ZAMANI VE MEKÂNI AŞAN BİR DİRENİŞ: "HAVADA YÜZMEK" SEYİRCİYLE BULUŞUYOR!

ZAMANI VE MEKÂNI AŞAN BİR DİRENİŞ: "HAVADA YÜZMEK" SEYİRCİYLE BULUŞUYOR!

Mayıs 20, 2026 - 20:46
 0
ZAMANI VE MEKÂNI AŞAN BİR DİRENİŞ: "HAVADA YÜZMEK" SEYİRCİYLE BULUŞUYOR!

Antalya Devlet Tiyatrosu’nun büyük beğeni toplayan sarsıcı yapımı "Havada Yüzmek", 21, 22 ve 23 Mayıs tarihlerinde Haşim İşcan Kültür Merkezi DT Sahnesi’nde tiyatroseverleri derin bir psikolojik hesaplaşmaya davet ediyor.

İngiliz yazar Charlotte Jones’un gerçek bir yaşam hikâyesinden yola çıkarak kaleme aldığı, Seçil Honeywill’in duru bir dille Türkçeleştirdiği ve ödüllü yönetmen Yunus Emre Bozdoğan’ın rejisörlüğünü üstlendiği oyun; erkek egemen toplumun "ahlak dışı" ilan ederek akıl hastanesine hapsettiği iki kadının elli yıllık sıra dışı dostluğunu ve varoluş mücadelesini sahneye taşıyor.

Delilik mi, Toplumsal Bir Kategori mi? – Derin Psikolojik Analiz

"Havada Yüzmek", seyirciye sadece bir hapsedilme hikâyesi sunmuyor; insan psikolojisinin en uç sınırlarında gezen bir "psikodrama" ve "hayatta kalma mekanizması" analizi sunuyor.

Hikâyenin kahramanlarından Dora, kadın rollerini reddedip erkek gibi giyinmek istediği için; Persephone ise evlilik dışı bir çocuk dünyaya getirdiği için henüz 20’li yaşlarındayken sistem tarafından "suçlu akıl hastası" olarak etiketlenir. Oyun, şu can alıcı psikolojik soruyu sorar: "Çılgınlık somut bir gerçeklik mi, yoksa toplumun kendi sınırları dışına taşan ötekileri ehlileştirmek için uydurduğu bir kategori mi?"

Karşı karşıya kaldıkları korkunç hiçlik, yalnızlık ve terk edilmişlik duygusuyla baş edebilmek için iki kadın, zihinlerinde bambaşka bir savunma mekanizması geliştirir. Kendilerine "Dorph" ve "Porph" adlarını takarak fantezilerini düzenli olarak canlandırmaya başlarlar. Bu oyunlar, onların delirmesini engelleyen, zihinlerini özgür kılan psikolojik birer sığınaktır.

1920’lerden 1970’lere uzanan yarım asırlık süreçte, dış dünya tarafından tamamen unutulurlar. Zaman doğrusal akmayı bıraktığında, zihinleri geçmiş ile gelecek arasında gidip gelirken, onlar hapsedildikleri parmaklıkların ötesine geçerek adeta "havada yüzmeyi" öğrenirler.

Sahne Üstünde Devleşen İki İsim: Demet Benli ve Filiz Uysal Güç
Oyunun bu denli sarsıcı ve dinamik kalmasının en büyük payı, şüphesiz Antalya Devlet Tiyatrosu’nun tecrübeli oyuncuları Demet Benli ve Filiz Uysal Güç’e ait.
Dora karakterine hayat veren Demet Benli, toplumsal normlara meydan okuyan erkeksi tavırları, öfkeyi ve haksızlığa karşı dinmeyen o isyanı muhteşem bir beden diliyle sahneye koyuyor. Persephone’yi canlandıran Filiz Uysal Güç ise kırılgan, naif ama bir o kadar da dirençli bir kadının elli yıllık dönüşümünü ve uğradığı ihanetin yarattığı psikolojik travmayı büyüleyici bir diksiyon ve duygu geçişiyle izleyiciye aktarıyor. İki oyuncunun sahnede yakaladığı muazzam uyum ve yüksek enerji, 90 dakikalık tek perdelik performans boyunca seyircinin nefesini kesiyor ve salondaki herkesi bu klostrofobik dünyaya ortak ediyor.
 

Yaratıcı Kadronun Gözünden "Havada Yüzmek"
Yazar Charlotte Jones: "Tarihin Kıyıya Vuran Gerçekleri"
İlk oyunu "Havada Yüzmek" ile büyük çıkış yapan yazar, zamanı geriye ve ileriye doğru bükerek kadınların maruz kaldığı bu kurumsal şiddeti, dram ve mizahı ustalıkla harmanlayarak anlatıyor. Jones, 20. yüzyılın büyük bölümünde "farklı" bir kadın olmanın ne denli tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor.
Dramaturg Canan Kırımsoy: "Son Bakışta Kaçmak"
"Geçmişte bağımsız bir düşünce göstermek, özellikle kadın olarak doğmuşsanız büyük sorunlara yol açabiliyordu. Bu oyun, ne tam anlamıyla akıl hastanesine ne de hapishaneye konulan, adeta bir gözetim evinde elli yıl boyunca nedenini bilmeden tutulan iki kadının hayatta kalma ve dostluk başarısıdır."
Rejisör Yunus Emre Bozdoğan: "Ben Bir Kadınım!"
Yönetmen Yunus Emre Bozdoğan, oyuna dair vizyonunu yüzyıllardır susturulan tüm kadınların sesiyle birleştiriyor:
"Yüksek sesle gülme! Karşı koyma! Sus ve kabullen! Yüzyıllarca bu baskılarla büyütüldük. Ortaçağda cadılıkla suçlanıp yakılan, derin sularda boğulan kadınların yanıyım ben. Bu oyun; geçmişte hapse, manastıra, akıl hastanesine tıkılıp sessizce ölüme terk edilmiş tüm isimsiz kahraman kadınların toplamıdır. Ve biz direnmeye, ayakta kalmaya devam edeceğiz."
"Havada Yüzmek", 21 ve 22 Mayıs 2026 tarihlerinde saat 20.00'de, 23 Mayıs 2026 tarihinde ise saat 15.00 ve 20.00 seanslarıyla Haşim İşcan Kültür Merkezi DT Sahnesi'nde izleyiciyle buluşacaktır.

 

Yazar – Haber: Yasin AYTAN

Fotoğraf: Güven Burak ÖZDEN

Editör: HAKAN ÇİÇEK

Tepkiniz ne oldu?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow