürünleri yemeden zayıflamak söz konusu olduğunda ne yazık ki işin sağlık boyutundan hiç bahsedilmiyor. Bu denli bilinçsizce yapılan öneriler bireylerde birçok hastalığın artışına sebep olabiliyor. Tam tahıllı ekmek içeren diyet, lif oranı yüksek olduğundan dolayı acıkmayı geciktirir ve uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur. Karbonhidrat kaynağı bir besin olan ekmeğin sindirimi ağızda başlar ve çok kısa sürede beyne tokluk sinyallerini iletir. Öğününüze 1 parça ekmeği çiğneyerek başlayın. Böylece daha kontrollü bir öğün geçirerek tokluk hissi sağlamış olacaksınız. Ayrıca tam tahıl ekmeği B12 vitamini hariç bütün B grubu vitaminlerinin temel kaynağıdır."</strong></p>
<p>Liflerin sadece bitkisel kökenli besinlerde bulunduğumu belirten Uz. Dyt. Ciğerli,<strong><span> </span>"Lifler sindirim sisteminden parçalanmadan geçmektedir. Bu da kişinin uzun süre tok kalmasını sağlayarak daha az yemek yenmesini sağlamaktadır. Lifler, kandaki kötü kolesterolün düşürülmesine yardımcı olup, sindirim sisteminin daha aktif çalışmasını sağlamaktadır. Ayrıca lifli besinler kabızlığın geçmesini, hemoroid problemlerinin giderilmesini, vücudun şeker seviyesinin dengelenmesini sağlar, aynı zamanda kalp sağlığını koruma açısından da önem arz etmektedir. Yapılan araştırmalar lifli besin tüketenlerin, tüketmeyenlere göre daha fazla kilo verdiklerini ortaya koymuştur"<span> </span></strong>dedi.</p>
<p>Dyt. Ciğerli, lif içeren yiyecekleri de buğday kepeği, kepekli çavdar unu, arpa unu, yulaf, kuru erik, armut, narenciye ürünleri, elma, muz, fasulye, nohut, sarı ve yeşil mercimek, yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar, lahana, brokoli, yeşil fasulye, salatalık, kereviz, soğan, domates, biber, patlıcan ve havuç olarak sıraladı.</p>
<p><strong>Hazır gıdalardan uzak durun</strong></p>
<p>Uz. Dyt. Ciğerli, sağlıklı bir zayıflama için paketli olarak satılan hazır gıdalardan da uzak durulması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Bu ürünlere gıdanın dayanıklılığını artırmak için katkı maddeleri, gıda boyaları ve kimyasal içeren yiyecekler konulduğuna dikkat çeken Uz.Dyt. Ciğerli,<span> </span><strong>"Evde yapılmayan, organik olmayan ve marketlerden alınan hemen hemen tüm paketli ürünler hazır gıdalar sınıfına girmektedir. Hazır gıdaları daha az tüketmek için domates salçası, biber salçası, turşu ve tarhana gibi bütün bir yıl tüketilebilecek besinleri evde yapabilirsiniz. Hazır bulyonları kullanmak yerine et, tavuk ve balık sularını evde hazırlamak, yemeğinize daha az katkı maddesinin girmesini sağlar"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p><strong>Günde en az 2,5 litre su</strong></p>
<p><strong>"Tatlı krizlerinizde tercihinizi meyve ve kuru meyvelerden yana kullanın"</strong><span> </span>diyen Uz. Dyt. Veysel Ciğerli, sözlerini şöyle tamamladı;</p>
<p><strong>"Tatlı ve şeker tüketimini azaltmak veya ortadan kaldırmak için mutlaka diyete doğal şeker içeren kuru meyveler, taze meyveler, meyveli yoğurtlar eklenmelidir. Bu besinleri ara öğün olarak tüketebilirsiniz. Artan sıcak havaların etkisiyle terleme sonucu sıvı kaybı artacağından su tüketimi arttırılmalıdır. Su, metabolizmanın hızlanmasına katkı sağlar, böbreklerdeki toksik maddelerin atımına yardımcı olur. Su içmek için susamayı beklemeyiniz. Ortalama yetişkin bir insanın 2-2,5 litre su tüketmesi, her mevsim ve yaş için önerilir. Metabolizmayı hızlandıran en temel faktör fiziksel aktivitenin arttırılmasıdır. Günlük hayatta yakın mesafelere araba ile gitmek yerine yürüyüşü tercih etmek, asansör kullanmak yerine merdivenleri kullanmak gibi fiziksel aktivitelerle ya da dans etmek gibi eğlenceli aktivitelerle hem kendinizi daha iyi hissedebilir hem de daha sağlıklı bir vücuda sahip olabilirsiniz. Düzenli uyku ile kilo kaybınızın ve diyete olan uyumunuzun direk ilişkili olduğunu unutmayın. Düzenli uyku zihinsel gelişim ve dinlenmeyi olumlu yönde etkileyerek metabolizma hızının artmasına yardımcı olur."</strong></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_683e8b8e4afd9.jpg" length="88167" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 03 Jun 2025 08:43:47 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde Diyaliz Hastalarına Müzikli Moral Desteği</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/doesemealti-devlet-hastanesinde-diyaliz-hastalarina-muzikli-moral-destegi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/doesemealti-devlet-hastanesinde-diyaliz-hastalarina-muzikli-moral-destegi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi'nde tedavi gören diyaliz hastalarına moral desteği sağlanıyor. Uzun süreli tedavi süreçlerinde ihtiyaç duyulan motivasyon, sağlık çalışanı hemşirenin gerçekleştirdiği yan flüt konseriyle hastalara ulaşıyor.</span><br><span>Geçen yıl hizmete açılan Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi'nde 19 Mart'tan bu yana hizmet veren Hemodiyaliz Ünitesi'nde hastalar için farklı bir uygulamaya başlandı. Hem müzikle moral bulmaları hem de tedavi sürecinin daha verimli geçmesi amacıyla sağlık çalışanları tarafından müzik sunumu gerçekleştiriliyor. Hastalar arasında diyalize yeni başlayanların yanı sıra uzun süredir tedavi görenler de bulunuyor.</span><br><br><span>"Moral motivasyon çok önemli"</span><br><span>Döşemealtı Devlet Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi'nde geçici görevle bulunan 35 yıllık hemodiyaliz hekimi Saadet Çelikörs, moral desteğinin tedavi sürecindeki önemine dikkat çekti. Yeni açılan ünitede 19 Mart'tan bu yana hasta kabulüne başlandığını belirten Çelikörs, şu ifadeleri kullandı:"1 aydır Döşemealtı Devlet Hastanesi'nde geçici görev yapıyorum. Burası yeni açılan bir hastane ve çok beğendim. Hemodiyaliz Ünitesi de yeni açıldı, 19 Mart'tan itibaren hasta alınmaya başlandı. Şu an 10 hastaya hizmet vermekteyiz, bayramdan sonra 20 hasta programladık. 20 hastaya hizmet veren güzel bir merkez. Diyaliz hastalarımızın arasında diyalize yeni başlayan hastamız da var. Onun haricinde 2 yıldır, 3 yıldır, 5 yıldır diyalize giren hastalarımız var. Bizim hastalarımız için moral motivasyon çok çok önemli."</span><br><span>Hastaların tedavi sürecine katkı sağlamak amacıyla müzik sunumu düzenlediklerini söyleyen Çelikörs, "Hastalarımıza yan flüt konseri düzenledi arkadaşlar ve hastalarımız da gayet memnun oldu. Moralleri düzeldi. Bu hastanede her şey tam anlamıyla dört dörtlük diyebilirim. Cihazlarımız yeni, sıfır cihazlar. Tüm ekipman sıfır ve son model. Teknik açıdan da oldukça iyi. Ekibimiz eğitimli ve deneyimli bir ekip. Hastalarımıza en iyi şekilde hizmet vermeye çalışıyoruz" dedi.</span><br><br><span>Hemşire yan flütle destek oluyor</span><br><span>Diyaliz hastalarına müzikle moral veren hemşire Nimet Sönmez ise yan flüt eğitimi aldığını ve bu yeteneğini mesleğiyle birleştirdiğini ifade etti. Döşemealtı Devlet Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Bekir Çavuşoğlu'nun önerisiyle böyle bir etkinlik düzenlediklerini aktaran Sönmez, şunları söyledi: "Yaklaşık 1,5-2 yıldır yan flüt dersi alıyorum. Hâlâ öğrenme aşamasındayım. Enstrüman ve müzikle alakam var, seviyorum. Bizim aslında hastane olarak birimlerimizde moral ve motivasyona ihtiyacı olan çok fazla birimlerimiz var. Diyaliz de bunlardan biriydi. Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürümüz Bekir Çavuşoğlu, Benim de yan flüt çaldığımı bilerek böyle bir fikir sundu. Biz de böyle bir konser verelim dedik."</span><br><span>Hem sağlık çalışanı olup hem de müzikle destek sunmasının şaşkınlıkla karşılandığını söyleyen Sönmez, "Aynı zamanda sağlık çalışanı olduğum için biraz şaşırıyor arkadaşlar. Şimdilik iyi. Herhangi bir olumsuz tepkiyle karşılaşmadım. Henüz öğrenme aşamasında olduğum için gelen tepkilere mutlu oluyorum. Çünkü kendimi duyamadığım için daha onların verdiği tepkilerle ne seviyede olduğumu birazcık anlıyorum. Ama öğrenmeye devam tabii ki" diye konuştu.</span><br><br><span>"Böyle bir etkinliği beklemiyordum"</span><br><span>Diyaliz tedavisi gören hastalardan 23 yaşındaki Esra Şimşek ise müzik etkinliğinin kendisini olumlu etkilediğini dile getirdi. Sekiz yıldır diyalize girdiğini ve böbrek nakli beklediğini belirten Şimşek, "Burada aldığım hizmetten memnunum, Allah'a şükür şimdilik bir sıkıntımız yok. Doktorlarımız, hemşirelerimiz sıcak kanlı. O açıdan motivasyon oluyor" dedi.</span><br><span>Müzik etkinliğinin kendisi için sürpriz olduğunu ifade eden Şimşek, "Evet, bayağı bir farklı etkinlik oldu. Böyle bir etkinliği beklemiyordum, güzel geldi. Müzik çok güzeldi" ifadelerini kullandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_683d7ff06ebb3.jpg" length="71288" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 02 Jun 2025 13:42:17 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kurban Bayramı Öncesi Uzmanlardan Et Tüketimi Uyarısı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kurban-bayrami-oncesi-uzmanlardan-et-tuketimi-uyarisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kurban-bayrami-oncesi-uzmanlardan-et-tuketimi-uyarisi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzman Diyetisyen Serim Tuna Koç, Kurban Bayramı öncesi vatandaşlara sağlıklı et tüketimi konusunda önemli tavsiyelerde bulundu.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Kurban Bayramı, et tüketiminin yoğun olduğu bir dönem. Ancak etin yanlış pişirilmesi veya saklanması sağlık sorunlarına yol açabilir. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesinden Uzman Diyetisyen Serim Tuna Koç, buharda pişirme yönteminin özellikle çocuk ve yaşlılar için ideal olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>"Tüketim için +4C, uzun süreli saklama için ise -18C'de dondurucuda muhafaza edin"</strong></p>
<p>Koç, etin kesim sonrası 'ölüm sertliği' sürecinden geçtiğini, bu nedenle hemen tüketilmemesi gerektiğini vurguladı.<strong><span> </span>"Et, kesildikten sonra 1 gün +4C'de buzdolabında dinlendirilmeli. Bu, eti daha lezzetli ve sindirimi kolay hale getirir" diye belirtti. Kısa süreli tüketim için +4C, uzun süreli saklama için ise -18C'de dondurucuda muhafaza etmeyi önerdi.</strong></p>
</div>
<p><strong>"Organ etleri daha hızlı muhafaza edilmeli"</strong></p>
<p><strong>Saklama koşullarında hijyene dikkat çeken Koç, "Et, tek kullanımlık eldivenle parçalanıp küçük porsiyonlara bölünmeli ve vakumlanarak saklanmalı. Tuzlama da bir seçenek, ancak fazla tuz hipertansiyon riskini artırabilir"</strong><span> </span>uyarısında bulundu. Organ etlerinin yüksek su içeriği nedeniyle daha çabuk bozulduğunu belirten Koç, bunların hızla işlenip soğuk zincire alınması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>"Dağıtım sırasında kuru buz veya buz küpleri kullanın"</strong></p>
<p>Etin bozulup bozulmadığını anlamak için renk ve koku kontrolü yapılması gerektiğini vurgulayan Koç,<span> </span><strong>"Grileşme, kahverengileşme veya keskin bir koku, etin bozulduğunu gösterir. Dağıtım sırasında soğuk zincirin korunması için kuru buz veya buz küpleri kullanın"<span> </span></strong>dedi.</p>
<p><strong>"Yüksek ısı, kanserojen madde oluşumuna yol açabilir"</strong></p>
<p>Bayramda artan et tüketiminin kabızlık gibi sorunlara yol açabileceğini belirten Koç, etin yanında lifli gıdalar tüketilmesini önererek şunları söyledi:</p>
<p><strong>"Zeytinyağlı salata, yoğurt ve kekik gibi baharatlar, buharda pişirilmiş etle birleştiğinde hem sağlıklı hem doyurucu bir öğün sunar. Yüksek ısıda ızgaradan kaçının, bunun yerine buharda pişirme gibi düşük ısı yöntemlerini tercih edin. Yüksek ısı, kanserojen madde oluşumuna yol açabilir. Buharda pişirme, bu riski en aza indirir."</strong></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202506/image_870x580_683d39728ff26.jpg" length="44241" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 02 Jun 2025 08:41:16 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>e&amp;Rapor ile Sağlık Hizmetlerinde Dijital Kolaylık</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/e-rapor-ile-saglik-hizmetlerinde-dijital-kolaylik</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/e-rapor-ile-saglik-hizmetlerinde-dijital-kolaylik</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 26 Mayıs itibarıyla hayata geçirilen e-Rapor uygulamasına ilişkin bilgi verdi. e-Rapor uygulamasıyla 80 yaş ve üzeri ile yatağa bağımlı vatandaşlar için sağlık raporu yenileme sürecini kolaylaştırdıklarını belirten Memişoğlu, 'Özel durumlar haricinde, kamu sağlık tesislerine başvurulmasına gerek olmadan, ekiplerimiz hastaların evlerine giderek e-rapor süreçlerini tamamlıyor. Gerekli durumlarda, söz konusu süreci Uzaktan Sağlık Hizmeti ile destekliyoruz.' ifadelerine yer verdi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 26 Mayıs'tan itibaren e-Rapor uygulamasını başlattıklarını duyurdu.</p>
</div>
<p>Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "<strong>Mardin'den tüm Türkiye'ye müjdemizi verdik.</strong></p>
<p><strong>26 Mayıs'ta başlattığımız e-Rapor uygulamamızla, 80 yaş ve üzeri ile yatağa bağımlı vatandaşlarımız için sağlık raporu yenileme sürecini kolaylaştırıyoruz.</strong></p>
<p><strong>- Evde Sağlık Hizmetleri Ekiplerimizle rapor sürelerini elektronik sistem üzerinden otomatik olarak takip ediyoruz.</strong></p>
<p><strong>- Vatandaşlarımız talepte bulunmadan ekiplerimizce randevular oluşturuyor ve ziyaret planlamaları yapıyoruz.</strong></p>
<p><strong>- Özel durumlar haricinde, kamu sağlık tesislerine başvurulmasına gerek olmadan, ekiplerimiz hastaların evlerine giderek e-rapor süreçlerini tamamlıyor. Gerekli durumlarda, söz konusu süreci Uzaktan Sağlık Hizmeti ile destekliyoruz.</strong></p>
<p><strong>Yeni uygulamamızın ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum."</strong></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_683a953c8a244.jpg" length="48276" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 31 May 2025 08:36:05 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Dünya Sağlık Örgütü Uyardı: Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları Hayat Kurtarıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dunya-saglik-orgutu-uyardi-saglikli-yasam-aliskanliklari-hayat-kurtariyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dunya-saglik-orgutu-uyardi-saglikli-yasam-aliskanliklari-hayat-kurtariyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="152" data-end="511">Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kronik hastalıklara karşı korunmanın en etkili yolunun <strong data-start="234" data-end="267">sağlıklı yaşam alışkanlıkları</strong> edinmek olduğunu vurguladı. Yapılan araştırmalara göre, dünya genelinde her yıl milyonlarca kişi, sağlıksız beslenme, yetersiz fiziksel aktivite, tütün kullanımı ve alkol tüketimi gibi önlenebilir risk faktörleri nedeniyle hayatını kaybediyor.</p>
<p data-start="513" data-end="840">DSÖ yetkilileri, bireylerin yaşam tarzında yapacakları küçük değişikliklerin bile uzun vadede büyük fark yaratabileceğine dikkat çekti. Bu kapsamda, <strong data-start="662" data-end="689">düzenli egzersiz yapmak</strong>, <strong data-start="691" data-end="726">sebze-meyve ağırlıklı beslenmek</strong>, <strong data-start="728" data-end="753">sigaradan uzak durmak</strong> ve <strong data-start="757" data-end="787">uyku düzenine dikkat etmek</strong>, en önemli dört sağlık davranışı olarak öne çıkıyor.</p>
<p data-start="842" data-end="1196">Türkiye'de de benzer eğilimlerin görüldüğünü belirten uzmanlar, kalp-damar hastalıkları, diyabet, obezite ve bazı kanser türlerinin, yaşam tarzı değişiklikleriyle büyük ölçüde önlenebileceğini ifade ediyor. Sağlık Bakanlığı'nın yürüttüğü <strong data-start="1080" data-end="1139">"Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı"</strong> kapsamında halk sağlığı bilinci artırılmaya çalışılıyor.</p>
<p data-start="1198" data-end="1479"><strong data-start="1198" data-end="1243">Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Elif Yılmaz</strong>, “Günde en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapmak, işlenmiş gıdalardan uzak durmak ve bol su tüketmek, sağlıklı bir hayatın anahtarıdır. Sağlık, sadece hastalıkların yokluğu değil; fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak iyi olma halidir” dedi.</p>
<p data-start="1481" data-end="1669">Uzmanlar, çocukluk çağında kazanılan sağlıklı alışkanlıkların yetişkinlikte de devam etmesinin önemine vurgu yaparak, ailelere ve eğitimcilere bu konuda önemli görevler düştüğünü belirtti.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_683942564cf3d.jpg" length="53849" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 30 May 2025 08:30:01 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlar Uyardı: Uyku Eksikliği Kalp Sağlığını Tehdit Ediyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlar-uyardi-uyku-eksikligi-kalp-sagligini-tehdit-ediyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlar-uyardi-uyku-eksikligi-kalp-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="152" data-end="306"><strong data-start="152" data-end="306">Modern yaşamın yoğun temposu, uyku sürelerinin kısalmasına neden olurken, uzmanlar yetersiz uykunun kalp hastalıklarına davetiye çıkardığını söylüyor.</strong></p>
<p data-start="308" data-end="700">Antalya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Arslan, 6 saatten az uyumanın kalp ve damar sağlığı üzerinde ciddi etkiler yarattığını ifade etti. Prof. Dr. Arslan, “Gece uykusu süresi ve kalitesi, kalp sağlığı ile doğrudan ilişkilidir. Uyku bozukluğu olan bireylerde hipertansiyon, ritim bozuklukları ve kalp krizi riski daha yüksektir” dedi.</p>
<h4 data-start="702" data-end="753">“Uykusuzluk, vücutta iltihaplanmayı artırıyor”</h4>
<p data-start="755" data-end="1104">Araştırmaların, yetersiz uykunun vücutta kronik inflamasyona yol açarak damarların zarar görmesine neden olduğunu ortaya koyduğunu söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Uyumayan bir vücut kendini onaramaz. Uykusuzluk, hem bağışıklık sistemini hem de kalp-damar sistemini baskı altına alır. Bu da uzun vadede ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirir” dedi.</p>
<h4 data-start="1106" data-end="1144">Kaliteli uyku için 5 altın kural:</h4>
<ol data-start="1145" data-end="1473">
<li data-start="1145" data-end="1203">
<p data-start="1148" data-end="1203"><strong data-start="1148" data-end="1201">Her gün aynı saatte yatıp kalkmaya özen gösterin.</strong></p>
</li>
<li data-start="1204" data-end="1300">
<p data-start="1207" data-end="1300"><strong data-start="1207" data-end="1298">Yatmadan en az 1 saat önce telefon, tablet gibi mavi ışık yayan cihazlardan uzak durun.</strong></p>
</li>
<li data-start="1301" data-end="1355">
<p data-start="1304" data-end="1355"><strong data-start="1304" data-end="1353">Kafeinli içecekleri öğleden sonra tüketmeyin.</strong></p>
</li>
<li data-start="1356" data-end="1426">
<p data-start="1359" data-end="1426"><strong data-start="1359" data-end="1424">Yatak odasında sessiz, karanlık ve serin bir ortam oluşturun.</strong></p>
</li>
<li data-start="1427" data-end="1473">
<p data-start="1430" data-end="1473"><strong data-start="1430" data-end="1473">Yatmadan önce ağır yemeklerden kaçının.</strong></p>
</li>
</ol>
<p data-start="1475" data-end="1744">Prof. Dr. Arslan, özellikle çalışan bireylerde sık görülen “hafta içi az, hafta sonu fazla uyuma” modelinin vücut ritmini bozduğunu belirterek, “Uykuyu hafta sonu telafi etmek mümkün değildir. Kalp, ritmi sever; düzensizlik ise hastalık demektir” açıklamasında bulundu.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_6836a11733367.jpg" length="54654" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 28 May 2025 08:37:36 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıkta Stratejik Hamle: Aşı Üretiminde Yerli Dönem</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikta-stratejik-hamle-asi-uretiminde-yerli-doenem</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikta-stratejik-hamle-asi-uretiminde-yerli-doenem</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Türkiye, dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla önemli adımlar atmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalarla birlikte 13 farklı aşının Türkiye’de yerli olarak üretilmesi planlanıyor.</h2>
<p><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/saglik-bakanligi" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Sağlık Bakanlığı</a><span>, ulusal </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/asi" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">aşı</a><span> takviminde yer alan 13 aşının tamamının </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/turkiye" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Türkiye</a><span>'de üretilebilmesi için tüm hazırlıkları tamamladı. Aşılar, Hıfzıssıhha Aşı ve Biyoteknolojik Urün Üretim Merkezi başta olmak üzere yerli tesislerde üretilecek.</span></p>
<p><span>Türkiye'de tasarlanacak aşılar sadece ulusal ihtiyaçlara değil, aynı zamanda dünya ülkelerinin talebine de karşılık verecek. Buna göre bazı aşıların üretim süreçleri özel sektör iş birliği ile yürütülecek, aynı zamanda sektöre öncülük edecek kamu yaklaşımı benimsenecek. Aşıların, Dünya Sağlık Orgütü ve Avrupa Birliği sertifikasyon süreçlerinden başarıyla geçmesi hedefleniyor.</span></p>
<p><span><strong>YURTDIŞINA SATILACAK</strong><br>Hıfzıssıhha Aşı ve Biyoteknolojik Urün Üretim Merkezi'nde ARGE, deney hayvanları ve üretim birimlerinin inşaat süreçleri tamamlandı. Merkezde inaktif ve mRNA aşısı gibi farklı türdeki aşıların araştırma süreçleri bitti.</span></p>
<p><span>Aşıların, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Avrupa Birliği sertifikasyon süreçlerinden başarıyla geçmesi için çalışılacak. Böylelikle, aşılar yalnızca Türkiye'de değil, küresel ölçekte de kullanılabilecek. Türkiye, aşı ihracatında rekabetçi bir ülke konumuna ulaşacak, aşı üretim kapasitesi küresel seviyeye çıkacak.</span></p>
<p><span>Bakanlık aynı zamanda Türkiye'de yüksek maliyet ödenen ilaç gruplarını da tespit etti. Bu stratejik ürünlerin nerelerde üretileceği, hangi tesislerin kullanılacağı, hangi alanlarda sektörle iş birliği yapılacağı belirlendi. Mevcut altyapıya sahip tüm yerli tesislerle birlikte, ilaç üretim kapasitesi katma değerli hale getirilecek şekilde güçlendirilecek.</span></p>
<p><span>Bakanlık yüksek teknoloji gerektiren tıbbi cihazlar alanında da önemli adım atıyor. Diyabet takibinde yerli ve erişilebilir çözüm sunacak glikoz sensörü de son evresine geldi. Cihazın laboratuvar testleri başarılı geçti. Cihazın tüm aşamalarının Haziran ayında bitmesi planlanıyor. Çocukluk çağından itibaren bütün yaş gruplarında kullanılabilecek cihaz, kan şekerinin düzenli halde ölçülmesine, gün içerisinde değişkenlik gösteren kan şekerine uygun dozda insülin verilmesine imkan tanıyacak.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_683165f6174c4.jpg" length="45382" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 24 May 2025 09:23:58 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Fazla Kilolar, Hipertansiyon Riskini 8 Katına Çıkarıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/fazla-kilolar-hipertansiyon-riskini-8-katina-cikariyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/fazla-kilolar-hipertansiyon-riskini-8-katina-cikariyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot">Hipertansiyon çok ciddi bir hastalık. Sonuçları ölümcül olabiliyor. Uzmanlar, ideal kilonun yüzde 20 fazlasının yüksek tansiyon riskini 8 kat artırdığı konusunda uyarıyor. Yüksek tansiyon, dünyada en sık görülen 3’üncü ölüm sebebi. Felç riskini de 2 katına çıkarıyor</h2>
<p><span>"Sağlıklı bir kalp dakikada 60 ila 100 kere ritmik olarak kasılıp gevşer. Kasılma esnasında kalpte bulunan temiz kan damarlara pompalanır ve bu pompalanma esnasında oluşan basınca tansiyon denir" diyen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, şu duruma dikkat çekti: "Yetişkinlerdeki kan basıncının 140/90mmHg üstüne çıkmasıyla oluşan bu rahatsızlık çoğunlukla kronik olarak gelişir."</span></p>
<p><span><strong>SESSİZ KATİL</strong><br>Dünyanın yüzde 30-45'lik bir diliminin, yaş ilerledikçe kendini daha fazla gösteren hipertansiyondan muzdarip olduğunun altını çizen, Uzm. Dr. Alagiç, "Semptom vermediği için dünya çapında 'sessiz katil' olarak anılan hastalığın, zamanında fark edilip, geç kalınmadan tedaviye başlanması gerekiyor" dedi.</span></p>
<p><span><strong>BAŞ AĞRISINA DİKKAT!</strong><br>Hipertansiyonun en sık görülen belirtilerini ise Uzm. Dr. Alagiç, şöyle sıraladı: "Baş ağrısı, burun kanaması, görme bozukluğu, kulaklarda dolgunluk hissi, nefes darlığı, yorgunluk, çarpıntı, mide bulantısı ya da kusma olarak sıralanabilir." Uzm. Dr. Alagiç, hipertansiyonun böbrekle ilgili rahatsızlıklar, uyku apnesi, bazı ilaçların kullanımı, tiroit benzeri hormonal rahatsızlıklar ve obezite ile yakından bağlantılı olduğunu da belirterek, "İdeal kilonun yüzde 20'sinin üstüne çıkıldığında yüksek tansiyon riski 8 kat artıyor. Bu araştırmalarla da gösterildi" dedi.</span></p>
<p><strong>TEDAVİ EDİLMEZSE KALICI HASAR BIRAKABİLİR</strong><br>Sürekli olarak yüksek kan basıncına maruz kalan vücudun bu yeni duruma adapte olabilmek için damar ve organlarda hem yapısal hem de fonksiyonel değişiklikler meydana getirdiğini belirten Uzm. Dr. Alagiç, şöyle konuştu: "Bu değişikliklerin kalıcı ve hatta ölümcül sağlık problemlerine yol açabileceği unutulmamalı. Hastanın küçük belirtileri görmezden gelmesi, tablonun tehlikeli bir hal almasına yol açabilir."</p>
<p><strong>BEYİN KANAMASINA NEDEN OLUR</strong><br>HIPERTANSIYONUN, kalp, beyin, göz, böbrek ve damarlar gibi hayati organlara direkt olarak zarar verdiği için ihmal edilmemesi gereken ciddi bir hastalık olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Alagiç, "Kalp krizi, kalp yetmezliği, felç, beyin kanaması, görme bozuklukları, böbrek yetmezliği ve aort damar genişliği gibi rahatsızlıklara zemin hazırlayan hipertansiyonun tedavisi ne kadar gecikirse geri dönülemez hasarların oluşma riski o kadar artar. Sağlık merkezlerine felç şikayeti ile başvuran hastaların yüzde 60'ında hipertansiyon saptanıyor. Yüksek tansiyon, dünyada en sık görülen 3'üncü ölüm sebebi. Felç riskini neredeyse 2 katına çıkarıyor" uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>AŞIRI TUZ TÜKETMEYİN!</strong><br><span>UZM. Dr. Alagiç, tansiyon dengesizliğinin, organ veya hormon kaynaklı bir hastalığa bağlı oluşabileceği gibi; hareketsizlik, yüksek kilo, kontrolsüz tuz tüketimi gibi sağlıksız yaşam alışkanlıklarıyla da oluşabileceğini belirterek, "Tansiyonun etkisini gözler önüne seren araştırmalar sonucu; büyük kan basıncının düşürülmesi genel ölümde yüzde 10-15, inme riskinde yüzde 30, kalp damar hastalıklarında yüzde 20, kalp yetmezliğinde ise yüzde 40 oranında düşüş sağlar" dedi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_68300859050b1.jpg" length="61127" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 23 May 2025 08:32:14 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Doğal Şifa Kaynağı: Kefirin Faydaları Saymakla Bitmiyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dogal-sifa-kaynagi-kefirin-faydalari-saymakla-bitmiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dogal-sifa-kaynagi-kefirin-faydalari-saymakla-bitmiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="132" data-end="457" class="">Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, sindirimi kolaylaştırıyor, kemikleri koruyor... Fermente bir süt ürünü olan kefir, sağlıklı yaşamın doğal destekçileri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Son yıllarda hem uzmanların hem de vatandaşların ilgisini çeken kefir, probiyotik içeriği sayesinde vücuda çok yönlü faydalar sağlıyor.</p>
<p data-start="459" data-end="817" class="">Uzmanlar, kefirin özellikle bağırsak florasını dengede tutarak sindirim sistemine büyük katkı sağladığını belirtiyor. İçerdiği yararlı bakteriler sayesinde, hazımsızlık, şişkinlik ve kabızlık gibi sindirim sorunlarını azaltıyor. Aynı zamanda bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olan kefir, düzenli tüketildiğinde hastalıklara karşı direnci artırıyor.</p>
<p data-start="819" data-end="1056" class="">Laktoz intoleransı olan bireyler için de kefir alternatif bir içecek olarak öne çıkıyor. Kefirde bulunan bakteriler, sütün içindeki laktozu parçaladığı için bu rahatsızlığa sahip kişilerin kefiri daha rahat sindirebildiği ifade ediliyor.</p>
<p data-start="1058" data-end="1375" class="">Kalsiyum, D vitamini ve K2 vitamini bakımından zengin olan kefir, kemik sağlığını da destekliyor. Bu yönüyle özellikle ileri yaşlarda görülen kemik erimesi riskini azaltmaya yardımcı oluyor. Ayrıca bazı bilimsel çalışmalarda, kefirin kötü kolesterolü düşürebileceği ve kan basıncını dengeleyebileceği de vurgulanıyor.</p>
<p data-start="1377" data-end="1552" class="">Günde bir bardak kefir tüketmenin sağlıklı yaşam için önemli bir adım olduğunu belirten beslenme uzmanları, bu doğal içeceğin evde de kolayca hazırlanabileceğini hatırlatıyor.</p>
<p data-start="1554" data-end="1701" class="">Halk arasında “içilebilir yoğurt” olarak da tanımlanan kefir, hem sağlık hem de lezzet açısından sofralardaki yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_682c1768f37a3.jpg" length="40444" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 20 May 2025 08:47:26 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bahar Yorgunluğunu Atlatmanın Doğal Yolu: Bu Besinleri Deneyin</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bahar-yorgunlugunu-atlatmanin-dogal-yolu-bu-besinleri-deneyin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bahar-yorgunlugunu-atlatmanin-dogal-yolu-bu-besinleri-deneyin</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Mevsim geçişlerinde sıkça hissedilen bahar yorgunluğu; halsizlik, baş ağrısı, uyku hali ve konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Doğru besinlerle bu dönemi daha zinde geçirmek mümkündür. İşte bahar yorgunluğuna iyi gelen besinler...</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Güneşli havalar yüzünü göstermeye başladı, doğa adeta yeniden canlanıyor. Ancak birçok kişi, bu güzel havalara rağmen kendini bitkin, halsiz ve isteksiz hissediyor.</p>
<p>Beslenme uzmanlarına göre, doğru besinlerle bağışıklığı güçlendirirken bahar yorgunluğuna da savaş açabilirsiniz.</p>
<p>1. Yeşil Yapraklı Sebzeler</p>
<p>Ispanak, pazı, roka ve semizotu gibi sebzeler, demir ve magnezyum açısından zengindir. Enerji üretimine katkı sağlar, yorgunluk hissini azaltır.</p>
<p>2. C Vitamini Kaynakları</p>
<p>Portakal, kivi, çilek ve limon gibi meyveler bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücudu canlandırır.</p>
<p>3. Kuruyemişler ve Tohumlar</p>
<p>Badem, ceviz, fındık, kabak çekirdeği gibi kuruyemişler; E vitamini, omega-3 ve çinko içerikleriyle zihinsel yorgunluğa iyi gelir.</p>
<p>4. Yumurta</p>
<p>Protein deposu olan yumurta, kas sağlığını destekler ve uzun süre tok tutarak enerjiyi dengeler.</p>
<p>5. Bal</p>
<p>Doğal enerji kaynağıdır. Ilık suyla birlikte tüketildiğinde güne zinde başlamaya yardımcı olabilir.</p>
<p>6. Yeşil Çay</p>
<p>Antioksidan özelliği sayesinde hem bağışıklığı destekler hem de metabolizmayı hızlandırarak dinçlik verir.</p>
<p>7. Yulaf ve Tam Tahıllar</p>
</div>
<p>B grubu vitaminler açısından zengin olan tam tahıllar, sinir sistemi üzerinde olumlu etki yapar ve enerji seviyesini korur.</p>
<p>8. Omega-3 Kaynakları</p>
<p>Somon, uskumru gibi yağlı balıklar beyin fonksiyonlarını destekler, ruh hali dalgalanmalarına karşı koruyucudur.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_68282427a4afe.jpg" length="59611" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 17 May 2025 08:52:49 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Konyaaltı Belediyesi’nden Sağlıklı Yaşam Kampanyasına Destek</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/konyaalti-belediyesinden-saglikli-yasam-kampanyasina-destek</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/konyaalti-belediyesinden-saglikli-yasam-kampanyasina-destek</guid>
        <description><![CDATA[ <p>Konyaaltı Belediyesi, Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı ‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasına ev sahipliği yaptı. Kampanya kapsamında Konyaaltı Belediyesi Gürsu Emekli Kahvesi’nde vatandaşların boy ve kilo ölçümleri ile çeşitli taramalar gerçekleştirildi.<br> <br>Konyaaltı Belediyesi, ilçede yürüttüğü halk sağlığı çalışmalarına devam ediyor. ‘Halk Sağlığı Buluşmaları’ adı altında vatandaşları birçok etkinlikle buluşturan belediye, bu kez de bir farkındalığa ev sahipliği yaptı. Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı ‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasının sıradaki durağı, Konyaaltı Belediyesi Gürsu Emekli Kahvesi oldu. Kampanya kapsamında alanında uzman kişiler, vatandaşların boy ve kilo ölçümlerini gerçekleştirerek, konuyla ilgili bilgilendirmeler yaptı. Yapılan ölçümlerle, fazla kiloluluk ve obezitenin sağlık sorunları açısından önemli bir risk faktörü olması sebebiyle, bireylerin gerekli önlemleri alması amaçlandı. Öte yandan ilgili sağlık örgütleri de etkinliğe katılarak çeşitli taramalar gerçekleştirdi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_68276772bb297.jpg" length="80880" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 16 May 2025 19:27:35 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Türkiye’den Sağlık Turizmine Stratejik Adım</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/turkiyeden-saglik-turizmine-stratejik-adim</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/turkiyeden-saglik-turizmine-stratejik-adim</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot">Dünyadan tedavi için yola çıkanlar, şifanın yanında güven, kalite ve yüksek hizmet standartlarını Türkiye’de buluyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı, kurumsal altyapısını pekiştirmek üzere yeni bir adım attı.</h2>
<p>Dünyanın dört bir yanından tedavi için yola çıkanlar, şifanın yanında güven, kalite ve yüksek hizmet standartlarını Türkiye’de buluyor.</p>
<p>Sağlık altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve turizmdeki tecrübesiyle Türkiye, küresel sağlık turizminin de yükselen yıldızı olmaya devam ediyor.</p>
<p>Türkiye’yi geçtiğimiz yıl sağlık turizmi amacıyla ziyaret eden kişi sayısı 1,5 milyonu aşarken bu alandan elde edilen gelir ise 3 milyar doların üzerine çıktı.</p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı bu yükselişi daha güçlü ve sürdürülebilir kılarak Türkiye’nin sağlık turizmindeki kurumsal altyapısını pekiştirmek üzere yeni bir adım attı.</p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu sağlıkta Türkiye markasını yeni bir seviyeye taşıyacak “Uluslararası Sağlık Turizmi Alanında İş Birliği Protokolü”nü imzaladı.</p>
<p>Sağlık Bakanlığında düzenlenen törenle imzalanan iş birliği protokolü uluslararası sağlık hizmetlerinde koordinasyonu, kaliteyi ve görünürlüğü daha da artıracak.<br><br><span><strong>'BÜYÜK BİR POTANSİYEL'</strong></span></p>
<p>Protokolün imza töreninde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin bu alandaki gücünü vurgulayarak “Son yıllarda hızla büyüyen ve alternatif bir turizm dalı olarak öne çıkan sağlık turizmi, ülkemiz için büyük bir potansiyeli de barındırmakta.” dedi.</p>
<p>Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı, deneyimli sağlık profesyonelleri ve yüksek standartlardaki tesisleriyle, dünyanın en çok tercih edilen destinasyonları arasında yerini aldığını belirten Ersoy, Türkiye’yi geçtiğimiz yıl sağlık turizmi amacıyla ziyaret eden kişi sayısının 1,5 milyonu aştığını ve bu alandan 3 milyar dolardan fazla gelir elde edildiğini söyledi.</p>
<p>Bakan Ersoy, sağlık turizmindeki başarıların altını çizdiği konuşmasında, “Bu rakamlar sadece bugünkü başarımızı değil, geleceğe dönük büyük bir potansiyelimizi de ortaya koymakta aslında.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><span><strong>İŞ BİRLİĞİ DAHA DA GENİŞLEYECEK</strong></span></p>
<p>Protokol kapsamında atılan somut adımları açıklayan Bakan Ersoy, “Bakanlığımız ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan bu iş birliği protokolü ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ve Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (USHAŞ) arasında ortak tanıtım faaliyetleri yürütülmesi, sağlık kuruluşlarına yönelik kayıt ve bilgilendirme sistemlerinin kurulması, ayrıca sağlık tesislerinin TÜSKA aracılığıyla sertifikasyon ve akreditasyon süreçlerine dâhil edilmesi yönünde çok önemli bir adım atılmış oluyor.” dedi.</p>
<p>İş birliğinin geleceği hakkında da konuşan Ersoy, “Önümüzdeki dönemde bu iş birliğini daha da genişletmeyi hedefliyoruz. Böylelikle sağlık turizmine katkı sağlayan tüm kurum ve kuruluşlarımız arasında güçlü bir koordinasyon sağlayarak ülkemizi bu alanda çok daha ileriye taşıyacağımıza inanıyoruz. Sağlık turizminde Türkiye markasını daha da güçlendirmek için attığımız her adım, sadece turizm gelirlerimizi değil, ülkemizin küresel etki gücünü de artırmakta.” açıklamasında bulundu.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_6826ccd36e49d.jpg" length="81042" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 16 May 2025 08:28:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya’da Uzman Hekimlere Beyin Ölümü ve Donör Bakımı Eğitimi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-uzman-hekimlere-beyin-olumu-ve-donoer-bakimi-egitimi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-uzman-hekimlere-beyin-olumu-ve-donoer-bakimi-egitimi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span> Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde, Antalya Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi tarafından düzenlenen "Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımı Uzman Hekim Eğitimleri – I" programı, 14 Mayıs Çarşamba günü hastanenin Cumhuriyet Salonu’nda gerçekleştirildi.</span><br><span>Programın açılış konuşmasını yapan Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Orhan Aras, organ bağışı sürecinin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Aras, "Bugün burada, sadece bir bilimsel toplantıya değil, aynı zamanda hayatın devamı için verilen ortak bir mücadeleye tanıklık ediyoruz. Beyin ölümü tanısı, yalnızca tıbbi değil; etik, hukuki ve duygusal boyutları da olan çok katmanlı bir karardır. Bu nedenle bu eğitim programının, yaşamın sürekliliğine yapılan bir yatırım niteliği taşıdığına inanıyorum" dedi.</span><br><span>Eğitim programı boyunca, organ nakli sürecinde büyük önem taşıyan başlıklar alanında uzman isimler tarafından detaylı şekilde ele alındı.</span><br><span>Dr. Gözde Özge Ertunç, Bölge Koordinasyon Merkezi’nin işleyişi hakkında bilgi verdi.</span><br><span>Uzm. Dr. Tuğba Özel Tura, beyin ölümü tanısı ve bu süreçte yapılan radyolojik incelemeleri anlattı.</span><br><span>Prof. Dr. Melike Cengiz, donör bakımının nasıl yürütülmesi gerektiğini kapsamlı şekilde aktardı.</span><br><span>Prof. Dr. Derya Seyman, organ bağışında enfeksiyon yönetiminin önemini vurguladı.</span><br><span>Öğr. Gör. Nilgün Bilal ise yoğun bakımda hasta yakınlarıyla iletişim kurmanın yöntemlerini katılımcılarla paylaştı.</span><br><span>Organ nakli konusunda farkındalığın artırılması, tanı süreçlerinin standardize edilmesi ve hekimler arasında ortak bir dil oluşturulması amacıyla düzenlenen program, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_682499833ff81.jpg" length="94423" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 14 May 2025 16:24:23 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlar Uyarıyor: Yaza Girerken Su Tüketimini Artırın</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yaza-girerken-su-tuketimini-artirin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yaza-girerken-su-tuketimini-artirin</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="202" data-end="489" class="">Havaların ısınmasıyla birlikte sağlık uzmanları, vatandaşlara su tüketimini artırmaları yönünde uyarılarda bulundu. Özellikle yaz aylarında vücut sıvı dengesinin korunmasının hayati öneme sahip olduğunu belirten uzmanlar, günlük su ihtiyacının mutlaka karşılanması gerektiğini vurguladı.</p>
<p data-start="491" data-end="745" class="">Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Elif Karaca, sıcak havalarda terlemeyle birlikte su kaybının arttığını belirterek, “Yetişkin bir bireyin günde en az 2–2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Bu miktar, sıcaklık ve fiziksel aktivite durumuna göre artabilir” dedi.</p>
<p data-start="747" data-end="987" class="">Yeterli su tüketiminin; baş ağrısı, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu ve sindirim problemlerinin önüne geçtiğini belirten Karaca, özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>
<p data-start="989" data-end="1159" class="">Ayrıca su tüketiminin yanında sıvı ihtiyacını desteklemek için meyve, sebze ve yoğurt gibi su oranı yüksek gıdaların da beslenme düzenine dahil edilmesi tavsiye ediliyor.</p>
<p data-start="1161" data-end="1435" class="">Sağlık Bakanlığı da vatandaşlara yönelik yayımladığı bilgilendirme notlarında, sıcak hava koşullarında güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkılmaması, hafif ve açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi ve sıvı kaybının düzenli olarak telafi edilmesi gerektiğini hatırlattı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_68218fa473c5a.jpg" length="87588" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 12 May 2025 09:05:29 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Mevsim geçişlerinde sık sık şiddetli baş ağrısı yaşayanlar dikkat!.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/mevsim-gecislerinde-sik-sik-siddetli-bas-agrisi-yasayanlar-dikkat</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/mevsim-gecislerinde-sik-sik-siddetli-bas-agrisi-yasayanlar-dikkat</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlara göre, hava basıncındaki değişimler, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında, migren ataklarını tetikleyebiliyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Mevsimsel geçişleri hiç şüphesiz ki en çok hissedenler migren hastaları. Migren, ataklar halinde seyreden bir baş ağrısı sendromu olarak tanımlanmakta ve çoğunlukla da kadınları etkilemektedir. Migrenle ilgili dikkat edilmesi gerekenleri Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ayhan Öztürk anlattı.</p>
<p><strong>"Ataklar herkeste farklı seyretse de büyük oranda hava değişiklikleri atakları tetikleyebiliyor"</strong></p>
</div>
<p>Bahar aylarının migren hastaları için zorlu dönem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ayhan Öztürk,<span> </span><strong>"Mevsim geçişleri, özellikle de kıştan bahara geçiş migren hastaları için oldukça zorlayıcı bir dönem olabilir. Aslında migren ataklarının ortaya çıkmasına neyin sebep olduğunu hala tam olarak bilinmese de atakları tetikleyen birçok unsur olduğunu ve hava değişikliklerinin de migren atakları için önemli bir tetikleyici olduğunu söyleyebiliriz. Bazı gıdalar, hormon değişiklikleri ve stres, en sık belirtilen migren tetikleyicileri arasında yer alırken değişken hava şartları da önemli bir faktörü oluşturuyor. Hava değişiklikleri farklı değişkenleri de (basınç farkı, nem) tetikleyerek ağrıya neden olabilir. Hava değişikliklerine herkes aynı şekilde tepki vermeyebilir. Bazı kişilerde sıcaklık ağrıyı tetiklerken, bazı kişilerde soğuk hava tetikleyici olabiliyor. Hatta bazı durumlarda atağın tetiklenmesi için birden çok faktörün bir araya gelmesi gerekebiliyor. Ataklar herkeste farklı seyretse de büyük oranda hava değişiklikleri atakları tetikleyebiliyor. Özellikle lodos migren ataklarını çok sıklaştırıyor. Aynı şekilde sıcak-nemli havalar da migren ataklarını artırıyor. Ayrıca mevsim değişiklikleri, kıştan yaza geçiş, yazdan kışa geçiş atakları tetikleyebiliyor. Çok kuru, nemsiz, soğuk havalarda etkileyebiliyor ama özellikle sıcak ve nemli havalar atakları artırabiliyor"</strong><span> </span>şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:<span> </span><strong>"Yapılan çalışmalarda özellikle hava değişimleri ve buna bağlı migren atağı nedeniyle hastaneye başvuru oranlarına bakılmış ve sonuçta sıcak ve nemli havalarda hastaneye başvurular artarken soğuk ve kuru havalarda bu oranın daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Atakların bu dönemlerde artış göstermesinin nedenlerinden biri vücudun sıvı kaybı (dehidratasyon) olabilir. Çünkü susuz kalma migren hastalarında başlı başına bir tetikleyicidir. Hava basıncındaki değişimin de (barometrik) bazı kişilerde migren ataklarını başlatmaya neden olabilir. Özellikle ilkbahar, sonbahar gibi mevsim geçişlerindeki sıcaklık değişimlerine bağlı olarak yaşanan basınç farklılıkları migreni tetikleyebilir. Migren ataklarına, atmosferik basıncın vücuda uyguladığı fiziksel yükteki değişikliğin ve bunun etkisiyle de kan damarı genişlemesinin dolayısıyla kan akışı farklılıkların sebep olduğu düşünülüyor. Yükseğe çıkan havanın kuruması, basıncın azalması gibi nedenler de buna bağlı olarak atakları tetikleyebilir.</strong></p>
<p><strong>Aslında tedavi için ön planda yaşam tarzı değişikliklerini öneriyoruz. Özellikle de burada olduğu gibi tetikleyici biliniyorsa bunlardan kaçınmak önemli. Migrende öncelikle atak önleyici tedavi yaklaşımı düşünülmeli. Son yıllarda "migren aşısı" olarak bilinen migrenin yeni tedavisi Anti-CGRP veya monoklonal antikorlar migren ataklarını engellemede etkisi olan özel tedavilerdir.</strong></p>
<p><strong>Migren tipi baş ağrısı özellikleri olarak; ayda 4-7 atağı olan auralı ve aurasız migren ataklarında episodik ve kronik migren ataklarında, migren proflaksi tedavileri ile 6 hafta kullanmasına rağmen yeterli etki gözlenmeyen veya tolere edilemeyen kişilerde kullanılmaktadır. Hastaların yüzde ellisinde aylık ortalama migren ağrılı günlerinde yüzde elli oranında azalma sağlanmıştır. Bu gruptaki ilaçların güvenlik ve tolere edilebilirlik özellikleri de diğer atak önleyici tedavilere benzer bulunmuştur. Migren tipi baş ağrıları için spesifik olan bu tedaviler sadece migren ağrısı için kullanılmalıdır."</strong></p>
<p><strong>Migreni olanlar bunlara dikkat etmeli</strong></p>
<p>Migreni olanlar nelere dikkat etmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Öztürk,<strong><span> </span>"Migreni olanlar özellikle uyku düzenlerine dikkat etmeli ve her gün aynı saatte uyuyup uyanmaya özen göstermeli. Hava değişimlerini takip etmek ve barometrik basınç uyarı uygulamaları ile önlem almak da dikkat edilmesi gereken bir diğer noktadır. Mevsimler geçiş ayları polen yoğunluğunun yaşandığı dönemler olduğu için özellikle polenlerin yoğun olduğu günlerde açık havada uzun süre kalmamaya dikkat etmeliler. Migren hastaları ayrıca stresle de mücadele etmeliler. Özellikle yoga, meditasyon gibi gevşeme teknikleri de atakların şiddetini azaltabilir. Migren, mevsimsel değişimlerle ilişkili olsa da, kişiye özgü farklı tetikleyiciler de rol oynayabilir. Bahar aylarında migrenin arttığını fark eden bireylerin bir nöroloji uzmanına danışmaları, uygun tedavi ve önleyici stratejilerin geliştirilmesi açısından önemlidir"</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_681ee6bb7124d.jpg" length="95632" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 10 May 2025 08:40:18 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Manavgat Belediyesi&amp;apos;nden Talasemiye Karşı Bilinçlendirme Adımı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/manavgat-belediyesinden-talasemiye-karsi-bilinclendirme-adimi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/manavgat-belediyesinden-talasemiye-karsi-bilinclendirme-adimi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya'da Manavgat Belediyesi sağlık söyleşileri kapsamında Akdeniz Kan Hastalıkları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Duran Canatan, "Akdeniz Anemisi, Talasemi Önleme Konferansı" ile Atatürk Kültür Merkezi'nde Manavgatlılar ile buluştu.</span><br><span>Toplumsal sağlık bilincini artırmaya yönelik olarak düzenlenen söyleşide, Prof. Dr. Duran Canatan, Akdeniz bölgesinde yaygın görülen kalıtsal bir kan hastalığı olan talasemi hakkında kapsamlı bilgiler verdi. Talasemi taşıyıcılığının ve hastalığın tanımı, genetik geçiş şekli, tanı yöntemleri ve tedavi imkanları gibi birçok önemli konuyu ele alan Canatan, özellikle erken teşhisin hayati önemde olduğunu vurguladı.</span><br><span>Etkinliğin ardından kısa bir konuşma yapan Manavgat Belediye Başkanı Op. Dr. Niyazi Nefi Kara, sağlık alanında farkındalık oluşturmayı hedefleyen bu tür etkinliklerin Manavgat Belediyesi'nce sürdürüleceğini belirtti. Kara, "Toplum sağlığını önceleyen, bilimsel veriler ışığında yapılan bu tür söyleşiler, özellikle gençlerimiz ve ailelerimiz için büyük önem taşıyor. Talasemi gibi bölgemizde yaygın görülen hastalıklar konusunda halkımızı bilinçlendirmeye devam edeceğiz" dedi.</span><br><span>Konferansın sonunda Manavgat Belediye Başkanı Op. Dr. Niyazi Nefi Kara'nın eşi Dr. Hacer Ceyhan Kara, değerli katkılarından dolayı Prof. Dr. Duran Canatan'a teşekkür plaketi takdim etti. İlgiyle takip edilen etkinlik soru-cevap bölümüyle son buldu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_681dd4fa9a786.jpg" length="79103" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 09 May 2025 13:12:37 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Aile Hekimliğinde Değişiklik: İkamete Dayalı Sisteme Geçildi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/aile-hekimliginde-degisiklik-ikamete-dayali-sisteme-gecildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/aile-hekimliginde-degisiklik-ikamete-dayali-sisteme-gecildi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanlığı aile hekimliği sistemi ile ilgili olarak yarından (6 Mayıs 2025) itibaren yeni bir uygulamaya gidileceğini açıkladı. Buna göre aile hekimine kayıtlı olduğu il ve ikametleri farklı olan vatandaşların kayıtları otomatik olarak ikamet ettikleri adrese taşınacak.</h2>
<p><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/saglik-bakanligi" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Sağlık Bakanlığı</a><span>, </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/aile-hekimligi" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">aile hekimliği</a><span> sisteminde yarından itibaren başlatılacak yeni uygulamayla, aile hekimine kayıtlı olduğu il ile ikametleri farklı olan vatandaşların aile hekimliği kayıtlarını, otomatik olarak ikamet ettikleri adrese taşıyacak.</span><br><br><span>Türkiye genelinde 6 Mayıs itibarıyla devreye alınacak yeni uygulamaya ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, bu uygulamayı, </span><strong>"Sağlıklı Türkiye Yüzyılı"</strong><span> programı kapsamında, koruyucu sağlık hizmetlerinin daha etkin sunulması için hayata geçirdiklerini belirtti.</span><br><br><span>Koruyan, geliştiren ve üreten bir sağlık modeliyle koruyucu sağlık hizmetlerine büyük önem verdiklerini vurgulayan Demirkol, bu kapsamda aile hekimliklerini güçlendirdiklerini söyledi. Demirkol, güçlü aile hekimliğinin güçlü bir sağlık sistemini ve sağlıklı nesilleri oluşturduğuna dikkati çekti.</span></p>
<p><span>Koruyucu sağlık hizmetlerinin 85 milyona aktif bir şekilde ulaştırılması için Türkiye genelinde yeni bir sistemi bu ay itibarıyla devreye alacaklarını bildiren Demirkol, şu bilgileri paylaştı: <strong>"Aile hekimliklerimize kayıt olan nüfusu da ailemizin bir bireyi olan aile hekimliklerimizde başvuruyu artıracak şekilde planlıyoruz. Biz istiyoruz ki her vatandaşımız mutlaka aile hekimine gitsin, koruyucu sağlık hizmetlerini ve etkin tarama hizmetlerimizi ücretsiz alsın. Bu kapsamda, belirli aksiyonlar almaya çalışıyoruz. Yeni bir uygulamayı hayata geçiriyoruz.</strong><br><br><strong>86 milyon vatandaşımızın içinde aile hekimine kayıtlı bulunduğu il ile ikamet adresinin bulunduğu il farklı olanları sistemden liste halinde çekmiş olduk. Örneğin, Ankara'da aile hekimine kayıtlı ancak ikamet adresi İstanbul'da olan bir vatandaşımızı düşünelim; bir yıl içerisinde aile hekiminin kayıtlı olduğu Ankara'da herhangi bir şekilde sağlık kuruluşuna başvurmamış ve ikamet adresi de İstanbul'da olduğunda aile hekimine daha kolay ulaşsın, aile hekimliğindeki hizmetleri daha etkin bir şekilde almış olsun, aile hekimimiz de o vatandaşımıza ulaşsın diye mayıs ayı itibarıyla onların aile hekimliği kaydını İstanbul'a alıyoruz. İstanbul'daki İl Sağlık Müdürlüğümüz de o vatandaşımızı yine adresine en yakın ve uygun aile hekimine kaydetmiş olacak."</strong></span></p>
<p><span><strong><br>BİR AY İÇERİSİNDE GERİ DÖNÜŞ HAKKI VERİLECEK<br>Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol, "Burada özellikle şunun altını çizmek istiyoruz, bu işlemden sonra 1 ay içerisinde vatandaşlarımız 'https://enabiz.gov.tr/' web sitesi üzerinden e-Devlet veya e-Nabız şifresiyle giriş yaparak, önceki kayıtlı olduğu aile hekimine dönüş işlemini yapabilecek. Bunun da sistem üzerindeki açıklığını bir ay olarak belirlemiş olduk." diye konuştu.<br><br>Demirkol, ekim ayında yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğiyle getirilen yeni uygulamalara işaret ederek, bu kapsamda obezite taramalarının yüzde 20'den yüzde 70'e kadar yükseldiğine dikkati çekti.<br><br>AİLE HEKİMİNE 1 YIL GİTMEME VE O İLDE SAĞLIK HİZMETİ ALINMAMASI KRİTERİ<br>Bu oranların daha da artması, kişilerin düzenli olarak sağlık kontrolünde olabilmesi için mutlaka yaşadıkları yerde aile hekimliklerine kaydolmaları gerektiğinin altını çizen Demirkol, şöyle devam etti: "Böylece tarama sayılarımızı artırmayı, koruyucu sağlık hizmetlerimizi daha etkin vermeyi ve kişinin, birinci basamak tüm sağlık hizmetlerini, kanser taramaları da dahil olmak üzere, yaşadığı yerde aile hekiminden almasını istiyoruz. Kişinin aile hekimi kaydı başka bir ilde, ikamet adresi başka bir ilde olmasın istiyoruz.<br><br>Burada da 1 yıl içerisinde aile hekimine gitmemiş ve o aile hekiminin bulunduğu ilde sağlık hizmeti almamış olmayı kriter olarak aldık. O vatandaşlarımızın aile hekimliği kayıtlarını, ikametlerinin bulunduğu ile taşıyoruz. Orada İl Sağlık Müdürlüğümüz de bu kişileri ikamet adreslerinin bulunduğu en yakın aile hekimine alacaklar ve vatandaşlarımız da tekrar eski aile hekimine dönmek isterlerse bir ay içerisinde eski aile hekiminin bulunduğu ile e-Nabız üzerinden girerek bu nakil işlemlerini yapmış olacaklar."</strong></span></p>
<p><span><strong>SİSTEM, AYNI İLDEKİ FARKLI İLÇELERİ KAPSAMIYOR<br>Demirkol, 6 Mayıs itibarıyla uygulamaya geçecek sistemin farklı illeri kapsadığını, aynı il içindeki farklı ilçeleri kapsamadığını bildirdi.<br><br>"Bir kişinin aile hekimi başka bir ilçede, ikamet adresi başka bir ilçede olabilir onlar için şu anda bir aksiyonumuz yok." diyen Demirkol, bunun sadece, aile hekimini bulunduğu şehir ile ikametinin bulunduğu il farklı olan ve bir yıldır aile hekiminin bulunduğu ilde sağlık kuruluşlarına başvurmayan kişileri kapsadığının altını çizdi.</strong></span></p>
<p><span><strong>SAĞLIK BAKANLIĞI, VATANDAŞLARA SMS'LE BİLGİLENDİRME YAPACAK<br>Bu sistemi aile hekimlerinin de talep ettiğini, vatandaşların daha etkin sağlık hizmeti alabilmesi için bu çalışmayı yürüttüklerini vurgulayan Demirkol, "Çok kıymetli, çok kapsamlı birinci basamak hizmeti sunuyoruz. Kanser taramalarından, kronik hastalık taramalarına kadar çok geniş bir yelpazede sağlık hizmeti sunuyoruz. Hiçbir vatandaşımız bu hizmetten mahrum kalmasın istiyoruz." dedi.<br><br>Demirkol, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu sistem içerisinde olan vatandaşlarımızın aile hekimliği kaydı, ikametinin bulunduğu ile alındığında kendilerine Sağlık Bakanlığımız tarafından bir SMS gönderilecek. Bu SMS ile kayıtlarının alındığını öğrenmiş olacaklar. Orada da bilgilendirme içerisinde başvuracakları yöntem de yazmış olacak ve bir ay içerisinde tekrar eski aile hekimine dönmek isterlerse de dönebilecekler."</strong></span></p>
<p><span><strong></strong></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_681c44e969df6.jpg" length="43500" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 08 May 2025 08:45:19 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akdeniz Üniversitesi’nin Hemşirelik Eğitimi HEPDAK Onayıyla Taçlandı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesinin-hemsirelik-egitimi-hepdak-onayiyla-taclandi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesinin-hemsirelik-egitimi-hepdak-onayiyla-taclandi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, Hemşirelik Eğitimi Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Kurulu (HEPDAK) tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, 17 Mart 2025’ten itibaren 5 yıl süreyle, 30 Eylül 2030’a kadar geçerli olacak şekilde yeniden akredite edildi. 30 yıla yaklaşan köklü bir geçmişe sahip Hemşirelik Fakültesi, aldığı bu akreditasyonla kalite güvencesine ve akreditasyon süreçlerine verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu.</span><br><span>Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hatice Yangın yaptığı açıklamada, "Akreditasyon başvuru sürecinde desteklerini esirgemeyen başta Rektörümüz Prof. Dr. Özlenen Özkan olmak üzere, Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Şükrü Özen ve Prof. Dr. Cengiz Toker’e şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca sürece özveriyle katkı sunan Akreditasyon Komisyonu üyelerine, fakültemizin tüm akademik ve idari personeline, öğrencilerimize ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." dedi. Prof. Dr. Hatice Yangın, bundan sonraki dönemde de eğitimde kalite standartlarını yükseltmeye ve sağlık sektörüne nitelikli hemşireler kazandırmaya devam edeceklerini vurguladı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_681b1f5e6342f.jpg" length="90935" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 07 May 2025 11:53:11 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Fark Etmeden Böbreklerinize Zarar Veriyor Olabilirsiniz!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/fark-etmeden-boebreklerinize-zarar-veriyor-olabilirsiniz</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/fark-etmeden-boebreklerinize-zarar-veriyor-olabilirsiniz</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="category-detail-sub-title">Böbrekler kanı temizler ve idrar yoluyla atıkları ortadan kaldırır. Diyabet ve hipertansiyon böbreklere zarar verebilir. Erken evrelerde hiçbir belirti görülmezken, ileri evrelerde şişlik, köpüklü idrar, idrarda kan, iştahsızlık, yorgunluk, idrar hacminde değişiklikler, bel ağrısı, kaşıntı ve diğer sorunlar görülür. Yüksek riskli bireylerde düzenli tarama, erken teşhis ve etkili tedavi için önemlidir.</h2>
<p><span>Böbrekler, omurganın her iki tarafında bulunan ve kanın temizlenmesinde rol oynayan 2 fasulye biçimli organdır. Azotlu atık ürünlerinin vücuttan atıldığı idrar üretir. Diyabet ve hipertansiyon böbrek hasarının en yaygın nedenleridir ve aşağıdaki gibi böbrek disfonksiyonunun yaygın belirtilerini bilmek önemlidir.</span></p>
<h2 class="gallery-item-title">BÖBREK HASARININ YANGIN BELİRTİLERİ OLABİLİR</h2>
<p>Böbrek hasarının erken evreleri herhangi bir belirtiye neden olmaz ve yalnızca kan testleri, idrar testleri ve Kan basıncı ölçümü yoluyla tespit edilebilir. Bu nedenle DM ve HT gibi böbrek hasarı geliştirme riski yüksek olan hastaların semptomatik olmasalar bile düzenli aralıklarla böbrek fonksiyon testlerini yaptırmaları çok önemlidir.<br><br><strong>Ayaklarda şişlik:</strong><span> </span>Böbrek hasarının yaygın bir belirtisi, uykudan kalkarken ayaklarda veya yüzde şişliktir. İdrarda protein kaybı nedeniyle oluşur ve böbrek hasarının bir işaretidir. İlk aşamalarda hastalarda uzun süre oturduktan sonra sadece ayaklarda geçici şişlik olabilir ve bu şişlik uzandıktan sonra kaybolur.<br><br><strong>Köpüklü idrar:</strong><span> </span>Uyandıktan sonraki ilk idrar gibi dolu bir mesanede idrar yaparken köpüklü idrar olması normaldir. Ancak kalıcı köpüklü idrar, böbrek hasarının bir belirteci olan proteinüriyi ekarte etmek için değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>İdrarda kan:</strong><span> Birçok hasta için korkutucu bir semptomdur ve İdrar yolu enfeksiyonu veya böbrek taşı gibi iyi huylu nedenlerden kaynaklanabilir. Ancak yaşlı bir sigara içicisinde ağrısız hematüri, Renal Hücreli Karsinom veya Mesane Karsinomu gibi maligniteler açısından değerlendirilmelidir.</span><br><br><strong>İştahsızlık ve yorgunluk:</strong><span> Genellikle bunlar çok spesifik olmayan şikayetlerdir ve ileri böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda böbrek hastalığının ileri evrelerinde yaygın olan anemi nedeniyle bu semptomlar görülebilir</span><br><br><strong>İdrar hacminde değişiklikler:</strong><span> Çok düşük idrar hacmi (oligüri) ve aşırı idrar hacmi (poliüri)  her ikisi de anormaldir ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesini gerektirir.</span></p>
<p><span><strong>Bel ağrısı: İ</strong>drar yolunda idrar akışını engelleyen idrar taşları bel bölgesinde akut ağrıya neden olabilir ve uygun görüntüleme ve tedavi gerektirir. Ancak böbrek fonksiyon bozukluğunun tek başına genellikle herhangi bir ağrıya neden olmadığını belirtmek önemlidir.<br><br><strong>Kaşıntı:</strong> İleri böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda cilt kuruluğu ve şiddetli kaşıntı gibi birden fazla cilt sorunu gelişebilir<br><br><strong>Diğer yaygın belirtiler:</strong> Nefes darlığı, Tat duyusunda değişiklikler, Ağız kokusu, yanma hissi, Kilo kaybı, Uykusuzluk</span></p>
<p><span>Böbrek fonksiyon bozukluğuna özgü olmasa da böbrek hasarıyla ilişkili olabilir.<br><br>Böbrek disfonksiyonunun erken evrelerinde hiçbir belirti yoktur veya belirtiler çok belirsizdir/rahatsız edici değildir - ancak çoğu tedavi yöntemi yalnızca bu evrede etkilidir. Bu nedenle böbrek hasarı riski yüksek olan hastaların düzenli aralıklarla böbrek fonksiyon testleri ile taranması esastır.,</span></p>
<p><span></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_681af4e9ba4ef.jpg" length="66077" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 07 May 2025 08:51:42 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kansızlıkla Gelen Sessiz Tehlike: Demir Eksikliği Neye Yol Açar?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kansizlikla-gelen-sessiz-tehlike-demir-eksikligi-neye-yol-acar</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kansizlikla-gelen-sessiz-tehlike-demir-eksikligi-neye-yol-acar</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="78" data-end="496" class="">Türkiye'de özellikle kadınlar, çocuklar ve yaşlılar arasında yaygın olarak görülen demir eksikliği, ciddi sağlık sorunlarına yol açmadan önce mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durum olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, vücudun ihtiyacı olan demirin karşılanamaması halinde kansızlık (anemi), halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı, bağışıklık sistemi zayıflığı gibi pek çok sağlık sorununun ortaya çıkabileceğini belirtiyor.</p>
<p data-start="498" data-end="770" class="">Demir eksikliğinin en yaygın belirtileri arasında sürekli yorgunluk hissi, ciltte solgunluk, saç dökülmesi, tırnaklarda kırılma, çarpıntı ve baş ağrısı yer alıyor. Özellikle çocuklarda dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü ve gelişim geriliği gibi sonuçlar da görülebiliyor.</p>
<p data-start="772" data-end="1145" class="">Beslenme alışkanlıklarının demir düzeylerini doğrudan etkilediğini ifade eden uzmanlar, demir açısından zengin kırmızı et, karaciğer, yumurta, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller ve kuru meyvelerin sofralardan eksik edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca C vitamini içeren gıdalarla birlikte tüketilen demir kaynaklarının emiliminin arttığına dikkat çekiliyor.</p>
<p data-start="1147" data-end="1495" class="">Sağlık kuruluşları, demir eksikliğinin erken teşhisi için düzenli kan testlerinin önemine dikkat çekerken, eksiklik saptanan bireylerin doktor kontrolünde demir takviyesi kullanmaları gerektiğini belirtiyor. Uzmanlar, “Kendi başına ilaç kullanmak yerine hekim önerisiyle tedaviye başlanmalı ve süreç düzenli takip edilmelidir” uyarısında bulunuyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_6815a9b5e2605.jpg" length="54227" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 03 May 2025 08:30:46 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Bakanlığı’ndan Personel Alımı Müjdesi: 19 Bin Yeni Atama</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-personel-alimi-mujdesi-19-bin-yeni-atama</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-personel-alimi-mujdesi-19-bin-yeni-atama</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, milyonlarca sağlık çalışanının merakla beklediği personel alımına yönelik ilanın açıldığını duyurdu. Memişoğlu sosyal medya hesabından yaptığı duyuruyla 15 bin 342 sözleşmeli personel alımı ve 3 bin 658 sürekli işçi alımı olmak üzere toplam 19 bin personel alımı yapılacağını müjdeledi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık çalışanlarına yönelik 15 bin 342 sözleşmeli personel alımı ve 3 bin 658 sürekli işçi alımı olmak üzere toplam 19 bin personel alımı yapılacağını duyurdu. Memişoğlu yapmış olduğu açıklamasında ilana başvuracak adayların<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/kpss" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">KPSS</a><span> </span>sonuçlarına göre merkez ve taşra teşkilatlarında görevlendirilmek üzere işçi alımının yapılacağını belirtti.</p>
</div>
<p><strong>15 BİN 342 SÖZLEŞMELİ PERSONEL ALIMI YAPILACAK</strong></p>
<p>Bakan Memişoğlu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamasında;<span> </span><strong>"Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatında görevlendirilmek üzere, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) sonuçlarına göre ÖSYM tarafından yapılacak merkezi yerleştirme ile toplam 15.342 sözleşmeli personel alımı gerçekleştirilecektir.</strong></p>
<p><strong>Adaylar, tercihlerini 2–8 Mayıs 2025 tarihleri arasında ÖSYM'nin resmi internet sitesi üzerinden yapabileceklerdir."<span> </span></strong>ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>3 BİN 658 SÜREKLİ İŞÇİ ALIMI YAPILACAK</strong></p>
<p>Memişoğlu yapmış olduğu açıklamalarının devamında merkez ve taşra teşkilatında istihdam edilmek üzere toplam 3.658 sürekli işçi alımı da gerçekleştirileceğini belirtti.</p>
<p><strong>BAŞVURULAR NE ZAMAN BAŞLAYACAK?</strong></p>
<p>İlana başvuracak olan adayların 5–9 Mayıs 2025 tarihleri arasında<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/iskur" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">İŞKUR</a>'un https://esube.iskur.gov.tr adresinden, elektronik ortamda üzerinden başvuru yapabilecek.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_681454709b78e.jpg" length="51613" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 02 May 2025 08:13:38 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&amp;apos;ne Yeni Başhekim</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalya-egitim-ve-arastirma-hastanesine-yeni-bashekim</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalya-egitim-ve-arastirma-hastanesine-yeni-bashekim</guid>
        <description><![CDATA[ <p>ANTALYA Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde başhekim Prof. Dr. Halil Yalçın Yüksel'in yerine Doç. Dr. Orhan Aras atandı.</p>
<p>Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde uzun süredir başhekimlik görevini yürüten Prof. Dr. Halil Yalçın Yüksel'in yerine geçtiğimiz günlerde Doç. Dr. Orhan Aras atandı. 2008 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olan Doç. Dr. Aras, son olarak 2019 yılında Sağlık Bakanlığı Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği'nde göreve başlayıp, 2022 yılında SBÜ Hamidiye Tıp Fakültesi Antalya SUAM Genel Cerrahi Kliniği'nde Dr. Öğretim Görevlisi kadrosunda çalıştı. 2023 yılında doçent ünvanını alan Doç. Dr. Aras, geçen ay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi olarak atandı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_68132b844b43f.jpg" length="79785" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 01 May 2025 11:06:32 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Genç Nüfus Elektronik Sigarayla Tehlikede</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/genc-nufus-elektronik-sigarayla-tehlikede</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/genc-nufus-elektronik-sigarayla-tehlikede</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot">Antalya Belek Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Özyaral gençleri E-Sigara hakkında “Tatlı Aromaların Ardında Zehir Saklı” sözleriyle uyardı.</h2>
<p>Son yıllarda özellikle gençler arasında yaygınlaşan elektronik sigara (e-sigara) kullanımı, uzmanları endişelendiriyor. Antalya Belek Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Özyaral, elektronik sigaraların “zararsız” ya da “güvenli alternatif” olarak algılanmasının büyük bir yanılgı olduğunu belirterek, bu ürünlerin ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldiğini söyledi.</p>
<h3><span>BAĞIMLILIK YAŞI GİDEREK DÜŞÜYOR</span></h3>
<p>Uzmanlara göre, elektronik sigaralarda bulunan yüksek nikotin oranı, gençleri çok daha erken yaşta nikotin bağımlılığına sürüklüyor. Geleneksel sigaraya kıyasla daha temiz bir alternatif olarak görülen e-sigaralar, aslında daha güçlü bir bağımlılık yaratıyor. Prof. Dr. Özyaral, nikotinin gelişim çağındaki bireylerin hafıza, dikkat ve duygusal düzenleme yetileri üzerinde kalıcı etkilere yol açabileceğine dikkat çekti.</p>
<h3><span>SAĞLIK RİSKİ CİDDİYE ALINMALI</span></h3>
<p>Bilimsel araştırmalar, e-sigara kullanımının akciğerlerde kalıcı hasara yol açtığını ve EVALI (E-sigara ile ilişkili akciğer hastalığı) vakalarının<span> </span><a href="https://www.haber7.com/dunya" title="Dünya Haberleri" target="_blank" class="link_keywords" rel="noopener">dünya</a><span> </span>genelinde artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Elektronik sigaralardan çıkan buharın içinde; formaldehit, diacetil, arsenik, kurşun ve siyanür gibi sağlığa son derece zararlı kimyasallar bulunuyor. Bu maddeler yalnızca solunum sistemine değil, kalp ve damar sağlığına da ciddi tehdit oluşturuyor.</p>
<p><span><strong>AROMALI TUZAK: “TATLI TATLAR, ACI GERÇEKLER”</strong></span></p>
<p>Çilek, vanilya, nane gibi tatlar e-sigaraların cazibesini artırıyor. Gençlerin ilgisini çekmek için özel olarak geliştirilen bu aromalar, bağımlılık riskini maskeleyen birer pazarlama aracı olarak değerlendiriliyor. Prof. Dr. Özyaral, "Tatlı gibi görünen bu aromaların ardında, laboratuvar ürünü kimyasal kokteyller yer alıyor" diyerek bu durumun fark edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><span><strong> “BİR NEFES, BİN ZEHİR”</strong></span></p>
<p>Hem Sağlık Bakanlığı hem de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), genç nüfus arasındaki elektronik sigara kullanımının endişe verici boyutlara ulaştığını açıkladı. Solunan bu kimyasal buharların ilerleyen yaşlarda kanser, solunum yetmezliği ve kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği belirtiliyor.</p>
<p><strong>Uzmanlardan 3 Adımlı Mücadele Çağrısı</strong></p>
<p>Elektronik sigarayla mücadelede etkili olabilmek için uzmanlar üç temel noktaya dikkat çekiyor:</p>
<p>E-sigara satışlarının ve reklamlarının sıkı şekilde denetlenmesi,</p>
<p>Okullarda bilinçlendirme kampanyalarının ve erken müdahale programlarının uygulanması,</p>
<p>Bağımlı bireyler için profesyonel destek mekanizmalarının yaygınlaştırılması.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202505/image_870x580_6813047178e1f.jpg" length="33903" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 01 May 2025 08:20:08 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Genetik Yatkınlık ve Yapay Zekâ: Kanser Teşhisinde Yeni Dönem</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/genetik-yatkinlik-ve-yapay-zeka-kanser-teshisinde-yeni-doenem</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/genetik-yatkinlik-ve-yapay-zeka-kanser-teshisinde-yeni-doenem</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>12.Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi'nde uzmanlar, kanser oluşumunda genetik yatkınlığın önemine ve yapay zekâ destekli bireyselleştirilmiş erken teşhis yöntemlerinin geleceğine dikkat çekti. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, "Tüm kanserlerin yüzde 10-15'i kalıtsal nedenlere bağlı" derken, Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut, "Yapay zekâ, kişiye özel risk profilleri oluşturarak bireyselleştirilmiş izlem programları geliştirmemize imkân sağlayacak" ifadelerini kullandı.</span><br><span>23-27 Nisan tarihleri arasında Antalya'da düzenlenen 12.Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi'nde kanserle mücadelede genetik yatkınlıkların rolü ve yapay zekâ teknolojisinin gelecekte sağlık alanındaki yeri masaya yatırıldı. Uzmanlar, kişiye özel risk profili oluşturulmasının ve bireyselleştirilmiş takip programlarının hastalıkların erken tanısında kritik rol oynayacağını vurguladı.</span><br><br><span>"Kanser vakalarının yüzde 10-15'i kalıtsal faktörlere bağlı"</span><br><span>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, kanser oluşumunda genetik faktörlerin önemine dikkat çekerek, "Neden bir insan kanser olur? Tüm kanserlerin yüzde 10-15'inde herediter faktörler var" dedi.</span><br><span>Karadurmuş, özellikle meme, yumurtalık ve rahim kanserlerinde BRCA1 ve BRCA2 genleri gibi mutasyonların etkili olduğunu belirterek, "Bugün akıllı ilaçların yüzde 90'ı, bir biyobelirteç üzerinden hastaya özgü geliştiriliyor. DNA tamirat mekanizmasındaki bozukluklar kansere yol açarken, aynı zamanda hedefli tedavilerle bu hastalık baskı altına alınabiliyor" diye konuştu.</span><br><span>Akciğer kanserinde noktasal mutasyonlar, melanomda cilt kanserlerinde spesifik gen değişimleri ve bağırsak kanserlerinde çoklu mutasyonların etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Karadurmuş, "Bu genetik değişiklikler her geçen gün reçetelenebilir yeni ilaçlar için fırsat oluşturuyor" dedi.</span><br><br><span>"Bazen bir insanın doğduğu gün kansere yakalanacağı bellidir"</span><br><span>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut ise kanser oluşumunda yalnızca genetik mirasın değil, çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin de etkili olduğunu söyledi.</span><br><span>"Bazen bir insanın doğduğu gün kansere yakalanacağı bellidir. Ancak bazen kanseri tek bir nedene bağlamak mümkün değildir. Halk arasında duyulan 'şu kişi beni çok üzdü, kanser oldu' gibi ifadelerin bilimsel bir karşılığı yoktur" diyen Karabulut, neden-sonuç ilişkisini doğru kurmanın tedavi başarısında kilit önemde olduğunu vurguladı.</span><br><br><span>"Yapay zekâ ile kişiye özel takip programları oluşturulacak"</span><br><span>Karabulut, yapay zekâ teknolojisinin sağlık alanında sunduğu imkânlara da dikkat çekerek, "Yapay zekâ, aile soy ağaçlarını ve genetik verileri analiz ederek bireye özgü kanser risk profilleri oluşturabiliyor. Bu sadece genetik mutasyonları olan bireylerde değil, ailevi öyküsü bulunan ama genetik yatkınlığı olmayan bireylerde de uygulanabilecek. Gelecekte, kişiye özel izlem programları geliştirerek kanseri erken teşhis etmek mümkün olacak" dedi.</span><br><span>Karabulut, yapay zekânın risk tahmini yaparken gün, saat gibi net teşhis tarihi vermesinin ise henüz mümkün olmadığını, bu konudaki beklentilerin gerçekçi olması gerektiğini ifade etti.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_68107d8ddf90d.jpg" length="77954" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 29 Apr 2025 10:21:07 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıkta Bir İlke Daha: Alanya’da Kornea Nakli Başarısı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikta-bir-ilke-daha-alanyada-kornea-nakli-basarisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikta-bir-ilke-daha-alanyada-kornea-nakli-basarisi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlıkta öncü olmaya ve ilklere imza atmaya devam ediyor. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Fuat Yavrum tarafından hastanede ilk kez göz kornea nakli ameliyatı başarılı bir şekilde gerçekleştirildi.</span><br><span>Alanya'da yaşayan 54 yaşındaki Niyazi Avara sağ gözünde meydana gelen görme sorunu sebebiyle Alanya Eğitim Araştırma Hastanesi Göz Kliniğine başvurarak Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fuat Yavruma başvurdu. Yapılan muayene ve tetkiklerin ardından hasta Avara'nın korneasının saydamlığını yitirdiği ve sağ gözünde görme kaybı olduğu tespit edildi. Öğr. Üyesi Yavrum tarafından Niyazi Avara'ya kornea nakli(Keratoplasti) ameliyatı önerildi. Hastanın da onayı alınarak kornea nakil listesine alındı. Nakil için uygun bir donör bulununca hızlı bir şekilde operasyonu gerçekleştirildi. Hasta 2 saat süren operasyon sonunda sağlığına kavuştu.</span><br><br><span>‘Sağlık alanında katkı vermeye devam edeceğiz'</span><br><span>Başarıyla gerçekleştirilen operasyonla ilgili bilgi veren Öğr. Üyesi Uzm. Dr. Fuat Yavrum," Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kornea naklini yapmış olmanın gururunu yaşıyoruz. Kliniğimizde kornea nakli için gerekli tüm donanıma ve yeterli deneyime sahibiz. Hastalarımız bundan sonra diğer illere gitmeye gerek duymadan kornea nakillerini hastanemizde yaptırabileceklerdir. Ameliyat sonrası hastamızı bugün şifa ile taburcu ediyoruz. Böylece kornea nakli sayesinde görme yeteneğini kaybetmiş hastalara bir tedavi umudu sağlamış oluyoruz Hastanemizde kornea nakli ameliyatının yapılabilmesi için gerekli durumları sağlayan başta Sağlık Bakanlığı yöneticilerimize, il sağlık müdürümüze, başhekimimize, rektörümüze, destek olan çalışma arkadaşlarıma, deneyimli ameliyathane ve servis çalışanlarımıza teşekkür ederim", diye görüşlerini ifade etti.</span><br><span>Kornea nakli hakkında bilgi veren Öğr. Üyesi Uzm. Dr. Yavrum, "Kornea nakli gözün ön tarafındaki saydam saat camı gibi olan kornea dokusunun şekil bozukluğu ya da saydamlığını yitirmesi nedeniyle sağlıklı kornea ile değiştirilmesi işlemidir. Sağlıklı kornea yaşamını kaybetmiş kişilerden ailelerinden gerekli izinler alınarak temin edilmektedir. Yerleştirilen sağlıklı kornea dokusu hastalarımızın daha iyi görmelerini sağlamaktadır." dedi. Yapılan kornea nakli ile sağlığına kavuşan Niyazi Avara ise başka şehirlere sevk olmadan yaşadığı şehirde nakil ameliyatı olduğu için mutlu olduğunu ifade ederek başta hekimine, hastane yönetimine ve emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Hastane olarak birçok alanda verilen tedavi hizmetleri ve gerçekleştirilen başarılı operasyonlar sayesinde artık Alanya'dan başka illere sevkli hasta sayısında önemli oranda azalma olduğuna vurgu yapan Başhekim Doç. Dr. Yılmaz Güler," Hastanemiz ilçemiz için, vatandaşlarımız için sağlıkta güven vermeye devam etmektedir. Emeği geçen hocamızı ve tüm ameliyat ekibini, emeği geçen sağlık personellerimizi tebrik ederek başarılı çalışmalarının devamını dilerim. Hastamıza da acil şifalar diliyorum" diye konuştu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_680f579c98a3d.jpg" length="79716" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 13:25:57 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Erken Teşhiste Yeni Dönem: Kan Testiyle Kanser Tespiti Artık Mümkün</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/erken-teshiste-yeni-doenem-kan-testiyle-kanser-tespiti-artik-mumkun</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/erken-teshiste-yeni-doenem-kan-testiyle-kanser-tespiti-artik-mumkun</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">İngiltere Ulusal Sağlık Servisi, kanseri önden tespit edebilen kan testini denemeye hazır olduklarını duyurdu. Testin kanseri tespit etmede ve kanserin vücuttaki yerini belirlemede yüzde 99 doğruluk oranına ulaştığı belirtildi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>İngiltere Ulusal Sağlık Servisi, yapay zeka ile geliştirilen ve kanser türünü semptomlar ortaya çıkmadan önce tespit edebilen kan testini denemeye hazır olduklarını açıkladı.</p>
</div>
<p>Yaklaşık 8 bin hasta üzerinde yürütülecek klinik deneyde 'miONCO-Dx' adı verilen test kapsamında tümörlerden kana karışan küçük genetik materyal parçaları incelenecek.</p>
<p><strong>YÜZDE 99 DOĞRULUK ORANI</strong></p>
<p>Bugüne kadar 20 bin kişi üzerinde yapılan denemelerde testin kanseri tespit etmede ve kanserin vücuttaki yerini belirlemede yüzde 99 doğruluk oranına ulaştığı bildirildi.</p>
<p>Sadece 10 damla kanla yapılan test akciğer, mide, prostat, yemek borusu, karaciğer, mesane, yumurtalık, bağırsak, pankreas ve meme kanseri dahil olmak üzere 12 yaygın kanser türünün yanı sıra kemik ve yumuşak doku sarkomları ile belirli beyin tümörlerini de saptayabiliyor.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_680f145893f42.jpg" length="49422" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 08:38:36 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>12. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi Antalya&amp;apos;da düzenlendi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/12-turk-tibbi-onkoloji-kongresi-antalyada-duzenlendi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/12-turk-tibbi-onkoloji-kongresi-antalyada-duzenlendi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>12. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi'nde, akıllı ilaçlar ve immünoterapiler sayesinde kanser hastalarının sağ kalım oranlarının son beş yılda yüzde 16 arttığı açıklandı. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, yeni tedavi yöntemlerinin yaşam kalitesini artırdığını söyleyerek, "Son 5 yıl içerisinde bu tedaviler sayesinde hastalarımız eski dönemlere göre yüzde 16 daha uzun yaşıyor" şeklinde konuştu. Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aytuğ Üner ise kanser vakalarının 2030 yılında dünya genelinde yaklaşık 30 milyona ulaşmasının beklendiğini söyledi. Yapay zekâ destekli erken teşhis modellerinin ve HPV aşılarının da umut verici gelişmeler sunduğu kongrede, bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarına dikkat çekildi.</span><br><span>Dünyada ve Türkiye'de kanserle mücadelede yeni gelişmelerin masaya yatırıldığı Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından düzenlenen 12. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi, 23-27 Nisan 2025 tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirildi. Kongrenin son gününde düzenlenen basın toplantısında Kongre Başkanı Prof. Dr. Murat Dinçer, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut ve Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Aytuğ Üner, Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur ve Doç. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu açıklamalarda bulundu.</span><br><br><span>"83 sözlü bildiri, 185 poster bildirisi sunuldu"</span><br><span>Kongre Başkanı Prof. Dr. Murat Dinçer, kongrenin bilimsel açıdan zengin bir içerikle tamamlandığını belirterek, "Kongremiz 23 Nisan'da başladı. İlk açılışımız kurslarla yapıldı. Yaklaşık bin 500 katılımcıyla bu kongreyi gerçekleştirdik. Üç ana salonda yapıldı. Toplantılarımızın tamamı 60 bilimsel oturumumuz oldu. 152 oturum başkanımız, 187 konuşmacımız vardı. Uluslararası işbirliklerin öne çıktığı bir toplantıydı. Avrupa Onkoloji Birliği (ESMO) ile birlikte bir iş birliğimiz var ve onlardan da bize oturumlarda konuşmacı desteği geldi. 6 tane uluslararası konuşmacımız var. Bilim dünyasının önemli isimlerinden Özlem Türeci de kongremize katıldı. İki paralel salonda toplam sekiz oturumda sözlü bildiriler ve tebliğler gerçekleştirildi. 83 sözlü bildiri, 185 poster bildirisi yapıldı. Bilimsel anlamda oldukça zengin bir içeriğe sahip bir organizasyon gerçekleştirmiş olduk" dedi.</span><br><br><span>"Yeni nesil tedavilerle yaşam kalitesi korunuyor"</span><br><span>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, kanser tedavisinde yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Karadurmuş, "Kanser, erken evrede de olsa ileri evrede de olsa hepimizin aklına ilk olarak ölümü getiriyor. Bir anda hasta, ailesi ve yakın çevresi büyük bir maratona başlıyor. Biz sistemik tedavilerde artık çok daha ön plandayız. Kemoterapi, halk arasında korkulan bir tedavi olsa da biz medikal onkologlar için son derece önemli bir ajan. Hatta yeni akıllı ilaçlarla birlikte partnerlik yaparak tedavinin temel taşlarından biri olmaya devam ediyor" diye konuştu.</span><br><span>Ev şartlarında kullanılabilen akıllı ilaçlar ve immünoterapiler sayesinde hastaların yaşam kalitelerinin bozulmadan tedaviye devam edebildiğini dile getiren Prof. Dr. Karadurmuş, "Hastalarımız için saç dökülmesi gibi görsel kaygılar bile bazen tedavi önceliğinin önüne geçebiliyor. Akıllı ilaçlar ve immünoterapiler, bu konuda büyük bir avantaj sağlıyor. En önemlisi ise, bu tedavilerle hastalarımız son 5 yıl içerisinde eskiye göre yüzde 16 daha uzun yaşıyor" dedi.</span><br><span>Karadurmuş, immünoterapilerle vücudun kendi T lenfositlerinin, adeta birer jandarma gibi kansere karşı savaşta kullanıldığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:</span><br><span>"Akciğer kanseri, böbrek kanseri, melanom ve bağırsak kanseri dahil olmak üzere 23 farklı kanser tipinde immünoterapilerle önemli başarılar elde ediyoruz. Ayrıca ağızdan alınan akıllı ilaçlar ve immünoterapilerin birlikte kullanılmasıyla kanserde direnç oluşumunu kırabiliyoruz."</span><br><span>PARP inhibitörleri ile DNA'daki kırık mekanizmalarının tedavi edilebildiğini, kemoterapi ve akıllı ilaçların tek bir molekül üzerinde birleştiği konjugat tedavi yaklaşımlarının da gelecekte önemli bir yere sahip olacağını vurgulayan Karadurmuş, "Gelecek bugün şekillenmeye başladı. Bugünden itibaren bu gelişmelerin klinik pratiğimizin temel bir parçası haline geldiğini görüyoruz" ifadelerini kullandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_680dd9e81266c.jpg" length="77348" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 27 Apr 2025 10:17:01 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Türk&amp;Alman Jinekoloji Kongresi’nde Kadın Sağlığına Dair Önemli Uyarılar</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/turk-alman-jinekoloji-kongresinde-kadin-sagligina-dair-onemli-uyarilar</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/turk-alman-jinekoloji-kongresinde-kadin-sagligina-dair-onemli-uyarilar</guid>
        <description><![CDATA[ <div id="layout-wrapper">
<div class="main-content overflow-hidden">
<div class="page-content">
<div class="container-fluid d-flex flex-column">
<div class="row">
<div class="col-12">
<div id="ma_news-detail-card" class="card">
<div class="card-body">
<div class="card-text d-flex mt-4">
<p>TÜRK Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı (TAJEV) tarafından düzenlenen, Türk Alman Jinekoloji Kongresi’nin 15’incisi Antalya’da gerçekleştirildi. Kongrede konuşan TAJEV Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, “Kadınlar artık daha genç evleniyor. Evlendikten sonra da kariyer planları nedeniyle çocuk yapmayı çok öteliyorlar. Bu nedenle de mutlaka onları uyarmamız, yumurta rezervini ölçtürmemiz lazım. Çok basit testlerle bunları yapabiliyoruz” dedi.</p>
<p>Türk Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı (TAJEV) tarafından düzenlenen 15’inci Türk-Alman Jinekoloji Kongresi'nde, alanında uzman isimlerin sunumları, canlı cerrahi gösterimleri, uluslararası derneklerle düzenlenen ortak oturumları ele alındı. Bu kapsamda katılımcılara güncel gelişmeleri takip etme imkanı sunuluyor. 13 ülkeden bin 500’den fazla katılımcının takip ettiği ve Antalya’da bir otelde düzenlenen kongre 27 Nisan’a kadar devam edecek.</p>
<p>Kongreye ilişkin düzenlenen basın toplantısına TAJEV Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Üstün ve Prof. Dr. Ceana Nezhat katıldı.</p>
<p>ÜNLÜ: KADIN SAĞLIĞINI İLGİLENDİREN HER KONUDA KONUŞUYORUZ</p>
<p>Kongre hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ünlü, “Türk Alman Jinekoloji Kongresi, 30 yıldır yapılıyor. Bu sadece bizim ülke için değil dünya için geçerlidir. Aynı heves ve azimle ilk günkü gibi çalışıyoruz. 13 ülkeden bin 500’lere yakın sayıda katılımcımız var. 4 ayrı salonda aynı anda devam eden oturumlar var. Canlı cerrahimiz olacak. Kadın sağlığını ilgilendiren her konuda konuşuyoruz. Bununla ilgili çok orijinal çalışmalar sunuluyor” dedi.</p>
<p>‘DOĞURGANLIĞI KORUMAMIZ LAZIM’</p>
<p>Prof. Dr. Ünlü, “Kadınlarımızın doğurganlığını korumamız lazım. Yumurta dondurma gibi sosyal amaçlı yumurtanın dondurulması önem kazanmaktadır. Bu yasal olarak yumurta rezervi düşük kadınlarımıza uygulayabildiğimiz yöntem. Buna benzer yöntemleri burada çok detaylı konuştuk. Bütün dünyada zaten giderek bu konuda büyük bir ihtiyaç oluştu. Kadınlar artık daha geç evleniyor. Evlendikten sonra da kariyer planları nedeniyle çocuk yapmayı çok öteliyorlar. Bu nedenle de mutlaka onları uyarmamız, yumurta rezervini ölçtürmemiz lazım. Çok basit testlerle bunları yapabiliyoruz. Hemen yumurtalarını dondurmayı tavsiye ediyoruz. Bunlar çok detaylı şekilde tartışıldı. Üremeye yardımcı teknikler de tartışıldı. Anne karnında uygulanan cerrahiler de tartışıldı. Anne karnında uygulanan cerrahilerden bahsedildi. Bebek daha 4 aylıkken saptanan bozukluklar ameliyatla giderilebiliyor” diye konuştu.</p>
<p>NEZHAT: DÜNYADA 10 KADINDAN 1’İNDE ENDOMETRİOZİS OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ</p>
<p>Tekrarlayan endometriozis vakalarıyla ilgili konuşan Prof. Dr. Ceana Nezhat, “Bir numarada doğru tanı var. İki numarada cerrahi gerektiği zaman doğru tedavinin yapılabilmiş olması var. Sonra uzun vadede daha iyi sonuçlar elde edebilmek için gerçek anlamda baskılayıcı bir tedavi olması var. Ama infertilite hastaları üzerinde baskılayıcı tedavi yapamayız. Çünkü doğru cerrahi olarak tedavi edildikten sonra fertility planlaması olmalı. Sonra süpresyon planlaması yapılabilir. Ama pelvik ağrının olduğu hastalarda özellikle de genç hasta grubunda gebelik isteği yoksa o zaman doğru cerrahi tedavi artı süpresif tedavileri de idame tedavisi olarak uygulamak tavsiye olunur. Dünyada 10 kadından 1’inde endometriozis olduğunu düşünüyoruz. Erken tanı önemli. Çünkü çok sessiz bir şekilde organlara zarar verebiliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>ÜSTÜN: ANNE ÖLÜMLERİ AÇISINDAN KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR İLK SIRADA</p>
<p>Prof. Dr. Yusuf Üstün de “Ülkemizde de artık gelişmiş ülkelerde olduğu gibi anne ölümleri açısından kardiyovasküler hastalıklara yani kalp damar sistemine ait hastalıklara bağlı nedenler ilk sıraya çıktı. Biz kadın doğum uzmanlarının bunun üzerinde çok büyük bir emeği var. Onların başarısı diyoruz. Çünkü tüm dünya genelinde en yaygın neden doğum sonrası kanamalarıdır. Bu bizde de tıpkı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi aşağılara indi. Kalp damar hastalıklarına bağlı anne ölümleri ilk sırada. Bunlarla ilgili bilgiler tartışıldı. Bunlarla ilgili stratejiler belirlenmeye çalışıldı. Kongrede çok sayıda genç asistan arkadaşlarımız da vardı. Bu konuda onların eğitime katkıda bulunmak istedik” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Üstün, “Mesela epileptik gebelerin ‘ben gebeyim’ deyip hemen ilaçlarını bırakmaları onlar için çok büyük bir sıkıntıya yol açabiliyor. Epilepside kullanılan ilaçların bir kısmı bebeğe zarar verebiliyor. Ama hastaların kendi kafalarına göre bu ilaçları bırakması kendi hayatlarını tehlikeye sokabilir. Bu nedenle halkın bu konuda mutlaka uyarılması gerekiyor. Bir diğer uyarı da özellikle kapak değişimi olmuş yani kalp rahatsızlığı olan hastalarda pıhtılaşma önleyici ilaç kullanıyorlar. Bu ilaçlar da bebeğe zarar verebiliyor. İlacın prospektüsünü okudukları zaman bu zararın farkına varıp ilacı bırakıyorlar. Kendi hayatlarına zarar vermiş oluyorlar. Ölümlere yol açabiliyorlar. O konularda mutlaka halkın uyarılması gerektiğini de vurgulamakta fayda var” diye konuştu.</p>
<p>‘GEBE KALMADAN ÖNCE MUTLAKA ANEMİ DÜZELTİLMELİ’</p>
<p>Aşırı kanamaya değinen Prof. Dr. Üstün, “Hastanın anemik bir şekilde dolaşması bizim hiçbir zaman istemediğimiz bir şey. Ama sadece Türkiye'de değil dünyada da bu böyle. Kadınlar bunu normalleştiriyor. Fazla kanama oluyor, anemikler ama bu normalmiş gibi davranıyorlar. Halbuki gebe kalmadan önce hem sosyal hem iş yaşamında aktif bir şekilde devam etmelerinin önüne geçiyor. Çünkü böyle bir kadın daha çabuk yorulacak, bazı şeyleri yapmaya isteksiz olacak. O nedenle bu kansızlıklarını hem gidermeye yönelik tedavi almalılar hem de kansızlığı gidermek için demir takviyesi mutlaka kullanmalılar diyoruz. Gebe kalmadan önce aneminin düzeltilmesini mutlaka öneriyoruz” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Üstün aşı konusuna da değinerek, “HPV cinsel yolla bulaşan bir virüs. Avustralya'da şu an sıfırlanmadı belki tamamen ama çok çok azaltıldığı iddia ediliyor. Çünkü orada erkekleri de aşılıyorlar. Özellikle 9-12 yaş arasındaki çocukların aşılaması önerilmekte. 15 yaş altındaysa 2 doz 0 ve 6’ncı aylarda. Dokuzlu aşı şu an ülkemizde var. Biliyorsunuz onu çok bekledik. Biraz geç geldi ama artık var. Tüm kız çocuklarının aşılanması öneriliyor. Maalesef pahalı bir aşı. Aşının diğer aşılardan hiçbir farkının olmadığını söyleyebiliriz. Aşı karşıtları bununla ilgili çok fazla demeçler veriyorlar. Ölüm bildirildiğini söylüyorlar. Yumurtalık rezervini deposunu azalttığını söylüyorlar. Biz hep kanıta dayalı tıp konuşmak zorundayız diyoruz. Elimizde kanıt olmadan ortaya çıkıp şu şunu yapıyor bu bunu yapıyor demememiz gerekiyor. Şu anki veriler bu aşının kesinlikle zararlı olmadığı yönünde” dedi.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<footer class="footer">
<div class="container">
<div class="row">
<div class="col-lg-12">
<div class="text-center"></div>
</div>
</div>
</div>
</footer></div>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_680ca4906228f.jpg" length="67754" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 26 Apr 2025 12:18:07 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Aşırı Vitamin Tüketimi Sağlığı Tehdit Ediyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/asiri-vitamin-tuketimi-sagligi-tehdit-ediyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/asiri-vitamin-tuketimi-sagligi-tehdit-ediyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlıklı bir yaşam için vitamin takviyeleri sıkça tercih ediliyor. Ancak uzmanlar, özellikle B ve C grubu vitaminlerin yüksek dozda alınmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Güven Koç, vitamin takviyeleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Vitaminlerin vücudumuzda gerçekleşen tüm işlemlerde anahtar rol oynayan, vücutta bir oranda sentezlenmeyen, yaşam için gerekli, çok küçük miktarlarıyla hücre metabolizmasında önemli tepkimeleri uyaran organik bileşikler olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Koç,<strong><span> </span>"Vitaminlerin çoğu, vücut tarafından yapılamadığı için tükettiğimiz besinlerle alınması gerekmektedir. Yeterli ve dengeli bir beslenmeyle vücudun vitamin ihtiyacı çoğunlukla karşılanabilir. Ancak gebelik, yaşlılık gibi bazı fizyolojik durumlarda, bazı çevresel faktörlerle, bazı hastalıklar veya ilaç tedavisi durumlarında vitamin ihtiyacı artabilir. Bu durumlarda vitamin takviyesi gerekebilir"</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
</div>
<p><strong>"Doktor kontrolünde ek vitamin alınmalı"</strong></p>
<p>Hangi durumlarda vitamin takviyesi alınması gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Koç,<span> </span><strong>"Sağlıklı bireylerin gıdalarına ek olarak vitamin almalarına gerek yoktur. Kişinin vitamin eksikliği varsa isteğine bağlı olarak değil doktor kontrolünde ek vitaminleri alması gerekmektedir. Bu yüzden besin gruplarının dengeli olarak vitamin kayıplarına neden olmadan tüketilmesi önemlidir. Kronik hastalıklar gibi durumlarda, vitaminlerin bağırsaklardan emiliminin bozulduğu durumlarda, yaşamın sağlıklı sürdürülmesi açısından vitamin takviyelerinin alınması gerekmektedir"</strong><span> </span>şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>"Vücuda zarar verebilir"</strong></p>
<p>Bilinçsiz vitamin takviyesi kullanımının olumsuz etkileri hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Koç,<span> </span><strong>"Vitaminler vücutta büyük oranda üretilemediğinden besinlerle alınması gerekir, eğer besinlerle alınmasında sorun varsa veya besinlerle alınmasına rağmen vücutta emilemiyorsa dışarıdan ama doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Doktor kontrolü olmadan, hastanın kontrolsüz vitamin kullanması özellikle yağda eriyen D vitamini, A vitamini gibi hormonların toksik seviyelere çıkmalarına ve vücuda zarar vermelerine sebep olabilmektedir"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p><strong>"Vitamin takviyeleri kullanımı nitelikli çalışanlarda daha fazla"</strong></p>
<p>İstatistiki verilerden bahseden Uzm. Dr. Koç,<strong><span> </span>"Araştırmalara göre gıda takviyesi kullanım oranı kadınlarda yüzde 18, 18-34 yaş grubundaki gençlerde yüzde 15, bekârlarda yüzde 33, üniversite mezunlarında yüzde 23'tür. Nitelikli işlerde ve profesyonel mesleklerde çalışanlarda kullanım oranı ortalamadan yüksektir. Bu oranlar diğer ilaç gruplarına göre oldukça yüksektir. Bunun büyük bir oranı gerekli olmadan kontrolsüz kullanıma bağlıdır"</strong><span> </span>açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>"Vitaminler fazla alındığında yan etkiler görülebilir"</strong></p>
<p>Vitamin takviyelerinin vücuda gereğinden fazla alınmasının, bazı yan etkiler oluşturabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Koç, şu bilgileri paylaştı:<span> </span><strong>"Suda çözünen B ve C vitamini fazlalığı, genelde vücutta böbrek yolundan çabuk atıldıklarından büyük yan etkiler oluşturmaz. B grupları yüksek dozlarda alınırsa zehirlenme semptomları kişide gözlemlenebilir. Bu belirtiler arasında gözde ışık hassasiyeti, ishal, kalp çarpıntısı, cilt problemleri, baş ağrısı gelişebilir. C grubunun yüksek dozda alınması, demir düzeyinin kanda yükselmesine neden olabilir. Ayrıca böbrek taşı oluşma riski artabilir ve enzim eksikliği yaşayan kişilerde kan hücreleri parçalanmaya başlayabilir. Yağda eriyen D vitamininin fazla alınması, kanda kalsiyum birikmesine neden olur. Bu durum da böbrek taşına, damar problemlerine, kalp ve böbrek yetmezliğine sebebiyet verebilir. Fazla alıma bağlı toksisitesinin oluşması için 1-2 ay boyunca 10.000 IU'den fazla alınması gerekir. Kişide kronik toksisite varsa cinsel isteksizlik, kemik ağrısı, gözde kızarıklık ve ışığa hassasiyet, psikolojik problemler görülebilir. A vitamininin fazla alınması durumunda da, kısa vadeli dudak ve ellerde soyulma, aşırı cilt kuruluğu, karaciğer ve dalak büyümesi, kemik ağrıları kan basıncının yükselmesi, görme bozukluğu, baş dönmesi ya da ağrısı oluşturabilir. E vitaminin fazla alımı ise kanın pıhtılaşmasını azaltabilir ve kanamalara neden olabilir. Tam tersi K vitaminin fazla alınması da kan pıhtılaşmasını artırabilir."</strong></p>
<p><strong>"Takviyelerin doğru kullanımı önemli"</strong></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_680b220e9d81b.jpg" length="52831" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 08:48:04 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>BAHARIN GELMESİYLE POLEN ALERJİLERİ ARTTI: UZMANLAR UYARIYOR</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/baharin-gelmesiyle-polen-alerjileri-artti-uzmanlar-uyariyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/baharin-gelmesiyle-polen-alerjileri-artti-uzmanlar-uyariyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="209" data-end="498" class="">Havaların ısınmasıyla birlikte doğa canlanırken, baharın gelişi alerjik bünyeler için zorlu bir dönemin de habercisi oluyor. Özellikle mart sonu ile haziran ayı arasındaki dönemde artış gösteren polen miktarı, alerjik rinitten astıma kadar birçok solunum yolu hastalığını tetikleyebiliyor.</p>
<p data-start="500" data-end="538" class=""><strong data-start="500" data-end="538">Polenler Havadaki Görünmez Tehlike</strong></p>
<p data-start="540" data-end="810" class="">Ağaçlar, çimenler ve yabani otlar tarafından yayılan polenler, rüzgârla kilometrelerce uzağa taşınabiliyor. Bu mikroskobik partiküller özellikle sabah saatlerinde yoğunlaşırken, açık havada geçirilen zaman arttıkça solunum yoluyla vücuda girme ihtimalleri de yükseliyor.</p>
<p data-start="812" data-end="846" class=""><strong data-start="812" data-end="846">Belirtiler Göz Ardı Edilmemeli</strong></p>
<p data-start="848" data-end="1145" class="">Uzmanlar, polen alerjisine bağlı olarak ortaya çıkan burun akıntısı, gözlerde kaşıntı, hapşırık nöbetleri ve boğazda yanma gibi belirtilerin mevsimsel alerji habercisi olabileceğini belirtiyor. Ayrıca halsizlik ve uyku kalitesinde düşüş gibi yaşam kalitesini etkileyen semptomlar da sık görülüyor.</p>
<p data-start="1147" data-end="1162" class=""><strong data-start="1147" data-end="1162">Ne Yapmalı?</strong></p>
<p data-start="1164" data-end="1536" class="">Alerji Uzmanı Dr. Elif Yılmaz, “Polen mevsiminde sabah erken saatlerde ve rüzgârlı günlerde dışarı çıkmamaya özen gösterilmeli. Eve geldiğinizde kıyafetlerinizi değiştirmek ve duş almak, polen birikimini azaltacaktır” uyarısında bulunuyor. Ayrıca doktor kontrolünde alınan antihistaminik ilaçlar ve burun spreyleri, belirtilerin hafifletilmesinde etkili rol oynayabiliyor.</p>
<p data-start="1538" data-end="1566" class=""><strong data-start="1538" data-end="1566">Doğal Önlemler de Mümkün</strong></p>
<p data-start="1568" data-end="1852" class="">Polen alerjisine karşı bitkisel çözümler de ilgi görüyor. Örneğin C vitamini bakımından zengin beslenme, bağışıklık sistemini destekleyerek alerjik reaksiyonların şiddetini azaltabiliyor. Ancak herhangi bir takviye kullanılmadan önce mutlaka uzmana danışılması gerektiği vurgulanıyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_6809cd53b7777.jpg" length="66464" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 24 Apr 2025 08:34:17 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanlardan Emzik Uyarısı: Bazı Hastalıklara Davetiye Çıkarabilir!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-emzik-uyarisi-bazi-hastaliklara-davetiye-cikarabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmanlardan-emzik-uyarisi-bazi-hastaliklara-davetiye-cikarabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Bebeklerin sakinleşmesine yardımcı olan emzik, doğru kullanılmadığında sağlık açısından risk oluşturabiliyor. Uzmanlar, emzik kullanımının bazı enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığını artırabileceğine dikkat çekiyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Birçok toplum ve kültürde yaygın kullanılan emzik, bebekliğin sembolü olarak görülüyor. Uzmanlar uzun süreli kullanımının çeşitli zararları olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, emzik kullanımının hem ebeveynler hem de bebek açısından etkilerini anlattı. Emziğin, emme, yutma ve soluk alma koordinasyonunun gelişmesine katkı sağladığını ifade eden Uzm. Dr. Torun,<strong><span> </span>"Emzik kullanımı çene kaslarının güçlenmesini sağlayarak; özellikle prematüre bebeklerde nörolojik olgunlaşma ve bilişsel gelişim üzerine olumlu etki göstermektedir. Emzik kullanımı stresli durumlarda bebeğin sakinleşmesini sağlar ve ağrının hafiflemesine yardımcı olur. Emzik kullanımının bir diğer faydası Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) riskini azaltması ve koruyucu etki sağlamasıdır"</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
</div>
<p><strong>"1 aydan 1 yaşa kadar emzik kullanımı öneriliyor"</strong></p>
<p>Amerikan Pediatri Akademisi'nin (APA) 1 ay ile 1 yaş arası çocuklarda emzik kullanımını önerdiğini ifade eden Uzm. Dr. Torun,<span> </span><strong>"2016'da APA tarafından yayınlanan rehberde de ABÖS riskini azaltmak için bebeklere yatarken emzik verilmesi, bebek uyuduktan sonra emzik ağzından düşerse tekrar yerleştirilmemesi ve boğulma riski nedeniyle emziğin bebeğin boynuna asılmaması önerilmektedir. Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde prematüre bebeklerde rutin emzik kullanımıyla hastanede kalış süresinin azaldığı ve erken taburculuğun sağlandığı tespit edilmiştir"<span> </span></strong>şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>"Hastalıklarda artışa neden oluyor"</strong></p>
<p>Emzik kullanımının faydalarının yanı sıra bazı zararlarının da olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Torun,<strong><span> </span>"Emzik kullanımının zararlı taraflarından biri, enfeksiyonlara yol açan mikroorganizmaların geçişini kolaylaştırarak, hastalıklarda artışa neden olmasıdır. Orta kulak iltihabı (otitis media), pamukçuk, solunum ve gastrointestinal sistem hastalıklarında da artışa neden olabilmektedir. Bu yüzden tekrarlayan orta kulak iltihabı olan hastalarda emzik kullanımının bırakılması önerilmektedir. Uzun süre emzik kullanımının dişler üzerine olumsuz etkileri olabilir. Maloklüzyon, çapraşıklık gibi diş gelişim problemleri ve diş çürüğü gelişimini artırabilmektedir"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p></p>
<p><strong>"İlk 3-4 hafta emzik verilmemeli"</strong></p>
<p>DSÖ ve UNICEF tarafından yayınlanan başarılı emzirme listesinde;<span> </span><strong>"Emzirilen bebeklere biberon, yalancı meme veya emzik türü herhangi bir şey verilmemelidir" maddesiyle emzik kullanılmaması önerilirken, Uzm. Dr. Torun, "Emzik kullanımının emzirmeyi bırakmaya yol açıp açmadığı hala belirlenememiştir. Fakat emziğe erken başlamak bebeğin doğru olmayan emme tekniği geliştirmesine neden olabilir. Bebek suni meme ucuna alışıp, doğal meme ucunu reddedebilir. Bu yüzden başarılı emzirme için erken bebeklik döneminde emzirme düzene girene kadar en az 3-4 hafta emzik verilmemesi önerilmektedir"<span> </span></strong>dedi.</p>
<p><strong>"12 ile 18'nci aylarda bırakılmalı"</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Nimet Karataş Torun konuşmasına şu sözlerle son verdi:</p>
<p><strong>"Eğer ebeveynler emzik kullanmaya karar vermişse seçilecek olan emzik sağlam ve esnek olmalı, toksik madde içermemelidir. Meme ucu ile başlık kolay ayrılmamalıdır. Yapıldığı maddeye göre en geç 1-2 ayda bir değiştirilmelidir. Her gün mutlaka temizlenmelidir. Emmeye heveslendirmek için emziğin ucu şekerli gıdalara batırılmamalıdır. Zararlı etkilerin en aza indirilmesi için 12-18'nci aylarda bırakılması sağlanmalıdır. Sonuç olarak emzik kullanımının olumlu ve olumsuz bazı etkileri bulunmaktadır. Bu yüzden ebeveynlerin bu riskler ve yararlar hakkında bilgilendirilmesi emzik kullanımı konusunda karar vermelerini destekler."</strong></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_68087e8a50abc.jpg" length="146268" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 23 Apr 2025 08:45:50 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmandan Ebeveynlere Uyarı: Çocuklarda Göz Sağlığına Dikkat!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmandan-ebeveynlere-uyari-cocuklarda-goez-sagligina-dikkat</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmandan-ebeveynlere-uyari-cocuklarda-goez-sagligina-dikkat</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, göz sağlığının korunmasında erken teşhisin büyük önem taşıdığını belirterek, bebeklik döneminden itibaren her yaşta göz muayenesinin yapılabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle doğumdan sonraki ilk 6 ay içinde tüm bebeklerin mutlaka bir göz doktoru tarafından muayene edilmesi gerektiği vurgulanıyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burak Akkoyun, çocuklarda göz sağlığının erken dönemde önemsenmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Bebeklik döneminden itibaren her yaşta göz muayenesi yapılabileceğini belirten Op. Dr. Akkoyun, özellikle doğumdan sonraki ilk 6 ayda tüm çocukların göz doktoru tarafından muayene edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Op. Dr. Akkoyun, bu sayede şaşılık, kırma kusurları, doğumsal katarakt ve retina gibi ciddi göz hastalıklarının erken dönemde tespit edilebileceğini söyledi.</p>
<p>Ayrıca, erken doğan ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde, yoğun bakımda oksijen desteği almış bebeklerde retina hastalığı riskinin bulunduğunu belirten Op. Dr. Akkoyun, prematüre bebeklerin ilk haftalardan itibaren göz muayenesine tabi tutulması gerektiğini vurguladı.</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_236867752" data-notsy-mapped-container="1">
<div id="video_41799-container" class="nts-container" data-mobile="0">
<div class="ym-video--sub-container" id="video_41799-sub-container">
<div id="video_41799-float-container" class="nts-float-container">
<div class="ym-video--player-container">
<div class="video-js vjs-default-skin vjs-big-play-centered vjs-paused video_41799-dimensions vjs-fluid vjs-controls-enabled vjs-workinghover vjs-v7 vjs-user-active" id="video_41799" lang="tr" role="region" aria-label="Video Player" tabindex="-1"><button class="vjs-big-play-button" type="button" title="Play Video" aria-disabled="false"><span aria-hidden="true" class="vjs-icon-placeholder"></span></button>Op. Dr. Burak Akkoyun, <strong>"Şaşılık, gözlerin paralelliğini kaybetmesi durumudur. Çocuklarda sıklıkla görülen göz bozuklukları arasında yer alan şaşılık, genellikle genetik yatkınlık, hamilelik süreci, doğumdaki sorunlar ve geçirilen hastalıklar gibi faktörlerden kaynaklanabiliyor. Çocuklarda şaşılık görülme sıklığı yüzde 2-4 arasında değişiyor. Yalancı şaşılık gibi yanlış tespitler de yaygın ancak çocuğun gelişimiyle birlikte bu durum düzelebilir. Çocuklarda göz tembelliği özellikle 3-3.5 yaş civarında saptanıyor.</strong></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>Gözler arasındaki numara farkı artarsa göz tembelliği riski de artar. Gözlük tedavisi ve sağlıklı gözün kapatılmasıyla göz tembelliği tedavi edilebilir. Kapama tedavisi 3-8 yaş arasında daha etkilidir. 9-10 yaşından sonra görme iyileşmesi çok düşüktür. Şaşılık, çoğunluğunun göz tembelliği olan hastalarda oluşuyor. Çocukların göz sağlığını korumak için düzenli göz muayenelerinin yapılması gerekmektedir. Aileler çocuklarını 2 yaşına kadar elektronik cihazlardan uzak tutmalı, 7 yaşına kadar günlük ekran süresinin 1 saati geçmemesi gerekir. Çocuğun gözünde kayma tespiti durumunda, fotoğraf çekip doktoruna sunmakta fayda var"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p>Damlalı muayene gerekliliği hakkında bilgi veren Op. Dr. Akkoyun, damlalı muayene öncesinde çocuğun sağlığının yerinde olduğundan emin olunması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>
</div>
<p><a class="backLink" href="https://www.ahaber.com.tr/saglik/2025/04/19/uzmanindan-cocuklarda-goz-sagligi-uyarisi">.</a></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_680726019859c.jpg" length="55705" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 22 Apr 2025 08:15:48 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde Çocuk Polikliniklerine Sanat Dokunuşu</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/doesemealti-devlet-hastanesinde-cocuk-polikliniklerine-sanat-dokunusu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/doesemealti-devlet-hastanesinde-cocuk-polikliniklerine-sanat-dokunusu</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span> Döşemealtı Devlet Hastanesi ile Halil Akyüz Anadolu Lisesi iş birliğinde hayata geçirilen anlamlı bir proje kapsamında, hastanenin çocuk hastalıkları polikliniği koridorları lise öğrencilerinin yaptığı duvar resimleriyle renkli ve neşeli bir görünüme kavuştu.</span><br><span>Halil Akyüz Anadolu Lisesi’nin resme ilgi duyan öğrencileri, Resim Öğretmenleri Ayşen Boran Danışman ve Pınar Sağırkaya Arklan rehberliğinde gerçekleştirdikleri bu çalışma ile çocuk hastaların hastane ortamında kendilerini daha mutlu ve güvende hissetmelerini amaçladı. Poliklinik alanına yansıtılan hayal gücü ve renkler, çocukların moral ve motivasyonuna olumlu katkı sağladı. Boyama çalışmalarının tamamlanmasının ardından Halil Akyüz Anadolu Lisesi Müdürü Osman Yılmaz’ın da katılımıyla, projede görev alan öğrencilere Döşemealtı Devlet Hastanesi yöneticileri tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Sağlık ve eğitimin güç birliğiyle gerçekleşen bu proje, öğrenciler açısından da sosyal sorumluluk bilinci kazandıran örnek bir uygulama olarak takdir topladı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_68063d8372239.jpg" length="99758" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 21 Apr 2025 15:43:53 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Hamilelikte Su Tüketimi Nasıl Olmalı? Uzmanlar Uyardı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/hamilelikte-su-tuketimi-nasil-olmali-uzmanlar-uyardi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/hamilelikte-su-tuketimi-nasil-olmali-uzmanlar-uyardi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, gebelik döneminde su tüketiminin hem anne hem de bebek sağlığı açısından hayati önem taşıdığını vurgularken, bu süreçte az ya da fazla su içmenin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Zonguldak Bülent Ecevit Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Müge Harma, gebelikte az ya da fazla su tüketiminin bazı problemleri ortaya çıkarabileceğini belirterek, dengeli su tüketiminin önemine dikkati çekti.</p>
<p>Hava sıcaklığı, gebenin kilosu gibi sebeplerle su tüketiminin değişkenlik gösterebileceğine dikkati çeken Harma,<span> </span><strong>"Gebeliğin ikinci ve üçüncü döneminde normal tüketimden daha fazla su tüketimine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu, bebeğin gelişimi için son derece önemlidir çünkü anneden bebeğe geçen besin maddeleri, bu sıvı miktarıyla çok alakalıdır."</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
<p>Harma, gebenin tüketeceği miktar değişkenlik gösterse de günlük ortalama 2,5-3 litre su içilmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Çay, meyve suyu ve ayran gibi<span> </span><strong>"renkli içecekler"<span> </span></strong>denilen grubun suyun karşılığı olamayacağına dikkati çeken Harma,<strong><span> </span>"Vücut, sıvı ihtiyacının bir kısmının buradan karşılayabilir ama net sıvı ihtiyacı dediğimiz zaman almamız gereken günlük 8-12 bardak sudur."<span> </span></strong>dedi.</p>
</div>
<p><strong>"Az su tüketimi, bebekte gelişim geriliği yapabileceği gibi anne adayında böbreklerin daha az çalışması, idrar yolu enfeksiyonları gibi bazı problemleri ortaya çıkarabilmektedir. Ayrıca gebelerde kalp debisi (kalbin bir dakikada pompaladığı kan miktarı) normale göre artar. Bu artan debinin, sıvı tarafından karşılanması gerekir. Bunu günlük alacağımız su miktarı düzene sokar. Fazla su tüketimi ise vücutta ödem oluşturabilir. Yüksek tansiyon ve böbreğin aşırı çalışması gibi problemler ortaya çıkabilir."</strong></p>
<p>Harma, gebelikte çay, kahve ve bitkisel çay grubunda da tüketimi günlük bir fincanla sınırlı tutmayı tavsiye etti.</p>
<p>Gebelerin idrar renklerini düzenli kontrol etmeleri gerektiğini anlatan Harma, idrar rengindeki koyuluğun su ihtiyacının yeteri kadar karşılanmadığını gösterdiğini söyledi.</p>
<p>Harma, gebelerde terlemenin arttığına işaret ederek,<span> </span><strong>"Ter yoluyla atılan sıvının, fazla miktarda yerine konulması gerekir. Yaz aylarında ince kıyafetler giyinmek, güneşten korunmak önemli. Buna göre sıvı tüketimini günlük 8 ise 12'ye, 12 ise 14 bardağa çıkarmakta fayda vardır."</strong><span> </span>ifadelerini kullandı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_6805e055beec7.jpg" length="36896" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 21 Apr 2025 09:06:19 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya’da Buluşan Yenidoğan Hekimleri: “Aşısız Çocuklar Savunmasız Kalıyor”</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-bulusan-yenidogan-hekimleri-asisiz-cocuklar-savunmasiz-kaliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-bulusan-yenidogan-hekimleri-asisiz-cocuklar-savunmasiz-kaliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span> Türk Neonatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Esin Koç, Antalya'da düzenlenen 32. Ulusal Neonatoloji Kongresi'nde yaptığı konuşmada, Covid-19 pandemisi sonrası yaygınlaşan aşı reddinin çocuk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Esin Koç, "Aşılama oranı, toplumda belirli bir sayının altına indiği an salgınlar başlar. Sıfırdan, sil baştan başlamak zorunda kalırız. Ve bu olabilecek en büyük felakettir" sözleriyle aşı reddine karşı uyarıda bulundu.</span><br><span>Türk Neonatoloji Derneği tarafından 16-20 Nisan tarihleri arasında Antalya'da düzenlenen 32. Ulusal Neonatoloji Kongresi, Türkiye genelinden yenidoğan alanında çalışan hekimler, hemşireler, akademisyenler ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Kongrede 262 bilim insanı konuşmacı ve oturum başkanı olarak görev alırken, binin üzerinde katılımcı kongreyi yerinde takip etti. Amerika Birleşik Devletleri, Hollanda, İtalya, İsveç ve Kanada'dan uluslararası konuşmacılar da etkinliğe katılım sağladı.</span><br><span>Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında Türk Neonatoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Esin Koç, Genel Sekreter Prof. Dr. Ahmet Yağmur Baş ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özge Altun açıklamalarda bulundu. Toplantıda, Türkiye'deki yenidoğan hekimliğiyle ilgili güncel gelişmelerin yanı sıra prematüre doğumlar, tentene temas uygulaması ve aşı reddi gibi başlıklar gündeme taşındı.</span><br><br><span>"Yenidoğan ölümleri bir ülkenin gelişmişlik göstergesidir"</span><br><span>Yeni doğan döneminin, insan yaşamının en kırılgan ve en riskli evresi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Esin Koç, "Yenidoğan ölümleri bir ülkenin gelişmişlik ölçüsü olarak kabul edilir. Zamanından önce, yani prematüre doğan o kadar çok bebek var ki, bunlar bazen değil bir ay, aylarca yoğun bakım ünitelerinde kalabiliyor. Taburcu olduktan sonra da bu bebeklerin ve ailelerinin uzun süre takip edilmeleri ve desteklenmeleri gerekiyor" dedi.</span><br><span>Prof. Dr. Koç, yenidoğan uzmanlığının uzun ve zorlu bir eğitim süreci gerektirdiğini söyleyerek, "Tıp fakültesinden mezun olan bir hekim 6 yıl okur. Ardından çocuk doktoru olmak için 4 yıl daha eğitim alır. Yenidoğan uzmanı olmak isteyen bir hekim ise bunun üzerine 3 yıl daha ihtisas yapar. Türkiye'de yenidoğan uzmanı sayısı hala yetersiz. Üstelik bu alanda tek bir uzmanlık derneği var: Türk Neonatoloji Derneği. Yıllardır eğitimden uygulamaya, saha çalışmalarından kongrelere kadar her alanda faaliyet gösteriyoruz" diye konuştu.</span><br><br><span>"Gerçek acil bu: Yenidoğan, bebekler beklemez"</span><br><span>Yenidoğan alanındaki aciliyetin önemine dikkat çeken Koç, kongrede yaşanan bir olayı şu sözlerle anlattı: "Bir uzman arkadaşımızın sorumluluğunda bir bebek doğdu. Kongre'yi bırakıp uçağa atlayarak hastanesine döndü. Çünkü yenidoğan gerçek bir acildir. Bebekler beklemez."</span><br><span>Kongrede üç paralel salonda düzenlenen eğitimlerin yalnızca teorik değil, pratik uygulamalı kurslarla da desteklendiğini belirten Koç, "Tüm Türkiye'den gelen hekimler ve hemşireler bu kongrede hem bilimsel hem de uygulamalı eğitim alıyorlar. Katılım her yıl daha da artıyor. Aynı zamanda uluslararası uzmanlar da bizimle birlikte bilgi paylaşıyor" dedi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_6804a279d599f.jpg" length="87357" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 20 Apr 2025 10:30:13 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Bakanlığı&amp;apos;ndan Yeni Düzenleme: Ayakta Tedavi Kuruluşları İçin Yeni Kurallar</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-yeni-duzenleme-ayakta-tedavi-kuruluslari-icin-yeni-kurallar</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-yeni-duzenleme-ayakta-tedavi-kuruluslari-icin-yeni-kurallar</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Sağlık alanında düzenlemeleri içeren karar Resmi Gazete'de yayımlandı. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı tarafından Sağlıklı Türkiye Yüzyılı programı kapsamında Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte güncellemeye gidildi. 24 saat hizmet veren ve şartları sağlayan tıp merkezlerinde acil ünitesi ve cerrahi müdahale birimi kurulabilmesine imkân tanındı. Hangi cerrahi müdahalelerin tıp merkezinde yapılabileceğine dair standartlar güncellendi.</h2>
<p><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/saglik-bakanligi" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Sağlık Bakanlığı</a><span> </span>tarafından Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik güncellenerek 19 Nisan 2025 tarihli ve 32875 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Düzenlenen yönetmelikte yer alan güncellemelerle işletme ve hizmet sunum standartlarını yükselten bir dizi düzenlemeye imza attı. Yenilenen Yönetmelik ile tıp merkezleri, poliklinikler, muayenehaneler ve tüm özel sağlık kuruluşlarında sunulan sağlık hizmetleri konusunda kapsamlı düzenlemeler gerçekleştirildi</p>
<p><strong>TIP MERKEZLERİNDE KALİTE VE STANDARTLAR YÜKSELTİLDİ</strong></p>
<p>Tıp merkezlerinin Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsünden (TÜSKA) akreditasyon belgesi alması zorunlu tutuldu.</p>
<p>Tıp merkezi bünyesinde açılacak doğum ünitelerine yönelik yeni kriterler belirlendi.</p>
<p>Kayıtlar ve arşivler için, günümüz ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde, elektronik kayıt ve bildirim zorunluluğu getirildi.</p>
<p><strong>SAĞLIK HİZMETİ VE HASTA GÜVENLİĞİNE DAİR DÜZENLEMELER</strong></p>
<p>Hasta sağlığı ve güvenliğiyle doğrudan ilişkili tüm tıbbi tedavi uygulamalarının bilimsel standartlara uygunluğunu değerlendiren tıbbi endikasyon ve uygulama denetimleri getirildi.</p>
<p>24 saat hizmet veren ve şartları sağlayan tıp merkezlerinde acil ünitesi ve cerrahi müdahale birimi kurulabilmesine imkân tanındı.</p>
<p>Hangi cerrahi müdahalelerin tıp merkezinde yapılabileceğine dair standartlar güncellendi.</p>
<p><strong>PLANLAMA VE KADROLARA DAİR YENİ HÜKÜMLER GETİRİLDİ</strong></p>
<p>Yeni sağlık kuruluşu açılışı ve kadro taleplerinin değerlendirilmesi yıllık planlama kapsamına alındı.</p>
<p><strong>ÖZEL SAĞLIK KURULUŞU SAHİPLİĞİ İÇİN İLAVE KRİTERLER BELİRLENDİ</strong></p>
<p><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/1219-sayili-kanun" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">1219 sayılı Kanun</a><span> </span>kapsamında hekimlik mesleğinden yasaklı olan kişilerin tamamen; daha önce sahipliğinde ruhsat iptali gerçekleşen kişilerin ise 5 yıl süreyle yeni bir sağlık kuruluşu sahibi olması yasaklandı.</p>
<p><strong>POLİKLİNİKLERİN TIP MERKEZİNE DÖNÜŞÜMÜ TEŞVİK EDİLDİ</strong></p>
<p>İki ve daha fazla polikliniğin birleştirilerek tıp merkezine dönüştürülmesine izin verildi, buna yönelik teşvik amacıyla birleşen ruhsat sayısı kadar kadro verilmesine imkan tanındı.</p>
<p><strong>MUAYENEHANELERDE ÇAĞDAŞ TIP KURALLARI DÜZENLEMESİ</strong></p>
<p>Muayenehanelerde başvurulacak tıbbi uygulamaların çerçevesi çağdaş tıp kurallarına uygun olarak yeniden düzenlendi.</p>
<p><strong>FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON HİZMETLERİNE İLAVE KRİTERLER EKLENDİ</strong></p>
<p>Fizik tedavi ve rehabilitasyon kurumları ile ünitelerinde sunulacak sağlık hizmetleri için bina ve fiziki şartları düzenleyen yeni kriterler getirildi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_6803396187b38.jpg" length="45158" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 19 Apr 2025 08:50:12 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Okullarda Hastalık Alarmı! Velilere Kritik Uyarı: Hasta Çocukları Okula Götürmeyin</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/okullarda-hastalik-alarmi-velilere-kritik-uyari-hasta-cocuklari-okula-goeturmeyin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/okullarda-hastalik-alarmi-velilere-kritik-uyari-hasta-cocuklari-okula-goeturmeyin</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="218" data-end="419" class=""><strong data-start="218" data-end="419">Antalya’da son günlerde okullarda grip, nezle ve üst solunum yolu enfeksiyonu vakalarında ciddi artış yaşanıyor. Uzmanlar, hem aileleri hem de okul yönetimlerini tedbirli olmaları konusunda uyardı.</strong></p>
<p data-start="421" data-end="800" class="">Antalya'da birçok okulda son haftalarda artan hasta öğrenci sayısı, endişeye neden oldu. Özellikle ilkokul ve ortaokullarda öksürük, yüksek ateş, halsizlik gibi şikayetlerle sağlık kuruluşlarına başvuran çocukların sayısı dikkat çekiyor. Uzmanlar, okullarda yayılan viral enfeksiyonların hızla bulaşabileceğini belirterek, hasta çocukların evde dinlenmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<h3 data-start="802" data-end="847" class=""><strong data-start="806" data-end="847">Sınıflarda Hijyen Önlemleri Artırıldı</strong></h3>
<p data-start="849" data-end="1213" class="">İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve okul yönetimleri, hijyen önlemlerini artırdı. Sınıfların düzenli olarak havalandırılması, temizlik sıklığının artırılması ve öğrencilerin el hijyenine dikkat etmeleri için bilgilendirme çalışmaları başlatıldı. Bazı okullarda öğretmenler, sabah saatlerinde öğrencilerin genel sağlık durumunu gözlemleyerek riskli durumları rapor ediyor.</p>
<h3 data-start="1215" data-end="1264" class=""><strong data-start="1219" data-end="1264">“Maske ve Temizlik Kurallarına Uyum Şart”</strong></h3>
<p data-start="1266" data-end="1347" class="">Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:</p>
<blockquote data-start="1349" data-end="1600">
<p data-start="1351" data-end="1600" class="">“Mevsim geçişi nedeniyle viral enfeksiyonlar artış gösterdi. Bu süreçte özellikle toplu alanlarda, yani okullarda bulaş riski çok yüksek. Hasta bireylerin evde istirahat etmesi, maske kullanımı ve kişisel hijyene dikkat edilmesi büyük önem taşıyor.”</p>
</blockquote>
<h3 data-start="1602" data-end="1648" class=""><strong data-start="1606" data-end="1648">Uzman Doktorlardan Velilere Tavsiyeler</strong></h3>
<p data-start="1650" data-end="1767" class="">Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Burcu Yıldız, bağışıklık sistemini destekleyecek şekilde beslenmenin önemine dikkat çekti:</p>
<blockquote data-start="1768" data-end="1976">
<p data-start="1770" data-end="1976" class="">“Bol sıvı tüketimi, meyve-sebze ağırlıklı beslenme, yeterli uyku ve gerekirse vitamin desteği ile bu dönemde çocuklar daha güçlü hale getirilebilir. Ancak en önemlisi, hasta çocukların istirahat etmesidir.”</p>
<p data-start="1770" data-end="1976" class=""></p>
</blockquote> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_6801f67b538ef.jpg" length="54267" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 18 Apr 2025 09:51:53 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Altı Hastalığa Tek Aşı: İlk Uygulama Başladı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alti-hastaliga-tek-asi-ilk-uygulama-basladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alti-hastaliga-tek-asi-ilk-uygulama-basladi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Çocuk çağı aşı takviminde yer alan ve artık tek enjeksiyonla uygulanacak altı bileşenli karma aşının ilk uygulaması, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun da katıldığı törenle gerçekleştirildi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Sağlık Bakanı<span> </span><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/kemal-memisoglu" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Kemal Memişoğlu</a>,<span> </span><strong>"Bugün aşılar sayesinde insanlık bulaşıcı hastalıklarla çok daha rahat mücadele ediyor. Yaşam sürelerimiz arttı. Bugün etrafımızda çocuk felci, difteri görmememizin, çiçek hastalığının dünyada artık olmamasının en önemli sebebi aşılar."</strong><span> </span>dedi.<br><br>Bakan Memişoğlu, Çankaya Çayyolu Eğitim Aile Sağlığı Merkezinde altı bileşenli karma aşının ilk uygulaması dolayısıyla düzenlenen programa katıldı.</p>
</div>
<p><span>Geçen hafta Sağlıklı Hayat Akademisi programını başlattıklarını anımsatan Memişoğlu, insanların nasıl besleneceklerini, egzersizlerini ve sağlıklı kalmanın yollarını bu program sayesinde öğrenebileceklerini aktardı.</span><br><br><span>Memişoğlu, gençlere sağlıklı hayat merkezlerine başvurmaları çağrısı yaparak,</span><strong><span> </span>"Gençler lütfen, sağlıklı hayat merkezlerini ziyaret etsinler. Orada onlara koşu bandından, egzersiz salonlarına, beslenme, diyet uzmanlarından, psikologlara kadar her türlü desteği veriyoruz. Gençlerden özellikle istirhamım Sağlıklı Hayat Merkezlerini ziyaret etmeleridir."<span> </span></strong><span>diye konuştu.</span></p>
<p><span><strong>"ALTI HASTALIĞA KARŞI TEK BİR AŞI UYGULANACAK"</strong><br>Bakan Memişoğlu, <strong>"difteri"</strong>,<strong> "boğmaca"</strong>,<strong> "tetanos"</strong>, <strong>"çocuk felci"</strong> ve<strong> "hemofilus influenza tip B"</strong>ye karşı koruma sağlayan beşli karma aşıya "Hepatit B" aşısının da eklediğini belirterek, şöyle devam etti: <strong>"Böylece karma aşımız, danışma kurulumuzun önerisi doğrultusunda altı hastalığı koruyacak şekilde programa dahil edildi. Özellikle aşı ile ilgili insanlarımıza şunu ifade etmek istiyorum. Bugün aşılar sayesinde insanlık bulaşıcı hastalıklarla çok daha rahat mücadele ediyor. Yaşam sürelerimiz arttı. Bugün etrafımızda çocuk felci, difteri görmememizin, çiçek hastalığının dünyada artık olmamasının en önemli sebebi aşılar. Nasıl diyet yapıyorsak, beslenmemize dikkat ediyorsak, koruyuculuğu ön planda tutuyorsak aşılar da bizi bulaşıcı, salgın hastalıklardan koruyan en önemli silahlarımız. Aşılar, çocuklarımızın hastalanmamasını, bulaşıcı hastalıktan etkilenmemesini sağlıyor. Onun için toplumumuzun özellikle aşı programlarına uymalarını, hekimlerimizin, sağlık çalışanlarımızın önerileri doğrultusunda hareket etmelerini bekliyoruz. Sağlık her şeydir. İnsanın mutluluğunun en önemli kaynağı sağlıktır. Sağlığımızı kaybetmeden, sağlığımızı korumayı bilmemiz lazım."</strong></span></p>
<p><span><strong><br>"HASTALIK DEĞİL SAĞLIK BAKANLIĞIYIZ"<br>Türkiye'nin tedavi hizmetleri konusunda dünyaya örnek olabilecek bir hizmet verdiğini vurgulayan Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Özellikle son 22 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye sağlık hizmetleri konusunda dünyaya örnek olabilen bir ülke. Bizim sağlığımızı koruyacak şekilde artık toplumsal olarak da bu işin üstesinden gelmemiz lazım. Sadece sağlıkçılar değil, tüm toplumun sağlıklı kalması için destek vermesi ve çaba harcaması gerekir. Maalesef hala üç insanımızdan biri sigara kullanıyor. Dört insanımızdan birisi de aşırı kilolu. Bunlar hepsi bir süre sonra hastalık olarak, sağlıksızlık olarak bize dönüyor. O nedenle sağlığımızın değerini bilelim. Biz, hastalık bakanlığı değiliz, Sağlık Bakanlığız. Öncelikle insanlarımızın sağlıklı kalmasını ve kendilerini korumasını istiyoruz. Aşı da bunların en önemlisi. Bebeklerimize aşılarının zamanında yaptırılmasını, aşı programlarına uyulmasını istiyoruz."<br><br>Bakan Memişoğlu'nun konuşmasının ardından altı bileşenli karma aşının uygulamasına geçildi. Aşı yapılan bebeklerle ilgilenen Memişoğlu, aileleriyle de bir süre sohbet etti.</strong></span><span><strong></strong></span></p>
<p><span><strong></strong></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_68009062aa9d4.jpg" length="30468" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 17 Apr 2025 08:25:05 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Elektronik sigarada korkutan tehlike: DNA hasarı ve akciğer kanserine yol açabiliyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/elektronik-sigarada-korkutan-tehlike-dna-hasari-ve-akciger-kanserine-yol-acabiliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/elektronik-sigarada-korkutan-tehlike-dna-hasari-ve-akciger-kanserine-yol-acabiliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşegül Karalezli, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin çocuk yaşta kullanıldığına dikkat çekerek, "13-15 yaşındaki çocuklar bu ürünleri kullanıyor. İçinde ne olduğunu bilmeden bağımlılık yapıcı maddeleri soluyorlar. Aileler uyanık olmalı, çünkü elektronik sigaralar masum değil; akciğer kanseri ve DNA hasarına neden olabiliyor" dedi.</span><br><span>Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 10. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi (UASK), 9-12 Nisan tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirildi. Kongrede solunum hastalıklarından tütün bağımlılığına, akciğer kanserinden yapay zekâ destekli tanı yöntemlerine kadar birçok başlık ele alındı. Kongreye katılan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşegül Karalezli, elektronik sigaraların özellikle gençler arasında hızla yayıldığına dikkat çekerek uyarılarda bulundu.</span><br><br><span>"Elektronik sigaralar zararsız sanılıyor, oysa DNA hasarına yol açıyor"</span><br><span>Prof. Dr. Karalezli, "Elektronik sigara maalesef son yıllarda ülkemizde de çok fazla satışı ve kullanımı olan bir şey. Çünkü zararsız olduğu düşünülerek tüketiliyor ne yazık ki. Ama elektronik sigaralarda pek çok katkı maddeleri olduğunu, katkı maddelerinin DNA hasarı yaparak akciğer kanserine neden olduğunu, solunum hastalıklarına zemin hazırladığını biliyoruz" ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>"Gençler nikotin ya da uyuşturucu madde soluduklarının farkında bile değil"</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67ff5b0818d1a.jpg" length="55033" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 16 Apr 2025 10:24:23 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Güneş ışığı hastalıktan koruyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/gunes-isigi-hastaliktan-koruyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/gunes-isigi-hastaliktan-koruyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="169" data-end="396" class="">Uzmanlar, güneş ışığının yalnızca ruh halini değil, aynı zamanda bağışıklık sistemini de olumlu yönde etkilediğini belirtiyor. Güneş ışığından yeterli miktarda faydalanmak, birçok hastalığın önlenmesinde önemli bir rol oynuyor.</p>
<p data-start="398" data-end="683" class="">Güneş ışığı sayesinde vücut, D vitamini üretimini artırıyor. Bu da kemik sağlığından bağışıklık sistemine kadar pek çok alanda vücuda destek oluyor. Özellikle D vitamini eksikliği, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olarak enfeksiyonlara karşı direncin düşmesine yol açabiliyor.</p>
<p data-start="685" data-end="1007" class="">Uzmanlar, her gün sabah ya da öğle saatlerinde, kısa süreli doğrudan güneş ışığına çıkmanın, özellikle pandemi sonrası dönemde daha da önemli hale geldiğini ifade ediyor. Ancak aşırı güneşe maruz kalmanın da zararlı olabileceği uyarısında bulunarak, koruyucu krem kullanımı ve doğru zamanlamanın önemine dikkat çekiyorlar.</p>
<p data-start="1009" data-end="1287" class="">Yeterli düzeyde güneş ışığına maruz kalmak; depresyon, kemik erimesi, bazı cilt hastalıkları ve bağışıklık sistemiyle ilgili sorunların önlenmesine katkı sağlıyor. Uzmanlar, güneşin hem fiziksel hem de ruhsal sağlık üzerindeki etkilerini göz ardı etmemek gerektiğini vurguluyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67fdef39d1631.jpg" length="108658" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 15 Apr 2025 08:31:44 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Derslerde Başarıyı Engelleyen Gizli Tehlike: Dikkat Eksikliği</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/derslerde-basariyi-engelleyen-gizli-tehlike-dikkat-eksikligi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/derslerde-basariyi-engelleyen-gizli-tehlike-dikkat-eksikligi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun (DEHB), çocuklarda en sık rastlanan nörogelişimsel bozukluklardan biri olduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Samira Hüseynova, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) çocuklarda en sık görülen nörogelişimsel bozukluklardan biri olduğunu belirterek, bu durumun özellikle okul başarısını olumsuz etkilediğini vurguladı.</p>
<p><strong>"DEHB, çocuğun isteğiyle değil, nörogelişimsel bir durumla ilgilidir"<span> </span></strong>diyen Dr. Hüseynova, bazı ebeveynlerin çocuklarının davranışlarını yanlış yorumlayabildiğini belirterek,<span> </span><strong>"Bazı çocuklar teknolojiyle ilgili faaliyetlerde uzun süre odaklanabiliyor. Bu da ailelerin kafasını karıştırabiliyor. Oysa bu durum, dikkat eksikliğinin olmadığı anlamına gelmez. DEHB'li çocuklar, özellikle faydalı ya da sorumluluk gerektiren işlerde dikkatlerini toplamakta zorlanırlar"<span> </span></strong>açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Okul başarısında belirgin düşüş gözlemlenebilir</strong></p>
<p>Dr. Hüseynova,<span> </span><strong>"DEHB olan çocuklar derslerde hayallere dalabilir, anlatılanları bir süre sonra takip edemez ve ödev başında çabuk sıkılabilir. Hiperaktivitesi olan çocuklarda ise, yerinde duramama, kıpır kıpır olma ve sürekli hareket etme gibi belirtiler dikkat çeker"<span> </span></strong>dedi.</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_992253520" data-notsy-mapped-container="1">
<div id="video_30294-container" class="nts-container" data-mobile="0">
<div class="ym-video--sub-container" id="video_30294-sub-container">
<div id="video_30294-float-container" class="nts-float-container">
<div class="ym-video--player-container">
<div class="video-js vjs-default-skin vjs-big-play-centered vjs-paused video_30294-dimensions vjs-fluid vjs-controls-enabled vjs-workinghover vjs-v7 vjs-user-active" id="video_30294" lang="tr" role="region" aria-label="Video Player" tabindex="-1"><button class="vjs-big-play-button" type="button" title="Play Video" aria-disabled="false"><span aria-hidden="true" class="vjs-icon-placeholder"></span></button><strong>Tedavi edilmezse ne olur? </strong>Tedavi edilmeyen DEHB'nin çocukların sosyal, akademik ve duygusal gelişimini olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Dr. Hüseynova, <strong>"Bu çocuklarda özgüven kaybı, ilişkilerde zorlanma, madde bağımlılığına eğilim, kaza riskleri ve yaşam kalitesinde düşüş gibi ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir" </strong>diye konuştu.</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>DEHB tedavisi nasıl planlanır?</strong></p>
<p>DEHB tedavisinin çocuğun yaşına, eşlik eden durumlara ve bireysel ihtiyaçlarına göre belirlendiğini belirten Dr. Hüseynova,<strong><span> </span>"Tedavide ilaç kullanımı, psikoterapi, ebeveyn eğitimi ve bireysel destekler birlikte yürütülmelidir. Özellikle 6 yaş altı çocuklarda psikososyal yaklaşımlar ön planda tutulurken, 6 yaş sonrası dönemde ilaç tedavisi de gündeme gelmektedir"</strong><span> </span>dedi. Bilimsel çalışmaların sonuçlarına göre, ilaç tedavisinin DEHB tedavisinde en etkili yöntem olduğunu da sözlerine ekledi.</p>
</div>
<p><a class="backLink" href="https://www.ahaber.com.tr/saglik/2025/04/12/cocuklarda-dikkat-eksikligi-okul-basarisini-olumsuz-etkiliyor">.</a></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67fca8ead7f12.jpg" length="52701" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 14 Apr 2025 09:19:26 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bağışıklık için baharda beslenmeye dikkat</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bagisiklik-icin-baharda-beslenmeye-dikkat</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bagisiklik-icin-baharda-beslenmeye-dikkat</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Mevsim geçişinin etkileri vücutta daha fazla hissedilmeye başladı. Bahar aylarında artan yorgunluk, halsizlik ve alerjik reaksiyonlara karşı uzmanlar, bağışıklık sisteminin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Beslenmenin bu dönemde kritik rol oynadığını vurgulayan uzmanlar, antioksidan açısından zengin gıdaların tüketilmesini öneriyor.</p>
</div>
<p>Baharda mevsim sebze ve meyvelerinin tüketiminin önemli olduğunu söyleyen Uzman Diyetisyen Betül Merd,<span> </span><strong>"Bahar aylarında nasıl beslenmeliyiz, üzerimizde oluşturmuş olduğu yorgunlukları nasıl atabiliriz gibi sorularla çok fazla karşılaşıyoruz bu dönemde. Bahar aylarında bağışıklık sistemlerimizi desteklemek, enerji seviyemizi korumak ve bahar yorgunluğunu önlemek için beslenmeye dikkat etmek önemli. Mevsim sebze ve meyvelerinin tüketimi çok önemli diyoruz bu dönemde. Bahar mevsimi de taze yeşillikler, enginar ve kuşkonmaz gibi besinlerin en bol olduğu dönemlerdir. Antioksidan açısından zengin olan bu gıdalar vücudu arındırır ve bağışıklığı güçlendirir. Su tüketimine çok dikkat etmeliyiz. Kıştan çıkan vücut toksinleri atmak ve metabolizmayı hızlandırmak için suya daha fazla ihtiyaç duyuyor. Günde en az 2-2,5 litre su içmek bahar yorgunluğunu azaltmaya yardımcı olur"<span> </span></strong>dedi.</p>
<p>Merd, baharda lif oranı yüksek besinlerin de tercih edilmesi gerektiğini söyleyerek,<span> </span><strong>"Lif oranı yüksek besinler tercih edilmeli. Çünkü sindirim sistemimizin düzenlenmesi için tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve kuru baklagiller gibi lif açısından zengin besinleri tüketmek çok önemlidir. Bu besinlerin bağırsak sağlığını desteklemede ve detoks etkisi oluşturmakta da etkisi vardır. Probiyotik ve prebiyotiklere yer verilmesini istiyoruz. Hem şişkinlik şikayetlerimizin önlenmesinde ki bahar aylarında sık karşılaştığımız sorunlardan bir tanesi de şişkinlik şikayetleridir. Bu dönemde onları azaltmak için probiyotik ve prebiyotik besinlere yer vermeliyiz. Yani yoğurt, ayran ve turşu gibi besinlere yer verirsek gaz şikayetlerimiz önlenmiş olur. Kuru baklagilleri yaparken 72 saat suda bekletip asitlerini uzaklaştırmak için suyunu sık değiştirip o şekilde pişirirsek yine şişkinlik şikayetlerimizin önüne geçecektir"<span> </span></strong>ifadelerini kullandı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67fb5cd46239c.jpg" length="84450" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 13 Apr 2025 09:42:35 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Vücudunuz Uyarıyor: Kalp Krizinin Habercisi Olabilecek Belirtiler</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/vucudunuz-uyariyor-kalp-krizinin-habercisi-olabilecek-belirtiler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/vucudunuz-uyariyor-kalp-krizinin-habercisi-olabilecek-belirtiler</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kalp krizi, dünya genelinde en yaygın ölüm nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak, kalp krizi riskiyle karşı karşıya olan kişilerde vücutta bazı erken belirtiler görülebilir. Bu belirtileri zamanında fark etmek, hayat kurtarıyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Kalp krizi, kalbe giden kan akışının aniden kesilmesiyle oluşur ve zamanında müdahale edilmezse ciddi sonuçlar doğurabilir. Erken belirtileri tanımak ise hayati öneme sahiptir.</p>
<p><strong>Kalp Krizi Nasıl Oluşur?</strong></p>
<p>Miyokard enfaktüsü olarak bilinen kalp krizi, koroner damarlardaki tıkanıklık sonucu kalp kasına giden oksijenle birlikte kan akışının azalması veya tamamen kesilmesi nedeniyle meydana gelir. Bu durum, kalp kasının hasar görmesine ve ölümüne yol açar. Kan akışının azalması sadece kalbi değil, vücudun diğer bölümlerindeki kan akışını da durdurarak ölümcül sonuçlar doğurabilir.</p>
<p><strong>En Sık Görülen Belirtiler:</strong></p>
<p><strong>Göğüs Ağrısı</strong></p>
<p>En yaygın belirtidir. Göğüste baskı, sıkışma, yanma veya doluluk hissi olabilir. Ağrı birkaç dakikadan uzun sürebilir ve dinlenmekle geçmeyebilir.</p>
<p><strong>Üst Vücut Ağrısı</strong></p>
<p>Göğüs ağrısı dışında, omuzlarda, kollarda (özellikle sol kol), sırtta, boyunda veya çenede ağrı hissedilebilir. Kadınlarda bu belirtiler bazen daha belirgin olabilir.</p>
<p><strong>Nefes Darlığı</strong></p>
<p>Eforla ya da istirahat halinde ortaya çıkabilir. Göğüs ağrısı ile birlikte ya da tek başına görülebilir.</p>
</div>
<p><strong>Mide Bulantısı veya Hazımsızlık Hissi</strong></p>
<p>Özellikle kadınlarda, kalp krizi mide şikayetleri gibi hissedilebilir. Bulantı, kusma veya mide ekşimesi yaşanabilir.</p>
<p><strong>Baş Dönmesi veya Sersemlik</strong></p>
<p>Düşük tansiyonla birlikte sersemlik hissi, bayılma öncesi bir durum olabilir.</p>
<p><strong>Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></p>
<p>Belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Kadınlar, yaşlılar ve diyabet hastaları bazen yalnızca yorgunluk hissi gibi farklı belirtiler gösterebilir.</p>
<p>Eğer yukarıdaki belirtilerden biri veya birkaçı aniden ortaya çıktıysa ve 5-10 dakika içinde geçmiyorsa, hemen 112'yi (veya yerel acil servisi) aramak gereklidir. Kendi başınıza hastaneye gitmeye çalışmak riskli olabilir.</p>
<p>Unutmayın: Kalp krizi, erken fark edilip müdahale edilmediği takdirde ölümcül olabilir. Bu yüzden vücudunuzdaki herhangi bir olağan dışı değişikliği dikkate almalı ve uzman bir sağlık profesyoneline başvurmalısınız.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67f9fc0d99fe7.jpg" length="64781" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 12 Apr 2025 08:37:21 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Alanya&amp;apos;da prostat kanseri ameliyatı ilk kez laparoskopik yöntemle yapıldı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alanyada-prostat-kanseri-ameliyati-ilk-kez-laparoskopik-yoentemle-yapildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alanyada-prostat-kanseri-ameliyati-ilk-kez-laparoskopik-yoentemle-yapildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Üroloji Kliniği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ali Akkoç ve ekibi, Alanya'da bir ilke imza atarak kapalı prostat kanseri ameliyatını (Laparoskopik Radikal Prostatektomi) gerçekleştirdi. Laparoskopik olarak gerçekleştirilen bu operasyon, açık cerrahiye kıyasla hastalara önemli avantajlar sunan modern bir yöntem olarak dikkat çekiyor.</span><br><span>Alanya’da yaşayan 65 yaşındaki Ramazan Karataş'a prostat kanseri tanısı konulmasının ardından hekimi Doç. Dr. Ali Akkoç tarafından laparoskopik radikal prostatektomi ameliyatı önerildi. Hastanın da onayı alındıktan sonra Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Avşar ve Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Topçuoğlu'nun da katıldığı operasyon başarıyla gerçekleştirildi.</span><br><span>Ameliyat sonrası, hastanın 4'üncü gününde taburcu edildiğini belirten Doç. Dr. Akkoç, "Laparoskopik cerrahi, açık cerrahiye kıyasla hastalara önemli faydalar sunmaktadır. Daha az ağrı, daha düşük enfeksiyon riski, daha hızlı iyileşme süreci ve minimal yara izleri ile kozmetik açıdan daha iyi sonuçlar bu yöntemin başlıca avantajlarıdır. Geleneksel açık radikal prostatektomi (açık prostat kanseri ameliyatı) yönteminde, göbek altından yaklaşık 15-20 cm’lik kesi yapılarak prostat bezine ulaşılırken, bu durum hastalar için daha fazla ağrı, daha uzun iyileşme süresi ve daha belirgin yara izine neden olabiliyor. Ayrıca, açık cerrahi sonrası enfeksiyon riski de daha yüksek olabiliyor. Laparoskopik radikal prostatektomi ameliyatı ise karın bölgesine açılan 0,5-1 cm'lik 4-5 adet küçük delik aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu deliklerden içeri sokulan özel cerrahi aletler ve kamera sistemi sayesinde, prostat bezi minimal invaziv şekilde çıkarılabilirken, hastalara birçok avantaj sağlıyor" dedi.</span><br><span>Ayrıca deneyim ve beceri gerektiren bu ameliyatın Alanya'da yapılmasından dolayı mutluluk duyduğunu ifade eden Doç. Dr. Ali Akkoç "İleri düzey laparoskopik deneyim ve beceri gerektiren bu gibi kanser ameliyatlarının Alanya'da yapılmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Eskiden hastalarımız bu tür kompleks operasyonlar için büyük şehirlere sevk edilirken, artık bu ileri düzey cerrahi müdahaleleri Alanya'mızda gerçekleştirebiliyoruz. Üroloji ailesi olarak, Alanya ve bölgemizde bu tür özellikli sağlık hizmetlerini sunmaya ve hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için ileri tıbbi teknolojileri kullanmaya devam edeceğiz’’ ifadelerini kullandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67f92e5624f7f.jpg" length="80113" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 11 Apr 2025 17:59:58 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi Antalya&amp;apos;da başladı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uluslararasi-katilimli-akciger-sagligi-kongresi-antalyada-basladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uluslararasi-katilimli-akciger-sagligi-kongresi-antalyada-basladi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>10. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi Antalya'da başladı. Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, akciğer hastalıklarının toplum sağlığını tehdit eden en büyük sorunlardan biri olduğunu belirterek, KOAH'ın sinsi ilerleyen yapısına ve sigara ile doğrudan ilişkisine dikkat çekti. Prof. Dr. Özlü, "Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, yani KOAH, çoğunlukla sigara içen bireylerde görülür ancak sadece sigarayla sınırlı değildir. Hava kirliliği, mesleki maruziyetler, pasif içicilik bile KOAH'a neden olabilir. Aslında ilk sigarayı içtiğinizde KOAH'ın tetikleyicisini çekmiş oluyorsunuz" diye konuştu. Kongre Başkanı Prof. Dr. Ersin Günay ise "Toplum sağlığına doğrudan katkı sağlayacak bilimsel içerikler paylaşıyoruz" dedi.</span><br><span>Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 10. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi (UASK), 9-12 Nisan tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştiriliyor. Kongre kapsamında solunum yolu hastalıklarından tütün bağımlılığına, akciğer kanserinden yapay zekâ destekli tanı yöntemlerine kadar birçok başlık multidisipliner yaklaşımla ele alınıyor.</span><br><span>Açılışta düzenlenen basın toplantısında UASK Kongre Başkanı Prof. Dr. Ersin Günay, ASYOD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Emin Erbaycu, Bilimsel Komite Başkanı Prof. Dr. Gülistan Karadeniz, ASYOD Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Tevfik Özlü ve Prof. Dr. Akın Kaya açıklamalarda bulundu.</span><br><br><span>"Burada elde edilen bilgiler hastalara da doğrudan yansıyacak"</span><br><span>Kongre Başkanı Prof. Dr. Ersin Günay, kongrenin 10. yılına ulaşmasının gurur verici olduğunu belirterek, bu yıl multidisipliner bir programla, göğüs hastalıkları ve cerrahisi alanında çalışan tüm meslektaşları bir araya getirdiklerini söyledi. Prof. Dr. Günay, "KOAH, akciğer kanseri, interstisyel akciğer hastalıkları, solunum yoğun bakımı, yapay zekâ destekli tanı yöntemleri gibi konulara odaklandık. İlk gün 10 kurs yaptık. 3 gün boyunca toplam 43 oturum, ayrıca asistanlara özel 3 eğitim salonumuz var. Buradan elde edilen bilgiler sadece hekimlerde kalmayacak, hastalara da doğrudan yansıyacak. Bu da toplum sağlığına katkı anlamına geliyor" şeklinde konuştu.</span><br><br><span>"Hedefimiz bu farkındalığı toplumun geneline yaymak"</span><br><span>ASYOD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Emin Erbaycu ise kongrede güncel sağlık teknolojilerinin, tedavi yöntemlerinin ve toplumsal farkındalığın bir arada ele alındığını dile getirdi. Prof. Dr. Erbaycu, "Solunum yolu enfeksiyonları, tütün ürünleri, hava kirliliği ve kronik akciğer hastalıklarının erken tanısı ile ilgili panellerimiz var. Katılımcılar sadece bilgi değil, mesleki beceri de kazanıyor" dedi.</span><br><span>Kongre Bilimsel Komite Başkanı Prof. Dr. Gülistan Karadeniz de toplam 113 oturum, 10 atölye, 3 asistan salonu ile zengin bir içerik sunulduğunu aktardı. Prof. Dr. Karadeniz, "Paneller, olgu konseyleri, sözlü ve poster bildirileriyle hem uzmanlara hem genç meslektaşlarımıza katkı sağlıyoruz. Göğüs hastalıkları, özellikle KOAH, akciğer kanseri ve tüberküloz gibi hastalıklar toplumda büyük bir yük oluşturuyor. Hedefimiz bu farkındalığı toplumun geneline yaymak" ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>"KOAH ilk sigarayla başlıyor, fark edildiğinde geç kalınmış olabilir"</span><br><span>ASYOD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, solunum yolu hastalıklarının hem ölüm oranları hem toplumsal etkileri açısından kritik olduğunu belirterek, KOAH ve sigara ilişkisine şu şekilde dikkat çekti: "Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı yani KOAH, genellikle 40-50 yaşından sonra fark ediliyor. Ama aslında ilk sigarayı içtiğinizde KOAH'ın tetikleyicisi de çekilmiş oluyor. Bu hastalık sinsi ilerler. Akciğer fonksiyonlarının yarısından fazlası kaybedilene kadar belirti vermeyebilir. Kişi kendini sağlıklı sanabilir ama KOAH çoktan başlamış olabilir.Akciğer kapasitemiz doğuştan fazladır. Yani nefes darlığı gibi belirtiler başlayana kadar aslında büyük bir fonksiyon kaybı yaşanmış olur. Bu nedenle özellikle sigara içen, nefes darlığı ya da öksürük gibi şikayetleri olan 40 yaş üstü herkesin göğüs hastalıkları uzmanına başvurması ve solunum fonksiyon testi yaptırması gerekir."</span><br><br><span>"E-sigara bağımlılığı gençlerde yayılıyor"</span><br><span>E-sigaranın tütün bağımlılığını besleyen yeni bir araç haline geldiğini vurgulayan Özlü, şöyle devam etti: "Tütün sektörü, sigara yasaklarının delinmesini sağlamak için e-sigaraları öne çıkardı. Özellikle 18 yaş altı bireylerde nikotin bağımlılığının başlatılması sektör açısından kritik. Çünkü yapılan araştırmalar, nikotin bağımlılığının genellikle 20 yaş öncesinde geliştiğini ortaya koyuyor. E-sigara içen gençlerin ileride sigara içme oranı içmeyenlere göre çok daha yüksek. E-sigaralar sigarayı bırakmak için üretilmiş birer ilaç değildir. Gerçek yaşam verileri, e-sigara kullananların sigarayı bırakmakta daha çok zorlandığını gösteriyor. Bu yüzden gençlerimizi ve çocuklarımızı bu tuzaktan korumak zorundayız."</span><br><br><span>"Tüberküloz kontrol altında ama dikkat şart"</span><br><span>Tüberkülozun hâlâ dünya genelinde en fazla ölüme neden olan enfeksiyon hastalığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özlü, Türkiye'nin bu konuda önemli bir başarıya imza attığını vurguladı. Prof. Dr. Özlü, "Ülkemizde tüberkülozla mücadele kapsamında Verem Savaş Dispanserleri ve Sağlık Bakanlığı'nın programları sayesinde vaka sayıları düzenli olarak azaldı. Avrupa ve dünya ortalamasının altındayız. Ancak özellikle ilaca dirençli tüberküloz türleri konusunda dikkatli olmaya devam etmeliyiz" dedi.</span><br><br><span>"Astım kontrol altına alınabilir bir hastalıktır"</span><br><span>Toplumda yaygın görülen astım hastalığı hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Özlü, modern tedavi yaklaşımlarının hastaların yaşam kalitesini artırdığını söyledi. Prof. Dr. Özlü, konuşmasını şu şekilde tamamladı: "Astım toplumda çok daha bilinen bir hastalık. Çocukluk çağında da erişkin yaşta da görülebiliyor. Her 3-4 evden birinde astımlı bir birey var. Nefes darlığı, hırıltılı solunum, öksürük, gece uykuyu bölen ataklar gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde bozuyor. Eskiden kontrol altına alınamayan ağır astım vakaları, artık güvenli ve etkili tedavilerle rahatlatılabiliyor. Bugün astımlı bireyler, hastalıkları olmadan da konforlu bir yaşam sürebiliyor. Göğüs hastalıkları uzmanlarımız bu konuda da halkımızın yanında."</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67f8c23da8b8a.jpg" length="83005" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 11 Apr 2025 10:18:59 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Manavgat’ta Beyin Sağlığına Dair Önemli Seminer Verildi.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/manavgatta-beyin-sagligina-dair-onemli-seminer-verildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/manavgatta-beyin-sagligina-dair-onemli-seminer-verildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde 'Gizli Tehlike: İnme, Beyin Damar Hastalıkları Tanı ve Tedavisi' başlıklı seminer düzenlendi.</p>
<p>Dünya Sağlık Haftası kapsamında Manavgat Belediyesi tarafından düzenlenen 'Gizli Tehlike: İnme, Beyin Damar Hastalıkları Tanı ve Tedavisi' başlıklı seminer, Manavgat Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleşti. Seminere, Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara ile eşi Dr. Hacer Ceyhan Kara ve vatandaşlar katılım sağladı. Seminerde girişimsel nöroloji uzmanı Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, inme ve beyin-damar hastalıklarının nedenleri, risk faktörleri, erken tanı yöntemleri ve tedavi süreçleri hakkında detaylı bilgiler sundu.</p>
<p>'BÜYÜK BİR ŞANS'</p>
<p>Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara, meslektaşı olan Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer'in bilgi ve tecrübelerini paylaşmasının önemine vurgu yaptı. Başkan Kara, "Elif Hanım ile asistanlığından bu yana tanışıyoruz ve kendisi çok takdir ettiğim bir meslektaşım. Nörolojinin birçok bölümü var ancak inme ve felç konularında en güvendiğimiz doktorlarımızdan biri kendisidir. Bu alanda çalışan hekimlerimizin sayısı oldukça az ve gerçekten çok önemli bir branş. Kendisine verdiği kıymetli bilgiler için teşekkür ederim. Burada olması, sadece sizler için değil bizim için de büyük bir şans" dedi.</p>
<p>GENCER: ERKEN TANI VE TEDAVİ HAYAT KURTARIR</p>
<p>Seminerin sonunda Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, Manavgat Belediyesi'ne teşekkürlerini sunarak, şunları ifade etti:</p>
<p>"Manavgat Belediyesi'nin nazik daveti ve Nefi Bey'in destekleri sayesinde inme hastalığı, yani beyin krizi hakkında kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdik. Beyin krizi, ülkemizde ve dünyada en çok sakatlık ve ölüm nedeni olan hastalıklardan biridir. Ancak erken tanı ve tedavi ile birçok hastanın hayatı kurtarılabilir ve sakatlık oranı büyük ölçüde azaltılabilir. Manavgat Belediyesi'ne nazik davetleri için teşekkür ederim."</p>
<p>Seminerin sonunda Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara tarafından Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer'e plaket ve çiçek takdim edildi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67f7aeb005469.jpg" length="77531" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 10 Apr 2025 14:42:44 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bahar alerjilerine karşı etkili önlemler!.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bahar-alerjilerine-karsi-etkili-oenlemler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bahar-alerjilerine-karsi-etkili-oenlemler</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Baharın gelişiyle doğa canlanırken, aynı zamanda alerjik rinit gibi mevsimsel rahatsızlıklar da birçok kişiyi etkiliyor. Özellikle polenlerin havada yoğun şekilde dağılmasıyla birlikte, bahar mevsimi alerjik reaksiyonları tetikleyen bir döneme dönüşüyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Halk arasında "saman nezlesi" veya "bahar gribi" olarak bilinen bu durum, özellikle polen yoğunluğunun arttığı dönemlerde daha da şiddetlenebiliyor. Peki, bahar alerjilerinden korunmak için neler yapabiliriz?</p>
<p><strong>Alerjik rinit belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Alerjik rinit, burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı, kaşıntı, gözlerde sulanma ve kaşıntı, geniz akıntısı, boğazda gıcık hissi, baş ağrısı ve horlama gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Bu semptomlar, kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyerek iş ve okul performansında düşüşe yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Çocuklarda uyku ve konsantrasyon sorunlarına dikkat!</strong></p>
<p>Özellikle çocuklar için alerjik rinit, yalnızca fiziksel rahatsızlıkla kalmayıp uyku düzensizliği, yorgunluk, dikkat eksikliği ve iştahsızlık gibi sorunlara da sebep olabiliyor. Uzun süreli burun tıkanıklığı, yüz kemiklerinde şekil bozukluğu, kronik sinüzit ve orta kulak basınç problemleri gibi daha ciddi rahatsızlıkların önünü açabilir. Üstelik tedavi edilmediğinde astım gelişme riski de artıyor.</p>
<p><strong>Bahar alerjilerinden korunmak için neler yapılmalı?</strong></p>
<p>Alerjik rinit tamamen ortadan kaldırılamasa da, alınacak bazı önlemlerle semptomlar hafifletilebilir:</p>
</div>
<p>Polenlerden korunun: Polenlerin yoğun olduğu sabah ve akşam saatlerinde dışarı çıkmamaya özen gösterin.</p>
<p>Kapalı ortamlarda önlem alın: Pencereleri mümkün olduğunca kapalı tutun ve hava filtrelerini düzenli değiştirin.</p>
<p>Kişisel hijyene dikkat edin: Dış ortamdan eve geldiğinizde kıyafetlerinizi değiştirin ve duş alın.</p>
<p>Ev ortamını temiz tutun: Ev temizliği yaparken maske kullanın, çamaşırları dışarıda kurutmaktan kaçının ve evin nem dengesini koruyun.</p>
<p>Doğru yatak ve yorgan seçimi yapın: Yün yastık ve battaniyeler yerine pamuklu veya sentetik ürünler tercih edin.</p>
<p>Erken tanı ve doğru önlemler sayesinde alerjik rinitin etkileri minimuma indirilebilir ve baharın keyfini çıkarmak mümkün hale gelebilir.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67f758be788c5.jpg" length="126226" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 10 Apr 2025 08:36:03 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya&amp;apos;da düzenlenen uzman hekim eğitiminde, beyin ölümü tanısı ve donör bakımının önemi anlatıldı.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-duzenlenen-uzman-hekim-egitiminde-beyin-oelumu-tanisi-ve-donoer-bakiminin-oenemi-anlatildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-duzenlenen-uzman-hekim-egitiminde-beyin-oelumu-tanisi-ve-donoer-bakiminin-oenemi-anlatildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya'da düzenlenen uzman hekim eğitiminde, beyin ölümü tanısı ve donör bakımının önemi anlatıldı.</span><br><span>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, beyin ölümü tanısı ve donör bakımı konularında uzman hekimlere yönelik eğitim programı düzenlendi. Antalya Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi tarafından organize edilen "Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımı Uzman Hekim Eğitimleri - I" başlıklı program, Cumhuriyet Salonu'nda gerçekleştirildi. Programa, Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Erkan Ölçücüoğlu, doktorlar, hastane yöneticileri, sağlık çalışanları ve çok sayıda davetli katıldı.</span><br><span>Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı ile başlayan programın açılış konuşmalarında organ bağışının önemi vurgulandı. Beyin ölümü sonrası yürütülen ikna sürecinin dikkatle ve özveriyle ele alınması gerektiğine dikkat çekildi. Programda, aile izni oranlarının artırılması ve kadavradan nakil konusunda farkındalığın yükseltilmesi gerektiği belirtildi.</span><br><span>Programda konuşan Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Türkiye'nin organ ve doku naklinde dünyada öncü ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Antalya bölge olarak Türkiye ortalamasıyla başa baş gidiyor. Günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolay ama önemli olan ilgidir. İlgi olmazsa bilgi de bir işe yaramaz. Bu konuda yöneticilere büyük sorumluluk düşüyor" dedi. "Biz Antalya İl Sağlık Müdürlüğü olarak ilk düğmeyi doğru ilikledik" diye devam eden Özkan, "Çok iyi bir sağlık hizmetleri müdürlüğümüz var. Daha çok çalışacağız, hep birlikte çalışacağız, bu işi beraber yürüteceğiz. Özel, kamu demeden birlikte başaracağız" ifadelerini kullandı.</span><br><br><span>"2025'in ilk 3 ayında aile izni oranında yüzde 26'lara ulaştık."</span><br><span>Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Erkan Ölçücüoğlu ise Türkiye'de 33 bin hastanın organ nakli beklediğini, bunların büyük kısmının böbrek nakli hastası olduğunu belirtti. Amerika'da bu sayının 103 bin olduğunu ifade eden Doç. Dr. Erkan, "Amerika'da her gün 17 kişi organ beklerken hayatını kaybediyor. Bizde ise bu sayı günlük 6-7 civarında. Başarılı olduğumuz yıllarda 2 bin 300 beyin ölümü tanısı koymuşuz, 620 aileden bağış almışız. 2025'in ilk 3 ayında aile izni oranında yüzde 26'lara ulaştık. Beyin ölümlerinde zirveye çıkıyoruz ama aile izin oranları aynı hızda artmıyor. Kadavradan nakilde dünyada 3'üncü, canlı vericiden nakilde ise 1'inci sıradayız. Bu paradoksu tersine çevirmeliyiz. Eğitimlerimizi artırmamız gerekiyor," diye konuştu.</span><br><span>Eğitim programının gün boyu devam ettiği, uzman hekimlere çeşitli teorik ve pratik bilgilerin aktarıldığı bildirildi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67f66cd92c9a5.jpg" length="115315" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 09 Apr 2025 15:50:03 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlık Bakanlığı&amp;apos;ndan Yeni Eylem Planı: Türkiye Genelinde Uygulanacak</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-yeni-eylem-plani-turkiye-genelinde-uygulanacak</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglik-bakanligindan-yeni-eylem-plani-turkiye-genelinde-uygulanacak</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot">Sağlık Bakanlığı, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda Türkiye genelinde sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla eğitim ve sağlık sektörünün içinde yer alacağı kapsamlı bir seferberlik başlatıyor.</h2>
<p>Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Muhammed Atak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, toplumun sağlık okuryazarlık düzeyini artırmayı ve vatandaşların sağlıklarını kontrol altına alabilecek bilgiye ulaşmasını sağlamayı amaçladıklarını söyledi.</p>
<p>Atak, toplumun sağlık konusundaki bilgi seviyesini artırmayı ve bireylerin kendi sağlık süreçlerinde aktif rol almasını hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p>Sağlığın yalnızca bedensel bir sakatlık olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Atak, "Sağlık ruhsal, fiziksel ve zihinsel yönden iyi olma halidir. Bunu her fırsatta da dile getiriyoruz. Tam iyilik haline ulaşabilmek için bireylerin de sağlıkla ilgili sorumluluğunun farkında olması ve ona yönelik gerekli adımları atması, bu süreci çok ciddi anlamda güçlendirecektir." dedi.</p>
<p>Atak, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun liderliğinde, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeliyle Bakanlığın bu süreçte yeni bir yaklaşım sergilediğini ifade ederek, en önemli hedeflerinden birinin birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve toplumun koruyucu sağlık hizmetlerini ön plana çıkaran hamleler yapması olacağını söyledi.</p>
<p>Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü olarak en önemli sorumluluk alanlarından biri olan sağlık okuryazarlığı konusunda, yeni bir süreci başlatma ve etkili bir hamle ortaya koyma gayreti içinde olduklarının altını çizen Atak, toplumun bu alandaki mevcut durumunun doğru şekilde tespit edilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p>Atak, daha önce gerçekleştirilen "Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörler" araştırmasının, atacakları adımlar açısından önemli bir çerçeve sunduğunu belirterek, "Toplumun sağlık okuryazarlık düzeyine dair elimizde artık somut veriler var. Bu bulgulardan hareketle yeni bir eylem planı hazırlığı içindeyiz. Bu yıl, 35 dış paydaşla toplumun aktif katılım göstereceği, herkesin sürece katkı sunabileceği kapsayıcı bir program başlatmak istiyoruz." açıklamasını yaptı.</p>
<p>Atak, çok boyutlu ve bütüncül bir yaklaşım ortaya koymaya çalıştıklarını belirterek, "Bunun hastane tarafı da var. Toplumla ilgili risk gruplarına yönelik kronik hastalığı olanlar, yaşlı grup özellikle de çocuklara yönelik farklı boyutları olan bir eylem planı hazırlığımız var. Tabii ki iletişim süreçleri de burada çok büyük önem arz ediyor. Bu bütüncül yaklaşımla beraber toplumda sağlık okuryazarlığı noktasında yeni bir farkındalık oluşturmaya gayret edeceğiz." bilgisini verdi.</p>
<p><span><strong>'EĞİTİM SEFERBERLİĞİ BAŞLATILACAK'</strong></span></p>
<p>"Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörler" araştırmasının 2018 ve 2024 yılı sonuçlarını karşılaştırdıklarında sağlık okuryazarlığı konusunda toplumda bilgi artışı olduğunu gözlemlediklerine işaret eden Atak, "Toplum nezdinde yaklaşık yüzde 15'lik bir artıştan söz edebiliyoruz. Bilgiye erişim olanakları özellikle dijital platformların yaygın kullanımıyla birlikte önemli ölçüde arttı. Ancak bu bilgiyi günlük yaşam pratiklerine yansıtma konusunda hala önemli bir mesafe katetmemiz gerektiğini düşünüyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Atak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Güncel verilere göre, toplumda her 2 kişiden birinin sağlık okuryazarlığı düzeyinin yetersiz olduğunu görüyoruz; yani halen yüzde 50'nin altında bir düzeyden söz ediyoruz. Bu tabloyu tersine çevirmek için sağlıkla ilgili güçlü ve kapsayıcı bir eğitim seferberliği başlatıyoruz. Öğrencilerin bedenlerini tanımaları, sağlıklarını korumaları ve sağlıklı olma durumlarına dair bilinç kazanmaları için öğretmenlerimizle birlikte sahada olacağız."</p>
<p>Sağlık okuryazarlığı konusunda topyekun mücadele edilmesi gerektiğine dikkati çeken Atak, "Burada özellikle okul çağı çocukları bizim için en önemli hedef kitle. Çocuklardaki o bilgi haznesini zenginleştirmek ve onlara katkı sunmak gerçekten önem arz ediyor. 'Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek' programı kapsamında da özellikle okullardaki öğrenci ve öğretmenlere de yönelik bir eğitim seferberliği başlatıyoruz. Öğrencileri de bu süreçte ciddi bir şekilde eğitim sürecine katarak da yeni bir seferberlik başlatıyoruz." diye konuştu.<br><br><span><strong>ECZACILAR DA SÜRECE DAHİL EDİLECEK</strong></span></p>
<p>Atak, sağlık okuryazarlığı yeni eylem planının diğer ayağının da hastaneler olduğunu aktararak, "Sağlık kurumlarına başvuran vatandaşların da kendi başvurduğu alanla ilgili de sağlık çalışanlarımızın da bu noktada iyi bir rehberlik yapmasının önünü açmaya gayret edeceğiz. Sağlık çalışanlarının yapacağı katkı, vereceği bilgilerle toplumun daha iyi bilgiye erişmesine ciddi anlamda katkı sunacağını biliyoruz." dedi.</p>
<p>Sağlık sisteminin en önemli halkalarından birinin de eczacılar olduğunu belirten Atak, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>"Sağlık sistemine girdikten ve çıktıktan sonra en önemli halkalardan biri de eczacılar. Eczacıları da bu sürece dahil etmeye ve onları da bu mücadelemizde bizimle yan yana ve kol kola mücadeleye aktif olarak katmaya gayret edeceğiz. Eczacıların son dokunuşları ve insanların eve iyi bir bilgiyle gönderilmeleri önem arz ediyor. Kronik hastalığı olanlar ve farklı risk gruplarına yönelik de sağlık okuryazarlığı ile ilgili eğitim programları düzenlemeye gayret edeceğiz. Bakanlığımız bünyesindeki genel müdürlükler de sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik eğitim seferberliğini artırmaya yönelik üzerine düşeni yapacak."</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67f613c48152b.jpg" length="63539" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 09 Apr 2025 09:30:18 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez&amp;apos;in fizik tedavi hizmetleri Antalyalılardan ilgi görüyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepezin-fizik-tedavi-hizmetleri-antalyalilardan-ilgi-goeruyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepezin-fizik-tedavi-hizmetleri-antalyalilardan-ilgi-goeruyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi, özel hastane konforunda sunduğu fizik tedavi hizmetleriyle Antalyalılardan ilgi görüyor.</span><br><span>Antalya'nın Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi, fizik tedavi hizmetleriyle dikkat çekiyor. Sağlık Merkezi, 20 elektroterapi kabini ve nöroloji rehabilitasyon egzersiz salonu ile bölgedeki diğer hastanelerden daha geniş ve donanımlı bir şekilde hizmet veriyor. Nörolojik ve ortopedik vakalarla ilgilenen 2 Fizyoterapist ve yardımcı fizik tedavi teknikerleriyle hastalara profesyonel bir sağlık hizmeti sunuluyor. Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi'nin fizik tedavi bölümü, kas ve iskelet sistemi hastalıkları, ağrılar, postoperatif iyileşme süreçleri ve rehabilitasyon ihtiyacı duyan bireylere yönelik kişiye özel tedavi seçenekleri uygulanıyor. Yenilikçi tedavi yöntemlerle her yaştan bireye hitap eden merkez, hastaların daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkı sağlıyor.</span><br><span>Merkezde, tedavi sürecinde hastaların konforu ön planda tutuluyor. Modern fizik tedavi odaları, ergonomik tasarımlar ve hijyenik ortam, tedavi sürecini daha rahat ve güvenli bir hale getiriyor. Ayrıca, hastaların psikolojik açıdan da desteklendiği ortamda, tedaviye olumlu bir etki sağlanıyor. Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi'nin fizik tedavi hizmetlerinden faydalanmak isteyen vatandaşlar, merkezin internet sitesi üzerinden randevu alabiliyor. Her bireye özel tedavi planları oluşturuluyor ve tedavi süreci boyunca düzenli takipler ve değerlendirmeler yapılıyor.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67f4f58f19bc8.jpg" length="74296" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 08 Apr 2025 13:08:39 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Doğal Olan Normal Doğum Eylem Planı&amp;apos; kapsamında, Antalya&amp;apos;da ebelere yönelik eğitim programı başlatıldı.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dogal-olan-normal-dogum-eylem-plani-kapsaminda-antalyada-ebelere-yoenelik-egitim-programi-baslatildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dogal-olan-normal-dogum-eylem-plani-kapsaminda-antalyada-ebelere-yoenelik-egitim-programi-baslatildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürütülen 'Doğal Olan Normal Doğum Eylem Planı' kapsamında, Antalya'da ebelere yönelik eğitim programı başlatıldı.</p>
<p>Antalya Şehir Hastanesi konferans salonunda düzenlenen eğitim, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan'ın açılış konuşması ile başladı. Eğitim programına İl Sağlık Müdürlüğü yöneticileri, Antalya Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Nedim Ongun, hastane yönetimi ve ebeler katıldı.</p>
<p>Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen programa Antalya'dan katılan bir Koordinatör Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü ve dört eğitimci ebe, ocak ayında eğitimleri başarıyla tamamladı. Bu süreçle birlikte, kentteki ilk yerel eğitim programı da başlatıldı. Program, doğal doğumun teşvik edilmesi, normal doğuma ilişkin toplumsal farkındalığın artırılması ve ebelerin bilgi ile becerilerinin güncellenmesini amaçlıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından 81 ilde yaygınlaştırılması planlanan bu eğitimler, ülke genelinde anne ve bebek sağlığının güçlendirilmesine önemli katkılar sunmayı hedefliyor.</p>
<p>Eğitim programına, il ve ilçelerde tüm hastanelerdeki doğumhanelerde görev yapan ebelerin katılımı sağlanacak. Tecrübe paylaşımı ve hukuksal boyutu başta olmak üzere farklı başlıklarda sunumlar yapılan eğitimlerin ilkiı 7- 11 Nisan, 2'nci eğitim programı 14- 18 Nisan, 3'üncü eğitim programı 5- 9 Mayıs tarihleri arasında planlandrı. Her programda 60 kişi 1 hafta eğitim alacak.</p>
<p>Normal doğumun, anne ve bebek sağlığı açısından en fizyolojik ve güvenli doğum yöntemi olduğu gerçeğinden hareketle; bu eğitimlerle ebelerin sahadaki uygulamalarında daha etkin ve bilinçli rol üstlenmeleri hedefleniyor. Eğitimler, alanında uzman akademisyenler ve sağlık profesyonellerinin katkılarıyla yürütülüyor. Eğitimlerin, normal doğum oranlarının artırılmasına ve sezaryen oranlarının azaltılmasına katkı sağlayarak, anne ve bebek sağlığının korunmasında önemli bir araç olması bekleniyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67f4e37e16ce0.jpg" length="100152" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 08 Apr 2025 11:51:15 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Alanya’da kanser hastalığında erken teşhisin önemi anlatıldı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alanyada-kanser-hastaliginda-erken-teshisin-oenemi-anlatildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alanyada-kanser-hastaliginda-erken-teshisin-oenemi-anlatildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi; kanser hastalığına dikkati çekmek, farkındalık sağlamak, erken teşhis ve tanı konularında vatandaşları bilinçlendirmek adına hastanenin poliklinik girişine stant açtı.</span><br><span>Kanser kayıt Hemşiresi Birim Sorumlusu Emine Geçgün tarafından açılan stantta; hasta ve hasta yakınlarına kanser hastalığı ile ilgili bilgiler verilerek kanser tanı kitlerinin önemine değinilerek kitlerin kullanımı anlatıldı, broşür ve hediyeler dağıtıldı. Düzenlenen organizasyona hastane yönetimi ve Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Beypınar tam destek vererek stantta yerlerini aldı. Hasta ve hasta yakınlarına hastalığının çeşitleri, belirtileri, korunma yollarını anlattı. Hasta ve hasta yakınlarının yoğun ilgi gösterdiği stantta günün anlam ve önemine binaen bir açıklama yapan Doç. Dr. Yılmaz Güler, " Biliyoruz ki toplumun bilincinin gelişmesi kanserle mücadelede en etkili yöntemlerden birisidir. Bizlerde bu doğrultuda hastalarımızı bilgilendirmeye çalışmakta, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) ile birlikte yürüttüğümüz bu çalışmada kanser tanı kitlerinin önemine vurgu yapmaktayız. BU standımızda erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu ve hayat kurtardığına dikkati çekmek istedik. Vatandaşlarımıza erken tanı için izleyecekleri yol, kanser çeşitleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirmeye çalıştık. Bizler dün ve bugünde olduğu gibi her zaman sağlığınızın takipçisi olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67f3d93de5793.jpg" length="104796" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 07 Apr 2025 16:56:30 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Türkiye’de En Sık Görülen Hastalıklar ve Önleme Yöntemleri</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/turkiyede-en-sik-goerulen-hastaliklar-ve-onleme-yoentemleri</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/turkiyede-en-sik-goerulen-hastaliklar-ve-onleme-yoentemleri</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="64" data-end="472" class="">Türkiye’de son yıllarda sağlık sorunları konusunda önemli bir artış gözlemleniyor. Gelişen tıbbi teknolojilere rağmen, bazı hastalıklar halen toplumda yaygın olarak görülmeye devam ediyor. Bu hastalıkların başında kalp hastalıkları, kanser, diyabet ve solunum yolu hastalıkları yer alıyor. Ancak, sağlık uzmanları bu hastalıkların çoğunun önlenebilir olduğunu ve erken teşhisin hayat kurtardığını vurguluyor.</p>
<p data-start="474" data-end="545" class=""><strong data-start="474" data-end="545">Kalp Hastalıkları: Tansiyon ve Kolesterol Takibi Hayati Öneme Sahip</strong></p>
<p data-start="547" data-end="1032" class="">Kalp hastalıkları, Türkiye’de ölümlerin başlıca sebepleri arasında yer alıyor. Özellikle yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol, kalp krizi gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Türk Kardiyoloji Derneği, kalp sağlığını korumak için düzenli egzersiz yapmayı, sağlıklı beslenmeyi, tuz tüketimini azaltmayı ve sigara kullanımından kaçınmayı öneriyor. Ayrıca, tansiyon ve kolesterol seviyelerinin düzenli olarak kontrol edilmesi, kalp hastalıklarının önlenmesinde büyük önem taşıyor.</p>
<p data-start="1034" data-end="1075" class=""><strong data-start="1034" data-end="1075">Kanser: Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor</strong></p>
<p data-start="1077" data-end="1643" class="">Kanser, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Özellikle akciğer, kolon ve meme kanseri en sık görülen türler arasında yer alıyor. Kanserin erken evrede teşhis edilmesi, tedavi şansını artırıyor. Türkiye’de son yıllarda kanser taramaları ve erken teşhis programları artırıldı. Kadınlar için mamografi, erkekler için ise kolon kanseri taramaları belirli yaş aralıklarında ücretsiz olarak yapılabiliyor. Uzmanlar, sigara içmenin kanser riskini artırdığına dikkat çekiyor ve bu alışkanlığın bırakılması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p data-start="1645" data-end="1723" class=""><strong data-start="1645" data-end="1723">Diyabet: Sağlıklı Yaşam Tarzı ve Düzenli Takiple Kontrol Altına Alınabilir</strong></p>
<p data-start="1725" data-end="2173" class="">Diyabet, son yıllarda Türkiye’de oldukça yaygınlaşan bir hastalık haline geldi. Özellikle obezite ile ilişkili olarak artan diyabet vakaları, toplumsal bir sağlık sorunu halini aldı. Diyabet hastalarının, kan şekeri seviyelerini düzenli olarak takip etmeleri ve sağlıklı beslenmeye özen göstermeleri büyük önem taşıyor. Ayrıca, her yaştan bireyin düzenli fiziksel aktivite yaparak, ideal kilosunu koruması, diyabetin önlenmesinde etkili olabiliyor.</p>
<p data-start="2175" data-end="2230" class=""><strong data-start="2175" data-end="2230">Solunum Yolu Hastalıkları: Grip ve Zatürreye Dikkat</strong></p>
<p data-start="2232" data-end="2669" class="">Solunum yolu hastalıkları, özellikle kış aylarında yaygınlaşıyor. Grip ve zatürre gibi hastalıklar, hem çocuklarda hem de yaşlılarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, bu hastalıkların önlenmesinde aşıların büyük rol oynadığını belirtiyor. Grip aşısı, özellikle risk grubundaki bireyler için hayat kurtarıcı olabilir. Ayrıca, sigara içmenin solunum yolu hastalıkları için büyük bir risk faktörü olduğu da unutulmamalıdır.</p>
<p data-start="2671" data-end="2730" class=""><strong data-start="2671" data-end="2730">Hastalıklardan Korunmak İçin Alınması Gereken Önlemler:</strong></p>
<ol data-start="2732" data-end="3365">
<li data-start="2732" data-end="2870" class="">
<p data-start="2735" data-end="2870" class=""><strong data-start="2735" data-end="2757">Sağlıklı Beslenme:</strong> Yeterli ve dengeli beslenmek, bağışıklık sistemini güçlendirir ve pek çok hastalığın önlenmesine yardımcı olur.</p>
</li>
<li data-start="2871" data-end="3009" class="">
<p data-start="2874" data-end="3009" class=""><strong data-start="2874" data-end="2895">Düzenli Egzersiz:</strong> Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz yapmak, kalp hastalıkları, diyabet ve kanser riskini azaltabilir.</p>
</li>
<li data-start="3010" data-end="3128" class="">
<p data-start="3013" data-end="3128" class=""><strong data-start="3013" data-end="3044">Sigara ve Alkolden Kaçınma:</strong> Sigara içmek pek çok hastalığa davetiye çıkarır. Alkol tüketimi de sınırlanmalıdır.</p>
</li>
<li data-start="3129" data-end="3260" class="">
<p data-start="3132" data-end="3260" class=""><strong data-start="3132" data-end="3155">Düzenli Kontroller:</strong> Yıllık sağlık taramaları, hastalıkların erken teşhis edilmesini sağlar ve tedavi sürecini kolaylaştırır.</p>
</li>
<li data-start="3261" data-end="3365" class="">
<p data-start="3264" data-end="3365" class=""><strong data-start="3264" data-end="3275">Aşılar:</strong> Grip, zatürre, HPV gibi hastalıklar için aşılar, bağışıklık kazanmanın en etkili yoludur.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="3367" data-end="3384" class=""><strong data-start="3367" data-end="3384">Sonuç Olarak:</strong></p>
<p data-start="3386" data-end="3782" class="">Sağlıklı bir yaşam sürmek için yaşam tarzı değişiklikleri, doğru beslenme ve düzenli sağlık kontrolleri oldukça önemlidir. Türkiye’de yaygın olan hastalıklar için erken teşhis ve önleme yöntemleri sayesinde, pek çok hastalık kontrol altına alınabilir ve yaşam kalitesi artırılabilir. Hem bireysel olarak hem de toplum olarak bu önlemleri almak, sağlıklı bir gelecek için büyük bir adım olacaktır.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67f21aa82a822.jpg" length="70502" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 06 Apr 2025 09:09:48 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bahar Mevsiminde Sağlığınızı Korumak İçin İpuçları</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bahar-mevsiminde-sagliginizi-korumak-icin-ipuclari</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bahar-mevsiminde-sagliginizi-korumak-icin-ipuclari</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="56" data-end="501" class="">Bahar, doğanın uyanışı, çiçeklerin açması ve havaların ısınmasıyla birlikte yenilik ve enerji dolu bir mevsim olarak kabul edilir. Ancak, bu mevsim aynı zamanda bazı sağlık sorunlarının da ortaya çıkmasına neden olabilir. Özellikle alerjiler, grip ve diğer mevsimsel hastalıklar, baharın getirdiği güzel havaların tadını çıkarmamızı zorlaştırabilir. Bahar aylarında sağlığınızı korumak için dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktalar şunlardır:</p>
<ol data-start="503" data-end="2773">
<li data-start="503" data-end="865" class="">
<p data-start="506" data-end="865" class=""><strong data-start="506" data-end="536">Alerjilerle Mücadele Edin:</strong> Baharda polenlerin artması, alerjik reaksiyonları tetikleyebilir. Polen alerjisi olan kişiler, özellikle sabah saatlerinde dışarıda uzun süre kalmamaya özen göstermelidir. Ayrıca, polenlerin yoğun olduğu zamanlarda camları kapalı tutmak ve dışarıdan geldiğinizde kıyafetlerinizi değiştirmek, alerji semptomlarını azaltabilir.</p>
</li>
<li data-start="867" data-end="1187" class="">
<p data-start="870" data-end="1187" class=""><strong data-start="870" data-end="903">Vitamin C Tüketimini Artırın:</strong> Bahar mevsiminde bağışıklık sisteminin güçlü kalması çok önemlidir. C vitamini, vücudun bağışıklık sistemini güçlendiren önemli bir vitamindir. Portakal, limon, mandalina gibi C vitamini açısından zengin meyveleri tüketmek, vücudunuzu grip ve soğuk algınlığına karşı koruyacaktır.</p>
</li>
<li data-start="1189" data-end="1470" class="">
<p data-start="1192" data-end="1470" class=""><strong data-start="1192" data-end="1224">Sıvı Tüketimine Dikkat Edin:</strong> Bahar aylarında havaların ısınmasıyla birlikte vücudun su ihtiyacı artar. Bol su içmek, vücudun susuz kalmasını engeller ve toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca, meyve suyu ve bitki çayları gibi doğal sıvıları da tercih edebilirsiniz.</p>
</li>
<li data-start="1472" data-end="1844" class="">
<p data-start="1475" data-end="1844" class=""><strong data-start="1475" data-end="1512">Dengeli Beslenmeye Özen Gösterin:</strong> Bahar, sebze ve meyve çeşitliliğinin arttığı bir mevsimdir. Yüksek besin değerine sahip taze sebze ve meyveleri, bağışıklık sisteminizi desteklemek için diyetinize dahil edin. Ayrıca, düzenli olarak sağlıklı yağlar (zeytinyağı, avokado) ve protein kaynakları (balık, tavuk, baklagiller) tüketmek, enerji seviyenizi yüksek tutar.</p>
</li>
<li data-start="1846" data-end="2134" class="">
<p data-start="1849" data-end="2134" class=""><strong data-start="1849" data-end="1866">Hareket Edin:</strong> Bahar, dışarıda zaman geçirebilmek için mükemmel bir mevsimdir. Düzenli fiziksel aktivite yapmak, kalp sağlığını iyileştirir, stresi azaltır ve genel sağlığı artırır. Günde en az 30 dakika yürüyüş yapmak, bahar aylarında sağlıklı kalmak için ideal bir aktivitedir.</p>
</li>
<li data-start="2136" data-end="2452" class="">
<p data-start="2139" data-end="2452" class=""><strong data-start="2139" data-end="2168">Uyku Düzeninizi Sağlayın:</strong> Bahar, gündüzlerin uzadığı bir dönemdir. Ancak, uyku düzeninizin bozulmaması çok önemlidir. Yeterli uyku almak, vücudun yenilenmesini sağlar ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Uyku hijyenine dikkat ederek, her gün aynı saatte yatmak, iyi bir uyku için önemlidir.</p>
</li>
<li data-start="2454" data-end="2773" class="">
<p data-start="2457" data-end="2773" class=""><strong data-start="2457" data-end="2492">Bahar Gribine Karşı Önlem Alın:</strong> Bahar gribi, sıcaklık değişimlerinden dolayı daha yaygın hale gelebilir. Bol vitamin almak ve ellerinizi sık sık yıkamak, virüslerin yayılmasını engeller. Ayrıca, kıştan kalma bağışıklık zayıflığına dikkat ederek, dengeli bir beslenme ve yeterli uyku düzeni sağlamak önemlidir.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="2775" data-end="3011" class="">Bahar, doğanın ve sağlığın yenilenme zamanıdır. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile bu güzel mevsimi keyifle geçirebilir, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığınızı güçlendirebilirsiniz. Unutmayın, doğa gibi siz de baharda yenilenebilirsiniz!</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67f0c8f942e4e.jpg" length="73196" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 05 Apr 2025 09:09:02 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bağışıklık Sistemi: Sağlıklı Bir Yaşam İçin Temel Koruyucunuz</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bagisiklik-sistemi-saglikli-bir-yasam-icin-temel-koruyucunuz</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bagisiklik-sistemi-saglikli-bir-yasam-icin-temel-koruyucunuz</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="67" data-end="514" class="">Bağışıklık sistemi, vücudumuzu zararlı patojenlere karşı savunan, hayatımızı sürdürebilmemiz için hayati bir rol oynayan karmaşık bir savunma mekanizmasıdır. Bakteriler, virüsler, mantarlar ve diğer yabancı maddeler, her gün vücudumuza saldırmaya çalışırken, bağışıklık sistemi devreye girer ve bu tehditlere karşı savunma sağlar. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi, hastalıklara karşı direnç oluşturur ve vücuda dış etkenlerden korunma imkanı sunar.</p>
<p data-start="516" data-end="831" class="">Bağışıklık sisteminin en önemli bileşenlerinden biri, beyaz kan hücreleridir. Bu hücreler, zararlı mikroorganizmaları tanır, onlarla savaşır ve yok eder. Ayrıca, bağışıklık sistemi, enfeksiyonlarla karşılaşıldığında bir "hafıza" oluşturur ve aynı patojen tekrar vücuda girdiğinde daha hızlı bir şekilde yanıt verir.</p>
<p data-start="833" data-end="870" class=""><strong data-start="833" data-end="870">Bağışıklığı Güçlendiren Faktörler</strong></p>
<p data-start="872" data-end="1032" class="">Bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak için doğru yaşam alışkanlıklarına sahip olmak oldukça önemlidir. İşte bağışıklık sistemini güçlendiren bazı temel faktörler:</p>
<ol data-start="1034" data-end="2249">
<li data-start="1034" data-end="1342" class="">
<p data-start="1037" data-end="1342" class=""><strong data-start="1037" data-end="1070">Dengeli ve Sağlıklı Beslenme:</strong> Bağışıklık sisteminin düzgün çalışabilmesi için vitamin ve mineraller oldukça önemlidir. Özellikle C vitamini, D vitamini, çinko ve probiyotikler, bağışıklığı destekler. Taze meyve ve sebzeler, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar, bağışıklık sistemini güçlendiren gıdalardır.</p>
</li>
<li data-start="1344" data-end="1564" class="">
<p data-start="1347" data-end="1564" class=""><strong data-start="1347" data-end="1368">Düzenli Egzersiz:</strong> Düzenli fiziksel aktivite, bağışıklık sisteminin işleyişini iyileştirir ve vücuda sağlıklı bir denge sağlar. Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz, bağışıklık fonksiyonlarını destekler.</p>
</li>
<li data-start="1566" data-end="1799" class="">
<p data-start="1569" data-end="1799" class=""><strong data-start="1569" data-end="1586">Yeterli Uyku:</strong> Uyku, bağışıklık sistemi için en önemli faktörlerden biridir. Yeterli uyku, vücudun kendini onarmasına ve bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına olanak tanır. Yetişkinlerin her gece 7-9 saat uyumaları önerilir.</p>
</li>
<li data-start="1801" data-end="2011" class="">
<p data-start="1804" data-end="2011" class=""><strong data-start="1804" data-end="1825">Stresten Kaçınma:</strong> Kronik stres, bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Stresin yönetilmesi, meditasyon, yoga gibi rahatlama tekniklerinin kullanılması, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olabilir.</p>
</li>
<li data-start="2013" data-end="2249" class="">
<p data-start="2016" data-end="2249" class=""><strong data-start="2016" data-end="2037">Hijyen ve Aşılar:</strong> Temizlik alışkanlıkları, hastalıkların yayılmasını engellemeye yardımcı olur. Ayrıca, aşılar, bağışıklık sistemini güçlendiren en etkili araçlardan biridir. Düzenli aşılar, ciddi hastalıklara karşı vücudu korur.</p>
</li>
</ol> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67ef774033ea5.jpg" length="70549" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 04 Apr 2025 09:08:16 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yüksek Tansiyon, Sağlık İçin Ciddi Bir Tehdit: Uzmanlar Uyarıyor!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yuksek-tansiyon-saglik-icin-ciddi-bir-tehdit-uzmanlar-uyariyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yuksek-tansiyon-saglik-icin-ciddi-bir-tehdit-uzmanlar-uyariyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="71" data-end="399" class="">Yüksek tansiyon, günümüzde dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ciddi bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, "sessiz katil" olarak adlandırılan bu hastalığın genellikle belirti vermeden ilerlediğine ve zamanla kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p data-start="401" data-end="758" class=""><strong data-start="401" data-end="427">Yüksek Tansiyon Nedir?</strong><br data-start="427" data-end="430">Tansiyon, kalbin pompaladığı kanın damar duvarlarına uyguladığı basıncı ifade eder. Yüksek tansiyon, bu basıncın normalin üzerinde olması durumudur. Bir kişinin tansiyonunun 120/80 mmHg'nin üzerinde olması, yüksek tansiyon riski taşıdığı anlamına gelir. Bu durum, tedavi edilmezse, kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyebilir.</p>
<p data-start="760" data-end="1016" class=""><strong data-start="760" data-end="789">Risk Faktörleri Nelerdir?</strong><br data-start="789" data-end="792">Yüksek tansiyon, genetik yatkınlık, obezite, hareketsiz yaşam tarzı, aşırı tuz tüketimi, stres, alkol ve sigara kullanımı gibi birçok faktörden etkilenebilir. Ayrıca, yaş ilerledikçe tansiyonun yükselme riski de artmaktadır.</p>
<p data-start="1018" data-end="1296" class=""><strong data-start="1018" data-end="1051">Yüksek Tansiyonun Belirtileri</strong><br data-start="1051" data-end="1054">Genellikle belirti vermeden ilerleyen yüksek tansiyon, bazı durumlarda baş ağrısı, halsizlik, görme bozuklukları veya burun kanamaları gibi işaretler gösterebilir. Ancak, çoğu kişi bu belirtileri ciddiye almaz ve sağlık kontrollerini aksatır.</p>
<p data-start="1298" data-end="1599" class=""><strong data-start="1298" data-end="1320">Uzmanlar Ne Diyor?</strong><br data-start="1320" data-end="1323">Uzmanlar, yüksek tansiyonun erken dönemde teşhis edilmesi ve tedavi edilmesinin hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor. Düzenli tansiyon ölçümü, sağlıklı beslenme, spor yapma ve stresten kaçınma gibi alışkanlıklar, tansiyonun kontrol altına alınmasında büyük rol oynamaktadır.</p>
<p data-start="1601" data-end="1918" class=""><strong data-start="1601" data-end="1617">Sonuç Olarak</strong><br data-start="1617" data-end="1620">Yüksek tansiyon, tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen, ihmal edilmesi durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Uzmanlar, her bireyin tansiyonunu düzenli olarak ölçmesini ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemesini tavsiye ediyor. Unutmayın, erken müdahale hayat kurtarabilir!</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67ebb0ad7b68d.jpg" length="75648" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 01 Apr 2025 12:24:04 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzman diyetisyenden bayramda sağlıklı tatlı önerisi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzman-diyetisyenden-bayramda-saglikli-tatli-oenerisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzman-diyetisyenden-bayramda-saglikli-tatli-oenerisi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>AKDENİZ Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölüm Sorumlusu Uzman Diyetisyen Gülşah Bulut, ramazan ayı sonrası bayramda beslenme konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirterek, “Baklava yerine daha sağlıklı alternatifler tercih edilmeli" dedi.</p>
<p>Ramazan sonrası ani ve ağır beslenmenin sindirim sistemini zorlayabileceğini belirten Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölüm Sorumlusu Uzman Diyetisyen Gülşah Bulut, geleneksel şerbetli tatlılar yerine daha hafif ve sağlıklı alternatiflerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Ramazan boyunca oruç tutan bireylerin sindirim sisteminin dinlenme sürecine girdiğini belirten Bulut, “Bayramda ani ve ağır yemek tüketimi sindirim problemlerine yol açabilir. Özellikle şeker ve tansiyon hastaları için büyük porsiyonlu, yağlı ve şekerli yiyecekler risk oluşturur. Bu nedenle bayramda da sağlıklı beslenmeye dikkat edilmelidir" diye konuştu.</p>
<p>PORSİYON KONTROLÜNE DİKKAT ETMELİ</p>
<p>Bayramda misafir ağırlayanlara önerilerde bulunan Gülşah Bulut, “Yoğun şerbetli hamur tatlıları yerine meyveli ve sütlü tatlılar tercih edilebilir. Rafine şekerin daha az kullanıldığı sağlıklı tarifler kolayca bulunabilir. Konuklarımıza bu tür ikramlarda bulunarak bilinç oluşturabiliriz" dedi. Bayram ziyaretlerinde porsiyon kontrolünün önemine vurgu yapan diyetisyen Bulut, “İkram edilen tatlılardan küçük porsiyonlar tüketilebilir. Örneğin, bir dilim baklava yerine yarım porsiyon sütlü tatlı tercih edilebilir. Gün içinde birden fazla ziyaret gerçekleşebildiği için bu dengeyi sağlamak önemli" diye konuştu.</p>
<p>‘SAĞLIKLI SEÇİMLERLER BAYRAMI KEYİFLİ GEÇİREBİLİRİZ’</p>
<p>Şerbetli tatlılar yerine daha sağlıklı seçeneklere yönelmek gerektiğini söyleyen Bulut, “Antalya'da çok tüketilen kabak tatlısı, şerbeti az tutulup ceviz ve tahin ile zenginleştirildiğinde daha sağlıklı bir alternatif olur. Ayva tatlısı, meyve tatlıları ve sütlü tatlılar da tercih edilebilir. Baklavaya göre hem yağ hem de şeker oranı daha düşük olduğu için bu tür tatlılar bayram sofralarında yer almalıdır" dedi. Gülşah Bulut, bayramda sevdiklerimize ikramda bulunurken ısrarcı olmamak gerektiğini vurgulayarak, “Önemli olan paylaşım ve birliktelik. Sağlıklı seçimlerle bayramı keyifle geçirebiliriz" diye konuştu.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67e79a930094d.jpg" length="113841" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 10:00:39 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Göz Hastalıklarına Dikkat! Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/goez-hastaliklarina-dikkat-erken-tani-hayat-kurtariyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/goez-hastaliklarina-dikkat-erken-tani-hayat-kurtariyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="60" data-end="347" class="">Göz sağlığı, yaşam kalitemiz için büyük bir öneme sahip. Ancak birçok göz hastalığı, erken dönemde fark edilmediği takdirde kalıcı görme kayıplarına yol açabiliyor. Son yıllarda, göz hastalıklarının artan bir hızla yayılmasına dikkat çeken uzmanlar, erken tanının önemine vurgu yapıyor.</p>
<p data-start="349" data-end="387" class=""><strong data-start="349" data-end="387">Göz Hastalıklarının Yaygın Türleri</strong></p>
<ol data-start="389" data-end="1656">
<li data-start="389" data-end="644" class="">
<p data-start="392" data-end="644" class=""><strong data-start="392" data-end="405">Katarakt:</strong> En sık görülen göz hastalıklarından biri olan katarakt, göz merceğinin saydamlığını yitirip opak hale gelmesi sonucu görme bozukluğuna yol açar. Özellikle yaşlı bireylerde sıkça görülen bu hastalık, cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir.</p>
</li>
<li data-start="646" data-end="944" class="">
<p data-start="649" data-end="944" class=""><strong data-start="649" data-end="660">Glokom:</strong> “Yeşil göz hastalığı” olarak da bilinen glokom, göz içi basıncın artmasıyla retina ve sinir hücrelerinin zarar görmesine neden olur. Erken evrelerde belirgin bir semptom göstermeyen glokom, görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, glokomun erken tespiti için çok önemlidir.</p>
</li>
<li data-start="946" data-end="1192" class="">
<p data-start="949" data-end="1192" class=""><strong data-start="949" data-end="974">Makula Dejenerasyonu:</strong> Özellikle 50 yaş ve üzeri bireylerde görülen makula dejenerasyonu, retina üzerinde bulunan makula bölgesinin hasar görmesi sonucu merkezi görme kaybına yol açar. Erken müdahale, hastalığın ilerlemesini engelleyebilir.</p>
</li>
<li data-start="1194" data-end="1419" class="">
<p data-start="1197" data-end="1419" class=""><strong data-start="1197" data-end="1222">Alerjik Konjunktivit:</strong> Gözlerde kaşıntı, kızarıklık ve sulanma ile kendini gösteren alerjik konjunktivit, alerjenlerle temas sonucu ortaya çıkar. Özellikle mevsimsel değişikliklerde ve polen mevsiminde daha sık görülür.</p>
</li>
<li data-start="1421" data-end="1656" class="">
<p data-start="1424" data-end="1656" class=""><strong data-start="1424" data-end="1453">Retina Deliği ve Yırtığı:</strong> Retina, gözün arka kısmında ışığı algılayan tabakadır. Retina delikleri veya yırtıkları, görme kaybına yol açabilir. Erken dönemde tespit edilen retina sorunları, cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="1658" data-end="1703" class=""><strong data-start="1658" data-end="1703">Göz Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir?</strong></p>
<ul data-start="1705" data-end="1888">
<li data-start="1705" data-end="1724" class="">
<p data-start="1707" data-end="1724" class="">Görme bulanıklığı</p>
</li>
<li data-start="1725" data-end="1752" class="">
<p data-start="1727" data-end="1752" class="">Gözde ağrı ve batma hissi</p>
</li>
<li data-start="1753" data-end="1785" class="">
<p data-start="1755" data-end="1785" class="">Gözlerde kızarıklık ve sulanma</p>
</li>
<li data-start="1786" data-end="1810" class="">
<p data-start="1788" data-end="1810" class="">Işığa karşı hassasiyet</p>
</li>
<li data-start="1811" data-end="1862" class="">
<p data-start="1813" data-end="1862" class="">Görme alanında siyah noktalar veya ışık çakmaları</p>
</li>
<li data-start="1863" data-end="1888" class="">
<p data-start="1865" data-end="1888" class="">Gözde şişlik ve kaşıntı</p>
</li>
</ul>
<p data-start="1890" data-end="1921" class=""><strong data-start="1890" data-end="1921">Korunma Yolları ve Öneriler</strong></p>
<ul data-start="1923" data-end="2500">
<li data-start="1923" data-end="2000" class="">
<p data-start="1925" data-end="2000" class="">Düzenli göz muayeneleri, göz hastalıklarının erken tespiti için gereklidir.</p>
</li>
<li data-start="2001" data-end="2078" class="">
<p data-start="2003" data-end="2078" class="">UV ışınlarına karşı gözleri korumak için güneş gözlüğü kullanmak önemlidir.</p>
</li>
<li data-start="2079" data-end="2230" class="">
<p data-start="2081" data-end="2230" class="">Sağlıklı bir beslenme, göz sağlığını olumlu etkiler. Özellikle A vitamini, omega-3 yağ asitleri ve lutein gibi besin öğeleri göz sağlığını destekler.</p>
</li>
<li data-start="2231" data-end="2342" class="">
<p data-start="2233" data-end="2342" class="">Sigara içmek, göz hastalıklarına karşı risk faktörüdür. Sigara içmemek, göz sağlığını korumak için önemlidir.</p>
</li>
<li data-start="2343" data-end="2500" class="">
<p data-start="2345" data-end="2500" class="">Bilgisayar ve telefon ekranlarına uzun süre bakmak göz yorgunluğuna yol açabilir. Ekran başında geçirilen zamanı sınırlamak, sık sık ara vermek faydalıdır.</p>
</li>
</ul>
<p data-start="2502" data-end="2681" class=""><strong data-start="2502" data-end="2681" data-is-last-node="">Sonuç olarak, göz sağlığını ihmal etmemek ve düzenli göz muayeneleri ile erken tanı koymak, göz hastalıklarının önlenmesi ve tedavi edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</strong></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67e634acbebf2.jpg" length="73480" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 28 Mar 2025 08:33:39 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Alerjik Rinit Nedir ve Belirtileri Nelerdir?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alerjik-rinit-nedir-ve-belirtileri-nelerdir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alerjik-rinit-nedir-ve-belirtileri-nelerdir</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="0" data-end="48" class=""><strong data-start="0" data-end="48">Alerjik Rinit Nedir ve Belirtileri Nelerdir?</strong></p>
<p data-start="50" data-end="374" class="">Alerjik rinit, bağışıklık sisteminin çevresel alerjenlere aşırı tepki göstermesi sonucu ortaya çıkan, burun içi iltihaplanmasıdır. En yaygın alerjenler arasında polenler, toz akrepleri, hayvan tüyleri ve mantarlar bulunur. Alerjik rinit, genellikle mevsimsel ya da yıl boyu süren bir durum olabilir ve her yaşta görülebilir.</p>
<p data-start="376" data-end="507" class="">Alerjik rinite bağlı belirtiler, kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. İşte bu rahatsızlığın en yaygın belirtileri:</p>
<ol data-start="509" data-end="1393">
<li data-start="509" data-end="648" class="">
<p data-start="512" data-end="648" class=""><strong data-start="512" data-end="534">Burun Tıkanıklığı:</strong> En belirgin semptomlardan biri olan burun tıkanıklığı, kişilerin rahat bir şekilde nefes almasını engelleyebilir.</p>
</li>
<li data-start="653" data-end="780" class="">
<p data-start="656" data-end="780" class=""><strong data-start="656" data-end="677">Sürekli Hapşırma:</strong> Alerjik reaksiyonlar, vücudun alerjene karşı verdiği tepki sonucu sürekli hapşırmalara neden olabilir.</p>
</li>
<li data-start="785" data-end="919" class="">
<p data-start="788" data-end="919" class=""><strong data-start="788" data-end="807">Burun Akıntısı:</strong> Akıntı genellikle sulu ve berrak olur. Bu, burun mukozasının alerjenlere karşı gösterdiği tepki sonucu gelişir.</p>
</li>
<li data-start="924" data-end="1084" class="">
<p data-start="927" data-end="1084" class=""><strong data-start="927" data-end="959">Gözlerde Kaşıntı ve Sulanma:</strong> Alerjik rinit, gözlerde kaşıntıya, sulanmaya ve bazen şişmeye yol açabilir. Bu durum, alerjik göz nezlesiyle de karışabilir.</p>
</li>
<li data-start="1089" data-end="1230" class="">
<p data-start="1092" data-end="1230" class=""><strong data-start="1092" data-end="1123">Boğazda Kaşıntı ve Kuruluk:</strong> Burun tıkanıklığı nedeniyle ağızla nefes alma zorlaştığından, boğazda kaşıntı ve kuruluk hissi oluşabilir.</p>
</li>
<li data-start="1235" data-end="1393" class="">
<p data-start="1238" data-end="1393" class=""><strong data-start="1238" data-end="1269">Öksürük ve Burun Kaşıntısı:</strong> Alerjik reaksiyonlar, öksürük ve burun kaşıntısını tetikleyebilir, özellikle gece saatlerinde daha belirgin hale gelebilir.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="1395" data-end="1632" class="">Alerjik rinit, yaşam kalitesini düşürmekle birlikte, bazı durumlarda astım gibi daha ciddi solunum yolu hastalıklarının gelişmesine de zemin hazırlayabilir. Tedavi edilmediğinde, bu hastalıkların semptomları daha şiddetli hale gelebilir.</p>
<p data-start="1634" data-end="1663" class=""><strong data-start="1634" data-end="1663">Alerjik Rinitin Tedavisi:</strong></p>
<p data-start="1665" data-end="1879" class="">Alerjik rinitin tedavisi, alerjenlerden kaçınma, antihistaminikler, burun spreyleri ve alerji iğneleri gibi tedavi yöntemlerini içerebilir. Semptomların şiddetine göre doktorlar, kişiye özel tedavi planları önerir.</p>
<p data-start="1881" data-end="2087" class="">Sonuç olarak, alerjik rinit, yaşamı olumsuz etkileyen bir hastalık olsa da doğru tedavi yöntemleri ile yönetilebilir. Eğer belirtiler uzun süre devam ediyorsa, bir sağlık profesyoneline başvurmak önemlidir.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67e4e122efb4e.jpg" length="69709" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 27 Mar 2025 08:26:01 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kalp Krizine Dikkat! Erken Belirtilerini Sakın İhmal Etmeyin</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kalp-krizine-dikkat-erken-belirtilerini-sakin-ihmal-etmeyin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kalp-krizine-dikkat-erken-belirtilerini-sakin-ihmal-etmeyin</guid>
        <description><![CDATA[ <p><strong><em>Kalp krizinin erken uyarı işaretleri, geçmeyen yorgunluk, göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu işaretleri erken fark etmek, sağlığınızı korumanın anahtarı olabilir. Öğrenin, harekete geçin!</em></strong></p>
<p><strong><span>Kalp krizi, dünya genelinde en yaygın görülen ölüm nedenlerinden bir tanesidir. Ancak çoğu kişi </span>kalp krizinin erken uyarı işaretlerini fark edemiyor<span> ve sonrasında daha ciddi sağlık sorunları ile yüzleşmek zorunda kalıyor. Oysa kalp krizinin bu </span>erken uyarı işaretlerini fark etmek<span>, kalp krizini önleyebilir ve hayatta kalma şansını artırabilir. Peki, kalp krizinin </span>erken uyarı işaretleri<span> nasıl anlaşılır?</span></strong></p>
<p><strong><span>Kalp krizi, ani gelişen bir olay gibi görünse de aslında aylar öncesinden ufak semptomlar ile kendini belli eder. 2003 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kalp krizi geçiren kadınların %95’inin kalp krizinden en az bir ay önce farklı belirtiler yaşadığı gözlemlenmiştir.<br>Kalp krizinin erken uyarı işaretleri arasında en yaygın görülen belirtiler ise şunlardır:</span></strong></p>
<p><span><strong>1- Geçmek Bilmeyen Yorgunluk</strong></span></p>
<p> </p>
<p>Kalp kanı etkili bir şekilde pompalayamadığı zaman vücut yorulur. Her ne kadar dinlenmiş olursanız olun bu<span> </span><strong>yorgunluk bir türlü geçmez</strong><span> </span>ve ilerleyen zamanda kalp hastalıklarının sebebi olabilir. Merdiven çıkarken ya da normal aktivitelerde eskiye oranla<span> </span><strong>daha fazla yorulduğunuzu</strong><span> </span>fark ediyorsanız bu kalp krizinin<span> </span><strong>erken uyarı işaretlerinden</strong><span> </span>bir tanesi olabilir.</p>
<p><span><strong>2- Göğüs Sıkışması ve Ağrı</strong></span></p>
<p> </p>
<p>Göğüs bölgenizde fark ettiğiniz bir<span> </span><strong>baskı, sıkışma ya da rahatsızlık</strong><span> </span>çoğu zaman kalp krizinin en yaygın görülen erken belirtilerinden bir tanesidir. Ancak bazen bu baskı hafif şekilde ve ara ara kendini hissettirerek, önemsiz bir şey gibi görülebilir.</p>
<p><span><strong>3- Sebepsiz Yere Endişe ve Kaygı</strong></span></p>
<p> </p>
<p>Sebepsiz yere yaşadığınız kaygı ve<span> </span><strong>endişe hissi</strong>, kalp krizine bağlı gelişen psikolojik belirtilerden bir tanesi olabilir. Bunun yanı sıra, gelişen<span> </span><strong>göğüs darlığı ve ağrısına</strong><span> </span>bağlı olarak<span> </span><strong>panik atak</strong><span> </span>da kalp krizinin erken uyarı işaretlerinden bir tanesi olarak gösterilebilir.</p>
<p><span><strong>4- Uyku Bozukluğu</strong></span></p>
<p> </p>
<p>Kalple alakalı problemler,<span> </span><strong>uyku düzenini bozabilir</strong>. Gece uykunuzdan uyanarak<span> </span><strong>nefes darlığı</strong><span> </span>çekmek ya da rahat uyuyamamak kalp sağlığınızın iyi yönde seyretmediğinin bir göstergesi olarak düşünülebilir.</p>
<p><span><strong>5- Gün İçinde Nefes Nefese Kalmak</strong></span></p>
<p> </p>
<p>Günlük hayatınıza<span> </span><strong>nefes darlığı</strong><span> </span>çekmek, fiziksel aktivitelerde eskiye oranla daha fazla tıkanmak ve birdenbire nefes nefese kalmak<span> </span><strong>kalp krizinin erken uyarı işaretlerinden</strong><span> </span>biri olabileceği gibi herhangi bir kalp probleminin de sebebi olabilir.</p>
<p><span><strong>6- Vücutta Sebepsiz Şişlikler</strong></span></p>
<p> </p>
<p>Kalp krizinin<span> </span><strong>erken uyarı işaretlerinden sonuncusu</strong><span> </span>ise ayak bileklerinde, bacaklarda ve karın bölgesinde görülen<span> </span><strong>şişliklerdir</strong>. Kalp, işlevini tam göremediğinde vücutta sıvı birikimine neden olur ve bu da kalp yetmezliğinin oluşmasını hızlandırır.</p>
<p><span>Kalp krizinin </span><strong>erken uyarı işaretlerinde kadınlar, erkeklere oranla daha az semptom gösterir</strong><span>. Erkekler genellikle, </span><strong>göğüs ağrısı, kol ağrısı ve terleme</strong><span> gibi belirgin semptomlar yaşarken, kadınlar </span><strong>yorgunluk, uyku bozuklukları, sırt veya boyun ağrıları ve mide bulantısı</strong><span> yaygındır. Kadınlar, bu semptomları genellikle </span><strong>hazımsızlık, stres veya diğer hastalıklarla ilişkilendirerek</strong><span> çoğu zaman görmezden gelinebiliyor.</span></p>
<p><span>Kalp krizinin erken uyarı işaretleri fark edildiğinde çok geçmeden <strong>tıbbi yardım alınması</strong> hayati önem taşır. Çünkü kalp krizinde <strong>erken müdahale</strong>, kalp kasında kalıcı hasar oluşumunu engelleyebilir.</span></p>
<p><span></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67e245aa7dc06.jpg" length="49714" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 25 Mar 2025 08:57:03 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bayramda Tüketilen Baklava İçin &amp;apos;Hileli Ürün&amp;apos; Uyarısı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bayramda-tuketilen-baklava-icin-hileli-urun-uyarisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bayramda-tuketilen-baklava-icin-hileli-urun-uyarisi</guid>
        <description><![CDATA[ <p>ANTALYA Pastacılar Odası Başkanı Kerim Üre, baklavada maliyeti düşürmek için ceviz yerine yer fıstığı, çekirdek içi, glikoz gibi 'hileli ürün' kullanımının yaygınlaştığını belirterek, "Hileli ürünle yapılan baklavayı kilosu 120 liraya kadar satıyorlar, 'ucuz baklava' diye afiş basıyorlar" dedi.</p>
<p>Bayramda misafirlere ikram edilen geleneksel tatlılardan baklava üretilen imalathanelerde ramazan ayının son günlerinde yoğun mesai başladı. Aile bireylerine misafirlere ikram için alışveriş yapanlar, günler öncesinde sofraların vazgeçilmezi baklava siparişi vermeye başladı. Pastane, fırın gibi tatlı imalathaneleri, işletmelerine 'bayram baklavası siparişi alınır' ifadelerinin yer aldığı broşürler astı.</p>
<p>CEVİZLİ 400- 600, ANTEP FISTIKLI 800-1000 LİRA</p>
<p>Bayramlık tatlı için sipariş vermeyi düşünenler, bütçesine ve damak tadına uygun baklavanın satıldığı yer arayışına girdi. Pastane ve fırınlarda cevizli baklava kilosu 400 ila 600, Antep fıstıklı baklava ise 800 ila 1000 lira civarında satışa sunuldu. Antalya Pastacılar Odası Başkanı Kerim Üre, baklavanın bazı işletmelerde daha ucuz ya da pahalıya satıldığına dikkati çekti. İş yeri maliyetine göre, kullanılan malzemeye göre baklava fiyatının yükselebileceğine değinen Üre, kilosu 400 liranın altında satılan baklavayı almayı tercih edenlere yönelik uyarıda bulundu.</p>
<p>HİLELİ ÜRÜN UYARISI</p>
<p>Vatandaşlara, bayram tatlısını güvendiği pastane, fırın, tatlı dükkanından almasını öneren Kerim Üre, “Baklavayı ucuza da pahalıya da mal eden var. Ucuza mal edenler hileli ürünlerle merdiven altı üretim baklavayı piyasayı sürüyor. Baklava yapımında hile yapanlar var. Hazır şerbet, glikoz kullanılıyor. Vatandaşlarımız alacağı baklavanın tadına baksın. Cevizli baklavada yer fıstığı, çekirdek içi kullananlar var. Antep fıstıklı baklavada içeriğindeki üründe gıda boyası kullanılıyor. Hileli ürünle yapılan baklavayı kilosu 120 liraya satıyorlar, 'ucuz baklava' diye afiş basıyorlar" diye konuştu.</p>
<p>SAĞLIĞA ZARARLARI</p>
<p>Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, baklava üreticilerinin maliyeti düşürmek için kullanmayı tercih ettiği ürünlerin sağlığa etkileri hakkında bilgi verdi. Tüketicilerin ucuz baklava yerken sağlığını riske atmaması gerektiğine dikkati çeken Manavoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Bazı yerlerde baklava kilosu 1500 liraya kadar çıkabiliyor, bazı yerlerde ise çok ucuza satılıyor. Çok uygun fiyata satılan baklavada sağlık riski olabilir. Kullanılan yağ, şeker alt kalitede, fıstıklı baklavada yeşil renkli farklı ürünler ya da gıda boyası yer alabilir. Baklava alırken ürün kalitesi, hijyene dikkat edilmeli. Çok ucuza baklava yerken sağlığımızı tehdit etmemesi gerekiyor. Glikoz gibi şeker şurubundan üretilen tatlıların fazla tüketimi, obezite, kalp damar hastalığı, kanser, diyabete neden olabilir. Hijyen ortamına uyulmayan ortamlarda muhafaza edilen ceviz, fıstıkta oluşabilecek küflenme sebebiyle aflatoksin benzeri toksinler kansere neden olabilir. Fıstık yerine sebze, ıspanak, bezelye benzeri ürünler veya farklı ürünlerde sentetik gıda boyaları kullanarak piyasaya sürülebiliyor. Gıda boyaları alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. Maliyet düşürmek için üretici kaliteyi düşürüyor. Sade beyaz yağ yerine alt sınıf kaliteli yağlar kullanıyor."</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67e106dc27fa0.jpg" length="217852" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 24 Mar 2025 10:17:01 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Şeker Tüketimi Cilt Kırışıklıklarına Yol Açabilir</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/seker-tuketimi-cilt-kirisikliklarina-yol-acabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/seker-tuketimi-cilt-kirisikliklarina-yol-acabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="77" data-end="516" class="">Cilt sağlığını korumak için yapılan araştırmalar, aşırı şeker tüketiminin ciltte erken yaşlanmaya ve kırışıklıkların artmasına neden olabileceğini ortaya koyuyor. Şeker, vücutta hızla glikoza dönüşerek kan şekerini yükseltir ve bu durum, "glikasyon" adı verilen bir kimyasal reaksiyonu tetikler. Glikasyon, şekerin kollajen ve elastin gibi cildin yapı taşlarına bağlanarak onları sertleştirmesi ve bozulmalarına yol açması anlamına gelir.</p>
<p data-start="518" data-end="816" class="">Kollajen, cildin genç, sıkı ve pürüzsüz görünmesini sağlayan önemli bir proteindir, elastin ise cilde esneklik kazandırır. Şekerin bu proteinlerle etkileşimi, cildin daha az elastik ve daha kırışık hale gelmesine yol açar. Bu süreç zamanla cilt yaşlanma belirtilerinin hızlanmasına sebep olabilir.</p>
<p data-start="818" data-end="1255" class="">Uzmanlar, şekerin vücutta yarattığı bu olumsuz etkilerin uzun vadede daha belirgin hale geldiğini, özellikle aşırı işlenmiş şeker içeren gıdaların düzenli tüketilmesinin ciltte yaşlanma sürecini hızlandırdığını belirtiyor. Sağlıklı ve parlak bir cilt için şeker tüketiminin sınırlanması gerektiği, bunun yerine antioksidan zengin meyve, sebze ve sağlıklı yağlarla beslenmenin cilt sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratacağı vurgulanıyor.</p>
<p data-start="1257" data-end="1551" class="">Dermatologlar, cilt bakımına ek olarak, dengeli bir beslenme, bol su tüketimi ve düzenli egzersizin de kırışıklıkların önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade ediyor. Ayrıca, cilt bakım ürünlerinde şeker ve glikasyonun etkilerini azaltan içerikler aramak da cilt sağlığı için faydalı olabilir.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67e0f0e9ab732.jpg" length="47891" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 24 Mar 2025 08:43:26 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, &amp;quot;Haydi Bir Dikiş de Sen At&amp;quot; etkinliğiyle kolon kanserine dikkat çekiyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesi-tip-fakultesi-oegrencileri-haydi-bir-dikis-de-sen-at-etkinligiyle-kolon-kanserine-dikkat-cekiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesi-tip-fakultesi-oegrencileri-haydi-bir-dikis-de-sen-at-etkinligiyle-kolon-kanserine-dikkat-cekiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, "Haydi Bir Dikiş de Sen At" etkinliğiyle kolon kanserine dikkat çekiyor. Erken teşhisin önemine vurgu yapan etkinlik, kolon kanserine karşı farkındalık oluşturuyor. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. sınıf öğrencileri, Ulusal Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında anlamlı bir etkinliğe imza atıyor. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hastane Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Volkan Doğru’nun koordinatörlüğünde gerçekleştirilen etkinlikte, hastane içerisinde kurulan stant ile kolon kanserine karşı bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yürütülüyor.</span><br><br><span>"Haydi bir dikiş de sen at"</span><br><span>"Haydi Bir Dikiş De Sen At" sloganıyla düzenlenen etkinlikte, standa gelen vatandaşlara önce kolon kanseri hakkında detaylı bilgi veriliyor. Ardından farkındalığı artırmak amacıyla isteyen vatandaşlar, mavi yelek dikerek veya mavi kurdele yaparak etkinliğe katılım sağlıyor. Ayrıca, ziyaretçiler anı defterine duygu ve düşüncelerini yazarak bu anlamlı etkinliğe katkıda bulunabiliyor.</span><br><span>Hem hastalara umut olmayı hem de toplumda bilinç oluşturmayı amaçlayan etkinlik, 31 Mart tarihine kadar Akdeniz Üniversitesi Hastanesi H Blok’ta devam edecek.</span><br><br><span>"Her 23 erkekten birisi, her 25 kadında birisi kolon kanserine yakalanıyor"</span><br><span>Etkinliğin koordinatörlüğünü üstlenen Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Volkan Doğru, "Dünyada Mart ayı Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı olarak kabul görmekte ve birçok kolon rektum hastalıkları dernekleri bu ayda tüm dünya üzerinde bir sürü etkinliklerle, taramaların önemi, kolon kanserine yönelik farkındalık etkinlikleri yapmakta. Kolon kanseri gerçekten çok önemli bir sağlık sorunu. Dünyada en sık üçüncü kanser ve kanser kaynaklı ölümlerin en sık ikinci sebebi. Ülkemizde de kabaca şöyle söyleyebilirim, her 23 erkekten birisi, her 25 kadında birisi kolon kanserine yakalanıyor ömrü boyunca. Antalya için bu rakam senelik nüfusa oranlandığında zaman kabaca 400 hasta diyebiliriz ve bunun da büyük bir bölümünü Akdeniz Üniversitesi gerçekten sırtlıyor" dedi.</span><br><br><span>"Yalnız olmadıklarının mesajını vermeye çalışıyorlar"</span><br><span>Öğrencilerin bu etkinlik için sene başından beri hazırlık yaptığının altını çizen Doç. Dr. Volkan Doğru, "Burada önemli olan mesaj, bunu olabildiğince daha erken tanıyıp hiç ileri aşamalara gelmeden sıçramadan kanser bir polip dediğimiz evresinde yakalayıp belirli tarama yöntemleriyle, yüksek problemler, komplikasyonlar oluşturmadan bunu hastanın hayatını bozmadan çözebilmek. Bu noktada da bizim Tıp Fakültesi 1. sınıf arkadaşlarımız toplumsal destek projesi kapsamında gönüllü olarak bu etkinliğe sene başından beri hazırlık yaptılar. Çok da güzel bir projeleri var ve inanın beni mutlu ediyor bu çabaları. Çünkü önümüzdeki hafta Tıp Fakültesi’nde komite sınav zamanı başlıyor ve sınavları olmasına rağmen şu an buradalar. Bu özveriyi gösteriyorlar. Hasta yakınlarına ve hastalara hem bu farkındalığı yaparken bir yandan da ince dokunuşlar yapmak istiyorlar. Farkındalığın yanı sıra sağlık hizmeti dışında kalan, onlara belki yüzleri de bir gülümsemeye sebep olacak ekstradan bir etkinlikle, yalnız olmadıklarının mesajını vermeye çalışıyorlar" diye konuştu.</span><br><br><span>"Kolaylıkla randevu alabilirler"</span><br><span>Tarama amaçlı gelmek isteyen vatandaşların kolaylıkla randevu alabileceklerini söyleyen Doç. Dr. Doğru, "Tarama amaçlı geldiklerinde bizim polikliniklerimiz var. Kolon rektum cerrahisinde özel kolorektal cerrahi polikliniğimize çok kolaylıkla randevu alabilirler. Dışkıda gizli kan testi dediğimiz taramayı tercih edebilirler veya yaşlarına göre ailevi özelliklerine göre biz onları yönlendiriyoruz. Tabii kolonoskopi olarak hem gastroenteroloji kliniğimizin yıllardır hasta sayısını göğüslediği bir poliklinik hizmetimiz var. Bunu da yeni yeni genel cerrahi polikliniği kapsamında bir kolonoskopi endoskopi yapmaya başlıyoruz" şeklinde konuştu.</span><br><br><span>"Projemiz gönüllülük esaslı"</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. sınıf öğrencisi Hatice Büyükçelebi, "Buradaki amacımız kolorektal kanser farkındalık projesi. İnsanları bilgilendirmek, erken teşhisle onların hayatlarına yardımcı olmak. Burada insanlara broşür dağıtarak onlara bilgi veriyoruz, gelen insanlarla sohbet ediyoruz. Bir şeye ihtiyaçları olduğunda onlara her şekilde destek sağlamaya çalışıyoruz. Kumaşta özellikle mavi renk olması bizim projemizin gönüllülük esaslı olmasının sembolü. Hem kolorektal kanser farkındalık rengi mavi. Biz de o yüzden yeleklerde mavi renk tercih ettik ve buradaki gönüllü insanlar, kendilerine yelek dikiyorlar ya da mavi kurdele dikiyorlar. Biz onlara bu konuda yardımcı oluyoruz" dedi.</span><br><br><span>"Erken teşhis hayat kurtarır"</span><br><span>Erken teşhisin önemine dikkat çeken ve projede rol alan Tıp Fakültesi öğrencisi Hatice Büyükçelebi, "Mavi yeleklerini ya da mavi kurdelelerini takarak bizimle gönüllü olarak burada çalışıyorlar. Bir de anı defterimiz var. Gönüllü insanlara hani gönüllü yaptığı şeylerden onlara iz bırakan şeyler ya da yardımcı oldukları şeyde onların ilgisini çeken şeylerle isterlerse bize bir anı bırakıyorlar ya da ne hissettiklerini neler yaşadıklarını, neler yaptığını bize isterlerse anı olarak bırakabiliyorlar. Farkındalık ayı kapsamında Mart ayı boyunca Akdeniz Üniversitesi Hastanesi H Bloktayız. Gönüllerimizi her zaman bekliyoruz. Erken teşhis hayat kurtarır, yani insanlarımıza bu konuda yardımcı olmak, bizim için bir mutluluk onlara her şekilde yardımcı olmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.</span><br><br><span>"Gönüllülük yeleğini beraber diktik"</span><br><span>Eşini muayene olması için hastaneye getirdiği sırada standı görüp bilgi aldıktan sonra gönüllülük yeleğini diken vatandaş Halil İbrahim Peker, "Buradan geçerken standı gördüm, uğramak, bilgi almak istedim. Gönüllülük yeleğini beraber diktik arkadaşlarla. Bence çok güzel bir etkinlik olmuş, çok bilinçlendirici bir etkinlik. Ben memnun oldum. Kendim de kolon kanseri için bir tetkik yaptıracağım" ifadelerini kullandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67dd31483f9dc.jpg" length="75014" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 21 Mar 2025 12:28:45 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Görme kaybına karşı erken teşhis hayat kurtarıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/goerme-kaybina-karsi-erken-teshis-hayat-kurtariyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/goerme-kaybina-karsi-erken-teshis-hayat-kurtariyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="detail-header-spot">Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ömer Özer göz tansiyonu olarak da bilinen glokomun, önlenebilir körlük nedenlerinden biri olduğunu söyledi.</h2>
<p><span>Türkiye'de tanı konulan glokomlu hasta sayısının yaklaşık 500 bin olduğunu ifade eden Özer, teşhis edilmemiş hasta sayısının bunun üç katı kadar olabileceğini belirtti.</span></p>
<p><span>Özer yaptığı açıklamada; "Glokom, görme sinirinde kalıcı hasara yol açarak geri dönüşümsüz görme kaybına neden olabiliyor. Ancak sinsi ilerleyen bu hastalık, genellikle ileri evrelere ulaşmadan belirti vermiyor Glokomun her yaş grubundan bireyi etkileyebilir ancak özellikle 40 yaş üzerindeki kişilerde risk daha yüksek.</span></p>
<figure class="detail-gallery-card" data-item-count="3" data-total-count="4" data-view-tracked="true">
<figcaption class="card-caption">
<div class="card-spot">Ayrıca, birinci derece akrabalarında glokom hastalığı bulunan kişilerin, hastalığa yakalanma riski 4 ila 6 kat fazla" dedi.</div>
</figcaption>
</figure>
<figure class="detail-gallery-card active" data-item-count="4" data-total-count="4" data-view-tracked="true">
<div class="card-sub-title">"40 yaş üzeri herkes düzenli göz muayenesi olmalı"</div>
<div class="card-sub-title"><span>Glokomun erken teşhis edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Dr. Özer, detaylı bir göz muayenesi ile hastalığın tespit edilebileceğini ve tedavi sürecinin başlatılabileceğini söylerken erken teşhis ve zamanında tedavinin, görme kaybının önlenmesinde kritik rol oynadığını da vurguladı. Özellikle 40 yaş ve üzerindeki bireylerin düzenli göz muayenesinden geçmesi gerektiğini belirten Özer, glokom konusunda farkındalığın artırılmasının toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.</span></div>
</figure> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67dcfb058203c.jpg" length="51353" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 21 Mar 2025 08:37:14 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Ani Hava Değişimi Enfeksiyon Hastalıklarını Artırıyor: Uzmanlardan Uyarı!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/ani-hava-degisimi-enfeksiyon-hastaliklarini-artiriyor-uzmanlardan-uyari</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/ani-hava-degisimi-enfeksiyon-hastaliklarini-artiriyor-uzmanlardan-uyari</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="79" data-end="425" class="">Son günlerde ani hava değişimleri, vatandaşları etkileyen sağlık problemlerine yol açtı. Sıcaklıkların hızla düşmesi, soğuk havanın etkisiyle birlikte bağışıklık sistemini zayıflatan enfeksiyon hastalıklarının yayılmasına neden oluyor. Özellikle solunum yolu hastalıkları ve grip gibi enfeksiyonlar, mevsimsel değişimlerle birlikte hızla yayıldı.</p>
<p data-start="427" data-end="708" class="">Uzmanlar, ani sıcaklık düşüşlerine karşı vatandaşları uyararak, enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yollarını paylaşıyor. Ani hava değişimlerine maruz kalan kişilerin, üst solunum yolları enfeksiyonlarına, grip ve soğuk algınlıklarına yakalanma risklerinin arttığı belirtiliyor.</p>
<p data-start="710" data-end="764" class=""><strong data-start="710" data-end="764">Enfeksiyon Hastalıklarına Karşı Alınacak Önlemler:</strong></p>
<ol data-start="766" data-end="1306">
<li data-start="766" data-end="867" class="">
<p data-start="769" data-end="867" class=""><strong data-start="769" data-end="801">El hijyenine dikkat edilmesi</strong>, enfeksiyonların yayılmasını engellemek adına büyük önem taşıyor.</p>
</li>
<li data-start="868" data-end="1045" class="">
<p data-start="871" data-end="1045" class=""><strong data-start="871" data-end="946">Sıcak ve soğuk hava değişimlerine karşı uygun giyim tercih edilmelidir.</strong> Soğuk havada vücut sıcaklığını korumak, bağışıklık sistemini güçlendirmek için önemli bir adımdır.</p>
</li>
<li data-start="1046" data-end="1131" class="">
<p data-start="1049" data-end="1131" class=""><strong data-start="1049" data-end="1059">Aşılar</strong>, özellikle grip gibi mevsimsel hastalıklara karşı koruyucu etki sağlar.</p>
</li>
<li data-start="1132" data-end="1222" class="">
<p data-start="1135" data-end="1222" class=""><strong data-start="1135" data-end="1171">Yeterli uyku ve dengeli beslenme</strong>, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur.</p>
</li>
<li data-start="1223" data-end="1306" class="">
<p data-start="1226" data-end="1306" class=""><strong data-start="1226" data-end="1262">Kalabalık alanlardan kaçınılmalı</strong> ve hasta kişilerle temastan kaçınılmalıdır.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="1308" data-end="1574" class="">Ani hava değişimlerinin enfeksiyon hastalıklarının yayılmasını tetiklediği bu dönemde, uzmanlar vatandaşı dikkatli olmaya ve kişisel hijyen kurallarına uymaya çağırıyor. Bu önlemler, hastalıkların yayılmasını engelleyerek toplum sağlığını korumada büyük rol oynuyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67d81cf3d5e6f.jpg" length="115649" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 17 Mar 2025 16:00:39 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Yanlış Magnezyum Kullanımı Böbrek Sağlığını Olumsuz Etkileyebilir</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/yanlis-magnezyum-kullanimi-boebrek-sagligini-olumsuz-etkileyebilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/yanlis-magnezyum-kullanimi-boebrek-sagligini-olumsuz-etkileyebilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Magnezyum takviyeleri, günümüzde sağlıklı yaşamı desteklemek amacıyla yaygın bir şekilde kullanılsa da, doktor önermediği sürece alınmaması gereken ürünler arasında yer alıyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Vücut için faydalı bir mineral olan magnezyumun eksikliği halinde kemik sağlığı, kas fonksiyonları ve kalp sağlığı olumsuz etkilenebiliyor. Ancak her vitamin ve mineral gibi magnezyumun da doktor tavsiyesiyle alınması gerekiyor. Doktorun önerisiyle alınmayan ve ihtiyaç dışında kullanılan magnezyumun böbrek yetmezliği ve kalp ritim sorunlarına neden olduğu biliniyor.</p>
</div>
<p></p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Semiha Ayaydın Kaplan, aşırı ve denetimsiz magnezyum takviyesi kullanımının sağlık üzerindeki tehlikeli etkilerine dair uyarılarda bulunarak şunları söyledi:</p>
<p><strong>"Magnezyum, vücudun normal fonksiyonları için gerekli olan önemli bir mineraldir. Kemik sağlığı, kas fonksiyonları ve kalp ritmi gibi birçok vücut fonksiyonunun sağlıklı bir şekilde devam etmesi için yeterli magnezyum seviyeleri gereklidir. Ancak son yıllarda, sağlıklı yaşam tarzına yönelik artan ilgiyle birlikte, magnezyum takviyelerinin aşırı kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu durum sağlık açısından tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Aşırı magnezyum alımı, böbrekler üzerinde birikim yaparak, böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Özellikle böbrek hastalığı riski taşıyan bireylerin, bu tür takviyeleri uzman kontrolünde kullanması son derece önemlidir."</strong></p>
<p><strong>Hipermagneziye dikkat</strong></p>
<p>Magnezyum takviyelerinin genellikle kas krampları, sinir sistemi sorunları veya uyku problemleri gibi durumların tedavisinde kullanıldığına değinen Uzm. Dr. Semiha Ayaydın Kaplan,<span> </span><strong>"Yanlış dozda alınan magnezyum, vücutta aşırı birikim yaparak hipermagnezemiye yol açabilir. Hipermagnezemi, kandaki magnezyumun tehlikeli seviyelere yükselmesiyle ortaya çıkan bir durumdur ve bu durum kalp ritim bozuklukları, nefes darlığı ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir"<span> </span></strong>şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kan testi ile kullanıma karar verilmeli</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Semiha Ayaydın Kaplan, magnezyum takviyelerinin doğru bir şekilde nasıl kullanılacağı konusunda da şu uyarılarda bulundu:<span> </span><strong>"Magnezyum takviyelerinin kullanımı, kişinin mevcut sağlık durumuna göre belirlenmeli ve doktor önerisiyle yapılmalıdır. Ayrıca herhangi bir takviye almadan önce, kan testiyle magnezyum seviyelerinin ölçülmesi ve buna göre bir tedavi planı oluşturulması gerekmektedir. Sadece magnezyum değil tüm vitamin ve mineraller için durum bu şekilde olmalıdır. Gereğinden fazla ve gereksiz takviye alımları vücutta geri dönmeyecek sorunlara neden olabilmektedir."</strong></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67d7b40a014e6.jpg" length="51259" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 17 Mar 2025 08:33:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Dünya genelinde her 8 kişiden 1&amp;apos;i obeziteyle yaşıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dunya-genelinde-her-8-kisiden-1i-obeziteyle-yasiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dunya-genelinde-her-8-kisiden-1i-obeziteyle-yasiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="text-base mb-4 text-red-600 dark:text-inherit">Dünya genelinde her 8 kişiden 1'i obeziteyle yaşıyor, yetişkinlerde aşırı kiloluların oranı 1990'dan bu yana yaklaşık 2 kat arttı.</h2>
<p>Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunlarından obezite, genel olarak "bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkması" olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), aşırı kiloyu "vücutta aşırı yağ birikmesi durumu" olarak tanımlıyor.</p>
<p>Obezite ise aşırı yağ birikimiyle tanımlanan kronik ve karmaşık sağlık problemi olarak ifade ediliyor, aşırı kilo ve enerji alımı ile harcanması arasındaki dengesizlikten kaynaklandığı belirtiliyor.</p>
<p>DSÖ, vücut kitle endeksine göre 25'in üstünü aşırı kilolu, 30'un üstünü ise obezite olarak kabul ediyor.</p>
<p>Obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı riskini artırırken kemik sağlığını ve üremeyi de olumsuz etkileyebiliyor, bazı kanser türlerinin riskini çoğaltırken uyku bozukluğuna veya hareket kabiliyetinde azalmaya neden olup yaşam kalitesine olumsuz tesir ediyor.</p>
<p>Daha önce yüksek gelirli ülke sorunu olarak kabul edilen aşırı kilo ve obezite, düşük ve orta gelirli ülkelerde de artış göstermeye başladı.</p>
<p>DSÖ'nün 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde 18 yaş ve üzeri 2,5 milyar yetişkin aşırı kilolu, 890 milyondan fazlası ise obez.</p>
<p>18 yaş ve üzeri yetişkinlerin yüzde 43'ü aşırı kilolu, bu oran 1990'a göre yaklaşık iki kat arttı.</p>
<p>5 yaş altı tahminen 37 milyon çocuk aşırı kilolu, Afrika'da ise bu oran 2000'den bu yana neredeyse yüzde 23 arttı.</p>
<p>Aşırı kilolu veya obez 5 yaş altı çocukların neredeyse yarısı Asya'da yaşıyor, 5-19 yaş aralığındaki 390 milyondan fazla çocuk ve ergen aşırı kilolu.</p>
<p>1990'da 5-19 yaş aralığındaki çocuk ve ergenlerin sadece yüzde 2'si obezken 2022'ye gelindiğinde bu oran 4 kat artışla yüzde 8'e yükseldi.</p>
<p>Küresel obezite oranları, kız çocuklarında yüzde 1,7'den 6,9'a, erkeklerde ise yüzde 2,1'den 9,3'e çıktı.</p>
<h2 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">OBEZİTE EN FAZLA ADA ÜLKELERİNDE GÖRÜLDÜ</h2>
<p>İngiltere merkezli The Lancet dergisi tarafından DSÖ'nün katkılarıyla geçen yıl yayımlanan, 2022 verilerine dayandırılan başka bir rapora göre kadınlar için obezitenin en yaygın görüldüğü ülkelerin Tonga ve Amerikan Samoası, erkekler için ise yetişkin nüfusun yüzde 60'ından fazlasının obeziteyle yaşadığı Amerikan Samoası ve Nauru'nun olduğu bildirildi.</p>
<div class="page-break w-full it-item it-active" data-it="{&quot;index&quot;:2,&quot;id&quot;:0,&quot;tracker&quot;:[{&quot;type&quot;:&quot;history&quot;,&quot;parameter&quot;:&quot;page&quot;,&quot;url&quot;:2},{&quot;type&quot;:&quot;google&quot;},{&quot;type&quot;:&quot;gemius&quot;,&quot;variable&quot;:&quot;gemiusID&quot;,&quot;id&quot;:&quot;&quot;}]}">
<p>İngiltere, obezite yaygınlığı açısından kadınlarda dünyada 87'nci, erkeklerde 55'inci sırada, ABD ise kadınlarda 36'ncı, erkeklerde 10'uncu sırada yer aldı.</p>
<p>2022'de obezite, kız ve erkek çocuklarında en fazla Niue ve Cook Adaları'nda görüldü, burada çocuk ve ergen nüfusunun yüzde 30'undan fazlası obeziteyle yaşıyor.</p>
<p>İngiltere, obezite yaygınlığı açısından kız çocuklarında 72'nci, erkeklerde ise 91'inci sırada yer aldı.</p>
<p>Türkiye, 200 ülke arasında obezite oranları açısından kadınlarda 42'nci, erkeklerde ise 60'ıncı sırada bulunuyor.</p>
<p>Öte yandan Türkiye'de de obezite vakaları artmaya devam ediyor.</p>
<p>Sağlık Bakanlığının yayımladığı "Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması-2017" raporunda 15 yaş ve üzeri kişilerde obezite sıklığının yüzde 31,5 olduğu kaydedildi, bu oran kadınlarda yüzde 39,1 ve erkeklerde 24,6 olarak tespit edildi.</p>
<h2 class="widget-title mb-5 font-bold text-base">DSÖ: OBEZİTEYE KARŞI KÜRESEL EYLEM GEREKİYOR</h2>
<p>DSÖ, yıllardır küresel obezite krizine acilen müdahale edilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>
<p>Dünya Sağlık Asamblesi (DSA) Küresel Beslenme Hedefleri ile 2025'e kadar diyabet ve obezitenin artışını durdurmayı da içeren "bulaşıcı olmayan hastalıklarla ilgili hedefler", DSÖ üyesi ülkeler tarafından onaylanmıştı.</p>
<p>DSA da yaygın yetersiz beslenme sorununu ele almak için hızlandırılmış küresel eyleme ihtiyaç duyulduğunu kabul etmişti.</p>
<p>2022'de düzenlenen 75. Dünya Sağlık Asamblesi'nde üye ülkeler, obezitenin önlenmesi ve yönetimi için yeni önerileri kabul etmiş, obeziteyi durdurmak amacıyla DSÖ Hızlandırma Planı'nı onaylamıştı.</p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67d6749e36676.jpg" length="72661" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 16 Mar 2025 09:50:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antrenman öncesi kahve içmenin etkisi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antrenman-oencesi-kahve-icmenin-etkisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antrenman-oencesi-kahve-icmenin-etkisi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="womanpage-gallery-detail-sub-title">Kahve, enerji seviyelerini artırmaya, performansı geliştirmeye ve fitness hedeflerini desteklemeye yardımcı olan kafein içeriği nedeniyle popüler bir antrenman öncesi içecektir. Kas gücünü, dayanıklılığı ve zihinsel odaklanmayı iyileştirebilir, egzersizleri daha verimli ve yönetilebilir hale getirebilir.</h2>
<p><span>Bazen antrenmandan önce ek bir enerjiye ihtiyacınız olur. Antrenman öncesi içecekler için birçok alternatif olsa da kahve en popüler olanlardan biridir.</span><br><br><span>Kahve, antrenman sırasında daha iyi performans göstermenize yardımcı olabilecek kafein açısından zengin ve düşük maliyetli bir içecektir. Ancak, sizin için uygun olup olmadığını ve antrenmandan önce kahve içmenin herhangi bir dezavantajı olup olmadığını sorabilirsiniz. Egzersizlerinize başlamak için doğal bir enerji artışı arıyorsanız, kahve doğru çözüm olabilir.</span></p>
<p><span>Bu mütevazı içecek, performansı artırma ve fitness hedeflerini destekleme potansiyeli nedeniyle övülmüştür. Peki kahve antrenman öncesi ne kadar etkilidir?</span></p>
<h2 class="womanpage-gallery-detail-sub-title womanpage-gallery-detail-card-frame--sub-title">ANTRENMAN ÖNCESİ KAHVENİN FAYDALARI</h2>
<p class="card-text gallery-page-hero-card-text">Kahve, dünyanın en popüler içeceklerinden biridir. Doğal olarak oluşan kafein, antioksidanlar ve mineraller içerir. Ayrıca, çeşitli ekonomik düzeylerdeki insanlar için hem lezzetli hem de ucuzdur. Kafein iyi bir antrenman için gerekli olmasa da, birçok kişi enerjilerini artırmak ve performans hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmak için egzersizden önce içer.<br><br>Kafein, hem güç hem de kardiyo egzersizlerinde etkili bir ergojenik asit (veya performans artırıcı) olarak kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Faydaları arasında artan kas gücü, dayanıklılık ve kuvvet; daha fazla aerobik dayanıklılık; gelişmiş koşu, sıçrama ve fırlatma yeteneği; glikojen rezervlerinden tasarruf ve birincil yakıt kaynağı olarak yağ kullanımı; ve gelişmiş dikkat ve uyanıklık yer alabilir. Kafeinin hem sporcular hem de sporcu olmayanlar için yararlı olduğu gösterilmiştir, bu da tipik bir spor salonuna gidenin fayda sağlayabileceği anlamına gelir.</p>
<p class="card-text gallery-page-hero-card-text"><span>Kahve, enerji seviyenizi büyük ölçüde artırabilecek doğal bir uyarıcı olan kafein içerir. Spor salonuna gitmeden önce kahve tüketmek, merkezi sinir sisteminizi uyandırır, bu da yorgunluğu azaltır ve zorlu egzersizlerde size yardımcı olur. Bu, onu sporcular ve fitness tutkunları arasında popüler bir antrenman öncesi takviyesi yapar.</span></p>
<p class="card-text gallery-page-hero-card-text"><span></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67d26f8ee294c.jpg" length="116817" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 13 Mar 2025 08:39:30 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Doktor, Gençlerde Kolon Kanseri Artışını 4 Erken Belirtiyle Uyardı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/doktor-genclerde-kolon-kanseri-artisini-4-erken-belirtiyle-uyardi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/doktor-genclerde-kolon-kanseri-artisini-4-erken-belirtiyle-uyardi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="womanpage-gallery-detail-sub-title">Kalın bağırsak kanseri (kolon kanseri) genellikle 50 yaş üzeri yetişkinler için risk oluşturuyordu. Ancak son yıllarda gençler arasında da kalın bağırsak kanseri vakaları artmaya başladı. Uzmanlar her kanser türünde olduğu gibi kalın bağırsak kanserinde de erken teşhisin önemini vurguluyor. Bu nedenle bazı işaretleri uyarı sinyali olarak kabul etmeniz gerekiyor.</h2>
<p><span>Bağırsak kanseri, özellikle 20'li yaşlarındaki gençler arasında hızla artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu hastalığın büyük oranda "önlenebilir" olduğunu vurgularken, genç nesillere daha fazla farkındalık kazandırılması gerektiğine dikkat çekiyor. Dr. Mark Soliman, bağırsak kanseri teşhisi konulan genç hasta sayısındaki artışı, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının eksikliği ve erken farkındalık eksikliğine bağlıyor.</span></p>
<h2 class="womanpage-gallery-detail-sub-title womanpage-gallery-detail-card-frame--sub-title">GENÇLERDE YAYGINLAŞIYOR</h2>
<p class="card-text gallery-page-hero-card-text">Dr. Mark Soliman, bağırsak kanseri olarak bilinen kolon kanserinin gençlerde giderek daha sık görüldüğünü belirtiyor. Mart ayı, bağırsak kanseri farkındalık ayı olarak kabul edilirken, Dr. Soliman bu dönemde, gençlere semptomlardan utanmamaları ve erken teşhis için test yaptırmaları çağrısında bulunuyor. "Kolon ve rektum kanseri teşhisi konulan hastalar giderek daha gençleşiyor. 20'li yaşlarının ortasında agresif kanserli hastalar görüyorum" diyen Soliman, bu durumun oldukça yıkıcı olduğunu belirtiyor.</p>
<h2 class="womanpage-gallery-detail-sub-title womanpage-gallery-detail-card-frame--sub-title">BAĞIRSAK KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ?</h2>
<p class="card-text gallery-page-hero-card-text">Dr. Soliman, bağırsak kanserinin yüzde 100 önlenebilir bir hastalık olduğunu vurguluyor. Ancak gençlerin, bağırsak hareketleri veya dışkılarındaki değişiklikleri doktorlarıyla konuşmaktan kaçındıklarını belirtiyor. Geçtiğimiz yıl Lancet Oncology dergisinde yayımlanan bir rapora göre, bağırsak kanseri oranları genç yetişkinler arasında önemli ölçüde artmış durumda. Özellikle İngiltere'de bu artış dikkat çekiyor. Bowel Cancer UK’nin verilerine göre, her yıl 2.600'den fazla genç insana bağırsak kanseri teşhisi konuluyor.</p>
<h2 class="womanpage-gallery-detail-sub-title womanpage-gallery-detail-card-frame--sub-title">KOLON KANSERİNİN NEDENLERİ</h2>
<p class="card-text gallery-page-hero-card-text">Dr. Soliman, modern yaşam tarzının bağırsak kanseri oranlarının artmasındaki önemli faktörlerden biri olduğunu belirtiyor. "Hareketli bir yaşam tarzı yerine, çoğu insan hareketsiz bir yaşam sürüyor, daha az egzersiz yapıyorlar ve işlenmiş gıda tüketimi fazla" diyen Soliman, bu tarz alışkanlıkların kolon kanseri riskini artırabileceğini söylüyor. Ayrıca, yeterli lif alımının eksikliği de bu riski tetikleyen faktörlerden biri.</p>
<h2 class="womanpage-gallery-detail-sub-title womanpage-gallery-detail-card-frame--sub-title">ERKEN UYARI İŞARETLERİ</h2>
<p class="card-text gallery-page-hero-card-text">Bağırsak kanseri genellikle geç belirtiler gösteriyor. Ancak Dr. Soliman, fark edilmesi gereken birkaç önemli belirtinin olduğunu belirtiyor: "<strong>Bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler, kabızlık hissinin artması, dışkıdaki renk değişiklikleri veya rektal kanama gibi durumlar</strong><span> </span>erken uyarıcı olabilir." Ayrıca, rektal basınç ve şişkinlik gibi belirtiler de dikkatle izlenmesi gereken semptomlar arasında yer allıyor<br><br>NHS , bağırsak kanserinin dikkat edilmesi gereken başlıca belirtilerinin şunlar olduğunu söylüyor:<br><br></p>
<ul>
<li>Dışkınızda yumuşak dışkı, sizin için normal olmayan ishal veya kabızlık gibi değişiklikler</li>
<li>Dışkınızda kırmızı veya siyah görünebilen kan</li>
<li>Tuvalete yeni gitmiş olsanız bile, sık sık tuvalet ihtiyacı hiisetme</li>
<li>Karın ağrısı</li>
<li>Karnınızda bir yumru</li>
<li>Şişkinlik</li>
<li>Çabalamadan kilo vermek</li>
<li>Nedensiz yere çok yorgun hissetmek</li>
<li>
<h2 class="womanpage-gallery-detail-sub-title womanpage-gallery-detail-card-frame--sub-title">BAĞIRSAK KANSERİ RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN NE YAPMALI?</h2>
<p class="card-text gallery-page-hero-card-text">Dr. Soliman, bağırsak kanserinin önlenmesi için düzenli egzersiz yapmayı, sağlıklı ve dengeli beslenmeyi ve sigarayı bırakmayı öneriyor. Özellikle nitrat oranı yüksek tütsülenmiş etlerden uzak durulması gerektiğine dikkat çeken Soliman, spor yapan ve sağlıklı beslenen kişilerin kolon kanserine yakalanma risklerinin daha düşük olduğunu vurguluyor.</p>
</li>
</ul> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67d11b56de365.jpg" length="61389" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 12 Mar 2025 08:27:59 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>İşlenmiş kırmızı etin fazla tüketimi demans riskini artırabilir</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/islenmis-kirmizi-etin-fazla-tuketimi-demans-riskini-artirabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/islenmis-kirmizi-etin-fazla-tuketimi-demans-riskini-artirabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h4>Harvard Üniversitesine bağlı T.H. Chan Halk Sağlığı bölümünden araştırmacılar, sosis ve salam gibi işlenmiş kırmızı et ürünlerini fazla tüketen kişilerin demans hastalığına yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu tespit etti.</h4>
<p class="selectionShareable">Science Daily'nin haberine göre, demans tanısı bulunmayan, ortalama 49 yaşındaki yaklaşık 134 bin katılımcı her 2 ila 4 yılda bir, yedikleri yiyecekleri ve bunları ne sıklıkta tükettiklerini listeleyen bir gıda günlüğü doldurdu.</p>
<p class="selectionShareable">Araştırmacılar, katılımcıları günde yediği ortalama kırmızı et miktarına göre "az miktarda tüketen", "orta miktarda tüketen" ve "fazla miktarda tüketen" olarak 3 gruba ayırdı.</p>
<p class="selectionShareable">Çalışma sonucunda, işlenmiş kırmızı et ürünlerini "fazla miktarda tüketen" kişilerin ilerleyen yıllarda demans tanısı alma riskinin "az miktarda tüketenlere" kıyasla yüzde 13 daha fazla olduğu ortaya kondu.</p>
<p class="selectionShareable">Araştırmada, işlenmemiş kırmızı eti fazla tüketen kişiler ile az tüketenler arasında demans tanısı alma riskine ilişkin bir fark olmadığı belirtildi.</p>
<p class="selectionShareable">Öte yandan, araştırmacılar, günde bir porsiyon işlenmiş kırmızı et yerine bir porsiyon kuruyemiş veya baklagil tüketmenin demans riskini yüzde 19, balık tüketmenin yüzde 28 ve beyaz et tüketmenin ise yüzde 16 oranında azalttığını vurguladı.</p>
<p class="selectionShareable">Araştırmanın bulguları "Amerikan Nöroloji Akademisi" dergisinde yayımlandı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67cfcb206ea0b.jpg" length="120603" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 08:33:42 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Alanya&amp;apos;da beyin ölümü gerçekleşen 29 yaşındaki genç 5 kişiye umut oldu</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alanyada-beyin-oelumu-gerceklesen-29-yasindaki-genc-5-kisiye-umut-oldu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alanyada-beyin-oelumu-gerceklesen-29-yasindaki-genc-5-kisiye-umut-oldu</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya'nın Alanya ilçesinde 25 Şubat'ta meydana gelen kazada ağır yaralan ve 5 Mart'ta beyin ölümü gerçekleşen A.S.Y (29) nakil bekleyen 5 kişiye umut oldu.</span><br><span>Alanya'da 25 Şubat'ta meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanan 29 yaşındaki A.S.Y.'nin 3 Mart 2025 tarihinde beyin ölümü gerçekleşti. Bunun üzerine Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım Hekimleri Uzm. Dr. Uğur Altun, Uzm. Dr. Hasan Dirik ve Organ Doku Koordinatörü Sezer Uğuz tarafından aile ile yapılan görüşme sonrasında A.S.Y.'nin organları bağışlandı. Yapılan tetkikler sonrasında gencin kalbi, akciğeri, böbrekleri ve karaciğerinin alınması kararlaştırıldı. Ankara Bilkent Hastanesi, Konya Meram Tıp Fakültesi ve Akdeniz Üniversitesi'nden özel ekipler nakil için Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne geldi. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sabah saatlerinde başlayan ve başarılı bir şekilde gerçekleşen ameliyat sonrasında Antalya Organ Doku Koordinatörlüğü Merkezi ile iletişim kurularak başlatılan işlemler doğrultusunda, A.S.Y.'nin organları özel ekiplerle nakil bekleyen hastalara ulaştırıldı. A.S.Y'nin böbrekleri farklı 2 kişiye verilmek üzere diğer organları ile birlikte 5 kişiye umut olacak.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67cc3788d421f.jpg" length="75029" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 08 Mar 2025 15:26:54 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Baş Ağrısıyla Uyananlar Dikkat! Doktorlar Nedenlerini ve Çarelerini Açıkladı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bas-agrisiyla-uyananlar-dikkat-doktorlar-nedenlerini-ve-carelerini-acikladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bas-agrisiyla-uyananlar-dikkat-doktorlar-nedenlerini-ve-carelerini-acikladi</guid>
        <description><![CDATA[ <p data-start="142" data-end="437">Baş ağrısıyla uyanmak, birçok insanın karşılaştığı yaygın bir sorun haline geldi. Uzmanlar, sabahları baş ağrısı ile uyanmanın, çeşitli sağlık sorunlarının bir işareti olabileceğini belirtiyor. En yaygın nedenler arasında uyku apnesi, migren, yanlış uyku pozisyonları ve aşırı stres yer alıyor.</p>
<p data-start="439" data-end="850">Uyku apnesi, nefes almanın uyku sırasında kısa süreli olarak kesilmesiyle karakterizedir ve bu durum gece boyu oksijen seviyesinin düşmesine neden olarak sabahları baş ağrısına yol açabilir. Ayrıca, migren hastalığına sahip kişilerde, uykudan uyanırken baş ağrıları daha sık görülebilir. Bunun dışında, aşırı alkol tüketimi veya gece boyunca yeterince su içmemek de baş ağrılarının nedenleri arasında sayılıyor.</p>
<p data-start="852" data-end="1195">Uzm. Dr. Ahmet Yılmaz, "Baş ağrısıyla uyanmak, sadece basit bir sorun gibi görünebilir, ancak altında ciddi sağlık problemleri olabilir. Düzenli uyku alışkanlıkları, yeterli su tüketimi ve stresten kaçınmak bu tür ağrıları hafifletebilir. Eğer baş ağrılarınız sürekli hale gelirse, mutlaka bir sağlık profesyoneline danışmak önemlidir," diyor.</p>
<p data-start="1197" data-end="1488">Doktorlar, baş ağrılarıyla uyanan kişilere uyku ortamlarını iyileştirmelerini, yatağın rahat olduğundan ve uyku pozisyonunun düzgün olduğundan emin olmalarını öneriyor. Ayrıca, stres yönetimi tekniklerini (meditasyon, yoga, derin nefes egzersizleri) uygulamanın faydalı olacağı vurgulanıyor.</p>
<p data-start="1490" data-end="1608">Eğer baş ağrıları uzun süre devam eder veya şiddetlenirse, uzman bir doktordan yardım almak gerektiği unutulmamalıdır.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67c93bda6ba44.jpg" length="41460" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 06 Mar 2025 09:08:30 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kış Aylarında Sağlığınızı Koruyun: Bağışıklığınızı Güçlendirin</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kis-aylarinda-sagliginizi-koruyun-bagisikliginizi-guclendirin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kis-aylarinda-sagliginizi-koruyun-bagisikliginizi-guclendirin</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot">Havaların soğuması ve kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesiyle birlikte bulaşıcı hastalıkların yayılma riski artıyor.</h2>
<p>Uzmanlar, özellikle son dönemde artan salgınlara karşı vücudun doğal savunmasını güçlendirmek için önlemler alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Orzaks İlaç Medikal Müdürü Dr. Feyza Özdemir, güçlü bir bağışıklığın hastalıklara karşı en etkili koruma olduğunu belirterek, bağışıklık sistemini destekleyen önerilerini paylaştı.</p>
<p>Kış aylarının gelmesiyle birlikte soğuk hava koşulları ve kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve bulaşıcı hastalıkların yayılmasına zemin hazırlıyor. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi, vücudu virüs ve bakterilere karşı koruyarak hastalıkların etkisini en aza indirmede kritik rol oynuyor.  Orzaks İlaç Medikal Müdürü Dr. Feyza Özdemir, kış mevsiminde bağışıklığın birçok nedene bağlı olarak düştüğünü belirterek, “Soğuk hava, burun ve üst solunum yollarında enfeksiyonlara karşı savunma mekanizmalarını zayıflatırken, kapalı ve havalandırması yetersiz alanlar virüslerin daha hızlı yayılmasına neden oluyor. Bunun yanı sıra güneş ışığının azalmasıyla ortaya çıkan D vitamini eksikliği, dengesiz beslenme, yetersiz uyku ve stres gibi etkenler de bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabiliyor” dedi.</p>
<p><span><strong>BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRMEDE VİTAMİN VE MİNERALLER ÖNE ÇIKIYOR</strong></span></p>
<p>Tükettiğimiz besinlerin değerlerinde son yıllarda dramatik düşüşler olduğunu dikkat çeken Dr. Feyza Özdemir,<span> </span><strong>“Çok da uzun olmayan bir zaman öncesinde bir insanın 1 portakal yiyerek edindiği mikro besin değerini alabilmek için bugün çok daha fazla tüketim ile ancak aynı miktarlara erişebiliyoruz. Bu da kronik hastalıkların sıklığının artması gibi yeni sorunları tetikliyor. Bu nedenlere bağlı olarak da beslenmeyle yeterli düzeyde alınamayan vitamin ve minerallerin takviye edici gıdalarla desteklenmesi artık çok daha fazla<span> </span><a href="https://www.haber7.com/guncel" title="Güncel Haberleri" target="_blank" class="link_keywords" rel="noopener">gündem</a>e geliyor.”</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
<p>Dr. Feyza Özdemir; C vitamini, D vitamini, çinko, probiyotikler ve Omega-3 gibi bağışıklığı destekleyen bileşenlerin beslenmeye dâhil edilmesi gerektiğinin de altını çizdi. Dr. Feyza Özdemir, “C vitamini, güçlü bir antioksidan olarak hücreleri serbest radikallere karşı korur ve bağışıklık hücrelerinin etkinliğini artırır. D vitamini, bağışıklık hücrelerinin düzgün çalışmasını destekleyerek vücudu enfeksiyonlara karşı korur. Çinko, bağışıklık hücrelerinin üretimini artırarak vücudu virüslere karşı daha dirençli hale getirir. Omega-3 yağ asitleri, iltihaplanmayı azaltarak bağışıklık sisteminin aşırı tepkisini önler ve genel bağışıklık fonksiyonlarını destekler” dedi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67c7e6548fa7b.jpg" length="86202" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 05 Mar 2025 08:51:22 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Türkiye’nin Yeşilay’ı 105 yaşında</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/turkiyenin-yesilayi-105-yasinda</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/turkiyenin-yesilayi-105-yasinda</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot">Bu yıl 1-7 Mart tarihleri arasında düzenlenecek Yeşilay Haftası etkinlikleri, bağımlılıklarla mücadelede farkındalık yaratmak amacıyla 120 Yeşilay Şubesi, 97 ülke Yeşilay’ı ve 130 binin üzerinde gönüllüyle kutlanıyor.</h2>
<p><span>Bağımlılıklarla mücadele alanında 105 yıldır 120 şube, 97 ülke Yeşilay’ı ve 130 binin üzerinde gönüllüsüyle çalışmalarını sürdüren Yeşilay, toplumun bağımlılıklarla mücadele kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarını her alanda kararlılıkla devam ettiriyor. Bu yıl 1-7 Mart arasında “Türkiye’nin Yeşilayı 105 Yaşında” sloganıyla kutlanan Yeşilay Haftası’nda, bağımlılıkla mücadelede farkındalık yaratmak amacıyla yurt genelinde birçok etkinlik düzenleniyor. 5 Mart 1920’de, işgal altındaki İstanbul’da, bağımlılıklar yoluyla toplumu zayıflatmaya çalışan güçlere karşı direniş ruhuyla kurulan Yeşilay, bugün Türkiye’nin dört bir yanında ve dünyada bağımlılıkla mücadelede öncü rolünü üstleniyor.</span></p>
<h3><span>Yeşilay Başkanı Mehmet Dinç: “Bağımlılık ortaya çıkmadan engellenmeli”</span></h3>
<p>İstanbul Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen Yeşilay Haftası lansman toplantısında açılış konuşmasını yapan Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, bağımlılıklarla mücadeleyi “bir nesil ve gelecek davası” olarak gördüklerini vurgulayarak, şunları söyledi: “Gençlerimizin geleceğine kasteden, onları zifiri bir karanlığa mahkûm etmek isteyenlere karşı İçişleri Bakanlığımızın iş birliğiyle Bağımsızlık Seferberliğimizi ilan ettik. Bağımsızlık Seferberliğimiz, çocuklarımızın bağımlılık endüstrisinin tuzaklarına düşmemesi için var gücümüzle çalışmak demektir. Bağımlılıklarla mücadele ederek insan onurunu toplumun tüm fertleri adına koruma gayretinde olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim. Bu duygu ve düşüncelerle, 105. yılımızda ve Yeşilay Haftası vesilesiyle, ‘Bağımsız gelecek için Türkiye’nin Yeşilay’ında buluşalım.’ diyorum. Bağımlılığın ortaya çıkmadan engellenmesi düsturuyla geleceğimiz için el ele verelim. Tek bir insanımızın dahi bağımlılığın pençesine düşmemesi için hepinizi, 105 yıllık bu büyük mirasa sahip çıkmaya davet ediyorum.”</p>
<h3><span>İstanbul’un Sembol Mekânları “Yeşile” Boyanacak</span></h3>
<p>Yeşilay Haftası etkinlikleri kapsamında Rami Kütüphanesi’nde hafta boyunca sürecek “Yeşil Sahne Söyleşileri”nde, bağımlılıkla mücadele konularına değinilecek ve ünlü isimler de sahne alacak. Ayrıca yine Rami Kütüphanesi’nde minik ziyaretçilere eğitmenler eşliğinde origami, ahşap oyuncak boyama, taş boyama gibi çeşitli atölyeler de düzenlenecek.</p>
<p>Yeşilay’ın 105. yaşında, 9.’su gerçekleşen “Uluslararası Yeşilay Karikatür Yarışması”nın ödüllü eserleri ise ilk kez Yeşilay Haftası kapsamında Rami Kütüphanesi’nde ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. Bağımlılığa karşı sanatı öne çıkaran Yeşilay Karikatür Sergisi, bu yıl Marmaray istasyonları ve Rami Kütüphanesi başta olmak üzere çeşitli illerde sanatseverlerle buluşacak.</p>
<p>1-3-5 Mart tarihlerinde 16.30-18.30 saatleri arasında Marmaray Üsküdar, Yenikapı, Sirkeci ve Cağaloğlu istasyonlarında Yeşilay Haftası’na özel müzik dinletileri yapılacak.</p>
<p>Etkinlikler kapsamında 1-7 Mart tarihleri arasında Süper Lig ve TFF 1. Lig de oynanacak maçlarda tüm misafir takımlar sahaya “Hepimiz İçin Bağımsız Gelecek” yazılı Yeşilay pankartıyla çıkacak.</p>
<p>Yeşilay’ın doğum günü olan 5 Mart tarihinde ise Galata Kulesi, Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri, Çamlıca Kulesi, Dolmabahçe Saat Kulesi, Sepetçiler Kasrı gibi İstanbul’un sembol mekânlarında yeşil ışıklı lazer taraması yapılacak.</p>
<h3><span>Gençler Sosyal Medyada Farkındalık İçin Yarışıyor!</span></h3>
<p>Yeşilay, gençlerin sosyal medyada bilinçli ve etkili içerikler üretmesini teşvik etmek amacıyla "Genç Yeşilaycılar Ödüllü Reels Yarışması"nı başlatıyor. "Sosyal Medyayı En İyi Genç Yeşilaycı Kullanır; Sınırlarını Çizer ve Farkındalık Yaratır" mottosuyla düzenlenen yarışmada, gençler bağımlılıklarla mücadeleye yönelik farkındalık oluşturan kısa videolar hazırlayarak yarışmaya katılabilecek. Toplam 70.000 TL'ye varan ödülün dağıtılacağı yarışmaya son başvuru tarihi 4 Mart olarak belirlenirken, kazananlar 7 Mart’ta açıklanacak. Yarışmaya katılmak isteyenler, hazırladıkları videoları #GençYeşilay, #Türkiye’ninYeşilayı105Yaşında ve #BağımsızlıkSeferberliği etiketleriyle paylaşarak @gencyesilayci hesabını etiketleyip DM yoluyla iletebilecek.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67c53a8c930cf.jpg" length="53082" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 08:13:59 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Ramazan ayında yanlış beslenme şekilleri kilo artışına ve bazı mide&amp;bağırsak rahatsızlıklarına neden olabilir.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/ramazan-ayinda-yanlis-beslenme-sekilleri-kilo-artisina-ve-bazi-mide-bagirsak-rahatsizliklarina-neden-olabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/ramazan-ayinda-yanlis-beslenme-sekilleri-kilo-artisina-ve-bazi-mide-bagirsak-rahatsizliklarina-neden-olabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot">Ramazan ayında yanlış beslenme şekilleri kilo artışına ve bazı mide-bağırsak rahatsızlıklarına neden olabilir. Ramazan ayını sağlıklı geçirmenizi sağlayacak beslenme ipuçlarını Liv Hospital Uzm. Diyetisyen Özgenaz Kazan anlattı.</h2>
<p>Ramazan ayında beslenme alışkanlıklarımız, açlık süremiz ve yediğimiz yemeklerin çeşitliliği değişmektedir. Ancak sağlığımızı korumak için beslenmemize dikkat etmemiz gerekmektedir. Öncelikle orucumuzu açarken dikkat etmemiz gereken bazı noktalar var. Bunlardan ilki yemek yemek için acele etmemek. Bir adet hurma ile orucumuzu açtıktan sonra çorba ile devam etmeliyiz. Uzun süreli açlığın ardından aniden yüklenmesi mide ve bağırsak problemleri yaşanmasına sebep olabilir. Orucumuzu çorba ile açtıktan sonra 5-10 dakika bekledikten sonra ana yemeğe geçilmelidir. Neden 5-10 dakika beklemeliyiz? Bunun nedeni beynimiz doyma sinyalini 15-20 dakika sonra verir. Beynin tokluk sinyali göndermesine zaman tanıdığınızda fazla besin alımı ve buna bağlı kilo artışını önlemiş olursunuz. Uzun süreli açlık sonrası iftar öğününde kan şekeri seviyesi düşük olduğundan fazla miktarda besin tüketim isteği doğmaktadır. Bu da hem fazla kilo almamıza hem de mide ve bağırsak hastalıklarına neden olabilir. İftar menüsünde ana yemek olarak ise; az yağlı sebze ya da kurubaklagil yemekleri veya et, köfte, tavuk, balık gibi protein kaynaklarını ızgara, fırın yada haşlama yöntemi ile pişirerek tüketmeyi tercih etmek gerekir. İftar sorasında mutlaka yeşil yapraklı sebzelerden oluşan salataya da yer vermek gerekiyor. İftar sofranızda yeşil yapraklı sebzelerde oluşan bir salataya yer verin. İftar sonrası tatlı tüketimine dikkat Ağzımızın tadı kaçmasın iftar sonrası tatlı tüketimi tercihinizi haftada 2 gün ev yapımı sütlü tatlıdan yana kullanın. Az şekerli meyve tatlıları veya meyve komposto tercih edebilirsiniz.</p>
<h3><span>İFTAR SOFRASINDA HURMA NEDEN ÖNEMLİ?</span></h3>
<p>Ramazan ayı denilince akla ilk gelen hiç şüphesiz ki Hurma. Hurma, potasyum açısından oldukça zengin bir meyvedir. Potasyum, sinir sistemi ve kasların çalışmasında önemli rol oynar. Ayrıca vücutta kırmızı kan hücresi yapımını desteklediği için de kansızlığa da iyi gelir. Ramazan ayında hurma tüketimine de dikkat etmek gerekir.</p>
<h3><span>SAHURDA AŞIRI YAĞLI YEMEKLER VE HAMUR İŞİNDEN UZAK DURUN</span></h3>
<p>Ramazan ayında uykusunun bölünmesini istemeyenler sahur yapmadan oruç tutmayı tercih ediyorlar. Ancak sağlık açısından mutlaka sahur yapmak gerekiyor. Ramazan ayında ilk öğün olarak adlandırdığımız sahur öğünü oldukça önemlidir. Sahur yapılmaması iftar saatine kadar olan açlık süresinin uzamasına ve gün içinde kan şekerinin düşmesine neden olur. Sahur öğününün yüksek karbonhidrat içeren hamur işi, unlu mamuller, şeker ve tuz içeriği yüksek gıdalardan oluşması ise yağlanmayı dolayısıyla kilo artışını tetikler. Sahurda ne tükettiğiniz çok önemli. Sahurda; peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler ve sebze grubundan oluşan besleyici bir kahvaltı veya çorba ve hafif zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir menü tercih etmek doğru olacaktır. Aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemeklerle hamur işlerinden uzak durulması gerekir.</p>
<h3><span>İFTAR İLE SAHUR ARASINDA 2-2,5 LİTRE SIVI TÜKETİN</span></h3>
<p>Yeterli sıvı aldığınızdan emin olun oruç tutarken gün içinde sıvı ve mineral eksiklikleri yaşanır. İftar ile sahur arasında 2-2,5 litre su tüketmeye özen gösterin. Ramazanda hareketsizlik kilo artışına ve bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına neden olabilir. İftardan sonra 30-45 dakika orta tempolu yürüyüş sindirim sistemini destekler ve kilo artışını önler. Kronik hastalığı olanlar oruç tutmadan önce mutlaka hekime danışmalıdır.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202503/image_870x580_67c29ca86a5df.jpg" length="75241" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 01 Mar 2025 08:35:43 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Oruçta mide sağlığını korumanın altın kuralları!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/oructa-mide-sagligini-korumanin-altin-kurallari</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/oructa-mide-sagligini-korumanin-altin-kurallari</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli beslenmek, gün boyu enerjik kalmak ve mide rahatsızlıklarını önlemek için büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle sahurda tok tutan besinler tüketmenin ve iftarda mideyi yormayacak şekilde beslenmenin gerekliliğine dikkat çekiyor. İşte sahur ve iftar öğünlerinde yapılan hatalar ve sağlıklı beslenmenin yolları..</span></p>
<p><span>Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte sahur ve iftar hazırlıkları hız kazandı. Oruç süresince sağlıklı beslenmek, hem vücudu zorlamamak hem de gün boyu enerjik kalabilmek adına büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle sahurda tok tutan besinlerin tercih edilmesi ve iftarda mideyi yormayan gıdaların tüketilmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.</span></p>
<p><strong>MİDE SAĞLIĞINA DİKKAT!</strong></p>
<p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç, Ramazan ayında değişen beslenme düzenine bağlı olarak mide problemlerinin artabileceğine dikkat çekiyor. Bilgiç,<span> </span><strong>"Yeme alışkanlıkları değiştiği için, normal yeme rutin programımızın dışına çıktığımız için Ramazan ayında, buna bağlı gastrointestinal sistemde bazı problemler de ortaya çıkmaktadır doğal olarak.</strong></p>
<p><strong>Bunlar yapılacak küçük yeme değişiklikleriyle tamamen düzelebilen değişikliklerdir. Oruç sırasında çok uzun süreli oruç tuttuğumuzda, uzun süreli aç kaldığımızda mide asiti artar. Ramazan ayında yememize, içmemize dikkat etmemiz lazım."</strong><span> dedi.</span></p>
<p><span>Özellikle iftar ve sahurda yapılan beslenme hatalarının sindirim sistemini zorladığını belirten Bilgiç, bu dönemde mideyi koruyacak bir beslenme planının uygulanması gerektiğini vurguladı.</span></p>
<p><strong>İFTAR VE SAHUR ARASINDA NASIL BESLENMELİYİZ?</strong></p>
<p>İftar anında yapılan en büyük hatalardan birinin hızlı yemek yemek olduğunu belirten Prof. Dr. Bilgiç, sahur ve iftar aralığında dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>İftara çorbayla başlanmalı:<span> </span></strong>Ilık bir çorba, mideyi yemeğe hazırlayarak sindirimi kolaylaştırır.</p>
<p><strong>Salata ile denge sağlanmalı:<span> </span></strong><span>Çorba ve hafif bir salata mideyi rahatlatır ve aşırı yeme riskini azaltır.</span></p>
<p><span><strong>Ara öğünlerle desteklenmeli:</strong> İftar sonrası aşırı yemekten kaçınarak sahura kadar bir veya iki küçük ara öğün yapılmalı.</span></p>
<p><span></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67c15577036b7.jpg" length="51123" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 28 Feb 2025 09:19:42 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Diş fırçanız bakteri yuvası olabilir: İşte en büyük hata</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/dis-fircaniz-bakteri-yuvasi-olabilir-iste-en-buyuk-hata</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/dis-fircaniz-bakteri-yuvasi-olabilir-iste-en-buyuk-hata</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="description mb-4 fw-medium fs-5 lh-base">Singapur'da görev yapan Dr. Samuel Choudhury, birçok insanın diş fırçalarını kullanırken farkında olmadan yaptığı büyük hatayı açıkladı. Bu alışkanlık, diş fırçalarımızın dışkı kalıntıları, bakteriler ve virüslerle temas etmesine yol açıyor.</h2>
<p>Daliy Mail'de yer alan habere göre; Dr. Choudhury'nin paylaştığı bilgilere göre, tuvalet sifonu çekildiğinde havaya 1.8 metreye kadar bakteri ve mikroplar saçılıyor. Eğer diş fırçanız tuvalete yakın bir yerde duruyorsa, her fırçalama sırasında sadece diş macunu kullanmadığınızı bilmelisiniz.</p>
<p>Birçok kişi diş fırçalarını kapakla muhafaza etmenin iyi bir fikir olduğunu düşünüyor. Ancak Dr. Choudhury, bunun tam tersine bakteri üremesi için elverişli bir ortam sağladığını belirtiyor. 2015 yılında yapılan bir araştırmada, ortak kullanılan banyolardaki diş fırçalarının yüzde 60'ında dışkı kalıntısı bulunduğu tespit edildi.</p>
<p><span>Kapalı kutular veya fırça kapakları, diş fırçalarını havadan gelen partiküllerden koruyormuş gibi görünse de, aslında bakteri yükünü artırıyor. Çünkü kapalı ve nemli ortamlar, mikropların hızla çoğalmasına olanak tanıyor.</span></p>
<p>Peki, diş fırçalarımızı nasıl temiz ve güvenli tutabiliriz? Dr. Choudhury, birkaç basit yöntem öneriyor:</p>
<ol>
<li>Fırçayı her zaman dik konumda tutarak suyun düzgün şekilde süzülmesini sağlamak.</li>
<li>Üç ila dört ayda bir fırçayı veya fırça başlığını değiştirmek.</li>
<li>Diş fırçasını tuvalet kapağı kapalıyken muhafaza etmek ve mümkünse tuvaletten uzağa koymak.</li>
</ol>
<p>Bazı kullanıcılar diş fırçalarını UV sterilizatörlerinde temizlemeyi tercih etse de, Dr. Choudhury bunun gerekli olmadığını söylüyor. UV kutularının ve ağız gargarasıyla temizlemenin faydalı olabileceğini, ancak diş fırçasını doğru şekilde saklamanın çok daha önemli olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Araştırmalar, sifon çekildiğinde ortaya çıkan su damlacıklarının havada uzun süre asılı kaldığını ve E. coli ile Staphylococcus aureus gibi zararlı bakterilerin yayılmasına neden olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, tuvaletlerde havalandırma sistemlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67bffafb60032.jpg" length="88534" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 27 Feb 2025 08:41:21 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Limonlu su içmenin faydasına inanamayacaksınız!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/limonlu-su-icmenin-faydasina-inanamayacaksiniz</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/limonlu-su-icmenin-faydasina-inanamayacaksiniz</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Güne limonlu suyla başlamak son yıllarda popüler bir sağlık trendi haline geldi. Beslenme uzmanları limonlu suyun sindirimi destekleyebileceğini, bağışıklık sistemini güçlendirebileceğini ve cilt sağlığını olumlu yönde etkileyebileceğini belirtiyor. Ancak bilimsel kanıtlar hala sınırlı. Uzmanlar limonlu suyun sağlık üzerindeki etkilerini ve doğru tüketim yöntemlerini açıklıyor.</span></p>
<p><span>Limonun sağlık üzerindeki olumlu etkileri uzun zamandır biliniyor. Ancak son yıllarda sabah ilk iş olarak limonlu su içmek yeni bir trend haline geldi. Kahve ya da çay yerine tercih edilen bu alışkanlık gerçekten sanıldığı kadar faydalı mı? Uzmanlar bu konuya açıklık getiriyor.</span></p>
<p><strong>Limonlu Suyun Vücuda Etkileri</strong></p>
<p>Limonlu su tüketmek, sadece vücudu nemlendirmekle kalmaz, aynı zamanda sindirimi de destekleyebilir. Beslenme uzmanı VJ Hamilton,<strong><span> </span>"Bu konuda kesin bilimsel kanıtlar sınırlı olsa da mantıklı bir açıklaması var"</strong><span> </span>diyor. Limon suyunun asidik yapısı mide asidi üretimini harekete geçirerek sindirim sistemini destekleyebilir.</p>
<p>Su içmekten hoşlanmayanlar için limonlu su, hidrasyonu teşvik ederek kabızlık ve şişkinlik gibi sorunlara iyi gelebilir. Hamilton,<span> </span><strong>"Danışanlarımdan bazıları, limonlu suyun sindirimlerini rahatlattığını belirtiyor"</strong><span> </span>diyor.</p>
<p><strong>Limonun Besin Değeri ve Faydaları</strong></p>
<p>Limon, yüksek C vitamini içeriğiyle bağışıklık sistemini destekleyen bir meyvedir. Diyetisyen Nichola Ludlam-Raine, limonun ayrıca potasyum, B6 vitamini, folat ve magnezyum gibi önemli besin öğeleri içerdiğini söylüyor. Bu bileşenler kalp sağlığı, kas fonksiyonları ve metabolizma üzerinde olumlu etkilere sahip.</p>
<p>C vitamini, antioksidan özellikleri sayesinde hücreleri oksidatif strese karşı koruyarak yaşlanma belirtilerini geciktirebilir. Bunun yanı sıra, limon flavonoidler içerir. Hamilton,<strong><span> </span>"Hesperidin ve eriocitrin gibi bileşikler anti-enflamatuar ve kalp koruyucu etkiler gösterebilir"<span> </span></strong>diyor.</p>
<p><strong>Limonun Hastalıklara Karşı Koruyucu Etkisi</strong></p>
<p>Bağışıklığı güçlendirdiği bilinen C vitamini, soğuk algınlığının süresini kısaltabilir. Ancak uzmanlar, limonun tek başına mucizevi bir şifa kaynağı olmadığı konusunda uyarıyor. Hamilton,<span> </span><strong>"Limonlar detoksifikasyon ile ilişkilendirilse de vücut zaten karaciğer ve böbrekler yoluyla toksinlerden arınıyor. Yine de limonun içerdigi C vitamini ve sitrik asit bu süreci destekleyebilir"</strong><span> </span>diyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra limonun böbrek taşı oluşumunu önlemeye yardımcı olabileceği ve dolaşım sistemini destekleyebileceği belirtiliyor.</p>
<p><strong>Limon ve Cilt Sağlığı</strong></p>
<p>C vitamini, kolajen üretimi için gereklidir ve bu da cildin sağlıklı ve parlak görünmesini sağlayabilir. Bazı hayvan çalışmaları, limonlu suyun oksidatif stresi önleyerek erken yaşlanmayı geciktirebileceğini gösteriyor. Ancak insanlar üzerinde daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.</p>
<p><strong>Limon ve Demir Emilimi</strong></p>
<p>Bitkisel kaynaklı demirin emilimi genellikle düşüktür, ancak C vitamini bu emilimi artırabilir. Ludlam-Raine,<span> </span><strong>"Ispanak veya mercimek gibi gıdalarla birlikte limon tüketmek, demir emilimini destekleyerek anemi riskini azaltabilir"<span> </span></strong>diyor.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67bea8c0daf42.jpg" length="77063" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 26 Feb 2025 08:38:15 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>ALKÜ ve Alanya EAH ilk uzmanını verdi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alku-ve-alanya-eah-ilk-uzmanini-verdi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alku-ve-alanya-eah-ilk-uzmanini-verdi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) ile Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Eğitim Kliniği ilk uzmanını mezun etti.</span><br><span>ALKÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Ana Bilim Dalında Tıpta Uzmanlık Eğitimi alan Arş. Gör. Dr. Seher Kaya için Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Kliniği'nde bitirme sınavı yapıldı. ALKÜ Tıp Fakültesi kadrosunda bulunan ve Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli olan Dr. Seher Kaya, 2021 yılında başladığı uzmanlık eğitiminin sonunda girdiği sınavı başarıyla tamamlayarak uzman doktor olmaya hak kazandı. Tarihî bir sürecin yaşandığı sınavda Dr. Seher Kaya, ALKÜ Tıp Fakültesi ile Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nın ilk mezunu olarak adını tarihe yazdırdı. Mezuniyet törenine, ALKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, Başhekim Doç. Dr. Yılmaz Güler, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Yalçın Günal, İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı hekimleri, araştırma görevlileri, Kaya'nın mesai arkadaşları ve ailesi katıldı.</span><br><br><span>"Fakültemiz için tarihî bir an"</span><br><span>ALKÜ Tıp Fakültesi için unutulmayacak bir ana şahit olduklarını ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, "Hayatta bazı şeyler değişir ama ilkler hiç değişmez. Bizler, ALKÜ yönetimi olarak bu anlara şahitlik ettiğimiz için çok mutluyuz. Bu vesileyle bizlere her zaman destek olan Rektörümüz Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan ile uzman öğrenci yetiştirmede emeği geçen tüm hocalarımıza teşekkür ederim" diye konuştu.</span><br><br><span>"Fakültemiz ve hastanemiz için mutluluk kaynağı"</span><br><span>İç Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şakir Özgür Keşkek, kliniğin ilk uzman mezununu vermesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Sağlık ordusuna iç hastalıkları alanında bir uzman yetiştirmiş olmak, üniversitemiz ve hastanemiz için ayrı bir mutluluk kaynağıdır. Kliniğimizde uzmanlık eğitimleri devam eden diğer asistanlarımızın da eğitim süreçlerini tamamlayarak onları sağlık ordumuza dahil etmek için meslektaşlarımızla birlikte gayretle çalışmaya devam edeceğiz. Eğitim süreçlerinde emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Genç uzmanımıza da meslek hayatında başarılar diliyorum" dedi.</span><br><br><span>"Uzmanlık eğitimlerinin ilk meyvesi"</span><br><span>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Güler de konuşmasında, "Bugün burada tıpta uzmanlık eğitimimizin ilk meyvesini aldık. Türk tıp camiasına ve Alanya halkımıza bir uzman hekim yetiştirmenin gururunu ve heyecanını yaşıyoruz. Bugün burada emeği geçen Rektörümüz Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan'a, İl Sağlık Müdürümüz Prof. Dr. Behzat Özkan'a, İç Hastalıkları Klinik Sorumlusu Prof. Dr. Şakir Özgür Keşkek ve Dahiliye Kliğinin tüm hocalarına teşekkürü bir borç biliriz. Yenilikçi ve hizmet odaklı çalışmalarımız artarak devam edecektir" ifadelerine yer verdi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67bdd40a91cbb.jpg" length="72307" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 17:30:39 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kafein Bağımlılığı Kemik Sağlığını Zorlayabilir</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kafein-bagimliligi-kemik-sagligini-zorlayabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kafein-bagimliligi-kemik-sagligini-zorlayabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kemik sağlığı, vücudun genel sağlığı için büyük bir öneme sahiptir ve birçok besin ögesi kemiklerin güçlü kalmasında destekleyici rol oynar. Aşırı D vitamini veya takviyelerinin gelişigüzel kullanılması ve aşırı kafein tüketimi de kemik sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Vezirhüyük, kemik erimesi ve kemikleri iyi gelen besinlerle ilgili açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>"30 YAŞINA KADAR KEMİĞİN YAPILANMA SÜRECİ SÜRER"</strong></p>
<p>Yaşam boyunca kemikte yapılanmaların meydana gelebileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Vezirhüyük,<span> </span><strong>"Yaklaşık 30 yaşına kadar kemiğin yeniden yapılanma süreci devam eder. 30 yaşında kemik yapısının ve kütlesinin en güçlü olduğu noktaya ulaşılır. 40 yaş civarında, kemik kütlesi yavaş yavaş azalmaya başlar. Menopozdan sonra östrojen (kadınlık hormonu) seviyesindeki azalma nedeniyle kadınlar hızla kemik kaybederler ve osteoporoz (kemik erimesi) ortaya çıkar. Sonraki 5-10 yıl, kemik yıkımı yapımından daha hızlı olduğundan kadınlar kemik kütlesinin üçte birine yakınını kaybederler. Daha az kütlesi olan yani daha zayıf kemikler küçük bir düşmede bile kırılabilir. Osteoporozun ilk belirtisi, düşme sonucu kırılmış bir kemik olabilir. Kırılmalar en çok kalçalarda, el bileklerinde ya da bel omurlarında meydana gelmektedir"</strong><span> </span>ifadelerini kullandı.</p>
</div>
<p><strong>"KADINLARDA RİSK DAHA FAZLA"</strong></p>
<p>Kemik erimesi olan bireylerin boylarının kısalabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Vezirhüyük,<span> </span><strong>"Özellikle menopoz sonrası vücudun kemik kütlesinde yani tüm vücut kemik miktarında ciddi azalmalar olması nedeniyle osteoporozlu insanların vücutları küçülür, boyları kısalır. Ayrıca omurga kırıkları sıklıkla boy kısalması ve omuzlarda yuvarlaklaşma ile sonuçlanır. Kadınların osteoporoz olma riskleri erkeklere göre daha fazladır çünkü kadınların kemikleri erkeklerinkinden yüzde 20 ila 30 daha azdır. Her iki cinsiyette yaş arttıkça kemik kaybı artar ve kalça kırığı riski artış gösterir"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p><strong>"OSTEOPOROZ İLE GEÇİCİ OSTEOPOROZ ARASINDAKİ FARKLAR"</strong></p>
<p>Osteoporoz ve geçici osteoporoz arasındaki farklardan bahseden Dr. Öğr. Üyesi Vezirhüyük,<span> </span><strong>"Geçici osteoporoz, daha çok kemik iliği ödemi ile başlamaktadır. Kendisini sınırlayan ve zamanla azalan ve bir süre sonra tamamen ortadan kaybolan bir durumdur. Kesin sebebinin ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. En sık kalça kemiğinde karşımıza çıkmaktadır. Hastalara basmaması gerektiği anlatılır. Anti-inflamatuvar ilaçlar ile ödemin geçmesi sağlanır. Bir süre sonra tamamen ortadan kaybolur"</strong><span> </span>açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>"KEMİKLERİ ZAYIFLATAN DURUMLAR"</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Vezirhüyük, kemikleri zayıflatan sebepleri şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>"Genetik faktörler,</strong></p>
<p><strong>Hormonal dengesizlikler,</strong></p>
<p><strong>Kortizon gibi bazı ilaçların kullanımı,</strong></p>
<p><strong>Tiroit bezinin fazla çalışması,</strong></p>
<p><strong>Yaş,</strong></p>
<p><strong>Yaşam tarzı (sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve hareketsiz yaşam tarzı, yetersiz beslenme)."</strong></p>
<p><strong>"KEMİK SAĞLIĞINA İYİ GELEN BESİNLER"</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Zevirhüyük, kemik sağlığına iyi gelen besinlerle ilgili şu bilgileri paylaştı:</p>
<p><strong>"Yeterli ve dengeli bir diyetin sağlık halinin devamlılığı için elzem olduğu bilinir. Kemik sağlığında birçok besin ögesinin rolü bulunur. Bunlar arasında kalsiyum, D vitamini, protein, magnezyum, fosfor ve potasyum öne çıkar. Yeterli ve dengeli bir diyet tüketirseniz (bol miktarda meyve, sebze, baklagiller, fındık, tohumlar ve düşük yağlı proteinler içeren), kemiklerinizin sağlıklı ve optimum düzeyde işlev göstermesi için gereken çoğu besin ögesini vücudunuza almış olursunuz."</strong></p>
<p><strong>"KALSİYUM KEMİK SAĞLIĞI AÇISINDA KRİTİK ÖNEM TAŞIR"</strong></p>
<p>Kemiklere fayda sağlayan mineral ve vitaminlere de değinen Dr. Öğr. Üyesi Vezirhüyük,<strong><span> </span>"Kalsiyum, kemiklerin ana bileşenlerinden biri olup hücre, kas, kalp ve sinir fonksiyonları için hayati bir öneme sahip bir mineraldir. Vücutta en bol bulunan mineraldir ve kemik sağlığı için kritik hayati önem taşır. Kalsiyum, vücut tarafından üretilemediğinden, vücuda besin kaynaklarından sağlanır (bunlar en güvenli ve etkili olanlardır) veya kalsiyum takviyelerinden alınabilir. Kan dolaşımında yeterince kalsiyum yoksa, vücut kemiklerdeki kalsiyumu kullanarak kemikleri zamanla olumsuz etkiler"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p><strong>"D VİTAMİNİ ÖNEMLİ"</strong></p>
<p>D vitamininin, özellikle kemikler olmak üzere vücut için oldukça önemli bir vitamin olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Vezirhüyük,<span> </span><strong>"D vitamini, kalsiyum emilimine, kan kalsiyum ve fosfor seviyelerinin düzenlemesine yardımcı olur (kemik oluşumu için gereklidir). Vücudumuz, güneş ışığına maruz kaldığında D vitaminini aktif bir forma dönüştürür"</strong><span> </span>ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"KEMİK SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLEYEN BESİNLER"</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Vezirhüyük, kemik sağlığını olumsuz etkileyen besinleri ise şu şekilde sıraladı:</p>
<p><strong>"Fazla tuz içeren gıdalar.</strong></p>
<p><strong>Alkol.</strong></p>
<p><strong>Düşük besin değeri olan işlenmiş gıdalar.</strong></p>
<p><strong>Yüksek oksalat içeren gıdalar.</strong></p>
<p><strong>Asitli içecekler (gazlı içecekler).</strong></p>
<p><strong>Yağ oranı yüksek gıdalar.</strong></p>
<p><strong>Aşırı D vitamini veya takviyeleri kendi başına kullanmak.</strong></p>
<p><strong>Aşırı kafein tüketimi."</strong></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67bd57d755991.jpg" length="76029" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 08:40:49 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Fazla tuz tüketmek sağlığı olumsuz etkiliyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/fazla-tuz-tuketmek-sagligi-olumsuz-etkiliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/fazla-tuz-tuketmek-sagligi-olumsuz-etkiliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, aşırı tuz tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini sıkça dile getiriyor. Fazla tuz, vücutta su tutulmasına neden olarak yüksek tansiyon (hipertansiyon) gibi ciddi hastalıklara yol açabilir.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p data-end="52" data-start="0">Tuz, yemeklere lezzet katmak için sıklıkla kullanılsa da aşırı tüketimi sağlığınızı ciddi şekilde olumsuz etkileyebilir. İşte fazla tuz tüketiminin başlıca zararları..</p>
<p data-end="419" data-start="222"><strong data-end="260" data-start="222">1. Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon)</strong><br data-end="263" data-start="260">Fazla tuz, kandaki sodyum seviyesini artırarak vücutta su tutulmasına neden olur. Bu durum, damarlar üzerindeki baskıyı artırarak yüksek tansiyona yol açar.</p>
<p data-end="622" data-start="421"><strong data-end="454" data-start="421">2. Kalp ve Damar Hastalıkları</strong><br data-end="457" data-start="454">Yüksek tansiyon, kalp hastalıkları riskini artırır. Fazla tuz tüketimi, damar sertliğine (ateroskleroz) neden olabilir ve kalp krizi veya felç riskini yükseltebilir.</p>
<p data-end="850" data-start="624"><strong data-end="650" data-start="624">3. Böbrek Hastalıkları</strong><br data-end="653" data-start="650">Böbrekler, kandaki fazla sodyumu filtrelemek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Uzun vadede bu durum, böbrek fonksiyonlarının bozulmasına, böbrek taşlarına ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.</p>
<p data-end="993" data-start="852"><strong data-end="887" data-start="852">4. Ödem</strong><br data-end="890" data-start="887">Tuz, vücudun su tutmasına neden olduğu için ellerde, ayaklarda ve yüzde şişliklere (ödem) yol açabilir.</p>
<p data-end="1174" data-start="995"><strong data-end="1028" data-start="995">5. Kemik Erimesi (Osteoporoz)</strong><br data-end="1031" data-start="1028">Aşırı tuz, kalsiyum kaybını artırarak kemiklerin zayıflamasına neden olabilir. Bu durum, özellikle yaşlı bireylerde osteoporoz riskini artırır.</p>
<p data-end="52" data-start="0"></p>
<p data-end="1289" data-start="1176"><strong data-end="1201" data-start="1176">6. Mide Kanseri Riski</strong><br data-end="1204" data-start="1201">Fazla tuz, mide zarına zarar vererek mide ülseri ve mide kanseri riskini artırabilir.</p>
<p data-end="1455" data-start="1291"><strong data-end="1321" data-start="1291">7. Tat Duyusunun Bozulması</strong><br data-end="1324" data-start="1321">Sürekli olarak fazla tuz tüketmek, tat alma duyusunu etkileyebilir ve zamanla yiyeceklerden daha fazla tuz istemeye neden olabilir.</p>
<p><strong>Tuz Tüketimi Nasıl Azaltılır?</strong></p>
<p>Yemeklere ekstra tuz eklemek yerine baharatlar ve limon kullanın.</p>
<p>Hazır ve işlenmiş gıdalardan kaçının (cips, hazır çorbalar, salam, sucuk vb.).</p>
<p>Daha fazla taze sebze ve meyve tüketin.</p>
<p>Etiketleri okuyarak düşük sodyumlu ürünleri tercih edin.</p>
<p>Not: Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, günlük tuz tüketimi 5 gramı (1 çay kaşığı) geçmemelidir.</p>
<p data-end="52" data-start="0"></p>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67bad0231e4a4.jpg" length="55105" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 23 Feb 2025 10:37:14 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kolesterol seviyesini düşürmek için 8 günlük egzersiz</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kolesterol-seviyesini-dusurmek-icin-8-gunluk-egzersiz</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kolesterol-seviyesini-dusurmek-icin-8-gunluk-egzersiz</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="category-detail-sub-title">Yüksek kolesterol, kalp hastalığı ve diğer sağlık sorunları riskini artırdığı için birçok insan için giderek artan bir endişe kaynağıdır. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, dünya çapında yüksek kolesterolün 2,6 milyon ölüme neden olduğu tahmin edilmektedir. Diyet büyük bir rol oynasa da, egzersiz kolesterol seviyelerini yönetmek ve vücudu toksinlerden uzak tutmak için de aynı derecede önemlidir. Düzenli hareket metabolizmayı hızlandırmaya, dolaşımı iyileştirmeye ve zararlı maddeleri atmaya yardımcı olur. Kolesterolü doğal olarak düşürmek ve vücudunuzu detoksifiye etmek için basit egzersizler arıyorsanız, günlük rutininize ekleyebileceğiniz 8 etkili seçenek şunlardır.</h2>
<h2 class="gallery-item-title">TEMPOLÜ YÜRÜYÜŞ</h2>
<p>Yürüme, kötü kolesterolü (LDL) düşürmek ve iyi kolesterolü (HDL) yükseltmek için en kolay ancak en güçlü egzersizlerden biridir.</p>
<p><span>Günlük 30 dakikalık tempolu yürüyüş kalp sağlığını iyileştirmeye, yağ yakmaya ve detoksifikasyona yardımcı olan lenf sistemini uyarmaya yardımcı olur. En iyi faydaları elde etmek için orta ila hızlı bir tempoda yürüyün ve iyi bir duruş sergileyin.</span></p>
<h2 class="gallery-item-title">İP ATLAMA</h2>
<p>İp atlama, dolaşımı iyileştiren, kalori yakan ve akciğer fonksiyonlarını geliştiren eğlenceli ve yoğun bir kardiyo egzersizidir. Ayrıca terlemeyi artırarak vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca kalbi güçlendirir ve kolesterolü kontrol altında tutar. Kısa seanslarla (5-10 dakika) başlayın ve süreyi kademeli olarak artırın.</p>
<h2 class="gallery-item-title">BİSİKLET</h2>
<p>Bisiklet, LDL kolesterolü düşürerek ve HDL kolesterolü artırarak kalp sağlığı için harikalar yaratır. Ayrıca sindirimi iyileştirmeye yardımcı olur ve vücudun detoksifikasyonunda önemli bir rol oynayan böbrek fonksiyonunu destekler. İster açık havada ister sabit bir bisiklette olsun, günde en az 20-30 dakika bisiklet sürmeyi deneyin.</p>
<h2 class="gallery-item-title">YÜZME</h2>
<p>Yüzme tüm vücudu çalıştırır, kan akışını iyileştirir ve stresi azaltır; bunlar sağlıklı kolesterol seviyelerine katkıda bulunan faktörlerdir. Ayrıca derin nefes almayı teşvik eder, bu da akciğer kapasitesini artırır ve kanı oksijenlendirir, vücudun toksinleri atmasına yardımcı olur. Haftada birkaç kez 20 dakika yüzmek bile büyük bir fark yaratabilir.</p>
<h2 class="gallery-item-title">YOGA</h2>
<p>Belirli yoga pozları sindirimi teşvik etmeye, karaciğer fonksiyonunu iyileştirmeye ve kolesterol seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur. Bükülme pozları ve derin nefes egzersizleri de kan dolaşımını ve lenf drenajını iyileştirerek vücudun doğal detoks sürecini destekler. En iyi sonuçlar için Kobra Pozu, Köprü Pozu ve Kapalabhati Pranayama'yı (nefes egzersizleri) deneyin.</p>
<h2 class="gallery-item-title">GÜÇ ANTRENMANI</h2>
<p>Ağırlık kaldırmak veya squat, lunge ve push-up gibi vücut ağırlığı egzersizleri yapmak kötü kolesterolü düşürmeye ve kas kütlesini artırmaya yardımcı olabilir. Daha güçlü kaslar metabolizmayı iyileştirir, vücudun yağları daha verimli bir şekilde işlemesini ve toksin birikimini azaltmasını sağlar. Haftada en az 3-4 kez güç antrenmanı yapmayı hedefleyin.</p>
<h2 class="gallery-item-title">DANS ETMEK</h2>
<p>Dans, kalbi sağlıklı tutan, yağ yakan ve vücudun doğal detoks yöntemlerinden biri olan terlemeyi teşvik eden mükemmel bir kardiyovasküler egzersizdir. Ayrıca yüksek kolesterolle bağlantılı olan stresi azaltmaya yardımcı olur. Maksimum fayda için Zumba, aerobik veya serbest stil dans gibi yüksek enerjili dans stillerini seçin.</p>
<h2 class="gallery-item-title">DERİN NEFES ALMA VE ESNEME</h2>
<p>Derin diyaframatik nefes alma gibi nefes egzersizleri ve Pilates gibi esneme egzersizleri oksijen akışını artırır, sindirimi iyileştirir ve vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Kontrollü nefes alma ayrıca sağlıklı kolesterol seviyelerini korumak için önemli olan stresi azaltır. Sabahları en az 10 dakikanızı derin nefes almaya ve hafif esnemelere ayırın.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67b56fe1873aa.jpg" length="87430" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 19 Feb 2025 08:45:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Aile hekimlerinin tüm merak ettikleri eğitim panelinde konuşuldu</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/aile-hekimlerinin-tum-merak-ettikleri-egitim-panelinde-konusuldu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/aile-hekimlerinin-tum-merak-ettikleri-egitim-panelinde-konusuldu</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi ve Antalya Aile Hekimleri Derneği iş birliği ile, derneğe bağlı Antalya merkez ve ilçelerde görev yapan aile hekimlerine sıkça karşılaştıkları konularla ilgili Medstar Antalya Hastanesi doktorları tarafından eğitim paneli düzenlendi.</span><br><span>15 Şubat Cumartesi günü düzenlenen panelde aile hekimlerinin uzmanlık gerektiren konularda duyulan ihtiyacı gidermek için farklı uzmanlıklarda doktorlar konuşmalarıyla yer aldı.</span><br><span>Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mesut Çaynak "Obezite tanı ve tedavisi", Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Barış Özcan "Meme kanseri tarama, teşhis ve tedavisi", Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Fatih Dinçer "HPV ve kadın kanserlerinin tanı ve tedavisi", Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Levent Tök "Birinci basamağa yönelik göz hastalıkları", Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnar Aliyeva "Çocuklarda alerjik hastalıklar ve immün yetmezlik" ve Endokrinoloji Uzmanı Dr. Konul Faramarzi "Tiroid hormon fonksiyonlarının değerlendirilmesi" konularında aile hekimlerinin sıkça karşılaştıkları hastalıklarla ilgili detaylı bilgiler verdi.</span><br><span>45 aile hekiminin katıldığı, interaktif geçen eğitim niteliğindeki 6 saat süren panelde aile hekimlerinin merak ettiği tüm sorular ve konular yanıtlandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67b44531608ed.jpg" length="81642" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 18 Feb 2025 11:30:46 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>&amp;quot;Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri Temel Eğitimleri&amp;quot; programının ikinci oturumu, 13&amp;14 Şubat 2025 tarihlerinde gerçekleştirildi.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/birinci-basamak-saglik-hizmetleri-temel-egitimleri-programinin-ikinci-oturumu-13-14-subat-2025-tarihlerinde-gerceklestirildi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/birinci-basamak-saglik-hizmetleri-temel-egitimleri-programinin-ikinci-oturumu-13-14-subat-2025-tarihlerinde-gerceklestirildi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Sağlık Bakanlığı'nın 2024-2028 Stratejik Planı doğrultusunda birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırmak ve sağlık çalışanlarının yetkinliklerini geliştirmek amacıyla düzenlenen "Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri Temel Eğitimleri" programının ikinci oturumu, 13-14 Şubat 2025 tarihlerinde gerçekleştirildi.</span><br><span>İl Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından organize edilen eğitim, İl Sağlık Müdürlüğü Turkuaz Toplantı Salonu'nda yapıldı. Aksu ve Döşemealtı İlçe Sağlık Müdürlüğü personelinin katılımıyla gerçekleştirilen eğitimde, sağlık çalışanlarının mesleki yetkinliklerinin artırılması, motivasyonlarının yükseltilmesi ve sahada karşılaşılan sorunlara çözüm odaklı yaklaşımlar geliştirilmesi hedeflendi.</span><br><span>Program sonunda katılımcılara sertifikaları takdim edilirken, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların devam edeceği vurgulandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67b3456514e23.jpg" length="89999" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 17 Feb 2025 17:19:46 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Geçmeyen öksürükten kurtulmanın yolları.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/gecmeyen-oeksurukten-kurtulmanin-yollari</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/gecmeyen-oeksurukten-kurtulmanin-yollari</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Öksürük, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde sıkça görülen ve çeşitli nedenlerden kaynaklanabilen bir rahatsızlıktır. Bu durum yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir ve bazen altta yatan daha ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir. İşte öksürüğü hafifletmek için evde uygulayabileceğiniz bazı basit yöntemler...</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p><a href="https://www.ahaber.com.tr/haberleri/oksuruk" class="tkktLnk" target="_blank" rel="noopener">Öksürük</a>, soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu hastalıkları, kış aylarında en sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu hastalıkların hızla yayılmasını önlemek için alınması gereken önlemleri sıralıyor.</p>
</div>
<p>İşte özellikle geçmeyen öksürükten kurtulmak için bazı öneriler:</p>
<p><strong>Bol Sıvı Tüketin</strong></p>
<p>Öksürüğünüz kuruysa, boğazınızı nemli tutmak çok önemlidir.</p>
<p>Ilık su, bitki çayları (ıhlamur, adaçayı, zencefil çayı), ballı süt ve tavuk suyu çorba gibi içecekler rahatlatıcı olabilir.</p>
<p><strong>Bal Tüketin</strong></p>
<p>Bal, doğal bir öksürük kesicidir ve özellikle gece öksürüğünü azaltmada etkilidir.</p>
<p>Bir kaşık balı doğrudan yiyebilir veya ılık suya karıştırarak tüketebilirsiniz.</p>
<p><strong>Buhar Soluyun</strong></p>
<p>Sıcak bir duş almak veya kaynar suyun içine okaliptüs yağı damlatarak buharını solumak solunum yollarınızı açmaya yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Nemli Ortamda Bulunun</strong></p>
<p>Kuru hava, öksürüğü daha da kötüleştirebilir. Odanızın nem seviyesini artırmak için bir nemlendirici kullanabilir veya kaynar su dolu bir kap koyabilirsiniz.</p>
<p><strong>Doğal Karışımlar Deneyin</strong></p>
<p><strong>Zencefil Çayı:</strong><span> </span>Boğazı yatıştırır ve balgam söktürücü etkisi vardır.</p>
<p><strong>Limonlu Ilık Su:</strong><span> </span>Bağışıklığı güçlendirir ve boğaz tahrişini azaltır.</p>
<p><strong>Karabiber ve Bal Karışımı:<span> </span></strong>Özellikle balgamlı öksürüğe iyi gelir.</p>
<p>Sigara dumanı, parfüm, toz ve kimyasal maddeler öksürüğü daha kötü hale getirebilir. Bu tür tetikleyicilerden uzak durun.</p>
<p><strong>Doktora Başvurun</strong></p>
<p>Eğer öksürüğünüz; 3 haftadan uzun sürüyorsa, kanlı balgam geliyorsa, nefes darlığı veya göğüs ağrısı eşlik ediyorsa, yüksek ateşiniz varsa, gece terlemeleri ve kilo kaybı yaşıyorsanız, mutlaka bir doktora görünmelisiniz. Çünkü altta yatan ciddi bir hastalık (örneğin; bronşit, zatürre, astım, reflü veya alerjik reaksiyonlar) olabilir.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67b2d7d25d549.jpg" length="56374" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 17 Feb 2025 09:31:53 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Beyazlatma İşlemlerinde Dikkat: Yanlış Uygulama Diş Kaybına Sebep Olabilir</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/beyazlatma-islemlerinde-dikkat-yanlis-uygulama-dis-kaybina-sebep-olabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/beyazlatma-islemlerinde-dikkat-yanlis-uygulama-dis-kaybina-sebep-olabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <p>AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alper Kuştarcı, diş beyazlatma işlemlerinin mutlaka diş hekimi kontrolünde yapılması gerektiğini belirterek, yanlış uygulamaların diş kaybına kadar gidebileceği uyarısında bulundu.</p>
<p></p>
<p>AÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alper Kuştarcı, günümüzde estetik kaygıların arttığını ve diş estetiğinin önemli bir unsur haline geldiğini, diş beyazlatma işlemlerinin yoğun uygulandığını ifade etti. Dişlerin içsel ve dışsal nedenlerle renk değiştirebileceğini belirten Prof. Dr. Kuştarcı, "Çay, kahve, sigara, asitli gıdalar veya renkli gıdaların yenilip içilmesi gibi etkenler dişlerde renklendirme yapabildiği gibi bir kısmı da içsel renklenmelere neden olabiliyor. Bunun giderilmesi için ağız içinde gerekli temizlik yapıldıktan sonra hidrojen peroksit veya karbamid peroksit içeren jellerle diş beyazlatma işlemi yapılır. Bu işlem diş hekimi muayenehanesinde ofis tipi veya hastanın kendi evinde uygulayabileceği ev tipi plaklar ile gerçekleştirilebilir. Bizler beyazlatma işleminde, diş minesinin altındaki dentin tabakasına girerek o kısmı beyazlatıyoruz. Bu konuda doğru bilinen yanlışlar arasında, aşındırıcı maddelerle diş yüzeyinin beyazlatması olarak düşünülüyor, aslında bizler minenin altına doğru inerek bu işlemi gerçekleştiriyoruz. Bu nedenle de bu işlem, mutlaka diş hekimi kontrolünde yapılmalı. Çünkü kullandığımız maddeler belli bir yere kadar beyazlatma sağlar, sonrasında dişe zarar verir" diye konuştu.</p>
<p></p>
<p>'HATTA ÇAMAŞIR SUYU KULLANANLAR VAR'</p>
<p></p>
<p>Diş beyazlatma konusunda halk arasında bazı yanlış davranışlar olduğunu belirten Prof. Dr. Kuştarcı, en büyük yanlışlardan birinin aşındırıcı maddelerle dişleri beyazlatmaya çalışmak olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Kuştarcı, "Bazı hastalar limon suyu ve karbonat karışımıyla dişlerini fırçalıyor, hatta çamaşır suyu kullananlar var. Bunlar organik dokuyu çözen maddeler ve diş minesine ciddi zarar veriyor. Özellikle diş eti çekilmesi olan hastalarda diş kökünde tahribat oluşabiliyor ve diş kayıplarına kadar giden süreçlere neden olabiliyor" dedi.</p>
<p></p>
<p>'BEYAZLATMA İŞLEMİ HERKES İÇİN UYGUN DEĞİL'</p>
<p></p>
<p>Beyazlatma işleminin herkes için uygun olmadığını belirten Prof. Dr. Kuştarcı, 18 yaş altı bireylerde, hamilelerde ve emzirenlerde bu işlemin uygulanmaması gerektiğini, piyasadan kontrolsüz şekilde temin edilen beyazlatma ürünlerinin de geri dönüşü olmayan hassasiyetlere yol açabileceğini sözlerine ekledi. Diş beyazlatma öncesinde diş hekiminin hastanın genel ağız hijyenini, çürük veya çatlak olup olmadığını değerlendirdiğini belirten Prof. Dr. Kuştarcı, "Beyazlatma işlemi, belirli kurallar ve standartlar çerçevesinde yapılmalıdır. Kontrolsüz uygulamalar, dişlerde kalıcı hassasiyet ve yapısal bozulmalara neden olabilir. Bu nedenle mutlaka diş hekimi kontrolünde yapılmalı ve sonrasında koruyucu uygulamalar ihmal edilmemelidir" diye konuştu.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67b041af5fc28.jpg" length="57848" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 15 Feb 2025 10:26:46 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Cildiniz susuz mu? 5 işaretle ortaya çıkıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/cildiniz-susuz-mu-5-isaretle-ortaya-cikiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/cildiniz-susuz-mu-5-isaretle-ortaya-cikiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="category-detail-sub-title" data-gtm-vis-first-on-screen2765436_106="493" data-gtm-vis-total-visible-time2765436_106="100" data-gtm-vis-has-fired2765436_106="1">Sağlıklı ve parlak bir cilde sahip olmak için susuz kalmamak önemlidir. Uygun nemlendirme cilt hücrelerinin yenilenmesini destekler, şişkinliği azaltır ve cilt tonunu ve elastikiyetini iyileştirir. Günde en az 8 bardak su içmek toksinleri ortadan kaldırmaya yardımcı olarak cildi pürüzsüz ve esnek hale getirir.</h2>
<p><span>Hepimiz kendimizi özgüvenli ve güzel hissettiren parlak bir cilde sahip olmak isteriz. Ancak günlük hayatın koşuşturmacasında bunu başarmanın en basit yollarından birini sıklıkla göz ardı ederiz: susuz kalmamak. Susuz kalmamak cildinizin sağlıklı ve parlak görünmesini sağlamanın en etkili yollarından biridir. Güzellik tüyoları ve trendleriyle dolu bir dünyada temelleri göz ardı etmek kolaydır. Ya parlak bir cilde sahip olmanın gerçek sırrı yeterli su içmek kadar kolaysa? Uygun nemlendirme sadece susuzluğunuzu gidermekle ilgili değildir; güzel bir cilde kavuşmada ve onu korumada önemli bir faktördür. Ancak cildinizin, susuzluk da dahil olmak üzere belirli sağlık sorunlarının belirtilerini gösterebileceği kendine özgü bir dili vardır. Cildinizin deneyimliyor olabileceği susuzluk belirtilerini anlayalım.</span></p>
<p><span><strong>1- Donuk Cilt:</strong> Cildinizin düz göründüğünü fark edebilirsiniz. Donuk cilt nemden yoksundur ve bu da sağlıklı cildin sahip olduğu parlaklık ve ışıltıyla sonuçlanır.<br><br><strong>2- İnce Çizgiler:</strong> Kırışıklıklar yaşlanmanın, güneşe maruz kalmanın ve kalıtımın doğal bir parçasıdır ve hiçbir su miktarı bunları engelleyemez. Ancak aşırı ince çizgiler susuzluktan kaynaklanabilir. Daha fazla nem cildin dolgunlaşmasına yardımcı olur ve hafif kırışıklıkların kaybolmasını sağlar.<br><br><strong>3- Kaşıntı:</strong> Kaşıntı, susuz veya kuru ciltte meydana gelebilir. Susuzluktan kaynaklanan cilt çatlakları kaşıntılı olabilir. Ayrıca mikropların içeri girmesine de izin verebilir.<br><br><strong>4- Çökük Gözler:</strong> Gözlerinizin altında koyu halkalar görebilirsiniz. Uygun nem olmadan, gözlerinizi çevreleyen cilt göz yuvalarınızdan soyularak çökük bir görünüme neden olabilir.<br><br><strong>5- Çimdik Testi:</strong> "Çimdik testi" susuz kalıp kalmadığınızı belirlemenize yardımcı olabilir. Baş parmağınız ve işaret parmağınız arasında kolunuzda az miktarda deri sıkıştırın. İyi su almışsanız, bıraktıktan birkaç saniye sonra orijinal pozisyonuna dönmelidir. Değilse, biraz su içmenin zamanı gelmiştir.</span></p>
<div class="card card--gallery category-detail-large-card" data-pictureid="5RZBd8o3EU-VMCHcoZO-Hg" data-category="yasam" data-gemiusid="zNuazv.Rt8v6iwa3ACX_R2X2HQJZUe8OHNz8P6NhBHX.07">
<div class="card-text-wrapper ">
<p>Su, insan vücudunun ana bileşenidir ve toplam vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 60'ını oluşturur. Uygun nemlendirme, cildin taze ve genç görünmesini sağlayan cilt hücresi yenilenmesini teşvik eder. Vücudunuz susuz kaldığında, savunma mekanizması olarak ekstra su tutar ve bu da şişkinliğe neden olur. Susuz kalmamak, özellikle göz çevresindeki şişkinliği en aza indirmeye yardımcı olur.</p>
</div>
</div>
<div class="card card--gallery category-detail-large-card" data-pictureid="mAhdOgYQ1Emu9LpI8PEaOA" data-category="yasam" data-gemiusid="zNuazv.Rt8v6iwa3ACX_R2X2HQJZUe8OHNz8P6NhBHX.07">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mAhdOgYQ1Emu9LpI8PEaOA.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1738760573252"><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mAhdOgYQ1Emu9LpI8PEaOA.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1738760573252"><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mAhdOgYQ1Emu9LpI8PEaOA.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1738760573252"></picture></div>
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img"><span>Cilt sağlığı da dahil olmak üzere çeşitli vücut süreçleri için gereklidir. Yeterli su alımının diğer bazı faydaları arasında hücre gelişimini ve yenilenmesini teşvik etmek yer alır. Ek olarak, nemlendirilmiş cilt kirlilik, güneşe maruz kalma ve şiddetli hava koşulları gibi çevresel etkilere karşı daha dirençlidir. Belirli çevresel streslere karşı daha güçlü bir bariyer görevi görür. Daha hızlı iyileşme, uygun nemlendirmenin bir diğer önemli faydasıdır. Güneş yanığı, kesikler veya diğer küçük yaralanmalarla uğraşırken, iyi nemlendirilmiş cilt daha hızlı iyileşir.</span></div>
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img">
<h2 class="gallery-item-title">NEMLENDİRME CİLT SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ MİDİR?</h2>
<p>Yeterli su içmek cilt tonunu iyileştirmeye yardımcı olabilir, daha eşit ve canlı bir görünüm kazandırır. Uygun nemlendirme, cildin elastikiyetini artırarak ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltır. Ayrıca, su vücuttan toksinlerin temizlenmesine yardımcı olur, aksi takdirde akne ve donukluk gibi cilt sorunlarına katkıda bulunabilir. Nemlendirilmiş cilt kuru ve pullu olmaya daha az eğilimlidir. Cildin doğal nem dengesini korumaya yardımcı olarak pürüzsüz ve esnek hale getirir.</p>
<h2 class="gallery-item-title">GÜNDE NE KADAR SU İÇMELİSİNİZ?</h2>
<p>Genel bir kural olarak günde en az 8 bardak (yaklaşık 2 litre) su içmek gerekir. Ancak bu, farklı kişiler arasında değişiklik gösterebilir; çünkü düzenli egzersiz yapanlar terleme yoluyla kaybedilen sıvıyı telafi etmek için daha fazla suya ihtiyaç duyabilir. Sıvı gereksinimi, vücut ağırlığının kg'ı başına 35 ml olarak hesaplanabilir. Bu yöntem, gereken kesin su alımını verir. Yaş, kilo ve eşlik eden hastalıklar gibi kişisel faktörler su ihtiyacını etkileyebilir.</p>
<p></p>
</div>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67b0313f3f036.jpg" length="47260" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 15 Feb 2025 09:16:36 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Alanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü 1. sınıf öğrencileri, meslek hayatlarına adım atmanın heyecanını yaşadı.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alanya-universitesi-saglik-bilimleri-fakultesi-fizyoterapi-ve-rehabilitasyon-boelumu-1-sinif-oegrencileri-meslek-hayatlarina-adim-atmanin-heyecanini-yasadi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alanya-universitesi-saglik-bilimleri-fakultesi-fizyoterapi-ve-rehabilitasyon-boelumu-1-sinif-oegrencileri-meslek-hayatlarina-adim-atmanin-heyecanini-yasadi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Alanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü 1. sınıf öğrencileri, meslek hayatlarına adım atmanın heyecanını yaşadı. Düzenlenen beyaz önlük giyme töreniyle öğrenciler, fizyoterapist olma yolunda ilk adımlarını attı.</span><br><span>Törene, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Karahan, Alanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Çakır ve Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Erdem Demir’in yanı sıra, bölümde görev yapan akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.</span><br><br><span>Geleceğin fizyoterapistlerine tavsiyeler</span><br><span>Tören, fizyoterapi mesleğinin toplum sağlığındaki önemine vurgu yapılarak başladı. Törende konuşan Alanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Çakır, fizyoterapi ve rehabilitasyon alanının insan sağlığı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisine değindi. Çakır, "Fizyoterapistler, sadece hastalıkların tedavisinde değil, aynı zamanda koruyucu sağlık hizmetlerinde de önemli bir rol oynuyor. Bu meslek, sabır, özveri ve sürekli öğrenme gerektiriyor. Sizler, geleceğin fizyoterapistleri olarak toplumun sağlığına önemli katkılar sunacaksınız" dedi. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Erdem Demir ise öğrencilere fizyoterapistliğin tarihçesi hakkında bilgiler verdi. Mesleki etik ve sorumluluklarını hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Erdem, "Beyaz önlük, sadece bir kıyafet değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Bu önlüğü giydiğiniz andan itibaren hastalarınızın güvenini kazanmak ve onların sağlığına katkıda bulunmak için çaba göstereceksiniz" şeklinde konuştu. Öğrenciler için mesleki kimlik kazanma yolunda önemli bir adım olan bu anlamlı törende, akademisyenler mesleğin önemine vurgu yaparak öğrencilere başarılar diledi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67af288453b6d.jpg" length="95214" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 14 Feb 2025 14:27:17 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Düzenli yoğurt tüketmek bağırsak kanseri riskini azaltıyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/duzenli-yogurt-tuketmek-bagirsak-kanseri-riskini-azaltiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/duzenli-yogurt-tuketmek-bagirsak-kanseri-riskini-azaltiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Son yapılan araştırmalar, düzenli yoğurt tüketiminin bağırsak kanseri riskini azaltabileceğini ortaya koydu. Yoğurt, probiyotik özellikleri sayesinde sindirim sistemine faydalı bakteriler kazandırarak, bağırsak sağlığını iyileştirmeye yardımcı olur.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Yoğurdun içinde bulunan faydalı bakteriler, sindirimi düzenlerken aynı zamanda bağırsaklardaki zararlı mikroorganizmaların büyümesini engelleyebilir. Uzmanlar, bu etkilerin uzun vadede bağırsak kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarının önlenmesinde önemli bir rol oynadığını belirtiyor.</p>
<div class="teads-adCall"></div>
<p>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun'un yaptığı araştırmada,<span> </span><strong>"Bağırsak kanserleri dünyada ve ülkemizde en sık görülen kanser türlerinden biridir. Kolorektal kanserlerin insidans ve mortalitesi dünya çapında belirgin değişiklikle giderek artıyor. Özellikle kırk yaşın altındaki bireylerde daha nadir görülürken, 40-50 yaşlardan sonra görülme sıklığında artış ile karakterizedir. Mass General Brigham'da yürütülen yeni bir çalışma, düzenli yoğurt tüketiminin bağırsak mikrobiyomundaki olumlu değişikliklerle kolorektal kansere karşı koruma sağlayabileceğini buldu.</strong></p>
</div>
<p></p>
<p><strong>ABD'nin 2 önemli prospektif kohort çalışmasından elde edilen veriler kullanılarak, 100 bin'den fazla kadın ve 51 bin erkek katılımcının on yılı aşkın sürede takip edildi. Alınan verilere göre, haftada iki porsiyon veya daha fazla yoğurt tüketiminin, kolorektal kanser oranlarının daha düşük olmasıyla bağlantılı olduğunu buldu. Bu sonuçta yoğurtta bulunan bir bakteri türü olan Bifidobacterium türünün etkili olabileceği belirlendi. Çalışma sonucunda yoğurdun potansiyel faydaları hakkında eşsiz kanıtlara rastlandı"</strong><span> </span>ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Açıklama şöyle devam etti:</p>
<p><strong>"Çalışmaya katılan katılımcıların sade ve aromalı yoğurdun yanı sıra diğer süt ürünlerinin günlük ortalama tüketimi hakkındaki sorular da dahil olmak üzere yaşam tarzı faktörleri ve hastalık sonuçları hakkında tekrarlanan anketleri değerlendirildi.</strong></p>
<p><strong>Araştırmacılar uzun vadeli yoğurt tüketimi ile genel kolorektal kanser görülme sıklığı arasında önemli bir ilişki gözlemleyemediler ancak Bifidobacterium bakterisinin tümörler üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu ve haftada iki porsiyon veya daha fazla yoğurt tüketen katılımcılarda bu tümörlerin görülme sıklığının yüzde 20 daha düşük olduğunu gözlemlediler.</strong></p>
<p><strong>Düzenli yoğurt tüketiminin, Bifidobacterium da dahil olmak üzere bağırsak mikrobiyomunu değiştirerek proksimal kolon kanseri riskini azaltabileceğini ancak kesin bir sonuca varmak için hem temel bilimleri hem de toplum sağlığı çalışmalarını bir araya getiren daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz."</strong></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67aed25f8d1a7.jpg" length="68028" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 14 Feb 2025 08:19:32 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Manavgat&amp;apos;da otizmli bireylerin eğitim, rehabilitasyon ve yaşam kalitelerini iyileştirecek bir merkezin temelleri atılıyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/manavgatda-otizmli-bireylerin-egitim-rehabilitasyon-ve-yasam-kalitelerini-iyilestirecek-bir-merkezin-temelleri-atiliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/manavgatda-otizmli-bireylerin-egitim-rehabilitasyon-ve-yasam-kalitelerini-iyilestirecek-bir-merkezin-temelleri-atiliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara ile hayırsever iş insanı Mehmet Karamancı, Ilıca Mahallesi'ne yapılacak "Manavgat Belediyesi Otizm Merkezi" projesinin protokolünü imzaladı.</span><br><span>Manavgat'ın Ilıca Mahallesi'nde bulunan 805 Ada 1 parsel üzerindeki 2 bin 115,54 metrekare yüzölçümlü arsaya inşa edilecek olan merkez, otizmli bireyler için önemli bir yaşam alanı oluşturmayı hedefliyor. Hayırsever Mehmet Karamancı tarafından yapılacak olan proje, hem fiziki hem de sosyal anlamda ilçedeki otizmli bireylerin eğitim, rehabilitasyon ve yaşam kalitelerini iyileştirecek bir merkezin temellerini atıyor.</span><br><span>Manavgat Belediyesi Otizm Merkezi, idarece hazırlanacak projesine ve ilgili mevzuatlara uygun olarak gerçekleştirilecek. Projenin tamamlanmasının ardından otizm merkezi, Manavgat Belediyesi'ne teslim edilecek. Otizm Merkezi, ilçedeki otizmli bireylerin ailelerine büyük bir rahatlık ve destek sunmayı amaçlıyor. Aileler, çocuklarının gelişim süreçlerinde profesyonel destek alabilecekleri, sosyal hayatlarına adapte olabilecekleri, çeşitli terapilerle rehabilite olabilecekleri bir ortamda vakit geçirebilecekler.</span><br><span>"Bu proje, toplumsal bir değer"</span><br><span>Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara, imzalanan protokolün önemine değinerek, "Bu proje, Manavgat için çok değerli bir adım. Otizmli bireylerimizin eğitimine ve gelişimine büyük katkı sağlayacak olan bu merkez, Manavgat'ı sosyal hizmetler anlamında daha da güçlendirecek. Mehmet Karamancı'nın desteğiyle ilçemize kazandıracağımız bu merkez, hem otizmli bireylerimize hem de tüm ilçemize umut olacaktır. Kendisine ve projede emeği geçen herkese teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67adf510486d9.jpg" length="74622" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 13 Feb 2025 16:35:20 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Pasif içicilik &amp;quot;inme&amp;quot; riskini yüzde 30 artırıyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/pasif-icicilik-inme-riskini-yuzde-30-artiriyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/pasif-icicilik-inme-riskini-yuzde-30-artiriyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Uzmanlar, sigara içmenin başta kanser, kalp hastalıkları ve inme olmak üzere birçok ciddi hastalığa yol açtığını belirtirken, pasif içiciliğin de aynı derecede tehlikeli olduğunun altını çizdi. Özellikle pasif içiciliğin inme riskini yüzde 30 oranında artırdığı ifade edildi.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>9 Şubat "Dünya Sigarayı Bırakma Günü" dolayısıyla yapılan açıklamalarda, tütün ve tütün ürünlerinin sağlık üzerindeki zararlı etkilerine bir kez daha dikkat çekildi.</p>
<div class="teads-adCall"></div>
<p>Sağlığın korunması ve gelecek nesillere örnek olunması için herkesi sigara, elektronik sigara ve diğer tütün ürünlerinden, özellikle nargile, puro, pipo, çiğneme tütünü ve enfiye gibi ürünlerden uzak durmaya çağıran Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ethem Murat Arsava, sigara tüketiminin<span> </span><strong>"inme"</strong><span> </span>gelişmesinden sorumlu en önemli faktörler arısında ilk sıralarda yer aldığının altını çizdi.</p>
</div>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_349060032" data-notsy-mapped-container="1">
<div id="video_11854-container" class="nts-container" data-mobile="0">
<div class="ym-video--sub-container" id="video_11854-sub-container">
<div id="video_11854-float-container" class="nts-float-container ym-float-container__sticky">
<div class="ym-video--player-container ym-video--player-container__primary">
<div class="video-js vjs-default-skin vjs-big-play-centered vjs-paused video_11854-dimensions vjs-controls-enabled vjs-workinghover vjs-v7 vjs-user-active" id="video_11854" lang="tr" role="region" aria-label="Video Player" tabindex="-1"><video width="300" height="150" id="video_11854_html5_api" class="vjs-tech" tabindex="-1" preload="none" poster="https://membrana-cdn.media/video/ahb/custom-211078-20250211-0.webp" src="https://membrana-cdn.media/video/ahb/custom-211078-20250211-desktop.mp4?r=71421">
<div pseudo="-webkit-media-controls" class="sizing-small phase-pre-ready state-no-source" data-mce-fragment="1">
<div pseudo="-webkit-media-controls-enclosure" data-mce-fragment="1"><br></div>
</div>
</video>
<div class="vjs-poster" aria-disabled="false"></div>
<div class="vjs-text-track-display" aria-live="off" aria-atomic="true">
<div></div>
</div>
<button class="vjs-big-play-button" type="button" title="Play Video" aria-disabled="false"><span aria-hidden="true" class="vjs-icon-placeholder"></span><span class="vjs-control-text" aria-live="polite">Play Video</span></button></div>
</div>
<div class="ym-video-sticky-close ym-video-sticky-close__md ym-video-sticky-close__square ym-video-sticky-close__left">
<div><svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 20 20"><path stroke="#fff" d="M 5,5 L 15,15 M 15,5 L 5,15" stroke-width="1"></path></svg></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>İnmenin, beynin bir bölgesine kan akışının ani olarak kesilmesi veya azalması sonucu ortaya çıktığını belirten Arsava,<span> </span><strong>"Beyne yeterince oksijen ulaşamadığında, beyin hücreleri hızla zarar görmeye başlar. Zamanında müdahale edilmezse inme, kalıcı engellilik ve hatta ölümle sonuçlanabilir. Türkiye'de her yıl yaklaşık 200 bin kişi inme geçiriyor ve bu vakaların önemli bir kısmı kalıcı engelliliklere yol açıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, inme dünyada en yaygın ikinci ölüm nedeni ve en yaygın birinci kalıcı engellilik nedeni olarak öne çıkıyor."<span> </span></strong>bilgisini verdi.</p>
<p><strong>BİRÇOK HASTALIĞA DAVETİYE ÇIKARIYOR</strong></p>
<p>Arsava, sigara ve diğer tütün ürünlerinin bu süreci hızlandıran en önemli risk faktörleri arasında yer aldığını vurgulayarak şunları ifade etti:</p>
<p><strong>"Sigara içmek inme riskini en az 2 kat artırır. Risk, içilen sigara sayısı arttıkça daha da katlanır, hatta günde bir sigara içmek bile belirgin bir risk artışına neden olur. Bunun yanı sıra sadece pasif içicilik bile inme riskini yüzde 30 artırır. Evde veya kapalı alanlarda sigara içmek, sadece kendine değil, çevredekilere de zarar verir. Bu durum, yalnızca inme değil, kalp krizi, solunum yolu hastalıkları ve kanser gibi pek çok sağlık sorununa da davetiye çıkarır.</strong></p>
<p><strong>Elektronik sigaralar ise genellikle daha az zararlı olduğu yanılgısıyla tercih edilse de damar sisteminde iltihaplanma ve plak oluşumuna neden olarak inme dahil çok sayıda ciddi sağlık sorununa yol açar. Nargile gibi diğer tütün ürünleri ise yoğun karbonmonoksit ve toksik madde salınımıyla damar sağlığını ciddi derecede tehdit eder."</strong></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67ad83a161a61.jpg" length="46798" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 13 Feb 2025 08:31:21 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>AKDENİZ Üniversitesi (AKDÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alper Kuştarcı İmplanta doğal alternatif; diş nakli.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesi-akdu-dis-hekimligi-fakultesi-dekani-prof-dr-alper-kustarci-implanta-dogal-alternatif-dis-nakli</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesi-akdu-dis-hekimligi-fakultesi-dekani-prof-dr-alper-kustarci-implanta-dogal-alternatif-dis-nakli</guid>
        <description><![CDATA[ <p>AKDENİZ Üniversitesi (AKDÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alper Kuştarcı, diş naklinin implant tedavilerine alternatif olabileceğini belirterek, "Hastanın yirmilik dişini çekerek, eksik dişin bölgesine yerleştiriyoruz. Bu işlem öncesinde detaylı muayeneler, üç boyutlu modelleme yapılıyor. Üç boyutlu yazıcılarla nakil işlemi öncesinde dişin uyumu sağlanıyor. 1 dakikadan kısa sürede nakli gerçekleştiriyoruz" dedi.</p>
<p>AKDÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alper Kuştarcı, Akdeniz Üniversitesi'nin diş nakli operasyonlarında öncü olduğunu ve rejeneratif (yenileyici) tedavilerin diş hekimliğinde giderek yaygınlaştığını söyledi. Prof. Dr. Kuştarcı, "Ototransplantasyon yani diş nakli, aynı hastadan alınan bir dişin farklı bir bölgeye nakledilmesidir. Biz bu nakli yoğun şekilde fakültemizde yapıyoruz" diye konuştu.</p>
<p>Ototransplantasyonun detaylarına yer veren Prof. Dr. Kuştarcı, "Hastanın uygun olan yirmilik dişini çekerek, eksik dişin bölgesine yerleştiriyoruz. Bu işlem öncesinde detaylı muayeneler, tomografi çekimleri ve üç boyutlu modelleme yapılıyor. Fakültemizde üç boyutlu yazıcılarla nakil işlemi öncesinde dişin uyumu sağlanıyor. 1 dakikadan kısa sürede nakli gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<p>İMPLANTA DOĞAL ALTERNATİF</p>
<p>Diş naklinin, implant tedavilerine alternatif olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Kuştarcı, "Bu yöntem hastanın kendi dişini kullanmasına dayanıyor. Kök ucu açık dişler, nakilden sonra kanlanarak canlılığını koruyor ve kök gelişimi devam ediyor. Kök ucu kapalı dişlerde ise dişi çekiyoruz, kök ucundan 3 milimetre kadar kesiyor ve dişi tekrar kök ucu açık hala getiriyoruz. Kanlanmanın sağlanması için ilgili alana tekrar transfer ediyoruz" dedi.</p>
<p>İmplant tedavilerinin rutinde çok fazla uygulanan bir tedavi yöntemi olduğunu belirten Alper Kuştarcı, "Diş nakli, rejeneratif tedavi. İnsanın kendi organının kullanılması ve kendi dişinin olması ve kendi dişinin canlılığını koruması. Bu nedenle diş nakli doğal bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor" diye konuştu.</p>
<p>'HASTANIN MOTİVASYONU ÖNEMLİ'</p>
<p>2024 yılında yaklaşık 30 başarılı diş nakli gerçekleştirdiklerini ve başarı oranlarının yüksek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kuştarcı, "Hastalarımıza alternatif tedavi seçeneklerini sunuyoruz. Oral hijyen durumu ve sistemik rahatsızlıklar gibi etkenler de bu tedavi için önem taşıyor, fakat burada hastanın motivasyonu çok önemli" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hamile ve 18 yaş altındaki hasta grubuna genellikle bu tedaviyi uygulamadıklarını aktaran Prof. Dr. Alper Kuştarcı, "Bu durumlar dışında uygunluk varsa, motivasyonu da varsa talep eden hastalarımıza bu tedavileri yapıyoruz" dedi. Tedavi sonrası sürecin önemine dikkati çeken Dekan Kuştarcı, nakil yapılan hastaların düzenli takip edildiğini söyledi. Dokuların toparlanma süreci hakkında bilgi veren Prof. Dr. Kuştarcı, "İlk 2 hafta rutin kontroller yapılıyor, ardından aylık takiplerle dişin canlılığı izleniyor. Genellikle 6 ay ile 1 yıl içinde dokuların toparlanması sağlanıyor" diye konuştu.</p>
<p>Akdeniz Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nin rejeneratif tedaviler ile ilgili yoğun çalışmalar gerçekleştirdiğinin altını çizen Prof. Dr. Alper Kuştarcı, "Biz bunları hem literatüre sunuyoruz hem de kongrelerde gerekli sunumları yapıyoruz. Bu konudaki başarılarımız ile üniversite olarak öncülük ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67ac4560a757a.jpg" length="57465" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 12 Feb 2025 09:53:30 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>&amp;quot;Vitamin Takviyeleri Fazlası Zararlı Olabilir: Sağlığınız İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler&amp;quot;</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/vitamin-takviyeleri-fazlasi-zararli-olabilir-sagliginiz-icin-dikkat-etmeniz-gerekenler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/vitamin-takviyeleri-fazlasi-zararli-olabilir-sagliginiz-icin-dikkat-etmeniz-gerekenler</guid>
        <description><![CDATA[ <h1 class="fw-bold mb-4">Vitamin takviyeleri sağlığınızı nasıl tehdit ediyor?</h1>
<h2 class="description mb-4 fw-medium fs-5 lh-base">Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Sönmez, bilinçsiz ve gereksiz vitamin takviyelerinin sağlık riskleri oluşturduğunu ve bu takviyelerin vücuttaki hastalık belirtilerini gizleyerek doğru tanının konulmasını engellediğini açıkladı.</h2>
<p>Günümüzde birçok kişi bağışıklığını güçlendirmek veya kendini daha enerjik hissetmek amacıyla düzenli olarak vitamin ve mineral takviyeleri kullanıyor. Ancak uzmanlar, bilinçsiz ve gereksiz vitamin kullanımının sağlık açısından riskler barındırdığını vurguluyor</p>
<p>Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Sönmez, rastgele vitamin ve mineral kullanımının sanıldığı kadar masum olmadığını belirterek, bilinçsiz kullanılan takviyelerin bazı hastalıkların teşhisini geciktirebileceğini ve hatta ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p>
<p><span>Her gün rastgele vitamin kullanmanın sağlık için her zaman faydalı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Alper Sönmez, “Gereksiz takviyeler, vücuttaki belirtileri gizleyerek tanının gecikmesine yol açabilir. Örneğin, nedeni araştırılmadan demir eksikliği tedavi edildiğinde, eksikliğe yol açan bir barsak kanserinin teşhisi gecikebilir. Bazı takviyelerse vücutta bazı testlerin sonuçlarını olumsuz etkiler ve tanı koymayı güçleştirir. Örneğin, yüksek dozda biyotin takviyesi kullanan kişilerde, test sonuçları normalden yüksek veya düşük çıkabilir. Bu durum, doktorların doğru teşhis koymasını zorlaştırabilir ve gereksiz yere ilaç kullanımına veya yanlış tedaviye yol açabilir” diye konuştu.</span></p>
<p><span>Bilinçsiz vitamin kullanımının yalnızca teşhisi geciktirmekle kalmayıp aynı zamanda bazı durumlarda toksik etkilere de neden olabileceğini belirten Sönmez, “Fazla miktarda alınan yağda çözünen vitaminler (A, D, E, K) vücutta birikerek toksisiteye sebep olabilir. Örneğin, aşırı D vitamini kullanımı kalsiyum yüksekliğine ve böbrek hasarına neden olabilir. Aşırı A vitamini kullanımı saç dökülmesi, tırnak ve cilt lezyonlarına ve karaciğer hasarına neden olabilir. Vitamin ve mineral takviyeleri belli bazı hastalıklar ve klinik durumlarda kullanılabilir ancak yaygın olarak kullanılması ve önerilmesi yanlıştır. Sağlıklı kişiler genellikle dengeli bir beslenme ile günlük vitamin ihtiyacını karşılayabilir. Eğer bir eksiklik şüphesi varsa mutlaka doktor kontrolünde gerekli testler yapılmalı ve eksikliği tespit edilen vitamin ve mineral öngörülen miktar ve sürede alınmalıdır. Bilinçsiz kullanılan vitamin ve mineraller yarardan çok zarar getirebilir” dedi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67ac3223285e5.jpg" length="51713" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 12 Feb 2025 08:31:24 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Fazla tuz tüketiyorsanız bu belirtilere dikkat edin!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/fazla-tuz-tuketiyorsaniz-bu-belirtilere-dikkat-edin</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/fazla-tuz-tuketiyorsaniz-bu-belirtilere-dikkat-edin</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="description mb-4 fw-medium fs-5 lh-base">Tuz tüketiminin sağlığa zararları nelerdir? Prof. Dr. Okay Abacı, yüksek tansiyon (hipertansiyon) ve kalp hastalıklarından korunmak için tuz tüketimini azaltmanın önemine dikkat çekti.</h2>
<p>Aşırı tuz tüketimi, yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarının ortaya çıkmasında önemli bir etken olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yakın zaman önce yayımladığı rehber ile dünya genelinde yaygın bir sağlık sorunu haline gelen aşırı tuz tüketimine karşı önlem alınması konusunda uyardı.</p>
<p>Sodyum alımının günlük 2 gramın altına düşürülmesini, geleneksel sofra tuzu yerine potasyum içeren düşük sodyumlu tuz alternatiflerinin (LSSS) kullanılmasını tavsiye eden kurum, aşırı tüketimin azaltılması halinde 2030'a kadar dünya genelinde yaklaşık 7 milyon hayatın kurtarılabileceğine değindi.</p>
<p><span>Türkiye'de kişi başına günlük ortalama tuz tüketimi, 10 ile 15 gram arasında değişiyor. Bu oran, DSÖ'nün önerdiği miktarın beş katı seviyesinde bulunuyor. Uzmanlar, özellikle hazır gıdalarda gizli sodyum miktarının yüksek olduğuna işaret ediyor.</span></p>
<h2>"DSÖ'nün önerileri dikkate alınmalı"</h2>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Okay Abacı, Türkiye'de tuz tüketiminin dünya ortalamasının çok üzerinde olduğunu belirtti.</p>
<p>DSÖ'nün tuz tüketimine ilişkin yayımladığı rapora atıfta bulunan Abacı, şunları kaydetti:</p>
<p>"Fazla tuz tüketimi, hipertansiyonun en önemli nedenlerinden biri ve bu durum, uzun vadede kalp krizi, inme, kalp yetmezliği gibi ciddi hastalıklara yol açabiliyor. Araştırmalarda, düşük sodyumlu tuz kullanan bireylerde sistolik ve diyastolik tansiyon seviyelerinin düşük çıktığı görülüyor. Ülkemizdeki beslenme alışkanlıkları göz önünde bulundurulduğunda, DSÖ'nün önerilerini dikkate almak, kalp hastalıklarından korunma açısından kritik öneme sahip."</p>
<p>Tuz tüketiminin kontrol altına alınmasının şart olduğunu vurgulayan Abacı, sofrada yemeklere fazla tuz eklemekten kaçınılması, paketli gıdaların etiketlerini okuyarak düşük sodyumlu ürünlerin tercih edilmesi, geleneksel tuz yerine potasyum içeren düşük sodyumlu alternatiflere geçilmesi, bol su tüketilmesi, potasyum açısından zengin sebze ve meyvelerin beslenmeye dahil edilmesi, evde yemek yapıldığında baharat ve doğal aromalar kullanarak tuz miktarının azaltılması tavsiyelerinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Abacı, sağlıklı bir yaşamın temelinin dengeli ve bilinçli beslenme olduğuna işaret ederek, "Tuz tüketimini azaltarak yüksek tansiyonu kontrol altına almak, kalp hastalıklarından korunmak ve daha sağlıklı bir yaşam sürmek mümkün" değerlendirmesinde bulundu.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67aae38613477.jpg" length="33740" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 11 Feb 2025 08:43:55 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Üst üste yaşanan böbrek rahatsızlıkları, aileyi birbirine kenetledi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/ust-uste-yasanan-boebrek-rahatsizliklari-aileyi-birbirine-kenetledi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/ust-uste-yasanan-boebrek-rahatsizliklari-aileyi-birbirine-kenetledi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span> Antalya’da yaşayan Songül ve Fahri Efe çifti, nakil gereken çocuklarına böbreklerini vererek hayata tutunmalarını sağladı. Çocuklarının üst üste yaşadıkları organ yetmezliği sıkıntısına hep birlikte göğüs geren ailenin hikayesi duygulandırdı.</span><br><span>Filmlere konu olacak hikaye, Songül ve Fahri Efe çiftinin, 2012 yılında 14 yaşındaki oğulları Fatih’in böbrek yetmezliği olduğunu öğrenmesiyle başladı. Yapılan tedavilerin sonuçsuz kalmasıyla birlikte Fatih için böbrek nakli gerektiği kesinleşince aile için telaşlı günler başladı. Anne Songül Efe, oğlu için gönüllü olduğunu belirterek başvuruda bulununca gerekli testler yapıldı ve Songül Efe’nin böbreğinin, oğluna uyumlu olduğu belirlendi.</span><br><span>Nevşehir'de yaşayan Songül Çiftçi ve Fahri Efe çifti, çocuklarına hayat vermek için birer böbreklerini bağışladı. 11 yıl önce babaannesinin böbreğiyle can bulan Ayşe Pekcanlı, yıllar sonra böbreğinin tekrar iflas etmesinin ardından bu kez de babasının böbreğiyle kendisine hayat verdiğini aktararak, "Diyaliz büyük bir yüktü. Haftada üç gün, dört saat boyunca makineye bağlı kaldım. Yeme içme sınırlıydı. Suyu bile daha doğru düzgün içemiyordum. Yani, suya gerçekten hasret kalmıştım. Böbrek nakliyle yeniden nefes aldım, suya kavuşmak en büyük mutluluğum oldu. Şimdi suyu doya doya içebiliyorum, babamın sayesinde" şeklinde konuştu.</span><br><span>Nevşehir'de yaşayan Songül Çiftçi ve Fahri Efe çiftinin hayatı, 2012 yılında 14 yaşındaki oğulları Fatih Efe'nin böbrek yetmezliği tanısı almasıyla tamamen değişti. Fatih, hastalığının ilerlemesiyle karın diyalizine başladı ancak bu süreç hem fiziksel hem de duygusal olarak aileyi derinden etkiledi. Oğlunun diyalizde yaşadığı zorlukları gören anne Songül Çiftçi, oğluna bir kez daha hayat verebilmek için tereddütsüz bir şekilde böbreğini bağışlamaya karar verdi. Yapılan tıbbi testlerin uyum sağlamasıyla birlikte Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi'nde Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ve ekibi tarafından nakil başarıyla gerçekleştirildi.</span><br><span>Efe çiftinin kızları Ayşe Pekcanlı ise 2014 yılında 18 yaşında böbrek yetmezliği tanısı aldı. Konu hakkında bilinçli olan aileye bu sefer 58 yaşındaki babaanne Gülser Efe böbrek vericisi olmak istedi. Yapılan tıbbi testlerde uyum sağlayınca hemen Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nde nakilleri gerçekleşti. Nakil sonrası evlenen, 1 kızı ve 1 oğlu olan 29 yaşındaki Ayşe Pekcanlı’nın babaannesinden aldığı böbrek 11 yıl sonra iflas edince, bu sefer de baba Fahri Efe, hemen kızına bağışçı olmak için gönüllü oldu ve 4 şubatta böbrek nakli başarıyla gerçekleşti.</span><br><br><span>"Nakilden sonra yeme-içme rutinim düzeldi"</span><br><span>14 yaşında annesinin böbreğiyle hayata tutunan Fatih Efe, küçük yaşlarda 2 ay aldığı karın diyaliziyle zor günler yaşadığını, annesinin böbreğiyle hayatının normale döndüğünü aktardı. Efe, zorlu günleri şöyle anlattı: "Böbreğimi 2012 yılında annemden aldım. İki ay karın diyalizi gördüm. Okula gidemiyordum, dışarı çıkamıyordum, arkadaşlarımla vakit geçiremiyordum. Karın diyalizi çok zorluydu. Sonrasında annem bana böbreğini verdi. O an hayatım değişti. Nakilden sonra yeme-içme rutinim düzeldi. Normal bir insan gibi gezebiliyor, istediğim yere gidebiliyorum. İstediğim yemekleri yiyebiliyorum. Annem sayesinde 13 yıldır sağlıklı bir hayatım var. Annem de sağlıklı, tek böbrekle hiçbir sorunu olmadı."</span><br><br><span>Bir annenin şefkatiyle hayat bulan umut</span><br><span>Anne Songül Çiftçi, oğlunun yaşadığı zorlukları ve bir anne olarak hissettiklerini şu sözlerle paylaştı: "Ben de evlat deyince akan sular durur, hayatta değişemeyeceğim bir şey evlat. Fatih'e böbreğimi verdiğimde hiçbir şey düşünemedim. Sadece onun sağlıklı olmasını istedim. Çok şükür şu anda çok sevinçliyim. Kızım da önce babaannesinin, 11 yıl sonra da babasının böbreği sayesinde kurtuldu. Rabbime şükürler olsun. Doktorlarımıza, hemşirelerimize emeği geçen herkese teşekkür ederim. Çok memnun kaldık. Kızım 8 aylıkken, önce epilepsi hastalığına sonra böbrek hastalığına yakalandı. Nefrotik sendrom dediler. Sonra oğluma da 2 yaşında nefrotik sendrom tanısı konuldu. Sonra Fatih 12 yaşındayken böbrek iflas edince diyalize girdi. Karın diyaliziydi. Çok kötüydü o aralar. Sonra bize komşularımızın önerisiyle apar topar hemen hastaneye geldik ve nakil olduk. Çok şükür çok iyi geçti. Oğlumun da sağlığıyla ilgili nakil olduktan sonra sorunu olmadı. Benim de hiç sorunum olmadı. İnsanlar tek böbrekle yaşamaktan korkuyor ama korkmasınlar. Benim için hiçbir farkı yok. Şimdi evlatlarımın sağlıklı olduğunu görmek en büyük mutluluğum."</span><br><br><span>Küçük yaşta gelen hastalık, büyük mücadele</span><br><span>Fatih Efe'nin sağlığına kavuşmasının ardından, 2014 yılında böbrek yetmezliği tanısı konan ailenin diğer kızı Ayşe Pekcanlı'ya Fahri Efe'nin annesi, 58 yaşındaki Gülser Efe (babaannesi) böbreğini bağışladı. Yıllar içinde nakil sayesinde sağlığına kavuşan Ayşe, aradan 11 sene geçtikten sonra babaannesinden nakledilen böbreğini kaybetti. Bu kez de baba Fahri Efe, hiç düşünmeden gönüllü oldu ve 4 Şubat'ta başarıyla gerçekleştirilen nakil operasyonuyla kızına yeniden hayat verdi. Ayşe, bu süreci şu sözlerle aktardı: "Diyaliz büyük bir yüktü. Haftada üç gün, dört saat boyunca makineye bağlı kaldım. Yeme içme sınırlıydı. Suyu bile daha doğru düzgün içemiyordum. Yani suya gerçekten hasret kalmıştım. Böbrek nakliyle yeniden nefes aldım, suya kavuşmak en büyük mutluluğum oldu. Şimdi babamın sayesinde suyu doya doya içebiliyorum. Organ bağışı hayat kurtarır. Organlarımız toprak olmasın. Bağış yapalım, kadavraya başvuralım. Daha çok insan bağışçı olsun."</span><br><br><span>"Çift böbrek veya tek böbrek yaşayan arasında hiçbir fark yok"</span><br><span>Baba Fahri Efe ise, yaşadıkları süreci şu şekilde dile getirdi: "2012'de kızım nakil olmuştu. 10- 11 sene o böbrekle devam etti. Sonrasında böbreği iflas edince bu kez de ben böbreğimi verdim. Şu an da sağlığına kavuştu. 2012’de böbreğini babaannesinden almıştı. Annem de şu anda çok iyi, sağlığı yerinde. Bir sıkıntısı yok. Böbrek naklinden kimse korkmasın. Herkes böbreğini verebilir. Çift böbrek veya tek böbrek yaşayan arasında hiçbir fark yok."</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a744c1aa621.jpg" length="71733" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 08 Feb 2025 14:49:39 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sebze ve meyveler tarım ilacından nasıl arındırılır?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sebze-ve-meyveler-tarim-ilacindan-nasil-arindirilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sebze-ve-meyveler-tarim-ilacindan-nasil-arindirilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="description mb-4 fw-medium fs-5 lh-base">Sebze ve meyvelerdeki tarım ilaçları sağlığımız için büyük bir tehdit. Peki hangileri riskli, hangileri güvenli? Bu besinleri pestisitten arındırmak mümkün mü? İşte Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz’ün bu sorularıma verdiği yanıtlar.</h2>
<p><strong>Araştırmalar</strong>, sebze ve meyvelerdeki pestisitlerin (tarım ilaçları) diyabetten astıma, kanserden kısırlığa, adet düzensizliğinden demansa kadar birçok sağlık sorununa neden olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Peki bu tehlikeyi nasıl azaltabiliriz? Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, işte bu noktada bilinmesi gerekenleri ve alınması gereken önlemleri şöyle açıkladı:</p>
<h2><span>En çok pestisit içerenler</span></h2>
<p><strong>Çilek:<span> </span></strong>İnce ve gözenekli yapısı nedeniyle pestisitleri içine çeker ve basit bir yıkama ile bu kimyasallardan tamamen arındırılamaz. Yapılan araştırmalara göre, çileklerin üzerinde 40’tan fazla farklı pestisit türü tespit edilmiştir.</p>
<p>Mevsim dışı üretilen çileklerde daha fazla koruyucu madde ve pestisit kullanıldığı için bu durum kimyasal maruziyetimizi daha da artırır.</p>
<p><strong>Elma:<span> </span></strong>Tarımsal süreçte haşerelerden korunmak için defalarca ilaçlanır. Ardından, market raflarında daha uzun süre dayanması için yüzeyleri mum ve koruyucu kimyasallarla kaplanır. Mum kaplama, aynı zamanda yüzeydeki tarım ilaçlarının sabit kalmasına da neden olabilir.</p>
<p><strong>Ispanak:<span> </span></strong>Tarım ilaçları ıspanağın içine işler. Eğer tarım alanında kullanılan su kirli veya kurşun, arsenik, kadmiyum gibi ağır metallerle yüklüyse, ıspanak da bu zararlı maddeleri içinde biriktirir.</p>
<p><strong>Biber:<span> </span></strong>İnce kabukları nedeniyle pestisitleri çok hızlı emerler ve basit bir yıkama ile bu kimyasallardan arınmaları neredeyse imkansızdır. Özellikle ticari olarak büyük ölçekte üretilen biberler, raf ömrünü uzatmak için ekstra koruyucu maddelerle işlenebilir.</p>
<p><strong>Narenciye ürünleri:</strong><span> </span>Mandalina, portakal ve limon gibi narenciye ürünlerin kabuklarının üzeri de mum ve koruyucu kimyasallarla kaplanır.</p>
<p>Bu kaplama, pestisitlerin yüzeyde kalmasına neden olabilir. Eğer portakal ya da mandalinanın kabuğunu rendeleyerek tatlılarınıza veya içeceklerinize eklerseniz vücudunuza pestisit yüklersiniz.</p>
<p><strong>Havuç:<span> </span></strong>Yetiştiği ortam itibarıyla sadece pestisitleri değil, aynı zamanda toprakta bulunan tarım ilaçları ve ağır metalleri de içine çekebilir. Kök sebzeler, doğrudan toprağın içinde büyüdükleri için çevrelerindeki kimyasal bileşiklere uzun süre maruz kalırlar.</p>
<p>Tarımda kullanılan böcek ilaçları, mantar önleyiciler, diğer pestisitler ve ağır metaller toprağa karıştığında, havuç bu kimyasalları bünyesine alabilir.</p>
<h2><span>Daha az pestisit içerenler</span></h2>
<p><strong>Pestisitlerden<span> </span></strong>tamamen kaçınmak zor olabilir, ancak bazı sebze ve meyveler daha az kimyasal biriktirir. İşte onlar:</p>
<p><strong>Avokado:<span> </span></strong>Sert ve kalın kabuğuyla dış etkenlere karşı mükemmel bir bariyer oluşturur. Avokado ağaçları, diğer meyve ağaçlarına kıyasla böcekler ve hastalıklara karşı daha dirençlidir. Bu açıdan avokado yetiştirirken diğer meyvelere oranla çok daha az tarım ilacı kullanılır.</p>
<p><strong>Ananas:<span> </span></strong>Tarım sürecinde kullanılan böcek ilaçları ve kimyasallar genellikle ananasın dış yüzeyinde kalır, çünkü meyvenin sert dış kabuğu bu maddelerin iç kısmına ulaşmasını engeller. Bu yüzden, ananas tüketirken kabuğunu soyduğunuzda tarım ilacı kalıntılarını da büyük ölçüde uzaklaştırmış olursunuz.</p>
<p><strong>Mısır:<span> </span></strong>Doğal kabuk yapısı, kimyasal kalıntıların mısır tanelerine ulaşmasını zorlaştırarak güvenli tüketim sağlar. Dış kabuğu, pestisitlerin mısır tanelerine geçmesini engeller.</p>
<p>Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, genetiği değiştirilmiş (GDO’lu) mısırların yaygınlığıdır. GDO’lu mısırlar, genellikle böceklere ve hastalıklara dirençli hale getirildiği için kimyasal ilaçlara daha fazla maruz kalabilir. Bu yüzden, GDO’suz ve organik sertifikalı mısırları tercih etmek en sağlıklı seçenek olacaktır.</p>
<p><strong>Kuruyemişler</strong>: Kabukları sayesinde pestisitlere karşı doğal bir koruma bariyeri oluşturan en güvenli gıdalar arasındadır. Badem, ceviz, fındık gibi sert kabuklu kuru yemişler, kimyasalların iç kısma ulaşmasını büyük ölçüde engeller.</p>
<h2><span>Nasıl arındırabiliriz?</span></h2>
<p>Her<strong><span> </span></strong>sebze ve meyve farklı bir yüzey yapısına sahiptir ve bunları doğru temizlik yöntemleriyle yıkamak, kimyasal kalıntıları ve mikropları büyük oranda gidermeye yardımcı olur.</p>
<p><strong>1-Karbonatlı su:</strong><span> </span>Pestisitleri temizlemek için en etkili doğal malzemelerden biridir. Yapılan araştırmalara göre karbonatlı su, tarım ilaçlarının yüzde 90’ını temizleyebilir ve özellikle ince kabuklu meyve ve sebzelerde çok başarılıdır.</p>
<p>1 litre suya 1 yemek kaşığı karbonat ekleyin. Sebze ve meyveleri bu karışımın içinde 10 dakika bekletin. Ardından bol suyla iyice durulayın. Karbonatlı su, pestisitlerin büyük bir kısmını çözerek yüzeyden uzaklaştırır.</p>
<p>Yeşillikler gibi yapraklı sebzeler için karbonatlı su yöntemi pek önerilmez, çünkü karbonat çözeltisi yaprakların hassas dengesini bozabilir.</p>
<p><strong>2. Sirkeli ve limonlu su:</strong><span> </span>Mum kaplamaları çözüp yüzeydeki kimyasalları arındırmaya yardımcı olur. Sirke ve limon karışımı, çok hassas sebzelerde veya aşırı olgun meyvelerde kullanılmamalıdır, çünkü asidik yapı sebzelerin dokusunu bozabilir. Ayrıca bu karışım, pestisitleri tamamen yok etmekte karbonat kadar güçlü değildir.</p>
<p>1 litre suya yarım çay bardağı elma sirkesi ve 1 yemek kaşığı taze limon suyu ekleyerek karıştırın. Sebze ve meyveleri bu karışımın içinde 10 dakika bekletin. Ardından bol suyla durulayın.</p>
<p><strong>3. Tuzlu su:</strong><span> </span>Hem pestisitleri hem de zararlı böcekleri uzaklaştırarak güvenli bir tüketim sağlar. 1 litre suya 2 yemek kaşığı tuz ekleyin. Yeşillikleri ve sebzeleri bu suyun içinde 10 dakika bekletin. Ardından bol suyla durulayarak fazla tuz kalıntılarından arındırın.</p>
<h2><span>Yanlış yöntemler</span></h2>
<p>Bazı yanlış yıkama teknikleri, sağlığımıza zarar verebilir ya da sebze-meyvelerin besin değerini azaltabilir. Bu nedenle sebze ve meyveleri sabunla, deterjanla yıkamak sakıncalıdır.</p>
<p>Sebze ve meyveleri sadece suyla yıkamak da onları pestisitlerden arındırmaz. Çünkü çoğu, yağ bazlı veya suya dayanıklı formüllerle üretilir. Bu da onların yağmur suyunda veya sulama sırasında kolayca çözünmesini önler.</p>
<p>Sebze ve meyveleri uzun süre suda bekletmek de doğru değildir. Sebzeler, özellikle yapraklı olanlar (marul, ıspanak, maydanoz gibi), yumuşar ve doğal dokusunu kaybeder. Bazı meyve ve sebzeler de suyun içinde çok uzun süre kaldığında tatlarını kaybedebilir. Dolayısıyla sebze ve meyveleri en fazla 10 dakika suda bekletmek, pestisitlerin çözünmesi için yeterlidir.</p>
<div class="ad ad-cols d-none d-lg-block">
<div class="ad-col ad-col-right">
<div class="ad-col-container">
<div id="div-sozcu_gen_right" data-google-query-id="CI3T8IOss4sDFYv8EQgdpz4gYg">
<div id="google_ads_iframe_/66738120/sozcu_gen_right_0__container__"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="news-body" data-url="https://www.sozcu.com.tr/feeds/simpleposts?excludePostId=137142&amp;handler=TrendPost" data-adv="False">
<div class="row mb-5">
<div class="col-lg-12"><header class="mb-4">
<div class="d-flex align-items-center justify-content-between breadcrumb"></div>
<div class="content-meta-dates mb-4"></div>
</header></div>
<div class="col-lg-8 ">
<article data-url="/sebze-ve-meyveler-tarim-ilacindan-nasil-arindirilir-p137142" data-title="Sebze ve meyveler tarım ilacından nasıl arındırılır?">
<div class="row">
<div class="col-lg-12 mx-auto position-relative">
<div class="article-body" property="articleBody" data-adv="False" data-author="False">
<div class="content-inner-ad mb-4">
<div class="div-sozcu_body_intext_300x250_1-container dfp-container d-flex justify-content-center w-100"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</article>
</div>
</div>
</div> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a6ec41bd561.jpg" length="59881" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 08 Feb 2025 08:31:53 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uluslararası Kalıtsal Kanserler Kongresi Antalya&amp;apos;da başladı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uluslararasi-kalitsal-kanserler-kongresi-antalyada-basladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uluslararasi-kalitsal-kanserler-kongresi-antalyada-basladi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya, 6-9 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen Uluslararası Kalıtsal Kanserler Kongresi'ne ev sahipliği yapıyor. Kalıtsal Kanserler Derneği Başkanı Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, kalıtsal kanserlerin önemine vurgu yaparak, "Kalıtsal kanserler dediğimizde, çevresel faktörler en önemli kanser unsurlarından birisidir. Sigara, sağlıksız yaşam, sedanter beslenme ve alkol. Ama bunun yanı sıra neredeyse tüm kanserlerin yüzde 10 ila 20'sini, bakın bu hiç az bir oran değil, Türkiye'de yılda 250 bin civarı kanser olduğunu düşünürsek neredeyse 25-30 bin ailenin her yıl kanserle karşı karşıya kalması durumuyla yüz yüzeyiz" dedi.</span><br><span>Uluslararası Kalıtsal Kanserler Kongresi, kanserle mücadelede genetik faktörlerin önemini vurgulamak, erken teşhis yöntemlerini geliştirmek ve önleyici tedavi stratejilerini yaygınlaştırmak amacıyla düzenleniyor. 6-9 Şubat tarihleri arasında Antalya'da beş yıldızlı bir otelde gerçekleştirilen kongreye 450 katılımcı ve ABD, İngiltere, İspanya, İtalya, Yunanistan, Almanya'dan toplam 15 yabancı bilim adamı katıldı. Kongre, kanserin genetik kökenlerini anlamak, erken teşhis ve önleyici tedavi yöntemlerini geliştirmek amacıyla düzenleniyor.</span><br><br><span>"25-30 bin ailenin her yıl kanserle karşı karşıya kalması durumuyla yüz yüzeyiz"</span><br><span>Kongre hakkında bilgi veren Kalıtsal Kanserler Derneği Başkanı Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, kalıtsal kanserlerin önemine vurgu yaparak şunları söyledi:</span><br><span>"Kalıtsal kanserler dediğimizde, çevresel faktörler en önemli kanser unsurlarından birisidir. Sigara, sağlıksız yaşam, sedanter beslenme ve alkol. Ama bunun yanı sıra neredeyse tüm kanserlerin yüzde 10 ila 20'sini, bakın bu hiç az bir oran değil, Türkiye'de yılda 250 bin civarı kanser olduğunu düşünürsek neredeyse 25-30 bin ailenin her yıl kanserle karşı karşıya kalması durumuyla yüz yüzeyiz. Peki kalıtsal kanserler dediğimizde toplum neyle karşı karşıya? Aslında farkında olmadığı bir genetik durumu taşırken ne zaman kanser olacağını bilmediği, hatta erken yaşlarda kanserle karşı karşıya kaldığı bir durum söz konusu. İşte bu çaresiz insanlara yönelik biz profesyoneller bir araya geldik. Dolayısıyla bu çağrımızı tüm dünyaya açtığımızda da Amerika'dan, Avrupa'nın çok sayıda ülkesinden bu organizasyonlarımıza katılım elde ettik. Önümüzdeki yıllarda çok daha büyüyeceğini düşünüyoruz ve toplumla da birleşerek tahmin ediyorum ki Sağlık Bakanlığı, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte önemli bir hareket bu çaresiz gibi görünen insan gruplarına karşı onların tespit edilmesi, doğru tedavi edilmesi, kanser olmadan çok daha erken süreçte müdahaleler söz konusu olacak."</span><br><br><span>"Tarama testlerinin henüz yeterli düzeyde olmadığını biliyoruz"</span><br><span>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Ürün, kanserle mücadelede erken teşhisin önemine dikkat çekerek, "Bu kongre vesilesiyle kalıtsal kanserle ilgili farkındalığın arttırılmasını istiyoruz ve bu amaçla ulusal ve uluslararası birçok kuruluşla işbirliği içindeyiz. Amacımız, hem mevcut kanserlerin tedavisini en iyi şekilde yapmak hem de bunu yaparken toplumumuzda risk altında olan bireyleri tespit etmek. Bunların uygun şekilde takibi ve tanısını sağlayarak, çok daha erken bir şekilde müdahale ederek, hastalarımızın sağlıklı bir yaşam sürmesini ve sağlıklı yaşamlarına katkı sunmayı hedefliyoruz. Son yıllarda toplumumuzda erken tanı ile ilgili farkındalığın arttığını görüyoruz. Ancak tarama testlerinin henüz yeterli düzeyde olmadığını biliyoruz. O yüzden bu konuda çok fazla çalışmaya, çok fazla bilgilendirmeye ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Bu anlamda toplumda çok fazla yanlış bilginin de dolaştığını düşündüğümüzde bunun gibi vatandaşlarımızı doğru bir şekilde bilinçlendirecek ve farkındalıklarını arttıracak çalışmaların çok daha ön plana çıkması gerektiğinin çok daha önemli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz" dedi.</span><br><span>Kalıtsal Kanserler Derneği Başkan Yardımcısı Tıbbi Genetik Uzmanı Doç. Dr. Taha Bahsi ise, kalıtsal kanserlerin genetik boyutuna dikkat çekerek, "Benim ilk olarak söylemek istediğim sebep ne olursa olsun kanserin genetik bir hastalık olduğu. Tabii ki genetik derken kalıtsal anlamı, irsi anlamını çıkarmamak gerekiyor. Mutlaka bir takım genetik bozuklukların, genetik değişiklerin hücrede ortaya çıkması gerekiyor kanserin oluşması için. İşte burada yaklaşık kanserlerin yüzde 10 ila 20'sinin altında kalıtsal nedenler yani bizlere bir önceki kuşaktan miras bırakılan genlerdeki mutasyonlar sebep oluyor. Önümüzdeki 20 ila 30 yıllık süreçte dünyada kanserin global bir krize dönüşmesi bekleniyor. Ve bununla baş edebilmek için de mevcut tedavilerin yeterli olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla burada önemli olan kanser ortaya çıkmadan önce riskli bireyleri tespit etmek, bunlara yönelik erken tanı, izlem stratejilerinin geliştirilmesi çok önemli olacak. Ülkemizin kanserle tedavide ve diğer sağlık sistemleriyle karşılaştırıldığında oldukça önemli mesafeler katettiğini söyleyebiliriz. Hem tanı anlamında hem de tedavi anlamında çok kıymetli bilim insanları burada görev yapıyor ve hastalara gerçekten kaliteli hizmetler sunuyor. Yurt dışından da çok fazla kanser hastası Türkiye'de tedavi olmaya geliyorlar. Tabii ki erken tanı, erken tespit çok önemli. Önümüzdeki yıllarda genetik metotlarla bu erken tanıların gerçekleşeceğini, hayatımıza gireceğini biliyoruz. Bu anlamda da ülke olarak çalışmalarımızı yapıyoruz."</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a5fb2a1c2b9.jpg" length="105501" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 07 Feb 2025 15:23:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kalp nakliyle sağlığına kavuşan Hakan KAYA:&amp;apos;KIZIMLA YENİ HAYATIMIZI YAŞAYACAĞIZ&amp;apos;</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kalp-nakliyle-sagligina-kavusan-hakan-kayakizimla-yeni-hayatimizi-yasayacagiz</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kalp-nakliyle-sagligina-kavusan-hakan-kayakizimla-yeni-hayatimizi-yasayacagiz</guid>
        <description><![CDATA[ <p>ANTALYA'da yaşayan Hakan Kaya'ya (44), 2021 yılında kalp yetmezliği teşhisi konularak, yapay kalp takıldı. 2 yılı aşkın süredir yapay kalple yaşayan Kaya'ya Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde (AÜ) yapılan başarılı operasyonla ailesinin organlarını bağışladığı bir hastanın kalbi nakledildi. Sağlığına kavuşan Kaya, "En büyük hayalim kızımla birlikte uyuyup vakit geçirmekti. Artık denize de girebileceğiz" dedi. Babası iyileştiği için mutlu olduğunu belirten Elisa (12) da "Babamla birlikte bol bol vakit geçirip gezeceğiz. Birlikte uyuyacağız" diye konuştu.</p>
<p>Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürlüğü personeli Hakan Kaya'ya 2021'de kalp yetmezliği teşhisi konulmasının ardından yapay kalp takıldı. 2 yılı aşkın süredir yapay kalple yaşamını sürdüren Kaya tedavisi kapsamında 25 Ekim 2024'te AÜ Hastanesi'ne yatırılarak, kalp nakli yapılması kararlaştırıldı. Konya'da ateşli silah yaralanması sonucu beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın kalbi, ambulans uçakla Antalya'ya getirildi. Geçen ay, AÜ Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Bayezid ve ekibi tarafından gerçekleştirilen başarılı ameliyatla Hakan Kaya'ya kalp nakli yapıldı.</p>
<p>7 YIL KALP RAHATSIZLIĞI İLE MÜCADELE ETTİ</p>
<p>Nakil sonrası sağlık durumu iyiye giden Hakan Kaya, tedavisi boyunca 12 yaşındaki kızı Elisa ile birlikte mücadele ettiklerini söyledi. Hakan Kaya, "Kızımla ikimiz yaşıyoruz. Hayatım boyunca kızım için mücadele ettim. 2018 yılından bu yana kalp rahatsızlığım var. 2021'de kalp yetmezliği teşhisi kondu. 2 yılı aşkın yapay kalp ile yaşamımı sürdürdüm. 25 Ekim 2024'ten bu yana da hastanede tedavi görüyordum. Konya'dan nakil çıktığı haberini aldık. Kalp Antalya'ya sağ salim getirildi ve ameliyatım gerçekleşti. Şu anda sağlık durumum çok iyi. Takılan kalp 7 yaş küçük birisine aitmiş. Allah rahmet eylesin" dedi.</p>
<p>'KIZIMLA YENİ HAYATIMIZI YAŞAYACAĞIZ'</p>
<p>Sağlıklı şekilde yeni hayatına başladığını söyleyen Kaya, "Hayatımda her şey yoluna girdi. Artık yeni bir hayat kuracağım kendime ve kızıma. Evime kadar her şeyimi değiştirmeyi düşünüyorum. En büyük hayalim kızımla birlikte uyuyup vakit geçirmekti. Artık denize ve havuza da girebileceğiz. Aslında aklımızda yoktu ama kaplıcalara gitmek istiyoruz. Kısaca kızımla artık yeni hayatımızı yaşayacağız. Kızım da hak etti. Aslında 3’üncü hayatıma başlıyorum. Ömer hocam sağ olsun yapay kalple birlikte bana 2 kez hayat verdi. Benim için değeri paha biçilemez. Tüm hocalarıma çok teşekkür ederim" diye konuştu.</p>
<p>'BABAMLA BİRLİKTE BOL BOL VAKİT GEÇİRİP GEZECEĞİZ'</p>
<p>Elisa Kaya, babası iyileştiği için mutlu olduğunu belirterek, "Çok iyi hissediyorum. Babamı her zaman destekledim. İyileştiği için çok mutluyum. Ömer hocama çok teşekkür ederim. Babama hem yapay kalp sürecinde hem de nakilde çok destek oldu. Babamla birlikte bol bol vakit geçirip gezeceğiz. Birlikte uyuyacağız. Babamla en çok denize girmek istiyordum. Artık denize gidip eğleneceğiz" dedi.</p>
<p>'KALP İÇİN ZAMANLA YARIŞTIK'</p>
<p>Prof. Dr. Ömer Bayezid de kalp nakli için zamanla yarıştıklarını kaydederek, şunları söyledi:</p>
<p>"Güzel bir operasyon ile hastamız sağlığına kavuştu. Bağış yapan aileye de çok teşekkür ederiz. Çünkü bağışlar bizim için çok önemli. Hala nakil bekleyen 386 hastamız var. Türkiye'de 1510 hasta da kalp nakli bekliyor. Kalp, karaciğer ve böbrek gibi değil maalesef. Kalbi 4 saat içinde nakletmek zorundayız. Konya'dan gelen bu kalp için de zamanla yarıştık. Hastamız 2 yılı aşın süredir yapay kalple hayatını sürdürdü. Artık sağlıklı bir hayat onu bekliyor."</p>
<p>ORGAN BAĞIŞI ÇAĞRISI</p>
<p>Organ nakli sayılarına dikkati çeken Prof. Dr. Bayezid, "Biz ilk kalp naklini 27 sene önce yaptık. Hastamız 27 yıldır kontrole geliyor ve hiçbir sorunu yok. Çok uzun ve çok kaliteli yaşıyor. Bu zamana kadar 128 kalp nakli gerçekleştirdik. 350 hastaya da yapay kalp taktık. Organ beklerken sorun yaşıyorlar, burada yapay kalp devreye giriyor. Tabii ki hiçbir çözüm kalbin yerini tutmuyor. Organ bağışı çok önemli" dedi.</p>
<p>MESAİ ARKADAŞLARINDAN SÜPRİZ</p>
<p>Hakan Kaya'ya mesai arkadaşları da sürpriz yaptı. Kaya, taburcu olurken yalnız bırakmayan arkadaşları 'geçmiş olsun' dileklerinde bulundu. ASAT Genel Müdürü İbrahim Kurt ise Kaya'nın her daim yanında olduklarını belirterek, operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Bayezid ve ekibine teşekkür etti.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a5b538ba7b3.jpg" length="74521" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 07 Feb 2025 10:24:46 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Hiç sigara içmeyenler arasında akciğer kanseri teşhisleri artıyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/hic-sigara-icmeyenler-arasinda-akciger-kanseri-teshisleri-artiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/hic-sigara-icmeyenler-arasinda-akciger-kanseri-teshisleri-artiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) kanser araştırma ajansı, sigara içmeyen kişilerde akciğer kanseri vakalarının artış gösterdiğini ve hava kirliliğinin bu yükselişte "önemli bir faktör" olduğunu açıkladı.</h2>
<p data-pm-slice="1 1 []">Uluslararası<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/kanser/" target="_blank" rel="noopener">Kanser</a><span> </span>Araştırmaları Ajansı’na (IARC) göre,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/sigara/" target="_blank" rel="noopener">sigara</a><span> </span>içmeyen bireylerde<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/akciger/" target="_blank" rel="noopener">akciğer</a><span> </span>kanseri, dünya genelinde kansere bağlı ölümler arasında beşinci sırada yer alıyor. Özellikle adenokarsinom türünün, hem erkeklerde hem de kadınlarda en yaygın görülen akciğer kanseri türü olduğu belirtildi.</p>
<h2><strong>Hava kirliliği kaynaklı vakalar artıyor</strong></h2>
<p>IARC tarafından yayımlanan ve<span> </span><em>The Lancet Respiratory Medicine</em><span> </span>dergisinde yer alan araştırmaya göre, 2022 yılında hava kirliliğine maruz kalma nedeniyle yaklaşık 200 bin adenokarsinom vakası tespit edildi. Bu vakaların büyük bir kısmı Doğu Asya’da, özellikle Çin’de görüldü.</p>
<p>Araştırmanın baş yazarı ve IARC’nin kanser gözetimi bölüm başkanı Dr. Freddie Bray,<span> </span><em>The Guardian</em><span> </span>gazetesine yaptığı açıklamada, bulguların akciğer kanserine yol açan risk faktörlerinin izlenmesi gerektiğini ortaya koyduğunu belirtti. Sigaranın ana neden olarak kabul edilmediği toplumlarda,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/hava-kirliligi/" target="_blank" rel="noopener">hava kirliliği</a><span> </span>gibi diğer olası nedenlerin detaylı olarak araştırılması gerektiğini vurguladı.</p>
<h2><strong>Sigara kullanımındaki düşüş, adenokarsinom oranlarını artırıyor</strong></h2>
<p>Sigara kullanımındaki azalma ile birlikte, sigara içmeyen bireylerde akciğer kanseri oranlarının arttığı gözlemleniyor.</p>
<p>Dr. Bray, "Sigara kullanımının azaldığı ülkelerde, örneğin Birleşik Krallık ve ABD’de, sigara içmeyenlerde akciğer kanseri vakalarının oranı artış gösteriyor" dedi.</p>
<p><em>"Önümüzdeki yıllarda hava kirliliğinin akciğer kanseri üzerindeki etkisinin artıp artmayacağı,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/tutun/" target="_blank" rel="noopener">tütün</a><span> </span>kullanımı ve hava kirliliği ile mücadelede alınacak önlemlere bağlı olacak."</em></p>
<h2><strong>Kadınlarda akciğer kanseri vakaları yükselişte</strong></h2>
<p>Akciğer kanseri, dünya çapında en yaygın görülen ve en fazla ölüme neden olan kanser türü olmaya devam ediyor.</p>
<p>2022 yılında yaklaşık 2,5 milyon yeni akciğer kanseri vakası tespit edildi. Ancak, kanser türleri arasındaki dağılımda önemli değişimler gözlemlendi.</p>
<p>Adenokarsinom, erkeklerde görülen akciğer kanserlerinin yüzde 45,6’sını, kadınlarda ise yüzde 59,7’sini oluşturuyor. Bu oranlar 2020 yılında sırasıyla yüzde 39 ve yüzde 57,1 olarak kaydedilmişti.</p>
<p>Son 40 yılda birçok ülkede erkeklerde akciğer kanseri vakaları azalırken, kadınlarda bu oran artış göstermeye devam ediyor.</p>
<p>2023 yılında İngiltere’de kadınlarda akciğer kanseri oranlarının erkekleri geçtiği ortaya çıkmış ve bu durum sağlık uzmanları tarafından uyarı niteliğinde değerlendirilmişti. Uzmanlar, kadınların akciğer kanseri belirtileri konusunda daha bilinçli olmaları gerektiğini belirtiyor.</p>
<h2><strong>Hava kirliliği ve akciğer kanseri arasındaki bağ güçleniyor</strong></h2>
<p>IARC, sigara kullanımındaki değişimler ve hava kirliliğine maruz kalma oranlarının, akciğer kanseri türlerinin görülme sıklığını etkilediğini belirtti. Artan bilimsel kanıtlar, hava kirliliğinin adenokarsinom riskini yükselttiğini gösteriyor. Özellikle sigara içmeyen bireylerde, adenokarsinom vakalarının yüzde 53 ile yüzde 70’inin hava kirliliği ile ilişkili olduğu tahmin ediliyor.</p>
<p>Dr. Bray, "Çalışmamız, akciğer kanserinin ve ona neden olan risk faktörlerinin nasıl değiştiğini anlamamıza yardımcı oluyor ve küresel çapta akciğer kanseriyle mücadelede yol gösterici olabilecek önleyici stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sigara kullanımındaki düşüş ve hava kirliliğine maruz kalma seviyelerinin akciğer kanseri türlerini şekillendirdiğini belirten Bray, gelecekte yüksek riskli topluluklara yönelik tütün ve hava kirliliğiyle mücadele stratejileri geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a597e3d8f70.jpg" length="40835" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 07 Feb 2025 08:19:37 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen &amp;quot;Acil Hemşireliği Günleri&amp;quot; sempozyumu başladı.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepez-devlet-hastanesi-tarafindan-duzenlenen-acil-hemsireligi-gunleri-sempozyumu-basladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepez-devlet-hastanesi-tarafindan-duzenlenen-acil-hemsireligi-gunleri-sempozyumu-basladi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kepez Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Ramazan Gürkan, acil sağlık hizmetlerinin sağlık sistemindeki kritik rolüne dikkat çekerek, "Acil sağlık hizmetleri, sağlık sistemimizin ve hastanelerimizin aynasıdır. Biz de bunun farkında olarak acil hemşireliği eğitimi kapsamında iki günlük bir sempozyum düzenledik" dedi.</span><br><span>Kepez Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen "Acil Hemşireliği Günleri" sempozyumu başladı. Kepez Devlet Hastanesi 15 Temmuz Konferans Salonu'nda 6-7 Şubat tarihlerindeki etkinlikte acil hemşireliğine dair birçok oturum düzenlenerek, güncel bilgi ve deneyimler paylaşılacak. Sempozyumun açılışında konuşan Başhekim Ramazan Gürkan, "Acil sağlık hizmetleri, sağlık sistemimizin ve hastanelerimizin aynasıdır. Biz de bunun farkında olarak acil hemşireliği eğitimi kapsamında iki günlük bir sempozyum düzenledik" dedi.</span><br><span>Kepez Devlet Hastanesi'nde 83 acil hemşire ile hizmet verdiklerini belirten Opr. Dr. Gürkan, hastanenin yaklaşık 600 bin nüfusa hitap eden geniş bir bölgeye sağlık hizmeti sunduğunu ifade etti. Başhekim Gürkan, "Günlük yaklaşık bin 600-bin 700 hastaya acil servis hizmeti veriyoruz. Ayrıca günlük 45-50 ambulans ile hasta kabul ediyoruz. Bu yoğunluk, acil sağlık hizmetlerinde kaliteyi ve farkındalığı artırma gerekliliğini ortaya koyuyor. Yüzyılın felaketi olarak adlandırdığımız 6 Şubat depreminin yıldönümüne denk gelen bu sempozyum da acil durum tecrübelerimizi pekiştirmemiz açısından anlamlı" diye konuştu.</span><br><span>Geçmiş yıllarda üç kez Sağlık Bakanlığı bünyesinde acil hemşire sertifikasyon eğitimi verdiklerini kaydeden Opr. Dr. Gürkan, Kepez Devlet Hastanesi olarak acil sağlık hizmetlerinin önemini bilen ve bu alanda farkındalık sağlamayı hedefleyen bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.</span><br><span>İki gün sürecek sempozyumda acil hemşireliğine dair güncel yaklaşımlar, kriz anlarında etkin müdahale yöntemleri ve saha tecrübeleri katılımcılarla paylaşılacak. Sempozyumun açılışına Kepez Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Ramazan Gürkan, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Fikriye Başaran ve Destek Hizmetleri Başkanı Sadettin Güzel ve çok sayıda hemşire katıldı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a481167193c.jpg" length="111478" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 06 Feb 2025 12:30:02 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kaşınan saç derisine 20 dakikada doğal çözüm!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kasinan-sac-derisine-20-dakikada-dogal-coezum</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kasinan-sac-derisine-20-dakikada-dogal-coezum</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kaşıntılı saç derisi, birçok kişinin zaman zaman karşılaştığı yaygın bir sorundur. Stres, kepek, kuru cilt veya alerjik reaksiyonlar gibi pek çok farklı etken bu durumu tetikleyebilir. Kimyasal içerikli ürünler yerine, evde uygulanabilecek doğal çözümlerle bu rahatsızlık hafifletilebilir.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Saç derisini sağlıklı tutmak, saçın dökülmesini, kepeklenmeyi, kaşıntıyı ve diğer rahatsızlıkları önlemeye yardımcı olabilir. İşte saç derisi sağlığını korumak için bazı önemli ipuçları...</p>
<p><strong>Hindistan cevizi Yağı:<span> </span></strong>Saç derisinin kuruluğunu gidermek ve nem dengesini sağlamak için mükemmel bir çözümdür. İçeriğindeki antimikrobiyal özellikler, kaşıntıya yol açan mikroorganizmalarla savaşır. Hindistancevizi yağını saç derinize masaj yaparak uygulayın, 20-30 dakika bekletin ve ardından durulayın.</p>
<p><strong>Elma Sirkesi:<span> </span></strong>Saç derisindeki pH dengesini yeniden oluşturarak kaşıntıyı azaltabilir. Bir bardak suya iki yemek kaşığı elma sirkesi ekleyin, karışımı saç derinize uygulayın ve 5-10 dakika bekledikten sonra bol su ile durulayın.</p>
<p><strong>Aloe Vera:</strong><span> </span>Nemlendirici ve yatıştırıcı özellikleriyle bilinir. Taze aloe vera jelini saç derinize uygulayın, 20 dakika bekletin ve ardından durulayın.</p>
<p><strong>Çay Ağacı Yağı:</strong><span> </span>Antifungal ve antibakteriyel özelliklere sahip olan çay ağacı yağı, saç derisindeki kaşıntıyı giderebilir. Birkaç damla çay ağacı yağını bir çay kaşığı zeytinyağıyla karıştırarak saç derinize uygulayın, 15-20 dakika bekledikten sonra saçınızı yıkayın.</p>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a45098ed68d.jpg" length="96762" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 06 Feb 2025 09:03:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kaşınan saç derisine 20 dakikada doğal çözüm!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kasinan-sac-derisine-20-dakikada-dogal-coezum-995</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kasinan-sac-derisine-20-dakikada-dogal-coezum-995</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kaşıntılı saç derisi, birçok kişinin zaman zaman karşılaştığı yaygın bir sorundur. Stres, kepek, kuru cilt veya alerjik reaksiyonlar gibi pek çok farklı etken bu durumu tetikleyebilir. Kimyasal içerikli ürünler yerine, evde uygulanabilecek doğal çözümlerle bu rahatsızlık hafifletilebilir.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Saç derisini sağlıklı tutmak, saçın dökülmesini, kepeklenmeyi, kaşıntıyı ve diğer rahatsızlıkları önlemeye yardımcı olabilir. İşte saç derisi sağlığını korumak için bazı önemli ipuçları...</p>
<p><strong>Hindistan cevizi Yağı:<span> </span></strong>Saç derisinin kuruluğunu gidermek ve nem dengesini sağlamak için mükemmel bir çözümdür. İçeriğindeki antimikrobiyal özellikler, kaşıntıya yol açan mikroorganizmalarla savaşır. Hindistancevizi yağını saç derinize masaj yaparak uygulayın, 20-30 dakika bekletin ve ardından durulayın.</p>
<p><strong>Elma Sirkesi:<span> </span></strong>Saç derisindeki pH dengesini yeniden oluşturarak kaşıntıyı azaltabilir. Bir bardak suya iki yemek kaşığı elma sirkesi ekleyin, karışımı saç derinize uygulayın ve 5-10 dakika bekledikten sonra bol su ile durulayın.</p>
<p><strong>Aloe Vera:</strong><span> </span>Nemlendirici ve yatıştırıcı özellikleriyle bilinir. Taze aloe vera jelini saç derinize uygulayın, 20 dakika bekletin ve ardından durulayın.</p>
<p><strong>Çay Ağacı Yağı:</strong><span> </span>Antifungal ve antibakteriyel özelliklere sahip olan çay ağacı yağı, saç derisindeki kaşıntıyı giderebilir. Birkaç damla çay ağacı yağını bir çay kaşığı zeytinyağıyla karıştırarak saç derinize uygulayın, 15-20 dakika bekledikten sonra saçınızı yıkayın.</p>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a45098ed68d.jpg" length="96762" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 06 Feb 2025 09:03:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kaşınan saç derisine 20 dakikada doğal çözüm!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kasinan-sac-derisine-20-dakikada-dogal-coezum-996</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kasinan-sac-derisine-20-dakikada-dogal-coezum-996</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kaşıntılı saç derisi, birçok kişinin zaman zaman karşılaştığı yaygın bir sorundur. Stres, kepek, kuru cilt veya alerjik reaksiyonlar gibi pek çok farklı etken bu durumu tetikleyebilir. Kimyasal içerikli ürünler yerine, evde uygulanabilecek doğal çözümlerle bu rahatsızlık hafifletilebilir.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Saç derisini sağlıklı tutmak, saçın dökülmesini, kepeklenmeyi, kaşıntıyı ve diğer rahatsızlıkları önlemeye yardımcı olabilir. İşte saç derisi sağlığını korumak için bazı önemli ipuçları...</p>
<p><strong>Hindistan cevizi Yağı:<span> </span></strong>Saç derisinin kuruluğunu gidermek ve nem dengesini sağlamak için mükemmel bir çözümdür. İçeriğindeki antimikrobiyal özellikler, kaşıntıya yol açan mikroorganizmalarla savaşır. Hindistancevizi yağını saç derinize masaj yaparak uygulayın, 20-30 dakika bekletin ve ardından durulayın.</p>
<p><strong>Elma Sirkesi:<span> </span></strong>Saç derisindeki pH dengesini yeniden oluşturarak kaşıntıyı azaltabilir. Bir bardak suya iki yemek kaşığı elma sirkesi ekleyin, karışımı saç derinize uygulayın ve 5-10 dakika bekledikten sonra bol su ile durulayın.</p>
<p><strong>Aloe Vera:</strong><span> </span>Nemlendirici ve yatıştırıcı özellikleriyle bilinir. Taze aloe vera jelini saç derinize uygulayın, 20 dakika bekletin ve ardından durulayın.</p>
<p><strong>Çay Ağacı Yağı:</strong><span> </span>Antifungal ve antibakteriyel özelliklere sahip olan çay ağacı yağı, saç derisindeki kaşıntıyı giderebilir. Birkaç damla çay ağacı yağını bir çay kaşığı zeytinyağıyla karıştırarak saç derinize uygulayın, 15-20 dakika bekledikten sonra saçınızı yıkayın.</p>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a45098ed68d.jpg" length="96762" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 06 Feb 2025 09:03:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Büyükşehir Belediyesi&amp;apos;nin sağlık hizmetleri kesintisiz sürüyor</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/buyuksehir-belediyesinin-saglik-hizmetleri-kesintisiz-suruyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/buyuksehir-belediyesinin-saglik-hizmetleri-kesintisiz-suruyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, evde sağlık hizmetinden ağız ve diş sağlığı ile psikolojik<br>danışmanlık hizmetine kadar on binlerce vatandaşa ücretsiz ve kesintisiz sağlık hizmeti sunuyor.<br>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Gazipaşa’dan Kaş’a kadar altyapı ve projelerle hizmet üretirken<br>sosyal belediyecilik faaliyetleriyle Antalyalıların yaşam kalitesini yükseltiyor. Sağlıklı bir toplum<br>ve kent için 7’den 70’e tüm vatandaşların geniş sağlık hizmetlerine erişimi kolayca sağlanıyor.<br>EVDE SAĞLIK İLE ŞİFA DAĞITILIYOR<br>Antalya Büyükşehir Belediyesi, ‘Evde Sağlık Hizmeti’ ile engelli, yaşlı veya yatalak durumda olan<br>ihtiyaç sahibi vatandaşlara sağlık kontrolünden, öz bakıma, ev tıbbi malzeme ve nakil ambulans<br>yardımına her türlü destek sağlanıyor. 6 bin 143 kayıtlı hasta sayısı olan Evde Sağlık Hizmetleri<br>kapsamında 2024 yılı içerisinde toplam 20 bin 601 işlem gerçekleştirildi. Muayene ve tedavi<br>olmak için sağlık kuruluşlarına gitmek istediğini belirten vatandaşlara da 8 bin 823 kez nakil<br>ambulans ve araç temini hizmeti sağlandı.</p>
<p><img src="https://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x_67a31cf77c3db.jpg" alt=""></p>
<p><br>ÇOCUKLAR SAĞLIKLA GÜLÜMSÜYOR<br>Antalya Büyükşehir Belediyesinin Kepezde hizmet veren Sağlık Merkezi bünyesindeki Ağız ve<br>Diş Sağlığı Polikliniğinde 7 yaş ve üstü çocuk ile yetişkinlere sosyal güvence aramadan tamamen<br>ücretsiz olarak ağız ve diş muayenesi, panoramik röntgen çekimi, dolgu, kanal tedavisi, diş<br>çekimi ve diş taşı temizliği hizmeti veriliyor. Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Hizmetleri<br>kapsamında 2024 yılı içerisinde toplam 4 bin 280 çocuk ve 5 bin 461 yetişkin hastaya hizmet<br>verildi. Çocuklarda 15 bin 971, yetişkinlerde 23 bin 51 işlem yapıldı.<br>Sağlık Merkezi bünyesinde bulunan Psikoloji Kliniği Hizmetleri kapsamında toplam 285 çocuk ve<br>614 yetişkin danışana da psikolojik destek sağlandı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a31c9e85457.jpg" length="67572" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 11:10:35 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>EMEKLİ KAHVELERİNDE KANSER GÜNÜ FARKINDALIK PROGRAMI</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/emekli-kahvelerinde-kanser-gunu-farkindalik-programi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/emekli-kahvelerinde-kanser-gunu-farkindalik-programi</guid>
        <description><![CDATA[ <p dir="ltr"></p>
<p dir="ltr"><span>Konyaaltı Belediyesi, ‘4 Şubat Dünya Kanser Günü’ sebebiyle emekli kahvelerinde “Halk Sağlığı Buluşması” düzenledi. Buluşma kapsamında Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Suzan Kanlı ve Dr. Nihan Keysan vatandaşlarla buluştu.</span></p>
<p dir="ltr"><span>Konyaaltı Belediyesi, “Sağlık” konulu farkındalık etkinlikleri kapsamında düzenlediği Halk Sağlığı Buluşmalarını sürdürüyor. Belediye, 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde de ilçe sakinlerini unutmadı. Halk Sağlığı Buluşması’nda; Gürsu ve 23 Nisan Emekli Kahvelerinde vatandaşları sağlıklı beslenmenin, düzenli egzersizin ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmanın kanserle mücadelede ne denli önemli olduğunu anlatıldı. Katılımcılara ayrıca; kanserden korunma yolları, beslenme alışkanlıkları ve düzenli sağlık taramalarının önemi hakkında bilgilendirme yapıldı.</span></p>
<p dir="ltr"><span>EN ÖNEMLİSİ ERKEN TANI</span></p>
<p dir="ltr"><span>Erken tanının ve bilinçlenmenin önemine vurgu yapan Dr. Nihan Keysan, “Emekli kahveleri bizim için çok önemli. 50-70 yaş arası vatandaşlara erken tanının ne kadar önemli olduğunu anlatmak için burada ücretsiz olarak tüplerimizi dağıttık. Tüm kanserleri önlemek mümkün değil, ancak bazı kanserleri önlemek mümkün. Bunlar; meme kanseri, kolorektal kanser ve rahim ağzı kanseri.”dedi. Erken tanının hayat kurtaran yöntemlerinin de olduğuna dikkat çeken Keysan, “Bu kanserlerin taramalarının yapılması çok önemli. Bununla ilgili bilgi vermek için buraya geldim. Bu bizim için bir fırsat. İnsanlara ulaşmak için yollara ihtiyacımız var ve bu bizim için çok değerli” şeklinde konuştu. </span></p>
<p dir="ltr"><span>İNSANLARIN ÇOĞU KANSERİ BİLMİYOR</span></p>
<p dir="ltr"><span>Etkinliğe katılan vatandaşlardan Aydeniz Karadoğan, “ 67 yaşındayım. Bu zamana kadar bana iki sefer kanser teşhisi konuldu. İnsanların çoğu bilmiyor. Erken teşhis hayat kurtarır. Benim öyle oldu. Belediyemize bu konuda çok teşekkür ederim. Kanser çok yaygın ama insanlar bunun farkında değil. Çoğu geç fark ediyor” dedi. Bir diğer emekli kahvesi sakini Semiha Kesterlioğlu ise, “Çok güzel bir etkinlik ve çok güzel bilgilendirmeler oldu. Daha önce emekli kahvesinde gerçekleştirilen egzersiz programına da gelmiştim. Ondan da çok memnun kalmıştım” ifadelerini kullandı</span></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a30dde027d8.jpg" length="127043" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 10:06:10 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sabit olmayan kolesterol seviyesi demans riskini artırıyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sabit-olmayan-kolesterol-seviyesi-demans-riskini-artiriyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sabit-olmayan-kolesterol-seviyesi-demans-riskini-artiriyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Bilim insanları, kolesterol seviyesi sabit olmayan kişilerin demansa yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu tespit etti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Kolesterol, vücudun düzgün çalışabilmesi için gerekli olan, ancak fazla olduğunda sağlık sorunlarına yol açabilen bir tür yağdır. LDL, genellikle "kötü" kolesterol olarak bilinir, çünkü damarlar üzerinde birikerek tıkanıklıklara ve kalp hastalıklarına yol açabilir.</p>
<div class="teads-adCall"></div>
<p>Science Daily'nin haberine göre, demans tanısı bulunmayan ve yaş ortalaması 74 olan 9 bin 846 katılımcının kolesterol seviyeleri, çalışmanın başlangıcında ve takip eden üç yıl boyunca birer kez ölçüldü.</p>
<p>Son muayenenin ardından ortalama 5,5 yıl takip edilen katılımcılar, her sene hafıza becerilerinin ölçüldüğü testlere de tabi tutuldu.</p>
<p>Araştırmacılar, katılımcıları ilk ve son kolesterol sonuçları arasındaki değişim miktarına göre 4 gruba ayırdı.</p>
<p>Çalışma sonucunda kolesterol değişiminin en belirgin olduğu gruptaki kişilere ilerleyen yıllarda demans tanısı konulması riskinin, en az değişim görülen gruptakilere kıyasla yüzde 60 daha fazla olduğu belirlendi.</p>
<p>Araştırmanın bulguları<span> </span><strong>"Neurology"</strong><span> </span>dergisinde yayımlandı.</p>
</div>
<p><a class="backLink" href="https://www.ahaber.com.tr/saglik/2025/02/01/sabit-olmayan-kolesterol-seviyesi-demans-riskini-artiriyor">.</a></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a2f712041f3.jpg" length="88531" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 08:28:56 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>böbrek nakliyle hayata tutundu, organ bağışı için çağrıda bulundu</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/boebrek-nakliyle-hayata-tutundu-organ-bagisi-icin-cagrida-bulundu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/boebrek-nakliyle-hayata-tutundu-organ-bagisi-icin-cagrida-bulundu</guid>
        <description><![CDATA[ <p>BALIKESİR'de vefat eden hastanın ailesi tarafından bağışlanan organları, Antalya'da gerçekleştirilen ameliyat ile böbrek hastası Yılmaz Özenli'ye (32) nakledildi. 5 yıldır diyalize giren Özenli, tam uyumlu böbrek nakli sayesinde sağlığına kavuştu. Özenli, "Organ bağışı hayat kurtarır" mesajı verdi.</p>
<p>Balıkesir'de 22 Ocak'ta vefat eden bir hastanın organları, ailesi tarafından bağışlandı. Bu kapsamda, böbrek yetmezliği tedavisi gören Yılmaz Özenli için uygun böbrek bulundu. 23 Ocak'ta Medical Park Antalya Hastane Kompleksi'nde Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ve ekibi tarafından gerçekleştirilen başarılı nakil ameliyatıyla Özenli, diyalizden kurtuldu. Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ve nakil olan Yılmaz Özenli, organ bağışı yapılmasının önemine dikkati çekti.</p>
<p>'HASTAMIZ ŞANSLIYDI'</p>
<p>Nakli gerçekleştiren Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, nakil süreci hakkında bilgi vererek, "Organ naklinde Türkiye'de illerin birbirine yakınlığına göre bölgeler belirlenmiş durumda. Biz bağışın yapıldığı Balıkesir iline yakın bir bölgede değiliz ama hastamızda olduğu gibi 6'da 6 uyumlu (tam uyumlu) böbrek olduğu zaman organlar bölge dışına çıkabiliyor. Yılmaz Beye de bu şekilde tam uyumlu böbrek çıkmış oldu. Bir gün sonrasına yani 23 Ocak'ta organ bağışı yapılan dondurmacıdan, hastamız Yılmaz'a böbrek naklini gerçekleştirdik" dedi.</p>
<p>Türkiye'de organ bağışının yetersiz olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, "Ülkemizde organ bağışı çok düşük. Bu şekilde nadir de olsa organ çıktığı zaman hem biz mutlu oluyoruz hem de hastalarımız. Çünkü neredeyse hastanın hayatının yarısından fazlası diyalizde geçiyor. Başarılı bir ameliyatla beraber hastanın süreçleri yaşam süresi ve konforuyla birlikte ailesine ayıracağı zaman da artmış oluyor. Umarım, ülkemizde bu organ bağışı farkındalığı artar ve bu ameliyatları daha sık gerçekleştirebiliriz" diye konuştu.</p>
<p>'30 BİN HASTA ORGAN BEKLİYOR'</p>
<p>Böbrek nakillerinde yüzde 90 oranla canlı verici nakiller olduğunu belirten Prof. Dr. Aliosmanoğlu, "Ülkemizde çok sık böbrek nakli gerçekleştiriyoruz ama bunların çoğunluğu canlı vericili nakiller oluyor. Hastamızın hem canlı vericisi olmaması hem de bu şekilde tam uyumlu bir böbrek çıkması onu şanslı yapıyor. Bu şekilde vericisi olmayıp da bekleme listelerinde bekleyen yaklaşık 30 bin civarı hasta var. Bu çok yüksek bir rakam. Bu hastaların da bir an önce sağlıklarına kavuşması için organ bağışı oranlarımızı artırmamız gerekiyor. Bu şekilde hem maddi olarak ülkemize bir kazanım oluyor hem de hastalarımızın topluma kazandırılması adına çok büyük katkılar oluyor" dedi.</p>
<p>'ORGAN BAĞIŞI HAYAT KURTARIR'</p>
<p>Böbrek nakli olan Yılmaz Özenli yaşadığı süreci anlattı. Hastalığının pandemi döneminde başladığını belirten Özenli, "Bir anda komaya girdim ve gözümü hastanede açtım. O günden bu yana yaklaşık 5 yıldır diyalize bağlı yaşıyordum. Mucizeyi bana getiren o bağışçımızdan ve ailesinden Allah razı olsun. Onların sayesinde şu anda sağlıklıyım" dedi. Nakil haberini sabaha karşı aldığını belirten Özenli, "İlk haberi alınca insan çekiniyor tabii. Acaba ne olacak? Sonun nasıl olacak? İnsan tedirgin oluyor ama gelince haliyle şükürler olsun olunuyor. Çok güzel bir duygu. Organ bağışı hayat kurtarır. Buradan herkese sesleniyorum, organlarımız toprak olmasın" dedi. Yeni baba olan Özenli, "Rabbim onun hürmetine herhalde bana bunu nasip etti. Şükürler olsun ki bundan sonraki sürecimde de daha sağlıklı, daha iyi bir hayat ve ailemle vakit geçirebileceğim" dedi. Haberi alınca ailece mutlu olduklarını aktaran Özenli, "Onlar da beni bekliyor. Bir an önce aileme kavuşmak istiyorum" dedi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a1c7c33dd8b.jpg" length="80628" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 04 Feb 2025 10:54:49 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Havalar soğudu, talep arttı.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/havalar-sogudu-talep-artti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/havalar-sogudu-talep-artti</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="category-detail-sub-title">Kış mevsiminde soğuk havaların da etkisiyle kış çaylarına olan talep arttı. Adaçayı, ıhlamur, altın otu, ebegümeci, karanfil gibi pek çok bitki çayı en sık tercih edilen çeşitler arasında yer alıyor. Bitki çaylarından faydalanmak için fazla kurutulmamış olanları tüketmek gerekiyor.</h2>
<p><span>Soğuk havalar kış çayına olan talebi artırırken uzmanı fazla kurutulmamış bitki çaylarının tüketilmesini tavsiye etti.</span><br><br><span>Yozgat'ta aktarlık yapan Yakup Yılmaz, havaların soğuk olmasından dolayı kış çaylarına talebin arttığını söyledi.</span><br><br><span>C vitamini zengini ıhlamur, kuşburnu, adaçayı gibi ürünleri müşterilere önerdiğini belirten Yılmaz, bağışıklık sistemini güçlendiren bitkilerin daha çok satıldığını ifade etti.</span><br><br><span>Adaçayı, ıhlamur, altın otu, ebegümeci, karanfil gibi birçok karışık kış çayı çeşit bulunduğunu ve hastalık çeşidine göre önerilen bitkilerin de değişkenlik gösterdiğini söyleyen Yılmaz, “Boğaz ağrısı için gelenlere ebegümeci ve adaçayını birlikte tüketmelerini öneriyoruz. Boğazdaki iltihabı alıyor. Kuvvetli öksürük şikayeti olanlara ayva yaprağını öneriyoruz. Rahatlatıcı özelliği var. Soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlar için ise ıhlamur ve kuşburnu öneriyoruz” dedi.</span></p>
<div class="NTV_VIDEO" data-yield-master-placement-inserted="" data-notsy-container-index="2" id="notsy_container_812616263" data-notsy-mapped-container="1">
<div>
<div class="NTV_VIDEO" data-notsy-container-index="3" id="notsy_container_46658178" data-notsy-mapped-container="1"></div>
</div>
</div>
<p><br><br><strong>“BİTKİLERİ FAZLA KULLANMAK DOĞRU DEĞİL”</strong><br><br><span>Her bitkinin dozunda kullanılması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Bitkiler gereğinden fazla kullanılırsa mide bağırsak problemleri olabilir. Bunun için ölçülü şekilde bir süre kullanmak lazım. Örneğin 1 hafta kullandıktan sonra vücudun dinlendirilmesi lazım. Çok kullanıldığında bağırsak florası bozulabilir” şeklinde konuştu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a1a6e61545f.jpg" length="148552" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 04 Feb 2025 08:34:50 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Prof. Dr. Kenan Taştan tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/prof-dr-kenan-tastan-tedavi-goerdugu-hastanede-hayatini-kaybetti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/prof-dr-kenan-tastan-tedavi-goerdugu-hastanede-hayatini-kaybetti</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kenan Taştan tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.</span><br><span>Tıp doktoru ve yazar Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı olan başarılı akademisyen Prof. Dr. Kenan Taştan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi GETAT Kliniğinde başarılı işlere imza atan Prof. Taştan, Gaziantep Tıp Fakültesi yoğun bakım ünitesinde bir süredir tedavi görüyordu. Geçtiğimiz günlerde bypass ameliyatı geçiren ve akciğerinde de sönme olan Taştan durumunun ağırlaşması sebebiyle kaldırıldığı yoğun bakım ünitesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşama tutunamadı. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesini ve sağlık camiasını yasa boğan vefat sonrası ALKÜ bir taziye mesajı yayımladı. Mesajda, "Acı Kaybımız. Üniversitemiz Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kenan Taştan, tedavi gördüğü hastanede vefat etmiştir. Üniversitemiz ve tıp camiasına büyük katkıları olan hocamıza Allah’tan rahmet, tüm yakınlarına sabır dileriz" ifadelerine yer verildi.</span><br><br><span>"Derin üzüntü duyuyorum"</span><br><span>Prof. Dr. Kenan Taştan’ın vefatından dolayı derin bir üzüntü duyduğunu ifade eden ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, "Meslektaşım ve Üniversitemiz Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kenan Taştan’ın vefat haberini büyük bir üzüntüyle öğrendim. Hocamızla birlikte çok güzel çalışmalar yaptık. Alanında kendisine ve kariyerine güvendiğimiz bir isimdi. Aramızdan ayrılmasından derin bir üzüntü duyuyorum. Tıp camiasına büyük emekleri olan hocamıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine baş sağlığı dilerim. Başımız sağ olsun" dedi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a07ac7d7a1f.jpg" length="46252" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 11:14:06 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Çocuklarda Katarakt: Erken belirtiler ve etkili tedavi</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/cocuklarda-katarakt-erken-belirtiler-ve-etkili-tedavi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/cocuklarda-katarakt-erken-belirtiler-ve-etkili-tedavi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="category-detail-sub-title">Katarakt, çocuklarda doğuştan gelen faktörler, travma, enfeksiyonlar nedeniyle gelişebilir ve bulanık görmeye yol açabilir. Beyaz göz bebeği renk değişikliği, şaşılık ve ışığa duyarlılık gibi semptomların erken teşhisi, zamanında tıbbi müdahale ve iyileştirilmiş görsel sonuçlar için çok önemlidir.</h2>
<p>Kataraktın sadece yaşlı yetişkinlerde görüldüğü bir efsanedir; çocuklarda da çeşitli faktörler nedeniyle gelişebilir.<br><br>Buğulu bir arabanın ön camından bakmaya çalıştığınızı düşünün. Hala görebilirsiniz ancak görüşünüz bulanıktır. Kataraktı olan birine görüş bu şekilde görünür. Katarakt, göz merceğindeki proteinin parçalanarak bulanıklaşması ve bulanık veya puslu görmeye yol açması durumudur.</p>
<div class="NTV_VIDEO" data-yield-master-placement-inserted="" data-notsy-container-index="2" id="notsy_container_163176898" data-notsy-mapped-container="1">
<div>
<div class="NTV_VIDEO" data-notsy-container-index="3" id="notsy_container_660826960" data-notsy-mapped-container="1"></div>
</div>
</div>
<p><br>Nedenler: Çocuklarda katarakt, doğuştan gelen faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir; bazı çocuklar kataraktlı olarak doğar; gelişimsel sorunlar veya hamilelik sırasında enfeksiyonlar. Diğer nedenler arasında göz travması, iltihaplanma veya göz damlaları nedeniyle oluşan steroid kaynaklı kataraktlar bulunur.<br><br><strong>ERKEN BELİRTİLER</strong><br><br>Kataraktlar küçük ve büyük çocukları farklı şekilde etkileyebilir ve bu da etkili müdahale için belirtilerin belirlenmesini hayati hale getirir.<br><br><strong>Çocuklar belirgin belirtiler şunlardır:</strong><br><br></p>
<p></p>
<ul>
<li>Göz bebeğinde beyaz veya gri renk bozulması, özellikle parlak ışıkta veya fotoğraflarda fark edilir.</li>
<li>Gözler şaşı olabilir / hizalı olmayabilir</li>
<li>Bebekler yüzleri tanımakta zorlanarak görme bozukluğu belirtileri gösterebilir.</li>
<li>Çocuklar, nesneleri gözleriyle takip etme gibi dönüm noktalarına ulaşamayarak gecikmiş görme gelişimi yaşayabilir.</li>
<li>Parlak ışığa karşı hassasiyet, erken teşhis ve bakımın önemini vurgulayan önemli bir rahatsızlığa neden olabilir.</li>
</ul>
<p><br><br><span>Bu belirtilerin derhal ele alınması, daha iyi görsel sonuçlara ve yaşam kalitesine yol açabilir.</span><br><br></p>
<ul>
<li>Bulanık veya bozuk görme - Net görüntüler görememe.</li>
<li>Çift görme - Bir nesnenin aynı anda iki görüntüsünü görme.</li>
<li>Gözlerin hizasızlığı (şaşılık) – Gözler aynı anda aynı yöne bakmaz.</li>
<li>Kontrol edilemeyen göz hareketleri (nistagmus)</li>
<li>Gözlerin hızla hareket etmesine ve görüşün bulanıklaşmasına neden olabilen istemsiz göz hareketleri.</li>
<li>Kitapları veya oyuncakları yüzlerine yakın tutma.</li>
</ul>
<p>Bu erken belirtileri tanımak, ebeveynlerin ve velilerin zamanında tıbbi tavsiye almalarını ve çocukların olası kataraktlar için ihtiyaç duydukları tedaviyi almalarını sağlar.</p>
<p><strong>TEDAVİSİ NASILDIR?</strong><br><br>Kataraktın gözden çıkarılması genellikle tercih edilen tedavi yöntemidir. Ameliyat sırasında bulanık lens çıkarılır ve yerine yapay bir göz içi lens (intraoküler lens) yerleştirilebilir.<br><br>Doğumsal katarakt durumunda, ameliyat görme gelişiminin kritik olduğu erken yaşlarda (genellikle yaşamın ilk 2-3 ayında) yapılır.<br>Eğer her iki gözde katarakt varsa, ameliyatlar genellikle birkaç hafta arayla gerçekleştirilir.</p>
<p><strong>Ameliyat Sonrası Tedavi</strong><br><br>Göz içi lens yerleştirilmeyen durumlarda, gözlük veya kontakt lens ile düzeltme yapılabilir.<br><br>Ameliyat sonrası görme gelişimi için düzenli göz egzersizleri, kapama tedavisi (göz tembelliğini önlemek için) ve sık göz muayeneleri gerekir.<br><br>Ameliyat sonrası enfeksiyon riskini azaltmak ve iyileşmeyi desteklemek için antibiyotik veya anti-enflamatuar göz damlaları kullanılabilir.<br><br>Çocukların görme gelişimi hızla değiştiği için düzenli takip şarttır.<br>Gözlük numaralarının ve göz içi basıncının düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir.</p>
<p>Gelişen göz tembelliği (ambliyopi) veya kayma (şaşılık) gibi komplikasyonlar için müdahale gerekebilir.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67a049a273089.jpg" length="38695" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 07:44:31 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Vücuttaki oksijen miktarı nasıl artırılır.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/vucuttaki-oksijen-miktari-nasil-artirilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/vucuttaki-oksijen-miktari-nasil-artirilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="description mb-4 fw-medium fs-5 lh-base">Geçmek bilmeyen yorgunluğunuzun sebebi kandaki oksijenin azalması olabilir Prof. Dr. Derya Uludüz, “Oksijen kapasitesi, vücudunuzun ne kadar oksijen alıp kullanabildiğinin bir ölçüsüdür” dedi.</h2>
<p><span>Vücudun yakıtı görevini üstlenen oksijenin kandaki oranının yeterli olması sağlık için çok önemlidir. Kandaki oksijen oranının azalması ise yorgunluk hissinden hafızanın zayıflamasına kadar birçok işlev bozukluğuna yol açabilir. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, oksijenin vücutta azalma nedenlerini ve artırma yollarını şöyle açıkladı:</span></p>
<p><strong>Kendinizi yorgun hissediyorsanız dikkat!</strong></p>
<p>Yorgunluğunuzun altında yatan sebeplerden biri, oksijen kapasitenizin düşüklüğü olabilir. Oksijen, enerjimizin kaynağıdır. Oksijen kapasitesi, vücudunuzun ne kadar oksijen alıp kullanabildiğinin bir ölçüsüdür. </p>
<p><span>Oksijen, hücrelerimizin enerji üretimi için hayati bir bileşendir. Yani, “Oksijen olmadan enerji yok!” demek yanlış olmaz. Eğer vücudunuz yeterince oksijen alamıyorsa, bu da yorgunluk hissine neden olabilir. </span></p>
<p>Kandaki oksijen miktarının az olması solunum güçlüğü ve nefes darlığı gibi sorunlara da yol açar. Ayrıca cilt kuruluğuna neden olur. </p>
<h2><span>NEDEN AZALIR?</span></h2>
<p>- Kalbiniz, oksijenin vücuda pompalayıcısıdır. Eğer kalbiniz sağlıklı değilse, oksijen vücudunuza yeterince ulaşamaz. Kalp hastalıkları, oksijen kapasitesini düşürebilir.</p>
<p>-  Akciğerler, oksijen alımında kritik bir rol oynar. Eğer akciğerlerinizde bir sorun varsa, oksijen almanız zorlaşır. Aşırı yorgunluk, akciğer sağlığınızla doğrudan ilişkilidir.</p>
<p>- Kanınızda yeterli hemoglobin yoksa yani demir eksikliği yaşıyorsanız, vücudunuz oksijeni taşıma konusunda zorlanır. Bu da yorgunluk hissini artırır.</p>
<p>- Stresli ve heyecanlı bir yapıya sahipseniz yüzeysel nefes alma vücuda oksijenin yeterli dağılmasını engeller. </p>
<p>- Çalıştığınız oksijensiz ortamlar veya sigara içilen ortamlar da vücudun oksijen kapasitesini azaltır.</p>
<p>- Alkol vücuttaki suyu azaltan bir sıvı olduğu için alkol aldığınızda azalan suya bağlı olarak oksijen seviyesi de azalır. </p>
<p>-Zatürre, grip ve Covid-19 gibi enfeksiyonlar da kandaki oksijen seviyesini azaltabilir.</p>
<h2><span>Kanda yeterince oksijen olmasının vücuda faydaları </span></h2>
<ul>
<li>Bağışıklık sistemini güçlendirir.<br>- Hafızaya iyi gelir.<br>- Odaklanmayı kolaylaştırır.<br>- Daha rahat uyumayı sağlar.<br>- Kan basıncını düşürür.<br>- Sindirim sistemini destekler.<br>- Vücuda enerji verip, yorgunluk hissinin önüne geçer.<br>- Sinir sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur.<br>- Kalp krizi riskini azaltır.<br>- Baş ağrısının azalmasını sağlar.<br>- Cildi canlandırır.</li>
<li>
<p><img src="https://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x_679f1346b57bf.jpg" alt=""></p>
</li>
</ul>
<h2><span>NELER YAPILABİLİR?</span></h2>
<p>- Hareket etmek, oksijen alımını artırmanın en iyi yollarından biridir. Koşu, yüzme ya da bisiklet sürmek, kalbinizi güçlendirir ve akciğerlerinizi açar. Haftada en az 150 dakika hareket etmeye ne dersiniz?</p>
<p>- Vücutta oksijeni artırmada temiz havanın önemi de çok büyük. Dolayısıyla hava kirliliğinin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamak kandaki oksijen seviyesinin azalmasını önler. </p>
<p>- Kandaki oksijen seviyesinin düşmemesi için alkolden de uzak durmak gerekir.</p>
<p>- Derin nefes almak, vücudunuza oksijen doldurmanın en basit yoludur. Derin nefes alıp verirken, akciğerlerinizi tam kapasite kullanıyorsunuz demektir.</p>
<p>- Tabii ne yediğiniz de önemli… Demir bakımından zengin gıdalar (kırmızı et, baklagil), vitamin ve mineral deposu meyve-sebzeler vücudunuzun oksijen kapasitesini artırır.</p>
<p>- Su tüketimi de hayati önem taşıyor. Vücudunuzun su ihtiyacını karşılamadan, oksijenin vücutta etkili olmasını bekleyemezsiniz.</p>
<p>- Yetersiz uyku, yorgunluğu artırır ve oksijen kapasitesini olumsuz etkiler. Günde 7-9 saat uyumak, enerjinizi yenilemenin en etkili yollarından biridir.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_679f129985139.jpg" length="61207" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 02 Feb 2025 09:40:13 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>56 ilaç daha geri ödeme listesine alındı</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/56-ilac-daha-geri-oedeme-listesine-alindi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/56-ilac-daha-geri-oedeme-listesine-alindi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="category-detail-sub-title">Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 43'ü yerli üretim olmak üzere 56 ilacın daha Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) geri ödeme listesine alındığını duyurdu.</h2>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, SGK'nın geri ödeme listesine alınan ilaçlara ilişkin bilgileri paylaştı.</p>
<div class="NTV_VIDEO" data-yield-master-placement-inserted="" data-notsy-container-index="2" id="notsy_container_196024140" data-notsy-mapped-container="1">
<div>
<div class="NTV_VIDEO" data-notsy-container-index="3" id="notsy_container_893223254" data-notsy-mapped-container="1"></div>
</div>
</div>
<p></p>
<p>Yapılan düzenlemeyle 43'ü yerli üretim olmak üzere 56 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını belirten Işıkhan, ilaçların hastalara şifa olması temennisinde bulunarak, vatandaşlara sağlıklı ömür diledi.</p>
<p>Bakan Işıkhan, geri ödeme listesine alınan 56<span> </span><a href="https://www.ntv.com.tr/ilac" target="_blank" rel="noopener tag">ilaç</a><span> </span>içerisinde 3 kanser ilacı, 3 kronik böbrek yetmezliği ilacı, 3 organ naklinde kullanılan ilaç, 2 kan ürünü, 2 alerji aşısı, 2 immün trombositopenik purpura (ITP) ilacı bulunduğunu kaydetti.</p>
<p><img src="https://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x_679db3ec3dbe1.jpg" alt=""></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202502/image_870x580_679db3e179a0f.jpg" length="80930" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 01 Feb 2025 08:41:08 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi &amp;apos;normal doğum&amp;apos; konulu bir sempozyum düzenledi.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-normal-dogum-konulu-bir-sempozyum-duzenledi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-normal-dogum-konulu-bir-sempozyum-duzenledi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Normal doğumu teşvik etmek ve sezaryen oranlarını azaltmaya yönelik bilimsel ve stratejik yaklaşımları ele almak amacıyla Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi 'normal doğum' konulu bir sempozyum düzenledi.</span><br><span>Anne ve bebek sağlığı için normal doğumu destekleyen Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bilimsel veriler ışığında doğum hizmetleri hakkında anneleri bilinçlendirmek ve doğum sürecini daha sağlıklı hale getirmek için kapsamlı çalışmalar yürütmeye devam ediyor. Sağlık Bakanlığının “Doğal Olan Normal Doğum” eylem planı kapsamında hastanenin konferans salonunda düzenlenen panel Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Mesut Yıldırım'ın açılış konuşması ile başladı. Yıldırım, normal doğumun anne ve bebek sağlığı açısından önemine değindikten sonra sözü değerli konuşmacılara bıraktı. Panelin ilk oturumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Alparslan Deniz'in moderatörlüğünde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Emre Köle, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Rahşan Eyüp Doğan ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Lale Aksoy'un detaylı sunumu ile başladı. İlk oturumda katılımcılara normal doğum eylem planı kapsamında Türkiye istatistikleri ve 2025 eylem planı, doğum süreci ve normal doğumun anne açısından avantajları, sezaryen endikasyonlarını ve sonrasında olabilecek riskleri hakkında bilgi verdi.</span><br><span>3 oturumdan oluşan panelin 2. oturumu Yeni Doğan Uzmanı Doç. Dr. Birgül Livaoğlu Say'ın moderatörlüğünde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Duygu Çalışkan ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Özden Aksu Sayman sunumu ile devam etti. Bilimsel çalışmaların ele alındığı panelde sezaryen yoluyla doğan bebeklerin astım, alerjik rinit, inflamatuar bağırsak hastalığına yakalanma durumlarının daha yüksek olduğuna dikkati çekerek doğum şeklinin yenidoğan ve çocukluk dönemindeki etkileri, doğum sonu dönemde anne sütü ve başarılı emzirmenin önemi konuları konuşuldu.</span><br><span>Son oturum Sağlık Bakım Hizmetleri Müdür Yardımcısı Nurdan Yılmaz'ın moderatörlüğünde Gebe Okulu Sorumlusu Ebe Ayşe Başar Akdoğan ve Doğumhane Sorumlusu Ebe Hayriye Şahin'in sunumuyla sona erdi. 3. oturumda katılımcılara; doğuma hazırlık sürecinde gebe okullarının rolünü, normal doğum sürecinde ebelerin rolü konuları ele alındı. Katılımcılar tarafından panel ilgiyle takip edildi. Gün boyu süren sempozyum verimli bir şekilde tamamlandı. Etkinlik sonunda, konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edildi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_679c84cb75e44.jpg" length="96858" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 31 Jan 2025 11:08:01 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Depremlerde altyapısı zarar gören iki hastane daha hizmete hazır.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/depremlerde-altyapisi-zarar-goeren-iki-hastane-daha-hizmete-hazir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/depremlerde-altyapisi-zarar-goeren-iki-hastane-daha-hizmete-hazir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Kahramanmaraş'ta depremlerin ardından inşasına başlanılan 5 hastaneden 3'ünün yapımı tamamlandı. 400 yataklı Merkez Devlet Hastanesi ile 120 yataklı Türkoğlu Dr. Kemal Beyazıt Devlet Hastanesi depremin yıl dönümünde hasta kabulüne başlayacak.</h2>
<p>"Asrın felaketi" olarak nitelendirilen depremlerin merkez üssü Kahramanmaraş'ta zarar gören sağlık altyapısının onarılmasına yönelik başlatılan çalışmalar devam ediyor.</p>
<p>Yapımı tamamlanan<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/kahramanmaras/" target="_blank" rel="noopener">Kahramanmaraş</a><span> </span>Merkez Devlet Hastanesi ile Türkoğlu Dr. Kemal Beyazıt Devlet Hastanesi, depremin yıl dönümü olan 6 Şubat'ta hasta kabulüne başlayacak.</p>
<p>Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, depremin ardından sağlık hizmetlerinin aksamaması adına gayret gösterdiklerini söyledi.<span>Depremin ardından yapımına karar verilen toplamda 2 bin 326 yatak kapasiteli 5 yeni hastaneden 3'ünün inşasının tamamlandığını bildiren Ünlüer, çelik konstrüksiyondan yapılan Nurhak Devlet Hastanesi'nin Kasım 2024'te hizmete girdiğini anımsattı.</span></p>
<p>Merkez Devlet Hastanesi ile Türkoğlu Dr. Kemal Beyazıt Devlet Hastanesinin açılışa hazır olduğunu belirten Ünlüer, şunları kaydetti:</p>
<p>"Kahramanmaraş Merkez Devlet Hastanesi, toplamda 400 yatak, 70 poliklinik odasının yer aldığı, 12 tam donanımlı ameliyathaneye sahip ve 80 yoğun bakım yatak kapasiteli olarak Sağlık Bakanlığımızca planlanmıştı. Depremden sonra hasar gören ve şu anda İlçe Sağlık Müdürlüğü binasında hizmet veren Türkoğlu Dr. Kemal Beyazıt Devlet Hastanesi ise 120 yatak kapasiteli olarak çelik yapı formunda yapıldı. Bu hastanelerimiz depremin yıl dönümünde hasta kabulüne başlayacak."</p>
<p>Vali Ünlüer, yapımı devam eden 600 yatak kapasiteli Ferhuş Necip Fazıl Sağlık Kompleksini ise Mayıs 2025'te hizmete almayı planladıklarını aktardı.</p>
<p>Ünlüer, 150 yatak kapasiteli Afşin Devlet Hastanesi inşaatında kazı ve temel çalışmalarının tamamlandığını,<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/deprem/" target="_blank" rel="noopener">deprem</a><span> </span>izolatörü montaj çalışmasının devam ettiğini sözlerine ekledi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_679b0eee8f16e.jpg" length="69277" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 30 Jan 2025 08:32:37 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların sağlığını korumak için kış aylarında ilaçlama çalışmasını sürdürüyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalya-buyuksehir-belediyesi-vatandaslarin-sagligini-korumak-icin-kis-aylarinda-ilaclama-calismasini-surduruyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalya-buyuksehir-belediyesi-vatandaslarin-sagligini-korumak-icin-kis-aylarinda-ilaclama-calismasini-surduruyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların sağlığını korumak için kış aylarında da özellikle su birikintisi olan alanlarda larva ve uçkunlara yönelik ilaçlama çalışmasını sürdürüyor.</span><br><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Sağlığı Daire Başkanlığı’na bağlı Çevre Sağlığı Şube Müdürlüğü 19 ilçe ve 913 mahallede görevlendirilen yaklaşık bin 500 personel ve 110 araçla, sivrisinek, karasinek, hamam böceği ve fare gibi zararlılara karşı yıl boyu yoğun bir mücadele yürütüyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylı ilaçlarla gerçekleştirilen bu çalışmalarda, kış aylarında özellikle larva ve uçkun oluşumuna zemin hazırlayan alanlara yönelik ilaçlama işlemleri yapılıyor.</span><br><br><span>Bin 500 personel sahada görev yapıyor</span><br><span>Halk sağlığını korumaya yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğünü ifade eden Çevre sağlığı Şube Müdürlüğü’nde görevli Çevre Mühendisi Fatma Damla Kılınç, “19 ilçede 913 mahallede yaklaşık bin 500 personel ve 110 araç ile çalışmalarımız sürüyor. Sivrisinek, karasinek, hamam böceği, fare gibi canlılara yönelik larva ve uçkun mücadelesini kış aylarında da aralıksız bir şekilde devam ettiriyoruz. Vektörle mücadele yapan personellerimiz Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan eğitimin sonunda biyosidal ürün uygulayıcısı belgesini alarak sahada çalışmalarını gerçekleştiriyor” dedi.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_679a148adfc07.jpg" length="111325" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 29 Jan 2025 14:44:17 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>&amp;apos;Egzama artık modern yöntemlerle tedavi edilebilir bir hastalık.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/egzama-artik-modern-yoentemlerle-tedavi-edilebilir-bir-hastalik</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/egzama-artik-modern-yoentemlerle-tedavi-edilebilir-bir-hastalik</guid>
        <description><![CDATA[ <p>AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Ayşe Akman, egzama hastalığının uygulanan modern tedavi yöntemleri ve ilaç desteği ile daha kolay kontrol altına alınabildiğini belirterek, "Bir hastam bu hastalık için 'haksızlık' yazmıştı duvara. Artık modern yöntemler ve ilaçlarla tedavi edilebilir bir hastalık" dedi.</p>
<p>AÜ Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Akman, egzama hastalığının artık daha kolay bulunan ilaçları sayesinde tedavisinin kolaylaştığını söyledi. Egzamanın deride kızarıklık ve sulanmayla seyreden bir rahatsızlık olduğunu belirten Prof. Dr. Akman, "Egzama, vücudun yabancı olarak algıladığı bir maddeye karşı verdiği reaksiyondur. Deri hastalıkları arasında en sık görülenlerdendir" dedi.</p>
<p>Egzamanın çeşitli şekillerde kendini gösterebileceğini ifade eden Prof. Dr. Akman, "Hastalık deride kızarıklık, kalınlaşma ve kepeklenme yapar. Bazen enfeksiyonlarla birlikte seyredebilir. Egzamanın türüne göre atopik dermatit veya kontakt egzama gibi ayrımlar yaparız. Bu ayrımlar tedavi sürecini doğrudan etkiler" diye konuştu.</p>
<p>'YAMA TESTİ GİBİ TANI YÖNTEMLERİ KULLANIYORUZ'</p>
<p>Egzama teşhisinde öncelikle alerjik durumun belirlenmesi gerektiğine dikkati çeken Prof. Dr. Akman, "Alerjik olup olmadığını anlamak için yama testi gibi tanı yöntemleri kullanıyoruz. Hastalığı başka hastalıklardan ayırmak için mantar gibi deri hastalıklarından ayırmak adına kazıntı incelemesi, egzaması geçmezse biyopsi bile alabiliyoruz. Başka eşlik edecek alerjik hastalıkları araştırıyoruz. Bu tür kapsamlı değerlendirmeler, doğru tedavi planlaması açısından önemlidir" dedi.</p>
<p>'STRES VE ÇEVRESEL FAKTÖRLER TETİKLİYOR'</p>
<p>Egzamanın oluşumunda birçok farklı etkenin rol oynayabileceğini belirten Prof. Dr. Akman, "Stres, soğuk veya sıcak hava, hayvan tüyleri, bitkilerin polenleri gibi uçuşan alerjenler ve giysiler hastalığı tetikleyebilir. Hastalarımıza öncelikle tetikleyici faktörlerden uzak durmalarını öneriyoruz" diye konuştu.</p>
<p>Egzamanın kontrol altına alınması için korunma yöntemlerine dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Akman, "Stresi azaltmak ve çevresel tetikleyicilerden uzaklaşmak çok önemli. Bariyer deri kremleri gibi derinin kalitesini artıran, güçlendiren nemlendiricilerle derinin kuruluğunu ve bariyer bozukluklarını gidermek hastalığın ilerlemesini önler" dedi.</p>
<p>'TEDAVİ SÜREÇLERİ AKSATILMAMALI'</p>
<p>Egzamanın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ayşe Akman, hastalara dermatoloji uzmanlarına başvurmalarını ve tedavi süreçlerini aksatmamalarını tavsiye etti. Prof. Dr. Akman, üniversitenin gelişmiş tedavi yöntemleriyle egzamaya geniş tedavi yöntemleri sunduğunu kaydetti. Egzama tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Prof. Dr. Akman, tüm modern tedavilere hastaların üniversite hastanesinde ulaşabileceğini belirtti.</p>
<p><img src="https://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x_6799df6b1bb12.jpg" alt=""></p>
<p>'TÜM MODERN TEDAVİLERE HASTALARIMIZ ERİŞEBİLİYOR'</p>
<p>Tedavi sürecini aktaran Prof. Dr. Akman, şöyle konuştu:</p>
<p>"Öncelikle deri bariyerini onaran nemlendiriciler ve kızarıklığı gideren kremlerle tedaviye başlıyoruz. Eğer bu yeterli olmazsa, ağızdan alınan ilaçlar veya iğne tedavilerine geçiyoruz. Şu anda dünyada uygulanan tüm modern tedavilere hastalarımız erişebiliyor. Kortizon ve bağışıklığı düşüren ilaçlardan daha ön plana çıkan gelişmiş ilaçları hastalarımız kullanabiliyor. Bu ilaçlara devlet desteğiyle ulaşmak mümkün. Fakat bu tedaviler için üniversite veya eğitim kurumlarına başvurmak gerekiyor. Hastalığı şiddetli olanlar çalışmalara da katılabiliyor. Artık bu hastalık çözümsüz bir durum değil."</p>
<p>Daha önce egzama hastalığı için tedaviye gelen bir hastasının bu durumu 'haksızlık' olarak nitelendirdiğini, artık uygulanan modern tedavi yöntemleri ve ilaç desteği ile bu durumun ortadan kalktığını aktaran Prof. Dr. Akman, "Bir hastam bu hastalık için 'haksızlık' yazmıştı duvara. Artık modern yöntemler ve ilaçlarla tedavi edilebilir bir hastalık" dedi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_6799df61b1319.jpg" length="118982" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 29 Jan 2025 10:57:35 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Günlük 1 bardak süt içmek bağırsak kanseri riskini azaltıyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/gunluk-1-bardak-sut-icmek-bagirsak-kanseri-riskini-azaltiyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/gunluk-1-bardak-sut-icmek-bagirsak-kanseri-riskini-azaltiyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Süt içmenin kanser gelişimini etkileyip etkilemediği tartışma konusu olurken Oxford Üniversitesi ve Cancer Researce UK tarafından yayınlanan bir çalışmada, günlük 1 bardak süt içmenin bağırsak kanseri riskini azalttığı açıklandı.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Oxford Üniversitesi ve Cancer Research UK tarafından yapılan çalışma, günlük olarak 1 bardak süt içmenin bağırsak kanseri riskini azaltabileceğini ortaya koydu.</p>
</div>
<p>Oxford Üniversitesi ve Cancer Researce UK tarafından yayınlanan çalışmaya ilişkin açıklamalarda bulunan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun,<span> </span><strong>"Çalışmada, süt tüketimi ile bağırsak kanseri riski arasındaki ilişkiyi incelemek için ilk olarak, 542 binden fazla kadından alınan genetik veriler analiz edildi ve laktozun yetişkinlikte sindirilebilme yeteneği olan laktaz enzim ilişkili varyantlara odaklanıldı. Ayrıca katılımcılardan günlük süt alımları da dahil olmak üzere ayrıntılı beslenme alışkanlıkları hakkındaki veriler toplandı. Bu iki veri setini birleştirerek araştırmacılar süt tüketiminin bağırsak kanseri riski üzerindeki nedensel etkisini daha iyi tahmin edebildiler"<span> </span></strong>ifadelerini kullandı. Coşkun açıklamasına şöyle devam etti:</p>
<p><strong>"Çalışmanın sonuçlarına göre, günde 244 gram ilave süt tüketen katılımcıların bağırsak kanseri geliştirme riskinin yüzde 17 daha düşük olduğu ortaya koyuldu. Ayrıca, araştırmacılar, süt tüketiminin koruyucu etkisinin diğer diyet faktörlerinden ve yaşam tarzı alışkanlıklarından bağımsız olduğunu tespit etti. Sütün bağırsak kanseri riskini azaltmadaki faydalarının bir nedeni olarak sütün sağlıksız yiyecek seçimlerinin yerini alması ve zengin bir kalsiyum kaynağı olmasından ileri geldiği düşünülmektedir. Kalsiyum, bağırsaktaki potansiyel olarak zararlı maddelere bağlanarak ve anormal hücrelerin ölümünü teşvik ederek kansere karşı korumaya yardımcı olabilir.</strong></p>
<p><strong>Ayrıca, sütteki laktoz, iltihap önleyici ve kanser karşıtı etkilere sahip, kısa zincirli bir yağ asidi olan bütirat üreten yararlı bağırsak bakterilerinin büyümesini destekleyebilir. Son olarak, süt, et ve süt ürünlerinde bulunan bir yağ asidi olan konjuge linoleik asit içerir. Dünyada en sık görülen kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alan kolorektal kanserlerin görülme sıklığı her geçen gün daha da artıyor. Üstelik hastaların yaş ortalamasında da düşüşler görmekteyiz.</strong></p>
<p><strong>Yani artık genç yaşta da bağırsak kanseri görülüyor. Bağırsak kanserlerinin yüzde 54'ü daha sağlıklı bir yaşam tarzına sahip olarak önlenebilir. Sigara içmek, egzersiz eksikliği, alkol kullanımı, işlenmiş et yemek ve liften fakir beslenme, bağırsak kanserinin gelişiminde önemli faktörlerdir. İngiltere'de yapılan bu araştırmada da günlük beslenme üzerinde yapılan birtakım değişikliklerle çok kolay bir şekilde kanser riskini azaltmanın mümkün olabileceğini görüyoruz."</strong></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_6799bf4b27a0b.jpg" length="39767" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 29 Jan 2025 08:41:59 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Artan gribal enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini nasıl güçlü tutarız.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/artan-gribal-enfeksiyonlara-karsi-bagisiklik-sistemini-nasil-guclu-tutariz</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/artan-gribal-enfeksiyonlara-karsi-bagisiklik-sistemini-nasil-guclu-tutariz</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Son günlerde artan gribal enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini güçlü tutmamız gerekir. Salgın hastalıklara karşı beslenme, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve genel sağlık durumunu korumak için son derece önemlidir. İşte uzmanından konuya dair öneriler...</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Son günlerde sayısı artan gribal enfeksiyonlar, uzun süren öksürükler ve halsizlikler vatandaşları olumsuz etkiliyor. Bu hastalıklar bazen bir ay boyunca sürüyor, hatta akciğer sorunlarına ya da kalıcı bir öksürüğe sebep olabiliyor.</p>
<div class="teads-adCall"></div>
<p>Diyetisyen Tilbe Akın Özkaya, salgın hastalıkları atlatmanın en büyük zorluğu olarak COVID-19 pandemisinin etkilerini gösterirken, pandemi döneminde zayıflayan bağışıklık sisteminin her türlü virüs, bakteri, ve soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklara daha fazla açık hale geldiğini ifade etti. Özkaya bu noktada, salgın hastalıklara karşı korunmak için temel faktörün güçlü bir bağışıklık sistemi olduğunun altını çizdi.</p>
<p><strong>"Proteinle zenginleşmiş bir menü, vücudunuzu hastalıklara karşı daha dayanıklı hale getirecektir"</strong></p>
</div>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_388616866" data-notsy-mapped-container="1">
<div id="video_10474-container" class="nts-container" data-mobile="0">
<div class="ym-video--sub-container" id="video_10474-sub-container">
<div id="video_10474-float-container" class="nts-float-container ym-float-container__sticky">
<div class="ym-video--player-container ym-video--player-container__primary">
<div class="video-js vjs-default-skin vjs-big-play-centered video_10474-dimensions vjs-controls-enabled vjs-workinghover vjs-v7 vjs-has-started vjs-user-inactive vjs-playing" id="video_10474" lang="tr" role="region" aria-label="Video Player" tabindex="-1">
<div class="vjs-control-bar" dir="ltr">
<div class="vjs-volume-panel vjs-control vjs-volume-panel-horizontal">Bağışıklığı desteklemenin en etkili yollarından birinin sağlıklı beslenme olduğunu dile getiren Özkaya, <strong>"Rafine şekerden, paketli gıdalardan ve işlenmiş ürünlerden uzak durarak vücudunuzun savunma mekanizmasını güçlendirebilirsiniz. Özellikle, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı ve mor meyveler bu dönemde bağışıklığı artıracak antioksidanlar bakımından zengindir. Her öğünde kaliteli protein almak da çok önemlidir. Yumurta, et, tavuk, balık veya baklagillerle zenginleşmiş bir menü, vücudunuzu hastalıklara karşı daha dayanıklı hale getirecektir"</strong> dedi.</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>Özkaya, bağışıklık sistemi için özellikle D vitamini, C vitamini ve çinko takviyelerinin büyük fayda sağladığını belirterek, bu vitaminler ve minerallerin, vücudun savunma kapasitesini artırarak hastalıklarla daha etkili mücadele etmesine yardımcı olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>"Özellikle evde ilikli kemik suyu ekleyerek yapacağınız çorbalar bağışıklık sisteminizi güçlendirir"</strong></p>
<p>Hastalık döneminde vücudun özellikle beta glukan ihtiyacı olabileceğine dikkat çeken Özkaya, bu noktada tam tahıllı ekmek gibi besinleri tercih etmenin bağışıklık sistemini güçlendireceğini dile getirdi.</p>
<p>Hastayken dışarıdan fastfood sipariş etmek yerine evde yemek pişirmenin vücut açısından çok daha sağlıklı olduğunu ifade eden Özkaya,<span> </span><strong>"Hasta olduğunuzda sağlıklı ve besleyici yemeklerle vücudunuzu desteklemek çok önemlidir. Özellikle evde ilikli kemik suyu ekleyerek yapacağınız çorbalar bağışıklık sisteminizi güçlendirir"</strong><span> </span>ifadelerini kullandı.</p>
<p>Günlük sebze ve meyve tüketimini artırarak 5 porsiyonun altına düşmemenin önemini hatırlatan Özkaya; ıhlamur, ekinezya, papatya gibi bitkilerin, taze zencefil çayının ve sarı kuru dutun da bağışıklığı desteklediğini ve enfeksiyonlarla mücadelede etkin rol oynadığını aktardı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_67971bae48347.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 27 Jan 2025 08:37:54 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sağlıkta dijital entegrasyon hekimleri de hastaları da memnun etti</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/saglikta-dijital-entegrasyon-hekimleri-de-hastalari-da-memnun-etti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/saglikta-dijital-entegrasyon-hekimleri-de-hastalari-da-memnun-etti</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="news-spot">Sağlık Bakanlığının zamanda tasarruf sağlayan ve hastanelerdeki yoğunluğu azaltan aile sağlığı merkezi ve hastaneler arasındaki dijital entegrasyonu, Erzurum'daki hekimler ve hastalar memnuniyetle karşıladı.</h2>
<p>Koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek ve sağlık hizmetlerinin tüm basamaklarını entegre hale getirmek amacıyla Bakanlık tarafından 1 Ocak'ta devreye alınan<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/dijital-donusum/" target="_blank" rel="noopener">dijital dönüşüm</a><span> </span>uygulamalarıyla, sağlık hizmetlerinin kesintisiz sunulması hedefleniyor.</p>
<p>Bu entegrasyon çerçevesinde<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/aile/" target="_blank" rel="noopener">aile</a><span> </span>hekimi muayene ettiği hastasından, röntgen, mamografi, yenidoğan kalça ultrasonografisi ve laboratuvar tetkiklerini direkt isteyebiliyor ve gerekirse Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden ilgili polikliniklere randevu oluşturuyor.</p>
<p>Yeni sağlık uygulamasıyla hem vatandaşlar zamanını daha verimli kullanıyor hem de hastanelerdeki yığılmaların ve yanlış yönlendirilmelerin önüne geçiliyor.</p>
<p>Erzurum'da yeni sağlık uygulamasından faydalanan vatandaşlar ile aile hekimleri, hizmetten memnun kaldı.</p>
<h2>"Uygulamalar<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/mhrs/" target="_blank" rel="noopener">MHRS</a><span> </span>ile entegreli çalışıyor"</h2>
<p>İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Serdar Gözüm, AA muhabirine, Bakanlığın, koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek için kapsamlı şekilde dijital dönüşüm çalışması başlattığını söyledi.</p>
<p>Yeni uygulamalarla<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/aile-hekimligi/" target="_blank" rel="noopener">aile hekimliği</a><span> </span>ve hastaneler arasında işbirliğinin artacağını ifade eden Gözüm, "Aile hekimlerinin hastaları için daha etkin çözümler sunması amacıyla geliştirilen uygulamalar MHRS ile entegreli çalışıyor, aile hekimleri hastalarına özel muayene randevularını oluşturabilecek. Aile hekimlerimiz hastaları için gerekli laboratuvar ve görüntüleme tetkiklerini doğrudan hastanelerden talep ediyor. Bu işlemler sırasında hastalara<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/e-nabiz/" target="_blank" rel="noopener">e-Nabız</a><span> </span>üzerinden benzersiz kod atanacak ve gereksiz tekrarların önüne geçilecek." dedi.</p>
<p>Gözüm, hastanelerde yapılan tetkik sonuçlarını aile hekimlerinin kullandığı sistemden anlık takip edebileceğini belirterek, vatandaşların da bu sonuçlara e-Nabız üzerinden ulaşabileceğini anlattı.</p>
<p>Bu uygulamayla aile hekimleri ve hastane hekimlerinin, hastalarını Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendirip danışmanlık süreçlerini dijital olarak takip edeceğini aktaran Gözüm şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu uygulama vatandaşlar için yeni bir dönemin başlangıcı, Bakanlığın bu girişimiyle aile sağlığı merkezi ve hastaneler arasındaki entegrasyon sayesinde sağlık hizmetlerine erişim daha kolay ve hızlı hale geldi. Vatandaş, randevu ve tetkik süreçlerini daha etkin şekilde yönetiyor. Bu sistem sayesinde aile hekimleri INR, röntgen, mamografi, kalça ultrasonu gibi tetkikleri doğrudan talep ediyor. Hastalar, hastanede poliklinik kaydı yaptırmadan tetkiklerini çektirecek, sonuçlar aile hekimlerinin sisteminde görülecek. Yeni uygulanan sistemle vatandaş hem zamandan tasarruf ediyor hem de gereksiz hastane başvuruları azalıyor."</p>
<h2>İşi kolaylaşan aile hekimleri ve hastalar memnun</h2>
<p>Veyis Efendi Aile Sağlığı Merkezi'nde görevli Dr. Çağrı Gacır da "Sistemden<span> </span><a href="https://www.trthaber.com/etiket/akciger/" target="_blank" rel="noopener">akciğer</a><span> </span>grafiği, mamografi, özellikle takip ettiğimiz 2 aylık bebekler için kalça ultrasonu çekimlerini talep edebiliyoruz. Bu durum bizler ve vatandaşlara kolaylık oluşturdu." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Aile sağlığı merkezine muayene için gelenlerden Arzu Taşhan ise vatandaşlar olarak Sağlık Bakanlığının yeni uygulamasından çok memnun kaldıklarını belirterek, "Aile hekimlerine bu fırsatın verilmesi çok iyi oldu. Bu uygulamalar bize zamandan kazandırdı. Başka hastaneye gidip sıra bekleyeceğimize işlerimizin buradan yapılması çok kolaylık sağladı, yeni uygulamadan memnunuz." diye konuştu.</p>
<p>Vatandaşlardan Mehmet Taşeli de aile hekimliği siteminden çok memnun kaldıklarını anlatarak, "Aile hekimlerinde işlerimizi kolaylıkla çözüyoruz, yeni uygulamadan çok memnunuz." dedi.</p>
<p>İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir ise aile hekimleri ve hastaneler arasında yeni bir dönem başlatan sistemin vatandaş odaklı olduğuna işaret ederek, "Tedavi hizmetleri kadar koruyucu sağlık hizmetleri de çok önemli. Aile hekimlerimiz uygun gördükleri hastalar için hastanelerde ileri tetkikler isteyebilecek ve hastalar için ikinci ve üçüncü basamak hastanelerde ilgili branşlara randevular oluşturup uzman hekimlerimize yönlendirebilecek." değerlendirmesinde bulundu.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_67947b2c86a47.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sat, 25 Jan 2025 08:48:35 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>KEPEZ, SAĞLIK HİZMETLERİNDE DAHA DA GÜÇLENİYOR</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepez-saglik-hizmetlerinde-daha-da-gucleniyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepez-saglik-hizmetlerinde-daha-da-gucleniyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p>Kepez ilçesinde, hayırseverlerin katkılarıyla inşa edilecek olan Aile Sağlığı Merkezi ve Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu için protokol imzalandı.</p>
<p>Antalya, sağlık hizmetlerinde gücüne güç katmaya devam ediyor. Hayırsever Süleyman Akbıyık tarafından Kepez ilçesi Yeni Mahalle’de, 125 m² alan üzerine inşa edilecek olan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ve hayırsever Serhat Şimşek tarafından Kepez ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi’nde, 318 m² alan üzerine inşa edilecek olan 3 Hekimli Aile Sağlığı Merkezi için protokol töreni düzenlendi.</p>
<p>Aile Sağlığı Merkezi’nin ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun inşasının tamamlanmasının ardından Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edileceği belirtildi.</p>
<p>Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’nde düzenlenen protokol törenine, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, hayırsever Süleyman Akbıyık ve hayırsever Serhat Şimşek katıldı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_67938421b53d7.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 24 Jan 2025 15:14:44 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Meme kanserinde erken teşhisin önemi.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/meme-kanserinde-erken-teshisin-oenemi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/meme-kanserinde-erken-teshisin-oenemi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Dünya Sağlık Örgütü tarafından ekim ayının 'Meme Kanseri Farkındalık Ayı' olarak kabul edildiğine dikkati çeken sağlık uzmanı Özkan, dünyada yılda yaklaşık 2 milyon 300 bin, Türkiye'de ise 30 bin civarında hastaya meme kanseri tanısı konulduğunu belirtti.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Namık Özkan, kadınlar arasında en yaygın kanser türlerinden biri olan meme kanserine yönelik açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Özkan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p><strong>"Meme de cilt değişiklikleri, şekil bozuklukları, koltuk altında ele gelen sertlikler, meme başında koyu ya da kanlı akıntı, meme ucu derisinde egzamatöz yaralar şeklinde meme kanserleri görülebilir. Bizim için önemli olan memede gelişen bu olayların kanser olmadığını ispat etmektir. İspat etmek için öncelikle fiziki muayene bir hekim tarafından, meme cerrahı ya da genel cerrah tarafından muayene edilmesi önemlidir. Ayrıca, muayene bulgularına ve hastanın yaşına göre çeşitli tetkiklerin yapılması da gerekir."</strong></p>
</div>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik">
<div class="AHB_VIDEO_GAM" data-notsy-container-index="1" id="notsy_container_317356257" data-notsy-mapped-container="1">
<div id="video_49846-container" class="nts-container" data-mobile="0">
<div class="ym-video--sub-container" id="video_49846-sub-container">
<div id="video_49846-float-container" class="nts-float-container">
<div class="ym-video--player-container ym-video--player-container__primary">
<div class="video-js vjs-default-skin vjs-big-play-centered vjs-paused video_49846-dimensions vjs-controls-enabled vjs-workinghover vjs-v7 vjs-user-active" id="video_49846" lang="tr" role="region" aria-label="Video Player" tabindex="-1"><video width="300" height="150" id="video_49846_html5_api" class="vjs-tech" tabindex="-1" muted="muted" preload="none" poster="https://membrana-cdn.media/video/ahb/custom-189947-20250123-0.webp" src="https://membrana-cdn.media/video/ahb/custom-189947-20250123-desktop.mp4?r=85926">
<div pseudo="-webkit-media-controls" class="sizing-small phase-pre-ready state-no-source" data-mce-fragment="1">
<div pseudo="-webkit-media-controls-enclosure" data-mce-fragment="1"><br></div>
</div>
</video>
<div class="vjs-poster" aria-disabled="false"></div>
<div class="vjs-text-track-display" aria-live="off" aria-atomic="true">
<div></div>
</div>
<button class="vjs-big-play-button" type="button" title="Play Video" aria-disabled="false"><span aria-hidden="true" class="vjs-icon-placeholder"></span><span class="vjs-control-text" aria-live="polite">Play Video</span></button></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>Erken tanının hayat kurtardığını ve bu sayede meme koruyucu cerrahisi yapılabildiğini aksi takdirde memenin tamamı ile koltuk altı lenf bezlerinin temizlemesi gerektiğini aktaran Özkan,<span> </span><strong>"İleri evre kanserlerde ise öncelikle kemoterapi ya da radyoterapi dediğimiz tedaviyle memedeki kitleler küçültülüp daha sonra yine meme koruyucu cerrahisi yapılması gerekmektedir."<span> </span></strong>diye konuştu.</p>
<p>Yaş ilerledikçe meme kanserine yakalanma riskinin arttığının altını çizen Özkan, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>"Özellikle 40 yaşın, 50 yaşın üzerinde erken adet görmek veya menopoza geç girmek, östrojen maruziyet süresini artırdığından geç doğum yapmak, az emzirmek, alkol kullanmak, bunlar meme kanserini arttıran faktörler. Bunun yanında egzersiz yapmamak, aşırı şişmanlık ve sigara da meme kanseri riskini arttıran faktörlerdendir. Ayrıca genetiğin de etkisi vardır. Ailesinde meme kanseri riski olan ya da bazı genleri taşıyan hastalarda meme kanserine yakalanma riski çok daha yüksek olmaktadır. Bu nedenle meme kanserinin erken tanısı için de dünyada ve ülkemizde de tarama programları uygulanmaktadır. "</strong></p>
<p>Özkan, dünyada mamografi taramalarının başlamasıyla birlikte meme kanserinden ölüm oranını yarıya yakın azalttığını belirterek,<span> </span><strong>"Mamografi taramaları meme kanserinin erken tanımasını ve tedavisini sağlayarak meme kanserinden ölümleri azaltmıştır."</strong><span> </span>ifadelerini kullandı.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_67932dd870edf.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 24 Jan 2025 09:06:22 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez Belediyesi Mobil Sağlık Merkezi, son 6 ayda 3 bin 252 kişiye kanseri taraması gerçekleştirdi.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesi-mobil-saglik-merkezi-son-6-ayda-3-bin-252-kisiye-kanseri-taramasi-gerceklestirdi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesi-mobil-saglik-merkezi-son-6-ayda-3-bin-252-kisiye-kanseri-taramasi-gerceklestirdi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kepez Belediyesi Mobil Sağlık Merkezi, son 6 ayda 3 bin 252 kişiye kanseri taraması gerçekleştirdi. Taramada kanser bulgularına rastlanan 44 kişiye erken teşhis ve tedavi imkanı sağlandı.</span><br><span>Kepez Belediyesi Mobil Sağlık Merkezi, ilçedeki kanser taramalarıyla halk sağlığına katkı sunuyor. Mobil Sağlık Merkezi ile 8 Temmuz 2024 ile 23 Ocak 2025 tarihleri arasında 75 farklı noktada yapılan taramalarda 3 bin 252 kişiye ulaşıldı. Meme kanseri için 40-69 yaş, rahim ağzı kanseri için 30-65 yaş ve bağırsak kanseri için 50-70 yaş arasındaki kadınlar taramalara katıldı. meme kanseri için mamografi, rahim ağzı kanseri için HPV DNA testi, bağırsak kanseri için ise gaitada gizli kan testi uygulandı. Bağırsak kanseri taramasına katılan 643 kişiden 8'inin, meme kanseri taramasına katılan bin 525 kişiden 7'sinin ve rahim ağzı kanseri taramasına katılan bin 84 kişiden 29'unun sonuçları pozitif çıktı. Tarama sonuçları, ilgili sağlık kurumlarına iletilerek risk grubundaki kişilerin tedavi süreçleri başlatıldı.</span><br><span>Kepez Belediyesi, ilçe genelinde düzenlediği bu kapsamlı taramalarla halk sağlığı konusunda fark sağlamaya devam ediyor.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_67922990472fc.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 23 Jan 2025 14:35:53 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Bağışıklığa doğal kalkan &amp;apos;kış çayı&amp;apos;</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/bagisikliga-dogal-kalkan-kis-cayi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/bagisikliga-dogal-kalkan-kis-cayi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Soğuk havaların etkisini göstermesiyle birlikte, vatandaşlar soğuk algınlığı ve grip gibi kış hastalıklarından korunmak için doğal ürünlere yönelmeye başladı. Vatandaşlar, hastalıklardan korunmak için aktarlara akın ediyor....</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Samsun'un Çarşamba ilçesinde, soğuk havaların etkisiyle soğuk algınlığına karşı doğal ürünlere yönelen vatandaşların aktarlara olan ilgisi arttı.</p>
<p>Çarşamba ilçesinde aktarlık yapan Samet Kınık, vatandaşların son dönemde doğal ürünlere olan ilgisinin arttığını belirterek, özellikle boğaz rahatsızlıklarına karşı önerilerde bulundu.</p>
<p>Kınık, soğuk algınlığına karşı bağışıklık sistemini güçlendirmek için vatandaşlara ıhlamur, kuşburnu, tarçın, papatya, ada çayı, zerdeçal, zencefil ve defneyaprağı gibi doğal ürünleri önerdiklerini söyledi.</p>
<p>Ihlamur, zencefil, zerdeçal ve ada çayı gibi doğal ürünlerin önemine dikkat çeken Aktar Samet Kınık,<strong><span> </span>"İnsanlar artık ıhlamur, zencefil, zerdeçal ve ada çayı gibi doğal ürünlere yöneliyor. Biz de bu ürünleri vatandaşlarımıza öneriyoruz. Bu yıl boğaz rahatsızlıklarında ciddi bir artış var. Bu yüzden ada çayını daha sık kullanmalarını tavsiye ediyoruz. Ayrıca, boğaz temizliği için sirke öneriyoruz. Sirkeyi, kozalak şurubu ve pekmezle karıştırarak macun yapabilirler. Günde iki-üç kez bu karışımdan tüketerek boğazlarını temizleyebilirler"</strong><span> </span>ifadelerini kullandı.</p>
</div>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_6791d54c60472.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 23 Jan 2025 08:36:17 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Alanya Belediyesinden Toplu Sünnet Töreni.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/alanya-belediyesinden-toplu-sunnet-toereni</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/alanya-belediyesinden-toplu-sunnet-toereni</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Okulların yarı yıl tatiline girmesiyle Alanya Belediyesi’nin gerçekleştirdiği yeni yılın ilk sünnet etkinliği de başladı. Üç gün sürecek organizasyonda 3 gruptan oluşan toplam 100 çocuk sünnet edilecek.</span><br><span>Alanya Belediyesi Sosyal Yardım işleri Müdürlüğü bünyesinde geleneksel olarak her yıl düzenlenen sünnet organizasyonları, Tevfik Hoca Evi Polikliniği’nde yapılmaya devam ediyor. Okulların yarı yıl tatiline girmesiyle birlikte Belediye sağlık ekipleri ve uzman personel tarafından hijyenik bir ortamda yapılan organizasyon kapsamında 100 çocuk sünnet ettirilecek. Tevfik Hoca Evi Polikliniği’nde başlayan ve 3 grup halinde 3 gün boyunca sürecek etkinliğe, Belediye Başkan Danışmanı Faruk Konukçu ile Belediye Sosyal Yardım İşleri Müdürü Hüseyin Doğan katılarak, çocukların ve ailelerin yanında oldu.</span><br><br><span>“Sosyal hizmet anlamında çalışmalarımız aralıksız devam edecek”</span><br><span>Çocuklar ve aileleriyle bir araya gelen Alanya Belediye Başkan Danışmanı Faruk Konukçu Belediyenin sosyal hizmet anlamında çalışmalarına devam edeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</span><br><span>"Belediyemizin sosyal politikası olarak sünnet etkinliğimize bu yıl da bugün itibarıyla başlamış bulunmaktayız. Geçen yıl bu etkinlik kapsamında 500 çocuğumuzu sünnet ettirmiştik. Bu yıl da sömestir dönemi olmak üzere Haziran ve Ağustos’ta yine toplam 500 çocuğumuzu sünnet ettirmeyi planlıyoruz. Çocuklarımıza aileleriyle birlikte sağlıklı bir gelecek diliyorum."</span><br><span>Öte yandan 1 yaş altı ve 6 yaş üstü çocukların sünnet ettirilmesi için yeni başvuruların Şubat ayı itibarıyla başlayacağı bildirildi.</span></p>
<p><span></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_679105f3adf33.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 17:51:38 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>TÜRKİYE&amp;apos;de 13 yıl önce ilk yüz nakli yapılan Uğur Acar yaş pasta keserek ikinci hayatının 13&amp;apos;üncü yılını kutladı.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/turkiyede-13-yil-oence-ilk-yuz-nakli-yapilan-ugur-acar-yas-pasta-keserek-ikinci-hayatinin-13uncu-yilini-kutladi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/turkiyede-13-yil-oence-ilk-yuz-nakli-yapilan-ugur-acar-yas-pasta-keserek-ikinci-hayatinin-13uncu-yilini-kutladi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Türkiye'nin ilk yüz nakli operasyonu yapılan Uğur Acar, yeni yüzüyle geçirdiği 13'üncü yılını ziyaret ettiği Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan'la pasta keserek kutladı. Prof. Dr. Ömer Özkan, yüz nakli gibi karmaşık operasyonların başarılı şekilde gerçekleştirilmesine rağmen, organ bağışı konusunda hala ciddi bir yetersizlik olduğunu söyleyerek, “Bağışla hayata tutunan bazı hastalarımızın aileleri bile organ bağışı konusunda donör olmayı kabul etmiyor” dedi.</span><br><span>Antalya'nın Manavgat ilçesi Gebece köyünde henüz bir aylıkken çıkan yangında yüzü yanan Uğur Acar, 21 Ocak 2012'de Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde yüz nakli başarıyla yapıldı. Türkiye'nin ilk yüz nakli operasyonu, sadece Acar'ın değil, yüz nakli bekleyen onlarca hastanın da umut ışığı oldu. Yeni yüzüyle 13'üncü yılını dolduran Uğur Acar, operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan, Prof. Dr. Özlenen Özkan ile bir araya geldi. Ziyarette yıl dönümü için hazırlanan yaş pastayı kesen Uğur Acar, Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan'a teşekkür etti.</span><br><br><span>Onlarca hastaya umut oldu</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Türkiye'nin ilk yüz naklinin üzerinden tam 13 yıl geçtiğini ve bu tarihi operasyonun, sadece tıbbi bir başarı değil, aynı zamanda insanlık adına önemli bir adım olduğunu söyledi. Akdeniz Üniversitesi olarak Türkiye'de daha önce yapılmayanı gerçekleştirmek sadece bilim dünyasına değil, yüz nakli bekleyen onlarca hastaya da umut olduğunu söyleyen Rektör Özkan, “Bu süreçte ilk hastamız olan Uğur Acar'ın cesareti, güçlü duruşu hem bize hem de nakil bekleyen bir çok hastaya ilham oldu. Bugün de Uğur'un yeni yüzüyle geçirdiği 13'üncü yılı kutluyoruz ve onun nice sağlıklı, mutlu yıllar görmesini diliyoruz” dedi. Rektör Özkan, yeni hastane binasıyla sağlık hizmeti kapasitelerini çok daha yukarıya taşıyacaklarını ve insan hayatına dokunmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi.</span><br><span>Türkiye'nin ilk yüz nakli operasyonunu gerçekleştiren ekibin başındaki Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, 13 yıl önce yapılan bu tarihi operasyonun o dönemde büyük ilgi uyandırdığını belirtti. Uğur Acar'ın sağlık durumunu düzenli olarak takip ettiklerini ifade eden Özkan, sağlıkla sürdürülen bir yaşam için Acar'ın beslenme ve uyku düzenine dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_6790c5d58c6af.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 13:18:04 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Ölümsüzlük Çayı Olarak Bilinen Doğal Probiyotik Deposu.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/olumsuzluk-cayi-olarak-bilinen-dogal-probiyotik-deposu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/olumsuzluk-cayi-olarak-bilinen-dogal-probiyotik-deposu</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Modern yaşamın stresi, kötü beslenme alışkanlıkları ve çevresel faktörler, beynimizin işleyişini olumsuz etkileyebilir. Bu yüzden zihinsel kapasiteyi artırmak, hafızayı güçlendirmek ve ruhsal dengeyi sağlamak için doğal çözümlere olan ihtiyaç artmıştır. Çin alternatif tıbbında 'ölümsüzlük çayı' olarak bilinen bazı doğal tarifler, beyin fonksiyonlarını desteklemek ve genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratmak için kullanılıyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Kombuça, genellikle fermente edilmiş çaydan yapılan bir içecektir ve son yıllarda sağlık yararlarıyla popülerlik kazanmıştır. Antik Çin'den günümüze kadar gelen kombucha, fermente edilmiş çaydan elde edilen probiyotik açısından zengin bir içecektir.</p>
<p><strong>ÖLÜMSÜZLÜK ÇAYI: KOMBUCHA</strong></p>
<p>Çin alternatif tıbbında<span> </span><strong>"Ölümsüzlük çayı"<span> </span></strong>olarak anılır.</p>
<p>Bunun nedeni ise hem bağışıklık sistemini güçlendirmesi hem de beyin fonksiyonlarına olumlu yönde etkilemesi, beyni gençleştirmesidir. Kombucha, zengin probiyotik içeriği sayesinde bağırsak-beyin dengesinin sağlanmasına yardımcı olur.</p>
<p>Düzenli kullanımda zihinsel netliği artırırken, stres seviyesini düşürür. Çeşitli etkili antioksidanlarla dolu olduğundan dolayı da serbest radikalleri temizleyerek beyin hücrelerini korur.</p>
</div>
<p><a class="backLink" href="https://www.ahaber.com.tr/saglik/2025/01/19/cinliler-olumsuzluk-cayi-diyor-dogal-probiyotik-deposu">.</a></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_6790837138952.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 08:34:48 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Güçlü bağışıklık iyi beslenmeden geçiyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/guclu-bagisiklik-iyi-beslenmeden-geciyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/guclu-bagisiklik-iyi-beslenmeden-geciyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Bağışıklık sistemi, vücudumuzun mikroplara karşı savunma mekanizmasıdır ve sağlıklı bir bağışıklık sistemi, hastalıklara karşı korunmamızı sağlar. Özellikle soğuk kış aylarında, grip ve soğuk algınlığı gibi enfeksiyonların arttığı dönemlerde bağışıklık sistemini güçlendirmek büyük önem taşır.</span></p>
<p><span>Atıştırmalık tüketimine yönelim ile yağlı ve şekerli besin tercihlerinin artması sebebiyle vücut ağırlığında istenmeyen yönde değişiklikler olabildiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör,<strong> "Bu sebeple birçok kronik hastalığa sebep olan vücutta fazla yağ birikimi olarak adlandırılan 'obezite' artmaktadır. Ancak sağlıklı hayatı sürdürülmesi için mevsimine uygun sağlıklı beslenme ile ideal kilonun korunması önemlidir. Kış aylarında azalan hava sıcaklığı sebebiyle vücut ısısının korunması için yeterli sıvı almak gerekir. Günde en az 2-2,5 litre su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmelidir" </strong>dedi.</span></p>
<p><strong>Zengin beslenmenin bağışıklığa faydaları</strong></p>
<p>Kış mevsiminde artan soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı A, C, D ve E vitamininden zengin beslenmenin bağışıklık sistemine katkısı oldukça fazla olduğunu ifade eden Güngör,<span> </span><strong>"Mevsimine uygun, günde en az 2 porsiyon meyve ve 3 porsiyon sebze tüketilmesi önerilmektedir. Bu aylarda havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, pırasa, maydanoz gibi sebzelerin, portakal, mandalina, elma gibi meyvelerin tercih edilmesi önerilmektedir. Ayrıca E vitamini kaynakları olan kuru baklagiller ve kuruyemişlerde yeterli ve dengeli biçimde günlük beslenmede bulunmalıdır. Haftada 2-3 kez nohut, kuru fasulye, mercimek, nohut ve barbunya gibi kurubaklagiller, günde 20-30 gram kadar ceviz, badem, fındık gibi kuruyemişler tüketilmelidir"</strong><span> </span>diye konuştu.</p>
<p><strong>Kış mevsimi ve D vitamini</strong></p>
<p>Kemik ve diş sağlığı açısından önemli olan D vitamininin güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamin olduğunu belirten Güngör, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p><strong>"Ancak kış aylarında mahrum kalınan güneş ışınları, vücudun D vitamini ihtiyacının karşılanamamasına sebep olmaktadır. D vitamini besinlerden aktif olarak karşılanamıyor olsa da balık, D vitamini ile beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri (omega-3), kalsiyum, fosfor, selenyum, iyot mineralleri ve E vitamini içerir. Bu sebeple kış aylarında haftada 2-3 kez balık tüketilmelidir. Kış aylarında yüksek yağlı besin tüketiminden kaçınılmalı, margarin, tereyağ, yağlı etler, yüksek kolesterol içeren sakatat ürünleri sıklıkla tüketilmemeli, sağlıklı yağ asitleri içeren zeytinyağı, yağlı tohumlar, kuruyemişler uygun ve yeterli porsiyonda tüketilmelidir. Bu mevsimde basit karbonhidrat içeren şekerli besinlere ve tatlılara yönelimin arttığı görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün önerisine göre günlük şeker alımı toplam enerji alımının en fazla yüzde 10 kadarını oluşturmalıdır ve mümkünse daha da azaltılmalıdır. Sağlıklı hayat biçiminde basit şekerler yerine kompleks karbonhidratlardan olan tam buğday ekmek, bulgur gibi tahıllar, kurubaklagiller, meyveler ve şekeri azaltılmış sütlü ya da meyveli tatlılar ile sağlıklı pişirme yöntemleri kullanılarak hazırlanan ev yapımı ürünler tercih edilmelidir."</strong></p>
<p><strong>"Çocuklar beslenme konusunda bilinçlendirilmeli"</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenme açısından sağlıklı pişirme yöntemleri kullanılarak hazırlanan ev yapımı geleneksel gıdaların üretimi ve tüketiminin kış aylarında arttığının görüldüğüne dikkat çeken Güngör,<span> </span><strong>"Kış ya da yaz ayları için besinin bol bulunduğu aylarda yapılan geleneksel yiyecek hazırlama teknikleri ile hazırlanan geleneksel ev yapımı gıdalar temel işleme ve hazırlama metotlarına dayanan, yapay koruyucu ve katkı maddesi içermeyen, doğal ve raf ömürleri günümüzün işlenmiş ürünlerine oranla uzun olmayan ürünlerdir. Günümüzün önemli sağlık sorunları arasında yer alan obezitenin önüne geçilmesi hedefiyle ev yapımı sağlıklı üretimin özendirilmesi ve özellikle çocukların hazır ve paketli besinler yerine ev yapımı sağlıklı besinlerinin tüketimi konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Doğa şartlarının zorlayıcı etkisini azaltmak adına mevsiminde toprağını ve ürününü kirletmeden, mevsiminde bol ve ekonomik olduğu dönemlerde ulaşılabilen besin ürünlerinin ekseriyeten güneşin ısısından yararlanarak sağlıklı ve yerel yollarla oldukça düşük maliyetle farklı yiyeceklere dönüştüren bir kültürel mirasın sürekliliği ve toplumsal dayanışmanın sürdürülüyor olmasının yerel üretime, sağlıklı yaşama ve sağlıklı beslenmeye katkısı önemli düzeyde önemlidir"</strong><span> </span>dedi.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_678ddf679ad18.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 20 Jan 2025 08:31:24 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>ANTALYA&amp;apos;da otizmli çocuklar hipoterapi yöntemiyle fiziksel, duygusal ve zihinsel gelişme sağlıyor.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-otizmli-cocuklar-hipoterapi-yoentemiyle-fiziksel-duygusal-ve-zihinsel-gelisme-sagliyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-otizmli-cocuklar-hipoterapi-yoentemiyle-fiziksel-duygusal-ve-zihinsel-gelisme-sagliyor</guid>
        <description><![CDATA[ <p>ANTALYA'da otizmli çocuklar, hipoterapi (at destekli terapi) yöntemiyle fiziksel, duygusal ve zihinsel gelişme sağlıyor. Tedavi ile çocukların kas gruplarının daha iyi çalışması ve empati yeteneklerinin gelişmesi hedefleniyor.</p>
<p>Antalya'daki Akdeniz Otizm Derneği'ne bağlı merkezde eğitim gören otizmli çocuklar, derneğin yürüttüğü proje kapsamında hipoterapi ile atlarla buluşuyor. Engelli çocukların gelişim ve tedavi süreçlerine destek amacıyla kullanılan terapi yönetimiyle çocuklar, ata binerek gelişim ve iyileşme sağlıyor. Kepez ilçesindeki Macera Ormanı'nda bulunan merkezde; çocuklar, atların hareketleri sayesinde fiziksel, duygusal ve zihinsel iyileşme ve gelişme sağlıyor. Terapi sayesinde atlarla da yakın temas kuran otizmli çocuklar, eğitmenler yardımıyla atlara biniyor. Hipoterapi sayesinde çocukların empati yönleri gelişirken; kas rahatsızlığı yaşayanlarda da gelişmeler gözlemleniyor.</p>
<p>'ÇOCUKLAR SAKİNLEŞİYOR'</p>
<p>At ile temas kurmalarının çocuklara iyi geldiğini söyleyen at biniş antrenörü ve at yetiştiricisi Emre Kolakoğlu, "Hipoterapi, otizmli ve engelli çocuklarımızda kas ve zihinsel gelişim sağlanması için yaptığımız bir terapi. Çocukların günlük aktivitede geliştiremediği kas gruplarının, ata binerek gelişimi sağlanıyor. Çocukların atla temas ederek stresleri azalıyor, empati yeteneği gelişiyor. Günlük hayatta denge bozukluğu olan çocuklar, ata bindiğinde sakinleşiyor" diye konuştu. Sürecin uzun soluklu olduğunu belirten Kolakoğlu, "Çocuklardan ve özellikle ailelerinden güzel dönüşler alıyoruz. Atlar çocuklardaki fiziksel aksaklıklara da destek oluyor. Hiperaktif çocuklar atlarla temas ettiğinde, günlük hayatında, okul hayatında büyük değişim sağlıyor. Aileler ve çocuklar, buraya büyük mutlulukla geliyor" dedi.</p>
<p>'HAYVANLARINJ ENERJİSİYLE RAHATLIYORLAR'</p>
<p>Terapi sayesinde çocuklarda büyük değişimler yaşandığını söyleyen Akdeniz Otizm Derneği Başkanı Demet Çileli, "Hipoterapi, dünyanın birçok yerinde engelli çocuklara uygulanıyor. Burada amaç, binicilik değil. Tamamen otizmli çocukların sosyalleşmesine yönelik bir çalışma. Çocuklar ata bindiklerinde hayvanların enerjisiyle rahatlıyor. Kaliteli zaman geçiriyorlar. Çocuklara yaklaşık 5 yıldır burada hipoterapi uyguluyoruz" diye konuştu.</p>
<p>'İLK DEFA BİRLİKTE SOSYALLEŞEBİLİYORUZ'</p>
<p>Otizmli oğlunu terapiye getiren Nilüfer Cankurtaran, "Oğlum 14 yaşında. Onunla bugüne kadar hiçbir yere gidemezdim. İlk defa birlikte sosyalleşebiliyoruz. Şu anda oğlum Sefa derdini anlatabilmeye başladı. Hocalarımız da çok ilgileniyor. Sefa at binmeyi çok seviyor. İnşallah devamı da gelecek" dedi. Hipoterapi için gelen Yiğit Tekeli de ata binmeyi çok sevdiğini ve keyifli vakit geçirdiğini söyledi</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_6789fee2f1e18.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 17 Jan 2025 09:56:25 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Sahte içki zehirlenmesinin belirtileri neler?</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/sahte-icki-zehirlenmesinin-belirtileri-neler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/sahte-icki-zehirlenmesinin-belirtileri-neler</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>İstanbul'da sahte içki kaynaklı zehirlenmeler nedeniyle can kaybı artmaya devam ediyor. Metil alkol zehirlenmesi sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 30'a ulaştı. Uzmanlar, görme kaybı ve kalıcı sağlık sorunlarına yol açabilen bu tehlikeye karşı erken tanı ve hızlı tedavinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.</span></p>
<p><span>İstanbul'da sahte içki kaynaklı zehirlenme vakalarında bilanço ağırlaşıyor. Son olarak 30 kişinin hayatını kaybettiği, toplam 83 kişinin hastanelere başvurduğu olayda, yoğun bakımda tedavi gören 31 kişinin durumu ciddiyetini koruyor. Uzmanlar, metil alkol zehirlenmesinin ölümcül etkilerine karşı uyarılarda bulunurken, erken tanı ve hızlı müdahalenin hayat kurtarabileceğini vurguluyor.</span></p>
<p><strong>Yoğun Bakımda 31 Kişi Tedavi Görüyor</strong></p>
<p>Sahte içki tüketimine bağlı zehirlenme şüphesiyle hastanelere başvuran 83 kişiden 30'u tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Tedavisi tamamlanan 4 kişi taburcu edilirken, 31 kişi yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. Ayrıca 18 kişinin tedavisi hastanelerin normal servislerinde devam ediyor.</p>
<p><strong>Metil Alkol Nedir ve Neden Öldürücüdür?</strong></p>
<p><strong><span> </span></strong>metil alkol, sahte içkilerin ana bileşeni olarak kullanılan, ucuz ve kolay ulaşılabilir bir kimyasal maddedir. Uçucu yapısı ve alkol kokusuna benzeyen özellikleri nedeniyle kaçak üretimde tercih edilen bu madde, vücuda alındıktan sonra ölümcül etkiler yaratabiliyor.</p>
<p><strong>Metil Alkol Zehirlenmesinin Belirtileri</strong></p>
<p><strong><span>Metil alkol zehirlenmesi, başlangıçta bulantı, kusma ve karın ağrısı gibi şikayetlerle kendini gösteriyor.</span></strong><span> </span><strong><span>Ancak ilerleyen süreçte:</span></strong></p>
<p>❗Görme kaybı,</p>
<p>❗Bilinç kaybı,</p>
<p>❗Sara nöbetleri,</p>
<p>❗Böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><strong>Uzmanlar, bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguluyor.</strong></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_6789ec50e32c6.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Fri, 17 Jan 2025 08:36:21 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akdeniz Üniversitesi&amp;apos;nde sağlık hizmetlerini ileri bir noktaya taşıyacak yeni hastane binası için sözleşme imzalandı.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesinde-saglik-hizmetlerini-ileri-bir-noktaya-tasiyacak-yeni-hastane-binasi-icin-soezlesme-imzalandi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-universitesinde-saglik-hizmetlerini-ileri-bir-noktaya-tasiyacak-yeni-hastane-binasi-icin-soezlesme-imzalandi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Akdeniz Üniversitesi'nde sağlık hizmetlerini ileri bir noktaya taşıyacak yeni hastane binası için sözleşme imzalandı. Antalya'nın sağlık altyapısına büyük katkı sağlayacak modern ve yüksek kapasiteli hastane binasının 18 ay içinde tamamlanması planlanıyor.</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan'ın geçtiğimiz günlerde duyurduğu yeni hastane binası için Akdeniz Üniversitesi Rektörlük Senato Salonu'nda yüklenici firma ile sözleşme imzalandı. 100 bin 950 metrekare kapalı alana sahip olacak yeni hastane, başlangıçta 800 yatak kapasiteli olarak planlanırken, gerekli düzenlemelerle bu kapasite 900 yatağa kadar çıkarılabilecek. Yeni hastanede 226 yoğun bakım yatağı, 31 tam donanımlı ameliyathane ve 144 poliklinik odası yer alacak. Bunun yanında 20 yatak kapasiteli yenidoğan yoğun bakım ünitesi, 5 yataklı yanık kliniği ve özel iyotlu tedavi odaları da bölgedeki önemli bir ihtiyacı karşılayacak. Antalya'nın sağlık altyapısını önemli ölçüde güçlendirecek yeni hastane binasının 18 ay içinde tamamlanması planlanıyor. Yaklaşık maliyetin altında en uygun teklif olan 4.415 milyar TL'ye ihale edilen hastane inşaatının donanım ve altyapı yatırımlarıyla toplam maliyeti 6.5 milyar TL'ye ulaşacak.</span><br><br><span>“Şehrimize değer katacak”</span><br><span>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, bölgenin sağlık altyapısını güçlendirecek, şehre büyük değer katacak yeni hastane binasının üniversiteye ve şehre hayırlı olmasını diledi. Bu büyük projeye katılımları ve gösterdikleri ilgiden dolayı tüm firmalara teşekkür eden Rektör Özkan, “Sadece Antalya'nın değil, Türkiye'nin en önemli inşaat firmaları yoğun ilgi gösterdi ihaleye, size nasip oldu. En kıza zamanda inşallah çok güzel bir hastaneye sahip oluruz. Çok kıymetli bir proje. Sadece bina inşaatı değil, birçok insana uzun süre hizmet edecek bir yapı. Akdeniz Üniversitesi'nin marka değeri zaten belli. Bu anlamda yaptığımız iş bir çok insana şifa olur inşallah. Bazı yapıların manası biraz daha farklıdır, bu da onlardan bir tanesi olacak” ifadelerini kullandı.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_6788d8d7d59c6.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 16 Jan 2025 13:01:03 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kepez Belediyesi’nden personeline kanser tarama hizmeti</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesinden-personeline-kanser-tarama-hizmeti</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kepez-belediyesinden-personeline-kanser-tarama-hizmeti</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Mobil Sağlık Merkezi ile ilçenin dört bir yanına kanser tarama hizmeti götüren Kepez Belediyesi, 40 yaş ve üzeri kadın çalışan belediye personeline meme kanseri taraması hizmeti sundu.</span><br><span>Antalya'nın Kepez Belediyesi, sosyal belediyecilik hizmetleri kapsamında ücretsiz kanser tarama hizmetlerini aralıksız sürdürüyor. Mobil Sağlık Merkezi ile kanser taraması hizmetlerini ilçenin 68 mahallesinde taşıyan Kepez Belediyesi, 40 yaş ve üzeri kadın belediye personeline de meme kanseri taraması hizmeti sundu. Belediye hizmet binası bahçesinde konuşlanan Mobil Sağlık Merkezi’nde gerçekleştirilen taramalarda önce personel, meme sağlığı hakkında bilgilendirilerek dikkat edilmesi gereken noktalar konusunda uyarıldı. Kanserle mücadelede erken teşhisin hayati önemi bir kez daha vurgulandı. Sağlık ekipleri tarafından kansere karşı bilinçlendirilen 40 yaş ve üzeri kadın belediye personellerine daha sonra meme kanseri taraması yapıldı.</span><br><br><span>“Erken teşhis hayat kurtarır”</span><br><span>Kanserde erken tanının önemine dikkat çeken Kepez Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Dr. Vahap Alagöz, “Erken teşhis, kanserle mücadelede hayati öneme sahiptir. Belediyemiz olarak sağlık taramaları ile toplum sağlığına destek olmanın gururunu yaşıyoruz. Mobil sağlık merkezimiz sayesinde halkımıza en yakın noktada sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz” dedi.</span><br><br><span>Mobil sağlık merkezi</span><br><span>Merkezde, meme kanseri (40-69 yaş aralığı), rahim ağzı kanseri (30-65 yaş aralığı) ve bağırsak kanseri (50-70 yaş aralığı kadın ve erkeklere) tarama hizmetleri sunuluyor. Erken tanı tespiti yapılan hastalar tedavi süreci için hastanelere yönlendiriliyor. Kepez Belediyesi, kanserde erken teşhis ve farkındalığın artırılmasına yönelik çalışmalarını sürdürmeye devam edecek.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_6788d8443d722.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 16 Jan 2025 12:58:56 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>kuşburnu meyvesi mevsiminin gelmesi ile yoğun talebi de beraberinde getirdi.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kusburnu-meyvesi-mevsiminin-gelmesi-ile-yogun-talebi-de-beraberinde-getirdi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kusburnu-meyvesi-mevsiminin-gelmesi-ile-yogun-talebi-de-beraberinde-getirdi</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="spot view20">Kış aylarının gelmesiyle beraber gribal hastalıklar baş gösterdi. Soğuk havalarda vücudu hastalıklara karşı korumak için türlü türlü ilaçlar vb. takviyeler alınıyor ancak bundan önce doğal yollarla önlem almak veya daha hızlı iyileşmek mümkün. Nitekim Anadolu'nun verimli topraklarında yetişen bu ürün de hastalıklara karşı vücudu kalkan gibi koruyor. Marmelatı ve şurubu ile tüketime hazırlanan kuşburnu meyvesi içerisinde doğal antibiyotikleri barındırması ile tüketenlerin vücudunu grip vb. hastalıklara karşı koruduğu gibi bağışıklığı güçlendirerek iyileşmeye de yardımcı oluyor. Portakal ve limonun içerdiği C vitaminin 10 katını barındıran kuşburnu meyvesi mevsiminin gelmesi ile yoğun talebi de beraberinde getirdi.</h2>
<p><span>Soğuk havalarla beraber hastalıklar da baş göstermeye başladı. Gribal hastalıklar kış mevsiminde sık sık yaşanıyor. Hasta olmak istemeyen veya iyileşmek isteyenlerin bazıları ilaçlara yönelirken bazıları ise doğal yollarda şifayı arıyor. Bir meyve var ki kış hastalıklarına adeta savaş açıyor.İçerisindeki c vitamini sayesinde vücudu kalkan gibi korumakla kalmıyor bir de bağışıklığı güçlendirerek bedeni dipçik gibi yapıyor.</span></p>
<p><span>Çok merak edilen bu meyve ise kuşburnu. Ülke genelindeki 27 kuşburnu türünün 17'sine ev sahipliği yapan ve bu nedenle de Türkiye'nin kuşburnunda gen merkezi kabul edilen Gümüşhane'de üretilen kuşburnu nektarı ve marmelatı Türkiye'nin çeşitli bölgelerine gönderiliyor.</span></p>
<p><span>Yetiştiği bölgelerdeki yöre halkının kendi el emeğiyle toplayarak işletmelere getirdiği ve değeri karşılığında işletmeler tarafından alınan kuşburnu meyvesi fabrikalarda bir dizi işlemden geçerek tüketime hazır hale getiriliyor.</span></p>
<p><span>Kuşburnu meyvesinin özellikle kış aylarında bağışıklık kazanmak isteyen vatandaşlar için birebir olduğunu ve hiçbir katkı maddesi içermediğini söyleyen Gıda Mühendisi Göktuğ Yetimoğlu kuşburnu meyvesinin faydalarını tek tek saydı.</span></p>
<p><span>Yetimoğlu,<strong> "Gümüşhane dağlarında kendiliğinden yetişen kuşburnular vatandaşlar tarafından toplanıp işletmemize getiriliyor. İşletmemize getirildikten sonra bu kuşburnular burada 2 farklı ürüne dönüştürülüyor biri kuşburnu nektarı diğeri ise marmelatı."</strong> dedi ve konuşmasına şu sözlerle devam etti:</span></p>
<p><span><strong>"Gelen ürünler ilk olarak yıkama havuzunda yıkanıyor daha sonra kırma işleminden geçiriliyor. Ürünün yapısını bozmayacak şekilde bir süre haşlandıktan sonra çekirdek ve tüyünden ayrılma işleminden geçiyor. Daha sonra ortaya çıkan ürünü şişeleme hatlarımızda şişeledikten sonra pastörizasyon işlemi yapılıyor. Son olarak etiketlenip satışa sunuluyor."</strong></span></p>
<p><span><strong></strong></span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_67889a6f32778.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Thu, 16 Jan 2025 08:34:59 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Akdeniz Bölgesi&amp;apos;ndeki il sağlık müdürleri Randevularla ilgili sorunları görüştü</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-boelgesindeki-il-saglik-mudurleri-randevularla-ilgili-sorunlarigoerustu</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/akdeniz-boelgesindeki-il-saglik-mudurleri-randevularla-ilgili-sorunlarigoerustu</guid>
        <description><![CDATA[ <p>KAMU Hastaneleri Birliği Genel Müdürü Uzman Doktor Emrah Ceviz, 2024 yılında 20 milyon 800 bin hastanın aldığı randevuya gitmediğini söyledi.</p>
<p>Kamu Hastaneleri Birliği Genel Müdürü Uzman Doktor Emrah Ceviz, Akdeniz Bölgesi'ndeki il sağlık müdürleri ve başhekimlerle Antalya İl Sağlık Müdürlüğü'nde bir araya gelip, toplantı yaptı. Randevularla ilgili sorunların görüşüldüğü toplantıda özellikle randevu alıp da gitmeyen hastaların durumu masaya yatırıldı. Ceviz, aile hekimlerini devlet hastanelerinde çalışan hekimlerle bir araya getirerek, koordineli çalışılması noktasında çalışmalar yaptıklarını söyledi. 2025 yılı içinde 12 bin uzman hekimin kadrolara dahil edileceğini de belirten Ceviz, "Bu çalışmalar neticesinde Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nde bekleyen hasta sayımızı yüzde 30 oranında azalttık. 2024 yılı içinde 20 milyon 800 bin randevu gerçekleşmedi. Randevu alındı ama gitmediler. Bunun da vatandaşlarımızın kullanımına açmak için daha ciddi çözümler için çalışmalarımız sürüyor" diye konuştu.</p>
<p>Toplantıların farklı bölgelerde de devam edeceği ve en sonra detaylı bir şekilde Sağlık Bakanlığı'na bir rapor sunulacağı öğrenildi.</p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_67878c6a90038.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Wed, 15 Jan 2025 13:22:42 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Antalya&amp;apos;da Sporculardan ihtiyaç sahipleri için kan bağışı.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/antalyada-sporculardan-ihtiyac-sahipleri-icin-kan-bagisi</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/antalyada-sporculardan-ihtiyac-sahipleri-icin-kan-bagisi</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Programda çeşitli dövüş branşlarında dereceleri olan milli sporcular, Antalya Spor Salonu'nda Kızılay tarafından kurulan alanda kan bağışında bulundu. Kan bağışına, Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nü temsilen Protokol Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürü Buğrahan Bozkurt katıldı. Bozkurt, "Biz sporcularımızın sportif anlamda gelişimlerinin yanında sosyal projelerde de yer alması taraftarıyız. Bu nedenle bu programda sporcular ve antrenörlerimiz ile bir aradayız. Bugün tanımadığımız birisinin kan ihtiyacı olabilir, yarın bizim de ihtiyacımız olabilir. Bu bağlamda kan bağışını düzenli yapmak durumundayız. Gençlik spor ailesi olarak, sporcularımızla beraber birbirimize candan bağlıyız" diye konuştu.</span></p>
<p>'EN ÇOK KAN KULLANAN 2'NCİ İL ANTALYA'</p>
<p>Türk Kızılayı Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Fatma Şalvarlı ise "Gençlik Spor Müdürlüğümüz ile birlikte 3 ayda bir yürüttümüz kan bağışı programında bugün birlikteyiz. Çok güzel bir sosyal sorumluluk projesini sporcularımız ile gerçekleştirmiş oluyoruz. Kan sürekli bir ihtiyaçtır. Biz Antalya olarak, en çok kan kullanan 2'nci iliz. Bu anlamda daha duyarlı olamamız gerekiyor. Kana ihtiyacı olan hastamız çok fazla. Düzenli ilaç gibi her gün kan alması gereken hastalarımız var. Onların hayatları sizin ayıracağınız 15 dakikanıza bağlı" diye konuştu.</p>
<p>Kan bağışında bulunan milli sporcu, muay thai dünya üçüncüsü Ethem Karatarla, "Düzenli kan bağışında bulunuyorum. Sporcular olarak, vatandaşlara örnek olmak için buradayız. 3 ayda bir kan veriyorum. 8 yıldır muay thai sporuyla uğraşıyorum" dedi. Boks ve muay thai sporcusu Bayram Mert, "Uzun zamandır bu sporlarla ilgileniyorum. Çeşitli derecelerim var. Tabii bu spor sonucunda sağlıklı bir bedenimiz oluyor. Başkalarına kan bağışında bulunduğum için çok çok memnunum" ifadelerini kullandı.</p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_678620b1c9840.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 14 Jan 2025 11:33:23 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Soğuk kış günlerinde içinizi ısıtacak besinler!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/soguk-kis-gunlerinde-icinizi-isitacak-besinler</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/soguk-kis-gunlerinde-icinizi-isitacak-besinler</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="detail-spot">Vücut ısısının düşmesi, hastalıklara yakalanma riskini artırırken, bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesine neden olabilir. Ancak doğru besinlerle vücut ısınızı yükseltebilir ve bağışıklığınızı güçlendirebilirsiniz.</h2>
<p>Kış aylarında soğuk hava, bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve hastalıklara yakalanma riskini artırabilir. İşte kış aylarında sağlığınızı destekleyecek bazı besinler...</p>
<p><strong>Zencefil</strong><br>Zencefil, güçlü anti-inflamatuar ve antioksidan özellikleriyle bilinir. Vücut ısısını artırarak, soğuk algınlıkları ve grip gibi hastalıklara karşı koruma sağlar. Zencefil çayı, kış aylarında tercih edebileceğiniz sağlıklı içeceklerden biridir.</p>
<p><strong>Bal</strong><br>Bal, doğal bir antibakteriyel kaynağıdır ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur. Boğaz ağrılarına iyi gelir ve soğuk algınlıklarıyla savaşmada etkili olabilir. Bal, aynı zamanda vücut ısısını artırmada da yardımcıdır.</p>
<p><strong>Sıcak Çorbalar</strong><br>Sebze çorbaları, tavuk suyu çorbaları ve baharatlı çorbalar, kışın vücut ısınızı artırmanın en lezzetli yollarından biridir. Sıcak çorbalar, hem bağışıklığı güçlendirir hem de vücuda enerji sağlar.</p>
<p><strong>Tarçın</strong><br>Tarçın, sıcak içeceklerde ve tatlılarda kullanılarak bağışıklık sistemini destekler. Ayrıca, vücut ısısını artırıcı etkisi vardır. Tarçınlı süt, kışın sıcak kalmanıza yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Kırmızı Biber</strong><br>Kırmızı biber, içinde bulunan yüksek miktarda C vitamini ile bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücut ısısını artırarak soğuk algınlıkları ile mücadeleye yardımcı olur.</p>
<p><strong>Yumurta</strong><br>Yumurta, protein açısından zengin olup vücutta doku onarımı sağlar. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendiren vitamin ve mineraller içerir.</p>
<p><strong>Sıcak İçecekler</strong><br>Kışın sıcak içecekler, vücut ısısını artırmanın yanı sıra bağışıklığı da destekler. Zencefil, limon ve bal karışımından yapılan sıcak içecekler, soğuk algınlığına karşı etkili bir çözüm olabilir.</p>
<p><strong>Yağlı Balıklar</strong><br>Somon, sardalya gibi yağlı balıklar, Omega-3 yağ asitleri ve D vitamini açısından zengindir. Bu besinler, bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklarla savaşmada yardımcı olur.</p>
<p><strong>Limon</strong><br>Limon, C vitamini açısından zengin olup bağışıklık sistemini güçlendirir. Limonlu su veya sıcak limonlu içecekler, vücut ısınızı artırarak soğuk algınlıklarına karşı korunmanıza yardımcı olur.</p>
<p><strong>Kış aylarında bu besinleri düzenli olarak tüketerek bağışıklığınızı güçlendirebilir, hastalıklara karşı daha dirençli hale gelebilirsiniz. Ayrıca, yeterli uyku, stres yönetimi ve düzenli egzersiz de bağışıklık sisteminizin güçlenmesine yardımcı olur.</strong></p>
<p><img src="https://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x_6785f9453780f.jpg" alt=""></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_6785f8d27e224.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Tue, 14 Jan 2025 08:42:39 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kalpte aritmiye neden olan 8 risk faktörü</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kalpte-aritmiye-neden-olan-8-risk-faktoeru</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kalpte-aritmiye-neden-olan-8-risk-faktoeru</guid>
        <description><![CDATA[ <p><span>Kardiyoloji Uz. Dr. Nuri Cömert, aritmiye neden olan risk faktörlerinden bahsetti. Cömert, “Koşarken, merdiven çıkarken, heyecanlandığımızda ya da duygusal stres altındayken kalp atışımızdaki hızlanmayı normal bir şekilde fark ederiz. Ancak kişi hiçbir neden yokken kalp atışlarında bir farklılık hissediyorsa, bu durum kalpte ritim bozukluğu olduğu anlamına gelebilir” dedi.</span><br><span>Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Nuri Cömert, aritmiler ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Aritmiler genel olarak düzensiz veya farklı kalp atımları olarak tanımlanır ve genel olarak normal kalp atımını sağlayan elektrik ileti sistemi bozukluklarında meydana geldiğini belirten Cömert, “Kalp çok hızlı veya çok yavaş atabilir veya kalp atışları düzensiz olabilir. Aritmi farklı atım, hızlı atım, yavaş atım şeklinde hissedilebilir. Genellikle aritmilerin birçoğu zararsızdır ancak bazıları yaşamı tehdit eden durumlara neden olabilir. Bu nedenle kalp atışlarında yaşam tarzını etkileyen farklılıklar olduğunu düşünenlerin zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmaları önemlidir” dedi.</span><br><br><span>“Stres aritmiye neden olabilir”</span><br><span>Stresin aritmiye neden olan etkenlerden biri olduğuna işaret eden Cömert, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sağlıklı erişkinlerde kalp dakikada 60-100 kez atar ve bu vuruşlar belirli bir düzen içinde gerçekleşir. Kişinin normalde kendi kalp vuruşlarını rahatsız edici bir şekilde hissetmesine “aritmi” denir. Örneğin koşarken, merdiven çıkarken, heyecanlandığımızda ya da duygusal stres altındayken kalp atışımızdaki hızlanmayı normal bir şekilde fark ederiz. Ancak kişi hiçbir neden yokken kalp atışlarında bir farklılık hissediyorsa, bu durum kalpte ritim bozukluğu olduğu anlamına gelebilir.”</span><br><br><span>"Aritmiye neden olan faktörler"</span><br><span>Uz. Dr. Cömert, koroner arter hastalığı, kalp kapak hastalıkları, geçirilmiş kalp damar veya kapak operasyonları sonrası, yüksek tansiyon, doğumsal kalp hastalıkları(kalp delikleri, kapak problemleri), tiroid bezi hastalıkları, obstrüktif uyku apnesi, böbrek fonksiyon bozukluğu (Elektrolit dengesizliği), bazı ilaçlar ve takviyeler, kafein, nikotin veya uyuşturucu benzeri madde tüketimini aritmiye neden olan faktörler olarak sıraladı.</span><br><br><span>“Aritmiye neden olan uygunsuz uyarı odakları “radyofrekans ablasyonu” uygulanarak yok edilebilir” diyen Cömert, şöyle devam etti:</span><br><span>“Kalpteki yavaşlamalar ileti sisteminde blok göstergesi olabilir ve bunun tedavisi bloğun seviyesine bağlı olarak çoğu kez ilaç tedavisi ve takip ile tedavi edilirken, ileri derecede kalp bloklarında kalıcı kalp pili tedavisi uygulanabilir. Kalp ritminin normal olmayan bir şekilde aniden hızlanması ve kişide bayıla yazma olması durumunda aritmiye neden olan uygunsuz uyarı odakları “radyofrekans ablasyonu” uygulanarak yok edilebilir. Aritmiler kimi zaman herhangi bir belirtiye neden olmayabilir. Düzensiz kalp atışları başka bir nedenler muayeneye giden kişilerde tesadüfen de tespit edilebilir:”</span><br><span>Aritminin belirtilerinden bahseden Cömert, “Farklı atım hissi, hızlı kalp atışı (Taşikardi), yavaş kalp atışı (Bradikardi), göğüs ağrısı, nefes darlığı olabilir. Ayrıca, kaygı, aşırı yorgun hissetme, baş dönmesi veya sersemlik hissi, terleme, bayılma ve bayılayazma belirtileri de eşlik edebilir.</span><br><span>Kişi kalbinde bu tür değişiklikler hissettiği anda hemen en yakın sağlık kuruluşuna giderek kalp elektrosu (EKG) çektirmelidir. Bu sayede çarpıntı anında çekilen EKG ile aritminin türü belirlenebilir ve en uygun tedavi yöntemi seçilebilir. Ancak çarpıntı sırasında EKG çekilemediyse, belirli bir zaman dilimindeki kalp ritmini kaydeden ritim holter tetkiki ile aritmi araştırması yapılır” ifadelerine yer vardı.</span><br><span>Cömert, astım ve soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan bazı ilaçların, aşırı çay, kahve tüketimi ve stresin aritmiye yatkınlığı olan bireylerde tetikleyici etki gösterebileceğine de işaret ederek, “Ailesinde ani ölüm öyküsü olan kişilerde aritmi açısından taramaya girmelidirler. İleri dönem kalp yetmezliği ve kalp damar hastalıkları ile birlikte seyreden aritmiler daha ciddi sonuçlara yol açabilir” diye konuştu.</span><br><br><span>“Aritmiden farklı tedavi seçenekleriyle kurtulabilirsiniz”</span><br><span>Cömert son olarak aritmi tedavisi hakkında, “Ritim probleminin ciddiyetine göre ilaç tedavisi, kalp pili takılması veya ablasyon yapılması gibi tedavi yöntemlerini içerir. Tedavinin hedefi yaşam kalitesini artırmak, hayati riskleri ortadan kaldırmaktır. Kalp sağlığına uygun bir yaşam tarzı, diyet ve düzenli yürüyüşler aritmileri tetikleyebilen sebepleri önlemede faydalı olabilir. İlaç tedavisi ile başarılı olunamayan ve genelde kalp kulakçık ve karıncıklarından kaynaklanabilen aritmiler de “radyo frekans yöntemiyle, aritmiye neden olan odak dondurularak veya yakılarak yok edilebilir. Bu yöntemin başarı oranı ritim probleminin türüne göre yüzde 70’den yüzde 99’lara kadar değişmektedir. Özetle, doğru ve bütünleyici bir yaklaşımla aritmiler tespit edilerek tedavileri başarı ile yapılabilmektedir” açıklamasında bulundu.</span></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_6784c758cf2cc.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 13 Jan 2025 10:57:31 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Kalp hastalıkları en fazla bu kişilerde görülüyor!</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/kalp-hastaliklari-en-fazla-bu-kisilerde-goeruluyor</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/kalp-hastaliklari-en-fazla-bu-kisilerde-goeruluyor</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">Kalp hastalıkları tüm dünyada ölüm nedenleri arasında da ilk sıralarda yer alıyor. Ancak sanılanın aksine bazı sağlık sorunları, fizyolojik ve çevresel faktörlerin etkisi ile kadınlar ve erkeklerde farklı şekillerde seyredebiliyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Araştırmalar, kalp hastalıklarının kadınlarda erkeklere göre daha tehlikeli olabildiğini gösteriyor. Bunun temel nedenleri arasında biyolojik farklılıklar, geç tanı, yanlış teşhis, hormonal etkiler ve toplumda kalp hastalıklarıyla ilgili yaygın yanılgılar yer alıyor.</p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ercan Türk, kadınların kalp sağlığı konusunda bilinçli olmalarının uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürmelerine yardımcı olacağını belirterek bilgiler verdi ve şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p><strong>Belirtiler kadınlarda değişebiliyor</strong></p>
<p>Kalp hastalıkları denildiğinde genellikle göğüs ağrısı ve sol kola yayılan ağrı gibi klasik belirtiler akla gelir. Ancak kadınlarda yakınmalar daha farklı ve belirsiz olabilir. Bu durum, hastalığın erken teşhis edilmesini zorlaştırır. Kadınlarda görülen yaygın belirtiler, yorgunluk ve halsizlik, nefes darlığı, mide bulantısı ve kusma, sırt, çene veya boyunda ağrı ve hazımsızlık veya midede yanma hissi şeklindedir. Bu belirtiler genellikle stres, menopoz veya sindirim problemleri ile karıştırıldığı için kadınlar doktora başvurmakta geç kalabilir. Bu da hastalığın ilerlemesine neden olur.</p>
</div>
<p><strong>Kalp krizi daha ölümcül olabiliyor</strong></p>
<p>Araştırmalar, kalp krizi geçiren kadınların, erkeklere göre hayatta kalma oranlarının daha düşük olduğunu göstermektedir. Bunun birkaç önemli nedeni vardır. Kadınlarda daha küçük damarlar bulunur, bu da tıkanıklıkların daha yaygın olmasına neden olabilir. Bir diğer neden olarak hastaneye geç başvurma oranı kadınlarda daha yüksektir; kadınlar belirtileri hafife aldığı veya farklı nedenlere bağladığı için tıbbi yardım almakta gecikebiliyorlar.</p>
<p><strong>Hormonlar ve menopoz etkiliyor</strong></p>
<p>Östrojen hormonu, kadınlarda kalp sağlığını koruyan önemli bir hormondur. Östrojen, damarları genişleterek kan akışını düzenler ve kötü kolesterol seviyelerini düşük tutar. Ancak menopozla birlikte östrojen seviyeleri düşer ve bu durum kalp hastalıkları riskini artırır.</p>
<p><strong>Diyabet tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Diyabet hastası kadınlar, kalp hastalıkları açısından erkeklere göre daha büyük bir risk altındadır. Çünkü diyabet, kadınlarda damarlara daha fazla zarar verebilir. Ayrıca diyabetli kadınlarda yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi ek risk faktörleri de daha yaygındır.</p>
<p><strong>Stres ve depresyon tehlike oluşturuyor</strong></p>
<p>Stres ve depresyon, kadınlarda kalp hastalıkları riskini artıran önemli psikolojik faktörlerdir. Kadınlar, erkeklere kıyasla stres ve depresyona daha yatkındırlar ve bu durumun kalp sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bulunur. Kronik stres, yüksek tansiyon ve damar sertliği riskini artırır. Ayrıca depresyon, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmeyi zorlaştırabilir. Kadınlar, depresyon nedeniyle egzersiz yapmayı bırakabilir veya sağlıksız beslenme alışkanlıkları ile sigara tüketimine yönelebilir."</p>
<p>Türk, kadınların kalp sağlıklarını korumak için yapması gerekenleri ise şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>"Düzenli sağlık kontrolleri: Yılda en az bir kez tansiyon, kolesterol ve kan şekeri seviyelerinizi kontrol ettirin.</strong></p>
<p><strong>Sağlıklı beslenme: Akdeniz diyeti gibi kalp dostu beslenme alışkanlıklarını benimseyin.</strong></p>
<p><strong>Düzenli egzersiz: Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş veya aerobik egzersizi yapın.</strong></p>
<p><strong>Sigara ve alkolden kaçınma: Sigara tüketimini bırakın.</strong></p>
<p><strong>Stresi yönetme: Meditasyon, yoga veya nefes egzersizleri gibi stres azaltıcı yöntemler öğrenin</strong></p>
<p><strong>Menopoz sonrası takip: Menopoz döneminde, doktorunuzla kalp sağlığını korumaya yönelik stratejiler belirleyin."</strong></p>
<p></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_67849a2c2304e.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Mon, 13 Jan 2025 07:45:39 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    <item>
        <title>Uzmanı uyardı: &amp;quot;Fazla alınan D vitamini zehirlenmeye yol açabilir&amp;quot;.</title>
        <link>https://orangemedya.com.tr/uzmani-uyardi-fazla-alinan-d-vitamini-zehirlenmeye-yol-acabilir</link>
        <guid>https://orangemedya.com.tr/uzmani-uyardi-fazla-alinan-d-vitamini-zehirlenmeye-yol-acabilir</guid>
        <description><![CDATA[ <h2 class="wpe_desc">D vitamini eksikliği, kemik sağlığından bağışıklık sistemine kadar pek çok önemli fonksiyonu olumsuz etkileyebilir. Ancak, D vitamini düzeyinin aşırı yüksek olması da zehirlenmelere yol açabileceği için, tedavi sürecinin uzman denetiminde yapılması önem taşıyor.</h2>
<div class="textFrame wpe_content">
<p>Uzmanlar, D vitamini eksikliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, bu durumun doktor kontrolünde tedavi edilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
</div>
<p><span>Fiziksel Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hülya Yüksel,</span><strong><span> </span>"D vitamini yağda çözünen kemik ve diş sağlığı için önemli olan bir vitamindir. Aynı zamanda steroid yapıda olan bir pro hormondur. D vitamini kemik mineralizasyonunda, kas kitlesinin artımında ve ruhsal, psikolojik sağlığın sağlanmasında önemli bir vitamindir. D vitamini eksikliği sık gördüğümüz bir durum. D vitamini eksikliğinde kişilerde çabuk yorulma, kas-eklem hastalıkları, ruhsal bozuklukların olması, depresyon, yine kalp hastalıklarının artışı ve bazı kanser türlerinde artış görebiliyoruz. D vitamini eksikliği olan kişiler bize genellikle yorgunluk, halsizlik, saç dökülmesi, kas-eklem ağrıları şikâyetleriyle başvurabiliyorlar. D vitamini eksikliği yaşlılarda kas kitlesinin kaybına bağlı olarak düşmeyle sonuçlanabiliyor. O yüzden D vitamini düzeyini ölçüp ona göre tedavi vermemiz uygun oluyor. D vitamini düzenli aralıklarla ölçüm yapılması ve eksikliğinde tedavi verilmesi gereken bir durum. D vitamini düzeyini kanda 25 hidroksi vitamin D şeklinde ölçebiliyoruz. Nanogram bölü mililitre cinsinden hesaplıyoruz. 50 ila 70 nanogram bölümü nanogram bölü litre cinsinden baktığımızda D vitamininin optimal düzeyi 50 ile 70 olarak değerlendiriliyor"</strong><span> dedi.</span></p>
<p><strong>"Yüksek D vitamini zehirlenmeye yol açabilir"</strong></p>
<p>Yüksel, 100 - 150 ng/mL düzeyinde olan D vitamininin zehirlenmeye sebep olabileceğini söyleyerek,<span> </span><strong>"100 - 150 ng/mL D vitamini, hiper vitamin özü dediğimiz D vitamini zehirlenmesine yol açan düzey. O yüzden mutlaka doktor kontrolünde D vitamini kullanılması öneriliyor. D vitamini eksikliği güneş maruziyeti az olanlarda, cilt melanin seviyesinin yüksek olduğu koyu renk tene sahip olan bireylerde, yaşlılarda ve sağlık problemi olan, kronik hastalıkları olan kişilerde böbrek rahatsızlığı ve karaciğer rahatsızlığı olan kişilerde D vitamini eksikliğini daha sık görmekteyiz. Günlük idame D vitamini tedavisi kişiden kişiye değişir. Çocuklarda bu oran daha yüksekken, yaşla beraber günlük 600-800 internasyonel (IU) ünite olarak ihtiyacımız bulunmakta. Yine D vitamini eksikliğinin tedavisini mutlaka uzman kontrolünde yaptırmanızı öneriyoruz. D vitamini eğer 20 nanogram bölü litrenin altında ise D vitamini eksikliği koyuyoruz. 12 buçuk miligramın altında ise şiddetli D vitamini eksikliği tanısı koyuyoruz. D vitamini eksikliği olan bireylere haftalık 50 bin internasyonel (IU) ünite D vitamini yükleme tedavisini 8 hafta boyunca yapıyoruz. Haftalık 50 bin ünite. Daha sonra idame doza geçiyoruz"<span> </span></strong>ifadelerini kullandı.</p>
<p>D vitamininin yüzde 90 oranında ciltte ultraviyole ışınlar aracılığıyla sentezlendiğini söyleyen Yüksel,<strong><span> </span>"D vitamini hakkında sıkça sorulan sorulardan biri de D vitaminini ne zaman almalıyım? D vitaminini kahvaltıdan sonra almanız öneriliyor. Tok karnına öneriliyor. Yine D vitaminini hangi besinlerle tüketilebileceği de sık sorulan sorulardan. Biliyorsunuz D vitamini yüzde 90 oranında ciltte ultraviyole ışınları aracılığıyla sentezlenir. Yüzde 10 oranında da gıdalarla alınabilmektedir. Kış mevsimlerinde güneşte kalma zamanımızın azalması, güneşe bağlı olarak sentezinin D vitamini azalması nedeniyle gıdalarla da yüzde 10'luk kısmın alınması D vitamini eksikliğine yol açabiliyor. Yeteri D vitamini sentezi için 15-20 dakika güneşlenmek yeterlidir. Güneş kremi kullanılmamalıdır. Gıdalarda yüzde 10'u somon balığında, uskumru balığında bulunuyor. Aynı zamanda yumurta sarısı, yeşil sebzeler ve yeşillikler de D vitamininden zengin ürünlerdendir. Yine süt ürünleri de D vitamininden zengin ürünlerdendir. Bunlar yüzde 10 oranında alınıyor. Biz kış mevsiminde genellikle yüzde 90'lık güneşten sentezlenmeyi sağlayamadığımız kişilerde D vitamini kontrol düzeyine göre D vitamini takviyesini dışarıdan yapıyoruz"<span> </span></strong>dedi.</p>
<p><span><a class="backLink" href="https://www.ahaber.com.tr/saglik/2025/01/11/uzmani-uyardi-fazla-alinan-d-vitamini-zehirlenmeye-yol-acabilir">.</a></span></p>
<p><img src="https://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x_67839292685fd.jpg" alt=""></p> ]]></description>
        <enclosure url="http://orangemedya.com.tr/uploads/images/202501/image_870x580_6783926232a13.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
        <pubDate>Sun, 12 Jan 2025 12:59:58 +0300</pubDate>
        <dc:creator>orangeeditor</dc:creator>
        <media:keywords></media:keywords>
    </item>
    </channel>
</rss>